Dünyayı Yaşanabilir Tutan 9 Sınırın 7'si Aşıldı: Karbondioksit Rekor Seviyede
Almanya'daki Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü (PIK) yıllık Gezegen Sağlığı Kontrolü raporunu yayımladı. Dünyanın yaşanabilir kalması için çizilen dokuz sınırdan yedisi aşılmış durumda. Bu yedi sınırdaki baskı, kavramın ilk kez ortaya atıldığı 2009'dan bu yana en kötü seviyesine çıktı. Güvenli alanda kalan yalnızca iki sınır var.
Yedinci sınır okyanustan geldi
2023'teki ilk raporda insan faaliyetleri dokuz sınırdan altısını aşmıştı. Geçen yıl listeye okyanusların asitlenmesi eklendi. Sebep yine fosil yakıtlardan çıkan karbondioksit. Okyanuslar havadaki fazla CO2'nin bir kısmını emdikçe suyun pH değeri düşüyor. Kabuklu deniz canlıları koruyucu yapılarını kurmakta zorlanıyor, bazı kabuklar ve mercanlar çözünmeye bile başlayabiliyor. Ekonomik değeri yüksek ekosistemler de bundan payını alabilir.
Karbondioksit 426 ppm'i gördü
Raporun başyazarı ve PIK araştırmacısı Boris Sakschewski, Scientific American'a yaptığı açıklamada 'Teşhis çok açık. Güvenli çalışma alanının dışına çıkmış tüm gezegen sınırları üzerindeki baskı artıyor' dedi. Sakschewski'ye göre bu tablo kalıcı ve geri döndürülemez değişim riskini büyütüyor, hata payını da daraltıyor. Atmosferdeki karbondioksit 426 ppm ile rekor kırdı. Sanayi Devrimi öncesinde bu değer 280 ppm civarındaydı. Pek çok bilim insanının güvenli üst sınır saydığı 350 ppm ise 1987'de geride kalmıştı. Bu yaz Avrupa'yı ve dünyanın başka bölgelerini kavuran sıcak hava dalgaları da aynı hesabın içinde. Birleşmiş Milletler de bu ay, Paris Anlaşması'ndaki 1,5 derecelik hedefin aşılacağını kabul etti.
Sınırı aşmak felaket mi demek?
Kopenhag Üniversitesi'nden Dünya sistemleri bilimcisi Katherine Richardson, 2023 raporunun başyazarıydı. Richardson durumu tansiyona benzetiyor. Yüksek tansiyon kalp krizini garanti etmiyor ama ihtimalini artırıyor. Gezegen sınırları kavramı, insanların ve diğer türlerin binlerce yıldır alıştığı çevre koşullarını tarif etmek için geliştirildi. Her gösterge, fosil yakıt çağından önceki, kabaca 19. yüzyıl ortasındaki koşullarla kıyaslanıyor. Sınırın hemen ötesinde 'artan risk bölgesi' başlıyor. Gübrelerden nehirlere ve denizlere karışan fosfor ve azot zehirli alg patlamalarını tetikleyebiliyor. Plastik ve 'sonsuz kimyasallar' olarak bilinen PFAS besin zincirinde birikiyor, listede DDT de var.
Ozon tabakası toparlanıyor
Henüz aşılmayan iki sınır, ozon tabakasındaki incelme ile atmosferdeki aerosol kirliliği. Belirgin iyileşme yalnızca ozonda görülüyor. Bilim insanları bunu, ozona zarar veren kimyasalları aşamalı olarak kullanımdan kaldıran Montreal Protokolü'ne bağlıyor. PIK Direktörü ve raporun ortak yazarlarından Johan Rockström, 'Zaman lüksümüz yok ancak yönümüzü değiştirecek bilgiye, kapasiteye ve çözümlere sahibiz' dedi. Rockström'e göre insanların yaşamını ve geçim kaynaklarını korumak için tüm sınırlarda güvenli alana dönüş hızlanmalı. Aerosol emisyonları da küresel ölçekte geriledi, bunda gemi taşımacılığındaki kirliliği kısan düzenlemelerin payı var. Yine de bazı bölgelerde seviyeler hâlâ yüksek.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın