Gelişmiş Ülkelerin Çöplerini Gelişmekte Olanlara Satması: Atık Sektörünün Ekonomisi Bize Ne Anlatıyor?
Atık ihracatı ve küresel atık eşitsizliği, dünyanın en önemli sorunlarından biri. Sıfır atık ve düşük karbon politikalarıyla öne çıkan gelişmiş ülkeler, söz konusu atık yönetimi olduğunda çöplerini gelişmemiş ülkelere gönderebiliyor. Modern kentlerde yeşil ve sürdürülebilir yaşam teşvik edilirken, atık transferinin ulaştığı bölgelerde tam tersi bir etki ortaya çıkabiliyor.
Peki bugün içilen bir suyun plastik şişesini, uzak bölgelerdeki tarım arazilerine veya vahşi yaşam alanlarına gönderen atık sistemi gerçekte nasıl işliyor?
Atık transferinin sonuçları ciddi boyutlara ulaşabiliyor.
Dünyada her yıl milyonlarca ton atık, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere doğru yola çıkıyor. Kendi geri dönüşüm kapasitesini aşan ülkeler, özellikle artan plastik atıklarını uzak ülkelere gönderebiliyor. Geri dönüşüm ağı üzerinden yürütülen bu sistem, küresel atık paylaşımında dengesizlik yaratıyor.
Atık sorununun merkezinde plastik atıklar var.
Atık dengesizliği; gelişmiş ülkelerdeki aşırı tüketim fazlası atığın, özellikle de plastiğin, diğer ülkelere ihraç edilmesi anlamına geliyor. Bu uygulama için geri dönüşüm ağı kullanılsa da bazı ülkelerdeki tüketim fazlası atık, diğer ülkelerdeki yaşam kalitesini düşürebiliyor. Sınır ötesine yapılan transfer arttıkça bu bölgelerdeki plastik atık miktarında da artış yaşanıyor ve kaynak yönetimi zorlaşıyor.
Atık ihracatından etkilenen ülkeler arasında Türkiye de var.
Çevre Araştırma Ajansı'nın (EIA) 2023 raporuna göre; ABD, İngiltere, Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, İtalya, Japonya ve Avustralya plastik atığını en fazla ihraç eden ülkeler arasında yer alıyor. Günümüzde bu sorundan en çok etkilenen ülkeler arasında ise Malezya, Endonezya, Tayland, Hindistan ve Türkiye bulunuyor.
Mevcut atık krizi Çin'in etkisiyle alevlendi.
Günümüzde yaşanan atık krizinin geçmişi 2018 yılına dayanıyor. Bu tarihe kadar global atıkların ana çöplüğü olan Çin, kendi çevre hedeflerini karşılamak adına plastik atık ithalatına katı sınırlamalar getirdi. Ülkedeki yaşam kalitesini artırmak için başlattığı bu sürecin sonunda global atıkların başka bölgelere yönlendirilmesi gerekti ve uluslararası bir kriz ortamı oluştu.
Çin yasağının ardından plastik atıklar farklı bölgelere dağıtıldı.
Çin'in plastik yasağından sonra atıklar için yeni adreslerin tanımlanması gerekti ve Malezya, Vietnam, Tayland gibi ülkeler ana merkez olarak belirlendi. Atık ithalatında kısa sürede büyük artış yaşayan bu ülkeler, yerel çevre ve halk sağlığı üzerinde oluşan baskı nedeniyle kendi kısıtlama kararlarını aldı. Fakat atık hareketliliğinde yaşanan bu hızlı değişim doğal yaşam alanlarını etkilemeye devam etti.
Atık transferinin en çok hissedildiği bölgeler gelişmekte olan ülkeler oldu.
Özellikle Güneydoğu Asya'daki su kaynaklarının kirlenmesi, tarım arazilerinin verimsizleşmesi ve temiz su erişiminin azalması atık transferi ile ilişkilendiriliyor. Üstelik yoğun plastiğe maruz kalma ve yetersiz atık yönetimi gibi sebeplerle bölge halkının sağlığı risk altına girebiliyor. Dünyanın bir ucunda düzenli atık yönetimi sağlanırken, diğerinde daha düşük donanımlı sistemler bulunuyor. Böylece sorunun etkileri bazı bölgelerde daha yoğun hissediliyor.
Türkiye plastik atık ithalatında ilk sıralarda yer alıyor.
Süreç içinde atık transferi için alternatif rotalardan birine dönüşen Türkiye; özellikle Amerika, Almanya ve İngiltere'nin atığını alıyor. Çin'in katı kısıtlama kararı sonrasında atık birikiminde ciddi yükseliş yaşayan Türkiye, Avrupa'nın plastik ithalatında ilk sıralarda geliyor.
"Geri dönüştürülmüş atık" kavramı sistemin en karmaşık süreçlerinden biri.
Geri dönüşüm zahmetli ve pahalı bir uygulama olduğundan, dünya üzerindeki plastik atıkların ancak sınırlı bir kısmı geri dönüştürülebiliyor. Çok yavaş işleyen bu sistem, gelişmiş teknoloji kullanımı gerektiriyor ve yorucu bir uygulama olarak biliniyor. Bu nedenle bazı ülkeler, geri dönüşüm yerine atık transferini tercih edebiliyor ve bunun için denizaşırı ülkelere yönelebiliyor. Kağıt üzerinde 'geri dönüştürülecek atık' şeklinde kodlanan plastikler, ilgili bölgeye ulaştığında altyapı yetersizliği sebebiyle geri dönüştürülemeyebiliyor.
Atık hareketliliği çevreye kalıcı zarar veriyor.
Tarım arazileri ve doğal kaynaklar üzerinde yoğun baskı oluşturan atık transferi, geri dönüşüm politikalarıyla entegre ilerliyor. Ancak modern kentlerdeki sürdürülebilir ortamı desteklerken, arka planda okyanuslara ya da yeraltı suyuna zarar verebiliyor. Bu transferin sonuçları bölgesel olmadığından tüm dünyayı etkileyen küresel bir sorun doğuyor. Sürecin ise eşzamanlı ve bütüncül uygulamalarla yönetilmesi gerekiyor.
Atık krizini önlemek için tüm dünyada eşzamanlı çalışmaların başlatılması şart.
Atık sorunu, bazı bölgelerdeki çöp dağılımını artırsa da tüm dünyayı etkiliyor. Bu nedenle sorunun üstesinden gelmek için tüm dünya ülkelerinin aynı çevre ve sürdürülebilirlik politikaları altında birleşmesi gerekiyor. Altyapı ve teknoloji gelişimine ayrılacak kaynakların yanı sıra; halkı bilinçlendirme kampanyalarının ve çevre eğitiminin de artması gerekiyor. Atık yönetimi konusunda birleşmek, hem gezegen sağlığı hem insan sağlığı adına kritik önem taşıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın