Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Osman Balcıgil Yazio: Kaptan Jansen’in Yolu Agarta ve Şambala’ya Nasıl Çıktı?

263PAYLAŞIM
Yazio Banner

Tekrar merhaba Ezoterist dostları. Hatırlayacaksınız geçen yazımızda “Mu ve Atlantis”ten söz etmiştik. Bugün “başka diyarlar”a yelken açacağız.

Rivayet muhtelif: Mu ve Atlantis’e dayandıranlar da var, uzaylılar arasında çıkan savaşa bağlayanlar da.

Her halükârda, Agarta dünyanın kalbinde bulunan “ulu bir ülke”.

Eğer böyleyse, bu ülkede yaşayanlar da “bilge insanlar” olmalı.

Ülkenin başkenti Şambala.

Bütün bunları Norveçli denizci Olaf Jansen’in yalancısı olarak söylüyoruz.

Onun anlattıklarını, Willis George Emerson 1908 yılında kaleme almış.

Kitabının adı The Smoky God (Dumanlı Tanrı).

Emerson kitabında, Norveçli denizci Jansen’in teknesiyle kuzey kutbundan içeriye girdiğini, boyları üç buçuk metre “bilge insanlar”ın arasında iki yıl geçirdiğini anlatıyor.

Peki bunun Mu ve Atlantis ile ilgisi ne?

Mu ve Atlantis lafları edilmeden, kimi ezoteristlerin bir milim mesafe kat
etmeleri mümkün değil. 

Hatırlayacaksınız, başta Mu ya da Atlantis’in veya ikisinin birden, büyük bir doğa olayı sonucu, denizin dibini boyladıklarının iddia edildiğini söylemiştik.

Agarta’dan söz etmeye başladığımıza göre, şimdi buna yıkımdan kurtulan “bilge rahipler”in çareyi yeraltına inmekte bulduklarını” ilave etmemiz gerekiyor.

Mevcudiyetlerini yedi kat yerin dibinde sürdürmeye karar veren bu “bilge
rahipler” ilerleyen zamanlarda dünyayla temasa geçeceklerdir.

Bağlantı kuracakları kimseleri doğal olarak sıradan insanlar arasından
değil, yolunu şaşırmış Kaptan Jansen gibi denizcilerden ya da ezoterik
bilgilere sahip Tibetli rahiplerden seçeceklerdir.

Ezoterizm denildiğinde, söylencelerin ardı arkası kesilmez. Bu söylencelerden akla görece yakın olanları da akıl almaz derecede uzak olanları da var.

Tam bu noktada, lütfen en başta söylediğimiz sözler hatırlansın:

Ezoterizm metot olarak kendisine bilimi seçmez. Zaman zaman çakışıyor gibi görünse de kafa yorduğu konu din de değildir.

Kimseyi bilimsel metotlarla ikna etme ya da dinler gibi peşlerine takıp sürükleme amacı gütmedikleri için, kimi ezoteristler hayallerinde kendilerini alabildiğine serbest bırakır. Öyle ki bu serbestlik kimi zaman tebessüm ettirecek ölçülere bile varabilir.

Ezoteristlerin asıl belirleyici kısmının ise, bilimi ve kısmen de olsa dinleri çok da fazla göz ardı etmemeye çalıştıklarını burada söylememiz lazım.

Çalışma alanını bilinebilen uygarlıklarla sınırlayan, toplumların dinsel gelenek ve görenekleri üzerine kafa yoran dünya kadar ezoterist var.

İlerleyen başlıklar altında, onlarla ilgili bilgiler de bulacaksınız.

Sayıları binde hatta on binde bir diye ifade edilebileceğimiz, kendini alabildiğine serbest bırakmış ezoteristlerin meseleyi “Uranüs’te yaşayanlar ile Satürn’de yaşayanların savaşına” kadar götürdüklerini duyarsanız sakın şaşırmayın.

Merak sarar da ezoterizm okumaları yapmaya kalkarsanız, literatürde okyanusları kurutabilecek, ağaçları bir anda yüzlerce metre büyütebilecek, üç buçuk metre boyunda Agartalılar’dan gerçekmiş gibi bahsedildiğini de göreceksiniz.

Birer söylence olmaktan çıkıp gerçekmiş gibi karşınıza dikilecek bu sözde uygarlık mensuplarının uçan dairelerine binip kutuplardan yer altı mağaralarına doğru bir yolculuğa çıkacak olursanız, lütfen baştan itibaren tekrarladığımız sözleri hatırlayın.

Evet, böyle…

Bir sonraki yazımızda yolumuz Eski Mısır’a uzanacak. Beklerim.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mehmet_ar85

Akıl sır ermez nasıl geziyor bu internet kablosuz olarak :)

mehmet_ar85

Agarta'nın hayal olduğunu kendine hatırlatmak için mi yazdın ? Yoksa zaten o dönemlerde yaşadın göremediğin için mi olmadıklarını düşlüyorsun :) " inanmıyorsunuz diye yok olmuyorlar, inanıyorsanız diye de var olmuyorlar" mesele yeterince iyi bir çocuk olabilmekte...

el-extranjero

Çok şey söyleyip hiçbir şey anlatmamanın güzide bir örneğini gördük.

Görüş Bildir