Gündeminde Askıda Ekmek, Azerbaycan ve AYM Vardı: Meral Akşener Grup Toplantısında Konuştu

 > 
9PAYLAŞIM

İYİ Parti lideri Meral Akşener, partisinin grup toplantısında Ermenistan'ın Azerbaycan'a saldırılarını, Anayasa Mahkemesi tartışmasını, 2021 bütçesini, Karadeniz'de doğalgaz keşfini ve eğitim sisteminde yaşanan sorunları değerlendirdi. Akşener, "Türkiye’yi, en büyük ilk 10 ekonomiden biri haline getireceksek, öncelikle eğitimde ilk 10 arasına girmeliyiz. Çünkü eğitimdeki sıramız, ekonomimizin geleceğidir." ifadelerini kullandı.

İYİ Parti lideri Meral Akşener partisinin grup toplantısında konuştu. Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönetlik saldırılarını kınayarak başlayan Akşener, “Dünyaya 100 yıldır soykırım yalanı söyleyen Ermenistan, gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. Azerbaycan’ın Gence ve Mingeçevir kentlerine, hem de ateşkes sözü verdikten birkaç saat sonra, füzeyle saldırdı. Savaş meydanında, arkasına bakmadan kaçan korkaklık, sivillerin canına kastetmeye devam etti. Yer utandı. Gök utandı. İnsanlık utandı. Ama onlar utanmadı. Vicdan hafızamıza bir kıyım daha eklediler. Daha bir yaşındaki Medine bebek, anasının koynunda can verdi. O artık bir melek. Biz, Medine’ye kıyanların gerçek yüzünü zaten biliyorduk. Biz, o yüzü daha önce Hocalı’da görmüştük. O nedenle, yıllardır yalanlarına kanan dünyanın, istifini bozmamasına da şaşırmadık. Biz yine kendi yaramızla, biz yine kendi derdimizle, biz yine kendi acımızla baş başayız” dedi.

Hükümete “Türkiye’nin diplomasi birikimini, çok geç olmadan harekete geçirin” diye seslenen Akşener şunları söyledi:

“Ermenistan’a silah ve mühimmat veren Rusya’nın, ateşkes masası kurması kadar yanlış bir iş olamaz. Sayın Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, sorunu çözmek için oluşturulan Minsk Grubu’nun üyeleri olan, ABD, Rusya ve Fransa, Ermenistan’a her tür yardımı yapıyor. Bu gerçek ortadayken, sorunu bu üçlünün çözemeyeceği gerçeği de ortada duruyor. Bu sebeple, Sayın Erdoğan’ı uyarmak istiyorum; bu konu, Parti kongrelerinde yapılan konuşmalarla geçiştirilecek bir konu değildir. Bulunduğun makam, tespit yapma değil, gerekeni yapma makamıdır. Türkiye’nin diplomasi birikimini, çok geç olmadan harekete geçirin. Kurulacak masalarda, Türkiye’nin, Azerbaycan’ın yanında yerini almasını sağlayın.”

'Türkiye, ordusuyla güçlü olmak, sağlam durmak zorundadır'

Akşener, “Kafkasya’daki bu savaş bizlere bir kez daha diyor ki: “Türkiye güçlü olmak zorundadır.” Türkiye, ekonomisiyle, siyasetiyle, diplomasisiyle, ordusuyla güçlü olmak, sağlam durmak zorundadır. Ancak bugünkü iktidarda bunu sağlayacak beceri de vizyon da maalesef yok. Şahsi ikbal derdine düşmüş bir anlayışın, ne ülkeye, ne de millete bir hayrı olmaz. Şahsi ikballerini koruyabilmek için her şeyi mubah görenlerin, milletin hazinesinden, devletin kurumlarına, el atmadıkları, ayarlarıyla oynamadıkları hiçbir kurum, hiçbir değer kalmadı” dedi.

Akşener Anayasa Mahkemesi tartışmalarına da değindi

AYM ile İçişleri Bakanlığı Arasında Tweet Atışması: 'Işıklarımız Hiç Sönmüyor' - onedio.com
AYM ile İçişleri Bakanlığı Arasında Tweet Atışması: 'Işıklarımız Hiç Sönmüyor' - onedio.com

