article/comments
article/share
Haberler
8’de 8 Sedona: Kırmızı Kayalarının Ardındaki 8 İlginç Gerçek

etiket 8’de 8 Sedona: Kırmızı Kayalarının Ardındaki 8 İlginç Gerçek

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Sedona, Arizona’nın orta yerinde küçücük bir kasaba. 

İtiraf edeyim ben “Sedona” adını daha önce hiç duymamıştım. Herkes gibi Arizona’yı bilirim. Çocukluğumdan beri merak ederdim o kırmızı kayaları, tuhaf çölleri, kocaman kaktüsleri. O zamanlar benim için “dünyanın öbür ucu” kadar uzak bir yerdi. Ama anladım ki hayallerimden daha uzak değilmiş. 

Sonra bir gün, bu çocukluk hayalim tesadüfi yollarla önüme sunuldu. “Arizona nasıl tesadüf olur?” demeyin. Gerçekten öyleydi ama bu başka hikâyenin konusu. Yine yeniden derim ki hayal kurmaktan sakın vaz geçme. Sen hayalini kur, bırak gerçekleşme zamanına evren karar versin.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Gelelim Sedona’ya.

Gelelim Sedona’ya.

Sedona, Arizona'nın kuzeyinde, yaklaşık 10 bin kişinin yaşadığı küçücük bir çöl kasabası. Deniz seviyesinden yaklaşık 1.370 metre yüksekte ve neredeyse bütünüyle kızıl kayalıklar ve ulusal ormanlarla çevrili. Ama çöl dediğime bakma; hani bizim zihnimizdeki uçsuz bucaksız sarı kum tepeleri var ya, işte onlardan değil. Burada kırmızı toprakların üzerinde ardıçlar, çalılar, kaktüsler ve yer yer çam ağaçları yükseliyor. Bir tarafta devasa kızıl kayalıklar, diğer tarafta derin kanyonlar... 

Beni Arizona'ya çeken şey aslında Sedona değildi. 

Grand Kanyon, Antelope Kanyon ve Horseshoe Bend gibi dünyanın en etkileyici jeolojik yapılarını görmek istiyordum. Öte yandan, tabii Kapadokya’ya yerleşince bu ilgim daha da arttı. Dünyanın iki ayrı ucundaki bu iki coğrafya, farklı kayaçlardan oluşsalar da milyonlarca yıl boyunca suyun, rüzgârın ve erozyonun sabırla şekillendirdiği olağanüstü manzaralara sahip. Arizona'nın dev kızıl kanyonlarına bakarken aklımdan hep aynı şey geçti. Sanki doğa önce burada büyük bir prova yapmış, sonra Kapadokya'da daha ince ince çalışmış. Ben bu yüzden Arizona'ya, 'Kapadokya'nın büyük kardeşi' diyorum. 

Neyse, araştırdıkça fark ettim ki bu kanyonları keşfetmek için en iyi üslerden biri Sedona. Üstelik burası sadece bir konaklama noktası değildi. Kovboy filmlerinden fırlamış gibi görünen sokakları, kızıl kayalıkları, sanat galerileri, meditasyon merkezleri ve inziva kültürüyle başlı başına keşfedilmeyi hak eden bambaşka bir dünya. 

İnsanları inanılmaz yardımcı. Araçsız ulaşım neredeyse imkânsız. Uber çağırır ve 40 dakika gelmesini beklersin, o da şanslıysan. 

Ben bunu bilmiyordum tabii. Sedona’ya ulaştığımda bir benzinliğe girdim. 

Kalacağım yeri söyledim ve en kolay nasıl giderim diye sordum. “Burada özel aracınız yoksa ulaşım çok sıkıntılı.” dediler. “Peki, ne yapacağım?” Kasadaki çocuk otobüs durağını gösterdi. “Şuradan otobüse binin, (saatte bir geliyor) 4 durak sonra inince yaklaşık 15 dakika yürürseniz ulaşırsınız.” 

“Peki ama benim nakit param yok. 

Gülümsedi çocuk. Tereddüt bile etmeden çekmeceyi açtı ve bana 5 dolar uzattı. 

Vay arkadaş! 

Ben Türkiye’de hep güzel insanlarla, yardımsever insanlarla karşılaşmaya alışkınım da dünyanın öbür ucunda da bulamazsın!

Bunlar ara bilgiler olsun biz gelelim 8’de 8’e!

İşte Sedona'yı benim gözümden daha ilginç kılan 8 bilgi…

İşte Sedona'yı benim gözümden daha ilginç kılan 8 bilgi…

1. Bir zamanlar denizin altındaymış.

Bugün hayranlıkla izlediğimiz o dev kırmızı kayalıklar, yaklaşık 300 milyon yıl önce deniz ve nehir tabanlarında biriken kumların zamanla taşlaşmasıyla oluşmuş. Yani bugün önünde fotoğraf çekildiğimiz manzara, doğanın milyonlarca yıl boyunca sabırla şekillendirdiği dev bir sanat eseri.

2. Kırmızı renginin sırrı aslında pas.

Sedona'nın simgesi hâline gelen o kızıl tonların sebebi, kayaların içindeki demir minerallerinin oksijenle buluşarak oksitlenmesindenmiş. Kulağa çok romantik gelmese de aslında doğa burada pası bir sanat eserine dönüştürmüş.

3. Dünyanın en çok konuşulan 'vortex' noktalarından biri.

Beni en çok ilgilendiren kısmı bu. Sedona denince ilk duyduğun kelime vortex enerji. Vortex, bazı kişilerin enerjinin yoğunlaştığını düşündüğü doğal alanlara verilen isim. Bilimsel olarak kanıtlanmış değil tabii ama Sedona’da o enerjiyi gerçekten her hücrende hissediyorsun. Ve tabii her yıl binlerce insan yalnızca bu deneyimi yaşamak için Sedona'ya gidiyormuş. Kimisi yoga-meditasyon yapıyor, kimisi saatlerce kayaların üzerinde oturuyor, kimisi ise sadece doğanın içinde yürüyerek bile kendini daha dingin hissettiğini söylüyor.

Belki de bunun nedeni gerçekten farklı bir enerji… Belki de insanın doğayla yeniden bağ kurması. 

4. Gece gökyüzü başlı başına bir gösteri.

Sedona, ışık kirliliğini azaltmaya yönelik uygulamaları sayesinde Amerika'nın en iyi yıldız gözlem noktalarından biri kabul edilmiş. Burada gökyüzüne baktığında Samanyolu'nu çıplak gözle görmek oldukça sıradan bir deneyim. Şehir hayatından sonra insanın başını kaldırıp gökyüzünü gerçekten görebilmesi bile başlı başına etkileyici değil mi ya?

5. Kovboy filmlerini seviyorsan tanıdık gelebilir.

Sedona'nın o Western havası boşuna değil. 1950'li ve 60'lı yıllarda çekilen pek çok kovboy filmi burada çekilmiş. Kasabada dolaşırken kendini zaman zaman eski bir Western filminin setindeymiş gibi hissediyordun. Ben açıkçası bunu çok sevdim. Gözüm Red Kit ve Daltonları aramadı değil hani. 

6. Yerli halklar için hâlâ kutsal.

Sedona ve çevresi, özellikle Yavapai ve Apache toplulukları için yüzyıllardır manevi öneme sahipmiş. Bugün yürüyüş yaptığımız pek çok bölge, geçmişte kutsal törenlerin gerçekleştirildiği alanlarmış. Belki de bu yüzden burada doğaya biraz daha saygıyla bakmaya başlıyorsun. Bu arada ben de Kızılderili soyundan bir çocukla tanıştım. Bana uzun uzun hikayelerini anlattı. (Bunu da başka bir yazıda paylaşacağım)

7. Gün batımı her akşam başka bir tablo çiziyor.

Sedona'nın kayaları gün boyunca renk değiştiriyor. Sabah daha yumuşak tonlarda görünen kayalar, gün batımına doğru turuncuya, kızıla ve mora yaklaşan renklerle bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Sedona'da en sevdiğim an hangisiydi diye sorarsan, hiç düşünmeden gün batımı derim. Gerçekten büyüleyiciydi. Kapadokya’dan bile…

8. Sedona sadece gezilecek bir yer değil.

Bugün Sedona; yoga merkezleri, meditasyon kampları, sanat atölyeleri, doğa yürüyüşleri ve iyi oluş merkezleriyle dünyanın en önemli wellness destinasyonlarından biri hâline gelmiş durumda. İnsanlar yalnızca kırmızı kayaları görmek için değil, biraz da kendi seslerini duyabilmek için geliyorlar. Ve sanırım tam da bu yüzden buradan dönenlerin valizinde sadece fotoğraflar değil, yeni sorular da oluyor.

Ben dönerken yanıma biraz kum ve birkaç taş aldım. Sonradan öğrendim ki aslında yasakmış. Şans eseri başım belaya girmeden taşıyabilmişim. :)

Ama Sedona'dan getirdiğim asıl şey ne kumdu ne de taş. Çocukken kovboy filmlerinde gördüğüm, dünyanın öbür ucu kadar uzak sandığım o kızıl kayalıkların bir gün gerçekten karşısında durabileceğimi öğrendim.

Meğer uzak diye bir yer yokmuş. 

Belki de hayaller böyle. Önce imkânsız görünürler, sonra bir gün kendini tam ortalarında bulursun. Başını kaldırır, etrafına bakar ve şaşkınlıkla izlersin. 

Sedona benim için tam olarak buydu. Bir çocukluk hayalinin, yıllar sonra gerçeğe dönüşmüş hâli. O zaman şimdi sıra sende. Dünyanın öbür ucunda sandığın hangi hayalinin peşinden gitmek istersin?

Instagram

Twitter

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam