Okan Bayülgen'e İstifa Şoku!
Okan Bayülgen’in ekibinden yönetmen Efe Hızır, yönetmen yardımcısı Gizem Kızıl, editörler Tolga Üyken ve Esin Görür’ün istifa ettikleri bildirildi. Programlarına HaberTürk ve Show TV’de devam eden Okan Bayülgen’in ekibinde yaşanan ayrılıkların nedeni ile ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.Vatan
Ünlülerin Pasaportları
Biyometrik fotoğraf sevdasına kapılana kadar, herkesin en sevdiği kimlik olan pasaport, ikonların elinde yine bambaşka bir nesneye dönüştü. Pasaport fotoğrafı; normal vatandaşın, gittiği ülkeyi bombalamaya yemin etmiş terörist gibi çıktığı bir öğedir. Nice koç yiğitleri yabancı ülke sınırlarında; “Acaba adam beni tanıyabilecek mi lan o fotoğraftan?” diye düşüncelere sevk edip, şekilden sokmuştur. Sınır memurlarına, “Keh keh. Baya kötü çıkmışım o resimde abi ya. Çok komik. Takam mı gözlüğümü?” gibi zorlama muhabbetler yapmaya sürüklemiştir gençliğimizi... Dünyanın en gerilimli çekim sürecine sahiptir bu biyometrik illeti. Fotoğrafçı neredeyse “Anan ölmüş gibi bak!” bile diyebilecek hayal gücüne sahiptir. Joe Strummer’la kendini hemşehri ilan eden Ankaralılar gibi, ikonlarla ortak nokta bulmayı hobi edinmişlere müjde! Ünlülerin de pasaportları yok mu? Var. Ünlülerin de pasaportlarında fotoğrafları yok mu? O da var.
En Güçlü 10 Köpek Cinsi
Almanya kökenli bir ırk olan Rottweiler cinsi köpeklerin geleneksel adı Rottweiler Metzgerhund yani Rotweil Kasabı’dır. Erkek olanları 60 kilograma kadar ulaşabilen bu tür uysallığı ev eğitililebilirliği ile tanınsa da yetenekleri ve gücü insanı hayrete düşürecek cinstendir. Çoban köpeği olarak kurtlardan ayılara kadar birçok vahşi hayvanla başaçıkabilmesi nedeniyle tüm dünyanın saygısını kazanmıştır. Adını aldığı Almanya’daki Rotweil şehrinde hemen her yerde heykelleri bulunmaktadır.
"Başbakanımız Kasımpaşa'nın Aslanıydı, Ben de Gülü..."
Muazzez Ersoy: Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi T24 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi Kasımpaşalı olan şarkıcı Muazzez Ersoy , “Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü” dedi. Şarkıcı Muazzez Ersoy Hürriyet gazetesinden İzzet Çapa ’ya konuştu. İzzet Çapa’nın Muazzez Ersoy ile yaptığı söyleşi şöyle: Gelin Hatice Hanım’dan başlayalım... Tanır mısınız kendilerini? (Gülüyor) Tanımaz mıyım? Tanırım, hem de kendim kadar iyi... Gerçek adım Hatice Yıldız... Peki Hatice Yıldız’dan Muazzez Ersoy yaratmak hangi cin fikirlinin eseri... Assolistliğe başladığım günlerde Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi rahmetli Cahit Bey, “Kızım sesinin rengi, okuma tavrın bana Muazzez Abacı’yı çağrıştırıyor; bence bundan sonra sahne adın Muazzez Ersoy olsun” dedi. Yıldızlar karması gibi... Hiç aklınıza gelmedi mi bu ismin Muazzez Abacı ile Bülent Ersoy’un karışımı olduğu... Biraz öyle olmuş ama ben daha sonraları fark ettim. Çok gençtim o zamanlar... Adınızı divalardan alacak kadar şanslıymışsınız. Çocukluk yıllarınızda da bu kadar ballı mıydınız? Ne balı ayol! Kasımpaşa’da babaanneden kalma iki katlı ahşap bir evde dünyaya geldim. Üst katta iki oda bir sofa, aşağıda ise yemek odası ile mutfak vardı. Banyo ve tuvalet de evin dışında taşlık dediğimiz bir yerdeydi. Asla kimseye muhtaç değildik ama varlıklı bir aile olduğumuz da söylenemezdi. Valide hanım ve peder bey neyle iştigal ediyorlardı? Babam şofördü, dolmuşçuluk yapıyordu. Annem ise Tekel sigara fabrikasında çalışıyordu. Bütün gün orada sigara kutuları keser, akşam da eve gelip yemek, çamaşır, ütü derken pert olup yatardı. Bir de ben varım tabii uğraştığı... Hatice Yıldız’ın içindeki “yıldız” nasıl ortaya çıktı? O zamanlar Kasımpaşa, müzisyenler semtiydi... Ben de onların içinde büyüdüm. Okulda arkadaşlarımızla kurduğumuz koronun solistiydim. Mahallelinin “Sesin çok güzel” sözleri daha o yıllarda beynime işlemişti. Haydi artık çıkın şu sahneye, mahalleli de ben de derin bir nefes alalım... Keşke o kadar kolay olsaydı ama olmadı... Önceleri ufak ufak mahalledeki düğünler, sünnetler, nişanlarda söylemeye başladım. Bu arada bir mağazada da tezgahtarlık yapıyorum... Ama işin doğrusu, aklım fikrim şarkıcılıkta. Derken Gaziosmanpaşa’daki minik bir tavernadan teklif geldi. Peki peder beyin tepkisi neydi sahneyle bu kadar “içli dışlı” olmanıza? Duysa öldürürdü! Bu yüzden korkudan uzun süre ondan saklamak zorunda kaldık. Ya valide sultan? Annem sahneye çıkmamı çok istiyordu. Doğum günümde onun hediye ettiği bilezikleri satıp, sahne elbisesi diktirdim kendime. Ayakkabı almak için para yetmeyince, babamın cebinden tırtıkladım. Çarli’nin Melekleri işbaşında... Yok o kadar değil. Küçük oyunlar çevirdiğimizi kabul ediyorum. Ama dayanamadık, her şeyi göze alıp sonunda babama anlattık durumu. İzin çıktı da rahat bir “oh” dedik... Her şey halloldu da tek bir pürüz kaldı; şöhret olmak! Tavernada çalışırken diğer şarkıcılar anneme “Senin kızda gelecek var, abla onu bir menajere götürsene” demişler. Ben menajer nedir bilmiyorum o zamanlar ama Allah’tan rahmetli annem çok iyi anlardı bu işlerden. Neyse, elimden tutup bir organizatöre götürdü beni... O da Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi Cahit Çeki... Ve Sindrella, Pembe Köşk’ün kapısından içeri girer... Senin Sindrella biraz korkak çıktı, elim ayağım titriyordu heyecandan... Cahit Bey, arkadaşları ile oturmuş çay içiyordu. “Haydi bakalım bir dinleyelim seni” dedi. Önce bir şarkı okudum, sonra bir daha, bir daha... Baktım bir tebessüm yayılmış yüzüne... Bana dönüp “Kızım sen bu gazinoda assolist olacaksın” dedi... “Burası odan, bunlar da ekibin” diye gazinoyu gezdirmeye başladı... Donup kalmıştım. Bir günde assolist olunca insan donup kalır tabii... Bir günde olur mu yahu! Üç ay boyunca her gün sazlarla prova yaptım. Hazırlık dönemi bittiğinde podyumda nasıl yürüyeceğimi, sahnede nasıl mikrofon tutacağımı öğretmek için hoca tuttular. Parıltılı dünyaya Sindrella’nın prensini konuşmak için biraz ara verelim. Ah sevgili İzzet, benim hiç prensim olmadı ki... Ben ilk evliliğinize atıfta bulunmuştum... Kendisine “oğlumun babası” demeyi tercih ediyorum. Teyzemin kızı nişanı atınca bohçayı almak annemle bana düşmüştü. Yok artık kuzeninizin eski nişanlısıyla mı evlendiniz? Olur mu öyle saçma şey! İlk eşim, teyzemin kızının nişanlısının ağabeyiydi. Muazzez Hanım, siz çok bilinmeyenli denklemle evlenmişsiniz, haberiniz yok... O kadar karışık değil bitanem. Nişan bohçasını almaya gittiğimizde tanıştık. 