onedio
1912'den Günümüze Amerikan Filmlerinin Fragmanlarının Seyri
Steven Benedict paylaştığı videoda amerikan sinema tarihinin geçmişten günümüze fragmanlarının kısa özetlerini tek videoda toplamış. Sinemanın kökenlerinden, 1912'den başlayarak devam ettiği çalışmasında günümüzden de bir kaç film fragmanına yer vererek gelecek hakkında da bize açık yorum bırakmış...
Eğit-Donat Anlaşması Tamam
Suriyeli muhaliflerin eğit-donat programı için Türkiye ile ABD arasındaki müzakereler tamamlandı. Taraflar anlaşmaya varıldığını açıkladı.Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç'in müzakerelerin tamamlandığını ve yakın zamanda mutabakat metninin imzalanacağını açıklamasının ardından Washington'dan da benzer bir açıklama geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, 'Suriyeli muhalif grupların eğitilip donatılması konusunda Türkiye ile presnip anlaşmasına vardığımızı doğrulayabilirim' dedi. Psaki, 'Daha önce açıkladığımız gibi, Türkiye, ılımlı Suriyeli muhalif güçlerin eğitimi ve donatımına bölgesel ev sahipliği yapacak. Anlaşmayı yakında sonuçlandırıp imzalamayı planlıyoruz' diye konuştu.Haftalık olağan basın toplantısında soruları yanıtlayan Bilgiç, Özgür Suriye Ordusu'na (ÖSO) eğitim verilmesi için ABD ile süren müzakerelerin sona erdiğini belirterek, 'Yakın zamanda ÖSO'nun eğitilmesine ilişkin mutabakat metni imzalanacak' diye konuştu. Bilgiç, eğit-donat programının Mart ayında başlamasının öngörüldüğünü ifade etti.Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD’nin IŞİD ile mücadele kapsamında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’de üs kurmasıyla ilgili önemli soru işaretleri olduğunu, bunun ‘gerçekten bir askeri üs mü olacağının belirlenmesi gerektiğini’ söyledi.‘Peşmerge’ye askeri malzeme sağladık’Bilgiç, Türkiye’nin ABD’nin attığı adımlardan bağımsız olarak Peşmerge’ye yardım ettiğini belirtti:“IKBY'ye yönelik eğit-donat çerçevesinde, dün itibariyle Peşmerge'ye bir miktar askeri malzeme sağladık. Bu, şu ana kadar sağlanan yardımın ikinci grubu oluyor. Bu yardımlar askeri savaş malzemesi değil. Dürbün, kamuflaj, çadır gibi lojistik malzemeler içeriyor.'‘Türkiye’yi suçlamak için gerekçe oluşturma çabası’Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, 16 Şubat’ta Türkiye-Ermenistan arasında 2009'da imzalanan ve ilişkilerin normalleşmesini öngören Zürih Protokolleri’ni Ermenistan Parlamentosu'ndan geri çekmişti. Bu konu hakkındaki soruları yanıtlayan Bilgiç, Türkiye'nin protokollerin temel hedefi olan bölgesel normalleşme sürecine bağlılığını sürdüreceği yanıtını verdi. Protokollerin onaylanmasının sadece ikili ilişkilerin değil, Kafkasya'da da kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışın sağlanması için önemli olduğunu söyledi:'Ermenistan'ın bu yaklaşımını doğru bulmuyoruz, yanlış ve talihsiz bir adım. Ermenistan'ın kararı, baştan beri protokoller konusundaki tutarsız ve samimiyetsiz tutumunun bir göstergesidir. Bu karar, 1915 olaylarının yüzüncü yıl dönümüne giden bu süreçte, Türkiye'yi suçlamak için yeni bir gerekçe oluşturma çabası olarak da değerlendirmek mümkün.''72 saat sonra tepki verilmesini garipsedik'Bilgiç, ABD'de üç Müslüman gencin öldürülmesi konusunda ABD yetkililerinin sesiz kaldığı yönündeki eleştiriler hatırlatılınca, son zamanlarda Batı'da ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobinin artmaya başladığını belirtti.Bu tür saldırılar olduğunda ‘bir an evvel’ tepki verilmesi gerektiğini vurgulayan Bilgiç, “Cumhurbaşkanı Erdoğan bu noktada, haklı biçimde, ABD'li yöneticilerin neden sessiz kaldıklarını sorguladı” diye konuştu. ABD Başkanı Barack Obama'nın, Erdoğan'ın tepkisinden 72 saat sonra açıklama yaptığını anımsatan Bilgiç, şunları söyledi:'Psaki'nin bu konudaki sözlerini okudum. Sayın Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği husus, hepimizin ortak vicdanının sorduğu bir soruydu. Benzer saldırılara, özellikle Müslümanlar dışında başka bir gruba yapıldığında hemen tepki verildiğini görüyoruz. 