Hülya Avşar Sordu, Mustafa Ceceli Cevapladı: İşte Hakkında Tüm Merak Edilenler!

-

Bir Hülya Avşar Sohbeti programının bu haftaki konuğu Mustafa Ceceli'ydi. Hülya Avşar sordu, Mustafa Ceceli cevapladı. Biz de sizler için bu sohbetin önemli noktalarını ele aldık. Gelin bakalım neler sorulmuş, ne cevaplar verilmiş, neler konuşulmuş?

1. Beste yapmak, şarkı sözü yazmak çok zor. Bunu yapabilmek nasıl bir duygu? Yaşanmışlık mı lazım, yoksa iyi uydurmak mı?

"Bence işini çok sevmek lazım. Aranjör olmak çok daha zor. Ben bu merakla büyüdüm çocukluğumdan beri. Nasıl yaptıklarını çok merak ediyordum. Ortada ses yok seda yok; aklına bir melodi geliyor, sonra o zenginleşiyor altına farklı enstrümanlar çalıyor. Söz bu işin en son aşaması. Onun altında yatan milyonlarca melodiler var, bu daha zor."

2. Sence bir şarkı için söz mü daha önemli müzik mi?

"Son zamanlarda söz daha önemli. Çünkü artık birbirine mesaj atan, sosyal medyadan yazan, kısacası sürekli bir yerlere yazan bir hale geldik. Dolayısıyla söz çok önemli. Eskiden sadece kamyonların arkasında yazıyordu; şimdi Facebook'ta, orada, burada, her yerde yazıyor. Biz de aslında müziğe önem veriyoruz. Ama piyasaya baktığım zaman ben, koşullara, sözler daha kıymetli. Çünkü aşk acısı çekiyor, sevgilisine şarkının sözünü yazıp göndermek daha kolay ona telefonu açıp şarkıyı dinletmektense."

3. Ama bütün şarkılar aşktan bahsediyor, farkı ne ki? Kaç tane "Seni seviyorum"u anlatacak söz söyleyebilirsin?

"Birbirini hem tekrar etmeyeceksin, sevdiğini söylerken farklı olacak. Onlarca farklı şekilde yazılıp çizilebilir. Benim en sevdiğim söz, henüz daha şarkı sözü olmadı ama 'Sevmek, sevdiğinde yok olmaktır'. Yani kendi yargılarını, değerlerini bir kenara bırakıp, onu baş tacı etmek anlamında."

4. Sence böyle bir şey var mı?

"Vardır diye umut ediyorum. Yaşanabilir diye düşünüyorum, ben inanıyorum. Herkes farklı özellikte, farklı bir dünya. Bunu olduğu gibi kabul etmek aslında hem çok büyük bir erdem, hem de hayatın kuralı. 'Seni olduğun gibi kabul ediyorum, seni değiştirmeye çalışmıyorum, sen bu halinle güzelsin' diyebilmek önemli."

5. Peki bunun içinde her şey dahil mi? Aldatmak, hırsızlık, dolandırmak... Böyle bir insanı kabullenmek?

"Diyelim ki 'yılanı sev' dedim ben. Nasıl yılanı seveceksin? Tutup kafasını okşamaya çalışırsan elini sokacak. Onu sevmen, ondan uzak durmandır. Yani 'Ne pis bir hayvan' demezsin. Onu olduğu gibi kabul etmek, ona yorum yapmamak, onun yaratılışına, onun haline söz söylememek; ama ondan uzak durmaktır. Yani sevmek, sevdiğinin hakkını vermektir. Hakkını vereceksin. Bir katilse bu, alıp katili koynumuza sokmayacağız. Onu hapsetmek, ona gösterebileceğimiz en büyük sevgidir; insanları koruyorsun."

6. Herkese yardım ediyorsun, maneviyatın da güçlü. Gönlün bu kadar geniş mi senin?

"Bunu yapmaya ben niyet ettim ve bunu yapacağım, istiyorum. İnsanlar mutlaka adım atmalı başarı için. Yani nasibimde ne varsa o olacak ama onu da oturup beklemeyeceğim. Elbette devam edeceğim, çalışacağım, uğraşacağım, üreteceğim. Tasavvufsa, islama derin bir bakış atmak gibi düşünelim bunu, böyle hayatımız gelip geçiyor. Her şeye muhalefet edebilir insanlar; ancak bir şeye edemezler: Şu beden ölecek, garanti, %100! Ama sen ölümsüz bir ruha sahipsin ve bu devam edecek. Yarın bir gün gündelik hayatımızda çalıştığımız hiçbir şey olmayacak. O yüzden bu hayatın içinde biraz derin düşünmek lazım. Birbirimizi çok incitiyoruz. Bizim gibi düşünmeyen insanları sevmemeye başladık. Tüm dünyada nefret yayılıyor."

7. Magazincilerin alkol çevirmesi sırasında fotoğraf çekmelerini sevmiyorum, o görüntü hiç hoşuma gitmiyor!

"Benim de bir fotoğrafım var, alkol çevirmesinde, üflüyorum. Dedim ki: 'Çekiyorsun, bak bu alkolmetreyi de çekeceksin.' Kaç çıktı? Sıfır. Bütün dünya tık üstüne kurulmuş. Daha fazla tıklanmak istiyorlar. Her zaman için bu tarz haberlerin tık değeri var. Ama öbür tarafta bir kalp nakli haberi ne kadar tıklanır, ne kadar takip edilir? Bu tartışılır. Dolayısıyla orada sakız oluyorsun, malzeme oluyorsun. Ben ona sıkılıyorum."

8. Maneviyatın yaşanması, şarkılara yansıması yeni yeni gündem olmaya başladı. Önceden herkesin içinde, gizliydi.

"Bir cuma günü Selimiye Camii'nden bir fotoğraf paylaştım. Altındaki yorumlardan iki farklı yorumu söyleyeceğim. Bir: İbadetin gizlisi makbuldür. İkinci yorum: Çocuklarımıza çok güzel örnek oluyorsunuz. Hangi taraftan yürüyelim? Peki Mustafa o fotoğrafı neden koyuyor? Mustafa kendi için koyuyor o fotoğrafı. Her şeyini paylaşıyorsun. Ben hep böyleydim. 2003'te annemle Hacca gittim. Bana Hacı diye sesleniyorlardı. Piyasadaki herkes biliyor. Gelelim şarkılara yansımasına. Ben böyle bir albüm yaptım, içinde tasavvuf musikisi şarkıların bulunduğu bir albüm. Günümüzün soundlarına uyarladım. Şarkılara yansıması da buydu. Çok güzel şeyler anlatıyor şarkılar da."

9. Dinle ilgili, bu konularla ilgili soruları rahatlıkla sorabiliyorum. Sonradan olma değilsin yani.

"Ben rahatsız olmuyorum. Sosyal medyadaki reaksiyonlarla, gerçek hayattaki reaksiyonlar aynı değil. Orada yazan çizenlerin hepsi boş. Yarısı gerçek hesap bile değil yazanların. Bu sebeple, burada birbirimize söyleyemeyeceğimiz sözleri, klavye arkasından söyler miyiz? Ben söylemem. Utanırım bunu yapmaya. Eskiden sosyal medyada yazılanlardan çok rahatsız olurdum. Okuduğum zaman 'Ya ne alaka, bu ne cesaret?' diyordum. Şimdi niyet ettim sinirlenmemeye, kızmamaya."

10. Eşinin de seni anlayabildiğini, iyi anlaşabildiğini düşünüyorum. İş konusunda da beraber mi çalışıyorsunuz?

"Farklı bir iş branşı var. O sistem mühendisi, reklam sektöründe çalışıyor. Bir önceki albümün tanıtımları, reklam ayaklarında onlardan yardım aldım. Yine internet sitesinin yapılmasında da aynı şekilde. Yani kesiştiğimiz yerlerde bir şeyleri paylaşıyoruz. Birebir aynı işte değiliz."

11. Eşin işe gidiyor, çalışıyor. Sen müziğini yapıyorsun, her şey yolunda yani. Nefsini nereye kadar koruyabilirsin çok merak ediyorum?

"Sanırım bu aile olma kavramıyla ilgili bir şey. Aile kavramına ne kadar değer verdiğinle alakalı. O müesseseye saygı duymak hem de o müesseseyi sürdürmek istemek gerek. İnsanların evliliği sürdürmeyi istemesi gerek."

12. Peki ya evliliği sürdürmek mi yoksa o ara ara tadabileceğin aşk, heyecan duygusu mu?

"Normalinde, o ikinci bahsettiğin aşk var ya bütün her şeyini bırakabileceğin işte o sonsuza kadar sürsün, kısa olsun istemez insanlar. Umulur ki insanlar böyle evlilikler yapsın. Birbirini sevenlere 'çift' diyoruz, alışmışız. Birbirini seven tek olur, çift olmaz. Bir bütünün parçası olur, onu artık koparamazsın. Yani bence ikisinin birleşimi."

13. Heyecan, aşk evliliklerde bir süre sonra bitiyor. Sen kendi beynini neyle besliyorsun da koruyorsun bunu?

"Benim de herkes gibi bir mesleğim var diyorum, bu mesleğimi yapıyorum ondan sonra evime dönüyorum. Aslında tamamiyle bu. Çocuğun var, atlıyor sabah uyanınca yanına geliyor. İnanamıyorum adam Eylül ayında ilkokula başlayacak. Dün doğdu gibi geliyor. Hatta ultrasondaki hallerini falan hatırlıyorum. Yurtdışı veya şehir dışında bir konser varsa, ben ivedilikle dönerim. Çünkü eşinle, çocuğunla vakit geçirmen gerekiyor. Yakın olmanın, birlikte olmanın ve zaman geçirmenin bunları beslediğini düşünüyorum. Bir şeyi sürdürmek önemli. Aşkı iki kişinin yaratabilmesi gerekiyor bitmemesi için. Aşkın ömrüne 3 yıl diyorlar, ben bunu doğru bulmuyorum. Eğer sen aşıksan o asla ölmez. Yani aşk ölmez."

14. Diyelim ki çok büyük bir aşk yaşadın ve soğudun, ayrıldın, aradan bir zaman geçti. O insana tekrardan aşık olabilmek mümkün mü?

"Sanmıyorum. Alışkanlıktan dolayı geri dönebilir o kişi. O kişide bazı şeyler vardır alıştığın, onu özlüyorsundur anca. Tekrar canlanabilir mi? Burada işte onun safiyeti ve samimiyeti önemli. İnsanın kendindeki bir şey. Evet, Pollyanna'nın erkek versiyonuyum, Polly."

15. Ailede bir tek sen müzisyen değilsin di mi? Kardeşin vardı, DJ miydi?

"Kardeşim de benim gibi aranjör olarak mesleğe başladı. Henüz daha 18 yaşındayken Murat Boz'un Özledim şarkısını düzenledi. Ondan sonra Sertab Erener, Aşkın Nur Yengi... Hep böyle ibresi çok yukarıda sanatçılarla çalıştı. Bir dönem de sahnede çalışıyordu, Emre Altuğ ile birlikte. Daha sonra ben albüm yapınca onu transfer ettik bana. Sahnede çalıştık yıllarca. Çok farklı bir albüm zekası var, ben bazı şarkılarımı ona düzenletiyordum. Sonra o 'Ben bir proje albümü yapacağım' dedi. Eski şarkıları tekrardan yorumladı, düzenledi, klüplere özel."

16. Eski şarkılara merak saldım ben de bu aralar, bir benimle çalışmadın! Pahalı mısınız?

"Şarkıların orijinalini ben yapayım, remixini de kardeşim yapsın. Ağaya beleş! Genelde fiyatı görenler şaşırıyor. 'Nee, bu mu fiyat? Tamam ikisini de yapın!' diyorlar. Ben düşük kalmışım haberim yok yani rakam olarak. Herkes bana 'Abi o parayla çalışılır mı, dolardan haberin var mı?' diyor. Ne bileyim ben, TL ile çalışıyorum! Elim de çabuktur, çabuk teslim ederim."

17. Kardeşin hiç kıskanmadı mı seni?

"Yok, tam tersi. Hep destek oldu. Şarkı söyleyen kişilerin koşulları biraz daha farklı olur. Örneğin seyahat ederken sen business kabininde uçabilirsin. Ben kardeşime 'Gel sen de business kabininde uç.'  dedim, istemedi. 'Ben orta sırada çalıyorum, onların koşullarında olacağım.' dedi. O konuda bile kayırmama müsaade etmedi. Kendi karakteri öyle. Aileden de aldı elbette."

18. Ailen nasıl yetiştirdi sizi?

"Bir kere özgürlük vardı. Kendi mesleğimi kendim seçtim, kardeşim de öyle. Hep destek oldular. İlk orgumu alan babamdır. Babam çok güzel Türk sanat müziği söyler, sesi güzeldir. Küçükken gittiğimiz restoran gibi yerlerde ben utanırdım, zorla anons ettirir, çıkar bir şeyler çalardım. Beni aslında hep teşvik etti bu konuda. Kardeşim de aynı şekilde. O, inşaat mühendisliği okudu, ben işletme fakültesini bitirdim. Bakarsan branşlarımız farklı farklı. Bizi bu anlamda hep özgür bıraktılar. Bir arada olmak da çok önemli bu açıdan. Mesela ben hala pazar günlerini aileme ayırıyorum. Aileyle ilgili konuyu da biz onlardan öğrendik diye düşünüyorum."

19. Gerçekten bu kadar lüks arabaların var mı?

"Sadece bir tane var. Zaten hep bir tane oluyordu. Onu veriyordum, başkasını alıyordum. Şu anda kullandığım arabanın marka yüzüyüm aynı zamanda. O yüzden James Bond'un bile kullanmadığı arabayı kullanıyoruz. Ama İstanbul'da çekerlerse bir tur vereceğim Bond'a."

20. Bir arabaya o kadar para verilir mi? Zevk mi senin için lüks araba?

"Çıkan haberlerden dolayı insanlar benim iki katlı bir garajım olduğunu, bir sürü arabam olduğunu düşünüyor. Spor arabayı seviyorum. Zaman zaman yurt dışında arkadaşlarla piste gidiyoruz. Orada bir gazlıyoruz. Hızı seviyorum."

21. Oyunculuk teklifi aldın mı?

"Çok teklif aldım. Dizi, film teklifi geliyor sürekli. Ben bir oyuncu değilim. Onların verdiği emek ve çabayı veremem. Herkes oyuncu olamaz. Altından kalkabileceğimi düşünmüyorum."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
numan-kongur

Türkiye'nin taçsız kraliçesi Hülya Avşar'ın eski haberlerini öğrenmek isyenler aşağıdaki linkten ulaşabilirler... https://www.tozlumagazin.com/?s=H%C3%BClya+Av%C5%9Far

burak.otuk

efendi adam, bi tane abes cevabi yok bravo

ibrahim.ibi

nefret ediyorum bu şahsiyetten...

kymelria

#3 aşk yok olmaktır- yıldız tilbe. sözlerini bi oku ceceli.

toreador

ya su gereksiz yalaka herifikeske onedio da hic gormesek

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

FacebookİstanbulJames BondKonseraşkdizigündemmurat bozmüziktransfer
Görüş Bildir