Yılbaşı Hediyesi Olmaya Aday En Güzel Yılbaşı Bardakları
Yılbaşı hediyesi olarak hem kullanışlı hem dikkat çekici hem de ucuz bir şeyler arıyorsanız, tam yerine geldiniz. Yılbaşına hitap eden ve kesenizi yormayacak birbirinden güzel kupa bardaklarla sevdiklerinizi mutlu etmenizi canı gönülden istiyoruz. Üzerine istediğiniz notu yazdırabileceğiniz hatta isterseniz fotoğraf bile bastırabileceğiniz bu kupa bardaklar ile sevdiklerinizin yeni yılın en mutlu insanı olmasını sağlayacaksınız.
Kadınlar İçin 20'li Yaşlarında Biriyle Sevgili Olmakla 30'lu Yaşlarında Biriyle Sevgili Olmak Arasındaki 16 Fark
Birini sevdikten sonra yaşın bir önemi yoktur farkındayız, ancak yine de 20'li yaşlarda bir erkek ile birlikte olmakla 30'lu yaşlarında bir erkekle birlikte olmanın arasında nitelik olarak farkların olduğunu düşünüyoruz. Her ne kadar böyle bir konuda genelleme yapmanın imkansız olduğunu bilsek de sizler için elimizi taşın altına koyduk ve olabildiğince genelledik. Böyle buyurun lütfen...
Gerçek Cadılık ve Sihirbazlık Okulu Genç Harry Potter'larını Arıyor
Eğer 11. doğum gününüzde, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'ndan kabul mektubu almadıysanız, sizin için ikinci bir seçenek olabilecek Polonya'daki bu okulda şansınızı denemelisiniz. Evet, Polonya'da bulunan bu okulun adı Czocha Cadılık ve Sihirbazlık Koleji. Yalnızca 18 yaşından büyüklerin eğitim görebildiği bu okulda Hogwarts özleminizi ortaya koyabilir ve Harry Potter'ın büyülü dünyasını yeniden yaratabilirsiniz.
Yeni Yıl Mutluluğunuzu Arttıracak Yılbaşı Hediyeleri
Yeni yıla girmemize günler kala yılbaşı hediyesi konusunda siz de bir türlü karar veremiyor ve kime, ne alacağınızı bilmiyorsanız, size mutluluk saçan yılbaşı hediyelerini sunuyoruz! İster bayanlara ister erkeklere hediye edebileceğiniz bu yılbaşı hediyeleri, sevdiklerinizle beraber mutlu bir yılbaşı gecesi geçirmenizi sağlayacak!
Kadın Çalışanların % 75’i Şiddet Görüyor, Sadece % 12’si Dile Getiriyor
Yakın İlişkide Şiddetin Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara ve İşletmeye Etkisi Araştırma Raporu” Hollanda Başkonsolosu, Sabancı Üniversitesi'nden Melsa Ararat, UNFPA temsilcisi Başaran ve KAMER'den Nebahat Akkoç'un konuşmalarıyla tanıtıldı.Çoğunluğu üniversite mezunu beyaz yakalı kadın çalışanların yüzde 75’i en az bir kez şiddetin bir türüne maruz kalmış. Çalışan kadınların yüzde 40’ı Psikolojik-duygusal şiddete, yüzde 35’i sosyal şiddete, yüzde 17’si ekonomik şiddete ve yüzde 8’i fiziksel şiddete maruz kalıyor.Erkek çalışanların yüzde 40’ı eşine veya birlikte olduğu kişiye kötü davrandığını kabul ediyor. Üniversite mezunu erkeklerin yüzde 37,5’i eşine veya birlikte olduğu kişiye şiddetin bir türünü içeren kötü davranışta bulunduğunu kabul ederken bu oran lise mezunu erkeklerde yüzde 24,5.Kadınların yaklaşık üçte biri şiddet gören kadının bu durumu yöneticisi ile paylaşmasının onun için olumsuz etkisi olabileceğini ve kadın katılımcıların yarıya yakını ise bu durumu paylaşmaktan utanacaklarını belirtiyor.Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından hayata geçirilen İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı (Business Against Domestic Violance -BADV) Projesi kapsamında, “Yakın İlişkide Şiddetin Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara ve İşletmeye Etkisi Araştırma Raporu” bugün Sabancı Center’da tanıtıldı.19 gönüllü şirkette 1715 kişiyle konuşarak yapılan araştırma, kadın çalışanların ve şirketlerin aileiçi şiddet konusunda farkındalıklarını, kadın çalışanların yakın ilişkilerinde şiddete maruz kalma durumlarını ve şirketlerin bu konudaki tutumlarını ortaya koyuyor.Toplantıda Hollanda Başkonsolosu Robert Schuddeboom, Brleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye temsilcisi Zeynep Başaran Kurtkan, Hürriyet gazetesinden Emel Armutçu ve KAMER kuruçusu Nebahat Akkoç konuştu.“Yakın İlişkide Şiddetin Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara ve İşletmeye Etkisi Araştırma Raporu”nun sunumunu Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Melsa Ararat gerçekleştirdi.Çalışan Beyaz Yakalı Kadınların Yaşadığı Farklı Şiddet TürleriKadınların %20’si tartaklama türü fiziksel şiddet , yüzde 10’u cinsel şiddet , yüzde 2,5’i ağır fiziksel şiddet gördüğünü belirtti.Kadınların %60’ı son beş yıl içerisinde en az bir kere birlikte oldukları erkekten psikolojik şiddet gördüklerini belirtti. Kadınların %6’sı sürekli bu tür şiddet altında olduklarını söylerken %35 ‘i ise arada sırada psikolojik şiddet maruz kaldıklarını belirtti.En az bir kere sosyal şiddet gördüğünü ifade eden kadınların oranı %53.Kadınların %24’ü ekonomik şiddet le son beş sene içerisinde en az bir kere karşılaştığını belirtti.Hollanda Başkonsolosu Robert Schuddeboom , açılış konuşmasında görünmeyen şiddete dikkat çekerken “Şiddet kurbanlarının küçük düşme korkusuyla yaşananları anlatamayacağı bir dünyayı hoş göremeyiz. Kadınların başlarını kaldıramayıp, haklarını arayamadıkları, şiddet faillerinin cezalanmadığı bir dünyayı hoş göremeyiz. Politik, sosyal, ekonomik ve cinsiyet anlamında kadın erkek eşitliği şiddetle mücadelenin önemli bir unsurudur” diye konutu.UNFPA Türkiye temsilcisi Zeynep Başaran Kurtkan “Şiddet yalnızca kadınları değil, toplumun bütününü etkilemektedir. Şiddet mağduru kişi, istismarın sonucu olarak işgücü piyasasına katılamamaktadır. Bu durum şirketlerin kendisini, kalkınmayı, toplumun bütünü etkilemektedir” dedi. Çalışmanın önemine dikkat çekti.Hürriyet ’ten Emel Armutçu , Hürriyet’in bir asansörde kadına yönelik şiddetle ilgili gerçekleştirdiği sosyal deneyin videosunu izletti ve bu videonun Türkiye’deki durumu özetlediğini anlattı. İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Armutçu, sözleşmenin uygulanmadığını, eşitliğin fıtrata aykırı olduğu beyanının bile başlı başına bu sözleşmeye aykırı olduğunu vurgularken, gazetenin şiddete karşı yaptığı çalışmaları anlattı.Şiddetin Algılanan Nedenlerinde Kadın-Erkek Farkları Var mı?Birlikte olunan kişinin şiddeti normal görmesi durumu, kadınlar (%72) için erkeklere kıyasla (%58) şiddeti gerekçelendirmede daha çok başvurulan bir kavram olarak ortaya çıkıyor.Kadının yetersiz veya kusurlu bir eş/sevgili olarak görülmesi nin erkeklerin (%17) şiddeti gerekçelendirmede kadınlara (%9) kıyasla daha çok başvurduğu bir ifade olarak görülüyor.Ev içi sorumluluklarda yetersiz veya kusurlu olmak bir kadının şiddete uğraması için erkeklerin (%20) kadınlara (%11) kıyasla daha sıklıkla başvurduğu bir gerekçe.Melsa Ararat , şiddete uğramanın kadınlar için bir istisna olmadığını söylerken, kadınların bu şiddeti normalleştirdiğini, çoğunun şiddeti “kadın olma durumunun normal bir sonucu” gibi gördüklerini anketten örneklerle anlattı.“Tek tek şiddet biçimlerini betimleyerek sorulan sorulara verilen cevapları toplandığımızda, kadın çalışanların yüzde 75’inin şiddet gördüğünü görüyoruz. Ancak ‘şiddete maruz kaldınız mı’ sorusu doğrudan sorulduğunda 'evet' diyenlerin oranı yüzde 12.”Ararat, konuşmasında şiddetin nasıl kanıksandığını anlatırken, bununla ilgili farkındalığın da anket sonuçlarına yansıdığını belirtti. Avrupa ülkelerinde yapılan şiddet araştırmalarında oranların yüksek olduğunu hatırlatan Ararat, kendi araştırmalarında da kadınların gördüğü şiddeti içselleştirmesinin, çoğu zaman şiddete uğradığının farkında olmamasının toplumsal algının bir yansıması olduğunu söyledi.Ararat, eviçi şiddetin neden bir işyeri sorunu olduğunu çalışanlar açısından “sağlık, toplumsal hayata katılım, iş performansını etkilemesi, odaklanma sorunu, dikkatsizlik, sorumluluk almaktan kaçınma, işi terk etme”; işyeri açısından ise “ücretli-ücretsiz izin kaybı, verimliliğin düşmesi, diğer çalışanların güvenliğinin tehlikeye alınması, rahatsızlığa bağlı izin alımında artış, çalışanların moralinde düşüş” başlıklarıyla özetledi. İşyerlerinde şiddete sıfır tolerans veren eşitlikçi bir kültür oluşturulması ve şirketlerde formel destek mekanizmaları oluşturulması gerektiğini belirtti.Kadının Şiddet Gördüğü Kişiden Ayrılamamasının Nedenleri Neler?Katılımcıların sadece %28’i kadınların gerçekten isterlerse şiddet içeren ilişkiyi bitirebileceklerini düşünüyor.45 yaş altındaki bireyler (%28) bu görüşe 46-55 yaş arasına (%19) kıyasla daha yüksek oranda katılıyor.Katılımcıların %85’i ekonomik nedenleri kadının şiddet gördüğü kişiden ayrılamamasının bir nedeni olarak görüyor.Tek başına çocuk büyütmekle ilgili endişeler (%82) ve kadınların kendilerine olan güvensizlikleri (%72) onların şiddet gördükleri ortamdan ayrılamamalarının önemli nedenleri olarak görülüyor.Kadının şiddet gördüğünü kabul etmekten (%39) ve boşanmaktan/ ayrılmaktan utanmasını (%60) ayrılamaması için olası nedenlerden bazıları olarak görülüyor.Kapanış konuşmasını yapan Nebahat Akkoç , KAMER’in çalışmalarından bahsederken, en çok şiddet gören kadın grubunun yüzde 18 ile eşinden daha fazla kazanan ya da kariyeri daha yüksek olan kadınlardan oluştuğunu ifade etti.“Şiddet kurumlara, kanunlara, davranışlara, resmi ve resmi olmayan her türlü sisteme o kadar nüksetmiştir ki, biz bunu fark etmeden hayatımızın sonuna kadar yaşayabiliriz. Farkındalık bu nedenle çok önemli” diyen Akkoç, KAMER’in farkındalık grup çalışmalarından bahsetti.Akkoç, konuşmasını, yapılan her çalışmanın olumlu etkileri olduğunu söylerken, şiddetin oranının artıyor olmasının her ne kadar ürkütücü görünse de, kadınların mücadele ettiğinin ve şiddetin görünürleştiğinin bir göstergesi olduğunu belirtti. “Kadınların şiddetten kurtarmak için geliştirdiği yöntemler bizim için yeni bir dünya hayal etmeyi mümkün kılıyor” dedi. Çiçek Tahaoğlu | Bianet
Reklam
Sadece Carpooling (yolculuk paylaşımı) Yapanların Anlayabileceği 11 Şey
Carpooling aslında 21. yüzyılın otostopu. Almanya'da başlayan bu hareket, ülkemizde de üniversite öğrencileri sayesinde gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Özellikle şu günlerde Özyeğin Üniversitesi öğrencilerinin çabaları takdire şayan. İnternet siteleri ve aplikasyonlar gibi araçlar kullanılarak önceden yolculuk oluşturuluyor ve isteğe bağlı olarak yolculuk masrafı paylaşılıyor. Ancak bu buzdağının görünen tarafı. Gelin bu paylaşım kültürüne bir de ona katkı sağlayanların gözünden bakalım!
Reklam
Şekerpare Filminin Kamera Arkasından İlk Defa Yayınlanan 9 Fotoğraf
Atıf Yılmaz'ın asistanlığını yapan Konstantin A. Schmidt kişisel Facebook sayfasından 'Şekerpare'nin kamera arkası fotoğraflarını yayınladı. Schmidt, Atıf Yılmaz'ın doğum günü vesilesiyle yayınladığı fotoğrafların yanında bu notu paylaştı: 'ilk asistanlığım. İlk defa yayınlıyorum. Çok keyifli bir çekim olmuştu. Atıf Abiden çok şey öğrendim, sevgi ve  saygıyla anıyorum.'
Reklam
Reklam
Reklam
Nazilerin Adını Kirlettiği Bir Mutluluk Sembolü "Svastika"
Svastika; Hinduizm, Budizm ve Cainizm'e göre kutsaldır. Kökeni Mayalar, Navarrolar ve Sümerler gibi pek çok antik uygarlığa dayanır. Bilinen ilk kullanımı ise M.Ö. 12.000'li yıllara kadar gider. Vişnu'nun 108 sembolünden biridir ve kolları saat yönünde dönük olan şekliyle, başarı ve uğurun yanı sıra hayatın kaynağı olan güneş ışığını simgeler. Kolları ters yöne dönük şekli ise geceyi ve uğursuzluğu ifade eder.Svastika'nın dört kolu; dört kozmik gücü (ateş, su, hava, toprak) simgeler. Efsanelere göre, eski çağlarda bu sembol sayesinde, dört kozmik gücün etki altına alınması ve büyüler yapmak mümkünmüş...
Adet Düzensizliği Hamileliği Zorlaştırıyor
Kadınların adet düzensizliği sorununun çocukluk, ergenlik, doğurganlık, menopoz öncesi ve menopoz olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.Adet düzensizliğini tanımlamadan önce normal adet düzenini tanımlamak gerekir. Adet düzensizlikleri genellikle organik sebeplerden ve hormonal sebeplerden kaynaklanır.Organik sebep denildiğinde kadın üreme organlarının anatomik yapısındaki değişikler akla gelmelidir. Bunların başında rahimden kaynaklan ve iyi huylu tümör olarak kabul edilen miyomlar gelir. Rahim duvarının kalınlaşmasına sebep olan adenomyozis, rahim zarından kaynaklanan polip ya da doğum kontrol amacıyla uygulanmış spiraller diğer sık sebeplerdir. Organik sebepler adet düzensizliklerinin yüzde 25'ini oluştururken 40 yaşın üzerine çıkıldığında bu oran artar. Yumurtalıklardan salgılanan hormonlardaki bozukluk, doğum kontrol hapları gibi hormon içeren preperatlar ve tabii ki gebelik ise hormonal kaynaklı adet düzensizliklerinin önemli sebebini oluşturur. Tiroid bezindeki hormon bozuklukları da sıklıkla adet gecikmelerine neden olabilir dedi.Tedaviyi ihmal etmeyinProblemin kaynağını ortaya koymak için sırasıyla jinekolojik muayene, ultrasonografik muayene ve aynı anda yumurtalıktan ve vücudun diğer bölgelerinden salgılanan hormonların ölçümü gerekir. Hormonal ölçüm yaparken adet döngüsünün belirli dönemlerinin tercih edildiği unutulmamalıdır. Sorun ortaya konulmadan sadece adet düzenleyeci ilaçların kullanılması doğru değildir. Bu tür preperatları kullanarak 80 yaşındaki bir kadına dahi adet gördürtebiliriz, ancak gerçekte asıl hastalığın üstünü örtmüş oluruz.Detaylı bir incelemeden sonra eğer sorun bir anaotomik problem ise tercih edilecek tedavi biçimi cerrahi yaklaşımdır. Bu tür problemlerin hemen hepsinde kapalı yöntem olarak adlandırılan laparoskopik yöntem tercih edilmelidir. Açık cerrahi, sebep olduğu yan ve ters etkilerden dolayı modern tıp da terk edilmeye başlanmıştır. Sorun spiral ise 3 ay bekleme dönemi önerilmeli, gerekli ek tedaviler düzenlenmeli başarısızlık durumunda çıkarılmalıdır. Doğum kontrol haplarının kullanımı sırasında ilk 1-2 ay ara kanamaların olabileceği akılda tutulmalı, sabırlı olunmalı, bu süreyi aşan kanamalarda preperat değişikliği önerilmelidir. Her türlü vajinal kanamada gebelik ve onun getirebileceği problemler hiç bir zaman akıldan çıkarılmamalıdır diye konuştu.Adet düzensizliği hamileliği zorlaştırıyorAdet düzensizliğinin yumurtlama bozukluğunun göstergesi olabileceğinden bu sorunu yaşayan kadınlarda hamile kalmada güçlükleri olmasının çok normaldir.Adet düzensizliği olan bir kadın özellikle çocuk sahibi olmayı istiyorsa mutlaka bir üreme sağlığı merkezine başvurmalıdır. Burada düzensizliğin nedeni saptandıktan sonra bu nedene yönelik tedavi uygulanması gereklidir. Bazen çok basit tedaviler ile gebelik sağlanabilirken bazı durumlarda ileri üreme teknikleri olarak adlandırılan tüp bebek yöntemine başvurulması zorunlu olabilir. Stres ve sıkıntının yanı sıra iklim değişiklikleri de zaman zaman adet düzensizliğine neden olabilmektedir. Eğer düzensizliğin altında yatan tek neden bu ise zaman içinde kendiliğinden düzelebilir. Öncelikle her kadına tavsiyem, ergenlik çağından itibaren adet takvimini düzenli olarak tutmalarıdır.Adet düzensizlikleri görülmeye başlandığında adet düzensizliklerinin çeşitliliklerine dikkat edilmelidir.Bu düzensizlikler birkaç ay boyunca tekrarlayıp artıyorsa mutlaka hekime başvurmak gerekiyor.
Reklam