Önyargılardan 'Hiç'lik Makamına: Efsun Nevâ ile Sufi Rock Bir Direniş
Gözün gördüğü ile ruhun fısıldadığı arasındaki o sarp kayalıklarda yürüyen, kendi ezberini kendi bozan bir kadın… Bir yanda inancın, aidiyetin ve maneviyatın örtüsü; diğer yanda tenine kazıdığı yaşanmışlıkların, modern çağ isyanlarının mürekkebi. Efsun Nevâ, toplumun düz ve keskin çizgiler çekmeye bayıldığı bir dünyada, kendi kavislerini ve renklerini cüretkârca yaratan nadir ruhlardan. Onu ilk gördüğünde zihninde beliren sorular, mikrofonu eline alıp ilk notasını duyurduğunda yerini derin bir sarsıntıya bırakıyor. Çünkü o, vitrinindeki tezatları sesindeki o demlenmiş ahenkle ustaca eritiyor. Kimliklerin ve etiketlerin sanatın önüne geçmeye çalıştığı bu çağda, o sadece kendi gerçeğini haykırıyor. Şimdi, önyargı duvarlarının notalara yenik düştüğü o şeffaf odadayız. Efsun Nevâ ile sesin, zıtlıkların ve ruhun isyanına en samimi, en maskesiz halimizle kulak veriyoruz.
Köksüzlüğün Çarmıhından 'Hiç'lik Makamına: Yarını Şifalandıran Notalar…
Toplumun alışılagelmiş kalıplarını yıkan bir vitrinin var. Bir yanda başörtüsü, diğer yanda dövmeler... Aynaya baktığında sen bu tezatlığın içinde nasıl bir bütünlük görüyorsun? Toplumun o ilk bakıştaki şaşkınlığını nasıl okuyorsun?
Evet haklısınız. Dışardan bakınca bir karmaşa ve cümbüş söz konusu. Farkındayım. Ama ben aynaya bakınca kendimi görüyorum.. Benim açımdan bir tezatlık yok.. Ben kendimin içine sinenim. Birilerinin kategorilerine uymak gibi bir derdim yok; bu tamamen karşı tarafın problemi.
Her gün binlerce insanla karşılaşıyorum.. İnsanların uzaylı görmüş gibi istemsizce verdikleri tepkiler beni inanılmaz eğlendiriyor. Bazen elleri belinde emmiler beni çözümlemeye çalışıyorlar :) Etrafımda üç yüz altmış derece dolanmak suretiyle… O anlara şahit kim varsa onlar da gülümsüyorlar tabii.
Bir kitle var, o sesin benden çıktığına inanmayan.. Bazen duyuyorum, ' Hayır, o söylemiyor ya,' diye konuşuyorlar. Ben de direkt mikrofondan, “Vallahi ben söylüyorum, çiçeğim,” diyorum. Hem kulağıma hem de o sesin benden çıktığına şoke oluyorlar.
Peki, bir insan ruhunu nasıl giydirir? Dışarıdaki bu kabuk, içerideki Efsun’u tam olarak yansıtıyor mu?
Aslına bakarsanız kabuğum olduğunu düşünmüyorum.. Çünkü orda ruhumun ve enerjimin sere serpe ortaya serildiği bir performans koyuyorum. Zaten çırılçıplağım... Görene, duyana..
Bunun için teşhirci bir şekilde giyinme gerek olmadığını düşünüyorum.. Gerçek sanatın da zaten bununla ilgisi yok.
Ayrıca konudan bağımsız; teşhirciliğin çok büyük bir ruhsal ve psikolojik problem olduğuna inanıyorum.
Evet bu yarım yamalak hâlimle tam olarak kendimi yansıttığını düşünüyorum.. Her hâlimle…
Ruhum mânâyla giyinik. Çok şükür.
“Başörtülü ve dövmeli kadın” tanımlamasının müziğinin ve sanatının önüne geçtiğini hissedip yorulduğun oluyor mu, yoksa bu durum tamamen senin kişisel özgürlük manifeston mu?
Hocam, bize gönül ehli gerek Gönül gözüyle gören, derinde olan gelsin bize.
Zaten yüzeysel bir kitleye ne ruhumun ne kalemimin ne de sanatımın hitap edeceğini düşünüyorum. Çünkü yüzeydekileri çözümlemek zor gelir.. Onlar kolay lokma severler. Benim şarkılarım kafa yakmalık.
Ben çok farklı bir görünümde de olabilirdim. Ama yine beklentim, dışa takılınmadan için görülmesi ve okunması olurdu. Sadece sanatıyla anılmak isteyenlerdenim.
Bedenindeki bu sanata dönersek; dövmelerinden senin için hikâyesi en derin olanı hangisi?
Dövmelerimi sanatımın önüne geçirmeyin ama, aaa! :)
Hepsi anlamlı ve bana özel. Tasarım, anlam olmayan yerde benim işim yok.
Gelişigüzelliği sevmiyorum.
Ama biraz başlık atacak olursak; kolumda Sezen var, Ferdi Özbeğen var. :) Fatıma'nın eli var… Yüzük parmağımda “Canım Kendim” yazıyor. İlk teklimdi.
Kalbimin üstünde vefat eden kedim var. Boynumda Allah yazıyor, kufi sanatıyla. Yine Sezen' in bestelenmemiş bir beşlisinin sonları yazıyor boynunda; hiçliği ve hayatın renklerini anlatır bir yanı.
Mavi kelebeğimiz var, patimiz var, çiçeğimiz var. Yarım oluşu anlatan bir dövmemiz var. Hiçliğimiz var.
Yüzümde markanın logosu, alnımda bayrağımızın temsili ay yıldız var.
Müzik endüstrisinin görünmez sınırlarından, sahnenin gücüne ve izleyiciyle kurulan o ilk büyülü temasa uzansak… Efsun Neva’nın içindeki ritim ilk ne zaman, nasıl atmaya başladı? Seni sahneye iten, o ilk kıvılcımı yakan ve “Ben bu işi yapmalıyım” dedirten kırılma noktası neydi?
Of, çok tatlı bir soru.
Ben beş yaşından beri şarkı söylüyorum. Tiyatro yeteneklerim ve dansa olan tutkum da çok bariz şekilde erken yaşlardan itibaren vardı.
Tabi farkındalığı olmayan bir aileye düşünce ziyan oluyorsunuz.
Çok erken yaşlarda iki evlilik yaptım. Fena savruldum. Bir yandan da 13 yaşından beri yazıyordum zaten.
Patladı, taştı bu deniz.
Otuz yaşında sahne almaya başladım. Atanamayan bir öğretmen ve çok canı yanmış bir kız çocuğu olarak… Kalbimin sesine gittim.
Yetenekli olduğundan hiç şüphem yoktu.. Müzikle uğraşma isteğim de çok yoğundu.
Ben kendim olmaya karar verdim ve bodoslama daldım sahnelere. :)
Hem de bu kılıkta! :)))
“Aç kalırsın, sana sahne vermezler,” dediler. Yanılmadılar da… Çok aç kaldım.
Mini etek giymediğim için çoğu kapı açılmadan kapandı yüzüme. Pes ettim mi? Hayır.
On yıldır müzikten ekmeğimi kazanıyorum ve tek başıma hayatımı idame ettiriyorum. Çok şükür.
Sahneye Çıkmak
Müzik endüstrisi zaman zaman kendi içinde muhafazakâr veya şekilci
olabiliyor. Görsel kimliğin, sahne almana veya daha geniş kitlelere ulaşmana görünmez engeller koydu mu? Hiç “Bu görünümle bu sahnede olamazsın” duvarına çarptın mı?
Çok. Hâlâ da çarpıyorum.
O yüzden yaşasın sokak müziği ve performans konserleri!
Sahneye ilk adım attığın o an, izleyiciden aldığın enerji nasıl oluyor? İlk şarkı başladığında, aranızdaki o “görsel” mesafeler ve kalıplar tamamen siliniyor mu?
Her gün binlerce ön yargıya kafa atan bir deliyim, azizim. :)
Gerçek duygu ve enerjinin aşamayacağı bir duvar yok. Özellikle de önyargı duvarının.
Seni ilk kez gören birinin önyargısıyla müziğini dinledikten sonraki tavrı
arasında genellikle nasıl bir duygu geçişi yaşanıyor? İnsanların duvarlarını sırf notalarla yıkmak nasıl bir his?
“Daha iyi yerlerde olmanız gerekiyor,” sözüyle çok karşılaşıyorum.
Naçizane, doğru okumaya çalışan bir solistim.
“Nasıl ünlü olmazsınız bu sesle?” diyorlar.
“Ünsüz ünlüyüm,” bilmiyorlar :)
İstanbulluların evlerinin kızı gibi oldum… Çok seviyorlar, ben de onları safiyane seviyorum.
İyi ki varlar…
Hep birlikte yürüyoruz bu yolu, sevenlerimizle beraber.
Sana önyargıyla yaklaşan veya tarzını yadırgayan birine “Önce bir dinle,” diyerek açacağın ilk şarkın hangisi olurdu?
Düşünürsem Ölürüm.
Sena'cığım, Şener'im.
Yaralardan Sese
Efsun yaralarına, kendiyle yüzleşmelerine ve müziğin iyileştirici gücüne
indiğimizde… Şarkılarında ve yorumunda oldukça yoğun, yaşanmışlık barındıran bir duygu geçişi var. Kendi şarkılarını söylerken içindeki hangi boşlukları dolduruyor veya hangi yaraları sarıyorsun?
Yaraları pek deşmemeye çalışıyoruz hocam. :)
Ben olabildiğince yüksek ve pozitif enerji takılıyorum.
Acıyı ve acıya tutunmayı sevmiyorum. İyi hissetmeyi, iyileştirmeyi ve farkındalığı artırmayı seviyorum..
Ruhunun derinliklerinde bir onarım şansın olsaydı, hangi anının derin bir
uykuya yatırılmasını, hangi acının üzerinin şefkatle örtülmesini isterdin?
Ailemi seçmek isterdim…
Ruhunda biriken o ağır tortuyu, seni aşağı çeken karanlığı sese dönüştürerek akıttığın oldu mu hiç? Üzerindeki ağırlığı notalarla attığın bu süreç, senin için bir arınma ritüeline dönüştü mü?
Evet. Yazmak ve şakımak benim var olma şeklim.
Aklına düştüğünde göğsüne ağır bir taş gibi oturan, içindeki tüm sesleri bir anda susturan o keskin sızı hangi düşüncede gizli?
Yalnızlık…
Köksüzlük…
Bir çarmığım bile yok.
Geleceğin Notaları ve Kendi Devrimini konuşsak…
Müziğinle veya duruşunla bu toplumda yıkmak istediğin en büyük tabu nedir? Kendi devrimini gerçekleştirdiğini ne zaman hissedeceksin?
Amacım, benim gibi muhafazakâr ailelere mensup genç kızlarımızın yetenekleri doğrultusunda ilerlemeleri için öncü olmak.
Ben çok bedel ödedim. İnşallah onlara daha kolay olur her şey.
İki yüz elliden fazla şarkı sözüm var.. Bir beş yüz tane daha da derlenmemiş hâliyle çıkar.
Onları hayata geçirebildiğimde çok mutlu olacağım, inşallah.
Ama asıl amacım güçlü ve başarılı olmak. Öncü olmak. Kadınlara ve hayvanlara sonsuz destek sunabilmek için Rabbim’den güç istiyorum.
Mottom: Sanat benim içindir, şekerim.
Bundan beş yıl sonra Efsun Neva ismini nerede, nasıl bir kitlenin karşısında ve hangi şarkıyı söylerken hayal ediyorsun?
Bundan beş yıl sonra umarım turneden turneye koşuyor olurum.
Gelişime ve üretime daha çok vakit ayırabileceğim bir yaşamda görüyorum kendimi.
Şimdi bir metafor yapalım. Senin hayat kitabının ön sözünde ne yazıyor?
Sevda kuşun kanadında…
Ürkütürsen, tutamazsın.
Peki, seni hangi notaya benzetebiliriz? Neden o nota?
Nota olarak değil de bana Sufi Rock diyebiliriz.
Ve son olarak; Efsun Neva’nın müziğini ve duruşunu tek kelimeyle tanımlasan ne olurdu?
H i ç…
Yakın zamanda seni sahnede görmek isteyenler için bir konser müjden var mı? Nerede, ne zaman buluşuyoruz?
Evet, birkaç gün sonra sahnedeyiz. Beni ve müziğimi merak eden, şarkılarıma eşlik etmek isteyen herkesi konserimize bekliyorum. Birlikte söyleyelim, birlikte eğlenelim, biraz da ön yargılara kafa atalım.
Sohbetin son kelimeleri odaya karıştığında, karşımda yalnızca şarkı söyleyen bir kadın değil, kendi enkazının küllerinden sapağlam bir kale inşa etmiş bir direnişçi duruyordu. Efsun Nevâ, bize insanın asıl yurdunun kendi gövdesi, en büyük devriminin ise tüm o 'köksüzlük' hissine inat kendi gerçeğine kök salmak olduğunu sarsıcı bir dürüstlükle fısıldadı. O; çocukluğunun savruluşlarını, yalnızlığını ve müzik endüstrisinin o iki yüzlü şekilciliğini notalarla döverek 'Sufi Rock' tadında bir isyana dönüştürmüş. Yüzüne kapanan kapıların ardında beklemek yerine, sokaklarda kendi sahnesini kuran, acıyı arabeske değil pürüzsüz bir şifaya bulayan nadir bir ruh. Şimdi o, tenine kazıdığı yaşanmışlıkları ve 'hiç'liğin o derin bilgeliğiyle, vitrinlere tapanların önyargı duvarlarına kafa atmaya devam ediyor. Bize düşen ise etiketlere, kabuklara ve şaşkın bakışlara kör olup, sadece bu asil isyanın sesine kulak vermek…
Çokça hoş kalın...
Instagram:Efsun Nevâ
Youtube: Efsun Nevâ Youtube
Spotify: Efsun Nevâ Spotify
Etkinlik: Konser
Engin DAL / Seslenen Adam
'Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio'
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

