Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Serdar Ekrem Şirin Yazio: Bas Dopamin’i

12PAYLAŞIM
Yazio Banner

Cep telefonunu kaybettiğini zannettiğinde yaşadığın endişeyi nasıl tarif edersin? Dünyayla bağlantının kopması ne hissettirir sana? Yalnızlık mı? Kalp atışın hızlanıyor ya da enseden bir sıcaklık aşağı doğru yayılıyor mu? Aslına bakarsan bilimsel olarak nomofobi yaşıyorsun. Hayatı telefonuna sığdıran, benliğinin bir parçası kabul eden insanlar için çok nahoş bir durum. Hele gençler için vücutlarının bir parçası. Neden bu kadar önemli peki? Graham Bell ve Thomas Watson telefonun ses ileten bir cihaz olması için yıllarını verirken hayalleri milyarca insanın elinden düşürmediği bir konuşma aygıtının hayatlarının parçası olması değildi herhalde. Neden bu kadar düşkünüz hiç merak ettiniz mi?

Hayatımızda olup biten her şeyi telefona depoluyoruz.

Konuşma süreleri tüm dünyada hızla düşüyor. Fotoğraflar, videolar derken yazışmalar, mailler, tüm sosyal medya hesaplarımız cihazın içinde. Bir şeyler kaçırma korkumuz bizi bağımlı hale getiriyor. Twitter ya da Instagram’a giremediklerinde sosyal olarak koptuklarını düşünüp paniğe kapılıyorlar. Günlük hayatın en önemli parçası telefon olunca tüm duyguları da cihaz üzerinde yaşıyoruz. Mutlu olduğumuz paylaşımları, gıybetimizi, kavgalarımızı Whatsapp’ta yapıyor, mesajımız okunup cevap dönülmedi mi küplere binip kurdukça kuruyoruz. Sosyal medya hesaplarımız da her gün bir duygudan diğerine sörf yaptığımız dalgalar gibi. Sosyal duyarlılığımızı gösteriyor, iyi gördüğümüz şeyleri paylaşıyoruz. Bunu yapınca beğenileri, güzel yorumları beklemeye başlıyoruz. Neden bunu yapıyoruz? Dopamin eksikliğinden. Bize iyi hissettirecek bahanelere ihtiyacımız olduğunda o “like” tuşu ilaç gibi geliyor bize. Beyin dopamin adı verilen kimyasal elçiyi ödül yollarından gönderiyor ve bu iyi hissettiriyor. Aradığımız ödüllendirme taktir, tebrik ya da beğeni vasıtasıyla bize ulaşmış oluyor Ve rastgele aldığın ödüller bir alışkanlığa dönüşüyor ve hep ister hale geliyorsun. Yediklerimiz, içtiklerimiz, aşk, spor, sexle bağlantılı olan dopamin’in beyinde yaptığı kimyasal tepkime kumar oynadığında ya da keyif amaçlı uyuşturucu kullandığında oluşan tepkimenin aynısı. Artık bunların yanına sosyal medyayı da koyuyor bilim adamları.

Dopamin’i sosyal medya vasıtasıyla damarlara bir parmak hareketiyle basmanın kolaylığı anlık haz verse de hemen ertesinde bir boşluk oluşuyor.

Tabi istediğin tepkiyi alabildiysen. Beklediğin like’lar gelmezse zaten geçmiş
olsun. Bu sefer yine o geçici ödüle yöneliyorsun ve alışkanlık oluşuyor. Bunun daha da ötesine gidersen psikolojik olarak sosyal medya bağımlısı olup kontrolü kaybediyorsun. Dopamin’in fazlası da aynı etkiyi yapıyor bu arada. Azı da çoğu da benzer tahribata yol açıyor yani.

Beyin’deki ödül bölgesi en çok ne zaman aktif oluyor tahmin edin! Kendimizden bahsettiğimizde. Gerçek hayatta insanlar zamanlarının %30-40’ında kendilerinden konuşurken, kendini gösterme meydanı olan sosyal medyayla bu oran %80’lere çıkıyor. 

“Like” tuşunun mucidi Justin Rosenstein sosyal medya kullanmayı bırakmış. Manipüle ederek insanların psikolojilerini bozduklarını söylüyor. İnsanlar dediği 2 milyardan fazla nüfus. Dünya halkları yani. 

Telefonu elinden bırakan ya da süresini sınırlayan insanların stres seviyesinin düştüğünü gösteren yüzlerce araştırma var. Kıyas yapmayınca dert kalmıyor zaten. 

O kadar anlattın peki ne yapıcaz diyeceksiniz şimdi.

O telefonu şimdi yavaşça yere bırak, acı olacak ama dayanırsan mutluluk yakın.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir