Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Tarihin Tozlu Sayfalarından Zihinlerden Silinmiş 10 Akıl Almaz İşkence Yöntemi

-

Tarih boyunca hırsızlardan tutun da katillere kadar pek çok suçluyu cezalandırmak için çeşitli işkence yöntemleri kullanıldı. Bu, o dönemlerin adaleti sağlama yöntemiydi. İşkencelerin bazıları halkın bilgisi dahilinde -hatta kimi zaman gözleri önünde- gerçekleşirken, diğer bazı işkence yöntemleri daima kapalı kapılar ardında kaldı ve tarih boyunca unutulup gitti. İşte hatırlardan silinmekte olan 10 ilginç işkence yöntemi:

1. Tekneye Bağlama

Bildiğiniz gibi askeriye, görevlerini yapmayan askerlerle alakalı daima katı bir tutum içinde olmuştur. Yaklaşmakta olan bir düşman atağı, nöbet tutan tek bir askerin dikkatsiz davranması sonucu hezimetle sonuçlanabileceği için, tembellik ve dikkatsizlik çok ağır bir biçimde cezalandırılmıştır. Bu suçun en ağır biçimde cezalandırıldığı dönem ise, İngiltere'de kral VIII. Henry'nin hüküm sürdüğü dönemdir.

VIII. Henry'nin zamanında nöbet sırasında uyuyakalan askerlere üç kez vurulur ve her vuruşta şiddet biraz daha arttırılırdı. Bu üç kez tekrarlanırdı ve asker dördüncü kez uyuyakalırsa daha farklı yollara gidilirdi. Nöbet sırasında dört kez uyurken yakalanan asker, bir sepetin içine konup teknenin önüne bağlanır ve eline biraz yiyecek ve bir bıçak verilirdi. Bu durumda asker ya sepetin içinde kalıp açlıktan ölmeyi bekleyecektir, ya da bıçak yardımıyla bağlarından kurtulup kendisini denize bırakacaktır; seçim tamamen kendisinindir.

2. Sarhoş Paltosu

İşkence yöntemlerinin çoğu suçlulara fiziksel zarar verme amacını güder fakat bazı yöntemler vardır ki bunlar psikolojik acı yaşatmak üzere kurgulanmıştır. "Sarhoş Paltosu" da bunlardan bir tanesiydi ve 16. ve 17. yüzyılda toplum içinde sarhoş olan insanları cezalandırmak amacıyla geliştirildi.

Bu işkencede suçlu, sarhoş paltosu giymek zorundadır ve sarhoş paltosu ismi verilen de el ve kafanın dışarı çıkabilmesi için üzerinde delikler açılmış bir fıçıdır. Bu işkencenin amacı hem suçluyu toplum içinde utandırmak, hem de hareket kabiliyetini kısıtlamaktır. Üzerine geçirilmiş bir fıçıyla şehirde gezmek zorunda kalan sarhoş, aynı zamanda fakirlere beş şilin vermek zorunda bırakılır. 

Bu işkence tekniği o zamanlar İngiltere'de çok iyi karşılandı ve zamanla standart bir ceza haline dönüştü. Hatta bu teknik zamanla diğer Avrupa ülkelerine yayıldı; Almanlar tarafından "Schandmantel" yani "Utanç Paltosu" olarak adlandırıldı.

Buna benzer bir başka işkence yöntemi olan "İspanyol Mantosu"nda ise suçlu bu kez bir fıçının içinde tamamen kapalı olarak tutuluyor ve bu yolla kendi dışkısının içinde diz çökmesi ve beslenebilmek için diğer insanlara muhtaç olması sağlanıyordu.

3. Tahta Boyunduruk

Çin'de kullanılan bir işkence yöntemi olan tahta boyunduruğun kullanımına dair ulaşılan en eski kaynak 17. yüzyıla dayanıyor. Tahta boyundurukların pek çok farklı türü olmasına rağmen temelde hepsi aynı fonksiyona sahip: Suçlunun boynuna büyük bir tahta çerçeve geçirilerek ellerini ağzına götürmesi engelleniyor ve suçlu kendini besleyemez hale geliyor. Yani kısacası, tahta boyundurukla cezalandırılan bir insan, yemek yemek ve günlük işlerini halledebilmek için etrafındaki insanlara muhtaç kılınıyordu.

Bazı türlerinde suçlu aynı zamanda boynundan zincirle bir yere bağlanırken, bazılarında yalnızca boyunduruk takılarak hareket etmesine izin veriliyordu. Tahta boyundurukların ağırlıkları ise işlenen suçun ağırlığına göre değişiklik gösteriyordu ve işlenen en ağır suçlarda boyunduruğun ağırlığı 90kg'a kadar çıkabiliyordu. Bu da genellikle bir süre sonra suçlunun stres yüzünden ölmesine sebep oluyordu.

4. Galce Yok

1847 yılında, İngiliz hükümeti Galler'deki eğitim sisteminin hiçbir gelişme göstermediğini ifade eden bir bildiri yayınladı ve Gallerli çocukların yeterince iyi bir eğitim almadığını savundu. Bunun üzerine yetkililer, Galler'deki insanların anadil olarak İngilizce'yi benimsemesinin durumu düzelteceğine karar verdiler ve Gallerli çocuklara okulda yalnızca İngilizce konuşma zorunluluğu getirdiler. Ve o andan itibaren Galce konuştuğu duyulan öğrenciler, üzerinde "Welsh Not" (Galce Yok) ifadesinin baş harflerini bulunduran ahşap bir blokla cezalandırılmaya başlandı. 

Okulda Galce konuştuğu duyulan bir çocuğun boynuna bu ahşap blok geçiriliyordu ve bu çocuk, başka bir çocuğun Galce konuştuğunu duyana dek bloğu boynunda taşıyordu. Bir başka çocuğun Galce konuştuğunu duyan suçlu, bloğu o arkadaşına devrediyordu ve günün sonunda blok kimin boynundaysa o çocuk dövülerek cezalandırılıyordu.

5. Koşu Bandı

Resimde gördüğünüz düzenek, 19. yüzyılda İngiltere hapishanelerinde sıklıkla kullanılan bir işkence aletiydi. Bugün kullandığımız koşu bantlarını andıran bu düzeneğin tek farkı, suçluların düz bir zeminde değil, yokuş yukarı yürümek zorunda olmalarıydı.

Elbette bu düzenek bugün kullandığımız koşu bantları gibi sağlığa olan yararı için kullanılmıyordu. Mahkumlar her gün sekiz saat bu bantların üzerinde yürümek zorunda bırakılıyor ve bu şekilde başka suçlar işlemelerine engel olunuyordu.

6. İşkence ile Sınama

Aynı zamanda "Tanrının Hükmü" adıyla da bilinen bu cezalandırma yöntemi, suçla ilgili yeterli kanıtın toplanamadığı zamanlarda sanığın suçlu olup olmadığına tanrının karar vereceği inanışıyla kurgulandı.

Sanığın ne tür bir testten geçirilmesi gerektiğine mahkeme karar veriyordu ve kişinin masumiyetini yalnızca tanrının göndereceği bir mucizenin gösterebileceğine inanılıyordu. Eğer bu mucize gerçekleşirse, tanrının o insanın masum olduğunu ve salıverilmesi gerektiğini söylediği, eğer gerçekleşmezse de cezalandırılması gerektiğini söylediği varsayılıyordu.

Bu sınamalar pek çok farklı biçimde gerçekleşebiliyordu. Bir düello ile sınandığında sanığın bu karşılaşmayı kazanması gerekiyordu. Bir başka sınamada ise sanıktan ellerini kaynar suya daldırarak dipteki bir taşı çıkarması isteniyordu ve eğer sanığın ellerinde üç gün sonra hala yara izleri varsa bu onun suçlu olduğu anlamına geliyordu.

Bunun yanısıra bir mucizeden çok güç gerektiren sınamalar da vardı. Örneğin bir tanesinde suçlayan ve suçlanan kişi birlikte bir haçın karşısına geçiyor, ikisi de kollarını yanlara doğru açıyordu ve kollarını ilk indiren davayı kaybetmiş sayılıyordu.

7. Ziftli Şapka

Bu işkence yöntemi, 1798'de gerçekleşen İrlanda Ayaklanması sırasında başkaldıranlara karşı kullanılmıştır. Suçlular, genellikle sert keten kumaştan yapılmış ve içi kaynatılmış ziftle doldurulmuş bir şapkanın başlarına geçirilmesi yoluyla cezalandırılıyordu ve şapka çıkarıldığında suçlunun saçları ve hatta kafa derisi şapkayla birlikte bedenden ayrılmış oluyordu.

8. Üstüpü ayıklatma

Üstüpü ayıklatma, 18. ve 19. yüzyıllarda hapishanelerde kullanılmış bir cezalandırma yöntemidir. O zamanlar üstüpü yapmak için gemilerin eskiyen halatları kesiliyor ve bu halatlar mahkumlar tarafından ayıklanıyordu. Bu üstüpüler daha sonra katranla karıştırılarak ahşap gemilerin su alan yerlerine sürülüyor, gemilerin daha sağlam hale gelmesini sağlıyordu. Bu teknik o zamanlar pek çok farklı hapishanede uygulanmıştır ve gemiler metalden üretilmeye başlanana kadar devam etmiştir.

9. Kazık

Kazık, Orta Çağ Avrupası'nın son dönemlerinde, özellikle de orduda kullanılmış bir işkence yöntemidir. Suçlu, yere dikilen kazığın üzerinde bileklerinden asılı bir biçimde ve ayaklarından biri kazığın üstüne gelecek şekilde durmak zorundadır. Bu aşamada suçlu kendini yukarı çekerek acısını hafifletmeyi deneyebilir fakat bu kez de acıyı bağlı olan bileklerinde hissedecektir. İki ucu keskin kılıç diye buna denir sevgili dostlar...

10. Alan Cezası No:1

1881 yılında İngiliz ordusu kırbaç cezasını kaldırınca, görevliler de sarhoşluk gibi hafif suçları cezalandırmak için yeni yollar aramaya başladı. Netice olarak bulunan yeni cezalardan biri de "Alan Cezası No:1" oldu ve bu yöntem 1920 yılına kadar kullanıldı.

Bu işkence, suçlunun her gün birkaç saat boyunca bir direğe bağlı durmasını içeriyordu ve bir görevli belirli aralıklarla gelip suçluyu kontrol ediyordu. Ancak Alan Cezası No:1 her zaman suçluyu yalnızca küçük düşürmek amacıyla kullanılmadı. 1. Cihan Harbi sırasında bu cezayı alan askerler, kimi zaman savaş alanındaki bir noktaya bağlanarak cezalarını top ateşi altında çekiyorlardı.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
nevizade

kazık iyiymiiiş

serter-cetin

Bunlar hiç birşey hatta çok insancıl prag da işkence müzesine gittim akıl almaz şeyler var .

unknown_member

vahşi doğa, vahşi hayvanlar vs.. diyorlar da vahşiliğin alâsı insanoğlunda

yaren_80

kazıklı voyvoda

ezgisen

ıyyy

Görüş Bildir