Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Umut Kısa Yazio: Siz de “Bunu Fazla Büyütmeyin, Olur Böyle Şeyler” Der miydiniz?

444PAYLAŞIM
Yazio Banner

Geçenlerde kurumsal bir şirkette çalışan arkadaşım bana bir hikâye anlattı. Hem kendi ismini hem de şirketinin adını belirtmemi istemedi. Ona saygı nedeniyle ben de paylaşmayacağım.

Başka bir firmaya toplantı yapmak üzere kendi şirketi aracılığı ile “özel bir firmadan şoförüyle birlikte” bir araç kiralanıyor. Araç kullanmak istemiyor çünkü yol boyunca telefonla toplantılarına katılmak istiyor. Yolculuk sırasında aracın sürücüsü A Haber Kanalı’nı yüksek bir sesle dinlemeye devam ediyor. Arkadaşım telefonla toplantı yapmak çok zorlaştığı için sürücüden mümkünse radyoyu kapatmasını istiyor. O sırada da tesadüfen radyo kanalında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması var.

Kiralık aracın sürücüsünün tepkisi “Benim cumhurbaşkanımı dinleme hakkım yok mu?” oluyor. (Bu bir taksi de olabilir!)

Bunu anlatan arkadaşımın siyasi hiçbir tutumu ya da tarafı yok. Liberal kabul edebileceğim biri ve dönüp şunu söylüyor.

“Toplantı yapmaya çalışıyorum ama ses çok yüksek, mümkünse kapatabilir misiniz?”

Bundan sonra yol boyunca söylenen “İsterseniz araçtan inin!” diyen bir personelle karşılaşıyor. Bu hikâyenin buraya kadar olan kısmında aslında hiçbir gariplik yok çünkü insanların bunu yapmasına çok alıştık. Elbette normalde olanları kaydedip gerekirse uygun yerlere şikâyet edersiniz. Sürücüyle kiralanan araçlarda yolcunun ses istememesi durumunda sürücünün buna uyması gerektiğini hepimiz biliriz ama görevini yapmayan bir sürü insan içerisinde bir kişi ne kadar önemli olabilir ki!

Hepimiz bunları kanıksadık.

Ancak bundan sonra süreç daha ilginç bir hâle geliyor.

Konuyu kendi çalıştığı şirketin İnsan Kaynakları Departmanı’na iletiyor. İşte burada gelen tepki oldukça ilginç.

“Büyütmeyin, olur böyle şeyler.”

Arkadaşım konuyu biraz daha irdeliyor ve kayıt dışı şu cevabı alıyor.

“Şimdi biz firmayı arasak ve bu durumu şikâyet etsek konu büyüyebilir.”

“Nasıl büyüyebilir ki?” diye sorduğunda gelen cevap ürkütücü.

“Şu ara hükümetle aramızı iyileştirmeye çalışıyoruz, ya sürücüyü işten atarlarsa ve sürücü sosyal medyada Cumhurbaşkanı’nı dinledim ve bu yüzden beni cezalandırdılar diye haykırırsa…”

Bu açıklamanın basiretsizliğine değinmeyeceğim çünkü bu korkuyu hisseden kişinin yapabileceği şeyler çok sınırlı. Önemli olan bu korkunun var olmasıdır.

İlginç bir yere doğru gidiyoruz. Sosyal medyadaki Ece Üner ve Deniz Çakır kavgaları, menemenin soğanlı mı soğansız mı olacağı gibi masum görünen ama aslında adım adım her şeyi politik bir gözle gördüğümüz yere doğru ilerliyoruz.

Ticari ya da bireysel kararlar alırken politik etkilerini, sosyal medya sonuçlarını bu kadar düşündüğümüz bir süreç oldu mu bilmiyorum ama özgürlük önemli bir kavram… Bu hikâyede suçlu aramakla ilgilenmiyorum ama halkın birbirine düşmanlığı ve eylem potansiyeli her gün bizi daha fazla geriyor. Çok küçük olaylar bile garip sonuçlara gebe… İyiniyetli bir tahminle belki yöneticilerin bile bu baskılardan yeterince haberi yok.

Medeleine Albright kitabı Faşizm’de şöyle yazıyor:

Hitler’in yükselişini yaşamış iyi eğitimli ama siyasi fikirleri olmayan bir Alman’ın şöyle söylediğini belirtiyor:

"Bu süreci yaşamak kesinlikle onu fark edebilmek anlamına gel­miyor, lütfen bana inanmaya çalışın. Atılan her adım o ka­dar küçük, o kadar önemsiz, o kadar iyi izah edilen ya da yeri geldiğinde, ‘pişman olunan’ adımlar ki, en başından itibaren bütün bu sürecin dışında olunmadığı sürece, hiçbir ‘vatansever Alman’ın kızamayacağı bütün bu ‘küçük önlemler’in günün birinde nelere yol açacağı anlaşılmadığı sürece, bunun günden güne gelişmesi ancak bir çiftçinin tarlasındaki mısırların bü­yümesini fark ettiği kadar fark edildi.

Ve bir gün, iş işten geçmişken, ilkeleriniz eğer onlara karşı her zaman duyarlı olmuşsanız başınıza üşüşür. Kendini kan­dırmanın yükü aşırı ağırlaşmıştır ve küçük bir olay, benim ör­neğimde henüz bebek yaşta olan küçük oğlumun ‘Yahu­di domuz’ demesi mesela, her şeyin bir anda çökmesine neden olur; her şeyin ama her şeyin burnunuzun dibinde bütünüyle değişmiş olduğunu görürsünüz.”

Albright’ın ifadesine göre tüm dünyada ve birçok ülkede Faşizm önemli bir yükselişte ve umarım tahmin ettiğimiz kadar yükselmez.

Yeterince yükseldiğinde bu kadar basit bir yazı bile yayınlanamaz duruma gelebilir. Bunun sebebi sadece yöneticilerin değil aynı zamanda demokratik olduğunu düşünen halkın da tepkileri olacaktır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ceyda-ozogul-akbay

okur okumaz Alman Rahip Pastör Nie Moeller’in dizeleri geldi aklima: “Önce Yahudiler için geldiler Sesimi çıkarmadım , Çünkü ben Yahudi değildim Sonra komünistler için geldiler Sesimi çıkarmadım ,Çünkü ben komünist değildim Sonra sendikacılar için geldiler Sesimi çıkarmadım Çünkü ben sendikacı değildim Sonra benim için geldiler Ve artık ses çıkaracak kimse kalmamıştı...” ve hala susuyoruz, susuyorsunuz, susuyorlar, cunkuleri belli ama sonuclari da belli, yine de susmak...

Görüş Bildir