Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Gelmiş Geçmiş En Tanınmış İsimler ve Kendilerine Has Tuhaf Alışkanlıkları

-

Yıldızlar uzaktan parıl parıl ve hoş bir şekilde parlar. Fakat yakından baktığınızda dayanılmaz bir hal alabilir. Aynı durum, dünya üzerinde şimdiye kadar tanınmış en yaratıcı dahiler ve simgeleşmiş insanlar için de geçerli. Bu listede yer alan maddelerden bazıları gerçekten tuhaf, bazıları şirin, bazıları da trajik bir şekilde acayip denebilir. Sizler için boredpanda'dan derlediğimiz içeriğimize bir göz atın.

Kaynak: https://www.boredpanda.com/famous-artist...

1. Stanley Kubrick ve yumuşak yanı

Herkesin de bildiği gibi titiz bir mükemmeliyetçi olan Stanley Kubrick, "2001: A Space Odyssey" (Bir Uzay Macerası), “Clockwork Orange” (Otomatik Portakal), ve “The Shining” (Cinnet) gibi usta filmlerin arkasındaki adam. Toplumdan izole bir şekilde yaşamasına rağmen, efsanevi film yapımcısının da bir zayıf noktası var. Kubrick, hayvanları çok ama çok seviyordu. Hayatının bir noktasında, evinde yaşayan 16 adet kedisi, çalışma odasında ona eşlik eden minik arkadaşları vardı. Bu kadar da değil. Sonralarda hayvan topluluğunu genişletti ve 7 adet golden retrievers ve 4 eşek sahibi oldu.

2. Wolfgang Amadeus Mozart ve mizah anlayışı

Mozart, klasik müziğin yüzü ve sesi. Dramatic “Lacrimosa”dan, oyunbaz “Magic Flute”e kadar Mozart, yüzyıllardır müzik tarihi kitaplarının sayfalarını fethetti. Yine de onun hakkında gözden kaçırılmış küçük bir detay daha var. Mozart, Fars türü kaba komediyi çok seviyordu... Hatta, bu tür şeylere biraz fazla kendini kaptırmıştı. İcra etmek için 6 ses gerektiren “Leck mich im Arsch” isimli bir parça bile yazmıştı. Parçanın isminin “Lick me in the arse"a benzerliğini siz de fark ettiyseniz, yanılmıyorsunuz... Söylendiği gibi, "Mozart 'popo'yu klasik müziğin içine kattı.

3. Leonardo Da Vinci ve uyku düzeni

Da Vinci, bir ressam, mühendis, yazar, heykeltıraş, mucit, mimar, insan anatomisini keşfetmede öncü, doyumsuz bir hayvanseverdi ve büyük ihtimalle yaşamış en ünlü vejetaryenlerdendi. Bu adamın yapmadığı hiçbir şey kalmamış gibi görünüyor. Fakat, bir de uyku konusu var. Uyku düşkünü değildi, dikkatli bir araştırmadan sonra ve kendi bilgi dağarcığını geliştirdikten sonra "polyphasic" (çok evreli) uyku düzenine geçti. Diğer bir deyişle, Da Vinci'nin uyku düzeni, her 24 saatte birçok ufak şekerlemelerden oluşuyordu. Rönesans adamı olmak çok da kolay değil...

4. Salvador Dali ve eşi

Sürrealizm denince akla anında Dali ve briyantin kaplı bıyığı gelir. Hayatı, resimleri gibi eksantrik ve gerçeküstüydü. Karnabaharla dolu arabasını etrafta sürmesinin ve Paris sokaklarını bir karıncayiyenle dolaşmasının yanı sıra, daha olağan dışı bir şeyler vardı. İlham perisi ve hayatının aşkı Gala'yla evlendiğinde, ona bir tanrıçaymış gibi davrandı. Ona bir kale aldı ve karısını, sadece "yazılı bir davetiye mektubuyla" ziyaret etmesine izin vardı.

5. Leo Tolstoy ve ayakkabıları

Rus edebiyatının devi, Lev Tolstoy, tarihi açıdan doğru kitaplar yazmakla kalmadı, henüz hayattayken tarihi bir önem kazandı. Toplumun üst tabakasından gelmesine rağmen Tolstoy, yaşadığı toplumun maneviyatını sorgulamaya başladı ve sonrasında kendi yolunu çizdi. Vejetaryen oldu, günlük alışkanlıklarını değiştirdi, köylü kıyafetleri ve ayakkabıları giymeye başladı. Bu giyeceklerini ise, çok yetenekli olmasa da, kendisi yaptı.

6. Edvard Grieg ve uğurlu kurbağası

Norveçli besteci Edvard Grieg, “In The Hall Of The Mountain King” (Dağın Kralının Salonunda) ya da her birimizin pastoral reklamlarda duyduğu ünlü “Sabah” gibi parçaların ardındaki adam. Kişi, böyle bir yeteneğe sahip olduğu için şanslı olmalı. Veya, Grieg’in durumunda olduğu gibi, en azından şanslı bir kurbağası olmalı. Bu kurbağa bir heykel. Çalışırken veya performansını icra ederken ceket cebinde taşıdı. Greg, sahneye çıkmadan önce de en sevdiği kurbağayı şans için okşardı. Görünüşe göre işe yaramış.

7. Erik Satie ve tuhaflıkları

Ünlü Fransız besteci Erik Satie çok garip bir insandı. Sadece garip değil, anlaşılmaz bir şekilde tuhaftı. İlk defa duyacak olanlar için, yeme alışkanlıkları başka bir şeydi. Sadece yumurta, şeker, rendelenmiş kemik, tuz, hindistan cevizi, pirinç ve benzeri beyaz yiyecekleri yerdi. Her gün sabah saat 7:18'de uyanır ve kesinlikle 12:11'de öğle yemeğini yerdi. Saat 10:37'de de yatağa giderdi. Ayrıca, istifçiydi ama çok özel biriydi. Şemsiyeleri severdi ve 100'den fazla şemsiyesi vardı. Ve son olarak, Erik Satie o kadar tuhaf bir adamdı ki, kendisinin kurduğu bir dine mensuptu.

8. Michelangelo ve hijyen

Vatikan Şehri'ndeki Sistine Şapeli cennetten bir köşe gibi olabilir, ancak Batı sanat tarihinin en önemli isimlerinden biri olan yaratıcısı Michelangelo, bundan çok uzaktı. Sebebi de çok basit, hijyen. Michelangelo, giydiği kıyafetlerini günlerce çıkarmadan ve botlarıyla yatardı. Duş almaktan kaçınırdı ve hatta sağlığını tehlikeye atardı. Belki haklı bir noktası olabilir, çünkü 89 yaşına kadar yaşadı.

9. Honoré De Balzac ve 50 fincan kahvesi

“Kahve için olmasa, kimse yazamazdı, bu da demek oluyor ki, kimse yaşayamazdı.” dedi ünlü Fransız roman yazarı, oyun yazarı ve The Human Comedy'nin yazarı Balzac. Ve söylediklerinde gerçekten ciddiydi, çünkü bu 'yaşam iksirini' yudumlamadığı olsa olsa bir dakika vardı. Balzac'ın günde 50 fincan kahve içtiği tahmin ediliyor. Sürekli olarak bir kafein patlaması yaşarken nasıl uyuyor diye merak ediyor olabilirsiniz. Fakat Balzac bunu seviyordu, her gece saat 1'de uyanıp, doğrudan yazmaya başlayabiliyordu.

10. Igor Stravinsky ve baş aşağı durması

Bir bardak suyu alıp ters çevirseniz ne olur? Tabii ki dökülür. Sınırları genişleten Rus bestekar Igor Stravinsky, bu durumu yaratıcılığını arttırmak için kendisine uyarladı. Her sabah, zihnini boşaltmak ve yakında modern klasiklerin arasında gösterilecek eserlerini yazmaya hazırlanmak için 10-15 dakika boyunca amuda kalkıyordu.

11. Albert Camus ve hayvanat bahçesi

20. Yüzyıl Fransız Cazibesi'nin simgesi olan Albert Camus, Sigara adında bir kedisi olan ve sigara içmeyi havalı kılan zarif bir entelektüelden çok daha fazlasıydı. Camus, bir filozof, politik eylemci, gazeteci, tutkulu bir futbol aşığı ve… gerçekten büyük bir hayvan hayranı olan Nobel ödüllü bir yazardı. New York'u ziyaret ettiğinde, Central Park Hayvanat Bahçesini gezmeyi ihmal etmedi. Bir kez, iki kez değil, tam yirmi kez.

12. Franz Schubert ve gözlükleri

Kibar ve hassas Franz Schubert, daha çok ünlü bestesi "Ave Maria" ile biliniyor. Yine de, Schubert'in bazı problemleri vardı. Görme yeteneği iyi değildi ve gözlük kullanması gerekiyordu. Ama o, gözlük kullanmayı biraz abartmış ve sürekli kullanır hale gelmişti. Hatta ve hatta gözlükleriyle uyuyordu.

13. Virginia Woolf, Friedrich Nietzsche ve ayakta kullanılabilen masa

Bu iki şahsiyetin hiçbir ortak noktası yok gibi görünse de, İngiliz modernist Virginia Woolf ve Alman filozof Friedrich Nietzsche kendilerini, ayakta kullanılabilen bir masa temin edildiği sürece modern bir ofiste çalışırken görebiliyorlarmış. Her ikisi de ayakta dururken yazıyor ve bunu, anlamlı bir şey elde etmek için tek uygun yol olarak görüyorlarmış.

14. Frida Kahlo ve hayvanları

Aykırı bir kişiliğe sahip Meksikalı sanatçı Frida Kahlo'nun sağlık konusunda hayatı boyunca yüzü gülmedi, fakat yaşayış tarzıyla bizlere sıradan bir ölümlü olmadığını kanıtladı. Kendisini özel kılan şeyse hayvan sevgisiydi. Birçok evcil hayvanı vardı ve çoğu da ya ormana ya da sürreal resimlere ait gibi görünüyordu. Granizo isimli yavru geyiği ve nispeten garip bir isme sahip, Gertrudis Caca Blanca, bir kartalı bile vardı. İsim, Gertrude Beyaz Kaka olarak çevrilebilir...

15. Ludwig Van Beethoven ve 60 kahve çekirdeği

Ludwig van Beethoven, günümüzde Avrupa Birliği'nin marşı olan muhteşem "Symphony No. 9"nı yazdı. Üstelik sağır olmasına rağmen, ki bu sadece tarihine yaptığı katkılar buzdağının görünen kısmı. Yine de yıldız sonuçları, astronomik disiplin gerektiriyor. Her sabah Beethoven, mükemmel bir fincan kahvesini yapabilmek için elleriyle 60 kahve çekirdeğini sayarmış. Hatta, müzik üzerine çok fazla çalıştıktan sonra, yaratıcı kaslarını tekrar çalıştırmak için kafasından aşağı soğuk su dökermiş.

16. Georgia O'keeffe ve arabası

"Amerikan Modernizmin Anası" olarak anılan Georgia O'keeffe, özel gereksinimleri olan bir sanatçıydı. Üretken olabilmesi ve dışarıdakiler tarafından rahatsız edilmeden ne isterse onu resmedebilmesi için, stüdyosunda çalışması gerekiyordu. Ve bu stüdyo seyyar bir stüdyoydu. Bu stüdyonun içinde seyahat ediyordu çünkü stüdyosu A model bir Ford'un arka koltuğuydu. Evet, Georgia O'keeffe arabasının arka koltuğunda resim yapıyordu.

17. Kurt Cobain ve saçları

Nirvana'nın genç ruhlu lideri Kurt Cobain, saçlarına çok önem veriyordu. Kurt, çocukların bayılarak içtiği Kool-Aid kullanarak saçlarını kızıla boyuyordu. Fakat saçlarına herhangi bir zarar gelmemesi için de bakımlarını aksatmıyordu. Saçlarını ara sıra ve şampuanla değil, sabunla yıkıyordu.

18. Glenn Gould ve kuruntuları

Klasik müzik dünyasının büyük bir ismi olan Kanadalı piyanist Glenn Gould, sadece virtüözlük becerileriyle ve kendine özgü çalış stiliyle değil, birçok tuhaf evhamıyla garip bir karaktere sahipti. Hava sıcaklığı fark etmeksizin sürekli olarak kaban ve eldiven giyiyor, çünkü mikrop kapmaktan ve hasta olmaktan korkuyordu. Performans zamanı geldiğinde, konser nerede yapılırsa yapılsın her zaman kendi sandalyesini kendi getirirdi. Çünkü oturduğu sandalye kendi "sihirli" sandalyesi olmalıydı.

19. Andy Warhol ve peruğu

Pop art yüzü olan Andy Warhol'ı, kolayca kalabalık içerisinden ayırt edebilirsiniz. Çünkü hakikaten şık, görünümüne ve en önemlisi simgesel hale gelmiş saç şekline özen gösteriyordu. Aslında o bir... Peruktu! Saçtan ve tuhaf alışkanlıklardan bahsedince, Warhol'un onlara yakından ilgisi vardı. Peruk koleksiyonu yapmak gibi tuhaf bir özelliği vardı. Nihayetinde 40 adet peruk biriktirmişti.

20. Pablo Picasso ve tabancası

Öncelikle birçok insan ''Pablo Picasso''nun, onun gerçek adının bir kısaltması olduğunu bilmiyor. Asıl ismi Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso. Gerçekten! Picasso, sanatı sonsuza dek değiştirdi, eleştirmenlerden bıkmıştı ve gizli Nazi polisiyle karşılaştığında bile korkmamıştı. Fakat günlük yaşamında her nereye gitse, yanında silah taşırdı, böylece sinirli İspanyol efsanesiyle kimse uğraşmaya kalkmazdı.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
muhalif-kursad-zafer

Mozart adının hakkını veriyormuş..

efedemir95

Mozart bok severdi admin kardeş... Çekinme benimle beraber söyle: bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok bok Bak hatta emojisi de var:💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩💩

canbaz67

Saydım, 55 kere "bok" yazmışsın.

efedemir95

helal olsun... emojileri de saydın mı?

canbaz67

Hayır. ama eşit değiller, fazla görülüyor. İstersen eşitle göze hoş görünür.

efedemir95

koyu renk ya, ondandır. bırakıcam doğada çözünsün...

Görüş Bildir