15-16 yaşında ya vardım ya yoktum... İnsan 16 yaşında aşık olabilir ama evlenip “küçük gelin” olmak fazla radikal değil mi? Yaşım tutmadığı için annemle babamın muvafakatı ile evlendim. Ama gerçekten sevmiştim onu. Sevdim seni bir kere, başkasını sevemem” diyemediniz ama... Maalesef diyemedim ve ayrıldık. Demek ki o sorumluluğu üstlenmek için sevgi yetmiyormuş. Bugün o yaşta evlenmenin kader olduğunu anlıyorum. Ayrıldığımızda oğlum dokuz aylıktı, hiçbir şeyin farkına bile varmadı. Boşanmayla birlikte tekrar zor günler başladı herhalde... Haliyle... Bebeğimi anneme bırakıp tekrar tezgahtarlığa döndüm. Baktım o işin sonu da yok; etraftaki herkes de “sesin güzel” diyor, şarkıcılıkta şansımı bir kere daha denemek istedim. Rabbim de yardım etti, demek ki doğru bir adım atmışım. Neden Türk sanat musikisi? Rahmetli annem Şehzadebaşı Direklerarası Korosu’nda yıllarca ders almış. Türk müziğini onun sayesinde sevdim. Bütün bildiklerini bana aktarırdı. Bir de Bülent Ersoy ile Muazzez Abacı’dır beni sanat müziğine bağlayan... Zeki Müren’i unutmayalım... Vefatından hemen önce yanındaydınız... TRT’deki son programına gelmesi için Zeki Bey’i kendi cipimle Bodrum’dan aldırıp İzmir’e göndermiştim. Biz de İstanbul’dan uçakla gitmiştik. Stüdyoda karşılaştık; şık bir kalem hediye ettim ona. Bir merhaba diyebildim, zaten her şey beş dakika içinde olup bitti... Allah rahmet eylesin diyelim... Son zamanlarda pek ortalıkta görünmüyordunuz... Küçük bir dinlenme arası vermiştim. Bazen bir denyoluk da gelmiyor değil. Çekip gitsem, bıraksam sahneyi diyorum ama hiçbir zaman bunu yapamayacağımı da biliyorum. Zeki Bey gibi sahnelerde öleceğim ben de... Bir görünüp bir kayboluyorsunuz. Karabatak gibisiniz. Aslında kaybolmadım, insanlar öyle sanmış olabilir. Çünkü dört sezondur TRT Müzik’te program yapıyorum, değişik müzikallerde sahne aldım ama fazla röportaj yapıp ortalarda olmadığım için böyle bir algı oluştu... Biz de nostalji şarkılar bitti diye dükkanı kapattınız sandık. O şarkılar asla bitmez... Evet, zaten “şarkılarla geldiniz”... Biraz da yeni albümden bahsedelim. Son albüm “Şarkılarla Gel”e dört beste ekledik. Muzaffer Özpınar ile hazırladık. Onun gibi insanların artık nesli tükeniyor. Muzaffer Hoca, okyanuslarda bambaşka bir balık. Sağ olsun günlerce hasta hasta çalıştı stüdyoda... Pembe Köşk’ün prensesi, “Nostalji Kraliçesi”ne nasıl dönüştü? Tamamen annemin arzusuydu. Nostalji albümleri yaparken katiyen çok satmak düşüncesinde değildik... Annemin gençliğinde aldığı 45’lik plakları taşıdığı küçük bir çantası vardı. Yalnız kaldığında o plakları dinleyip eski günlere dönerdi... Taş plaklardan kasete, kasetten dijitale... Anneniz size bir bakıma “Teknolojiye uy kızım” mesajı vermiş. Aynen öyle. Biliyorsun plaklar zamanla çiziliyor, kırılıyor... Bir gün “Kızım şu çantamdaki plaklardan bir kaset yapsan da rahatça dinlesem” dedi. Amacı aslında sadece buydu. Ama nostalji serisi resmen bir devrim yaptı Türkiye’de. Siz de beklemiyordunuz galiba bu kadar ilgiyi... Yalnız ben mi? Benim gibi pek çok insan şoke oldu. Tek üzüntüm rahmetli annemin o şarkıları dinleyemeden vefat etmesi. Nostalji albümleri bu kadar çok sattı, Muazzez Ersoy da hanları hamamları kaptı mı? Yemin ederim hanlarım hamamlarım yok ama gönlü de benim kadar zengini yok. Annenizin albümlerin başarısını görmemesi oldukça üzmüş sizi... Bak sana bir şey söyleyeyim mi, annem de, babam da vefat ettiğinde sahnedeydim. Annemin ölümünde Kemer’de iki konserim vardı. Bari son bir kez yüzünü göreyim dedim, açtılar kefeni, anamın yarım yüzünü görünce hüngür hüngür ağlamaya başlamışım... Sahneye çıktınız mı o gece? Çıktım tabii... Bırak hanları hamamları, diğer tarafa giderken bir peçete bile götüremiyorsun yanında. Şeker paketi gibi beyaz bezin iki ucunu kıvırıp insanı sokuyorlar içine. Han hamamın olsa ne fark eder... Hepsi burada kalıyor, yapabildiğin iyilikleri yanında götürüyorsun sadece. Şifreyi çözmüş biri olarak hiç mi sanatçı kaprisi yok Muazzez Ersoy’un? Olmaz olur mu tabii ki var (gülüyor). Kulisimde su, çay, meyve suyu mutlaka olsun, lütfen içki getirmeyin... Tamam getirmeyiz de hiç mi içki kullanmadınız? Hayatta sürmem ağzıma. Gençliğimde bir-iki kere likör içtim o kadar. Alkolün olduğu yerde ben yokum. Şarkıda “Kasımpaşalıyım, eli maşalıyım” der ama siz hiç öyle durmuyorsunuz, bu nasıl Kasımpaşalılık? (Gülüyor) Annem ve babam son derece modern ama inançlı insanlardı. Düşün, ben 4-5 yaşındayken gece yorgunluktan uyukluyan annemi dürter “Yatmadan önce haydi duamızı okuyalım” derdim. Anacığım da o kadar yorgun olmasına rağmen uyumadan önce bana duamı okuturdu... Annemin tüm öğrettikleri sayesinde, saygının ne kadar önemli bir değer olduğunu fark edip ona göre yaşadım hep. Oğlunuzdan konuşmayı pek sevmiyorsunuz galiba ama biraz da ondan bahsetsek... Kasımpaşa’daki evimizde annem, ben ve oğlum birlikte akşam yemeği yerdik. Rahmetli, dantelden takkeler örmüştü. Yemekten sonra o başlıkları takar, mahallemizdeki Kuran öğretmenine giderlerdi. Oğlum Ender çok iyi Kuran okur. Mesleği nedir, imam mı? Yok, bilgisayar uzmanı... Web master mı ne diyorlar... O konuda uçmuş... Sert bir anne midir Muazzez Ersoy? Çok küçük yaşta evlendiğim için oğlumla beraber büyüdük sayılır. Anneme “anne” derdi, bana da “dızdız”... Onunla ana oğul gibi değil, daha çok abla kardeş gibi yetiştiğimiz için yeri geliyor dertleşiyoruz, yeri geliyor kavga ediyoruz. Evli mi şimdi Ender? Evlenmişti ama boşandı. Onun hayatına hiç müdahale etmem, karışmam. Daldan dala atlıyorum ama bu kebapçılık işi nereden çıktı? Aslında hiç aklımda yoktu. Uzun süre birlikte çalıştığım şoförümün Adana’da kebapçılık yapan Şenol adlı bir yeğeni varmış. Turneye çıktığımızda hep Şenol Bey’in (Kolcuoğlu) dükkanında karnımızı doyururduk. Muhteşem kebaplar yapardı... Gide gele ahbap olduk... Sonra da ortak oldunuz herhalde... İstanbul’da bir şube açmak istiyordu. Ortağı bunu yarı yolda bırakınca şoförümle dertleşmişler, “Dükkanı Muazzez abla, sen, ben birlikte açalım” demiş Şenol. Beni ikna edene kadar göbekleri çatladı resmen, çünkü kebapçılık hiç aklımda olmayan bir şeydi... “Kebaptan da, nostalji kadar iyi anlarım” mı diyorsunuz? Yok estağfurullah... Ama Rabbim’in de yardımıyla dükkan açıldığı günden beri herkes kuyrukta bekliyor... Laf aramızda ben de kebaba bayılırım... Aslında söyledikleri gibi kilo yapmaz. Izgara gibi piştiği için yağı akıp gider. Birlemiş Milletler Yüksek Komiserliği’nde “iyi niyet elçisi” olarak çalışıyorsunuz... Tam olarak ne iş yapar iyi niyet elçisi? Benim en önemli görevim, mülteci durumundaki insanların, sığındıkları ülkenin vatandaşları kadar hakları olduğunu kamuoyuna duyurmak... Angelina Jolie gibi geziyor musunuz siz de ülke ülke? Onun kadar gezmiyorum çünkü bu sayı Birleşmiş Milletler’in düzenlediği organizasyonlara bağlı. Suriye’deki olaylar başlamadan önce Şam’a gittim, oradaki mülteci kamplarını, yardım depolarını gezdim; bazı mülakatlara katıldım. Görseniz o çocuklar ne kadar perişan haldeler. Anne bir tarafta, baba bir tarafta... Yürek burkan, paramparça hayatlar... Angelina ve sizden başka dünyada kaç kişi bu işi yapıyor? Ben seçildiğimde dokuz kişiydik, sanırım şimdi 13 oldu... Film artisti ya müzisyen mi seçilenlerin hepsi? Yoo hayır, sanatçısı da var modacısı da... Bildiğim toplumun sevdiği, saydığı insanların seçildiği... Teklif size nasıl geldi? Birleşmiş Milletler’den aradılar direkt olarak... Şaşırmadınız mı “Neden ben” diye? Çok şaşırdım, çok da mutlu oldum... Tabii ki düşünüyor insan bu kadar kalabalık bir ülkede neden beni seçiyorlar diye? Nedenmiş peki? Kendi kriterlerine göre yaptıkları bir seçimmiş. O zaman Birleşmiş Milletler’in başında Kofi Annan vardı. Amerika’da buluşup görüşecektik ama yerine Ban Ki-moon geçti, onunla da henüz bir araya gelemedik. Siz de Angelina Jolie gibi bir mülteci çocuğu evlat edinmeyi düşünüyor musunuz? İstemez miyim... Bosna’ya gittiğimde, Sırplar’ın tecavüz ettiği kadınların istemedikleri çocuklarını bıraktıkları bir yuvaya götürdüler beni. Koli koli oyuncak götürmüştüm, çocukların gözlerindeki sevinci bir görsen... Orada üç yaşında mavi gözlü dünyalar güzeli bir kız çocuğu ile karşılaştım. Alıp İstanbul’a getirmeyi teklif etseydiniz... Teklif etmediğimi nereden biliyorsun? “Ne olur, annesi istememiş, buraya bırakmış. Bu kızı bana verin, evlat edineyim. Prensesler gibi büyütürüm” diye yalvardım ama maalesef prosedür gereği olmadı... Peki Ebru Polat’ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na mektup yazıp “Daha genç ve dinamik bir kişi olarak” sizin yerinize iyi niyet elçisi olmak istemesini nasıl yorumluyorsunuz? Ne diyeyim... Polemiğe girmeyi sevmiyorum ama ben olsam böyle bir şey için kimseyi arayamazdım... Son derece faal olduğunuz anlaşılıyor ama iyi niyet elçisi olduğunuz bile pek çok kişi tarafından bilinmiyor... Ben Birleşmiş Milletler’le resmi protokolü basının önünde imzaladım; bilmemeleri mümkün değil. Ama Türkiye’de, Amerika’da olduğu gibi önem verilmiyor bu işlere. Orada Angelina Jolie’nin yaptığı bir aktiviteyi vermek için kanallar yayını kesiyor. Somali’den Suriye’ye kadar pek çok yeri gezdim ama maalesef haber olmadı. Bazı şeylerin ortaya çıkmasını da siz istemiyorsunuz galiba... Mesela Ankara’da yaptırdığınız hastane... Sevmiyorum bu tür konuları konuşmayı ama lösemili çocuklar için yaptırdığım hastanenin açılışını Süleyman Demirel yapmıştı. Daha sonra TRT Genel Müdürlüğü’nün yanındaki evimi de oraya bağışladım... Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödül töreni gecesinde Ahmet Kaya’ya saldırılırken siz de oradaydınız. Bu konuda herkes konuştu, bir tek sustunuz... Neden? Konuşmadım, çünkü ne olduğunu bile anlayamadım. Bir anda ortalık karıştı. Neredeydiniz o anlarda? Sahneye yakın yuvarlak bir masada oturuyorduk. Baktım çatallar, bıçaklar havada uçuşuyor. Yanımdakiler de ayağa kalkıp oraya doğru gittiler. Ben kaldım mı tek başıma... Bir uğultu bir gürültü, kıyamet koptu. “Oradaydım ama hiçbir şey görmedim” diyorsunuz yani... Sonradan gelip anlattılar. O geceden hatırladığım gerçekten başka bir şey yok... Özlemez miyim! Resmen bir cevher yuvasıdır Kasımpaşa, kimler çıkmadı ki oradan... Hasan Kaçan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş, Başbakanımız... Ne düşünüyorsunuz Sayın Erdoğan hakkında? Şunu bütün kalbimle söyleyebilirim ki, Kasımpaşa’dan bir aslan çıktı... Türkiye’nin lideriydi, şimdi de dünya lideri... O zamanlardan hatırlıyor musunuz kendisini? Evet, Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü…
Pis Yedili'nin 'Orço'su Kanal D'ye Transfer Oldu
Gani Müjde'nin Kanal D'de yayınlanacak olan yeni dizisi Ankara'nın Dikmeni'ne Pis Yedili dizisinden transfer geliyor.Başrollerinde Bülent Emrah Parlak, Hande Katipoğlu, Nurseli İdiz ve Burak Kut'un olduğu Ankara'nın Dikmeni'nde, Show TV'de yayınlanan ve Mart ayında final inşa ederek izleyenlerine veda etmeye hazırlanan Pis Yedili dizisinde 'Orço' karakteri ile özdeşleşen Burak Alkaş rol alacak. Taninmiş müzisyen Burak Kut, dizide Hande Katipoğlu'nun canlandıracağı piyano öğretmeninin kocasını canlandıracak. Gani Müjde Ankara'nın Dikmen'i adlı projenin hazırlıklarını sürdürüyor.
ABD'de Justin Bieber Karşıtı Kampanya
Müziğinden çok yarattığı skandallarla gündemde kalmaya başlayan 19 yaşındaki Kanadalı şarkıcı Justin Bieber, ABD'de 'istenmeyen kişi' ilan edilmek üzere. Geçtiğimiz günlerde, aynı site içinde oturduğu komşusunun evine yumurtalarla saldırdığı gerekçesiyle evi polis tarafından basılan kısa süreliğine gözaltına alındıktan birkaç gün sonra, uyuşturucu ve alkollü iken araç kullandığı gerekçesiyle tutuklanan, son olarak da Kanada'dan ABD'ye uçtuğu özel jette görevli hostes ile pilotu taciz ettiği iddia edilen Bieber'in, ABD'den sınır dışı edilmesi için girişim başlatıldı. Dilekçeye imza atan kişi sayısının 100 bini geçmesi durumunda Amerikan Hükümeti'nin 'olumlu yada olumsuz' yanıt verme sorumluluğu bulunan girişimin başlattığı kampanyada imza sayısı 252 bini aştı. Kanadalı şarkıcıyı 'ABD'de istenmeyen kişi' ilan eden ve sınır dışı edilmesi için imza kampanyası başlatan 'ABD Halkı' adlı grup, ABD Başkanı Barack Obama'ya yolladıkları ve Beyaz Saray'ın internet sayfasında da yayınlanan dilekçelerinde, 'Biz Amerika Birleşik Devletleri halkı olarak, pop kültür dünyasında yanlış temsil edildiğimiz hissediyoruz. Biz tehlikeli, pervasız, yıkıcı ve uyuşturucu müptelası Justin Bieber'in Yeşil Kartı'nın iptal edilmesini ve kendisinin sınır dışı edilmesini istiyoruz. Bieber'in, yalnızca halkımızın güvenliğini tehdit etmekle kalmadığını, aynı zamanda ülkemizin gençliği üzerinde de korkunç bir etkisi olduğunu düşünüyoruz. Halk olarak, Justin Bieber'in bizim toplumumuzdan çıkarılmasını' istiyoruz' dedi. Bieber'in, ABD'den sınır dışı edilmesini sağlamak için şimdiye kadar 252 bini aşkın imza toplayan grubun çağrısı Beyaz Saray'da da yankı buldu. Beyaz Saray'a yapılan başvurularda, imza sayısının 100 bini bulması durumunda, ABD Hükümeti'nin resmi olarak 'olumlu yada olumsuz' görüş bildirme sorumluluğu bulunan dilekçe konusunda açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, dilekçeye kısa zamanda yanıt vereceklerini açıkladı. Carney, dilekçeler konusunda taahhüdümüz var. Kısa zamanda buna karşı bir yanıt gelecek' diye konuştu. GÖRÜNTÜLER YAYINLANDI Bieber'ın, ABD'nin Miami kentinde uyuşturucu ve alkollü iken araç kullandığı gerekçesiyle tutuklandıktan sonra karakolda yapılan üst arama görüntüleri de yayınlandı. Nafiz ALBAYRAK / NEW YORK (DHA)
Reklam
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... ŞEKER GİBİ BİR BABA OLACAKMeryem Uzerli'nin eski sevgilisi Can Ateş ilk kez konuştu. Daha önce Uzerli'ye 'Bebeği istemiyorum' diyen Can Ateş ise, doğum yaklaştıkça kararını değiştirdi. Ateş, 'Kızınıza sahip çıkacak mısınız?' sorusuna 'Sadece bebeği nüfusuma kaydettirmem konusunda değil, aynı zamanda tüm yaşamı boyunca maddi-manevi yanında olacağım. Olamadığım zamanlarda babalık görevlerimi büyük bir özen ve sevgi ile yerine getireceğim. Kızımı asla yalnız bırakmam. Annesiyle ayrılmış olsak da o benim evladım' dedi. Kısa süre sonra doğum yapması beklenen Meryem Uzerli, Ateş'in bu yaklaşımına nasıl karşılık verir? Can Ateş doğum anında değil ama sonrasında Meryem'in yanında olacak. Çocuğunu görmek için sessiz sedasız Almanya'ya gidecek diye tahmin ediyorum. Çocuğu da nüfusuna kaydedecek. Tüm ihtiyaçlarını karşılayacak. Meryem'in hamile olduğunu öğrendiği anda çocuğu istemediğini söyledi ama o sözlerinden pişman oldu bence. Bebeğinin yüzünü gördükten sonra Can Ateş tamamen değişecek. Ben şunu iddia ediyorum; 3-5 yıl sonra Can'ı çocuğuyla birlikte Bebek Parkı'nda göreceğiz. Çocuğunu kaydıraktan kaydırırken fotoğraflarının çekileceğini bile söyleyebilirim. Bu işler böyledir. Öncesinde atıp tutmak kolaydır. Çocuğun yüzünü gördükten sonra ise değişilir. Can da ruhsuz, kötü niyetli bir insan değil. Özünde iyi biridir. Şeker şurup bir baba olacağını düşünüyorum. BOŞANMIYORLARSibel Turnagöl'ün eşi Mehmet Çelik'i kıskandığı için peşine dedektif taktığı haberi herkesi şaşırttı. Turnagöl'ün aşırı kıskançlıklarıyla işadamı eşini bunalttığı, bu durumdan oldukça rahatsız olan Çelik'in de pazar günlerini bile çalışarak geçirdiği iddia edildi. Geçtiğimiz gün birlikte görüntülenen çift ise, aralarında bir sorun olmadığını söyledi. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz derler ama çiftin evliliği sallantıda mı değil mi? Bu dedektif mevzusu gerçek mi? Sibel Turnagöl, iddiaları yalanladı. Ortada dedektif mevzusu falan yokmuş. Bu tamamen mutlu evliliğini yıpratmak adına çevresindeki kıskanç insanlar tarafından çıkarılan dedikodularmış. Ben Sibel'in yalancısıyım. Onun dediklerini aktarıyorum. Evliliklerinde herhangi bir sorun yokmuş. Her şey tozpembeymiş. Eğer bir sorunları varsa da zaten ilerleyen zamanlarda bunu öğreniriz. PARA HIRSI ŞEYDA'YI BU HALE GETİRDİBirçok ünlü ve ünsüz ismi 3 bin euro karşılığında zayıflatarak yüklü bir kazanç elde eden Şeyda Coşkun'un, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın çıkaracağı kanundan etkilenecek olması, diplomalı diyetisyenleri sevindirdi. Yıllarca eğitim görüp bin bir zorlukla 