“Bunun son örneğini Anayasa Mahkemesi tartışmalarında görüyoruz” diyen İYİ Parti lideri, “Anayasayı korumakla, vatandaşımızın hak ve hukukunu kollamakla görevli Anayasa mahkemesi, sistemli bir şekilde tartışmaya açıldı” dedi. Akşener sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önce, ülkenin İçişleri Bakanı, gider yaptı. Ardından küçük ortak, koroya katıldı. Nihayetinde de Sayın Erdoğan, daha önce de birçok kez örneğini gördüğümüz üzere, ‘Meclis bir adım atarsa ben de desteklerim’ dedi. Son olarak, Anayasa Mahkemesi’nin bir üyesi çıktı, kendi kurumunu siyasi malzeme yapmak isteyenlerin eline, altın tepside istedikleri fırsatı verip, tüy dikti. Ne kadar acı. Sosyal medyada, karşılıklı ışık yakıp söndüren polemiğin tarafları, Türkiye’ye nasıl hasar verdiklerinin farkında bile değil… Anayasa Mahkemeleri, medeni dünyada, demokratik ülkelerin vazgeçilmez kurumlarıdır. Görevleri bellidir. Karar verirken, önlerine koydukları anayasa da bellidir. Buradan bir kez daha sesleniyorum; Türk devletinin temel taşlarıyla oynamaktan bir türlü yorulmadınız. Yargıdan elinizi çekin. Anayasa Mahkemesini tartışacağımıza, gelin, halktan gizlenen Covid-19 vakalarını tartışalım. Anayasa Mahkemesini tartışacağımıza, gelin, uzaktan eğitim sürecindeki beceriksizliği, tableti veya bilgisayarı olmadığı için mağdur olan öğrencilerimizi tartışalım. Anayasa Mahkemesini tartışacağımıza, gelin, Türkiye’nin dış politikadaki yalnızlığını ve düştüğü zor durumu tartışalım. Anayasa Mahkemesini tartışacağımıza, gelin, şiddet gören, öldürülen kadınlarımızı; tacize, tecavüze uğrayan çocuklarımızı tartışalım. Anayasa Mahkemesini tartışacağımıza, gelin, 8 liraya dayanan doları, işsiz gençlerimizi ve geçinemeyen insanlarımızı tartışalım. Anayasa Mahkemesini tartışacağımıza, gelin, anayasal kurumları nasıl güçlendireceğimizi tartışalım. Anayasa Mahkemesini tartışacağımıza, gelin, 83 milyon vatandaşımızın, yeniden adalete güvenmesini nasıl sağlayacağız, onu tartışalım. Ama siz bunları tartışmayı istemezsiniz. Çünkü, bunları tartışmak işinize gelmez. Çünkü, hakikati konuşmaya, milletin dertlerini tartışmaya artık yüzünüz yok. Çünkü, sizin derdiniz, memleketin dertlerini çözmek değil. Çünkü, sizin derdiniz Anayasa Mahkemesi’yle değil, sizin derdiniz, bizatihi hukukun kendisiyle. Yoksa, kendi atadığınız üyelerden kurulu bir yüce mahkemeden, hala mutsuz ve huzursuz olmanızı nasıl açıklayacağız? Sizi mutsuz eden Anayasa Mahkemesi değil, hukukun ve adaletin ta kendisi. Ama maalesef bunda bile dürüst değilsiniz. Dürüst olun, dürüst! Madem anayasal düzenden, hukuktan, adaletten, demokrasiden rahatsızsınız, o zaman gelin “Erdoğansal” düzeni tartışalım. Çadır yönetim sistemini, kabile demokrasisini tartışalım. Çıkın, adam gibi, gerçek niyetinizi milletimizin yüzüne söyleyin. Bir taraftan çıkıp, kürsülerden 'Burası kabile devleti değil' edebiyatı yapıp, öbür tarafta küçük ortağına, 'Anayasa Mahkemesi’ni istemezük' dedirtmek, ne dürüstlüğe, ne ahlaka, ne de devlet insanlığına yakışmaz.”

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin belediyelere “askıda ekmek” talimatını değerlendiren Meral Akşener, şu açıklamayı yaptı:

MHP'nin Başlattığı 'Askıda Ekmek' Uygulamasına Sosyal Medyadan Tepkiler - onedio.com
MHP'nin Başlattığı 'Askıda Ekmek' Uygulamasına Sosyal Medyadan Tepkiler - onedio.com

Millet İttifakı belediyelerinin başlattığı askıda ekmek uygulaması, zaten geleneğimizde olan bir uygulama. Ama öyle ortalıkta yerde, parti logolu askı yaptırarak değil, fırında, usturupluca yapılan bir uygulama. Bunlar artık milletimize o kadar yabancılaşmış ki, askıda ekmeği bile düzgün yapamıyorlar. Ancak asıl dikkat edilmesi gereken gerçek şu: Hem ekonomi uçuyor deyip, hem de askıda ekmek kampanyası başlatıyorsanız, biriniz yalan söylüyor demektir. Ya ‘uçuyoruz’ diyen yalan söylüyor, ya da ‘sabır’ diyen yalan söylüyor. Ya ‘Bu Damat Bakan çok iyi, onunla gurur duyuyoruz’ diyen yalan söylüyor ya da ‘Askıda ekmek kampanyası başlatıyoruz’ diyen yalan söylüyor. Ne var ki, yalanlar artık dikiş tutmuyor, milletimiz o yalanı, bizzat yaşayarak görüyor."

