Karanlık Odaları Masalsı Bir Dünyaya Dönüştüren Sanatçının 19 Çalışması
Galerimizde sergilediğimiz bu masalsı çizimlerin sahibi Bogi Fabian. Sanatçı, 1984 yılında Macaristan'da doğmuş ve küçük yaşlardan beri sanata olan ilgisini değişik yollarla göstermiş. Karanlık odaların duvarlarına yaptığı parlak çalışmalar da buna bir örnek. Bunun yanında tabloları ve seramik çalışmaları mevcut. Diğer eserlerini görmek ve daha detaylı bilgi almak için, sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Pentagon Eğitim İçin Asker Gönderecek
ABD Savunma Bakanlığı, ‘donat ve eğit” programı kapsamında Suriyeli muhalif güçleri eğitmek üzere, 400 Amerikan askerinin Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’a gönderileceğini açıkladı.Pentagon’dan yapılan açıklamada, güvenlik ve lojistik destek personeli de yollanacağı belirtildi. IŞİD’e karşı mücadele etmek için bahar başlarında başlaması beklenen ‘donat ve eğit’ programında bir yıl içinde 5000 Suriyeli muhalif eğitilecek. Ancak Pentagon’a göre, IŞİD’in ele geçirdiği bölgeleri geri alabilmek için en az 15.000 kişilik silahlı güce gereksinim var. İlk 5000 kişinin ‘donat ve eğit’ maliyeti 500 milyon dolara mal olacak. DHA
Oldukça Güçlü ve Çıplak Pozlar Vererek Bedenlerini Korkusuzca Sergileyen Feminist Kadınlar
Avustralyalı oyuncu Caitlin Stasey'in yeni projesi olan herself.com, kadınların bedenlerini korkusuzca kabul edebildikleri bir platform oluşturuyor. Feminist bir internet sitesi olan herself.com, her kadın bedeninin güzel olduğu fikrini temele alarak hiçbir ölçü gözetmeden kadınlara bedenlerini sevmeleri yönünde cesaret veriyor. Boyut, biçim, etnik köken, cinsel tercih veya toplumsal cinsiyet dayatmaları gözetmeden, her kadının bedenini sevmesi gerektiğinin altı çiziliyor.Not: Bu içerik çıplak fotoğraflar içermektedir.
Bakan Avcı: 'KPSS İddiaları İle İlgili Çalışmalar Başlatılıyor'
MİLLİ Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ana, ilk ve ortaokul öğrencilerine matematik ve fen alanlarında uygulamalı eğitimler veren İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Kampüsü'nde çalışmalar sürdüren İTÜ Bilim Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Avcı, açılışın ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.Bakan Avcı, 2010'da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavları’nda (KPSS) kopyaya ilişkin yürütülen soruşturmaya dair ÖSYM Başkanı Ali Demir'in 'Soruşturma, 2010 yılı KPSS ile sınırlı kalmayacak' yönündeki açıklamalarına ilişkin, 'Daha önce başlamış ve galiba üzeri kapatılmış bir yargı ve adli soruşturma söz konusu idi. Onunla ilgili adli soruşturma ve incelemeler zannediyorum belli aşamaya gelmiş olmalı ki, şimdi bununla ilgili bu çalışma başlatılıyor. Hayırlı olsun' dedi.'OKUL YÖNETİCİLERİMİZİ, OKUL GÜVENLİĞİ KONUSUNDA UYARIYORUZ'Bir gazetecinin, geçtiğimiz günlerde Arnavutköy'de bir ilkokulun yangın merdiveninden düşerek bir öğrencinin hayatını kaybettiği olayı hatırlatarak, 'Yangın merdiveninde korkuluğu olmayan o okula dün gittik ve değişen bir şey yok. Bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?' şeklindeki bir soruya Nabi Avcı, 'Bu konuda İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz gerekeni yapıyor. Çocuğumuza Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine baş sağlığı ve sabırlar diliyorum. Müteaddit defalar okullarımızı, okul yöneticilerimizi okul güvenliği konusunda uyarıyoruz. Zaman zaman merkezden, zaman zamanda illerden gönderilen müfettişler aracılığıyla denetimleri yapıyoruz. Ancak yine de bu tür üzücü olaylarla maalesef karşılaşıyoruz. Bunların olmaması için çok daha dikkatli, gayretli olmamız gerektiğini il, ilçe yöneticilerimize maarif müfettişlerimize, okul müdürlerimize bir kere daha hatırlatıyoruz' diye yanıt verdi.'PROJEDE HERHANGİ BİR AKSAKLIK SÖZ KONUSU DEĞİL'Bakan Avcı, eğitimdeki FATİH projesi ile ilgili bir soruyu da 'Önümüzde bu konu ile ilgili büyük bir ihale var. Biz FATİH projesini sadece çocuklarımıza tablet bilgisayar dağıtılan bir proje olarak görmüyoruz. Aynı zamanda Türkiye'de gerek donanım, gerekse de yazılım bakımından bilgisayar teknolojisinin ve sektörlerinin gelişmesine öncülük edecek bir büyük proje olarak görüyoruz. O yüzden başlattığımız ihale süreci de 10 milyon 600 bin tablet bilgisayar alımına ilişkin dünya çapında bir ihale sürecidir bu. Bu ihale sürecinin en önemli bileşenlerinden bir tanesi yerlilik oranıdır. Dolayısıyla bazı çekilmeler oldu. Komisyon toplantısında gecikmeler oldu. Ancak projede herhangi bir aksaklık söz konusu değil' şeklinde yanıtladı.Enver ALAS - Güven Usta/İSTANBUL, (DHA)
Filistin'de Savaş Suçlarına Soruşturma
Uluslararası Ceza Mahkemesi, Filistin’deki muhtemel savaş suçlarının incelenmesi amacıyla ön soruşturma başlattığını duyurdu. Ön soruşturma sonunda esas soruşturmaya gerek olup olmadığına karar verilecek.Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Filistin topraklarındaki muhtemel savaş suçlarıyla ilgili ön soruşturma açma kararı aldı.Ön soruşturma sonunda, savaş suçu iddialarıyla ilgili asıl soruşturmaya gerek olup olmadığına karar verilecek.Asıl soruşturmanın açılması halinde, Filistin ve İsrail tarafındaki şahıslarla ilgili savaş suçu iddialarıyla ilgili iddialar araştırılacak.BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin temelini oluşturan Roma Statüsü'nün Filistin için 1 Nisan'da yürürlüğe gireceğini açıklamıştı.ABD ve İsrail karara karşıABD ve İsrail yönetimleri ise bu karara tepki gösterdi.Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, düzenlediği basın açıklamasında, “ABD, Filistin’i egemen bir devlet olarak tanımıyor, öyle nitelendirilmesine inanmıyor. ABD, aynı zamanda UCM’ye katılmak için Roma Statüsü'ne katılmaya uygun olmadığına inanıyor” demişti.İsrail, Temmuz ayında Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarına başlamış ve 51 gün süren saldırılarda 2000’den fazla Filistinli hayatını kaybetmiş, Gazze yerle bir olmuştu.İsrail ordusu Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik saldırılarını sürdürüyor.Son olarak Filistin'de bakan statüsünde kabul edilen Yahudi Yerleşim Birimi ve Ayrım Duvarıyla Mücadele Komisyonu Başkanı Ebu Ayn, 10 Aralık'ta Ramallah'ın kuzeyindeki Turmusayye beldesinde, İsrail askerlerinin Yahudi yerleşim birimlerini protesto eden gruba müdahalesi sırasında hayatını kaybetmişti.‘İsrail sınırı aştı’Bu arada Filistin’i devlet olarak tanıyan ilk Avrupa ülkesi İsveç'in Dışişleri Bakanı Margot Wallstrom, Dagens Nyheter gazetesine verdiği mülakatta, “İsrail'in bizim hakkımızda ve diğer ülkelerin hakkında yaptığı açıklamalar kabul edilemez” dedi.İsrail’in kendilerine tepki verirken 'sınırı aştığını' söyleyen Wallstrom, İsrail’in ‘son derece agresif’ davrandığını ifade etti.Wallstrom, Filistin-İsrail arasında barış müzakerelerini desteklediğini, ancak İsrail’in barış müzakerelerini aksatan politikalarından vazgeçmesi gerektiğini dile getirdi.Wallstrom, “İsrail, gayrimeşru yerleşim faaliyetlerine ve Filistinli ailelerin evlerini yıkmaya devam ediyor. İsrail, bu işgal siyasetine devam ederse barış müzakerelerinin başarılı olması zor” dedi.Kaynak: Al Jazeera ve Reuters
Reklam
Gazeteci Sedef Kabaş İçin 5 Yıl Hapis İstemi
Gazeteci ve program yapımcısı Sedef Kabaş'ın Twitter paylaşımı nedeniyle, 'Tehdit' ve 'Terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerini hedef gösterme' suçundan 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapsi istendi.Sedef Kabaş'ın Twitter'dan paylaştığı 'Bu adamı asla unutmayın, 17 Aralık soruşturmasına takipsizlik kararı veren savcı' mesajı üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir aydır yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianameyi hazırlayan Savcı Vedat Yiğit, Kabaş hakkında 'tehdit' ve 'Terörle Mücadelede görev almış kamu görevlilerini hedef gösterme suçundan' 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı. Hazırlanan iddianame onay için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi.'HAKİM TWEETİMİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRDİ'30 Aralık 2014 tarihinde adli kontrole gerek duymadan serbest bırakılan Sedef Kabaş adliye çıkışı gazetecilere açıklama yapmıştı.Kabaş, 'Bu sabah 10.00 civarında evime 3 polis geldi. Ellerinde arama kararı olduğunu söylediler. Evimin aranacağını söylediler. İçeri girdiler ve genel bir arama yaptılar. Savcılığın emri üzerine arama kararı verilmiş. Ardından, kullanmış olduğum cep telefonum, bütün işimi yaptığım, bir anlamda bürom olan dizüstü bilgisayarıma, oğlumun daha çok çizgi film izlemek için kullandığım tabletime el koydular. İfademi aldılar, tutanak tuttular. Ardından savcılığa sevk edildim. Suçlama, 'Terörle mücadele yapan kişilere yönelik hedef göstermem.' Halbuki tam tersi, her zaman terörle mücadele edenleri alkışladım. Benim eleştirim, 17 Aralık soruşturması kapsamında yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet gibi suçlar konusunda ciddi şüphesi olan kişilerle ilgili gerekli soruşturma ve takip yapılmadan dosyanın kapatılmasına yönelik bir eleştiriden ibarettir. Tweetimde zaten vardır. Herkese açıktır. Savcıya verdiğim ifade sonrasında 'Tehdit' adıyla hakim karşısına sevk edildim. Değerli hakimimiz ifademi aldı ve ardından tweetimi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdi' demişti.Serpil Kırkkeser, DHA
Reklam
Dünya Nüfusu Bir Gecede 2 Katına Çıkarsa Ne Olur? Neler Yaşanır?
Aşağıdaki galeriyi hazırlarken ziyaret ettiğim; dünya genelindeki doğum ve ölüm sayılarını, saniye saniye bildiren http://www.breathingearth.net/ sitesindeki rakamlara göre gezegenimizin nüfusu: 16.01.2015 Saat 13:41 itibariyle, 7,267,134, 414 kişiydi. Sitede ziyaretçi olarak kaldığım 3 dakika içerisinde 696 doğum ve 265 ölüm gerçekleşti.Bir yıl içinde, New York nüfusunun on katı kadar bebek dünyaya geliyor. Bu hızla çoğalmaya devam edersek, zaten elli dokuz yıl sonra dünya nüfusu ikiye katlanacak. Yedi milyar insanın yükünü zor taşıyan dünyamız, bir gecede böyle bir şeyle karşılaşırsa ne olur?
HTC One M9 (Hima) 1 Mart'ta Duyurulacak
HTC, Mobile World Congress 2015 kapsamında duyuracağı yeni One modelinin duyuru tarihini belirledi. HTC'nin yeni amiral gemiz One M9 (Hima) 1 Mart tarihinde tanıtılacak.Her yıl bir başka yenilikle karşımıza çıkan HTC, bu yılda düzenleyeceği ikinci etkinliğinde, yeni amiral gemisi modeli One M9 (Hima)'u tanıtacak.Uzun süredir çok sayıda sızıntı ile karşımıza çıkan HTC'nin yeni amiral gemisi modelinin pek çok özelliği şimdiden biliniyor gibi görünüyor.Daha önceki sızıntılara göre kendisi dışında Ace ve Ultra adlı iki farklı sürümü de olacak yeni amiral gemisi One M9 (Hima), güçlü özellikler ile duyuralacak.
Reklam
2014 Yılında Türkiye'deki Erkek Şiddeti | İnfografik
bianet 2009’dan beri ulusal, yerel ve internet basınında yer alan erkek şiddeti, cinayet, cinayete teşebbüs, tecavüz, taciz ve yaralama vakalarını infografik olarak yayınladı. Aşağıdaki infografik 1 Ocak 2014 – 31 Aralık 2014 arasında gerçekleşmiş ve ulusal, yerel ve online basına yansımış olayları kapsıyor.
Cumhuriyet'in İki Köşe Yazarı İfadeye Çağrıldı
Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarları Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan, haklarında başlatılan soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldı.Başsavcılığı, 14 Ocak'ta köşelerinde Charlie Hebdo'nun Hz. Muhammed olduğu iddia edilen karikatürünü yayınladıkları gerekçesiyle iki köşe yazarı hakkında dün soruşturma başlatmıştı.TCK'nın 216. 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' maddesi gereğince resen başlatılan soruşturma kapsamında iki köşe yazarı, Basın Suçları Savcılığı tarafından ifadeye çağrıldı. İki yazarın önümüzdeki günlerde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na gelerek ifade vermesi bekleniyor.Soruşturmayı yürüten ve bugün iki köşe yazarını ifadeye çağıran Basın Suçları Savcısı Vedat Yiğit dünkü HSYK kararnamesiyle İstanbul Başsavcıvekilliği görevine atanmıştı.DHA
İnternette 1 Dakika İçinde Neler Oluyor?
Sadece 1 dakikada internette neler olduğunu biliyor musunuz? Facebook'tan Twitter'a, Apple'dan Amazon'a işte internette 1 dakika içinde olan bitenler...İçinde bulunduğumuz dijital çağ, yaşadığımız her saniyeyi çok daha önemli bir hale getirdi. Sosyal medya platformları ve mobil teknolojilerin de iletişimi her geçen gün kolaylaştırması, kişilerin bilgiye çok kısa sürede ulaşmasını sağladı. Her saniyenin artık önemli olduğu günümüzde internet ortamında yaşanan gelişmeler de her geçen yıl katlanarak büyümeye devam etti.TechSpartan tarafından hazırlanan bir infografik de tam olarak bu konuya değiniyor. 2013 ve 2014 yıllarının kıyaslandığı infografikte internet üzerinde 1 dakika içinde neler yaşandığı belirtiliyor.1 dakika içinde; kaç kişi Facebook'a giriş yapıyor, Twitter'da kaç tweet atılıyor, Vine'a kaç video yükleniyor, Google'da ne kadar arama yapılıyor, App Store'da kaç uygulama indiriliyor gibi soruların cevaplarını aşağıdan inceleyebilirsiniz. İşte 2013 ve 2014 yılı karşılaştırması...
Reklam
"Yabancı Kuralı Dört Yıl Geçerli"
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, yeni yabancı kuralının dört yıl boyunca geçerli olacağını söyledi.Türkiye Süper Lig Profesyonel Futbol Kulüpleri Vakfı Toplantısı, Antalya'da Belek turizm bölgesindeki bir otelde düzenlendi.Göksel Gümüşdağ başkanlığındaki Kulüpler Birliği'nin toplantısına, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören de katıldı.Toplantının ardından bir açıklama yapan Demirören, 'Yabancı oyuncu kuralı tüm kulüpler tarafından oybirliğiyle kabul edildi. Bu kural dört yıl boyunca geçerli olacak' dedi.Süper Lig'deki kulüplerin başkan veya yöneticilerinin yer aldığı toplantıya Fenerbahçe, Trabzonspor, Gaziantepspor ve Balıkesirspor kulüpleri mazeret bildirerek temsilci göndermedi.Yeni kural ne getiriyor?Yeni yabancı kuralına göre takımlar bir sezonda 28 oyuncu ile sözleşme imzalayabilecek. Bunların 14'ü yerli, 14'ü yabancı olacak. 14 yabancının 11'i aynı anda sahada olabilecek. 14 yerli oyuncunun ikisi altyapıdan (21 yaş altı), dördü Türkiye'de yetişmiş olmalı. İlk 18'de 7 yerli oyuncu zorunluluğu var. İlk 18'deki kalecilerden birinin de yerli olması gerekiyor.Başka bir milli takım forması giyen Türk kökenli oyuncular yabancı sayılacak. Bu kural, Erkan Zengin ve Veli Kavlak gibi sözleşmesi devam eden oyuncuları etkilemeyecek. Yaz döneminden itibarenki transferler için geçerli olacak.DHA
'13 Yıllık AKP İktidarı 90 Yıllık Cumhuriyet'in Uyku Molasıdır'
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıkladığı kamuda şeffaflık paketini, içinde maske, dolarlar, ayakkabı kutuları, saat ve pinokyo gibi malzemelerin bulunduğu bir şeffaf kutuyu açarak eleştirdi. Paketin komedi olduğunu öne süren Vural, dört bakanla ilgili Yüce Divan oylamasında şeffaf olarak oy kullanılması çağrısı yaptı. Vural, '600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık reklam arasının sona erdiği' açıklaması yapan AK Partili Tülay Babuşçu'ya ise '13 yıllık AKP iktidarı 90 yıllık Cumhuriyet'in uyku molasıdır' sözleriyle yanıt verdi.MHP İzmir İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenleyen Oktay Vural, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kamuda şeffaflık paketi olmak üzere yaptığı son açıklamalar ve AK Parti Balıkesir milletvekili Tülay Babuşçu'nun '600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi' sözlerini eleştirdi. Vural, şeffalık paketini açıklayan boğazına kadar yolsuzluğa batmış, basına, twitter, facebook'a karartma uygulayan AKP hükümeti olunca bir 'Zaytung' haberi sandığını söyledi. Bundan daha komik bir açılım olamayacağını savunan Vural şöyle konuştu:'Yandaşlar için ihale havuzu koyun, rüşvetçiye, şartlatana hayırsever deyin, sonra şeffalık paketi açıklayın. Bunu yılın şakası ilan ediyorum. Davutoğlu'nun böyle esprili birisi olduğunu bilmiyorum. Yolsuzlukla mücadele için şeffaflık paketi açıklamış. Bu bir komedi.'KUTUNUN ÜZERİNDEKİ ÖRTÜYÜ AÇTIVural, masaya koyduğu üzeri örtüyle kapalı kutunun üzerindeki örtüyü açtı. İçinden Davutoğlu'nun açıkladığı şeffalık paketine yönelik eleştiri için hazırlanmış bir şeffaf kutu çıktı. Kutunun içinde ayakkabı kutusu, dolarlar, maske, pinokyo, Cumhurbaşkanlığı sarayını sembolize eden bir mini oyuncak saray olduğu görüldü.Şeffaflık paketinde en ilginç maddenin yolsuzlukla ilgili ihbarda bulunan kamu görevlilerinin ödüllendirilmesi olduğunu belirten Oktay Vural sözlerini şöyle sürdürdü:'17- 25 Aralık operasyonlarında görev yapan polis ve yargıdakilerin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Bunlar yolsuzluğu bulanı perişan edecekler. Yargıya her türlü baskıyı yaptıran, takipsizlik kararı verdirten, haberleri sansürleyen, yayın yasağı koyduran, dört bakanla ilgili delil ve şüphe bulunamadığı gerekçesiyle komisyonda aklayan AKP, dalga geçer gibi bir de ihbarda bulunanı ödüllendireceğini söylüyor. Davutoğlu'na soruyorum: Ayakkabı kutuları, çikolata kutuları, kasalar, saatleri ihbar eden, soruşturan emniyet mensiplarını ödüllendirdin mi, cezalandırdın mı? Altın kaçakçılığıyla ilgili tahkikat yapaları, yolsuzluk soruşturmasını yürüten savcıları ödüllendirdin mi, cezalandırdın mı? Ödüllendirme gerçek anlamda uygulansa, kamuda çalışan memurlar 13 yıllık AKP döneminin yolsuzluklarını bildirseler ihya olurlar.''17- 25 ARALIK'I İHBAR EDİYORUM'Bunun bir uyutma paketi olduğunu öne süren Oktay Vural, Başsakan Ahmet Davutoğlu'na şöyle seslendi:'Ben ihbar ediyorum, ödül de senin olsun. 17- 25 Aralık'ta rüşvet ve yolsuzluk yapılmıştır. Yolsuzlukla mücadele kararlıysanız eğer, dört bakanla ilgili delilleri karartmayın. TBMM'de yapılacak oylamada yüreğiniz yetiyorsa yüce divana gönderin, kimin yolsuzluk yaptığı, kimin rüşvet aldığı ortaya çıksın.Oktay Vural, TBMM'de oylamada kendisinin şeffaf olarak dört bakanın yüce divana gönderilmesi için oy kullanacağını belirterek, Başbakan Davutoğlu'na 'Hodri Meydan. Sen de oyunu şeffaf kullan. Kapalı kapılar ardında milletvekillerini ikna için çalışmayın' dedi.'ESNAF PAKETİ, ESNAFI BORÇLANDIRACAK'Davutoğlu'nun esnafa müjde paketi diye esnafın Alışveriş Merkezleri'ne (AVM) taşınması, dörtte bir kira ödemeleri ve kredi verilmesi konusuyla ilgili de sert ifadelerle eleştiride bulunan Vural şöyle konuştu:'Esnaf zaten kirasını ödeyemiyor. Vatandaşın alım gücü yok. Bir de borçlandırılacaklar. Esnaf bağkurunu, sigorta pirimini ödeyemiyor. Davutoğlu 'Seni yine borçlandıracağım' diye müjde veriyor. Sen önce esnafa borcunu ödeylebilecek ortam olmuştur. İşsizlik artıyor. Başbakan hayal satıyor. Mesele borçlandırma değil vatandaşın gelirini arttırmaktır.'TIR'LARIN İÇİNDEKİLERİ MİLLET MERAK EDİYOROktay Vural, Adana'da durdurulan TIR'ların içinde ne olduğunu milletin merak ettiğini, öğrenmek istediğini belirterek, TIR'larla ilgili tutanağı gösterdi. Niye bu konuda yayın yasağı getirildiğini soran Vural, 'Uçaksavar mermisi, top mermisi. Bunlar kime gidiyordu? Bir yerden bir yere götürülmesi hukuki midir? MİT'in top ve uçaksavar mermisiyle ne işi var? Utanmadan sıkılmadan bir de insani yardım diyorlar. Bunlar Türkmenlere gittiyse niye Türkmenler öldürülüyor? Ellerinde ne var? Görülüyor ki Türkiye İsrail adına vekaleten bir savaşı yürütmek üzere bunları yapmaktadır' dedi.13 YILLIK AKP DÖNEMİ 90 YILLIK CUMHURİYET'İN UYKU MOLASIDIROktay Vural, AK Parti Balıkesir Mellitvekili Tülay Babuşçu'nun, sosyal paylaşım sitesinde '600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık rekam arası sona erdi' sözlerini de şu sözlerle eleştirdi:'Bu coğrafyada varlığımıza, bağımsızlığımıza kastedenlere karşı yürüttüğümüz mücadeyi yoksayan bir zihniyet, Cumhuriyet dönemini 90 yıllık bir reklam arası olarak göstermektedir. Bir milletvekili der mi PKK'ya 'Ana dilde eğitim için, demokratik özerlik için kan dökmeye gerek yok, veririz. Kan dökecekseniz bağımsız Kürdistan için dök, meşrudur' diyor. Diğeri Cumhuriyeti 90 yıllık reklam arası göstermek suretiyle Çanakkale'yi, Sivas Kongresini, Milli Mücadele'yi yok sayıyor. Bu zihniyet Cumhuriyet'i yok sayıyor. İşte AKP'yi temsil eden zihniyet budur. Mili mücadele, T.C. Devleti, Osmanlı'nın devamıdır. Verdiğimiz mücaedele Sevr'e karşı mücadelidir. Mukaddes bir mücadeledir. Bu mücadeleyi bilmeyen, Cumhuriyetimizi emparyalistlere karşı kurduğumuzu bilmeyen zihniyet, ne hazindir ki 90 yıllık Cumhuriyet'e reklam arası diylebilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşu ve mücademiz binlerce yıllık Türk tarihinin altın sayfalarından biridir. İzmir marşında söylediği gibi biz bunları mücevher taşa yazdık. Bu kimseler milletin egemenliğini temsil edemeyecek kadar cehalet dolu insanlardır. 13 yıllık AKP iktidarı, Osmanlı döneminin de, 90 yıllık Cumhuriyet döneminin de ancak bir uyku molasıdır. 7 Haziran'da bu uykudan uyanılacak.' Utku Bolulu, DHA
Reklam
300 Bin Kişinin İçme Suyu Kaynağına Taş Ocağı
Rize Valiliği, taş ocağıyla ilgili 130 sayfalık proje tanıtım dosyasını tatil günlerinde incelemiş, ilk mesai gününde de ‘ÇED Gerekli Değildir Kararı’ vermiş!Yıllardır HES projelerine karşı mücadele eden ve 2 ayrı ‘iptal kararı’ alan Rize’nin Küçükçayır köylüleri, 3. HES projesi için de yargı süreci başlatırken; bu kez de aynı bölgede taşocağı izni verildi. Rize Valiliği 300 bin kişinin içme suyu ihtiyacını karşılayan Andon bölgesindeki taş ocağı için 'ÇED Gerekli Değildir' kararı verdi. Köylüler tepkili. Valiliğin bölgedeki projeler için başta yargı kararlarını görmezden gelerek yasa ve yönetmeliklere aykırı bir şekilde kararlar verdiğine dikkat çeken Derelerin Kardeşliği Platformu Sözcüsü Ömer Şan ise, Rize Valiliğinin bir an önce bu kararı düzeltmesi gerektiği çağrısında bulundu.300 BİN KİŞİNİN İÇME SUYU KAYNAĞINA 3 HES 2 TAŞ OCAĞIRize Valiliği, Rize kent merkezi dahil 9 ilçe belediyesi ile 26 köyün ve yaklaşık 300 bin nüfusun içme suyunun sağlandığı Salarha Vadisi’ni İkizdere’nin Çağırankaya Yaylası ile birleştiren Andon bölgesindeki taşocağı için ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verdi. Aynı zamanda, eski adıyla Andon olarak bilinen Küçükçayır Köyü sınırları içerisinde bulunan ve Rize Belediyesi tarafından işletilen Andon İçme Suyu Tesislerinin de bulunduğu bölgede, 3 ayrı HES projesinin yanında bir de yine Rize Belediyesi tarafından işletilmesi planlanan başka bir taşocağı daha bulunuyor.MAHKEME HAVZA PLANLAMASI YAPILMADAN PROJE OLMAZ DEDİKüçükçayır Köyü sakinlerinden, kamuoyunda ‘Yurttaş Kazım’ olarak tanınan ve HES’lere karşı ineğini satıp banka kredisi kullanan 70 yaşındaki Kazım Delal ve arkadaşlarının açtığı davalar sonrasında, Rize İdare Mahkemesi 2 ayrı iptal kararı vermişti. Rize İdare Mahkemesi, Delal ve arkadaşlarının açtığı ilk davada, Bakanlığın Ambarlık HES projesi için vermiş olduğu ‘ÇED Gerekli Değil’ kararının yürütmesini durdurmuş ve ardından iptal etmişti. Mahkeme, aynı HES projesi için vermiş olduğu ‘ÇED Olumlu Raporu’ için de açılan davada bu kez ÇED Raporunu iptal etmiş ve bölgede ‘Havza planlaması yapılmadan herhangi bir proje geliştirilemeyeceği’ yönünde karar vermişti.BAKANLIĞIN İÇME SUYU KAYNAĞINA YIKIM PROJESİ İNADIBütün bu yargı kararları ve köylülerin mücadelesine karşın Bakanlık bu kez, içme suyu tesislerinden daha yukarıda, Göl HES adı altında projelendirilen başka bir HES projesi için ÇED süresi başlattı ve ‘ÇED Olumlu Raporu’ verdi. Köylüler, bu kez de köy muhtarlığının öncülüğünde bu proje için de Rize İdare Mahkemesine gitti. Mahkeme, Bakanlığın verdiği ÇED raporunun yürütmesini durdurarak, bölgede bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi.
Galatasaray, Veysel Sarı'yı Borsaya Bildirdi
Galatasaray Spor Kulübü, Veysel Sarı'nın Kasımpaşa'ya transferiyle ilgili KAP'a açıklama yaptı.Galatasaray Kulübü'nden Kamuyu Aydınlatma Platformu'na gönderdiği bildirim şu şekilde;' Profesyonel futbolcumuz Veysel Sarı'nın Kasımpaşa Sportif Faaliyetler AŞ'ye transferi konusunda resmi görüşmelere başlanmıştır.'
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Gazeteciler tutuklanır, “Dünyanın en özgür medyası bizde” diye konuşulur.Kitaplar toplatılır, “Bazı kitaplar bombadan daha tehlikelidir” diye açıklama yapılır.Gazete taşıyan kamyonlar polis tarafından çevrilir, “İfade özgürlüğü ile ilgisi yok” denir.Allah aşkına iktidarın ifade özgürlüğünden anladığı nedir?İfade özgürlüğü yalnızca hoşunuza giden şeylerin yazılması mıdır?Basın ve ifade özgürlüğü yalnızca propaganda yapılması mıdır?Uçak dolusu gazeteciye yazdırılan sözler midir?
Dink Ailesi Avukatı Bakırcıoğlu: 'Üst Düzey Görevliler de Tutuklanmalı'
Hrant Dink cinayetinin üzerinden sekiz yıl geçti. Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘karanlık dehlizlerde kaybolmayacak’ dediği cinayet davası hâlâ adliye koridorlarında. Cinayette adı geçen kamu görevlileriyle ilgili olarak, 2010’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen yıllarca hiçbir işlem yapılmadı. Hükümetle Gülen Cemaati arasındaki ittifakın dağılmasının ardından ise soruşturma savcısı değişti ve kamu görevlileri ifadeye çağrılmaya başlandı. Dink cinayeti soruşturması, tarafların birbirine sorumluluk atmaya çalıştığı bir savaş alanına dönüşmüş durumda. Bugünlerde ise ilk kez, kamu görevlileri, cinayetle ilgili olarak tutuklanmaya başlandı. Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu, AGOS gazetesinden Uygar Gültekin'e süreci ve son gelişmeleri değerlendirdi.Cinayetin üzerinden sekiz yıl geçti. Bu davada temel taşlar neler?Olan biteni kısaca özetlemek bile her şeyi ortaya koymaya yeter. Olaylar, Agos’ta, 6 Şubat 2004’de Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olduğunu iddia eden bir haberin Hrant Dink imzasıyla yayımlanmasıyla başlıyor. Bu haberin Hürriyet tarafından 21 Şubat 2004 tarihinde manşete taşınarak haber yapılmasına değin herhangi bir yankısı olmamıştı. Haberin Hürriyet’te yayımlanmasının ertesi günü, 22 Şubat 2004 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinde bir basın açıklaması yayımladı ve Hrant Dink hedef gösterilerek “Ulusal birlik ve beraberliğimizin en güçlü olması gereken bu dönemde, milli birlik ve beraberliğimize ve milli değerlerimize yönelik bu tip yayımların ne amaçla yapıldığı, Türk toplumunun büyük bir kesimince artık anlaşılmakta ve endişe ile izlenmektedir” denildi.Bu açıklamanın bir gün sonrası, yani 23 Şubat 2004 tarihinde Hrant Dink İstanbul Valiliği’nde görüşmeye çağrıldı. 24 Şubat’ta Vali yardımcısının yanında iki MİT görevlisinin de olduğu bir görüşme gerçekleşti. 25 Şubat’ta Dink hakkında suç duyurusunda bulunuldu ve 26 Şubat 2004 tarihinde de Agos önünde eylem yapıldı. Bu tarihten sonra da basın yayın organlarında Hrant Dink aleyhine çok sayıda haber ve yorum yapıldı. 16 Nisan 2005 tarihinde Hrant Dink hakkında ‘Türklüğü Neşren Tahkir ve tezyif’ suçlaması ile dava açıldı.Yargılamada, bilirkişilerin ‘Türklüğe hakaret bulunmamaktadır’ raporuna ve Yargıtay Başsavcılığı’nın itirazına rağmen mahkumiyet kararı Yargıtay tarafından onandı. Bu karar sonrası da Hrant Dink’e yönelik tehdit atmosferi büyüyerek sürmeye devam etti, yeni davalar açıldı. Duruşmalar sırasında adliye önünde eylemler yapıldı, saldırı girişimleri yaşandı. Bu gelişmeler İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve Valilik görevliler başta olmak üzere devletin istihbaratından ve güvenliğinden sorumlu olan tüm kurum görevlilerinin de bilgisi dahilindeydi.Kamu görevlileriyle ilgili soruşturmanın Hükümet ile Cemaat arasındaki kavgadan dolayı başladığı yönünde bir algı var. Ancak hukuken verilmiş önemli kararlar da var. Kamu görevlilerini adliyeye getiren hukuki süreç nasıl gelişti?2007 ve 2008 yıllarında Kamu görevlileri hakkında Hrant Dink cinayeti nedeni ile yapılan incelemeler sonucu soruşturma izni verilmesi ve dava açılmasını gerektiren çok sayıda olgu ve delil bulunmasına rağmen bir kısım kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verilmedi. soruşturma izni vermesine rağmen, Bölge İdare Mahkemesi tarafından bu izin de kaldırıldı. Bu kararlar aleyhine İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvurduk. AİHM 2010 yılı Eylül ayında Hrant Dink’e yönelik tehdidin ‘açık ve yakın bir tehdit’ olduğunu, kamu görevlilerinin Hrant Dink’e yönelik açık ve yakın tehdidi bildiklerini veya bilebilecek durumda olduklarını, buna rağmen Devlet kurumlarının Hrant Dink cinayetini önlemediklerini karara bağladı. Bu karar yargı mercileri yönünden bağlayıcı bir karar olduğundan ilgili mahkeme bu görevlilerin AİHM kararındaki tespitler dikkate alınarak soruşturulmaları gerektiğini kararlaştırdı. Akabinde yine AİHM kararı dikkate alınarak Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu tarafından 2014 yılı Temmuz ayında Trabzon İl Jandarma ve Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin soruşturulmaları gerektiği kararı verildi.İstihbarat birimleri arasındaki yazışmaların da ortaya koyduğu üzere Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri de Hrant Dink’e yönelik tehditlerden ve öldürüleceğine ilişkin tasarıdan haberdardı. Dolayısı ile tüm bu bilgi ve kararlar bizi sözünü ettiğimiz kamu kurum görevlilerinin Hrant Dink cinayetinde bütünsel bir sorumluluğa sahip oldukları sonucuna götürüyor.Kamu görevlileriyle ilgili devam eden soruşturmada ilk kez tutuklama kararı çıktı. Tutuklama kararı dava sürecinde ne kadar önemli?‘Kasten öldürmenin hareketsiz kalınarak işlenmesi’ suçunu düzenleyen TCK madde 83, failin 25 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngörmekte. İstenen cezanın üst sınırı ve Hrant Dink cinayetinin yarattığı toplumsal ve siyasal sonuçlar dikkate alındığında tutuklama tedbirine başvurulması gerekmekteydi ve bu gereklilik kamu görevlilerine yönelik ilk kez uygulandı. Bu tedbirin Dink cinayetinde sorumluluğu olan ve cinayeti engelleme konumunda bulunan üst düzey görevliler hakkında da uygulanması gerektiğinde ısrarcıyız.Trabzon Emniyet ve Jandarma görevlileri cinayetin tetikçilerine yönelik operasyon yapmadı. Hrant Dink ise İstanbul’da öldürüldü. İstanbul Emniyeti’nin sorumluluğu olduğunu beyan ettiniz, bu sorumlulukların neler olduğunu açıklayabilir misiniz?Hrant Dink İstanbul’da yaşamaktaydı. Evi ve Agos gazetesi bu şehirdeydi. Gündüz vakti İstanbul şehrinin en kalabalık caddelerinden birinde vuruldu. Cinayete giden süreçte, az önce bahsettiğimiz birçok gelişme İstanbul’da yaşandı. Bunlara ilaveten, İstanbul Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan 2006 yılı Ekim ayında Ermenilere ve Ermeni kurumlarına yönelik tedbir alınması talebinde bulunmuştu. Hrant Dink’in kendisi, Agos yazarı Sarkis Seropyan ve oğlu Arat Dink’e yönelik ölüm tehdidi nedeni ile Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunmuştu… Ve Hrant Dink, öldürülmeden bir hafta önce yayınladığı ‘Neden Hedef Seçildim’ adlı yazısında da 2004 yılından itibaren yaşadıklarını anlattıktan sonra ‘Ve işte yine uçurumun kıyısındaydım. Peşimde tekrar birileri vardı. Onları seziyordum. Ve onların Kerinçsiz ekibiyle sınırlı ve salt onlardan oluşacak denli sıradan ve görünür olmadıklarını çok iyi biliyordum’ demişti.Koruma Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre ve tüm bu gelişmeler dikkate alındığında, MİT ve İstanbul İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler başta olmak üzere yetkililerin, Hrant Dink’e yönelik koruma tedbiri alması yükümlüğünün bulunduğu ve bu yükümlüğün yerine getirilmediği açıkça ortada.Trabzon Emniyeti’ndeki kamu görevlileri bu konuda gerekli istihbaratın, hem Emniyet Genel Müdürlüğü hem de İstanbul’a verildiğini söylüyorlar. Hangi aşamada operasyon yapma sorumluluğu başlar?Yasin Hayal tarafından Hrant Dink’e yönelik eylem yapılacağı bilgisi edinildiği andan itibaren Yasin Hayal ve üyesi olduğu örgüte yönelik yoğun bir fiziki takip başlatılmalı, cinayet tasarısı Savcılığa bildirilmeli, ilişkileri belirlenmeli ve gecikmeksizin Yasin Hayal ve örgütüne yönelik operasyon yapılmalıydı.Trabzon’da Jandarma görevlileri hakkında devam eden bir dava var. Jandarma personeline Emniyet görevlilerine nazaran daha erken dava açıldı. Bu bir gelişme sağladı mı?Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nın üst düzey komutanları Ali Öz, Metin Yıldız ve diğerleri, bilebildiğimiz kadarı ile en geç 2006 yılı Temmuz ayında Yasin Hayal’in Hrant Dink’i öldürmeyi tasarladığını ve bu cinayeti işleme kararlığında olduğunu, İstanbul’a geldiğini, Agos ile Hrant Dink’in evinin çevresinde ve bu iki mekan arasındaki yol güzergahında keşifler yaptığını, krokiler hazırladığını, silah temin etmeye çalıştığını biliyordu. Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri tarafından 20 Ocak 2007 tarihinde saat 21:30’da hazırlanan evrakta cinayetin el yapımı bir silah ile işlendiği bilgisine de yer verilmişti. Oysa ki Ogün Samast, Samsun otogarında saat 23:00 sıralarında yakandı ve cinayet silahı da o saat itibari ile ele geçirildi. Yani Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlileri henüz cinayet silahı ele geçirilmeden silahın niteliği konusunda bilgi sahibiydiler. Tüm bu bilgilere rağmen Trabzon İl Jandarma görevlileri hakkında açılan dava, ısrarlı bir şekilde ‘görevi ihmal’ suçlaması ile yürütüldü ve sanıklar bu maddeden ceza aldı. Mahkeme kararını, sanıkların fiillerinin TCK m. 83 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile temyiz ettik, dosya halen Yargıtay’da. Trabzon İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin cinayetteki sorumluluğu görevi ihmal veya kötüye kullanma kapsamında kaldığı müddetçe bu yargılamanın erken başlamış olmasının bir değeri olmayacak.Özellikle cemaatçi olarak tanımlanan polisler, soruşturma aşamasında öne çıkartılıyorlar. Cinayete cemaatin bir eylemiymiş gibi gösteriliyor. Bu soruşturmanın sadece cemaatçi olarak adlandırılan polislerin yargılandığı bir davaya dönüşmesi nasıl bir tablo ortaya çıkarır?Soruşturmaya dahil edilen ve edilmesi gereken kamu görevlilerinin sorumluluğunu tartışmaya açtığımızda şu soruları bizim ve kamuoyunun sorması gerektiğinden hareket etmekteyiz. Öncelikle sözü edilen görevlilerin; hangi görevde oldukları, hangi bilgilere sahibi oldukları veya olmaları gerektiği, görevlerinin gereğinin ne olduğu, adım adım yaklaşan bir cinayeti önleme konusunda ne tür yetki ve tasarruflara sahip bulundukları ve hangi tutumu sergilemedikleri için Dink cinayetinin işlendiği bizim açımızdan öncelikli ve hayati sorulardır.Bu soruların yanıtı bize sorumluların kimler olduğunu göstermiştir ve gösterecektir. Tekrarla; Dink cinayeti bir mutabakat cinayetidir. Bütünsel sorumluluğun bulunduğu bir cinayettir. Düzenlenecek iddianame bütünsel sorumluluğu içerecek şekilde düzenlenmelidir. Bir grup, kesim veya salt bir kurum görevlilerini içerecek şekilde düzenlenecek iddianame eksik ve hatalı olacaktır.Öncelikle sözü edilen görevlilerin; hangi görevde oldukları, hangi bilgilere sahibi oldukları veya olmaları gerektiği, görevlerinin gereğinin ne olduğu, adım adım yaklaşan bir cinayeti önleme konusunda ne tür yetki ve tasarruflara sahip bulundukları ve hangi tutumu sergilemedikleri için Dink cinayetinin işlendiği bizim açımızdan öncelikli ve hayati sorulardır.Kamu görevlilerinin verdikleri ifadeleri nasıl değerlendiriyorsunuz. Nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?Kamu görevlilerinin ifadelerinin bir kısmı basın yayın organlarında yer buldu. Basın yayın organlarında yer almayan ve soruşturmanın sağlıklı yürümesi için açıklamayı doğru bulmadığımız birçok ifade de mevcut. Bu aşamada şunu çok açık şekilde beyan etmek isterim ki, alınan her ifadede açığa çıkan bilgiler kamu görevlilerinin Dink cinayetindeki sorumluluğunu yeniden ortaya koymakta.Dink cinayetinde kamu görevlilerinin sorumluluğuna dair çeşitli açıklamalar geliyor. Ramazan Akyürek, Sabri Uzun, Ali Fuat Yılmazer’in açıklamaları ve ifadeleri basında yer aldı. Bu kişilerin nasıl bir sorumluluk alanları var?Bu kişiler elbette Dink cinayetinin işlenmesinde ciddi sorumlulukları bulunan kişiler. Ancak sorumluluk bu kişiler ile sınırlı değil. Dink cinayetinde sorumluluğun birkaç kişi veya bir veya birkaç kurum üzerinden tartışılması doğru sonuç vermez. Soruşturulan kişiler kendi sorumluluk alanlarından bahsetmeyerek diğer kişi veya kurumların sorumluklarına vurgu yaparak savunma geliştiriyor. Müdahil taraf olarak Dink cinayetinde bütünsel sorumluluk bulunduğunu beyan ettik ve ısrarla bunu beyan edeceğiz ve etmeye devam edeceğiz. Bütünsel sorumluluğunu göz ardı eden ifade ve yaklaşımlar da izin vermeyeceğiz. Bu anlamda da soruşturma sonucu iddianamenin kimler hakkında ve hangi suçlama ile düzenlendiğini değerlendireceğiz ve tutum belirleyeceğiz.Kaynak: AGOS
Reklam