'diyetisyen' olan birçok uzman, Twitter'da 'yaşam koçu' adı altında insanlara diyet listeleri yazan Coşkun'u topa tuttu. Geçtiğimiz gün sevgilisiyle görüntülenen Şeyda Coşkun, gazetecilerin bu konuyu açması üzerine gerildi. Bir anda yüzü asılan Coşkun hızlı adımlarla uzaklaştı. Şeyda Coşkun'un son zayıflattığı isim olan Gülben Ergen'in yüzünün sarkması haberinin ardından, akla Coşkun'un zayıflattığı ve vücudunun bozulduğunu söyleyen Hadise geldi. Ünlü isimlerin yanı sıra Coşkun'un zayıflattığı başka insanlar da benzer durumlardan şikâyetçi. Bu işin sonu nereye varacak? Coşkun, insanları sağlıksız bir şekilde zayıflatıp hormonlarının bozulmasına mı yol açıyor? Birçok uzmanın, doktorun, uzmanlık ehliyeti olan insanın başına gelen bir şey bu. Şeyda'nın da başına gelmesini bekliyordum. Çok çabuk patladı. Her şöhret olmanın bir bedeli var. Yıllarca bu işi sessiz sedasız yürüttü. En büyük hatası ise beraber yürüdüğü ünlülerle fotoğraflarını çekip reklamını yapmak oldu. Eğer bunu yapmasaydı bunlar başına gelmezdi. Şeyda'ya para tatlı geldi. Paraları kazandıkça hırs yaptı. Hırs yaptıkça daha çok müşteri kazanmak için ne yapacağını şaşırdı. Zayıflamak isteyen insanların doktor kontrolünden geçmesi lazım. Herkesin diyeti farklıdır. Şeyda gerçekten bu işin uzmanı değil. Ben zaten o ünlülere de akıl erdiremiyorum. Kısa sürede zayıflamak uğruna sağlıklarını hiçe saymalarına anlam veremiyorum. Sağlık konusu çok hassas. Birçok doktorun başına bile neler neler geldi. Yıllarca çok ünlü diyetisyenlerin zararsız diye diyetin yanında verdikleri haplar yüzünden kimler şu an mahkemelik, kimlerin başına neler geldi. Bir sürü insan bu yüzden mahkemelik oldu, bünyesi bozuldu, metabolizması çöktü. Şeyda herkesi yürütüyor ama bakalım o kişi bu kadar uzun yürüyüşler yapacak kadar sağlıklı mı! Belki kalbi, belki de şekeri var. Hiç kimse ağlayıp sızlamasın. Ünlülere de kızıyorum. Boşu boşuna onu şikâyet edip de basınla konuşmalarının bir anlamı yok. Gitmeselerdi, yapmasalardı. Herkesin aklı fikri var. İnsanlar Şeyda'ya karşı daha çok hırslanıp daha çok üzerine giderlerse, bu işi yapamayacak duruma gelecek. Umarım daha fazla olumsuz vakalar çıkmaz. BU EVLİLİK BİR PROJEYDİ, HER ŞEYİ ÇOCUK İÇİN YAPTIBeş ay önce Cem Aydın ile evlenen Derin Mermerci'nin iki aylık hamile olduğu iddia edildi. İki aylık hamile olan ve bugünlerde sık sık Amerikan Hastanesi'ne giderek kontrollerini yapan Mermerci ile eşi Aydın mutlu haberi sadece aile fertleriyle paylaştı. Doktorların hamilelikle ilgili söylediklerini harfiyen uygulayan Mermerci, birkaç hafta önce eşi ile Amerikan Hastanesi'nden çıkarken görüntülenmişti. İlişkinin başlaması ve nikâh masasına gitmesi, çok hızlı olmuştu. Şimdi de çiftin bebek beklediği konuşuluyor. İddialar doğru mu? Derin Mermerci hamile mi? İddialar doğru mu bilmiyorum. Son çıkan hamilelik haberlerini yalanlamadılar. Doğru olabilir. Derin Mermerci bundan önceki ilişkilerinde hep çocuk özlemi içerisindeydi. Çocuk sahibi olmayı çok istiyordu. Hayatına giren kişilere de, 'Bu adamdan çocuğuma baba olur mu' düşüncesiyle bakıyordu. Onun biriyle evleneyim, 20-30 yıl evli kalayım, mutlu bir aile olalım gibi bir derdi yok. Cemiyet hayatında önemli bir isim olduğu için de babalar konusunda eleme yaptı ve seçenekler arasından en entelektüel, eğitimi düzeyi çok yüksek, toplum içinde saygın bir yere sahip olan üst düzey bir gazeteci olan Cem Aydın'ı seçip evlendi. İşte çocuğum için aradığım baba bu dedi. İddia ediyorum; Derim Mermerci'nin evliliği, özlemini çektiği çocuk için bir projeydi. Cem'i sevmedi demek istemiyorum, mutlaka sevmiştir. Allah uzun ömür versin evliliklerine, inşallah uzun yıllar birlikte görürüz onları ama ben bu evliliğin sadece Derin Mermerci'nin bir projesi olduğunu düşünüyorum. Bunu yakın çevresi de doğruluyor. Kız arkadaşları, Derin'in yıllarca çocuk hayali kurduğunu söylüyor. Çocuğuma düzgün bir baba bulayım dediği sırada karşısına Cem Aydın'ın çıktığını ve kısa sürede de nikâh masasına oturma kararı aldığını konuşuyorlar. Söylenenler doğru ise Derin Mermerci hamile kalarak projesini gerçekleştirmiş oldu. KIVANÇ'LA BİRLİKTE OLACAK KADIN OLACAKLARI GÖZE ALMALIKıvanç Tatlıtuğ ile stil danışmanı sevgilisi Başak Dizer'in arasına mesafeler girdi. Dizer, yeni dizisinin çekimleri için üç haftadır St Petersburg'da olan sevgilisi Tatlıtuğ'u Rus kızlarından kıskanınca çareyi yanına gitmekte buldu. Dizer geçen hafta St Petersburg'a gitti. Tatlıtuğ, çekimlerden arta kalan zamanlarda sevgilisiyle birlikte St Petersburg'un tarihi yerlerini ve müzelerini geziyor. Kıvanç Tatlıtuğ'un, eski sevgilisi Azra Akın'ın da kıskanç olduğu ve oyuncunun bu durumdan bunaldığı kulaktan kulağa konuşuluyordu. Çift bu yüzden defalarca ayrılıp barışmıştı. Tatlıtuğ yine aynı durumla karşı karşıya geldi. İş aşkı herkesçe bilinen oyuncu, Başak Dizer'in kıskançlıklarıyla baş edebilecek mi? Böyle bir haber çıktı ama doğru mu bilemiyorum. Başak Dizer'i tanıma fırsatı buldum. Bana hiç de kıskanç biri gibi