Levent Buda Yazio: Koyver Git
90’ların sonuydu sanırım, ilk o zaman tanıştım…Acil servis hekimi olarak çalışıyordum ve her çalışma gününde bolca kanama ile karşılaşıyordum…Es kaza bir yerde hızlı tarama testleri ile kan yoluyla bulaşan hastalıklar için test yaptırmıştım…Bir test şüpheli pozitif çıktı…Yahu yaşadığım neydi öyle, çok net hatırlıyorum…Çok karmaşık kaygılardan kaynaklanan endişeli düşüncelerle dolu bir gece geçirmiştim…Ertesi gün serum antikor düzeylerim Hepatit C için şüpheye gerek olmaksızın negatif çıkınca, rahatladım…16 Kasım Pazartesi günü tekrar bir benzerini yaşadım…
Uğur Batı Yazio: Sürü Psikolojisi Nasıl Çalışır?
1841’de basılan Extraordinary Popular Delusions and Madness of Crowds (Olağanüstü Kitlesel Yanılgılar Ve Kalabalıkların Çılgınlığı) kitabının yazarı Charles Mackay şöyle diyor: “İnsanlar, hep söylenildiği gibi sürü halinde düşünür, sürü halinde çıldırırlar, ancak akıllanmaları tek tek ve yavaş yavaş olur!”Aslında konuyu Mackay’in sözleri çok net özetliyor ama biz biraz kurcalayacağız. Bir gün Necip Fazıl Kısakürek’e çıkardığı mecmuanın kötülüğünü ifade kabilinden bir soru sormuşlar: “Herkes diğer mecmuaları (dergileri) alıyor, sizin çıkardığınız mecmuada bir sorun mu var ki satılmıyor?” Kısakürek çıkardığı derginin kalitesine o kadar emin ki, sürünün ne yaptığını umursamamış bile. Yapıştırmış cevabı. Tokat gibi: “Milyonların gittiği tuvalet kutsal olamaz.”
Balon Balığının Zehri Kansere Umut Olabilir: Gramı 1 Milyon Eurodan Satılıyor
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özoğul, balon balıklarında bulunan tetrodotoksin (TTX) zehrinin 1 gramının 1 milyon eurodan daha fazla olduğunu ve bu zehrin mikroorganizmalar tarafından üretilmesi için çalışmalara başlanıldığını kaydetti. Prof. Dr. Özoğul, 'Balon balığında bulunan TTX zehri, yurt dışında ileri seviyedeki kanser hastalarının ağrılarının dindirilmesinde kullanılıyor' dedi.
Özge Selçuk Bozkurt Yazio: Jenerasyonlarda Hayat ve Karantina
Kendi çocukluğunuzu bir düşünün... Ya o zaman covid olsaydı? Hadi gelin jenerasyonlara göre bu yaşadığımız karantina süreci, o günlerde aileyi, yapısını ve çocuk gelişimimi nasıl etkilerdi bir düşünelim. Hatta bu dönemlerin özelliklerini isterseniz hep birlikte “Mutlu Aile Saati Sohbetleri“ yapacağınız bir saatte konuşun. Çocuklarda farkındalık için çok da güzel bir konu. Hazırsanız başlayalım. Şimdi gözünüzde canlandırın:
Şeyda Betül Kılıç Yazio: Biz İyi Hissetmezken Bizde Neler Oluyor?
Kendimizi iyi hissetmediğimiz, acı çektiğimiz zamanlar çoğaldıkça zihnimiz gezintiye çıkar. Tüm dikkatimiz geçmişin çözümsüzlüğü veya geleceğin tasarımsal korkunçluğundadır. Böylece şimdiki zaman terk edilen, ihmal gören olur. Anı yaşamak dediğimiz beceriden giderek uzaklaşırız. Temcit pilavı gibi sürekli ısıtılan, kesik, bozulmuş ama etkili anı parçalarıyla uğraşmak bir seçim midir, konuşalım mı?
Bora Farsak Yazio: Herbokologlar
İnternete herbokolog diye girdiğinizde: Her şey hakkında yarı özgün fikirleri ve konuşabilme gücü olan, bir nevi içlerinde bitmek tükenmek bilmez, her şeyi bilen olmak isteyen ya da kendini her şeyi bilen olarak lanse eden kişiler herbokolog olarak adlandırıldıklarını görüyorsunuz.Bizim camiada da bunlar giderek artmaya başladı; sosyal medyanın, televizyonun gücü ön plana çıktıkça ünlü olmak isteyen, kendini ön plana çıkarmak isteyen bir şekilde kendilerinin ve işletmelerinin reklamını yapmak isteyenler bu mecralara taşınırken diğer taraftan da reyting kaygısı ve maddi kaygı içerisinde olan sabah programları da bu insanları koşulsuz davet eder, hatta düzenli davet eder hale geldiler.
Gökçen Erdoğan Yazio: Dil Her Şeydir
İspanyol meslektaşlarımdan biriyle 2021 için bir projeyi konuşurken bana, üzerine düşüneceğim bir şey söyledi: “Siz Türkler sosyal medyayı çok güzel ve efektif kullanıyorsunuz.” Bizim memlekette analar evlatlarının kafasına vuruyor genelde bu sosyal medya batağına düştükleri gerekçesiyle ama demek ki dışarıdan başka türlü görünüyor. Yıkılan yuvaların, anlamsız şöhretlerin, spekülasyonların, dijital şiddetin kaynağı olarak görenlerin epey fazla olduğu bir durumda, dilimizi bilmeyen ve çoğu şeyi anlamak için Google Translate’den destek alan bir İspanyol hekim, çok sosyal ve zeki bir İspanyol arkadaşımın bu yargısının neden ve nasıl oluştuğunu merak ettim. Doğrusu tüm olumsuz yanlarına rağmen ben de onunla hemfikirim. Ama ben kendi düşüncelerimin nedenini biliyorum, onunkine açım. Sordum. Aldığım yanıtları, o sohbetin derinliğini size en samimi biçimde geçirebilmek amacıyla yazıyorum. “Bir doktor, mühendis ya da öğretmenin, mesleğine dair etkileşim içinde olduğunu çok gördüm ama sizdeki kadar değil. İnsanlar uzmanlarla gerçek bağlar kuruyor, soru-cevaba, yoruma dayalı ve güven bağınız kuvvetli. Ayrıca bir profil asla yalnızca mesleki biçimde kullanılır, özel yaşam için kullanılır gibi keskin ayrımlarınız yok. Ülkenin siyasileri de en alt sosyal sınıflar da sosyal medyayı ikisinin bir karışımı olarak kullanıyor. Ve senden yola çıkarak da söyleyebilirim ki sosyal yaşamı, dünyayı, yaşayışı, evreni anlamlandırmak, yorumlamak konusunda çok cesursunuz. Ve bu olumlu anlamda bir cesaret. Benim alanım bu değil demiyor, kendi görüşünüzü paylaşıyorsunuz. Ve çok hızlı etkileşim alıyorsunuz. Çünkü kitleniz de cesur.”
Bora Farsak Yazio: Hastanede Öcü Var
Hiç hasta olup hastaneye ya da doktora gitmekten korkacağımız aklımıza gelir miydi? Ya da aman gitmeyelim belki hastalanırız diyeceğimiz! Ama onu da gördük. Evet, talihli jenerasyon bizler olduk ve en son 100 yıl evvel görülen bir pandemi bize denk geldi. Aklımızın ucundan geçmeyen problemler, soru işaretleri, maalesef ki gündemimize oluşturdu.
Mehmet Ali Deniz Yazio: Egzersize Yeni Bakış
Bunca yıldır yapılan geleneksel egzersiz devri bitti. Geleneksel derken hepinizin şimdiye kadar yaptığı bütün egzersizlerden bahsediyorum. Neden mi geleneksel? Çünkü bilimsel araştırmaların insanı anlamak konusunda hızla adımlar attığı bu çağda değişmeden devam eden her şey gelenekseldir. Spor diye yaptıklarınız ise hiç değişmedi.