Bir süredir kanser tedavisi gören ünlü sanatçı Hüner Coşkuner dün hayatını kaybetti. Kemik iliği kanseri olan Hüner Coşkuner'in ölümü hayranlarını üzerken sanatçının hastalığı ve belirtileri de oldukça araştırılıyor. Peki kemik iliği kanseri nedir? Kemik iliği kanseri belirtileri ve tedavisi nelerdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
İSTANBUL (AA) - Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, Türkiye'de uygulanan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı cinsinin hepatit aşısına benzerliği nedeniyle gebelik esnasında ya da emzirme döneminde güvenle kullanılabileceğini bildirdi. Prof. Dr. Buyru, yaptığı yazılı açıklamada, salgın sürecinde en çok merak edilen sorulardan birinin 'Hamileler ve emziren anneler aşı yaptırmalı mı, yaptırmamalı mı?' olduğunu aktardı. Başlangıçta aşının yan etkileri tam olarak bilinmediği için hamilelere ve emziren annelere önerilmediğini anımsatan Buyru,'30 Ocak'ta Pfizer BioNTech tarafından geliştirilen mRNA aşısının güncellenen kılavuzunda, aşının hamilelere ve emziren annelere de uygulanabileceği yer aldı.' bilgisini verdi.Aralık 2020 itibarıyla toplumsal bazda aşı yapılmaya başlandığını hatırlatan Buyru, Avrupa ülkeleri ve Türkiye'de daha sonra elde edilen bilgilerle gebelere de aşı yapılabileceği, bunun bebek ve anne açısından olumsuz bir sonucunun olmayacağına ilişkin yapılan çalışmalar arttıkça aşıya daha güvenle yaklaşır hale geldiklerini ifade etti. Prof. Dr. Buyru, Türkiye'de uygulanan inaktif aşılara değinerek, şöyle devam etti:'Biliyoruz ki Türkiye'de uygulanan aşının, aşı cinsi hepatit aşısına benzerliği nedeniyle gebelik esnasında ya da emzirme döneminde de güvenle kullanılabilir. mRNA aşılarıyla ilgili bilinenler daha azdı. Bu aşılar bilindiği üzere teknolojik olarak yeni ve ilk kez uygulandı. mRNA aşıları da gebelik sürecinde kullanılabilir. Çünkü hastalığın ölümcül ve ağır seyri hem bebek hem de anne açısından ciddi risklere neden olabiliyor. Hastalığın hangi gebede ağır, hangi gebede hafif seyredeceğini bilmediğimiz için aşıların önemi büyük.' 'Koronavirüs, anne ve bebek kaybına yol açan bir enfeksiyon'Buyru, özellikle personeli başta olmak üzere diyabet, tansiyon gibi sistemik hastalığı olan gebelerin aşılanmasının, hastalık risklerinden korunmak için daha ağır bastığını belirterek, risk altında olan hamilelerin aşılanması önerisinde bulundu. Kovid-19'un hamileler için büyük bir risk olduğuna dikkati çeken Buyru, 'Koronavirüs, hem anne hem bebek kaybına yol açan bir enfeksiyon. Önceki viral enfeksiyonların hiçbirine benzemiyor. Bulaşma, tedavi ve hastalığın nasıl seyredeceği konusunda hala bilinmezler çok fazla. Buna bugünkü mutasyonları da eklediğimizde gerçekten herkesin korkması gereken bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Hastalığın anneye ve bebeğe getireceği riskler göz önünde bulundurulunca aşı yaptırmak daha güvenli.' değerlendirmesini yaptı.'Gebe kalmayı planlayanlar ve tüp bebek tedavisi düşünenler öncesinde aşı yaptırmalı'Prof. Dr. Buyru, hamile kalmaya karar verenlerin öncesinde aşı yaptırmaları gerektiğini aktararak, şunları kaydetti:'Hamile kalmaya karar verip aşılama programına dahil olan ya da aşılama programına dahil olup gebe kalmayı planlayan çiftler var. Bunlarda da aslında ikinci doz aşıyı bekleyip yeterli bağışıklık oluştuktan sonra gebeliği planlamak ya da tüp bebek gibi bir tedavi yapılacaksa ve çift aşılama sürecindeyse en azından ikinci doz aşıyı bekleyip ondan sonra tedaviye başlamak daha uygun olur. Kılavuzlar baştan 2 ay kadar bir süre beklemeyi öneriyordu. Bugün biliyoruz ki ikinci doz aşıdan hemen birkaç gün sonra, bir hafta sonra yeterli antikor oluşumu gözleniyor. Antikor oluşumu kişinin çevresinin korunması açısından da önemli. İkinci doz aşı yapıldıktan sonra gebelik planlamalarında ya da tüp bebek tedavisi düşünüyorlarsa ikinci doz aşıdan sonra yaptırmalarında yarar var.'
Ünlü sanatçı Hüner Coşkuner, kanser tedavisi gördüğü hastanede vefat etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından doğrulanan Hüner Coşkener’in ölümü sonrası ünlü şarkıcı sosyal medyada gündem oldu. Peki, Hüner Coşkuner kimdir, kaç yaşındadır? İşte Hüner Coşkuner’in kariyeri ve hayatı…
ANKARA (AA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 'Kanser sevdiklerimizi elimizden almaya devam ediyor. Kanserle mücadelede erken tanı hayat kurtarır.' ifadelerini kullandı.Koca, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, mücadelelerinin merkezinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını olsa da tüm hastalıkların varlığını sürdürdüğüne işaret etti.Bakan Koca, 'Kanser sevdiklerimizi elimizden almaya devam ediyor. Kanserle mücadelede erken tanı hayat kurtarır.' uyarısında bulundu.
İSTANBUL (AA) - Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprüsü, 4 Şubat Dünya Kanser Günü'ne dikkati çekmek amacıyla mavi ve turuncu renkle aydınlatıldı. Her yıl 4 Şubat'ta kanser hastası bireylere dikkati çekmek amacıyla Dünya Kanser Günü kapsamında birçok farkındalık çalışması yapılıyor.Bu çerçevede, önemli günlerde renk ve ışık gösterileriyle aydınlatılan İstanbul'un simge noktalarından FSM Köprüsü, bu kez de Dünya Kanser Günü için renklendirildi.Turuncu ve mavi renkte aydınlatılan FSM Köprüsü, Beykoz'dan görüntülendi.
2015 Yılında vizyona giren Agorafobi filmi bu akşam Kanal D ekranlarında izleyiciler ile buluşacak. Psikolojik suç ve gerilim türündeki film de birbirinden ünlü oyuncular yer alırken filmin adından yola çıkan izleyiciler agorafobi hastalığının ne olduğunu araştırmalara başladı. Peki agorafobi filmi konusu nedir? Agorafobi hastalığı nedir ve belirtileri nelerdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Dünya Kanser Günü'nde Asla Durma ile çok özel bir konuğumuz var. 💪🏻 'Meme kanseri beni durdurmadı. Koştum, koşuyorum' diyen ve kanseri mobilite ile yenen Müge Daştan'ın hikayesinden siz de ilham alın!
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde ailesinin kayıp başvurusunda bulunduğu Hacettepe Tıp Fakültesi 4'üncü sınıf öğrencisi Kaan Şimşek'in cansız bedeni ormanlık alanda bulundu.
