Dünya Yanarken İş Hayatı: 4 Kuşak, 1 Bina ve Sonsuz Kıyamet
Haberleri açıyorsunuz.
Savaş var.
Uçaklar kalkmıyor.
Her şey belirsiz.
Yarın yok.
Ve aylardır hatta yıllardır yoğun stresle yaşıyoruz..
Sonra kalkıp işe gidiyorsunuz.
İş yerlerine artık çalışan değil, kolektif bir panik atak giriyor.
Ve o paniğin içinde dört kuşak, dört ayrı refleksle birbirine giriyor.
Baby Boomers

'Ben daha beterini gördüm, sen de dayanırsın” kuşağı
Kıtlık gördü, soğuk savaş gölgesinde büyüdü. Kriz mi? 'Ne krizi.' Ama en tehlikeli
lider, acısını erdem sayanıdır.
X Kuşağı

“Kontrol edemediğin şeyi daha sıkı sık” kuşağı
Dışarıyı kontrol edemiyor, ofisin içini kontrol etmeye kalkıyor. Daha çok toplantı, daha
çok baskı. Kendi stresini şırıngayla ekibe basıyor — farkında bile değil. Stres
hiyerarşik olarak aşağı yayılıyor.
Millennials / Y

Üstten baskı, alttan sorgu — ortada sıkışmış kuşak
2008'i gördü, pandemiyi gördü, şimdi bunu görüyor. Anlam bulamazsa sessizce çekiliyor. 'Bu toplantının amacı ne?' sorusunu ilk soran oluyor, anlaşılamıyor.
Z Kuşağı

'Bu Excel tablosunun ne anlamı var?” Kuşağı
Varoluşsal çöküşe doğdu. Patron saldırdığında donuyor, çantasını alıp gidiyor. Ama anlam verirseniz dağı yerinden oynatıyor. Tecrübesiz etiketine takılıp düşüyor.
Ve yangını eski silahlarla söndürmeye çalışan yöneticiler
Elinde 'empati' eğitimi var, “iletişim” eğitimi var, “kuşak çatışması” eğitimi var. Ama sinir sistemi çökmüş birine empati yaptıramazsınız. Oksijenin bittiği odada diksiyon dersi veremezsiniz.
Çözüm: Puf minder değil, yangın söndürme sistemi

Liderlere kendi sinir sistemini yönetmeyi öğretin. Eğer bir liderseniz kendiniz öğrenin! Her kuşağın biyolojisini anlamadan hiç kimseyi yönetemezsiniz.
Son sözüm: Yangını dışarıda durduramayız. Ama ofisin içindeki kanamayı durdurmak — bizim elimizde.
Ya durduracağız ya da en iyi insanlarımızı kapıdan çıkarken izleyeceğiz. Yani savaşa savaşa kaybedeceğiz.
Kazanmak için romantizmi bir yana bırakıp uyanırız umarım…
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

