İstanbul Surlarının Yüzyıllardır Saklı Kalan Sır: Üzerindeki Yazı Fatiha İstiyor
413'te inşa edilen Theodosius Surları üzerindeki Silivrikapı, Bizans döneminde Pege Kapısı olarak biliniyordu.
Silivrikapı, İmparator Theodosius döneminde 413 yılında inşa edilen Theodosius Surları üzerinde yer alıyor. Kapı, İstanbul'un batısındaki Selymbria'ya, bugünkü adıyla Silivri'ye uzanan güzergah üzerinde bulunduğu için bu adı aldı. Bizans dönemindeki adı ise yakınındaki Balıklı Ayazması'yla bağlantılı olarak Pege Kapısı'ydı. 13. ve 14. yüzyıllarda Silivri yönünün önem kazanmasıyla Silivri Kapısı adı kullanılmaya başlandı.
Kapı, çift sur sisteminin bir parçası. Sanat tarihçisi Prof. Dr. Kadir Pektaş'a göre dış taraftaki kapı Osmanlı döneminde büyük ölçüde yenilenirken iç taraftaki kapı iki kulenin arasında yer alıyor. Silivrikapı, Bizans tarihinde de önemli bir olaya sahne oldu: 1204'te Latinlerin İstanbul'u işgal etmesiyle başlayan dönem 1261'de sona ererken Bizans komutanı Aleksios Strategopulos şehre bu kapıdan girdi.
Osmanlı döneminde kapıya asılan Bozdoğan gürzü, Pehlivan İdris Ağa'nın hatırasını yaşatıyor.
Osmanlı döneminde sur kapılarına asılan gürzler, yakın dövüşte kullanılan ve askerlerin başarılarını simgeleyen savaş araçlarıydı. Başarılı askerlerin gürzlerinin şehir kapılarına asılmasıyla hem sahibinin başarısının tanınması hem de hatırasının yaşatılması amaçlandı. Silivrikapı'daki gürz, eski saray baltacılarından Pehlivan İdris Ağa'nın adıyla anılıyor.
Gürzün altındaki kitabede, bu gürzün Pehlivan İdris Ağa'ya ait olduğu ve gürze bakıp Fatiha okuyanların imanla gitmesine ilişkin bir ifade bulunuyor. Gürzün orijinali düşme ve çalınma tehlikesi nedeniyle Askeri Müze'ye kaldırıldı. Silivrikapı'da bugün görülen gürz, orijinalinin yerine yerleştirilen gerçeğe yakın bir kopya.
Silivrikapı, 1509 depremi, Hadım İbrahim Paşa Camisi ve 5. yüzyıldan kalma bir hipojeyle farklı dönemlerin izlerini taşıyor.
1509'da yaşanan ve 'Küçük Kıyamet' olarak anılan depremde zarar gören kapı, Sultan II. Bayezid döneminde onarıldı. Kapının yakınındaki Hadım İbrahim Paşa Camisi ise 1551'de yapıldı, Mimar Sinan'ın eserleri arasında yer alıyor ve 1894 depreminde zarar gördü.
Silivrikapı çevresinde 1980'li yıllarda ortaya çıkarılan hipoje, yani yer altı mezar yapısı, 5. yüzyılın başlarına tarihleniyor. Dört duvarında mermer kabartmalar bulunan yapının eserleri bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde korunuyor. Pektaş, kapıda Bizans'tan Osmanlı'ya uzanan farklı dönemlere ait izlerin bir arada görülebildiğini söyledi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın