Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bu Dünyayı Ardında Bırakıp Gitmiş Kişilerin Ölmeden Önce ve Sonra Çekilmiş Fotoğrafları

 > -

Ölü.

Bir tohum olup artık, toprağa gömülendir..

Anasız, babasız, 

şapkasız, elbisesiz. 

Her şeyi arkada bıraktı. 

Ne konuşacak arkadaşı, 

ne okuyacak kitabı var, 

yalnız 

yapayalnız.

Ölmek. Belki de hepimiz için tek gerçek olan yegane şey. 

Bir de yanlış bir algı vardır ölümle ilgili. Sanırız ki ölüm, ölen kişinin başına gelir. 

Fakat doğrusu şudur ki ölüm, ölen kişiye değil, arkasında bıraktığı herkese gelir. 

Ölen kişi değil, arkasında bıraktıkları yüzleşir ölümle.

Ölen kişinin ölümle tek ilgisi, onu gülümseyerek karşılamasından başka bir şey değildir...

İşte ölümü gülerek karşılayan insanlar ve arkalarında bıraktıkları pişmanlıkları..

Not: İçeriğe ek olarak, ölümle alakalı insanların yaşadığı pişmanlıkları ve fikirlerimi de fotoğrafların altında belirttim.

İyi okumalar...

Kaynak: http://www.walterschels.com/portfolios/p...

#1

İnsanların yaşamları ile alakalı belki de en büyük pişmanlığıdır, başkalarının bizden beklediği hayatı yaşamak yerine bizim için doğru olan hayatı yaşama cesareti gösterememesi. 

Pek çok insan hayallerinin yarısını dahi gerçekleştirmemiş halde ve bunun yaptıkları veya yapmadıkları seçimler nedeniyle böyle olduğunu bilerek ölüyor. Fakat birçokları maalesef yaşam ellerinden kayıp gidene kadar bunun farkına bile varmıyor..

#2

Benliğine yabancılaşan insanın, bünyesinde idame ettirdiği başka bir hayatı yaşamak.. Ne kadar kötü, değil mi? 

Toplum, mahalle baskısı, kültür.. Siz ne derseniz artık.. İşte bu dayatmalardan ötürü birçoğumuz bir başka benliği, kendi benliğimizin içine sığdırmaya çalışırız ve sonucunda da yaşamamız gereken hayattan çok uzak bir yaşamın içerisinde buluveririz kendimizi. İdeallerimiz artık yanımızda değildir, eşlik etmezler bize. 

Yaşarken bir başka benliği sahiplenmek dahi bu kadar kötüyken, size ait olmayan bir benlikte ölmek nasıl ola ki?

#3

Bir başka pişmanlık da çok çalışmaktır, kendimize ve sevdiklerimize yeterli zamanı ayıramamak. 

Çok çalışmak.. Birçoğumuzun en büyük düşmanı olan iki kelime. Hayatını dolu dolu geçiremediğinden şikayetçi olanların ise sıkı sıkıya sarıldığı, tüm suçu üzerine attığı iki kelime..

#4

Yaşam elimizden kayıp giderken bu kaçışların çoğu zaman sebebidir çok çalışmak.. Hep bir şeyleri kaçırmamıza sebep olur, istemsiz.. Bu hengamenin içinde bir gün bakarsınız ki kapınızı bir gerçek çalar. Siz çalışırken sizi bir köşede oturup izleyen, gözünü üzerinizden ayırmayan bir gerçek...

Çalışmak.. 

Çalışmak iyi bir şey olsa üstüne para vermezlerdi bir kere.. Değil mi?

#5

Bir de şu var.

Birçok insan çevresindeki insanlarla olan ilişkisine zarar vermemek ya da onları kırmamak için duygularını tam manasıyla ifade edemiyor. Bu nedenle sıradan bir varoluş içinde hiçbir zaman gerçekten olabilecekleri kişi olamıyorlar. İşte bunun sonucunda gelen kırgınlık ve küskünlükler, bu insanların üzerinde büyük bir yük haline gelmişti ve yaşadıkları hastalıkların sebeplerindendi.

#6

nsanoğlunun en büyük eksiği: İfade yoksunluğu.. Yoksa yanılgısı mı demek lazım? Duygular hissedilir, ifade ise kelimelerle mümkündür. O zaman 'duyguları ifade etmek' ne kadar doğru bir tanım olurdu acaba..

#7

Elma ile armutu toplamak gibi.. Kelimelere dökmezsin içindekileri, başka sebeplere yahut bahanelere takılıp kalırsın.. Kendine göre haklı sebepler de bulursun hani.. Kaçarsın.. Kendinden durmadan kaçarsın.. Ta ki bir güne kadar.. 

Siz kaçmayın, ifade edin içinizdekileri o 'eski dost' size uğramadan..

#8

Şu da var.

Birçok insan ölüm denilen kaçınılmaz illetin kollarına düşene kadar eski arkadaşlıklarının, yaşanmış olan güzel günlerin değerinin farkına varamıyor.Ölüm artık iyice onları kolları arasına aldığında ise bu insanları bulmak pek de kolay olmuyor.

#9

İşte bu nedenle arkadaşlıklarına hak ettiği zamanı ve değeri vermemekten kaynaklanan pek çok pişmanlık vardı. Herkes ölürken birilerini özlerdi..

#10

Yanında zamanın akış hızını dikkate almadığınız, daha doğrusu zamanı hiç umursamadığınız insanlar vardır hani.. Korktuğumuz yahut üzüldüğümüz şeyleri hiç çekinmeden anlatabildiğimiz insanlar vardır.. Bazen bittiği yerden tekrar başlayan ama hiçbir zaman bitmeyen bir arkadaşlık kurduğumuz yakın dostlarımız vardır.. 

İşte bu insanlarla olan bağınızı hiç kopartmayın.. Başka bir kadim dost, sizle olan bağını hiç kopartmıyor çünkü.. Unutmayın!

#11

Şaşırtıcı bir şekilde, insanların dile getirdiği pişmanlıklardan birisi de, kendi mutluluklarına yeterli izni vermemek oluyor. Ölüm gelene kadar çoğu mutluluğun bir seçim olduğunu fark etmiyordu. Eski davranış biçimlerine ve kalıplara sıkışıp kalmış oluyorlardı. Değişim korkusu hem etrafındakilerine hem de kendilerine “mutluymuş gibi” davranmalarına sebep oluyordu. Ama içlerinde gerçekten gülebilmenin ve aptallıklar da yapabilmenin özlemi vardı.

#12

Pek çok dilde "mutluluk" sözcüğü şans, baht, talih ve hatta kader gibi sözcüklerle ya birebir aynıdır ya da etimolojisinde bu sözcükleri içerir. Bazılarımız için ise mutluluğun tanımı çok basittir: Anı yaşamak. Ne zaman vazgeçtik anı yaşamaktan bizler? 

Çevremize baktığımız zaman 7 milyar mutsuz bir arada yaşamaya çalışıyoruz, her gün isyan ediyoruz, sevdiğimiz insanları üzüyoruz.. Maddiyat ya da maneviyat mutlu etmeye yetmiyor artık.. Egolarımızın altında ezilmiş, mutsuzluğumuzun içine gömülmüş, ölümü bekleyen birer canlıyız sanki..

#13

Değişim senden başlayacak, senden! 

Mutluluğun kaynağı sen olacaksın! Mutluluk çok uzakta değil, önce kendinden bir başla hele.. 

Ölüm gelmeden önce..

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
candy111

nan ne sacmalionuz.olum ALLAHin emridir elbette.ama bazi insanlar bu emre karsi geliyolar ve gunumuzde olenleri canlandirmanin yolunu bile bulmus anasini satdiklarim.gunah lan gunah

eyluldecay

Konu gerçekçi gelmediği halde, ölümün gerçek yüzünü ne yazık ki yaşıyoruz. Bir yok oluşun eşiğindeyiz, belki de kendimizi kandırıyoruz

g.lothlorien

“Kafasını kaldırıyor, ciğerlerini hava yardımıyla şişiriyor ve dişlerinin arasından karbondioksidi salıveriyor.. Sanki ölüyor…”

the_war

Dünyaya zaten ölmek için geldik. Doğduğumuz andan itibaren kaçınılmaz sona doğru gideriz ve elimizden hiçbir şey gelmez.

serqan35

Ölüm Allah'ın emri de şu ayrılık olmasaydı

Görüş Bildir