Tanju Okan'ın Dinleyeni Perişan Eden 'Kadınım' Şarkısının Gerçek Hikayesi Sizi Darmadağın Edecek

-

Kalbimize ok gibi saplanan çoğu şarkının inanın bir hikayesi var. Kimisini biliyoruz, kimisini ise bilmeden dinliyoruz. Tanju Okan'ın "Kadınım" şarkısı da insanı derinden etkileyen ve gelmiş geçmiş en iyi şarkılardan. Biz hem çok sevdiğimiz Tanju Okan'ı analım, hem de bu mükemmel şarkının hikayesini sizlerle paylaşalım istedik.

Ortada daha "Pop" diye bir şey yokken "Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği" denilirdi eskiden, öyle bir kavram vardı. Aranjmanlar yapılır, itinalı sesler dinleyici ile buluşurdu. İşte bu tarzın, haza beyefendisidir Tanju Okan.

Onun hikayesi değil benim, sizin de hatırlamadığınız zamanlara dayanıyor belki. 1964'te Erol Büyükburç ve Tülay German ile beraber vokalistliğini yaptığı Milli Orkestra'yla Yugoslavya'da düzenlenen Balkan Müzik Festivali'nde dikkat çekiyor sesi herkesi etkileyen bu adam.

Festivalde dört şarkı söyleyen Tanju Okan, performansıyla ülkesini birinci yapmayı başarıyor ve Yugoslavya'da bir EP'si (4-5 şarkı içeren albüm) yayınlanıyor. Sene daha 1964.

Aranjmanların müzik dünyasında muhteşem sükse yaptığı o dönem, Tanju Okan tam da sesine harika oturan Frank Sinatra şarkıları söylemeye başlıyor. Ancak tam patlayacakken ufak bir sürprizle karşılaşıyor...

Aynı müziği, aynı isimle (İki Yabancı) fakat farklı sözlerle Ajda Pekkan da söyleyince bu sefer Tanju Okan gölgede kalıyor ve bu patlama çok değil ama bir miktar daha erteleniyor. Bu esnada Tanju Okan özel hayatının da ilk radikal kararlarından birini alıyor ve Nur Erbay ile evleniyor. Bu evlilikten Tansu isimli bir oğlu dünyaya geliyor.

İlk saadet denemesi başarısızlıkla sonuçlanıyor Tanju Okan'ın. Nur Erbay ile evlendikten 8 ay sonra boşanmaya karar veriyorlar. Artık o, bir süre yalnız bir adam. Ama sadece bir süre...

Bu esnada Tanju Okan ismi iyiden iyiye duyulmaya başlıyor. Filmler çekiliyor, plaklar dolduruluyor. Asıl patlamasını gerçekleştirmeden hemen önce Fransa'da çalışmalar yapıyor, plaklar dolduruyor ama bir türlü o plaklar yeterince tanıtılmıyor. Hem zaten Türkiye'deki şöhreti hızlıca artarken, yurt dışı için çalışmanın çok da üstüne düşülmesi gereken bir şey olmadığı düşünülüyor.

Resmi başlangıcını tam olarak bilemediğimiz bir alkol sevdası, bu dönemde kendini iyice belli etmeye başlıyor. Öyle ki, yakın gelecekte çıkacak ve fırtınalar kopartacak şarkıların temasında alkolü, sigarayı ve melankoliyi sürekli görür oluyoruz.

"Bu akşam çok efkarlıyım, kalbim neden kan ağlıyor, bunu bir bilsen sevgilim" diye başlayan ve herkesi darmadağın eden "Hasret" şarkısıyla o beklenen patlamayı gerçekleştiriyor Tanju Okan. Hız kesmiyor, dahası geliyor ve daha fazlası...

"Koy koy koy" ve "Öyle Sarhoş Olsam ki" ile devam eden iflah olmaz bir tırmanışı gerçekleştiriyor. Şarkıları söylerken o kadar yaşıyor ki, kimi zaman ağlıyor kimi zaman kahkahalarla gülüyor kayıt esnasında.

1970'li yıllarda Hafif Müzik'in mütemmim cüzlerinden biri haline gelen Tanju Okan, kariyerinin en parlak dönemlerinde sırılsıklam aşık oluyor. Fakat öyle böyle bir aşık olmak değil bu!

Herkesin şarkılarını ezbere bildiği ve neredeyse taptığı Tanju Okan, gönlünü Zerrin Erdoğan isimli güzel bir kıza kaptırıyor. İki genç, sanki yıllardır birbirlerini bekliyor gibi muhteşem bir aşk yaşamaya başlıyor.

Zerrin, dönemin nüfuzlu ve köklü ailelerinden birinin kızı. Genç çift, ilişkilerini Zerrin'in ailesinden gizli yaşamaya devam ederken bir gün bir şey oluyor...

