Roman Yampolskiy: "Evrenin Simülasyon Olma İhtimali Neredeyse Kesin, Kapatılma Riski Masada"
Louisville Üniversitesi'nden bilgisayar bilimci Roman Yampolskiy, içinde yaşadığımız evrenin büyük olasılıkla bir simülasyon olduğunu savunuyor. Yapay zekâ güvenliği alanının öncü isimlerinden biri sayılan Yampolskiy'ye göre mesele artık “var mı?” sorusundan çıktı; asıl tartışma bu simülasyonun içinden bir çıkış yolu bulunup bulunamayacağı ve izleyen kimse kalmazsa programın kapatılıp kapatılmayacağı.
[Kaynak: IAI TV]
“Bunu karşılayabildiğimiz an, tam bu anın milyarlarca simülasyonunu çalıştırırım.”
Yampolskiy'nin argümanı Nick Bostrom'un 2003'te ortaya attığı simülasyon hipotezine dayanıyor. Mantık şöyle: Gerçeğinden ayırt edilemeyen sanal dünyalar kurmak mümkün hale gelirse, gelişmiş bir uygarlık bunları tek tek değil, milyarlarca kez çalıştırır. O durumda rastgele seçilmiş bir bilincin “gerçek” dünyada olma ihtimali milyarda bire düşer.
Yampolskiy, Steven Bartlett'ın sunduğu Diary Of A CEO podcast'inde bunu şu sözlerle anlattı: “Bunu karşılayabildiğimiz an, tam bu anın milyarlarca simülasyonunu çalıştırırım.” Araştırma, eğlence ya da bir sorunu deneme amacıyla sayısız kopya üretilmesinin süper zekâlar için sıradan bir iş olacağını söyledi. Simülasyonda olma ihtimalini ise “kesinliğe çok yakın” diye tanımladı.
Üstelik ona göre sistemin kapatılması da sıradan bir ihtimal.
Yampolskiy simülasyonun sonsuza dek sürmeyebileceği uyarısını açıkça yapıyor. Podcast'te “Kimse izlemiyorsa neden oynasınlar ki?” diye sordu ve simülasyondaki bilinçlerin yaratıcılarının ilgisini çekecek kadar “ilginç” kalması gerektiğini savunan ekonomist Robin Hanson'un çerçevesine gönderme yaptı.
Kapatma tarihiyle ilgili somut bir öngörü vermedi; ancak yapay zekâ konusunda zaman çizelgesi daha net: 2027'ye kadar yapay genel zekânın ortaya çıkabileceğini, işlerin yüzde 99'unun otomasyona gidebileceğini söylüyor. Süper zekâ geldiğinde ne olacağı sorusuna da “Bizden akıllı bir sistemin ne yapacağını öngöremeyiz” yanıtını veriyor. Yampolskiy'nin yapay zekânın yüzyıl içinde insanlığı yüzde 99,9 ihtimalle yok edeceği yönündeki tahmini ise aylardır gündemde.
Simülasyondan çıkmak için önerdiği yöntemler siber güvenlikten geliyor.
Yampolskiy 2022'de yayımladığı makalede iki tür simülasyon ayırdı: Yalnızca çevrenin üretildiği kısmi simülasyon ile hem çevrenin hem de içindekilerin üretildiği tam simülasyon. Sanal gerçeklik gözlüğü kısmi simülasyona örnek; tam simülasyonda ise bizim gibi ajanlar da kodun bir parçası.
Önerdiği yöntemler arasında kuantum mekaniğindeki tuhaflıklarda sömürülebilir bir açık aramak, ikili kodla anıtlar dikerek yaratıcıların dikkatini çekmek, Von Neumann probeleriyle hesaplama yükünü zorlamak ve simülasyonu izleyenlerin empatisine seslenmek var. Kendisi de bu denemelerin sonuçlarının bilinmediğini, sistemin kapanmasına ya da öngörülemeyen davranışlara yol açabileceğini kabul ediyor. Geçmiş denemelerin ise gözlemlenebilir hiçbir etkisi olmadı.
Yampolskiy'ye göre bu fikir bildiğimiz hayatı değiştirmiyor.
Yampolskiy dinlerin de aslında benzer bir hikâye anlattığını savunuyor: “Her din aslında ne anlatır? Süper zekâ bir varlık, bir mühendis, bir programcı, sahte bir dünya yaratıyor.” Yerel gelenekler değişse de bu iskeletin ortak olduğunu söyledi.
Gündelik hayat için sonuç ise sade: “Acı yine acıtır, aşk yine aşktır.” Simülasyon farkındalığının tek pratik farkı, dışarıda ne olduğunu merak etmek ve araştırmak. Sözlerini “Hayatın tadını çıkarın” tavsiyesiyle bağlıyor; videonun tamamı IAI TV'de izlenebiliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!




Yorum Yazın