Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Aldatıldığımı Cinsel Yolla Bulaşan Bir Hastalık Sayesinde Öğrenmemin ve Ardından Yaşadıklarımın Hikâyesi

315PAYLAŞIM

Umarım hiçbir kadın böyle bir şey deneyimlemek zorunda kalmaz...

Uyarı: Bu içerik Onedio editörleri tarafından formata uygun olarak düzenlenmiştir.

Daha önce başından başarısız bir evlilik geçmiş bir kadın olarak erkeklere karşı oldukça ön yargılıydım. Ama onu tanıdığım gün erkeklere karşı olan ön yargım tamamen yok oldu.

Arkadaşımın doğum gününde tanıştığım bu Fransız aksanlı insanı görür görmez çok beğenmiştim, itiraf edeyim... Hem çok yakışıklı, hem çok donanımlı hem de çok centilmen bir erkekti. Sabaha kadar etrafımızdaki arkadaş grubumuz yokmuşçasına sohbet etmiş, sıcak şarabımızı içmiş; bir yandan da Simone de Beauvoir'dan tutun da Virginia Woolf'a kadar birçok yazardan söz etmiştik. Kadınları el üstünde tutan bu tavrına hayran olmuştum, sonrası da geldi zaten...

Sabaha kadar edilen bu sohbetin ardından ikinci kez aşık olduğumu hissedebiliyordum. Hem de körkütük...

Aksanlı bu centilmen erkek aslında Türk'tü... Küçük yaşta ailesi ile birlikte Fransa'ya yerleşmiş, ancak Türkiye ile bağlarını da koparmamıştı. İyi bir aileye ve mükemmel denilebilecek bir eğitime sahipti. Ben de eğitimli, köklü denilebilecek bir aileden geliyordum. Yedi kuşak okuyan ve mutlu evlilikler yapmış bir ailenin, ebeveynlerini eğitim konusunda değil ama evlilik konusunda hayal kırıklığına uğratmış genç kadınıydım...

Neyse ki yaşadığım kötü tecrübeler yerini mutluluğa bırakmış, daha ilk görüşmemizde yıllardır tanıyormuş gibi hissettiğim bu sıcakkanlı insanla güzel bir arkadaşlık kurmuştum...

İkimizin de içten içe gözlerinin güldüğü bu arkadaşlık yerini birkaç ay içinde sevgililiğe bırakmıştı. Hayatımda hiç olmadığım kadar mutlu ve geleceğe dair umutluydum. İstanbul'un havası ve denizi bile bir başka güzel geliyordu, öylesine çocukça bi sevinç içimden taşıyordu... Hem işleri nedeniyle hem de ailesinden bazı fertler burada olduğu için ayda en az bir kez İstanbul'a gelen sevgilim, birkaç gün kalsa da o süre bile bana yetiyor; dünyanın en mutlu insanı oluyordum...

Sen ordasın bense burda demeden, ilk kez yarını düşünmeden yaşıyorduk ilişkiyi...

İlk başlarda ailemden gizlemeyi tercih etsem de sonraki aylarda ailemin de haberi oldu bu ilişkiden... Ailemin onaylamadığı ilk evliliğimin ardından bu insan onlara ilaç gibi gelmiş, her şeyiyle ona takdir eder gözlerle bakmaya başlamışlardı. İşim, ailem ve özel hayatım her şey yoluna girmiş, geçmişin mutsuzluğu ve pişmanlığı bir anda üzerimden silinip gitmişti...

İş arkadaşlarım, birlikte büyüdüğüm kuzenlerim ve ailem onu o kadar çok seviyorlardı ki... Bu inanılmaz bir mutluluktu benim için.

İlişkimizin birinci yılına yaklaşırken aldığım evlilik teklifiyle iyice bulutların üzerine çıkmış, hayatımın en güzel günlerini yaşamaya başlamıştım. Ancak bu teklif beklediğimin aksine bize mutluluktan çok stres getirmişti. Nerede yaşayacağımız, ne yapacağımız gibi konularda sürekli fikir ayrılığına düşüyor; o ana kadar her iki tarafın da ılımlı tavrı yerini zıtlaşmaya bırakıyordu. Bir gün telefonda ettiğimiz çok büyük bir kavganın ardından artık birbirimizi yıprattığımızı ve ayrılmak istediğini söyledi. Tabii bu benim için hem büyük bir şok hem de yıkım olmuştu. Hayatımdaki insanı ailem kadar seviyor ve güveniyordum. Bir anda hayatımdan gitmesiyle dayanılması güç bir boşluğa düşmüştüm...

Ama bu ayrılık uzun sürmedi. Bir gün akşam kapı çaldı ve kapıyı açtığımda karşımdaydı...

Ellerinde çiçekler, üzgün ve mahçup bir surat... Yaramazlık yapmış ve annesi tarafından affedilmeyi bekleyen bir çocuk gibi gözlerimin içine bakıyordu. Elbette ki affettim onu, ani bir öfkenin sonucu bu kararı verdiğini biliyordum. Birbirimizi artık kırmamaya söz vermiş iki yetişkin insan olarak ilişkimizi kurtarmaya kararlıydık...

O birkaç gün sonra Lyon'a döndü, bense birkaç hafta içinde hayatımın en büyük yıkımını yaşayacağımdan habersiz ağzı kulaklarında bir şekilde hayatıma devam ettim...

O döndükten sonra bir hafta bile geçmemişti ki karnımda ve kasıklarımda şiddetli bir ağrı hissetmeye başlamış; lenf bezlerim şişmişti. Boğazım ağrıyor, halsizlik çekiyor ve kafamı yataktan kaldırmakta güçlük çekiyordum. Ufak bir üşütme olduğunu düşündüğüm bu durum iki gün aralıksız devam edince hastaneye gittim. Bir sürü kan, idrar, boğaz sürüntüsü, ultrason ve tetkiklerden sonra doktorun yanına gittim. Bana cinsel yolla bulaşan bir hastalık olan bel soğukluğu teşhisi koydu... Aktif cinsel bir hayatınız var mı? gibi soruların üzerine aslında her şey yavaş yavaş netleşiyordu. Doktor bu hastalığın yalnızca cinsel yolla bulaşabileceğini, tuvalet vs gibi ortak kullanım alanlarından bulaşmasının mümkün olmadığını söyledi. Sevgilimle cinsel ilişkiye girmemizin üzerinden yaklaşık bir hafta geçmişti ve bu durum tanıyı daha da kesinleştiriyordu...

Duyduğum bu gerçekle yüzleşmek benim için o kadar zor oldu ki... Günlerce bunun başka bir yolu olup olmadığını araştırdım, bir çıkış yolu aradım...

Liseden kadın doğum uzmanı olan bir arkadaşımla konuştum, ancak sonuç değişmedi. Gerçeklerle yüzleşmenin vakti gelmişti artık... Ona bunu soramadım bile, dilim asla varmadı. Gece sabaha kadar ağladığımı hatırlıyorum, sonra kalkıp eşyalarını toplayıp bir kutuya koydum. Onunla yüzleşemezdim, bunu kaldıracak gücüm yoktu. Kimse aldatıldığımı ve böyle bir hastalığa yakalandığımı bilmek zorunda değildi. Bu işi sessiz sedasız halledecek, ikinci adımımın da başarısızlıkla sonuçlandığını kimseye söylemeyecektim. Mesaj atarak her şeyi anlattım ona, ardından telefonumu kapatarak bana ulaşmasına engel oldum. Doğum gününde tanıştığımız kuzeniyle iletişime geçip ayrıldığımızı ve eşyalarını ona geldiğinde vermesini söyledim. Birçok insan bu konu hakkında konuşmak istese de hazır olmadığımı söyleyip kapattım.

Bana farklı numaralardan ulaşıp neler olup bittiğini anlatmaya çalıştı...

O dönem ayrı olduğumuzu, çok içkili olduğunu ve yaşananlardan pişmanlık duyduğunu söyledi. Hatta çıkıp İstanbul'a kapıma kadar gelmiş ancak ben evde değildim; evde olsaydım da o kapıyı açacak cesaretim olup olmadığından emin değilim. Hayatımın en büyük aşkı ne yazık ki böyle trajik bir sonla bitti. Bunları yaşayalı uzun zaman olmadı, bu konuda hala terapi görüyorum. Çok kırgın, yorgun ve öfkeliyim ancak her şeyin üstesinden geldiğim gibi bunun da üstesinden gelebileceğime inanıyorum. Lütfen siz de dikkatli olun, bu konuda bilinçlenin. Kimseye güvenip korunmasız ilişkiye girmeyin ya da birtakım belirtileriniz olursa bunu ciddiye alın...

Umarım hayatınız boyunca böyle bir deneyim yaşamak zorunda kalmazsınız.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
oguz52

dip not: bel soğukluğu (sifilist) ciddi problemli bir hastaliktir ama diyorum dikkat edin

bilim-bilimi

Kurgu

decaelo

bir dizinin tamamen aynısı senaryo. o dizinin bahsettiğim bölümünün finalinde aldattığı ortaya çıkıyordu. hoş sikimde değil kim kimle ne bok yediği. insanın omurgasının olmaması lazım aldatması için. kurguna puanım 4/10 o da diziyi sevdiğimden.

jale-gulieva

Hangi dizi

beryy93

Güzel kurgu ama bel soğukluğu 1 haftada belirti vermez, testi bile şüpheli cinsel ilişkiden minimum 21 gün sonra yapıyorlar. Belirti vermesi aylar belki yıllar alıyor

semih-kurnaz

Beyaz atlı prensine kavuştu sonunda ama beyaz atlı prensinin, meşhur Fransız öpücüğüne sahip ülkede Fransız güzelleri dururken, sadece seninle sevişmiş olmasını bekleyemezsin. Aşkın gözü kördür diye boşuna demiyorlar..

Görüş Bildir