'Biliyorsunuz Sayın Erdoğan, müjdelerini hep sıkıştığı anlara saklar'

Karadeniz’de keşfedilen doğalgaz konusuna değinen Akşener, “Biliyorsunuz Sayın Erdoğan, müjdelerini hep sıkıştığı anlara saklar… Nitekim cumartesi günü, geminin güvertesine çıktı ve 85 miyar metreküplük yeni bir doğal gaz keşfinin müjdesini verdi… Biz, Türkiye’nin bir metreküp kaynak bulmasından bile mutlu oluruz. Milletimizin yararına olan her keşfi, sevinçle karşılarız. Ama artık sıktı be kardeşim… Sıkıştıkça “Gaz bulup”, zor durumdaki vatandaşın, kendinizce “gazını almaya çalışmanız”, artık sıktı. Havalar soğuyor. Millet daha fazla doğalgaz yakmaya başlayacak. Bir yandan doğalgaz bulduk diye caka satıyorsunuz, diğer yandan faturalara zammı bindiriyorsunuz. Milletin umutlarıyla oynamayın artık. Millet sizden doğalgaz faturasına çözüm istiyor, siz anca gemi üzerinde poz veriyorsunuz. Hayaller, doğalgazla zengin olmuş Türkiye; gerçekler, askıda ekmek kampanyası…” dedi.

'Cumhuriyet’in eğitim hamlesine söz söylemek eğitim sistemiyle oynamasına rağmen, hala bir yol bulamayan birinin, haddi değildir'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitim reformu çıkışı hakkında konuşan İYİ Parti lideri Akşener, “Sayın Erdoğan’ın sıkıştığı anlardaki bir başka alışkanlığı da Cumhuriyet’e ve kurucu değerlerimize saldırmaktır. Cumartesi günkü müjde yetmemiş olacak ki; kendisi dün de bir üniversite açılışında yaptığı konuşmada, makamını ve sahip olduğu her şeyi borçlu olduğu Cumhuriyetimize, laf etmeden duramadı. Eğitim sisteminden bahsederken dedi ki; ‘En çarpığından batı taklitçiliği Cumhuriyetimizin en büyük kaybıdır.’ Neymiş; Cumhuriyet, bu çarpık batıcı anlayışı, faşist yöntemlerle dayatmış… Kendine gel Sayın Erdoğan! Beğenmediğin o Cumhuriyet, dünyanın alkışladığı bir kalkınma hamlesi, bir medeniyet öyküsüdür. Elbette eksikleri vardır, ama böyle bir tarifi hak edecek kadar basit bir iş değildir. Hele; Cumhuriyet’in eğitim hamlesine söz söylemek, senin gibi, 18 yıllık iktidarı boyunca, bakan üstüne bakan atayıp, defalarca eğitim sistemiyle oynamasına rağmen, hala bir yol bulamayan birinin, haddi de değildir, hakkı da değildir. Kalkmış, yıkılmış bir ülkeden, Türkiye Cumhuriyeti’ni doğurmuş iradeye saygısızlık ediyorsun. Ayıptır ayıp!” dedi.

Akşener, “Türkiye’yi eğitimde 21’inci yüzyıla taşımak için, eğitimi merkeze koyan, kalkınma odaklı sağlam bir vizyon, bu vizyonu uygulamaya koyacak yetkin kadrolar, Ve aynı zamanda ülkesinin geleceğini önceleyen, milletini önceleyen, bir siyasi irade gerekir” derken şunları söyledi.

“Vizyonları betondan ibaret, kadroları çapsız, öncelikleri de eşi dostu zengin etmek olduğu için, Arkadaşlar bina yapmayı eğitim için yeterli sanıyorlar. Son 18 yılda sürekli değişen eğitim sistemi, yanlış ve keyfi uygulamalar, Türkiye için eğitimde felaketin kapısını araladı. Dünya, Güney Kore’nin eğitim modelini konuşuyor. Dünya, Finlandiya’nın kuralları yeniden yazan eğitim sistemini konuşuyor. Dünya, ABD’nin yüksek eğitim kurumlarını konuşuyor. Dünya, Hindistan’ın yazılıma yönelik eğitim modelini konuşuyor. Ancak son 18 yıldır kimse, Türkiye’deki eğitimini konuşmuyor. Çünkü, ortada konuşacak bir eğitim modelimiz yok. Türkiye’yi, en büyük ilk 10 ekonomiden biri haline getireceksek, öncelikle eğitimde ilk 10 arasına girmeliyiz. Çünkü eğitimdeki sıramız, ekonomimizin geleceğidir. Piyasaları takip etmeye gerek yok. Kredi derecelendirme kuruluşlarına da gerek yok. Türkiye’nin gelecekte varacağı noktayı bilmek istiyorsanız, eğitimdeki sıralamasına bakmanız yeterlidir. Eğer eğitimde 35’inci sıradaysanız, ekonominiz de 35’inci sıraya doğru gerileyecektir. Ama eğitimde ilk 10 içinde yer alırsanız, ekonominiz de ilk 10 içine yer alacak şekilde gelişecektir."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir