The Irishman Filmiyle Yeniden Gündeme Gelen Al Pacino'nun Canlandırdığı Jimmy Hoffa'ya Gerçek Hayatta Ne Oldu?

-

The Irishman'i izleyip de "Jimmy Hoffa kimdir'' diye merak etmeyen var mı?

Dikkat! Bu içerik filmi izlemeyenler için spoiler içeriyor olabilir!

Kadrosunun şampiyonlar ligi gibi olması ve konusunun güzelliğiyle uzun süredir beklediğimiz ve bir heyecanla izlediğimiz The Irishman filmini duymuşsunuzdur.

Hatta bu içeriği okuduğunuza göre filmi izlemişsinizdir diye de düşünüyoruz.

Senelerin efsane oyuncusu Al Pacino'nun canlandırdığı Jimmy Hoffa karakteri mutlaka ilginizi çekmiştir. Çünkü çok acayip bir karakter ve zamanında oldukça gündemi meşgul eden olaylar yaşadı.

Hoffa'yı oynayan Al Pacino da, Variety dergisine verdiği söyleşide şöyle söylüyor hatta:

 "Bu karakterin yoğunluğunu yansıtmaya çalıştım. Yaptığı işe kendini adamış biriydi. Onu araştırdığınızda çok sayıda kitap ve metin olduğunu görüyorsunuz. İyi metinler yardımcı oluyor. Onları çalışıp, bu adamın kim olduğunu anlamaya zamanınızı adayıp onu özümsemeniz gerekiyor."

Hiç kamyon sürmeden nasıl Kamyoncular Sendikası'nın lideri olduğu araştırmadan anlaşılamayan Jimmy Hoffa'nın kaybolması ise çok daha büyük sonuçlar doğurdu.

O kaybolduktan sonra bir nesle damgasını vurdu ve hatta John F. Kennedy suikastıyla karşılaştırılan bir gizeme dönüştü.

Gelin tüm bu olaylar zincirine en baştan başlayalım...

James Riddle Hoffa, 1914'te, Indiana eyaletinin Brazil kasabasında doğdu.

ABD'de dönemin en büyük sendikası olan Enternasyonal Kamyoncu Kardeşliği'nin cazibesine o da kapılmış ve 18 yaşından itibaren eylemlere katılmaya başlamıştı.

Bu cazibe o kadar büyüktü ki, sendikanın üye sayısı 1957'de 1 milyona ulaşmıştı. Aynı yıl yani Hoffa 43 yaşındayken, bazı ittifaklar da yapılarak, sendikanın başına seçildi.

Sendikanın başına geçtikten sonra öyle popüler olup sevildi ki, 25 yıl boyunca avukatlığını yapmış yoldaşlarından William E. Bufalino, "Kamyoncular Sendikası'nda onun gibisi asla olmayacak" demişti.

Hoffa başa geçtikten sonra da, sendikayı ABD'nin en büyük sendikası haline getirmeyi başardı ancak; bir süre sonra mafya ile de ilişki kurmaya başladı. Zannediyoruz işler bu aşamadan sonra sarpa sardı.

Amerika'daki büyük gazetelerin söylediğine göre Hoffa'nın mafya ile ilişki kurmasının sebebi, büyük iş adamlarına baskı yapılmasını ve diğer birçok yasa dışı faaliyeti onlara yaptırmak istemesiydi. Karşılığında da sendika aracılığıyla mafyanın parasını aklayacaktı. Böylece iki tarafın da işi görülecekti yani.

Fakat işler umduğu gibi gitmedi ve bu olaylar Robert Kennedy'nin kulağına gitti.

Bu durumdan hiç hoşlanmaya Kennedy, Hoffa'nın hapse girmesi için elinden geleni ve yaptı sonunda onu cezaevine yolladı. Ancak cezaevine girmesinin sebebi bu mafya işleri değil, çok daha başka bir sebepti. Hoffa, 1964 yılında, cezaevine girme sürecinde jüriye rüşvet vermeyi teklif etmesi sebebiyle hapis cezası aldı...

7 yıl içerde kaldı Jimmy Hoffa. Ardından 1971'de dönemin ABD Başkanı Richard Nixon, iddialara göre sendika üyelerinin oyunu almak için, Hoffa'yı affetti ve serbest bıraktı.

Ancak bir koşulu vardı serbest kalmak için. O da 10 yıl boyunca sendikal faaliyetlerden uzak durmak...

Bir başka iddia ise, bu koşulu sunmasının sebebinin, o dönem sendikanın başkanlık koltuğunda oturan Frank Fitzsimmons'u yerinden etmek istememesi olduğu idi.

Fitzsimmons ise, sendikanın sunduğu avantajları sonuna kadar kullanan, pek de sevilmeyen bir başkandı.

İşler bu noktadan sonra çığrından çıktı.

Jimmy Hoffa cezaevinden çıktı çıkmasına ama Richard Nixon'ın sunduğu koşula itiraz eden yasal girişimlerde bulunmaktan da geri durmadı.

4 sene sonra, tarihler 30 Temmuz 1975'i gösterirken, Detroit'in o dönemki en büyük gangsterlerinden bir adamla öğle yemeği için randevulaştı. 

Bu randevudan sonra her şey, saat saat raporlandı çünkü o gün Jimmy Hoffa'nın görüldüğü ve insanlarla iletişim kurduğu son gündü.

13:15'te evden tek başına çıktı, karısına eve 4 gibi döneceğini söyledi. Bir saat sonra eşini arayarak, restoranda kimsenin olmadığını ve ekildiğini söylediği bir telefon açtı.

Eşiyle konuştuktan 10 dakika sonra da sendikadan yakın arkadaşı Louis Linteau'yu arayıp ona da aynı şeyleri söyledi. Linteau ise cevap olarak, eve dönerken ofisine uğramasını istedi.

Hoffa'nın konuştuğu son kişi Louis Linteau idi.

Jimmy Hoffa'nın kaybolmasının ardından FBI dahil herkes onu aramaya başladı. Elbette ortada birçok şüpheli vardı.

Kaybın ardından soruşturmaya dahil olan FBI ajanlarından John Anthony, görevin çok zorlu olduğunu çünkü 10 sene önce onu cezaevine gönderdikleri için yakını olan kimsenin onlarla konuşmak istemediğini vurguladı.

Birkaç habere göre ise, Jimmy Hoffa'nın yakınları, buluşacağı gangster'ların Anthony Provenzano ve Anthony Giacalone olduğunu söyledi.

Bu kişilerin şüpheli olmaları için güçlü sebepler vardı; Anthony Provenzano sendika içinde güçlü bir isim olmasının yanı sıra Jimmy Hoffa'nın göreve dönmesini istemiyordu. Anthony Giacalone ise o dönemin en ünlü gangster'larından biriydi.

Kaybolduğu gün kullandığı araç restoranın yakınlarında kilitli bir şekilde bulundu. Ancak araçta hiçbir iz ve delil bulunamadı.

FBI'ın işi o kadar zorlaşmıştı ki; ne görgü tanığı vardı, ne itiraf ne delil...

İsimleri şüpheliler arasında olan gangster'lar Provenzano ve Giacalone ise o günkü buluşmayı ayarlayanların onlar olmadığını söyleyerek bunu ispatlamışlardı.

Kaybolduktan sonraki en güçlü senaryolar fidye için kaçırıldığıydı. Ya da Hoffa'nın kasıtlı olarak izini kaybettirerek ortadan kaybolması... Ancak zaman içinde herkes öldürüldüğünü düşünmeye başladı.

FBI zaman içerisinde öldüğüne ve katile dair birçok teori oluşturmuş olsa da, ortada kanıtlanan bir suç ve katil yok...

Hoffa, kaybolmasından 7 yıl sonra 1982'de Michigan eyaleti tarafından, "ölü" ilan edildi.

Bu süreç 2004 yılında, eski savcı, hukukçu ve Delaware Kıdemli Adalet Bakanı Vekili "Charles Brandt'' tarafından kitaplaştırıldı.

I Heard You Paint Houses (Boyacılık Yaptığını Duydum) adlı bir kitap yazdı. 

Yazar Brandt, The Irishman filminde de izlediğimiz gibi, kitabın sonunda Hoffa'nın katilini, koruması Frank Sheeran (The Irishman filminde Robert De Niro'nun canlandırdığı karakter) olarak gösterdi. Fakat yapılan araştırmalar sonucunda, gerçek hayatta, katilin Frank Sheeran olduğunu gösteren hiçbir delil yok.

Yine de bu durum, Martin Scorsese'nin kitabın haklarını satın almasına engel değildi.

Bildiğiniz üzere, Martin Scorsese kitabın haklarını satın aldı ve kendi yorumuyla, geç de olsa, beyaz perdeye aktardı. İyi ki de yaptı...

Olay, her ne kadar başka başka insanların komplo teorileri üretmesine engel değilse de Jimmy Hoffa'ya ne olduğu hala bilinmiyor.

FBI, "Ne kadar sürerse sürsün bu davada gerçek açığa çıkacak" demişti... Fakat aradan 44 yıl geçti ve Jimmy Hoffa'nın katili aslında kim ya da ona gerçekten ne oldu, bilinmiyor...

Bu içeriği de okumak isteyebilirsiniz;

Kadrosuyla "İçerisi Şampiyonlar Ligi Gibi" Dedirten The Irishman Hakkında Daha Önce Duymadığınız 17 Bilgi - onedio.com
Kadrosuyla "İçerisi Şampiyonlar Ligi Gibi" Dedirten The Irishman Hakkında Daha Önce Duymadığınız 17 Bilgi - onedio.com

Yorumlarınızı bizimle paylaşmayı eksik etmeyin.

Yararlanılan Kaynaklar: BBC ve Biography.com.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
1913

film efsane olmuş.4 günde dizi tadında izledim.Birlikte oynadıkları son film olabilir gerçekten çok yaşlanmışlar.robert de nironun bu kadar uzun ve yapılı olduğunu bu filmle tekrar hatırladım :)

farkedmez

Filmi gayet iyi buldum. Robet De Niro'nun gençliğinde geçen sahneler olmamış. Adam 40-50 yaşındayken mi geçiyor 25-30 yaşındayken mi belli değil. Marvel'ın Samuel L.Jackson'a yaptığı gibi bir gençleştirme teknolojisi kullanmaları lazımdı. Ama filme bakacak olursak gayet iyiydi. Jimmy Hoffanın hikayesi önceleriç okumuştum ama filmi izlerken anca öldürüldüğünde fark ettim okuduğumu. Kadro iyiydi ama süper aksiyon beklemeyin.

tamer-olmez

Aslında Robert D.Niro nun kavga sahneleri , filmdeki yaşlandırma tekniği falan vb şeyler berbat açıkçası linç yemiyeceksem eğer filmi pek beğenmedim bir tek Al Pacino 'nün inatçı tavırları falan iyiydi.

semih-kurnaz

Çok güzel bir film ama izlerken bir süre sonra "bitmiyor lan bu film" dedirtiyor insana, ayrıca izlemek için zamanınız ve sakin bir zihin olması gerek yoksa filmden tat alamazsınız biraz yavaş ilerleyen bir film iyi ki drama yapmamışlar yoksa 3 buçuk saat çekilmezdi..

okcuoglu

İzlenecek bir film , ama ; güzel bir zaman ,boş bir kafa , rahat bir ortam yaratılarak keyifle izlenilmesi gerektiğini düşünüyorum,kadro ve yönetmen gerçekten şampiyonlar ligi gibi,en ufak bir sahne bile kaçmamalı bence,araya sıkıştırılacak bir film olmamalı.

Görüş Bildir