Meşhur Fotoğrafın Hikayesini Biliyor musunuz? Zbigniew Religa ve 23 Saat Süren Kalp Ameliyatı

2PAYLAŞIM

Ardındaki hikaye nefes kesici...

Sosyal medya ile haşır neşir olan hemen herkes bu meşhur ameliyat fotoğrafını görmüştür.

23 saat süren zorlu bir kalp ameliyatının ardından çekilen fotoğrafın perde arkasında neler döndüğünü biliyor musunuz?

Öncelikle bu zorlu ameliyatı gerçekleştiren doktorumuz Zbigniew Religa ile başlayalım.

Dünyanın en meşhur fotoğraflarından birinin başrolü olan ve hatta hayat hikayesi film haline getirilen doktor Religa, aslen Polonyalı.

1987 yılında gerçekleşen bu olayda söz konusu olan hastanın yaşamasının tek yolu kalp nakli olarak görülür.

Bu bir insanı hayatta tutacak tek yol olsa da o dönemde Polonya'da kalp ameliyatı hiç gerçekleşmemiştir.

Gerçekleşmeme nedeni ise halkın kalp nakline olan büyük ölçüdeki ön yargısıydı.

Öyle ki kalbini verecek olan kişi Yahudi, eşcinsel ya da bir kadın olursa, kalp nakli gerçekleşecek hastanın kişiliğinin tamamen değişeceğine inanılıyordu.

Bunu bahane ederek pek çok doktor kalp nakil ameliyatlarına yanaşmıyordu, fakat Doktor Religa bu zorluğa göğüs gerip ameliyatı gerçekleştirmeye kararlıydı.

Sonuç olarak alacağı büyük tepkilere rağmen Dr. Religa ameliyathaneye girer ve hayatında ilk kez gerçekleştirdiği kalp nakil ameliyatına başlar.

Hem başarılı bir ameliyat yapma stresi, hem de dışarıdaki insanların zorbalıkları ile mücadele eden Religa, 23 saat sonunda ameliyatı başarıyla sonlandırır.

Polonya'da bir ilk olan bu ameliyatın fotoğrafı, National Geographic tarafından 1987 yılının fotoğrafı seçilir.

20. yüzyılın en etkili 100 fotoğrafından birinin başrolü olan Dr. Religa, hem bir hayat kurtarmış hem de Polonya'daki ön yargılara sert bir cevap vermiştir.

Çok fazla sigara içen Dr. Religa, ne yazık ki akciğer kanseri nedeniyle 2009 yılında hayatını kaybeder.

Kalp nakli ameliyatı olan hasta ise ona yaşadığı tüm zorluklara rağmen yaşama hakkı tanıyan Dr. Religa'dan çok daha uzun bir süre hayatta kalır.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir 👇

Doktorların Dile Getirmeseler de Denk Geldiklerinde Sinirini Zıplatan 22 Hasta Davranışı - onedio.com
Doktorların Dile Getirmeseler de Denk Geldiklerinde Sinirini Zıplatan 22 Hasta Davranışı - onedio.com
Sadece Doktor Çocuğu Olanların Anlayabileceği 22 Şey - onedio.com
Sadece Doktor Çocuğu Olanların Anlayabileceği 22 Şey - onedio.com
Türkiye'nin İlk Profesyonel Kadın Fotoğraf Sanatçısı Maryam Şahinyan ve Cumhuriyet'in İlk Yıllarından Fotoğraflar! - onedio.com
Türkiye'nin İlk Profesyonel Kadın Fotoğraf Sanatçısı Maryam Şahinyan ve Cumhuriyet'in İlk Yıllarından Fotoğraflar! - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

Doktor olsam ben de o kadar uzun saatler ameliyat yapabilirdim. Hiperaktif kişiler bir işe 23 değil 223 saat bile hyper-focus şeklinde odaklanabilirler, yeter ki ilgi alanları dahilinde bir şey olsun. Yorgunluğumu bayılınca fark edecek kadar uzun süre odaklanarak çalışabilirim sevdiğim şeyler üzerinde. Çok uzun süreler mesai yaptıkları için doktor olabilirdim bence, çünkü beynimde ekstra enerji bölgesi var. Gelecekte meslekleri bu tarz (sözde) anormaliler üzerinden değerlendirerek oluşturacaklarına eminim. CIA'de sırf böyle anormalileri olan kişileri değerlendirdikleri özel bir 'kahinler' bölümü şimdiden var. Olay yerine götürüp orada normal bir insanın fark edemeyeceği şeyler olup olmadığını soruyorlar veya ortamın enerjisi için konsantre olarak 'delil' sayılabilecek bir done elde etmeye çalışıyorlar.

vortia

Bildiğim kadarıyla bunu yapabilenler hiperaktif değil otizmli oluyorlar. Bunu kötü anlamda söylemiyorum farklı oluyorlar normal bir insandan farklı.

Gizli Kullanıcı

Hiperaktif kişilerin beyninin ön lobu farklı çalışıyor, hiper-aktif olmak aşırı hareket veya yaramazlık sanılıyor ancak bizim sorunumuz aşırı odaklanabilmek, çünkü beynimizdeki enerji fazlası sürekli baskı yapıyor. Örneğin uyandıktan sonraki birkaç dakika biraz eziyet gibi oluyor çünkü bir anda birçok şey üşüşüyor. Bu enerjiyi mutlaka bir şeye aktarmak zorundayız. Zaten bu yüzden hayatın dayattığı şeyler sıkıcı geliyor ve çok çabuk konsantrasyonumuzu kaybediyoruz. 'Hiper aktif' yani ya tam odaklanma ya da kayıp. Ancak 30'undan sonra zevkli gelen bir durum. Ancak o zaman onunla yaşamaya alışmış ve durumun hakkında tamamen bilgilenmiş oluyorsun. Belki otizm de vardır bir parça bilmiyorum. Hep kıskanmışımdır otistikleri. Keşke otistik olsaydım o da olumlu <3

Gizli Kullanıcı

Temple Grandin'in hayat hikayesini ele alan bir film var. Mutlaka izlemelisin bu konularla ilgiliysen.

Görüş Bildir