Göbeklitepe'de Bir İlk: Dağınık İnsan Kemiklerinin Gizemi Aydınlandı
Göbeklitepe, onlarca yıldır arkeologları aynı soruyla baş başa bırakıyordu: Anıtsal yapıların dolgu toprağında bulunan yüzlerce dağınık insan kemiği parçası neyin işareti? Özel bir ölüm ritüeli mi, yoksa zamanın doğal bir sonucu mu? PLOS ONE dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma bu soruya güçlü bir yanıt veriyor. Çünkü Göbeklitepe'de bir ilk yaşandı ve ilk kez bozulmamış mezarlar ortaya çıktı!
İşte detaylar!
Göbeklitepe'nin Onlarca Yıllık Gizemi Neydi?
Göbeklitepe'nin anıtsal T biçimli dikilitaşlarla çevrili yapılarının dolgu toprağından yıllar içinde 928 ayrı insan kemiği parçası çıkarıldı. Bu kemikler hem kadın hem erkek bireylere, farklı yaş gruplarına aitti ve büyük ölçüde parçalanmış haldeydi. Üstelik kafatası parçaları (408 adet), gövde kemiklerinden (283 adet) belirgin biçimde fazlaydı.
Bu dağınık ve parçalı görünüm, yıllarca 'Göbeklitepe'ye özgü olağandışı bir ölüm ritüeli' ihtimalini gündemde tuttu. Nitekim 2017'de yayımlanan bir araştırma, bazı kafataslarında bulunan kasıtlı kesik izlerini özel bir “kafatası kültü” uygulamasının göstergesi olarak yorumladı.
Bozulmamış Mezarlar Ortaya Çıktı
Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden (DAI) Julia Gresky ve Lee Clare'in kaleme aldığı yeni çalışma, Göbeklitepe'nin kazı tarihinde bir ilki duyurdu! Araştırmacılar, alanda ilk kez iki bozulmamış gömütü ayrıntılı biçimde inceledi ve analiz sonuçları dikkat çekici bulgular ortaya koydu.
2017'de bulunan DR1 çukurunda, bir yapının zemin döşemesinin altında en az 3 bireye ait toplu bir mezar ortaya çıktı. Kalıntılar 35 yaş üstü bir kadına, 20-30 yaşlarında bir erkeğe ve 11-14 yaşlarında bir genç kıza ait. Kafatasları çukurun bir köşesinde, uzun kemikler ise başka bir köşede kümelenmiş halde bulundu.
Bu da cesetlerin önce gömülüp, sonradan yer açmak için kenara çekildiğini düşündürüyor. 2012'de bulunup 2022'de tam olarak kazılan ikinci mezarda ise 20-30 yaşlarında genç bir kadının, sol yanına yatırılmış ve yumruk büyüklüğünde taşların üzerine yerleştirilmiş halde tek başına gömüldüğü belirlendi.
Peki Dağınık Kemiklerin Açıklaması Ne?
Araştırmacılara göre asıl dikkat çekici nokta burada ortaya çıkıyor. Dağınık kemik parçalarının en azından bir bölümü, höyüğün daha yüksek kesimlerindeki yapıların zemin altına gömülü mezarlardan geliyor olabilir.
Zaman içinde yaşanan erozyon ve yamaç hareketleri, bu gömütlerdeki kemiklerin daha aşağıdaki bölümlere taşınmasına yol açmış olabilir. Kemiklerin yüzeyinin büyük bir bölümünü kaplayan kireçli birikintiler, kemirgen kemirme izleri ve kemiklerin hâlâ kısmen kolajen içerirken kırıldığını gösteren spiral kırıklar, bu doğal sürecin izlerini taşıyor.
Kemiklerde kesik izi, ısı etkisi ya da aşı boyası gibi kasıtlı bir müdahalenin izine ise rastlanmadı. Yani bu bulgular, bütün insan kemiklerinin bilinçli bir ritüel kapsamında anıtsal yapılara bırakıldığı yorumunu zayıflatıyor. Ancak yine de araştırmacılar, Göbeklitepe'de herhangi bir ritüel uygulamanın bulunmadığını söylemiyor.
Peki "Kafatası Kültü" Teorisi Çöktü mü?
Tam olarak değil.
Araştırmacılar, bazı kafataslarında hâlâ kasıtlı olarak açılmış derin kesik izlerine rastlandığını ancak bunun tüm topluluk için değil sadece bazı bireyler için geçerli bir uygulama olabileceğini belirtiyor.
Yani Göbeklitepe'de tek tip bir ölüm geleneği değil, iç içe geçmiş birden fazla gömme pratiği söz konusu olabilir.
Araştırma ayrıca Göbeklitepe'nin yalnızca ritüel amaçlarla kullanılan bir merkez olarak değerlendirilmesinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine ilişkin bulguları güçlendiriyor. Evlerin altında bulunan gömütler, yerleşimde insanların yaşam ve gömme pratiklerini aynı alan içinde sürdürdüğüne dair yeni kanıtlar sunuyor. Bu da bölgedeki diğer Neolitik yerleşimlerle (Karahantepe ve Sefertepe gibi) benzer bir tabloyu tamamlıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın