Kara Bir Kader ve Hüzünlü Bir Hayat: 3 Aylık Padişah V. Murad'ın Hastalığı

-

V. Murad amcası Abdülaziz'in saltanatı döneminde padişah adayı bulunuyordu. Buna rağmen amcasının yerine tahta bir an evvel geçmek için çok çaba sarf etti. Mason oldu, yönetimden rahatsız devlet adamlarını kazandı ve sonunda amcası Abdülaziz ''aklî dengesi yoktur'' fetvasıyla ve askeri bir müdahaleyle tahttan indirildi. Oysa gerçekte aklî problemleri olan Murad'ın kendisiydi ve ömrünün sonuna kadar bu hastalığının acısını çekecekti.

19. yüzyılda artık eskisi gibi şehzadelerin ve padişah adaylarının öldürülmesi gibi bir adet söz konusu değildi. Fakat bu durum V. Murad'ın korkularına engel olmadı.

Sultan Abdülaziz, oğlu Yusuf İzzeddin Efendi'ye çok dikkat gösteriyor, onu adeta bir prens gibi yetiştiriyordu. Oysa adet üzere, padişahtan sonraki en büyük hanedan üyesi olarak Murad Efendi veliaht konumundaydı. Yusuf İzzeddin Efendi'nin bu yükselişini gören veliaht, içten içe kendisinin yerine bir şekilde onun padişah yapılacağına inanmaya başladı. Bu durum da amcasını indirip tahtı bir an evvel almak istemesinde etkili olmuş olmalıdır.

V. Murad ilk rahatsızlık alametlerini tahta çıkarıldığı gece göstermeye başladı. Bunda şüphesiz ki ihtilalin ani olarak bir gece öne alınması ve kendisinin bundan habersiz oluşu etkiliydi.

30 Mayıs 1876 gecesi bir anda kapısına dayanılan Murad Efendi gerildi, telaş yaptı ve strese girdi. İşin açığa çıktığını, amcasının kendisini öldürteceğini düşünerek fevkalade korktu. Olayların iç yüzünü öğrendiğinde ise, darbenin başarılı olup olamayacağı stresiyle bu telaş hali azalmadan devam etti. Ayrıca bu olaylar sırasında pek uykusuz da kalmıştı. Üst üste yaşanan bu heyecanlı gelişmeleri V. Murad'ın zihni kaldırmakta zorlanıyordu. Aynı zamanda gençliğinden beri aşırı alkol kullanması da nörolojik zaaflara yol açmış olmalıdır.

Yeni padişahın garip hareketleri ilk cuma selamlığında görüldü. O sırada Sadrazam olan Mehmed Rüştü Paşa bu durumu yıllar sonra şöyle anlatacaktır:

''Merdivenlerden inmek yerine çıkmak ve çıkmak yerine inmek, hayvana ters binmek, kendini havuzlara atmak gibi alametler.''

Bu alametler devrik padişah Abdülaziz'in beklenmedik ölümüyle zirveye çıktı. Nitekim ölüm haberini alır almaz V. Murad donup kaldı. Birkaç gün sonra Çerkes Hasan'ın hükumet toplantısını basıp Hüseyin Avni Paşa'yı ve birkaç kişiyi daha öldürmesi de gerginliği arttırdı. V. Murad artık tamamen kötüleşmişti. Olmayan varlıklar görüyor ve kendi kendine konuşuyordu.

V. Murad için doktorlardan birçok rapor alınıp, iyileşmesi zor olduğu ve uzun süreceği öğrenilince, gözler veliaht Abdülhamid'e çevrildi.

Yapılan birkaç görüşmeden sonra V. Murad'ın görevden uzaklaştırılması kararlaştırıldı. 30 Ağustos 1876'da II. Abdülhamid padişah oldu. Fakat, ağabeyinin iyileşmesi durumunda tekrar padişah yapılması ihtimalinden endişelenen Abdülhamid, hastalık hakkında doktorlardan birkaç rapor daha istedi. Ayrıca V. Murad, kadın kılığıyla çarşafa girmiş kimseler tarafından kaçırılıp yeniden padişah yapılmak istendi. Bu da II. Abdülhamid'in tedbirini arttırmasını sağlamıştı.

1876 sonlarına doğru İngiltere, Fransız, Alman, Avusturya-Macar elçiliği doktorlarının da olduğu toplu bir raporla V. Murad'ın iyileşmesinin zorluğu dile getirildi.

II. Abdülhamid de bu son raporla tatmin olmuş görünüyor. Bundan sonra isteği, ağabeyini Çırağan Sarayı'nda kendi gözetiminde sade bir hayatla kontrol etmekti. Fakat V. Murad'ın annesi Şevkefza Kadın oğlunun iyileşebileceğini düşünüyordu. Bunda annelik sevgisi kadar, tekrar padişah olabileceğini düşünmesi de etkili olmuş olmalıdır. Fakat, doktorlardan ümidi kesmiş, hocaların dua ve benzeri yöntemlerine güvenmiştir. Nitekim garip bir şekilde 1877 yazına doğru V. Murad'da iyileşme emareleri görüldü.

Annesinin mektuplarına göre V. Murad artık olmayan cisimler görmüyordu, kendi kendine konuşmuyordu. Hatta kitap okuyor, gayet iyi yazıyordu. İştahı ve uykusu da düzenliydi.

Anne Şevkefza Kadın 2 şeyden üzgündü. 1. Oğlu kendi başına giyinip soyunamıyor, 2. Kendi başına tuvalet ihtiyacını karşılayamıyordu. Çünkü ayak yoluna girip yalnız kalınca korkuyor, telaşla abdestini yapamadan geri çıkıyordu. Annesi, yalnız bu iki kusurun kaldığını, bunların da iyileşmesi için hafızlardan dualar bekliyordu.

İ. Hakkı Uzunçarşılı, Beşinci Murad'ın Tedavisine ve Ölümüne Ait Rapor ve Mektuplar, Belleten X/38, s.340 vd.

Annesinin sözlerine bakılırsa, eski padişah gün geçtikçe iyileşiyordu. Fakat 1878'de Ali Suavi'nin kendisini kaçırıp padişah yapma teşebbüsü II. Abdülhamid'in şüphelerine sebep oldu.

Kleanti Skaliyeri ve Aziz Bey idaresindeki aynı amacı savunan gizli bir cemiyetin deşifre edilmesi de tamamen ortamı gerdi. Bir yandan da Rusya'ya kaybedilen savaşın buhranlı günleriyle uğraşılıyordu. Bu ortamda II. Abdülhamid tamamen ağabeyini sıkıca kontrol altında tutan ve saltanata yaklaştırmayan bir usulü benimsedi. 

Bu şekilde yıllarını geçiren V. Murad'ın, padişahlığı esnasındaki durumdan iyi olduğu anlaşılıyor. Yine de tamamen dinç bir hale gelip gelmediğini bilemiyoruz. 1904'te şeker hastalığının kötüleşmesiyle 29 Ağustos'ta çalkantılı geçen hayatına gözlerini kapadı. Yeni Cami'ye defnedilmek için cenazesinin getirildiği sırada, namazdan çıkan Ferik İbrahim Paşa'nın pek üzüntüyle ağlayıp feryat etmesi ve bunun II. Abdülhamid'e verilen bir jurnalle V. Murad taraftarlığı olarak gösterilmesinin ardından, Paşa'nın Şam'a gönderilmesi de ilginç bir detaydır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir