Canınız Sürekli Hamburger, Kola, Cips Çekiyorsa Dev Şirketlerin Bu Yöntemini Öğrenin: Haz Noktası

63PAYLAŞIM

Kocaman bir hamburger... Yanına çıtır patates kızartması...Bir paket çikolata... Rengarenk şekerler... Canınız mı çekti? Gelin sebebini öğrenelim.

Hamburgere ve kolaya dayanamıyor olmanız sizin suçunuz değil.

Hemen hepimiz hamburger, patates kızartması, pizza gibi yiyecekler ve tatlılara karşı savunmasızızdır.

Bu yiyecekleri görmek bir kenara, düşüncesi bile o an canımızın çekmesine sebep olabilir ve bu isteğe çoğu zaman karşı koyamayız. Ama düşünüldüğünde pek de iç açıcı olmayan bu gıdalardan neden bir türlü vazgeçemiyoruz ve bunun üzerimizdeki etkisi neymiş, hep beraber görelim.

Obezitenin günümüzde dünyanın her yerinde ne kadar büyük bir sorun olduğunu hepimiz biliyoruz.

Bu durumun ve getirdiği sağlık sorunlarının en önemli tetikleyicilerinden biri tabii ki beslenme düzenimizde yatıyor. Ulaşılması kolay, genellikle ucuz ama sağlıksız gıdalar hepimizin hayatında yer etmiş durumda. Buna paketli gıdalar veya özensizce hazırlanmış ve sağlıksız fast food yemekleri örnek verebiliriz.

Çoğumuz sıcak bir dilim pizza veya kocaman, dolu dolu bir hamburger gördüğümüzde bu tuzağa hemen düşeriz.

Genellikle de bu, yediğimiz şeyin tadını çok sevdiğimiz için değil, bizde yarattığı hazdan kaynaklanır. Yaygın ve ucuz seçenekleri bulunan bu yiyeceklerin pek iştah açıcı malzemelerle yapılmadığını, hatta içine birkaç sürpriz malzeme koyularak sizin bu ürünlere 'bağımlı' hale getirildiğinizi söylemeliyiz.

Peki nedir bu yemeğimizdeki 'sürpriz' malzemeler?

Aslında yediklerimize koydukları bağımlılık yapıcı şeyler, günlük hayatta kullandığımız şeylerden pek ayrı değil, hatta söylediğimizde şaşırabilirsiniz, sadece bunların kullanılma miktarları öyle ustaca ayarlanıyor ki, bu malzemeler bizi o yemeğe tutsak haline getiriyor.  Yeterince merak uyandırdıysak, bu minik düşmanlarımızı tanıyalım mı, ne dersiniz?

Bahsettiğimiz şeyler şeker, tuz ve yağdan başka bir şey değil. Ama özel bir adı da var bu formülün: Haz noktası.

Bu üç şeyin kusursuzca ayarlandığı yiyecekleri tüketirken kendimizi durdurmakta zorlanabiliyoruz. Bir hamburgerde bizi çeken hamburgerin içindeki etten ziyade, ince hesaplanmış yağ ve tuz miktarının ağzımızda uyandırdığı haz hissi aslında. Buna yediğimiz şeyin 'ağızda bıraktığı his' de diyebiliriz, örneğin  bir kekin yumuşaklığı ya da bir patates kızartmasının çıtırlığını yağ miktarı belirliyor.

Karşı koyamadığımız bu gıdalar bizi tok tutmadan maksimum tüketime ulaşmayı hedefliyor.

Beyninizi kandırıp, size keyif verse de, bu yiyecekler uzun vadede vücudunuza zarar verdiği gibi beyin fonksiyonlarınızda da olumsuz etkilere sahip olabilir. Araştırmalara göre, bilinçsizce tüketilen çok miktarda tuz, şeker ve yağ; ruh hali değişimlerinize kadar, hatta depresyona yol açabilecek kadar, etkilerini gösterebilir.

Haz noktasını hedefleyen bu şirketler size 'şeytani' amaçları olan kuruluşlar gibi gelmiş olabilir.

Ama kimse sizi sağlıksız yiyeceklerle besleyip öldürme peşinde değil. Her ticari kuruluş gibi bu gıda şirketleri de size ürünlerini olabildiğince uzun süre ve olabildiğince çok sayıda satabilmeyi hedefliyor. Komplo teorisi gibi görünse de, bu şirketlerin ürettiklerine muhtaç olmanız için sürekli araştırmalar yürütülüyor ve formüller deneniyor.

Sağlığımızı tehdit eden bu unsurlarla nasıl savaşabiliriz peki?

Tabii ki sorunun bu gıdalardan kaynaklanabileceğini kararlaştırdıktan sonra, çözümün ilk adımlarından biri bu gıdaları tüketmeyi bırakmak, ya da hiç olmazsa tüketimi azaltmak olacaktır. Bunun bir yolu, beslenme tercihlerinizi değiştirmeye başlarken bilinçli hareket etmek ve yediklerinizin vücudunuza olacak etkilerini iyi tartmaktan geçiyor.

İşin zihinsel kısmını geçtikten sonra, artık aksiyon almanız gerekecek.

Yeni beslenme alışkanlıklarına ayak uydurmak kolay olmayacaktır, ancak bu yönde attığınız her adım, sağlığınız için önemli değişiklikler yaratabilir. Beslenmenizde meyve ve sebzelere yer vermek, kaliteli yağ ve yeterince protein tüketmek, bir de  her şeyin üstüne düzenli hareket edip egzersiz yapma fırsatı yakalarsanız, sağlığınızda olumlu yönde ciddi gelişmeler olacaktır.

Son olarak, kendinizi kabul edip sevin, beslenme tercihlerinizden dolayı kendinizi suçlamayın.

Arada bir kaçamaklarla yine kendinizi şımartıp, haz noktasını deneyimleyebilirsiniz, ve bu yüzden kendinizi cezalandırmamalısınız. Mevcut alışkanlıklarınızı değiştirirken ve daha sağlıklı olmaya çalışırken, olduğunuz kişiden nefret etmemelisiniz. 

Beyninize, bedeninize ve sağlığınıza iyi bakmanız dileğiyle!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
suddendiet

Herkes, şişmanlık ile ilgili, sürekli hamburger, pizza, patates vb.. gibi gıdaları suçlama eğiliminde. Doğruluk payı var ancak; TBSA 2010 (Türkiye Beslenme Sağlık Araştırması) verilerine göre; obezite görülme sıklığı en yüksek bölge, %33,1 ile Doğu Karadeniz Bölgesi'dir. En çok fast-food tüketilen bölge ise Marmara. Demek ki; tek sorumlu hamburger değil.

rickkorick

Umami tat duyusundan bahsetmek lazım biraz. Dilin ekşi, tatlı vb algıladığı duyulardan bir tanesi de bu umami taddır. Domates gibi bazı besinlerde doğal olarak bol bulunur reseptörleri glutatyonla uyarılır. Monosodyum glutamat (çin tuzu) dedikleri de bu duyuyu sentetik olarak uyaran maddedir. Ve evet resmen bağımlılık yapar.

cekoist26

Msg den bahsedecek diye okuyorum ben de. Biraz araştırıp içerik oluşturun, içi boş bir içerik olmuş.

raspberry

Bende bir sorun var sanırım. Tatlı sevmiyorum canım hiç çekmez. Dışarıdan fast food yiyecekler de yemiyorum. Midemi bulandırıyorlar. Kola ve gazlı içecekler desen onları da sevmiyorum. İnsanlar da sen nasıl yiyip yiyip kilo almıyorsun diyorlar. Sebebi bu galiba. Ne kadar yediğinden çok ne yediğin önemli bence.

silmaril

Çin tuzundan bahsedecek sandım.

Görüş Bildir