Manzara Fotoğraflarının Adeta Minik Bir Gezegene Dönüşmesini Sağlamış 26 Çalışma
Airpano adlı bir fotoğrafçılık sitesinin başlatmış olduğu projede havadan çekilmiş manzara fotoğraflarına uygulanan stereografik projeksiyon tekniği ile her bir manzaranın minik bir gezegene dönüşmesi sağlanmış. Tamamıyla gerçek bir gezegene baktığınız yanılgısına düşüren ve gelecekte de devam edecek projenin içinde açıkçası güzel Türkiye'mizden de bir manzara görmek isteriz.
Silüetlerden Hangi Film Olduğunu Bulabilecek misin?
Bu testimizde, en popüler filmlerden seçtiğimiz afiş ve filmden sahneleri bir silüete dönüştürdük. Bakalım bu zorlu silüetler ile filmlerin ne kadarını doğru tahmin edebileceksin.Not: Soruların üstünde ipuçları var. Bunlara inanıp inanmamak sana kalmış!Hazırsan haydi başlayalım...
3D Yazıcılarla Üretilen 9 İlginç Nesne
3D Yazıcılar hayatımızda olmazsa olmaz bir yere sahip değil belki ama aşağıda görecekleriniz tamamen onlar tarafından üretildi . Bazıları ihtiyaç karşıladı , bazıları ise hobi ürünü . Buyurun galerimize ...
12 Maddede ‘Ülkücü’ Olmak
Bunun bir de “milliyetçiyim ama ülkücü değilim” versiyonu vardır. P→Q ise Q→P olmak zorunda değildir. Ancak ve ancak, açıklama yapmaya da gerek yoktur.
1 Nisan Şakası Nereden Geliyor Biliyor Musunuz?
16. yüzyıldan bu yana sürdürülen 1 Nisan şakası geleneği, günümüzde de popülerliğini sürdürüyorYüzyıllardan beri süregelen bir gelenekle, dünyanın dört bir yanındaki insanlar 1 Nisan'ı 'şaka günü' olarak benimsedi. Fransa Kralı 9'uncu Charles'ın, 1564'e kadar 1 Nisan'da kutlanan yılbaşını, 1 Ocak tarihine almasıyla başlayan şaka geleneği, günümüzde aynı popülerlikte devam ediyor. İlk olarak yılbaşını hâlâ 1 Nisan'da kutlayanları kandırarak ortaya çıkan bu gelenek, zamanla tuhaflıkta ve yaratıcılıkta çığır açan, nesilden nesile aktarılan örnekler verdi.İşte unutulmayan o 1 Nisan şakaları:
Kahrolsun Sosyal Medya!
Arkadaş bu sosyal medya ortaya çıktığı günden beri sinirden dilim şişiyor, kalp krizleri geçiriyorum. Yani Allah resmen belamı veriyor. Önceden her şey çok kolaydı bir kere. İnternet bu kadar hayatımızın içinde değilken telefonda sevgililerimizle çağrılaştığımız zamanlar. İki kere çaldırırsak ' aklımdasın ' üç kere olursa ' seni seviyorum ' anlamını taşırdı. Allah'ın cezası chat odaları vardı birde. Yine uykularım kaçardı ' acaba kimlerle chat yapıyor' diye. İnşallah o chaltleştiğin 55 yaşında götlü göbekli bir amca çıkarda kursağında kalır hevesin diye. MSN de mesajlaşmalar başladı daha sonra. Heyecanla o gri ikonun mavi olmasını beklediğimiz o günler. Göndermeli iletiler ve her daim durumu meşgul olan kişilerle dolu olurdu arkadaş listemiz. Ama kahreden bir noktası vardı onunda. Ya çevrim dışı takılıyorsa?Daha bunun yaşattığı üzüntü bitmeden Facebook girdi hayatımıza. Allah kahretsin ben ilk okul anılarımı bir an önce unutmak isterken neden o kişileri yıllar sonra arkadaş olarak ekleyeyim ki? Hayır ne konuşcam birde onlarla, okula başladıkları için altına kaçırıp ağlayan insanlar hepsi benim için. Ne kadar geri zekalıca şeyler varsa onlarla yaptım. Tanıyor olabileceğin kişiler?!Bir kere isminin yanında ( ÖZENDİĞİNİZ HAYATI YAŞAMAKLA MEŞGULÜM) yazıyor. Benim bu insanı tanıma olasılığım varsa zaten hayatımın neden bu kadar boktan geçtiğini iyice anlarım. Bunları da geçelim facebook, twitter ve instagram insanın hayatını mahveden ve tam bir paranoyak yapan gudik siteler. Kaç tane çift bu sosyal mecralar yüzünden ayrıldı, kaç tane yuva yıkıldı? O Zuckerberg verecek mi hesabını bunların. Adamın ne kadar umurunda o da tartışılır ya neyse. Zaten güven problemi yaşayan bir insan olarak artık sevgilimin, hatta eski sevgililerimin ve onların eski sevgililerin sosyal medya hesaplarını didiklemekten mahvoldum. Hiç tanımadığın onlarda kadın ekli hesabına ama kim lan bunlar? Neden ekli ? Niye varlar? Ne boklar yiyorsun? Sonra bana ne kadar yerde hesabın varsa şifreni vereceksin tribi başlıyor.Verse bişeyler bulacağım korkusu ile elin gitmiyor bakmaya vermese olay çıkartıyorsun. Önceden telefon karıştırmak yeterince adrenalin dolu bir eylemken artık ' facebook şifresi nasıl kırılır ?' diye araştırmalar yapıyorsun. Bilgisayardan anlayan arkadaşlarına dadanıyorsun falan filan. Yani demem o ki evet sosyal medya çok tehlikeli. Her şeye herkese çok rahat ulaşabileceğin bir ortam. Obamaya göz kırpıyorsun twitterdan daha ne?Ama günümüz insanlarında etkisi bence yüksek ego, popüler olma arzusu ve kendine farklı bir kimlik yaratma eylemlerini veriyor. Herkes geziyor, herkes lüks yerlerde yemek yiyor ve eğleniyor. Her şeyi artık birilerini göstermelik yaşıyoruz. Aşkı bile. Sevgilimiz olduysa hemen facebooktan ilişkisi var yapıyoruz. Twitterdan büyük aşklarımızı anlatan tweetler atıyoruz ve instagramda insanların gözüne gözüne ne kadar aşık oluğumuzu gösteren fotoğrafları süslü #hastaglerle yayınlıyoruz. Ve ilk kavgada da hemen o kişiyi her yerden silip engelliyoruz, bütün tweetleri ve fotoğrafları kaldırıyoruz. Bir kişiyi hayattan çıkarmak günümüzde artık böyle. Aşk acımızda göndermeli iletiler ve paylaştığımız şarkılar oluyor. Ben aslında sosyal medya Allah belanı versin senin mahvettin beni falan filan yazıp saçmalayacaktım. Konu nasıl ilişki üzerine saptamalara döndü anlamadım. Zaten ben böyle bir insanım. Bi' şeyler yapmak isterken bambaşka şeyler yapıyorum. Öyleyim çünkü bazen böyleyim. Hakikaten bu yazımı da sonuna kadar okuduysan eyvallah. Çünkü ben bile en başta ne yazdığımı unuttum.Arriverchi...Lorien.
Gözlerinizin Ne Kadar İyi Olduğunu Test Etmek İçin Hangi Ünlüyü Gördüğünüzü Söyleyin!
Peki bu ne demek? Temel olarak GIF ilk başladığında, imaj küçükken Marilyn Monroe'yu görüyorsunuz. İmaj büyüdükçe ve fokus netleştikçe Einstein'ı eninde sonunda bir noktada görmeye başlıyorsunuz.Gözleriniz ne kadar iyiyse Einstein'ı o kadar erken görebiliyorsunuz. Eğer Einstein'ı hiç göremiyorsanız, gözleriniz ciddi anlamda bozuk demek :)Bu görüş testi MIT'de görevli nöroloji uzmanları tarafından daha yeni geliştirilmiş ve ASAP Science youtube sayfasında da yer verilmiş. Aşağıda videoyu bulabilirsiniz.