article/comments
article/share
Haberler
Türkiye Güzeli Zerrin Arbaş'ın Kızıydı: Derya Arbaş'ın 35 Yaşında Son Bulan Trajik Hayatının Detayları!

Türkiye Güzeli Zerrin Arbaş'ın Kızıydı: Derya Arbaş'ın 35 Yaşında Son Bulan Trajik Hayatının Detayları!

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Bazı hayat hikâyeleri var ki insan okudukça yaşananların gerçek olduğuna inanmakta zorlanıyor. Bir dönemin en güzel ve gelecek vadeden oyuncularından biri olarak gösterilen Derya Arbaş'ın hikâyesi de tam olarak böyle. Türkiye güzeli Zerrin Arbaş'ın kızı olarak dünyaya gelen, henüz genç yaşta Yeşilçam'ın dikkat çeken yüzlerinden biri hâline gelen Arbaş, aşkı uğruna kariyerini geride bırakmıştı. Yıllar sonra hayatına yeniden yön vermeye, Türkiye'ye dönüp yepyeni bir başlangıç yapmaya hazırlanırken ise hiç beklenmedik bir acıyla karşılaştı. 

Henüz 35 yaşındayken hayatını kaybeden Derya Arbaş'ın ardında bıraktığı hikaye, annesinin yıllar sonra anlattıklarıyla daha da yürek burkuyor.

Buyurun, detayları beraber inceleyelim.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Bir dönemin güzelliğiyle de oyunculuğuyla da adından söz ettiren Derya Arbaş'ı hatırlayanlarınız mutlaka vardır.

Bir dönemin güzelliğiyle de oyunculuğuyla da adından söz ettiren Derya Arbaş'ı hatırlayanlarınız mutlaka vardır.

1968 yılında Amerika'nın Santa Monica kentinde dünyaya gelen Derya Arbaş, aslında sanatın tam ortasına doğmuş isimlerden biriydi. Annesi, güzelliğiyle Yeşilçam'a damga vuran eski Türkiye güzeli Zerrin Arbaş, babası Kızılderili kökenli Amerikalı oyuncu Dehl Berti, dedesi ise ünlü ressam Avni Arbaş'tı. Böyle bir ailede büyüyüp de kamera karşısına geçmemek pek mümkün olmamış olacak ki Derya'nın sinemayla tanışması da çocuk yaşta gerçekleşti.

1974 yapımı Battal Gazi'nin Oğlu filminde annesinin çocukluğunu canlandıran Arbaş, asıl çıkışını 1985 yılında Talat Bulut'la başrolü paylaştığı Kuyucaklı Yusuf filmiyle yaptı. Ardından Beyaz Bisiklet, Bitmeyen Sevda, Alev Gibi ve Dilan gibi yapımlarda rol aldı.

Güzelliği dönemin dünyaca ünlü yıldızı Brooke Shields'a benzetiliyor, genç yaşına rağmen kamera karşısındaki başarısıyla geleceğin yıldızlarından biri olarak gösteriliyordu. Kısacası Derya Arbaş'ın önünde uzanan oldukça parlak bir kariyer vardı. Fakat hayatının yönünü değiştirecek o karşılaşma, yine bir film setinde gerçekleşecekti.

Derya Arbaş, henüz kariyerinin başındayken aşkı uğruna her şeyi geride bırakmaya karar verdi.

Derya Arbaş, henüz kariyerinin başındayken aşkı uğruna her şeyi geride bırakmaya karar verdi.

1986 yılında Dilan filminin çekimleri için Ağrı'ya giden genç oyuncu, burada öğretmenlik yapan Nihat Polat ile tanıştı. Polat, filmin uyarlandığı eserin yazarı Ömer Polat'ın kardeşiydi. Çekimler sırasında başlayan tanışıklıkları kısa sürede aşka dönüştü.

O dönem henüz 18 yaşlarında olan Derya Arbaş, hem güzelliğiyle hem de peş peşe rol aldığı filmlerle dikkatleri üzerine çekiyordu. Ancak genç oyuncu, tam da yıldızının parlamaya başladığı günlerde Nihat Polat'la evlenerek Amerika'ya yerleşmeyi seçti.

1986 yılının sonunda gizlice evlenen çiftin birlikteliği yaklaşık üç yıl sürdü. Derya Arbaş, evliliği boyunca sinemadan uzak kaldı. Yolları ayrıldığında ise hayatına yeniden yön vermek için oyunculuğa dönmeye karar verdi.

Amerika'da resim ve heykel eğitimi alan Arbaş, 1994 yılında Atıf Yılmaz'ın yönettiği Gece, Melek ve Bizim Çocuklar filmiyle yeniden seyirci karşısına çıktı. Ardından Çılgın Badiler ve Günah gibi televizyon projelerinde de rol aldı.

Yani ilk gençliğinde yakaladığı o büyük çıkışın ardından sinemadan uzaklaşmış olsa da oyunculuğu tamamen geride bırakmamıştı. Hatta hayatının son dönemlerinde kendi yaşadıklarından izler taşıyan bir roman bile kaleme alıyordu. Fakat ne yazık ki Derya Arbaş'ın yarım kalan tek hikâyesi o roman olmayacaktı.

Takvimler 2003 yılını gösterdiğinde Derya Arbaş, hayatında yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyordu. Ancak her şey birkaç gün içinde altüst oldu.

Takvimler 2003 yılını gösterdiğinde Derya Arbaş, hayatında yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyordu. Ancak her şey birkaç gün içinde altüst oldu.

16 Ekim 2003'te çok sevdiği dedesi Avni Arbaş'ın vefat haberini alan oyuncu, cenazeye katılmak için Türkiye'ye geldi. Dedesinin kaybı onu derinden sarsmıştı. Üstelik o günlerde Amerika'daki hayatını geride bırakıp İstanbul'a temelli yerleşmeye karar vermişti.

Planı, dedesinin Asmalımescit'teki evine taşınmak ve hayatına burada devam etmekti. Bunun için 20 Ekim'de Los Angeles'a, eşyalarını toplamaya döndü. Yaklaşık iki hafta sonra yeniden Türkiye'ye gelecekti.

Ama olmadı...

Derya Arbaş, 22 Ekim 2003'te Los Angeles'taki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu, henüz 35 yaşındayken hayatını kaybetti.

Dedesinin ölümünün üzerinden yalnızca birkaç gün geçmişti. Türkiye'ye dönüşüne ise çok az kalmıştı. Annesi Zerrin Arbaş, o dönem yaptığı açıklamada kızının dedesinin ölümünden sonra çok üzüldüğünü, uzun yolculuğun ardından da yorgun düştüğünü anlatmıştı.

Henüz 35 yaşında, yepyeni bir hayata başlamak üzereyken gelen bu ölüm haberi, hem ailesini hem de onu gençlik yıllarından beri tanıyanları yasa boğdu. Derya Arbaş, Amerika'da babası Dehl Berti'nin mezarının yanına defnedildi.

Asıl insanın içini parçalayan ayrıntılardan biri de Zerrin Arbaş'ın kızının ölüm haberini nasıl aldığını yıllar sonra anlatmasıydı.

Asıl insanın içini parçalayan ayrıntılardan biri de Zerrin Arbaş'ın kızının ölüm haberini nasıl aldığını yıllar sonra anlatmasıydı.

2019 yılında 2. Sayfa programına konuk olan Zerrin Arbaş, kızının ölümünün ardından yaşadıklarını anlatırken dinleyenleri de derinden etkileyen bir itirafta bulunmuştu. Derya'nın Amerika'ya döndüğünde kendisini mutlaka aradığını söyleyen Arbaş, bu kez beklediği telefonun gelmediğini anlattı. Kızını aramış ancak ulaşamamıştı. Bunun üzerine Derya'nın yakınındaki bir arkadaşından evine gidip kontrol etmesini istemişti.

Arkadaşı eve gittiğinde ise genç oyuncunun hayatını kaybettiği ortaya çıkmıştı. Üstelik Zerrin Arbaş, kızını kaybetmeden yalnızca beş gün önce babası Avni Arbaş'ı da toprağa vermişti. Bir hafta içinde hem babasını hem de biricik kızını kaybeden usta oyuncu, yaşadığı acıyı “Evlat acısı yarası, hiçbir zaman kapanmıyor” sözleriyle anlatmıştı.

Kızının Amerika'daki bütün eşyalarını Türkiye'ye getirdiğini, fotoğraflarını ve hatıralarını evinde sakladığını da söylemişti. Öyle ki Derya'nın hâlâ evde yaşıyormuş gibi hissettiren pek çok eşyası olduğunu dile getirmişti.

Bir dönem geleceğin en parlak oyuncularından biri olarak gösterilen, aşkı için kariyerine ara veren, yeniden başlamaya karar verdiğinde ise hayata veda eden Derya Arbaş'ın hikâyesi böyle yarım kaldı. Annesi Zerrin Arbaş'ın anlattıkları da bu acı hikâyenin belki de en dokunaklı tarafı oldu.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
Çocukluğumdan bu yana kendimi en iyi yazarak ifade ettim. Okumaya, yazmaya ve duyguları düzgün ifade etmeye olan ilgim Karşılaştırmalı Edebiyat lisansı ve Kültürel İncelemeler yüksek lisansı okuma kararı almama vesile oldu. Birçok farklı ülkeye, kültüre ait eseri incelerken tüm bu ciddiyetin yanında, ünlüler dünyasına ve magazine duyduğum merak beni hep canlı tutan taraftı. Yaklaşık beş senedir magazin editörlüğü yapıyor, televizyon ve dizi sinema içerikleri yazıyorum. Onedio serüvenim devam ettiği sürece kadın kadına sohbet eder gibi, aklınıza gelebilecek tüm incik cincik detaylarla samimi, eğlenceli ve dikkat çekici içerikler üretmeyi umuyorum!
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
14
3
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın