Sahip Olduğumuz Zeka Potansiyelinin Çok Altında Performans Göstermemize 13 Sebep

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Bir şeyi gerçekten yapmayı istiyorsan bunun yolunu bulursun. İstemiyorsan, mazeret bulursun.

Doğuştan sahip olduğunuz bir takım yeteneklere sonradan edindiğiniz bilgi birikimini eklediniz; ancak halen kendinizi görmek istediğiniz noktada değilsiniz. Yanlış giden ne? Bazen biraz kendi kendimize karşı acımasızcasına dürüst olmamız gerekir. Buyrun gerçekte sahip olduğumuz potansiyelin altında performans göstermemizin olası sebeplerini beraber okuyalım.

1. Her şeyin öncesinde kendimize inanmamak

Başarılı olacağımıza inanmıyorsak, bununla alakalı ciddi bir atılım yapabilmemiz de çok olası değil. Herhangi bir şeyi başardığınız zaman hakikaten de onu gerçekleştirmeye kadir olduğunuzu hiç takdir etmediniz mi? Küçük küçük şeyler büyük farklar yaratıyor.

2. Zihni devamlı olumsuzluklarla işlemek

Zannettiğimizin çok üzerinde bir kapasitesi ve genişlemeye müsait sınırları olan zihnimize sürekli olarak negatiflik empoze etmek beynimizin kötü yönde gelişmesine sebep olduğu gibi, karşımıza çıkan her fırsatın da sadece zorluklarını algılamak tüm fırsatları bir bir kaçırmamızla sonuçlanır.

3. Minimum direnç prensibiyle hareket etmek

Hiçbir alanda mücadele etmeyip zorlukları ve diğer her şeyi boğuşmadan kabullenmek mutluluğu ve iyi yaşanmış bir hayatı pek vadetmiyor. İnsanın direnç göstermesi, değiştirebileceği kadar şeyi değiştirmek için çabalaması, bazen de istediği şeyi gidip tutup söke söke almayı bilmesi gerekiyor.

4. Hedefsizlik

Herhangi bir alanda başarının birinci anahtarı, olduğumuz yerle yetinmeyip az ötesine geçmeye çalışmak. Açıkçası her güne bir hedef belirleyip onu gerçekleştirmek için bir miktar kendimizi zorlamamız gerekmekte. Aksi durum mayışık ve uyuşuk hareket ettiriyor bizleri.

5. Bünyeyi fiziken ve ruhen tembelliğe alıştırmak

Ataletin daha çok ataleti doğurması etkisiyle, bedeni hareketsizliğe, ruhu tembelliğe ne kadar alıştırırsak o kadar daha içinden çıkamadığımız bir girdaba giriyoruz.

6. Dikkatimizin parmak şıklatması hızında dağılabilmesi ve nasıl toplayacağımızı bilememek

Dikkatin hızlıca dağılması maalesef sık yaşadığımız bir problem. Ancak işin doğrusu, bu kısım biraz kişinin kendi elinde. Dikkat dağıtıcı unsurları etraftan uzaklaştırmak üzerine iki dakika kafa yorarsanız konu hallolabilir. Örneğin Facebook ve Twitter bildirimlerini kapatmakla başlayın. İşiniz bitince yahut mola verdiğinizde bakarsınız?

7. Korkmak...

Bir hedefiniz var ama yalnızca korktuğunuz için arkanıza bakmadan kaçın; olur. Kimin hangi hedefi güllük gülistanlık? Onu geçtik elbette belirsizlik insan evladını yaradılış gereği korkutur. İyi de nasıl ileriye doğru bir adım atacağız? Öyle olsa insanlık 1 santim ileri gidemezdi herhalde. Adım atın; hepimiz korkuyoruz.

8. Mükemmeliyetçilik

Evet şu başlığı gören her mükemmeliyetçinin bir parça kanı çekildi şu an. Önce gözleri kapatıp bir nefes alalım. Ve kendimize hatırlatalım; gerekirse saat kurup gözümüzün içine sokalım: Dünya mükemmelin etrafında dönmüyor arkadaşlar; dünya iş bitirmeyle ilgilenmekte; kısa ve net.

9. Geçmişte olan bitene fazlaca bağlanmak

İleriye doğru bir adım unutmak anlamına gelmiyor. Herhangi sizi geride tutan olayı unutmanız gerekmez; kendinizi zincirletmeyin yeter. Ne öğrendiniz? Aslolan budur.

10. Her 'olmayan' şeye mazeret üretmek

Çözüm bulup karar vermek; ve bir kararı "kararlılıkla" uygulamak yerine her türden dış bağlantıya mızmızlanmak da diyebiliriz açıkçası.

11. Kendi iç sesimizi duymazdan gelmek

Gerçekten sizi en iyi o tanıyor ve bir bildiği var. Sizinle konuşan hatta bağıran bir ses var; bir kulak kabartıp muhakeme etmenizde sonsuz fayda var.

12. Bir işi fazlaca karmaşıklaştırmak

En sık düştüğümüz hatalardan biri. Aslında kontrolü tamamen bizde olduğu halde, herhangi bir konuyu kendi ellerimizle sağa sola saçmak ve konu üzerinde kontrolü kaybetmek. O fazladan 6 sekmeyi kapatmasak mı?

13. Bir de, her şey için başkalarının onayını beklemek

Neden daima bir onay mekanizmasına ihtiyaç duyarız? Kendi ürettiğimiz şeye pek güvenmediğimizden mi; yahut basitçe bir pohpohlanma ihtiyacı mı? Her şeyden önce kendi kendinizin patronu olun; ve yaptığınız, becerdiğiniz şeyi kimseye onaylatma ihtiyacı duymadan evvela kendiniz takdir edin.

Bu Haber ile İlgili Linkler

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
onur-turgut

Şayet bir zekaya sahipseniz muhakkak onu gösterirsiniz. Ama bu zekadan zekaya ilgiden ilgiye farklılık gösterir. Sanatla uğraşan birisi farklı matematikle veya fizikle uğraşan birisi farklı performans gösterir hatta bknz. etrafınızda zeki olduğunu bildiğiniz bir arkadaşınız varsa fazla çocukça davranır ve davranışları size aptalca gelir.

ismail-dortkardes

11. suicide squad dan mı?

halil-calkap

Evet.

Gizli Kullanıcı

bol su için bide kabul etmeyin.

sxer

Tek nedeni birilerinin size sahip olmak istediğiniz hayatı bahşetceğini düşünmeniz.O hayata kendi çabalarınız sonucu ulaşabileceğinizini anladığınızda umarım sizin için geç olmaz.

guldur-el-basur-kuduri-hz

Cevap veriyorum...Kafası köşeli ve flat olmak. Ne yazık ki Türklerin çoğunun kafası arkadan basık ve düz, önden alın kısmı çıkık ve köşelidir. Bunun sebebi beyinsiz düz kafalı annelerin kafatası kemiği yumuşak ve gelişmekte olan bebelerini sürekli sırt üstü uyutmalarıdır. Beyin doğal şekilde gelişemediğinden, düz kafalılık asabi olma, düşük IQ, konsantre olamama, düşük motor skill gibi sorunları da beraberinde getirir. Düz köşe kafalıların Teyyo gibi düz köşe kafalılara sürekli oy vermesindeki asıl neden de budur. Cahillik, eğitimsizlik şubu işin hikayesidir, hardware (beyin) olmadıktan sonra en iyi software (eğitim) boşa harcanmış emektir. Köşe kafalı yapılanlar köşe kafalı büyür ve ölür.

Başlıklar

FacebookTwitter
Görüş Bildir