Zerrin'in ailesi, bu "şarkıcı" ve "alkolik" adamla ilişki yaşamasını kesinlikle istemiyor. Bir gün, kızlarını Tanju'dan kurtarmak ve istikbalini değiştirmek için ilginç bir plan yapıyorlar.

Her günden farklı bir şekilde saatlerdir sevgilisinden haber alamayan Tanju, Zerrin'in ailesine ait köşkün önünde nöbet tutmaya başlıyor. Telefon yok, bir şey yok. Gözü kapıda sevgilisini bekliyor lakin aile, kızlarını arka kapıdan kaçırıp Amerika'ya gönderiyor.

Zerrin'in bir şekilde ailesi tarafından kaçırıldığını öğrenen Tanju Okan yıkılıyor, mahvoluyor. Tanju'yu evde derbeder halde bulan Mehmet Teoman, arkadaşının çektiği acıyı neredeyse içinde yaşıyor. Tesadüf ki, Mehmet Teoman da o sırada henüz boşanmış bir adam.

Evde Reggiani'nin plağını dinlerken Mehmet Teoman'ın kaleminden "Eşyalar toplanmış seninle birlikte, anılar saçılmış odaya her yere..." sözleri dökülüyor. Derbeder bir şekilde evin köşesinde duran Tanju Okan'a "Kalk!" diyor. "Kalk bunu oku!"

Kadınım şarkısının müziği Reggiani'ye, sözleri Mehmet Teoman'a aittir.

Mehmet Teoman'ın hamlesiyle ayağa kalkıp şarkıyı söylemeye başlıyor Tanju Okan ve ardından kayda giriyorlar. "Kadınım" şarkısı tek kayıt olarak, üstünde hiçbir oynama, düzeltme, çıkartma olmadan, Tanju Okan'ın yaşadığı o anki aşk acısıyla dinleyiciye sunuluyor.

Uzunca bir süre sevgilisinden haber alamıyor Tanju Okan; en iyi dostları içkisi ve sigarasıyla baş başa kalıyor. Ayrılığın üstünden iki yıl geçiyor ve iki sevgili her şeye rağmen evleniyor. Öyle ki, Tanju Okan gazetelere "Yeniden doğdum" diye açıklama yapıyor.

Fakat bu dillere destan aşkın evliliği sadece 14 ay sürüyor. Bitme sebebi için kimisi alkol, kimisi Zerrin'in ailesini gösteriyor ama gerçeği bu ikiliden başka hiç kimse bilmiyor.

Beklenmedik şekilde erken olan bu ayrılıktan sonra Tanju Okan'ı başka bir aşk haberiyle görmüyoruz. Ancak yazdığı şiirlerde içinde sönmeyen o ateşi bir nebze de olsa anlayabiliyoruz.

"Sabah ektiğim çiçekleri

Akşam sana getiriyorum

Akşam gördüğüm mehtabı

Sabah seninle yaşıyorum

Belirsizliğin sonsuzluğunda

Sadece seni belirliyorum"

80'li yıllardan sonra birkaç albüm çalışması yapan Tanju Okan, arabeskin ülkeye nüfuz etmesinden sonra onunla özdeşleşen ve çok sevdiği Urla'da inzivaya çekiliyor.

90'larda müziğe geri dönüyor ancak çoğu şeyin bıraktığı gibi olmadığını fark ediyor. Buna kendisi de dahil. Tanju Okan'a siroz teşhisi konuluyor ve kangren sebebiyle sol bacağı diz üstünden kesiliyor.

Piyanist Şevket Uğurluel, Tanju Okan'ın alkolle haşır neşir olduğu dönemde provalara gelmediğini ve "Bari şarkıya gireceğimiz notalara çalışalım" dediğini anlatırken aldığı cevap, tam da Tanju Okan'ın muhteşem sanatçılığını özetler cinsten:

“Sen istediğin notadan gir, ben söylerim!” Gerçekten de piyano hangi notadan girerse girsin, Tanju Okan o sesi vermeyi başarıyor. Kendinden başka kimseye zararı olmayan, sanatçılığı ve sesiyle herkeste derin etkiler bırakan bu muhteşem adam, yaşadığı yorgunluğa ancak Mayıs 1996 yılına kadar dayanabiliyor.

Tanju Okan şimdi Urla'nın her köşesinde, her sokağında bıraktığı izlerle ve biz sevenlerinin yüreğine mıh gibi çaktığı şarkılarıyla yaşıyor.

Yüreğimizi paramparça eden ve "o an" kaydedilmiş Kadınım şarkısını bir de şimdi dinleyelim...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
trrs

Kulaktan alınan uyuşturucu.

birinci-tekil-birey

Çok büyük bir sesti. Bir o kadar mütevaziydi. 90'lı yıllarda Çeşmealtındaydı (Urla'ya bağlı)

Başlıklar

Fransaaşkmüzik
Görüş Bildir