Hayalet Çalışan (Ghosting) Nedir? Şirketlere Ne Gibi Bir Fatura Çıkarıyor?
İş dünyasının son dönemdeki en gizemli ama bir o kadar da sinir bozucu trendiyle tanışmaya hazır mısın? Eskiden sadece flört dünyasında 'mesajlara cevap vermeyip aniden yok olanlar' için kullandığımız 'Ghosting' (Hayalet Olma) kavramı, artık ofis koridorlarında ve LinkedIn mesaj kutularında cirit atıyor.
Gelin, bu sessiz ama maliyetli trendin perde arkasına birlikte bakalım!
Nedir bu hayalet çalışan mevzusu?
Ghosting, aslında bir iletişim kopukluğu sanatı! Bir adayın iş mülakatlarına katılıp her şey harika giderken birdenbire sırra kadem basması ya da daha fenası; işe kabul edilen birinin ilk iş günü ortadan kaybolması. Ne bir telefon, ne bir e-posta... Sanki o kişi hiç var olmamış gibi!
Sadece adaylar değil, şirketler de yapıyor!
Madalyonun öteki yüzü de pek parlak değil. Şirketler de aylarca süren mülakat aşamalarından sonra adaylara olumlu ya da olumsuz tek bir dönüş yapmayarak onları hayalet moduna sokabiliyor.
Neden herkes bir anda "hayalet" olmaya karar verdi?
Peki, neden kimse 'Ben gelmiyorum.' demiyor? Çünkü dijitalleşen dünyada reddetmek, o garip hayır konuşmasını yapmak insanlara çok zor geliyor. Adayların elinde birden fazla teklif olunca, en kolay yolu seçiyorlar. Yani, sessizce uzaklaşmayı tercih ediyorlar. Kimse kötü haberi veren kişi olmak istemediği için profesyonellik bir kenara bırakılıp ghosting yoluna giriliyor.
Zaman, en kıymetli nakit!
Bir işe alım uzmanının tek bir aday için harcadığı zamanı bir düşünün; CV'lerin taranması, telefon mülakatları, randevuların ayarlanması ve yöneticilerle yapılan toplantılar... Aday son aşamada hayalet olduğunda, haftalarca süren bu yoğun mesai bir anda buharlaşıp uçuyor. Şirket için bu sadece vakit kaybı değil, aynı zamanda operasyonel bir yorgunluk anlamına da geliyor.
Şirketlerin marka algısı zarar görebiliyor.
Eğer hayaleti oynayan taraf şirketse, bunun faturası sosyal medyada ve kariyer sitelerinde çok ağır ödeniyor. Adaylar yaşadıkları bu hayal kırıklığını 'Beni arayacaklardı ama aylar geçti' diyerek paylaştığında, şirketin yetenek mıknatısı olma özelliği bir anda sönüyor. İyi bir aday, daha mülakata bile girmeden şirket hakkındaki bu yorumları okuyup başvurmaktan vazgeçebiliyor.
Çalışanlar arasında fısıldaşmalar başlıyor.
Sürekli birilerinin işe başlayıp başlamaktan vazgeçmesi veya adayların sürekli kaçması, içerideki ekipte 'Acaba burada bir sorun mu var?' sorusunu doğuruyor. Çalışanların kuruma olan aidiyet duygusu ve güveni zedeleniyor.
En parlak isimler sessizce rakiplere kayıyor.
Genellikle piyasada en çok aranan, en nitelikli ve 'yıldız' diyebileceğimiz adaylar ghosting yapmaya daha meyilli oluyor. Çünkü bu kişilerin önünde zaten onlarca kapı var. Şirketler süreci yavaş yönettiklerinde veya adayla o sıcak bağı kuramadıklarında, aslında sadece bir çalışanı değil, gelecekte şirketi uçuracak olan o parlak inovasyon gücünü de rakiplerine kaptırmış oluyorlar.
Aslında tüm bu faturalardan kurtulmanın yolu çok basit: Samimiyet.
Şirketlerin adaylara, adayların da şirketlere karşı dürüst olması; 'Şu an için başka bir yolla devam etmeye karar verdim' diyebilmesi her şeyi çözüyor. Nazik ve açık bir iletişim kurulduğunda, ne emekler boşa gidiyor ne de profesyonel itibar zedeleniyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın