Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Osman Balcıgil Yazio: Osiris, İsis, Set ve Nephthys’in Mısır’ı Nasıl Bir Yerdi?

203PAYLAŞIM
Yazio Banner

Ezoterizm üzerine konuşmalarımız sürüyor. Geçen altı yazımızda konuya bir nebze de olsa girdik. En azından neyin Ezoterist’in kapsama alanına girdiği üzerine bir fikrimiz oldu. Ayrıca Ezoterist’in neyi ezoterizm neyi palavra olarak gördüğü de açıklığa kavuştu.

Böyle olunca, Eski Mısır’a doğru yelken açmamızın önünde hiçbir engel kalmamış sayılır.

Haydi o halde!

Eski Mısır’a dair her şey, ezoterizm üzerine çalışanları kendine çekiyor.

Bu kadim uygarlık ve geride bıraktığı eserler, tarihle derinlemesine uğraşmayan, ezoterizme dair hiçbir fikri olmayanlar için bile son derece ilginç.

Mısırlılar aşağı yukarı Sümerlerle aynı zamanda yazmaya başladılar. Önceleri taş ve tabletler üzerine yazılan hiyeroglif, papirüsün keşfiyle değişime uğradı. Müslümanlık gelişmeye başlayınca Arapça baskın çıktı, unutuldu.

1799’da Rosetta Taşı’nın bulunmasıyla bu dili okuma umudu yeşerdi. M.Ö 196’da yazılmış taşın özelliği, üzerinde üç dili bulundurmasıydı. Eski Yunanca ve 7. Yüzyılda halkın kullandığı bir Mısır lehçesi olan Demotik sayesinde, araştırmacılar hiyeroglifin sembollere dayanan yazısını çözebileceklerini düşündüler.

Tam tarihiyle söylenecek olursa 1824 yılında buldukları bu dil sayesinde, tarihçiler dünyanın beş bin yıllık geçmişini ışığa kavuşturdular.

 Mısır tanrılarından hangisinin neye hizmet ettiği bu sayede açığa çıkmış oldu.

Eski Mısır da tıpkı eski Yunan gibi bir tanrılar cennetiydi.

Geb ve Nut’un dört çocuğu vardı: Diriliş tanrısı, kural koyucu, koruyucu ve ölülerin yargıcı olan Osiris ile İsis, Set ve Nephthys.

İyi tanrılar Osiris ve İsis evliydiler, Horus isimli bir çocukları vardı. Kötü tanrı Set de Neypthys’le evliydi.

Hemen belirtelim ki, tanrı Osiris eski Mısır’ın tarihi boyunca en çok kutsanan, uygarlığın sonu gelene kadar en çok inanılan tanrıdır. Eski Mısır’ın neresinde, hangi taşı kaldırırsanız onun ismini görürsünüz.

Söylence bu ya, Nephthys Osiris’i baştan çıkartacak, ölüm ve cenaze tanrısı olan Anubis’in doğmasına yol açacaktır.

Bu arada İsis, Osiris’i bütün tanrıların başı olan Güney Tanrısı Ra’nın yerinde görmek istemektedir.

Bir gece Ra uyurken, İsis onun tükürüğünü alır, kille karıştırır, yılan haline getirir. Yılan Ra’yı ısırır. Ölmek üzeredir. İsis Ra’ya, gizli adını söylerse kendisini iyileştireceğini vadeder. Güç Osiris’e geçmiştir. Tahtın sahibi artık odur.

Set kıskançlıktan kıvranmaktadır. Savaşarak yenemeyeceği Osiris için bir tabut hazırlar. Süsleyerek güzelleştirdiği bu tabuta büyüler yaptığı Osiris’i sokar, kapağını iyice kapatır, Nil’e atar.

Neyse ki İsis Osiris’in tabutunu bulur, tam bir büyüyle hayata döndürecekken Set tekrar ortaya çıkar.

Set bu kez de Osiris’in bedenini on dört parçaya ayırıp Mısır toprakları üzerinde dağıtır.

İsis ve Set’in eşi Nephthys bütün Mısır’ı dolaşarak Osiris’in parçalarını toplar, her parçasını buldukları yere bir tapınak dikerler.

Parçalar tamamlanınca, Anubis mumya bezleriyle Osiris’i sarıp sarmalar ve onun tekrar hayata dönmesini sağlar.

Osiris’in oğlu Horus kızgınlıkla Set’e saldırır ve onu yener.

Osiris canlanmışsa da yaşama sevincini kaybetmiştir. Ölüler ülkesine gitmek ister. Burada Anubis’in kendisine getirdiği ölüleri yargılar.

Eski Mısır’ın tarihi, bir anlamda “tanrılar savaşı”nın tarihi gibidir. Dünya kadar söylenceyle, ezoterizm üzerine kafa yoranlara ilham verir.

 ***

Eski Mısır üzerine konuşulacak pek çok konu olsa da önümüzdeki hafta Eski Yunan’a doğru yelken açacağız.

Biraz da Hermes üzerine söyleşelim. Öyle değil mi?

O güne kadar, kalın sağlıcakla.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir