Nasıl Olmamalı? İlber Ortaylı'nın Türkiye'deki Eğitim Sistemiyle İlgili Cahilsavar 15 Düşüncesi

-

İlber Ortaylı'nın düşüncelerine birçoğumuzun değer verdiği bir gerçek. Bilgisi ve tecrübesiyle ciddi anlamda hepimizi aydınlatıyor. Kendisi bir eğitimci ve bu nedenle Türkiye'deki eğitim sistemiyle ilgili neler düşündüğü de çok önemli. Biz de bu nedenle sizlere İlber Ortaylı'nın Tuhaf dergisine yazdığı yazıdan Türkiye'deki eğitim sistemiyle ilgili 15 düşüncesini derledik. 

Kaynak: Tuhafdergi.com

Keyifli okumalar!

1. "Eğitim'de dikiş tutturmak mümkündür ama bunu mümkün kılmak için mesela çobanlığın da mühendislik gibi bir eğitimi olduğunu anlamamız gerekiyor. Türkiye henüz bunun farkında değil."

2. "Teknik eğitim yok, herkes aynı liseye yönlendiriliyor, herkesin gittiği okula gitmek istemeyenin de alternatifi İmam Hatip Lisesi oluyor. "

3. "İmam Hatip eğitimi seçkin bir eğitimdir: sınırlı ve seçkin sayıda, yalnızca layık olana vermek zorundasın. Fen Bilimleri, Fizik ve Matematik eğitimleri de böyledir: İsteyenin değil, layık olanın alması gerekir."

4. "İhtiyaçlar göz önüne alınmadığında, planlama yapılmadığında, eğitim bir gıda yardımı gibi zaruri addediliyor. Oysa eğitim, hak edene verilmesi gereken ve bunun belirlenerek yapılandırılması gereken bir hizmettir."

5. "Her yere üniversite açmak bir gurur sebebi değildir, olamaz. Belirli merkezlerde açabilirsiniz açmasına ama 'Şu kadar üniversitem var.' dediğiniz anda, ben de size 'Kaç tane yurt yatağınız var?' diye sorarım."

6. "Vilayetlerdeki halkın talebelere kazanç kapısı olarak baktığı korkunç bir dönemdeyiz. Genç insanların kandırılmasına, ailelerinin ceplerindeki üç kuruşun türlü vaatlerle alınmasına karşıyım ve bu duruma şahit olduğum için üzülüyorum."

7. "Türkiye eğitiminin en büyük sorunu elitizmden uzaklaşmaktır. Her çocuğun kendine göre yetenekleri vardır ve belirli dallarda yüksek yeteneği olan çocuklarımızı değerlendirmek zorundayız."

8. "Hiçbir toplum, yetenekli çocuklarını yeteneklerinden bağımsız olarak normalleştirecek lükse sahip değildir. Yetenekli insan her toplumda çok azdır ve bu çocukların yönlendirilmesi, eğitim alanında ayrıştırılmaları gerekir. İmtiyazdan değil layıklıktan bahsediyorum."

9. "Bugünün Türkiye'sinde elit çocuk yetiştirdiğini düşünenlere de soruyorum: Neyin elitini yetiştiriyorsunuz? Levent'teki okuldan Aksaray'a bırakın o çocukları, tek başlarına simit bile alamazlar."

10. "Eğitim, Türkiye'de maalesef bir piyasa ve bu alan iş bilmezlerin elinde çürüyüp gidiyor. Devletin koruyuculuk sorumluluğu bir yana, gözetim görevini bile yerine getirdiği şüpheli."

11. "Bu memleket Köy Enstitüleri'ni yok etti. Eğitim Enstitüleri'nin mahvedilişinden bahsedildiğini ise hiç duymuyorum. Eğitim Enstitüleri kapatıldıktan sonra, oradan çıkan Türk öğretmen profiline bir daha rastlamadım."

12. "Eğitim Enstitüsü mezunu öğretmenler çocuğu insan yerine koyan, birinci sınıf pedagog, görmüş geçirmiş profillerdi. Bugün bu yapıyı tekrardan diriltme ve bu model üzerinde düşünme çabası bile yok. "

13. "Şu anki yapıda iki varlıklı kadın bir araya geliyor, sayılarının üç olması bile gerekli değil: Bir okul kuruyorlar ve insanları yersiz vaatlerle kandırarak çocuklarının gelecekleri için para topluyorlar. "Biz bu çocukları açık havada gezdiririz. Yağmurda bile parka götürürüz" diyorlar ama okulda yağmurdan korunmak için gerekli sayıda yağmurluk yok!"

14. "Çocuklara matematik ve gramer öğretilmiyor. Zihin açıcı pratikler zaten yok. Spor yaptırılmıyor. Müzik öğretilmiyor. Bütün bu eksiklik ve yoksunluklara karşı ise: 'Yapay zeka ve robot' diyorlar..."

15. "Müzik bilmeyen, matematik ve gramer öğrenmemiş çocuk, yapay zekayı ve robotları ne yapsın?"

Siz neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
acelyag

Ağzınıza sağlık hocam, durum daha iyi anlatılamazdı.

aptalasik

Helal olsun hocam keşke milli eğitim bakanı olsaydınız bu projeleri meclise sunsaydınız bizde elimizden gelen her türlü desteği verebilseydik.

klemenjero

adam yine çok haklı.

fenni-sunnetci

imam hatipler de kuran,hadis kelam vs turu insanin hicbir isine yaramayan,ulkeye gram faydasi olmayan dersler varmis hafta da 5 saat olsa ayda 30, bir ogretim yilinda yaklasik 300 saat 10 yilda 3000 saat bir ogrencinin kaybettigi zaman var,bu ulke bok kalkinir

muammer-akca

insanın hiçbir işine yaramayan sözüne katılmamakla beraber yaptığın matematik hesabına bakarak çok rahatlıkla şunu söyleyebilirm : Senin okuduğun mektebin aq. haftada 5 saat ayda nasıl 30 saat yapıyor. 1 ay 6 haftaya mı çıktı

nestathechopper2

hacettepe üniversitesi'ne iyi bir dereceyle girip, türkçede tam net yapıp mütercim tercümanlık okudum. hazırlık sınıfındaki akademisyen fazla soru soruyorum diye yerden bulduğu silgiyi üzerime fırlattı. "haydi çocuklar, şimdi çiçek oluyoruz" kafalarında, anasınıfı gibi bir sene geçirdikten sonra bölüme geçtik ve bölümün birinci dili almanca olduğu için o sene getirilen bir kuralla almanya'da doğup büyümüş bütün lise mezunlarını sadece almanca sınavına alıp fazla bir puan şartı koymadan nerede almanya'da hiçbir okula girememiş vasat altı insan varsa onları doldurduğunu gördük.

nestathechopper2

senelerce ders çalışmak, öss'de çok iyi netler yapıp sonra 1 sene orta - vasat dil eğitimi almak gibi zorluklardan geçmiş ve o eğitimi hak etmiş 20 kişi + (hepsi aynı vasatlıkta olmasa da) sadece almanca bildikleri için bölüme alınmış 50 kişi... derslerde profesörlere "bana bak hocaa" diye bağıranlar, nazım hikmet konuşulurken ağzına geleni sayıp sol kökenli öğrencileri hedef gösterenler, profesörleri dinlemeyi imkansız kılan ders içi mahalle kavgaları... travması bitmiyor.

nestathechopper2

öte yandan diplomamı aldıktan sonra almanya'da tasarım eğitimi almaya geldiğimde yaşadıklarımı karşılaştırmak istiyorum. amfi dersleri dışındaki sınıflar en fazla 30 kişi, uygulamalı dersler ortalama 15 kişi ile yapılıyor. devam zorunluluğu yok, derse gelmezsen babayı geçiyorsun. iki vize bir final yerine zilyonlarca proje ödevi var; araştırmayı, gözlemlemeyi, toplum içinde konuşmayı, takım çalışmasıyla baş etmeyi öğreniyorsun. bir de derslerde herkes özgür, kendi fikrini söylediğinde hocalar "sen ne bilirsin küçük bok, sus otur beni dinle" kafasına yaklaşmıyorlar bile. kendi arasında konuşmaları zaten saymıyorum; devam zorunluluğu olmadığı için o derse sadece gerçekten bir şeyler öğrenmek isteyenler geliyor, kendine çok güvenenler evde oturuyor.

nestathechopper2

o da lisans eğitimiydi, bu da lisans eğitimi. o türkiye'nin en gözde, en başarılı okullarından biri; bu, adını çok kimsenin bilmediği kıyıda köşede kalmış küçücük bir okul. ama burada en iyi üniversiteler gibi bir sıralama yapılamıyor çünkü hepsi iyi, hepsinin açık kalabilmesi için uyması gereken standartlar var!

Görüş Bildir