ÇANAKKALE (AA) - Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde ailesinin kayıp başvurusunda bulunmasının ardından arama çalışması başlatılan üniversite öğrencisi gencin cansız bedenine ulaşıldı. İlçeye bağlı Kocaköy köyünde ailesiyle yaşayan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisi Kaan Şimşek (23), dün akşam sitenin bahçesindeki sahada basketbol oynamak üzere çıktı. Akşam eve dönmeyen çocuklarının durumundan şüphelenen baba Mükremin ile anne Nadire Şimşek, jandarmaya kayıp başvurusunda bulundu.Bunun üzerine Kaan Şimşek'in en son görüldüğü bölgede, jandarma, AFAD, UMKE ve AKUT ekiplerince çalışma başlatıldı.Kayıp gencin babası Mükremin Şimşek, gazetecilere açıklamasında, oğlunun her gün sitelerinin bahçesindeki basketbol sahasında top oynadığını, bazı günler de doğa yürüyüşleri yaptığını söylemişti. Şimşek, şunları anlatmıştı:'Pazartesi günü sınavı var, ona hazırlanıyordu. Evden uzaktan eğitimine devam ediyordu. Dün de biraz top oynadı. Daha sonra eve gelip yanına 2 poğaça, 1 şişe su ve 1 muz alıp annesine 'ben biraz yürümeye gidiyorum' diyor. Sonra akşam eve dönmedi. Beşiktaş maçı vardı, kesinlikle kaçırmazdı. Devre arası olunca eşime, 'bu işte bir terslik var' dedim. Kaan maçı kesinlikle kaçırmazdı. Ben çıkıp baktım sahanın ışıkları kapalı. Tüm siteye haber verip aradık, ardından jandarmaya bilgi verdik.'Şimşek, kaybolan oğullarının 4 çocuğundan en küçüğü olduğunu, bir çocuklarını ise 17 yaşında kanser nedeniyle kaybettiklerini sözlerine eklemişti. Cesedi ormanlık alanda bulunduKaan Şimşek'in cansız bedeni, arama kurtarma ekiplerince evinden iki kilometre uzaklıkta ormanlık alanda bulundu.Gencin cesedi, olay yerindeki ilk incelemenin ardından Ayvacık Devlet Hastanesi morguna gönderildi.Şimşek'in kesin ölüm nedeni, yapılacak otopsi sonucunda belirlenecek.
ÇANAKKALE (AA) - Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde ailesinin kayıp başvurusunda bulunduğu üniversite öğrencisi genç için arama çalışması başlatıldı.Alınan bilgiye göre, ilçeye bağlı Kocaköy köyünde ailesiyle yaşayan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisi Kaan Şimşek (23), dün akşam sitenin bahçesindeki sahada basketbol oynamak üzere çıktı. Akşam eve dönmeyen çocuklarının durumundan şüphelenen baba Mükremin ile anne Nadire Şimşek, jandarmaya kayıp başvurusunda bulundu.Bunun üzerine Kaan Şimşek'in en son görüldüğü bölgede, jandarma, AFAD, UMKE ve AKUT ekiplerince çalışma başlatıldı.Şimşek'in telefonun açık olduğu ancak aramalara cevap vermediği öğrenildi.Kayıp gencin babası Mükremin Şimşek, gazetecilere açıklamasında, oğlunun her gün sitelerinin bahçesindeki basketbol sahasında top oynadığını, bazı günler de doğa yürüyüşleri yaptığını söyledi. Şimşek, şunları anlattı:'Pazartesi günü sınavı var, ona hazırlanıyordu. Evden uzaktan eğitimine devam ediyordu. Dün de biraz top oynadı. Daha sonra eve gelip yanına 2 poğaça, 1 şişe su ve 1 muz alıp annesine 'ben biraz yürümeye gidiyorum' diyor. Sonra akşam eve dönmedi. Beşiktaş maçı vardı, kesinlikle kaçırmazdı. Devre arası olunca eşime, 'bu işte bir terslik var' dedim. Kaan maçı kesinlikle kaçırmazdı. Ben çıkıp baktım sahanın ışıkları kapalı. Tüm siteye haber verip aradık, ardından jandarmaya bilgi verdik.'Oğlunun gidebileceği tüm araziye baktıklarını anlatan Şimşek, 'Sabaha kadar ne taş dibi, ne kaya dibi, her yeri telefonun ışığıyla aradım. Telefonu açık, arıyoruz ancak cevap vermiyor. Benim oğlum kendi inisiyatifiyle kaybolacak, çekip gidecek ters bir çocuk değil. Onun iradesi dışında bir durum olduğunu tahmin ediyorum. Bir şey oldu ama ne oldu bilemiyorum. Herkesten dua bekliyorum. Ne olur Kaan için dua edin.' ifadelerini kullandı.Şimşek, kaybolan oğullarının 4 çocuğundan en küçüğü olduğunu, bir çocuklarını ise 17 yaşında kanser nedeniyle kaybettiklerini sözlerine ekledi.
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep Büyükşehir Belediyesi çalışanları, kanserle mücadelede farkındalık oluşturmak ve hastalara destek olmak amacıyla mesai boyunca mor maske taktı.Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Sağlık Hizmetleri ve Engelliler Daire Başkanlığı, Dünya Kanser Günü dolayısıyla çalışma yaptı.Daire Başkanlığı, kanser hastalarına destek olmak ve kanserle mücadelede farkındalık oluşturulması amacıyla mor maske hazırladı.Personeller, çalıştıkları süre boyunca hazırlanan mor maskeleri takarak mesai yaptı.Etkinlik kapsamında kadın çalışanlar için de 'Erken Tanı Kadın Hastalıkları' konulu bilgilendirme eğitimleri verildi. Eğitimlerde, kanserde erken tanının önemine değinildi.Ayrıca ekipler, Gaziantep Üniversitesine bağlı Onkoloji Hastanesinde kanser tedavisi gören 0-16 yaş arası çocukları ziyaret etti.Ekipler görüştükleri çocuklara bazı hediyeler dağıttı.
KONYA (AA) - Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Onkoloji Hastanesine kazandırılan tomoterapi cihazı, sadece kanserli hücreleri hedef almasıyla tedavide yaşam kalitesini artıracak.Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Meryem Aktan, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'de tomoterapi cihazının altıncısının hastaneye kazandırıldığını söyledi.Cihazın 30 milyon liralık yatırıma mal olduğunu ifade eden Aktan, 'Radyoterapinin amacı tümörlü dokuya en iyi dozu vererek, aynı zamanda çevre organları en iyi şekilde koruyabilmektir. Bu cihaz bunu en iyi şekilde yapıyor. Böylelikle hastalarımız başka şehirlere gitmekten kurtularak ilimizde en iyi şekilde tedavi edilebilecek.' diye konuştu.Aktan, cihazın kesintisiz bir alan tedavisi sağlayabilmesinin çok önemli bir avantaj sağladığına işaret ederek, şöyle konuştu:'Diğer cihazlara göre bununla çok kısa bir sürede hastayı tedavi edebilmekteyiz. Ayrıca kişiselleştirilmiş dediğimiz tedavi yöntemiyle hastadan her gün tedavi öncesi bir görüntüleme alıyor. Bu şekilde tümörün ve sağlam dokuların yeri anlık belirlenip ona göre tümörü hedef alarak tedavi yapıyor. Klinik çalışmalarda hastaların sağ kalım oranını ve yaşam kalitelerini arttırdığı kanıtlanmıştır. Tomoterapi cihazı, içinde bulunan megavoltaj tomografi cihazı ile gerçek üç boyutlu görüntü alan ve bu görüntü eşliğinde üç boyutlu tedavi sunan tek cihazdır.'
2035'e kadar Mars'a astronot göndermeyi hedefleyen Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu (NASA), bu yolculukta nükleer roket kullanma seçeneğini değerlendiriyor.
İSTANBUL (AA) - ELİF KÜÇÜK - Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Öğretim Üyesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, hem ulusal hem de uluslararası rehber ve kaynakların kanser hastaları için aşılamayı önerdiğini belirterek, klasik kemoterapi, akıllı tedavi, radyoterapi ya da immünoterapi fark etmeksizin her türlü aktif tedavi altında olan hastalar başta olmak üzere tüm kanser hastalarının aşılama faaliyetine katılmayı değerlendirmesi gerektiğini bildirdi.Prof. Dr. Karadurmuş, '4 Şubat Dünya Kanser Günü' kapsamında Kovid-19'un kanser hastalarındaki seyrine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de Kovid-19 vakalarının görülmeye başlanmasıyla kanser hastalarının tedavilerinde öncelikli olarak oral (ağızdan) tedavilerin artırılması yoluna gidildiğini aktaran Karadurmuş, kemoterapi sonrası kullanılan ve enfeksiyondan koruyan ilaçların kullanımında da değişiklikler yapılma eğiliminin oluştuğunu söyledi. Tanı ve tedavi sürecinin aksatılmaması yönünde öneriler yapıldığını ancak bazı hastaların Kovid-19'a yakalanma korkusuyla doktor kontrollerine gitmediklerini, kemoterapi tedavilerine devam etmediklerini anlatan Karadurmuş, bu durum sonrasında kanserleri ilerlemiş ya da nüks etmiş şekilde hastaneye başvuranların sayısında artış yaşandığını dile getirdi. Nuri Karadurmuş, salgının başından itibaren, acil ameliyatların hız kesmeden yapılmaya devam ettiğini de hatırlattı. Kanser hastalarının Kovid-19'a yakalanma oranı hakkında özellikli bir bilginin mevcut olmadığına işaret eden Karadurmuş, şunları kaydetti: 'Fakat yapılan gözlemsel çalışmalarda, immün yetmezlik hastaları, kortizon ve benzeri ilaçları kullanması zaruri olan hastalar gibi bağışıklık sistemi düşkünlüğüne sahip hasta grubu içerisinde kanser hastaları da yer almıştır. Kanser hastalarında Kovid-19 nedenli ölüm oranı çalışma yapılan popülasyona göre değişmektedir. Ülkemizdeki bir yayında 30 günlük ölüm oranı yüzde 5,1 olarak bildirilmiştir.' bilgisini verdi. Tümör yükü Kovid-19'un seyrini değiştirebiliyorProf. Dr. Karadurmuş, kanser hastalarının Kovid-19'a yakalanmaları halinde hem kendi hastalıklarının hem de Kovid-19 seyrinin nasıl ilerlediğine yönelik şöyle konuştu: 'Bu, kişideki enfeksiyonun seyrine göre değişir. Burada hem kişinin mevcut kanser hastalığının evresi ve tümör yükü (örneğin erken evre veya ileri evre kansere sahip olması) hem de maruz kaldığı viral yük ile hastalık seyrini etkileyen yaşlılık, kronik organ yetmezlikleri, immün sistemi baskılayıcı ilaç kullanmak zorunda olmak gibi faktörler de önemlidir. İleri bir kanser tedavi merkezinde çalıştığımız için çok sayıda hastamız var. Bu anlamda, makul bir iyileşme sürecinde olan hastalarımızdan Kovid-19 enfeksiyonu nedeniyle kaybettiklerimiz olduğunu da ifade edebiliriz.'Kovid-19'un kanser hastalarının vücudundaki seyrini kanser evreleri, hastadaki tümör yükü, klasik kemoterapi ya da akıllı tedavi gibi alınan çeşitli tedavilerin değiştirebilme potansiyeline sahip olduğunu anlatan Karadurmuş, özellikle hematolojik kanser türlerinde bağışıklık sistemi doğrudan ileri derecede baskılandığı için hastalığın seyrinin daha ağır olabildiğini belirtti. Nuri Karadurmuş, Kovid-19 tedavisinde kullanılan ilaçları kanser hastaları özelinde kısıtlayıcı bir durumun söz konusu olmadığının altını çizerek, 'Hastalar, uzmanların verdikleri ilaçları öneriler doğrultusunda kullanabilir. Bu süreçte enfeksiyon tedavisi aldıklarını, kendilerini takip eden hekimlerine bildirmeleri yararlarına olacaktır.' tavsiyesinde bulundu. Kök hücre nakil tedavisi alanlar aşılamayla ilgili bilgi edinmeli SBÜ Öğretim Üyesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, hem ulusal hem de uluslararası rehber ve kaynakların kanser hastaları için aşılamayı önerdiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Burada özellikle işaret edilen bir aşı türü yoktur. Kovid-19 enfeksiyonuna karşı ileri derecede hassas bu kişiler için şu an en kuvvetli koruyucu tedbirlerin başında kişisel önlemlerle birlikte aşılama gelmektedir. Klasik kemoterapi, akıllı tedavi, radyoterapi ya da immünoterapi olsun, her türlü aktif tedavi altında olan hastalar başta olmak üzere tüm kanser hastalarının aşılama faaliyetine katılmayı değerlendirmesi gerekmektedir. Her ne kadar aşıya antikor yanıtının yeterli seviyede oluşması için klasik kemoterapiye başlamadan 2 hafta önce aşılama önerilse de her türlü tedavi altındaki hastalar tedavileri esnasında aşılanabilir. Kök hücre nakil tedavisi alanlar bu konuda istisna gruptur. Bu hastalar, takip edildikleri sağlık kuruluşundan aşılamayla ilgili özel öneri edinebilirler.'Kanser hastalarını salgın sürecinde maske, mesafe ve temizlik önlemlerine dikkat etmeleri, 'geçmiş olsun' ziyaretlerine müsaade etmeyip olabildiğince az insanla temas kurmaları konusunda uyaran Karadurmuş, kontrolleri ve tedavileri hayati öneme sahip olduğu için sağlık kuruluşlarına gitmeyi de aksatmamaları gerektiğini sözlerine ekledi.
KIRKLARELİ (AA) - ÖZGÜN TİRAN - Kırklareli'nde yaşayan emekli öğretmen Aydın Karakoç, kızının telkinleri ile gittiği hastanede erken evrede öğrendiği kanseri yenerek hayata tutundu.Aynı zamanda Kırklareli İl Genel Meclisi Başkanı olan Karakoç, iki yıl önce ziyarete gittiği İzmir'deki kızının evinde baş dönme rahatsızlıkları yaşadı.Kızının hastaneye gitmesi yönündeki ısrarını geri çeviremeyen Karakoç, teşhisler sonucu kalın bağırsak kanseri olduğunu öğrendi. Hastanede tedavileri sonrası ilaçlarına devam eden Karakoç'a doğduğu güne ameliyat tarihi verildi.Karakoç, geçirdiği başarılı ameliyatın ardından hastalığını yenerek hayata yeniden bağlandı. 'Doktorum ve ailem kanser olduğumu söylemekte zorlandı'Karakoç, AA muhabirine, hastanedeki tahlillerin ardından, doktoru ve ailesinin kanser hastası olduğunu kendisine söylemekte zorlandıklarını söyledi.Hastalığı yenmekteki kararlılığının kansere karşı en büyük silahı olduğunu vurgulan Karakoç, 'Üzülmenin kimseye bir faydası yoktu.' dedi.Bu tür hastalıkların en büyük iyileştiricisinin yüksek moral olduğuna vurgu yapan Karakoç, şöyle konuştu:'Her şeyin bir çaresi var, mutlaka buna da çare bulunur' dedim. Hayata gülerek bakmak zorundayız, yaşamımızdan hiçbir taviz vermeden onurumuzla bu dünyada yaşayabiliyorsak ne mutlu bize. Benim için bir gün onurlu yaşamak, binlerce gün onursuz yaşamaktan daha güzeldir. Hayattan bir gün kopmadım, kopmaya da niyetim yok. Yaşam ağlayarak sızlayarak kazanılmaz, hayata bağlanırsak yaşam kazanılır.' Doğduğu gün ameliyat tarihi verdiklerinde çok heyecanlandığını anlatan Karakoç, doğduğu gün hayata yeniden tutunacağından ayrı bir mutluluk hissettiğini ve umutlandığını dile getirdi.Ameliyat olduktan sonra çok rahatladığını kaydeden Karakoç, şöyle devam etti:'Bir süre kontrollerim oldu hiçbir sıkıntı çıkmadı. O sıra mahalli seçimler geldi. Adaylık süreçleri başlamıştı. Ben de kendimi iyi hissettiğim için ben de aday olmak istedim. Adaylık sürecimiz başladı, seçimler oldu, köylerin hepsini dolaştık. Hayattan hiç kopmadım. Hayatın içinde sürekli hobilerimden hiç vazgeçmedim. Tabiata çıkıp fotoğraf çektim. Seçimler oldu meclise seçildik ve sağ olsun arkadaşlar meclis başkanlığını tevdi ettiler. Doktorlarımıza güvenmek zorundayız. Doktorlarımız bu işi en iyi bilenler. Sağdan soldan kulak kabartmayla, 'ay ben öldüm bittim, yok oldum, sıkıntı çekiyorum' gibi moral bozukluğuna girdiğinde ve insan geceleri düşünmeye başladığında yaşamdan da hayattan da kopuyor.''Gülerek yaşama, bağlanmak en büyük ilaçtır'Hastalığı sürecinde moralini her zaman yüksek tuttuğunu bildiren Karakoç, 'Gülerek yaşama, bağlanmak en büyük ilaçtır.' dedi.Tedavi sürecinde saçları ve kaşlarının dökülmesini de umursamadığını anlatan Karakoç, şöyle sürdürdü:'Herkes, bir peruk mu taksan, yok kıyafetini mi değiştirsen' gibi yorumlar yaptı. Günlük yaşamda saç olsa ne olacak, olmasa ne olacak. Nasılsa kemoterapi bittikten sonra saçta, bıyıkta, kirpikte gelecek. Yaşamdan koparsanız bağışıklık sisteminiz tamamın düşer. Bağışıklık siteminin de güçlü kalmasının nedeni düzenli yaşam sürmek. Hayattan kopmamak, beslenme kurallarına uymak, sigara ve alkol kullanmamak, güzel uyumak, hayata bağlanmak, hobilerini yerine getirmek insanı yaşamdan koparmıyor. Geleceğe de ümitle bakmasına neden oluyor.'Karakoç, belli bir yaş aralığına erişen kişileri şikayetleri olmasa da kendilerini muayene ettirmelerinin pek çok olumsuzluğun önüne geçebileceği tavsiyesinde bulundu.
EDİRNE (AA) - Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, 'Kanser vatandaşlarımızı yavaş yavaş öğütmeye başladı. Mutlaka hayatımızdan anormal şeyleri çıkartmalıyız. Sigara ve alkolden uzak durmalıyız.' dedi.Aynı zamanda göğüs hastalıkları uzmanı olan Prof. Dr. Tabakoğlu, AA muhabirine, kanser nedeniyle dünyada her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybettiğini ifade etti.Tabakoğlu, kanserle mücadelede sağlıklı bir yaşamın kilit rol oynadığına dikkat çekti.Kanserin ölüme neden olan rahatsızlıkların başında geldiğini dile getiren Tabakoğlu şunları kaydetti:'Kanser dünyada 6. özellikle Türkiye'de de 5. ölüm sebebi. Kanser çağımızın hastalığı. Çünkü başta sigara ve alkol tüketimi çok arttı, egzersiz yapmamak ve kötü gıdalarla beslenme, aile öyküsüne dikkat etmemek ve güneşten korunmamak kansere sebep olan durumların başında geliyor.Bu konularda gerçekten çok dikkatli olmalıyız. Çünkü kanser vatandaşlarımızı yavaş yavaş öğütmeye başladı. Mutlaka hayatımızdan anormal şeyleri çıkartmalıyız. Sigara ve alkolden uzak durmalıyız. Düzenli egzersiz yaparak ve doğru bir beslenmeyle yaşamımızı sürdürerek hayata tutunacağımız bir model benimsemeliyiz. Aksi takdirde kanser artarak devam edecek ve sevdiklerimizi elimizden alacak.' Kanserle mücadelede erken tanının önemine de değinen Tabakoğlu, 'Erken tanı hayat kurtarıcı. Erken tanı konduğu anda pek çok tedavi yöntemiyle kanserli yapıları vücuttan alabiliyoruz. O yüzden vatandaşlarımız vücutlarında normalin dışında gördükleri belirtilerle karşılaştıklarında uyanık olmaları gerekiyor. Mutlaka hekime başvurup gerekli tetkikleri yaptırmaları gerekir.' diye konuştu.
Son zamanlarda z kuşağının ne yapması gerektiği ve nasıl olması gerektiğine dair birçok şey yazıldı çizildi. Çocukluk, ergenlik ve genç yetişkinliğini sürekli olarak kendisine ne yapılması gerektiğini kendi ihtiyaçları üzerinden dayatan bir sistem içerisinde geçiren Z kuşağı; kendini var etmeye çalışırken yine aynı sistemin kendi temel insani haklarını gasp etmesinden herkesin aldığından daha fazla nasibini almıştır. Adeta kendi karar mekanizması elinden alınmış bütün kaynakları gasp edilmiş ve sürekli olarak yoz, tembel, işe yaramaz, değerlerinden kopuk ve daha saymakla bitmeyecek bir sürü etiketlenmeye maruz bırakılmıştır.