En Çok Kullanılan Takviyelerden B12 Vitamini Kanser Hücrelerini Besliyor Olabilir mi?
Enerji kaynağı olarak bilinen ve eksikliğinde yorgunluk gibi sorunlara yol açan B12 vitamini ile kanser arasında sanılandan çok daha karmaşık bir ilişki olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, kanda tespit edilen anormal B12 seviyelerinin kanserin doğrudan nedeni olmaktan ziyade, vücutta gizlice ilerleyen agresif bir tümörün habercisi olabileceğine dikkat çekiyor.
Yıllardır yorgunluk, unutkanlık ve enerji düşüklüğü gibi sorunların bir numaralı çözümü olarak sunulan B12 vitamininin kanserle olan ilişkisi tıp dünyasını şaşırtmaya devam ediyor.
Genellikle sadece eksikliğinin sağlık sorunları yarattığı düşünülse de, son bilimsel araştırmalar bu hayati vitaminin kanda çok yüksek oranlarda bulunmasının da ciddi tehlike çanları çaldırdığını gösteriyor. Başta kolon, meme ve akciğer olmak üzere çeşitli kanser türleriyle mücadele eden hastaların kan tahlillerinde karşılaşılan aşırı düşük ve aşırı yüksek B12 seviyeleri, bilim insanlarını yeni bir gerçeği sorgulamaya itti: B12 kansere mi yol açıyor, yoksa kanser mi B12 seviyelerini dengesizleştiriyor?
Teksas Üniversitesi Tıp Dalı tarafından küresel bir veritabanından alınan kayıtlarla yapılan geniş çaplı bir araştırma, bu soruya çarpıcı bir yanıt sunuyor. İncelemeye alınan 37 bini aşkın kolon kanseri hastasının verileri, kanındaki B12 seviyesi aşırı yüksek olan kişilerin hayatta kalma süresinin, normal seviyedekilere kıyasla ciddi oranda düştüğünü ortaya koydu. Normal değerlere sahip hastalar ortalama 11 yıl yaşarken, litrede 1.000 pikogramın üzerinde B12 taşıyan hastaların ortalama ömrü beş yılla sınırlı kaldı. Üstelik kanında fazla B12 bulunan bu kişilerin, teşhis anında hastalığın son evresinde olma ve tümörün başka organlara hızla sıçrama ihtimali çok daha yüksek bulundu.
Bu karanlık tablonun arkasındaki biyolojik gerçek ise oldukça ürkütücü.
Kanserli tümörler, özellikle de karaciğere yerleşen ve hızla yayılan agresif türler, büyüyebilmek ve hücrelerini kopyalayabilmek için B12 vitaminine adeta açlık duyuyor. Genetik incelemeler, tümörlerin DNA inşasında kullanılan ve B12 gerektiren enzimleri üreten genleri çok daha yoğun şekilde çalıştırdığını gösteriyor. Yani ortada kanseri başlatan bir vitamin fazlalığından ziyade, kendi büyümesini hızlandırmak için vücudun B12 rezervlerini ele geçiren, depolanma sürecini bozan ve kana salınmasını tetikleyen saldırgan bir hastalık söz konusu.
Beslenme alışkanlıklarının kanser üzerindeki etkisini inceleyen güncel gözlemsel çalışmalar da bu tabloyu destekler nitelikte. Vietnam'da binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir araştırma, B12 alımı ile kanser riski arasında 'U harfi' şeklinde bir grafik oluştuğunu gösterdi. Bu durum, vitaminin hem gereğinden çok az alınmasının hem de normalin çok üzerinde tüketilmesinin hastalık riskini artırabildiğini ortaya koyuyor. Önceleri vücudun DNA onarımı için B12'ye muhtaç olduğu ve eksiklik durumunda hücrelerin mutasyona uğrayacağı düşünülürken, güncel veriler yüksek değerlerin de masum olmadığını kanıtlıyor.
Sonuç olarak, tıp camiası B12 ve kanser arasındaki bu çok bilinmeyenli denklemi henüz tamamen çözebilmiş değil. Ancak eldeki en güçlü kanıtlar, yüksek B12 ölçümlerinin hastalığı tetikleyen bir zehir olmaktan ziyade, vücudun bir yerlerinde işlerin ters gittiğini ve gizli bir tümörün bu vitamini kendi lehine kullandığını bildiren bir alarm zili olduğuna işaret ediyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!




Yorum Yazın