Efsane 'Selvi Boylum Al Yazmalım' Filmini Başka Gözle Seyretmenizi Sağlayacak Az Bilinen Detaylar

944PAYLAŞIM

Bu detayları öğrendikten sonra bir kez daha filmi izlemek farz oldu...

Film, Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un "Kırmızı Eşarp" isimli kitabından uyarlanmış. Daha önce SSCB'de yine bu uyarlamadan film çekilmiş ancak Selvi Boylum Al Yazmalım kadar ses getirmemiş.

Filmin çekimleri 1977'de gerçekleşmiş ancak gösterime girmesi 1978. Bu yüzden tarihler birkaç yerde farklı görünüyor. Filmin senaristi Ali Özgentürk, yönetmeni ise efsane adam Atıf Yılmaz.

En çok merak edilenlerden biri de filmin nerede çekildiği. Film o zamanlar Adana'nın bir ilçesi olan Osmaniye'de çekilmiş. İlyas'ın çalıştığı baraj da yine Osmaniye'de yer alan Aslantaş barajı.

Türkan Şoray, Cengiz Aytmatov'un bu efsane eserini okuyup yapımcı Arif Keskiner'e önermiş. O sırada başka bir film için hazırlık yapılırken bütün plan değişmiş ve ekip Selvi Boylum Al Yazmalım'ı çekmeye karar vermiş.

Film çekildiği sırada Türkan Şoray 32, Kadir İnanır ise 28 yaşında. Hiç belli olmuyor değil mi?

Bu detayı belki çoğunuz bilir ama bilmeyenler için ilginç bir bilgi: Samet'i canlandıran aslında bir kız çocuğu. O çocuk ise şimdilerde bazı dizilerde gördüğünüz bir kadın: Bilal İnci'nin kızı Elif İnci

Filmde kırmızı renk, hep bir heyecanı ve umudu simgeler: İlyas'ın Aldırma Gönül yazan kamyonu, Cemşit'in Samet için boyadığı salıncak, Samet'in çıngırağı ve tabii ki Asya'nın al yazması...

Ahmet Mekin, filmde giydiği o meşhur hâki gocuğun gerçekten orada çalışan bir işçiye ait olduğunu ise bir röportajında şu şekilde dile getirmiş

"Hikaye çok güzel. Senaryo iyi. Yönetmen çok iyiydi. Oyuncular da yerine oturmuştu. Müzik de çok iyiydi. Her şey çok iyiydi. O zaman üzerimdeki gocuğu da şantiyenin başındaki taşerondan almıştım hatta çocuklarının ve eşinin yaşadığı evi boşaltmıştı filmin çekilmesi için."

Filmdeki repliklerin her biri insanı uzun uzun düşündürür ama İlyas'ın "Ziyanı yok, gülüşü yeter bize..." iç geçirmesi, insanı bir başka hüzünlendirir.

Filmle aklımıza mıh gibi çakılan "Sevgi emektir" sözü ise sanılanın aksine Cengiz Aytmatov'a ait değil. Senarist Ali Özgentürk, kızına uzun uzun bakarken yazmış bu cümleyi.

Filmin dublajı, usta sanatçılar tarafından yapılmıştır bu arada. Kadir İnanır'ı Pekcan Koşar, Türkan Şoray'ı Tijen Par, Ahmet Mekin'i ise Kamran Usluer seslendirmiştir.

Filmin finali ise sette küçük bir kargaşaya sebep olmuş. Türkan Şoray, film izleyicisinin mutlu son istediğini ön görerek Asya'nın İlyas'a dönmesi gerektiği konusunda ısrarcı olmuş. Fakat hem kitabın orijinalinde hem de senaryoda Asya, Cemşit'i seçiyor. İşler o kadar çıkmaza girmiş ki, araya Türkan Şoray'ın sevgilisi Rüçhan Adlı girmiş ve büyük ısrarlar sonucu sevgilisini orijinal finale ikna edebilmiş.

Tüylerinizi diken diken edecek bir detay daha: Söylentiye göre Kadir İnanır son sahnede bitkin ve yorgun görünmek için o gece hiç uyumamış. Oyunculuğu iliklerine kadar yaşamak böyle bir şey olsa gerek!

Selvi Boylum Al Yazmalım bir filmden öte, gerçek hayatta seçim yaparken bizlere neyin öncelikli olduğunu da sorgulatan bir felsefe adeta. Sevginin ve emeğin yeri geldiği zaman karşı karşıya kaldığını; aşk ve mantık arasında seçim yapmamız gerektiğini acılar içinde gösteren bir hayat dersi sanki...

Filmin kamera arkasından bir kare. Ahmet Mekin ve Türkan Şoray'ın arasında oturan kişi Rüçhan Adlı.

31 Aralık 1977

Asya'nın, insanın içini paramparça eden o iç sesini bir kere daha hatırlayalım o zaman:

"Mutluluk neydi; coşkun akan dere, sonbahar rüzgarıyla ürperen yaprak, cama vurup dağılan yağmur damlaları, bir yürek çarpıntısı... Sonunda coşkun dere durulur, yapraklar kurur dökülür, yağmur diner güneş çıkardı. 

Sevgi neydi; sevgi sahip çıkan dost, sıcak insan eli, insan emeği idi. sevgi iyilikti, sevgi emekti." diyen asya seçimini yaptı. emeği seçti, çünkü sevgi emekti"

Filmin efsane müziğinin Cahit Berkay tarafından bir gecede yapıldığını söylesek peki? İnsanın içini titreten o efsane eser için şöyle buyurun...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
goksu-arslan

Merhaba, Ahmet Mekin'in bahsettiği evini açan kişi benim dedem Sebahattin Akdemir, Hayat Mecmuası'ndan alınan fotoğrafta Türkan Şoray'ın yanında oturan kişi, fotoğraf 21 Aralık olarak belirtilmiş ancak 31 Aralık akşamı ve ekip ailemiz ile birlikte yılbaşını kutluyor, Aslantaş Barajı'nın inşaatında müteahhit olan Dedem film ekibine evini açmış ve çekimler boyunca neredeyse bir ay birlikte vakit geçirmişler, tüm eşyalar da ailemin evinde kullandığı eşyalar imiş, hatta Samet'in salıncağı da dedemin kuzenlerim için yaptığı bir salıncak :) Çekimler için maddi bir talep hiçbir zaman olmadı ancak film sonunda teşekkür edilmesi tüm aileyi mutlu edecekti, neyse ki filmin kamera arkasına ait fotoğraflar anı olarak bizlere miras kaldı :)

metin-akalp

Finalde Asya seçimini yaptığında İlyas eşini ebediyen kaybettiğini anlar. Bu sahnenin filmin en önemli sahnesi olduğunu düşünen Kadir İnanır büyük özen göstererek hüzünlü bir ifadeyle giden eşinin arkasından uzun uzun baktığı bir sahne çeker. Ancak sonradan filmin orjinalinde bu sahne Atıf Yılmaz tarafından makaslanır. Bu yüzden Kadir İnanır Atıf Yılmaz'a uzun süre kırgın kalmış diye okumuştum.

birinci-tekil-birey

Dönemin ve hatta günümüz dahil Türk sinemasının yüz akı bir filmdir.

hipergrafi

Eğer Asya İlyas'ı seçseydi film asla efsane olamazdı. Yeşilçam'daki dram aşk filmlerini pek sevmiyorum. Filmin sonunda kadın karakter üzerine atılan her iftirayı, sevdiği adamın bu iftiralara inanıp onu çocuğuyla birlikte küfür kıyamet evden kovmasını, yıllarca çektiği çileleri unutup, sevdiği adam gene başkasının sözüyle ikna olup masumiyetine inandığında koştura koştura adama döner bunun adı da mutlu son olur. Yada adam kızın fiziki görünüşünü beğenmeyip çirkin diye, köylü diye aşağılar, arkadaşlarının içinde ortamın soytarısı yerine koyup eğlenir. Kız da azmedip adamın beğeneceği şehirli kadına dönüşür ancak böylelikle adamın takdirini ve sevgisini hak eder bu da mutlu son olarak sunulur. Halbu ki Asya öylemi kendisini yarı yolda bırakıp giden adamın kaypaklığını affetmedi, fiziksel güzelliğe ve duygulara değil emeğe, sevgiye değer verdi. Ne olursa olsun arkasında duracağını gördüğü, bir aileyi hak eden adamı tercih etti.

birinci-tekil-birey

Adamın anlayıp dinlemeden kadını hamile hali veya ufacık çocuğuyla sokağa atması, bize Hint yapımı "Avare" filminin hediyesidir.

cuneytarkun35

Rüçhan Atlı kaç yaşındaydı acaba?

Görüş Bildir