Konuşmamız Gerekiyor: Şekerin Beynimize Neler Yaptığını Duyunca Çikolatadan Köşe Bucak Kaçacaksınız!

172PAYLAŞIM

'Zararlı olduğunu biliyorum ama ne yapayım canım istiyor...' diyenler, yamacımıza gelin.

Artık her yönden sizi bir adım aşağıya çeken bu şeker mevzusunu, sadece beynimizde yarattıklarına şaşırarak açık seçik konuşalım.

Şekerin bedensel etkilerini zaten duymaktan bıktık.

Kilo kontrolünü zorlaştırması bir yana hiçbir fayda sunmadan sadece zarar verdiği bedenimizi ileride bir gün daha iyi beslenmek adına şimdilik gözardı ediyor olabiliriz fakat hislerimizden yaptığımız işlerin verimliliğine dek şekerin yarattığı asıl hasar artık kaçınılmaz seviyede.

Şeker tüketimi, özellikle de gerekli olanın üzerine çıkıldığında hisleri ekstrem noktalara çekmekte hayli başarılı.

Şeker tüketimi bir mutluluk aracı olarak gösterilmeye çalışılsa da özünde üzüntüyü, endişeleri tetikliyor. Depresyon yahut anksiyeteden muzdaripseniz tüm bunların etkilerini herhangi bir kişiye nazaran birkaç kat artırdığını söyleyebiliriz.

Bu etkinin sebebini de açıklayalım, gereğinden fazla şeker tüketildiğinde vücut fazladan giriş yapan glikozu tolere edebilmek için insülin salgılamaya başlıyor. Böylece kan şekeri olması gerektiği seviyede kalırken vücut bu iniş çıkışların etkisini yaşamaya devam ediyor. İhtiyacımız olmayan bir heyecan bu aslında.

Bu etkilerin ortaya çıkmasını sağlaması bir yana, şeker tüketimi strese karşı güçlü kalabilmeyi de zorlaştırıyor.

Bu ve benzeri akademik çalışmalarda fareler üzerinde şeker ve anksiyete bağlantısını kuracak deneyler yapıldı, tam anlamıyla bir bağlantı olduğu ortaya çıktı.

Anlayacağınız, söylediklerimiz birer abartı ürünü değil.

Zorlu bir günün ardından vücudunuzun 'Şeker... Şeker...' diye içten içe size seslendiğini biz de biliyoruz. Karşı koyması kolay değil.

Bazı durumlarda yiyeceklerin meditasyon etkisi yaptığını gözlemlemek mümkün ama bu o kadar kısa vadeli bir çözüm oluyor ki kısa süre sonra eskisinden daha kötü bir mental duruma girmeniz işten bile değil.

Şu çalışmaya bir göz atalım. Günde 67 gramdan daha fazla şeker tüketen bir erkek bireyin ilerleyen yıllarda klinik depresyon teşhisi koyulma ihtimali %23 artıyor. Diğer çalışmalarda kadınlarda da benzer sonuçlara ulaşıldı.

Ne yapalım, şekeri tamamen hayatımızdan çıkaralım mı?

Aslında evet... Fakat bir nevi bağımlılık yarattığı için şekerin bir anda kesilmesi panik atak benzeri bir etki bile yaratabiliyor. Yorgunluk, odaklanamama şekere aniden geri dönme isteği uyandırıyor, bu da bazı çalışmalarda ortaya konulduğu biçimde şekerin adeta bir uyuşturucu olarak görülmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Hele ki anksiyete yahut depresyonun varlığından şüpheliyseniz şekerin bir anda uzaklaştırılması pek iyi sonuçlar doğurmayabilir.

İnsanın kendini tanıması her zaman kolay olmuyor, bu yüzden azaltarak bu alışkanlığı sonlandırmak herkes için daha iyi bir çözüm olabilir.

Midemiz bize ısrarla şekerli bir şeyler yeme ısrarında bulunurken beynimiz bir köşede düşüncelere dalmış oluyor.

'Beynin gıdası şekerdir' diye kendimizi avutarak bir de çalışmadan önce şeker şeker tüketirsek vay halimize. UCLA bünyesinde yapılan bu çalışmaya bir göz attığımızda şeker tüketiminin özellikle de bu şeker früktozsa beynimizi tam anlamıyla frenlediğini ortaya koyuyor.

Hafızamız, öğrenme kabiliyetimiz, hepsi yavaşlıyor.

Beynimizin yapısının düzenli früktoz tüketildiği halde kalıcı hasarlar alabileceği de bu çalışmanın endişelendiren sonuçlarından biri.

Şeker tüketiminden başlayıp Alzheimer'a dek giden riskli bir süreç bu.

Peki daha iyi hissettireceğini umarak tükettiğimiz şekerin böyle bir etki yarattığını öğrendik, hep birlikte şekerden kurtulmak için ilk adımı atalım mı? 

Şu bitter çikolatayı da yiyelim, ondan sonra atarız.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
emqeozturk

şuanda abur cuburu bıraktım :D

alican-turkkollu

Yapay et üretecek kadar ilerleyen teknoloji zararsız şeker için hala bir çözüm bulabilmiş değil. Beyler, bayanlar olmuyor böyle.

Görüş Bildir