Anneler Günü'nü Kurduğuna Pişman Olup Kaldırılması İçin Ömrünü Veren Anna Jarvis'in Gerçek Hikayesi

310PAYLAŞIM

Anneler Günü'nü ortaya çıkarmasından yıllar sonra, Anna Jarvis, Wanamaker'in Philadelphia'daki mağazasında yemek yiyordu. Menüde "Anneler Günü Salatası" adında bir ürün olduğunu gördü. Salatayı sipariş etti ve salatası geldiğinde ayağa kalktı, salatayı yere attı, parasını ödedi ve bir telaş içinde oradan çıktı. 

Jarvis, yaratılmasına yardım ettiği bayramın kontrolünü kaybetmişti ve reklamcılığın Anneler Günü'nü mahvettiğine olan bilinci onu adeta yerle bir etmişti. İşte bu süreci, Jarvis'in fikirlerini ve ortaya çıkardığı günü sonradan kaldırmaya çalışmasının bilinmeyen hikayesini sizler için Mentalfloss'dan derledik.

Kaynak: http://mentalfloss.com/article/30659/fou...

Amerika İç Savaşı sırasında, Anna'nın annesi Ann Jarvis, çatışmanın her iki tarafındaki yaralılarla da ilgileniyordu.

Ayrıca, bir Annenler Dostluk Günü kurarak Birlik ile Konfederasyon anneleri arasındaki barışı filizlendirmeye çalışmıştı. 

Ann Jarvis 1905'te vefat ettiğinde, kızı Anne Jarvis adeta üzüntüden yıkılmıştı. Jarvis, hem tüm anneleri onurlandıracak hem de kendi annesinin adını onun için canlı tutacak bir gün olsun istiyordu.

10 Mayıs 1908'de Anneler Günü, hem annesinin eğitim verdiği kilisede hem de başka bir eyalette bir mağazanın toplantı salonunda etkinlikler eşliğinde kutlanacaktı.

Anne Jarvis, mağazadaki etkinliğe katılamayacağı için oraya 500 tane karanfil gönderdi. Bu karanfiller küçük çocuklar tarafından annelerinin onuruna takılacaktı.

Anna Jarvis'in edebi yeteneği ve ifade gücü sayesinde anneler günü tüm eyaletlere kısa sürede yayıldı.

1909 yılında birçok senatör bu günün tatil olmasını ya da özel bir gün olarak ilan edilmesini ağır dille eleştirdiler.

Fakat Jarvis yılmayacaktı ve birçok örgütten yardım alarak bu güne resmiyet kazandırmak için uğraşacaktı. Öte yandan destekçilerinden biri de çiçekçilik sektörüydü!

Jarvis ise bu destekten oldukça memnundu. Her geçen yıl Anneler Günü'nde karanfil takmak giderek daha büyük bir popülerlik kazanıyor, hatta mecburiyet haline geliyordu.

Hatta sektör bu işten o kadar faydalandı ki, bir süre sonra annesi hayatta olanların daha parlak, açık renkte çiçekler takılması gerektiği, ölen anneler için beyaz çiçekler takılması gerektiği ortaya atıldı.

Takvim 1920'yi gösterdiğinde, Jarvis bu gün ile ilişkilendirilen ticari hırsları fark etti ve insanları artık çiçek satın almamaya ikna etmeye çalıştı.

Jarvis artık eskiden onu destekleyen 'ticari' kuruluşları yanında istemiyor, annesi için kurduğu günün bir satış ve pazarlama gününe dönüşmesinden büyük rahatsızlık duyuyordu. 

İnsanlara hediye almamaları için çağrılarda bulundu. Tüm şirketlere 'haydut, hırsız, aşağılık, fırsatçı' gibi söylemlerle seslendi. Onlara dava açmak ile tehdit etti... 

Hatta okullara, kilise gruplarına ve kadın örgütlerine beyaz karanfiller gönderdi ve satın almamalarını rica etti. Fakat tüm çabaları sonuçsuz kalıyordu... En sonunda çiçekçiler birliğinin ona kardan bir miktar pay vermeyi önermesi ile Jarvis iyice çileden çıktı...

Jarvis’in aklındaki anneler gününde, annemize yazılan bir mektup, ona bir ziyaret gibi şeyler vardı.

Hatta annesine o dönemde hazır bir kart alıp gönderenlere şöyle demişti;

"Aşırı duygusal, samimiyetsiz bu hazır kartlar ya da hazır telegraflar, sizin için dünyadaki herkesten daha çok şey yapan bir kadına gönderildiği zaman, tembel olduğunuzdan başka hiçbir mesaj vermiyor..."

Jarvis, Anneler Günü'nü para toplama amaçlı kullanan örgütlerden, para kazanana şirketlerin tamamına karşı uzun süre mücadele etse de sonucu yine de hüsran oldu.

Philadelphia'da kapı kapı gezip Anneler Günü'nün kaldırılması için uğraştı... Fakat Anna Jarvis yavaş yavaş akli dengesini yitirmeye başlamıştı.

Son günlerini Pennsylvania'da bir akıl hastanesinde geçiren kadın, 24 Kasım 1948'de hayata gözlerini yumdu.

Akıl hastanesine kaldığı sürenin bir kısmının ücretinin, ona müteşekkir bir grup çiçekçi tarafından ödendiği ise kendisine asla söylenmedi.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir