Körlük Yüzünden Karanlık Bir Dünyaya Mahkum Kalmış İnsanların İlgi Çekici Portreleri

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Körlük.

Birçok şekilde anlatılabilse de bana göre en basit tanımı, Dünya'nın renklerinden mahrum kalmaktır, yitirmektir o renkleri. 

Pek çoğumuz onların dünyalarını iki renkten ibaret sanırız, beyaz ya da siyah.

Aslında onların dünyaları kara ve kızıldır, bizlerden esirgenen iki renk. 

Kara ve kızıl. 

Gözleri görse de, bu iki renkten mahrum onca insan vardır ki...

Kaynak: http://www.walterschels.com/portfolios/p...

#1

Kör.

Sesleri bir fırça, hayal dünyasını da tuval olarak kullanan; zihninde çizdiği resimle birlikte bambaşka algılar oluşturan kişi.

Bir insanın belki de en büyük önyargısı olan şekilcilikten uzak olan; insanları ten kokuları ve sesleriyle tanımayı başarabilen azınlıktaki grup.

#2

Merak etmez misiniz hiç siz de;

sadece sesinizi, ses tonunuzu, yaptığınız vurguları duyabilen ve sizi başka şekillerde yargılamayan bir zihinde yarattığınız izlenimi.

Salt sesinizin o zihinde meydana getirdiği yorumları.

Ben ederim de.

#3

Peki, felsefi anlamda nedir bir körün durumu?

Göremediği için mi kördür? Yoksa, gören insan da gayet kör olarak nitelendirilebilir mi?

Bir İngiliz atasözü der ki;

Onlar körler, çünkü görmek istemiyorlar.

#4

Gözünü ellerinle kapat, şimdi aç, bir daha kapat, aç...

Hangisi daha çok zevk veriyorsa o halinle körsündür.

Sahiden öyle değil midir körlük denilen kavram? 

Yok mudur görebilmesine rağmen, görme eylemine lanet eden. Daha doğrusu gördüklerine lanet eden, görme eyleminden tiksinen.

Keşke görmeseydim diye hayıflanan bir zihinden fışkıran yorumları ağzından düşürmeyen?

#5

Körlükle ilgili:Gözlerindeki karanlık, dışarının tahassüslerinden, kafasında bir aydınlık yaratmış olabilir. Belki de Şişli'den yürüyor, Harbiye'deki seslerle Taksim bahçesinin önündeki sesler arasında bizim farkına varmadığımız neler olabilir? Havada da bir değişiklik var mıdır? Hatta gözlerindeki zifiri karanlıkta bile ruhi bir zifiri karanlık farkları bulunabilir mi? Ama, bana öyle geliyor ki, daha çok seslerden, bizim için bilinmeyen, ama onun için hiç şaşmayan, değişmeyen, değişmez mahiyetini muhafaza eden gürültülerden... 

#6

Biz sokağın hendesesinin de farkında değiliz. Ama o, münhanileri, müstatilleri, sokağın haritasını, teferruatını kafasına çizmiş olabilir. Belki semtlerin kokuları da vardır. Dükkânlar da ayrı ayrı kokabilir. Onun tabanının bildiği çukurlar da tümsekler de bulunabilir. Körlük ne kadar modası geçmiş bir edebiyata benziyor. Kılı kırk yaran bir edebiyata...

demiş Sait Faik Abasıyanık.

Ne de güzel demiş...

#7

Kör doğmak mı yoksa sonradan kör olmak mı daha kötüdür, bir de bu sorunsal var.

Doğuştan kör olmak, insanların sana anlattıkları ile alakalı hiçbir fikre ya da görüntüye sahip olamamak. Zor olsa gerek.

Sonradan kör olan insanlara gelince muhabbet, bir sorun daha çıkıyor ortaya. Acaba o ana kadar gördüklerini ne kadar süre bellekte tutuyor, hatırlamaya devam ediyorlar.

Yoksa, tümden unutuyorlar mı?..

#8

Kör olunca hayat boyu gördüklerini de unutur muydu acaba insan? Düş bile göremezdi belki o zaman. Eğer kör kişi, belleğinin gözlerini de yitirmişse bu iş o kadar önemli sayılmazdı. Dünya her yerde birdi nasılsa. Hayvanlar ve bitkiler gibi insanlar birbirinden ayrılıyordu şüphesiz. Ama yıllar boyu onları görüp tanıdıktan sonra nasıl oldukları kestirilirdi. Ben yedi yıl yaşamıştım, yine de bir sürü şey biliyordum. Gecenin karanlığında bile, eksiksiz hatırlıyordum ufacık ayrıntıları. Zavallı kör yanaşma, yepyeni bizimkilerden çok daha güzel bir dünya bulacaktı belki.

diyerek anlatmış bu duruma karşı olan bakış açısını, yazar Jerzy Kosinski.

#9

Her şeyi kaybedeceğimi düşünürdüm de, 

Bir noktaya sürekli bakarak gözlerimi kaybedeceğimi düşünmezdim. 

Gittiğin yolun da sonu vardır, biliyorum. 

Ama ben hâlâ geleceksin diye bekliyorum. 

Ayaklarım uyuşuk, kollarım kıpırtısız, başım öne eğik, 

görmeyen gözlerim sabit... 

Ne güneş yakabilir beni, ne rüzgar çıplağımı üşütebilir. 

Bütün gün iç savaşlar yapar yeni kaleler fethederim de, 

Kılım kıpırdamaz olduğum yerde. 

Ve ben ne zaman yalnızlığı duysam, 

Bir heykel olup dikilirim başucuna..

Velhasıl,

zordur, zor...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
uyusuk

En çok korktuğum iki şey: körlük ve tüm bedeninin felç olması(Allah sabır versin bu insanlara)

Gizli Kullanıcı

Her paylaşım gibi bu paylaşım da bir harika olmuş. Görme yetisi kaybolmuşlara kör derken, asıl bizler gören körleriz. Kim bilir belki bizim göremediğimizin kat be kat güzelini görüyorlardır.

Başlıklar

İngiltere
Görüş Bildir