Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bade Türe Yazio: Narsist Kişilikleri Nasıl Tanırız ve Toksik İlişki Nedir?

19PAYLAŞIM

Son yazımdan birkaç gün sonra tam da yazımı destekler biçimde kadınların duygudan çok maddiyata önem verdiklerini ispatlar cinsten olaylar gündemi meşgul etmeye başladı. 

Kadın ne ister erkek ne anlar? Daha küçücük bir kız çocuğu iken dayatılan tüm şeylerin ileride seçimlerinin aşk, sevgi ve duygusallıktan uzakta, sadece hayatını garanti altına alma kaygısı ile kadın olma olgusunun ona sunulacak tüm maddi, manevi imkanlar içinde kendini özel ve değerli hissetme yanılgısıyla kendi gerçekliğinden çok uzakta, öz benliğini ve öz değerine maddi gücün cazibesi ile yolunu çizen kadınlar olarak toplumda yerimizi almadık mı?

Kadın ne ister?

Kadın sığınacak liman ister, ona ilgi alaka gösteren her gün sevgisini hissedeceği adamın varlığını sonuna kadar hissetmek ister, kadın hayat garantisi ister, yetmez adamın tüm hayatını ister. Peki sadece onunla ilgilenen sevgisini veren erkek yeterli midir bir kadının hayatında olmak için? Hepimizin şahit olduğu çok medyatik olan bu kişi gözümüze sokarak yaşadığı aşkı, adamın ona sevgisini, bağlığını, onun için yaptığı fedakarlıkları ve daha saymakla bitmeyecek peri masalı gibi dünyasını tüm detayları ile paylaşmaktan çekinmedi. Hiçbir şey göründüğü gibi değil ya da göründüğünün tam tersi değil. Sözü tam da burada anlam buldu ;)

Uzaktan bakılınca eminim tüm kadınların gıpta ile baktığı, kıskandığı keşke dediği, neden biz böyle sevilmiyoruzlara kadar giden sorgulama ve kıskançlıklarla içi içini yiyen kadınlar… Gerçekler bir bir ortaya çıkınca derin bir ohh çektiklerine eminim. Tabi ki konumuz bu kişinin  hayatı değil; asıl konu  o kişinin ve onu yakınen takip eden kadınların nerde gözleri kapandı? Nasıl oldu da tüm olayların kayıtsız şartsız gerçekliğini sorgulamadan inandı? İnandırıldık hâlâ da anlatılan hikayelere inanmaktan da vazgeçmiyoruz. 

Ahhh benim güzel kalpli kadınlarım… Her şeye hemen inanan; gerçekten çok algının peşinden giden… Galiba bu tüm insanlığın ortak yanılgısı. Hepimiz biraz da olsa algı yönetmenin etkisi altındayız. Nasıl olmayalım? Dünyaya açılan bir pencere. Orada her şey olması gerektiğinin en iyi, en mutlu, en zengin, en sağlıklı versiyonu. Galiba hepimizin sorması gereken soru bu. Nasıl oluyor da bunca maddi zenginliği hiçbir garantisi olmayan, sadece sevgi adına (sözde) bu kadar kolay feda edebiliyorlar?

Sanırım bunun şöyle bir açıklaması var: son zamanlarda en çok duyduğumuz , belki hayatlarımızdan da geçmiş olan NARSİST KİŞİLİLER.

Bu kişiliklerin tanımı şöyle: hayatına giren kişileri kendilerine bağlamak için ilk başlarda her türlü oyunu oynayan,  tüm ilgisini, zamanını çekinmeden karşısı ile paylaşan, temelinde içinde hiçbir duygusallık barındırmayan hatta sadece tek kişinin ilgisi ile yetinmeyen, her şeyi kendine hak gören ve dünyanın onun için yaratıldığına inanan ve inandıran, tek isteğinin karşı tarafın duygusunu ele geçirip kendine bağımlı kılarak duygu istismarcılığı ile kendilerine değer ve öz güven sağlayan kişiler. Bu kişilerin altta yatan gerçek duygusu ise öz güvensizlik ve öz değer yoksunluğu.

Tek başına bir şeyleri başaramayan hep bir başkasının enerjisi ile hayata tutunan, kişiliği gelişmemiş kişilerdir. Psikolojik olarak da kişilik bozukluğu olan bu tarz kişilerin birileri ile duygusal bağ kurmaları da neredeyse imkansızdır. Almak istediklerini alana kadar da pes etmezler. Uyuşturucu satıcısı ve uyuşturucu bağımlısının ilişkisi gibi kendine bağladıktan sonra yavaş yavaş kendinden mahrum bırakarak istediklerine elde etmeye başlarlar yani artık siz ona bağımlı olmuşsunuzdur. Bunu anladığı an sizden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlayacaklardır. En sevdikleri bölüm budur; ihtiyacınız olan ondan sizi mahrum bırakmak.

Bu kişilerin  terk edilmek en büyük korkularıdır. Zaten hiç hayatlarına sizi almadıkları için her an onlar tarafından terk edilme korkusu ile bu kişilere sıkı sıkıya bağlanırlar. İşte burada artık durum geriye dönüşü mümkün olamayacak kadar bağımlı hal almaya başlamıştır. Bu  duruma düşmeden ilişkinin dışına çıkıp olayları üçüncü gözden göremediğimiz sürece bağımlı ve toksik ilişkinin içinde hem değerlerimizi  hem benliğimizi hem de kendimize olan güvenimizi kaybetmeye başlarız.

Bu kişiler  kendilerini çok açık net belli ederler. Yaşayışına bakın, etrafı ile kurduğu bağa , kendini nereye koyduğuna ve sizin için neleri yapmayı göze aldığına, bir kez istedikleri olmadığında takındıkları tavırlara. Çok zor değil bunları anlamak ve onları hayatlarımızdan  uzak tutmak. Kimse senin kendine verdiğin değer kadar değer veremez. Başkasında arayacağın şey değer olmamalı, sevgi dilencisi de olma. Kendini, özünü, öz kimliğini yani ruhunu fark et ve ona şefkati ol. O zaman aynı öz kimliğe sahip kişilerle yolun birleşecektir . Birileri eksiğin tamamlamaya değil, var olan değerlerine eşit değer katmaya ve birlikte bir değer oluşturmaya gelmeli.

Kadınlara burada lafım size bir erkeğe bakarken ona onay verirken bunlar önceliğiniz olmalı.

Bir adamın sizin için ne kadar çok para harcadığına değil, ne kadar büyük evleri son model arabaları olduğuna değil, yaşamda amaçlı olup olmadığına bakın, günün sonunda kötü bir gün geçirdikten sonra bile sizinle olan iletişimine bakın, çocuklar için kurduğu hayallerine ve bir gün elindeki tüm imkanları gidince yeniden ayağa kalkmak için sadece kendine değerlerine güvenen ve bu güveni size de verip vermediğine bakın, ateşin ortasında  sizinle ne kadar kalacağına bakın. Anlattığı hikayenin doğru olup  olmadığına değil, kendine ne kadar dürüst olup olmadığına bakın. Ortak hayalleriniz olsun.

Her şeyin bir gün geçeceğini, sevgi ve saygının kalacağını unutmayın. Kendine, size, hayatınıza ve etrafına gösterdiği sevgi, saygı yol haritanız olsun. Gerçek bir ilişki saygı ve sevgi temelleri üzerine kurulu olandır . Her şey kendine verdiğin öz saygı ile başlar bunu kendine veremeyen biri sana sunacağı tek şey olmadığı hayatların fragmanları olacaktır. Sevgi öyle kolay ifade edilecek bir olgu da değil benim için. Bu kadar kolay söyleniyorsa arkası boştur. Bazen sözlerin olmadığı yerde aramak gerekir gerçeği aşık olmak mı? Aşk olmak mı? Sen hangisini seçtin?  Aşık olmak hepimizin mutlaka hayatında bir ya da iki kez hissettiği duygu. Ya AŞK OLMAK? Tüm odaklardan çıkıp tek şeye odaklanmaksa aşık olmak, aşk olmak nedir? İçinize bunu atar ben kaçarım aşk olsun Bade :)

Instagram

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir