Savaşın İlk Kurşunu Artık Silahtan Çıkmıyor
Bir savaş başladığında ilk ölen hakikattir derler. Klişe. Ama klişe olması yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu cümle her yeni çatışmayla birlikte biraz daha haklı çıkıyor.
Eskiden savaş propagandası belli merkezlerden yayılırdı. Devlet radyosu, resmi gazete, kontrol edilen ajanslar. Kaynağı belliydi. Niyeti belliydi. Bugün öyle mi? Bugün bir savaş başlamadan önce sosyal medya çoktan savaşıyor.
Sahte görüntü paylaşmak için savaşın başlamasını beklemeye gerek yok

Bir çatışma henüz kızışmadan, taraflar dijital arenada pozisyon alıyor. Video oyunlarından alınmış görüntüler “cepheden son dakika” diye servis ediliyor. Yıllar önce başka bir coğrafyada çekilmiş fotoğraflar yeni bir savaşın kanıtı olarak sunuluyor. Yapay zekâyla üretilmiş ses kayıtları liderlerin ağzından hiç söylemedikleri sözleri söyletiyor.
Sen bunu izlerken ne hissediyorsun? Öfke mi? Korku mu? Tam da o duyguyu hissetmen isteniyor.
Dezenformasyon bir bilgi sorunu değil, bir duygu mühendisliğidir
Savaş dönemlerinde yalan haber üretimi barış zamanına göre katlanarak artıyor. Araştırmalar gösteriyor ki çatışma dönemlerinde doğrulanmamış içerik paylaşım hızı yüzde 70’e kadar artabiliyor. İnsanlar korktuğunda, endişelendiğinde, öfkelendiğinde doğrulama refleksi çöküyor. Kaynak sorgulamayı bırakıyoruz. “Olabilir” diyoruz. “Olabilir” dediğimiz an, dezenformasyon kazanıyor.
Burada mesele sadece yanlış bilgi değil. Mesele, yanlış bilginin seni bir tarafa çekmesi. Empati duyma gereken yerde nefret ettirmesi. Soru sorman gereken yerde cevabı hazır sunması.
Algoritmalar taraf tutuyor, haberin yok

Sosyal medya platformları savaş dönemlerinde garip bir şekilde “editör” rolüne bürünüyor. Algoritmalar duygusal içeriği öne çıkarıyor çünkü duygusal içerik tıklanıyor. Tıklanan içerik para kazandırıyor. Savaşın dehşeti bir etkileşim metriğine dönüşüyor.
Senin akışına düşen görüntü, karşındaki insanın akışına düşmüyor. Aynı olaya iki farklı pencereden bakıyorsunuz ama ikiniz de “gerçeği gördüğünüzü” düşünüyorsunuz. Filtre balonları barış zamanında rahatsız edici, savaş zamanında tehlikeli.
Sivil kayıplar iki kere ölüyor
Bir kere bombalarla. Bir kere de manipüle edilen bilgiyle. Gerçek bir trajedi, karşı tarafın propagandası için malzemeye dönüşüyor. Sahte bir trajedi, gerçek trajedilerin inandırıcılığını öldürüyor. Bir süre sonra toplum “hangisi gerçek” sorusunu sormaktan yoruluyor ve en tehlikeli noktaya ulaşıyoruz: umursamazlık.
Dezenformasyonun nihai hedefi seni bir yalana inandırmak değil. Hiçbir şeye inanamamanı sağlamak.
Peki ne yapacağız?

Savaşları durdurmak senin ya da benim elimde olmayabilir. Ama savaşın üzerimizde yarattığı bilgi kirliliğine karşı direnebiliriz. Nasıl mı?
Dur. Paylaşmadan önce bir nefes al. O görüntünün kaynağını sor. O haberin tarihine bak. O başlığın seni hangi duyguya yönlendirdiğini fark et. Eğer bir içerik sende aşırı bir duygu yaratıyorsa — aşırı öfke, aşırı korku, aşırı hüzün — muhtemelen tam da öyle tasarlanmış.
Savaşlar cephede biter ya da bitmez. Ama bilgi savaşı ancak senin zihninde biter. Ve o cephede tek asker sensin.
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