gelmedi. Bence Başak çok güzel bir kadın. Herkes tarafından da beğeniliyor. İşinde de çok başarılı bir isim. Kıvanç'ı kıskandığı için yanına gittiğini sanmıyorum. Sadece onu görmek istediği için gitmiştir. Kıvanç işinde başarılı, yakışıklı bir adam. Kızlar sürekli peşinde. Kıvanç'la birlikte olmak isteyen kadının da zaten bu durumu göze alması lazım. Aksi takdirde bu ilişki yürümez. Gereksiz kıskançlıklarla hayatı iki tarafa da zehir eder insan. AHU YAĞTU ESKİ EŞİYLE NEDEN BULUŞTU? Ahu Yağtu'nun 19 yaşındayken evlendiği ve kendisinden 17 yaş büyük Doğan Akçura ile geçtiğimiz gün neden bir araya geldiği ortaya çıktı. Yağtu, Akçura'ya, Cem Yılmaz'dan boşanırken imzaladığı protokolde değişiklik yapmak istediğini söyledi. Avukat olan Akçura da, eski eşine konuyla ilgili nasıl bir hukuki süreç izleyeceğini anlattı. Yağtu'nun, oğlu Kemal'le ilgili maddelerde birtakım düzenlemeler yapmak istediği söyleniyor. Sizce Ahu Yağtu'nun yapmayı düşündüğü değişiklik ne olabilir? Buluşmanın basına yansıyacağını tahmin etmediler ve buluşmaya kılıf olarak da bunu buldular. Hepimiz boşanma maddelerini gördük. Her şey ortada. Daha ne değişiklik isteyebilir ki! Yeterince parası var, mal mülk var. Cem'den daha ne isteyebilir? Bence tamamen uydurma bu Kemal'la ilgili düzenleme olayı. Zaten Kemal'in velayeti anneye verildi. Cem Yılmaz üzerine düşen her şeyi karşılıyor. Bir şey iade edeceğini de sanmıyorum. O yüzden bekleyip göreceğiz. Bakalım bu buluşmanın altından ne çıkacak. BURCU ESMERSOY HAYATININ HATASINI YAPIYORBaşından daha önce de bir evlilik geçen ve ABD'li eşinin yüklü tazminat talepleriyle karşı karşıya kalan Sami Kiresepi'nin babası, oğlunun güzel sunucu Burcu Esmersoy'la evlenmesine sıcak bakmadı. İddiaya göre; Santa Farma İlaç Fabrikaları'nın sahibi olan baba Kiresepi, uzun süre Burcu Esmersoy'la bir araya gelmedi. Ünlü sunucuya sırılsıklam aşık olan Sami Kiresepi ise durumu güzel nişanlısına anlattı. Bunun üzerine Burcu Esmersoy, hem müstakbel kayınpederinin gönlünü kazanmak hem de nişanlısının arada kalmasını önlemek için 'Evlilik sözleşmesi yapalım' teklifi sundu. Bu teklife sıcak bakan baba Kiresepi'nin çevresine; 'Bir kez başımıza tazminat sorunu geldi; bir daha aynı sıkıntıları yaşamak istemiyorum' dediği öğrenildi. Kiresepi'nin ilk eşi Alexis Nina, 20 bin lira nafaka ile 12 milyon lira tazminat talep ederek tüm aileyi zor durumda bıraktı. Milyarlık ilaç şirketinin mal varlığına da tedbir konulmasını isteyen ABD'li Nina'nın talepleri reddedildi ve eski eşe ayda 5 bin lira nafaka bağlandı. Daha önceki evliliğinde mutluluğu yakalayamayan Burcu Esmersoy, bu kez mutluluğu için her şeyi göze mi alıyor? Bu evlilik sözleşmesi olayı ileride bir sıkıntı yaratır mı? Eğer bu iddia doğruysa Burcu Esmersoy hayatının en büyük hatasını yapıyor. Önümüzde çok büyük bir örnek var bu durumla ilgili. Fethi Pekin'in ailesi, Hande Ataizi'yle evlenmesini istemiyordu. Sonunda Hande'ye evlilik sözleşmesi şartını koştular. O da tamam dedi ve sonrasında da sadece olanları gördük. 1 gün evli kalabildi. Yediremedi kendine bu durumu. Bu evlilik sözleşmesi büyük bir problem. Daha yeni konuştuk bir doktorla bu konuyu. Son 1 yılda boşanan gençlerin evliliklerini bitirme nedenlerinin yüzde 65'inin evlilik sözleşmesi olduğu ortaya çıkmış. En ufak bir kavga bu sözleşme konusu açılıyormuş. Evlilik sözleşmesiyle duygusallık gidiyor, güven kalmıyor. Şimdi Burcu Esmersoy da kayınpederinin isteği üzerine evlilik sözleşmesi yaparsa, en ufak bir tartışmada bunu Sami'nin yüzüne vuracağını düşünüyorum. Bir tartışma esnasında Burcu, 'Babanın gönlünü kazanabilmek için sözleşme bile imzaladım ben' diyecek. Sami de, 'Nasıl olsa evlilik sözleşmesi yaptım, her şey garanti, bir şey vermeyeceğim, boşanayım' diyecek. Eğer haberdeki iddia doğruysa bu sahnelerin yaşanacağını düşünüyorum. Bence Burcu ile Sami evlenmemeli.FULYA UGAN / Sabah.com.tr
Cicişler Polis Zoruyla Adliyede!
Kamuoyunda 'Cicişler' olarak bilinen Esra ve Ceyda Ersoy kardeşler, polis zoru ile adliyeye getirildi. Savcılığa ifade veren kardeşler, daha sonra serbest bırakıldı.Davetiyeleri olmadığı halde başrollerini Uğur Yücel ve Beren Saat’in oynadığı “Benim Dünyam” sinema filminin galasına giden ’Ciciş kardeşler’, burada olay çıkarmıştı. İçeri alınmayan kardeşler kendilerini salondan çıkarmak isteyen görevlilere hakaret ederek saldırmışlardı. Gecede yaşanan olayın ardından Ciciş kardeşler hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. Darp ve hakaret suçlamasıyla suç duyurusunda bulunan galanın güvenlik görevlileri uzlaşmak istemediklerini ifade etmişlerdi.İFADEYE GELMEYEN CİCİŞLERE YAKALAMA ÇIKTIYapılan suç duyurusu üzerine savcılık Ciciş kardeşler hakkında soruşturma başlattı. Savcılık davetiye üzerine ifade vermeye gelmeyen kardeşler hakkında yakalama kararı çıkarttı. Karar üzerine gözaltına alınan Esra ve Ceyda Ersoy Levent karakoluna götürüldü. Burada bir süre gözaltında tutulan kardeşler, daha sonra polis zoru ile adliyeye sevk edildi.
Reklam
Rahatsız Etmekte Sınırları Aşan 11 Yasaklı Film
Seksin, şiddetin, vahşiliğin dozajı çok çok fazla olmasından dolayı bazı filmler bazı ülkelerde yasaklanmıştır. Bu filmler adeta lanetlidir; seyircisini belli bir süre hayata da küstürebilir. Bu snuff filmleri dünyada yasaklanan filmler olarak ele almak da gerekebiliyor. Listemizde Türkiye'de yasaklanmış filmler de var. İçinde korku filmlerinden gerilime, maceraya ve dini öğeleri içeren filmleri de bulabilirsiniz. İşte bu yasaklı filmlerle ilgili bir derleme yaptık. 1 numarada 60'dan fazla ülkede yasaklanan film de bulunuyor. Şimdiden söyleyeyim bu filmlerin çoğunu hiç izlemek istemeyeceksiniz! Not: Fragmanların içerikleri +18'dir. Şiddet ve cinsel içerik barındırır!
'Jimnastik Sanatı'nın En Güzel Örnekleri
Videoda 'jimnastik sanatı'nın en güzel örnekleri veren Alman, Rus, Ukraynalı, Fransız, Macar, Belçikalı sporcu-sanatçıları izliyoruz. Ayrıca bu jimnastikçilerin bazıları Dünyanın en ünlü akrobat topluluğu Cirque du Soleil'in üyeleriymiş.  Gerçekten muhteşem hareketler yapıyorlar ve de estetik.
"Çalıkuşu" Dizisi Bitecek mi?
Kanal D ekranlarında yayınlanan Fahriye Evcen ve Burak Özçivit'İn başrollerinde oynadığı Çalıkuşu dizisi için yapımcı Timur Savcı'nın Kanal D'ye teklifte bulunduğunu Hürriyet yazarı Cengiz Semercioğlu yazmıştı. Semercioğlu, Timur Savcı'nın dizi sektörüne ara verdiği için Çalıkuşu dizisinin devam etmesini isterlerse Kanal D Productions'a devredebileceğini söylediğini yazmıştı. Salı günleri PT2'de yayınlanan Çalıkuşu reytinglerde yükseliş sağlamış ve AB'de 7.38 reytingle 2. olurken Tüm Kişiler'de 5.46 reytingle 6. olarak başarılı bir hafta geçirmişi. İlerleyen haftalarda bu izlenme oranlarında devam etmesi halinde Çalıkuşu dizisinin önümüzdeki sezon da Kanal D Productions imzalı olarak devam etmesi bekleniyor. Gecce
Reklam
Kim Kardashian Şarkı Söyledi Sosyal Medya Yıkıldı
ABD’li efsane talkshow ustası Jay Leno’nun ekranlara veda ettiği son programında bir de mini müzikal sahnelendi. Sırasıyla ünlülerin Jay Leno’ya espririli bir şekilde veda ettikleri mini müziklade Kim Kardaşyan da şarkı söyledi. Sosyal medyada seveni de sevmeyeni de çok olan Kim Kardaşyan’ın mini performansı Twitter’i salladı. Yorumlardan birinde “Kim Kardaşyan’ın müzik kariyerine neden devam etmediğini şimdi anladım” denildi. Dipnot TV
Ünlü Futbolcular Nasıl İşerler?
Her ne kadar Balotelli olayını anlamasam da bana komik gelen, ve sizi de güldüreceğini düşündüğüm yapım... izliyoruz efendim.
Reklam
Scarlett Johansson ve Kate Winslet'ten 'Sıfır Makyaj' Pozu
Dünyaca ünlü aktrisler Scarlett Johansson ve Kate Winslett, hiç makyaj yapmadan Vanity Fair objektifinin karşısına geçti Scarlett Johansson ve Kate Winslet Vanity Fair'ın Hollywood sayısı için makyajsız halleriyle objektif karşısına geçti. Hollywood yıldızlarını kırmızı halı üzerinde gece makyajlı halde şık tuvaletleriyle ya da dergi kapaklarında yüksek dozajda fotoşopla görmeye alışkın olanların ezberi, Scarlett Johansson ve Kate Winslet'ın Vanity Fair'e verdiği pozlarla bozuldu. Vanity Fair’in Hollywood sayısı için makyajsız halleriyle poz veren iki ünlü isim, ödüllü fotoğrafçı Chuck Close ’a poz verdi. Üstelik fotoğraflara herhangi bir teknik rütuş ya da oynama yapılmadı. Vanity Fair’e yaptığı açıklamada makyajsız poz vermenin ciddi bir cesaret gerektirdiğini söyleyen Close, daha önce bu şekilde Helen Mirren , Oprah Winfrey ve Brad Pitt gibi isimlerin fotoğraflarını da çekmişti.T24
Kurt Seyit ve Şura: İmparatorluk Yıkıntıları Üzerinde Vals
Rusya’nın kültür incisi ve üç asır boyunca Rusya İmparatorluğu’nun başkenti olan Sankt Petersburg’da Kıvanç Tatlıtuğ ve Farah Zeynep Abdullah’ın başrol oynadığı Türk dizisi “Kurt Seyit ve Şura”nın çekimleri sürüyor. Dizi, Nermin Bezmen’in aynı adlı popüler romanından uyarlandı. Kitap, Birinci Dünya Savaşı ve Bolşevik ihtilali ateşinde kavrulan Çar Rusya’sı ile İstanbul’u saran 20 yüzyıl başlarındaki tarihi olaylar bağlamında trajik aşkın hikâyesini anlatıyor. Zengin, cesur, asil, hırslı ve mert Kırım Türkü Kurt Seyit, Çar 2. Nikolay’ın Muhafız Alayı’nda üsteğmen olduğu için iktidara gelen Bolşevikler tarafından ölüm listesine dahil edilir ve İstanbul’a kaçmak zorunda kalır. Burada hayatına sıfırdan başlarken elinde kalan tek serveti gururu ve aşkıdır. Henüz on altısında olan Şura, Çaykovskiy nağmelerinin romantizmi ile sarılmış karlı bir Moskova gecesinde saf güzelliği ve beklentisiz aşkı ile Seyit’in dünyasına girer. Ne ailesinin unvanı, ne serveti, ne de sonsuza kadar vatandan uzak kalma korkusu, ona engel olamaz, sevdiği erkekle birlikte belirsizliğe doğru kaçar. Şura ve Kurt Seyit, bir daha vatanlarına dönemez, aileleriyle buluşamaz ve artık yaşamayacakları geçmişlerinin hasretlerini birbirlerinin aşklarında dindirmeye çalışır. Savaşın parçaladığı insan yaşamının trajedisi, merhem gibi sonsuz aşk ve dünya tarihinin dramatik gelişimi, bu heyecan dolu romanın temel laytmotifleridir. Kitaptaki olayların dizide nasıl bir yansıma bulduğunu, Star TV izleyicileri bir ay gibi kısa bir süre sonra görebilecek. Bu arada dizi çekimleri Rusya’nın kuzey başkenti Sankt Petersburg’da tüm hızıyla devam ediyor. Çekimlerde çalışan herkes, gizlilik anlaşmasını imzaladı. Entrikayı korumaya çalışan yapımcılar, yorum yapmaktan kaçınıyor. Ancak Rusya’nın Sesi radyosuna konuşan Rus çekim grubunun bir üyesi, dizi çalışmalarından izlenimlerini ve sürecin bazı ilginç ayrıntılarını aktardı: “Çalışmamız öyle bir ayarlandı ki her bir görevi iki kişi yürütüyor. Örneğin, biri Türk diğeri Rus iki yönetmenimiz var. Biri Türk, diğeri Rus iki film seti yöneticisi var. Süreçte aynı zamanda Rus ve Türk kamera ekipleri yer alıyor. Türk meslektaşlarımız, sırlarını titiz bir şekilde koruyor. Yabancı birisi sete giremez. Bu nedenle figüranlar, tarihin nasıl çekildiğini kendi gözleriyle görme fırsatını yakalamış çok şanslı kişilerdir. Şahsen ben, Türk televizyon ekibinin, kendilerini tamamen ve bütünüyle işe adayan olağandışı çalışkan insanlar olduğunu söyleyebilirim. Biz, on iki saatlik çekim gününe alışığız, Türk konuklarımız ize on altı saat çalışıyor! Rus katılımcılar, en çok, tarihi dekorasyonlar arasında oynama ve Çar 2. Nikolay döneminin kostümlerini giyme fırsatına seviniyor. Bu arada kostümlere gelince, Türk ekibi her şeyi, takma saçları, takıları, ayakkabıları, elbiseleri, Türkiye’den getirdi. Bu nedenle kadın giysilerinin çoğu, S ölçüsünde, yani sadece ince yapılı bayanlar için. Bu yüzden fazla santimetreleri olduğu için diziye katılamayan daha iri yapıya sahip kızlarımız çok üzülüyor, yine de kendilerini çar ailesi ve Birinci Dünya Savaşı döneminin çağdaşları olarak hissetmelerini sağlamamız için yalvarmaya devam ediyor. Ancak Türk tarafının koşulları buna izin vermiyor ve biz uygun kişileri bulmaya çalışıyoruz. Her anlamda zarif sosyete toplum atmosferini yaratmaya çalışıyoruz. Makyaj için çok zaman harcanıyor. Her bir figüran için bile 50 dakika gidiyor. İnsanlar, sete yetişmek için sabah saat 5’te uyanıyor, makyaj yapıyor ve gereken kostümü giyiyor. Çekimler ise gece geç saatlere kadar sürüyor. Aktör seçimi için kriterler de çok ilginç. Örneğin kimsenin dövmesi olmayacak. Saçların doğal olması da zorunludur.” Dizide yer alan itfaiye memuru Semön Dımov, “Dışarıda para kazanmamıza izin verilmiyor, ancak sanatla ilgili projelere katılmamız yasak değil. İşimiz oldukça zor. Fırsat buldukça dikkatimi başka alanlara vermeye çalışıyorum. Bu nedenle büyük bir memnuniyetle dizilerde figüranlık yapıyorum. Üstelik tarihle ilgileniyorum ve bu Türk dizisinde oynama teklifine hiçbir şekilde hayır diyemezdim, hemen kabul ettim! Kurt Seyit ve Şura setinde iki sahnede yer aldım. Otto hastanesinde çekilen askeri hastane sahnesinde ve Mermer Sarayı’ndaki baloda. Bu tarif edilemez bir duygu. Sanki tarihe dokunmak dışında bu tarihin bir parçası haline geliyorsunuz! Türk aktörlerin oyununu büyük bir ilgiyle izledim ve Rus aktörlerin çalışmalarına benzediğini fark ettim. Muhtemelen onlar da Stanislavski okulunu takip ediyorlar.” dedi. Moskova ve Kafkaslardaki Kislovodsk olayları dahil tüm Rusya sahneleri, Sankt Petersburg’da çekilecek. Rusya’daki çekimlerin şubatın sonlarında tamamlanması bekleniyordu, ancak sürecin biraz daha uzayacağı yönünde tahminler dile getiriliyor. Öte yandan Star TV, dizinin ilk bölümlerini mart ayında sunacağını açıkladı.
Reklam
Shakira Ve Rihanna'ya Suçlama
Bogota'da bir meclis üyesi, Shakira’nın Kolombiya ve Latin Amerika gençliğinin ahlaki karakterini yaraladığını söyleyerek Rihanna ile çektiği klibin lezbiyenliği teşvik edici olduğunu söyledi. Twitter’da bir hashtag açarak kampanya başlatan Marco Fidel Ramirez adlı meclis üyesi, Shakira ve Rihanna’nın erotik görüntülerinin çocuklar için sakıncalı olduğunun altını çizdi. Hürriyet
Serenay Sarıkaya ve Çağatay Ulusoy Kaçamağı!
Medcezir dizisi Serenay Sarıkaya ve Çağatay Ulusoy ilk kez baş başa görüntülendi. Aynı dizide rol almaya başladıktan sonra sevgili olan Çağatay Ulusoy ile Serenay Sarıkaya, önceki gün Uludağ Ağaoğlu Hotel'in lobisinde görüntülendi. İkilinin ekipten önce gelmesi dikkat çekerken geçtiğimiz günde set ekibi otele giriş yaptı. Otele Gelen Medcezir Ekibi 7 Şubat Cuma Günü Yayınlanacak Yeni Bölüm Çekimlerine Akşam üstü başlayacak. Bir önceki bölümde Mira, Yaman’ı hafta sonu için Uludağ da tatil yapmak için ikna etmeye çalışıyordu. Yaman da 1 gün için olumlu sinyal vermişti. Anlaşılan o ki yeni bölüm de Uludağ da olacak. Bakalım yeni bölüm de bizleri ne bekliyor. Gecce
Jennifer Lawrence Vileda'nın Mucidini Oynayacak
Yönetmen David O. Russell yeni filminde favori oyuncularından Jennifer Lawrence için başrol düşünüyor 'Umut Işığım / Silver Linings Playbook' ve 'Düzenbaz / American Hustle' filmlerinde birlikte çalışan Oscar ödüllü Jennifer Lawrence ve yönetmen David O. Russell yeni bir proje için yeniden bir araya geliyor. Jennifer Lawrence'ın Amerikalı dul bir anneyken girişimciye dönüşen ve viledayı icat eden Joy Mangano'nun biyografik filminde Mangano'yu canlandırması planlanıyor. Milliyet Sanat
Reklam