72 saat sonra tepki verilmesini garipsedik. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadelerini sorgulamak yerine, bu tarz olaylara daha samimi ve hızlı tepkiler verilmesi, bu tür tartışmaların doğal olarak önüne geçer. Bir an evvel tepki vermek, bu tür saldırılarda asıl yapılması gereken şeydir.'Kaynak: Anadolu Ajansı
Başbakan Davutoğlu: 'Hükümete Kimse Ev Ödevi Veremez'
Başbakan Davutoğlu, 'Hükümete kimse ev ödevi veremez. Kamu düzeni hepimizin ihtiyaç hissettiği bir husustur' dedi.İSLAMABADBaşbakan Ahmet Davutoğlu, 'Hükümete kimse ev ödevi veremez. Kamu düzeni hepimizin ihtiyaç hissettiği bir husustur. Kamu düzeni söz konusuysa Selahattin Demirtaş da TBMM'de görev yürüten bir milletvekili. TBMM'de bir partinin grup başkanı olarak hukuk kuralları içinde davranması lazım' dedi.Davutoğlu, Refah Üniversitesi tarafından Serena Otel'de düzenlenen konferansın ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Pakistan'da büyük bir misafirperverlikle karşılandıklarını aktaran Davutoğlu, mevkidaşı Navaz Şerif ile baş başa görüşmelerinde, ikili ilişkilerin dışında bölgesel gelişmeleri de ele aldıklarını bildirdi.Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi toplantısında, konseyin daha da güçlendirilmesi için takip mekanizmaları ve teknik çalışma ekipleri kurulması konusunda mutabakata vardıklarını bildiren Başbakan Davutoğlu, önemli bazı kararlar da aldıklarını, bunların başında serbest ticaret anlaşmasının biran önce imzalanması için ekonomi bakanlarının çalışmaları yönünde mutabakatın bulunduğunu aktardı.Davutoğlu, 'Türkiye ile Pakistan arasındaki ticarette son dönemde düşüş görülüyordu. Bunda küresel ekonomideki daralma ve Pakistan'ın ekonomisindeki gelişmeler başta olmak üzere birçok faktör vardı. Serbest Ticaret Anlaşmasını imzalamamız durumunda kısa sürede önce 3 milyara, sonra 5 milyara, kademeli olarak da 10 milyara kadar çıkan bir dış ticaret hacmi öngörüyoruz' dedi.Başbakan Davutoğlu, ulaştırma alanında işbirliği çerçevesinde hızlı tren ve lokomotif yapımı konusunda Pakistan ile ortak girişimlerde bulunma konusunda perspektif olduğunu, ayrıca hava uçuşlarının frekanslarının arttırılması konusunda prensipte pozitif bir yaklaşım bulunduğunu bildirdi.Davutoğlu, Pakistan'a Türk yatırımlarının artması konusunda ortak çaba gösterilmesinin söz konusu olduğunu belirterek, şunları söyledi:'Enerji, tarım, turizm alanlarında, öğrenci değişimleri alanında da önemli bazı kararlar aldık. Takip ettiğiniz gibi 11 anlaşma imzalandı. Türkiye ile Pakistan'ın artık sadece dostluk ve kardeşlik irtibatları üzerinden değil, ortak stratejik perspektifle de bir gelecek inşa etmeleri, daha önce Cumhurbaşkanımızın, başbakan olarak eşbaşkanlık yaptığı 3 yüksek düzeyde iş birliği toplantısında ele alınan ve mutabık kalınan 40 anlaşmanın da bundan sonra hayata geçirilmesi için yine bir takip mekanizması kuracağız. Ayrıca Afganistan'daki gelişmeler, Hindistan-Pakistan ilişkileri ve Suriye, Irak başta olmak üzere Ortadoğu'daki gelişmeler konusunda fikir alışverişi yapma imkanı bulduk. Çok verimli bir toplantı oldu. Türk-Pakistan İşbirliği Konseyi toplantısı da gerçekleşti.'SorularBaşbakan Davutoğlu, 'KCK'dan Çözüm Süreci'ne yönelik bir açıklama geldi. 15 Şubat ile birlikte kritik bir sürece girildiği belirtildi. İzleme heyeti kurulması, artık biran önce müzakerenin başlaması gerektiği vurgulandı. Bu konuya yorumunuzu merak ediyorum. Ayrıca Demirtaş'tan grup toplantısında iç güvenlik paketine ilişkin bir açıklama vardı. Muhalefet ile ortak hareket edeceklerini ve Meclis'i kilitleyecekleri yönünde bir açıklama vardı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?' sorusu üzerine, bu konudaki görüşlerini Pakistan'a hareketinden önce de dile getirdiğini bildirdi.Çözüm Süreci'nin samimiyet ve cesaret ama en önemlisi iyi niyet gerektirdiğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:'Her gün çözüm süreci dememiz yetmez. Gerekli adımların atılması lazım. 2013 Mart'ında yani 2 sene önce Çözüm Süreci bağlamında önemli bir aşama söz konusu olduğunda, 2 ay içinde tüm silahlı unsurların, Mayıs, Haziran ayından itibaren Türkiye'den çekilmesi ve silahlı mücadeleye son verilmesi çağrısı yapılmıştı. Şimdi bugün yapılan açıklamalar 2 sene sonra hala Çözüm Süreci'nden ne anlaşıldığı konusunda bazı çevrelerin kafalarının karışık olduğu intibası veriyor. Bizim tutumumuz açıktır. Türkiye'de her şeyin ilacı demokrasidir. Her şeyin ilacı fikir özgürlüğüdür. Her şeyin tartışılacağı platform da Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir, sivil toplum yapılarıdır. Eğer bir ülkede demokrasi varsa, fikirler açıkça paylaşabiliyorsa, herkes kanaatini ifade edebiliyorsa, düşüncesini istediği dilde, istediği şekilde gündeme getirebiliyorsa, şimdi sormak zamanı değil mi, o zaman silahlara ne ihtiyaç var? Nedir yani silahı gerekli kılan şartlar. Fakat yok Türkiye'yi bir Suriye, Irak şartlarına dönüştüreceğiz gibi bir yaklaşım içinde olunacaksa ya da böyle bir anlayış varsa, bunu da kabul etmek veya buna teslim olmak mümkün değil. Biz de Çözüm Süreci'nin kritik bir aşamada olduğunu söylüyoruz. Bugün yapılacak açıklamalar, atılacak adımlar konusunda herkesin her zamankinden daha fazla dikkatli olması lazım. Türkiye kesinlikle bu anlamda bu kritik aşamada. Hükümetimiz, Çözüm Süreci noktasında herhangi bir tereddüt içinde değildir. Dikkat ederseniz, her açıklamamız, her attığımız adım bizzat benim başkanlığımda yürütülen Çözüm Süreci Kurulu toplantılarından sonra oluyor. Burada çok açık ve net bir şekilde yürüyen, hükümet tarafından yürütülen bir politika var. Ancak her gün değişik çevrelerden KCK şu açıklamayı yaptı, HDP bu açıklamayı yaptı gibi sürekli bir iniş çıkış trendi olursa burada samimiyet sorgulanmaya başlar. Öncelikle 2013 Nevruz'una, Mart'ına verilen söze uygun bir şekilde silahlı yöntemin terk edildiği ifadesini beklemek hepimizin hakkı. Bu yönde adımlar atıldığında barışçıl ortamda her şey tartışılabilir, konuşulabilir.''Tarihi bir sahne'Selahattin Demirtaş'ın 'Muhalefet ile birlikte Meclis'i kilitleriz' açıklamasını da değerlendiren Davutoğlu, 'Herhalde CHP ve MHP'yi kastediyor. İlginç yani. Demirtaş ile MHP ile HDP'nin aynı yerde buluşması her şeyden önce dikkate şayan. Bunun altını güçlü bir şekilde çizelim. Aynı şekilde tek parti zihniyetine sahip ve birçok baskıcı yöntem kullanan CHP ile geçmişte Doğu ve Güneydoğu'daki Dersim olayı başta olmak üzere yapılan tutumdan hala bir iç muhasebe ve özür dilemek cesareti bile göstermeyen CHP ile HDP'nin de yan yana gelmesi ilginç. Bu tarihi bir sahne' diye konuştu.İç Güvenlik ve Özgürlüklerin Korunması Paketi dedikleri tasarıda, bürokrasinin önüne geçip vatandaşın işini kolaylaştıran, özgürleştirici maddeler bulunduğunu aktaran Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Jandarmanın İçişleri Bakanlığına bağlanması var. Bu arada molotofkokteyline karşı tavır da var. Bonzai ile ilgili tavır da var. Bu pakete bu üç parti eğer birlikte karşı çıkacaksa, bu başlı başına bir siyaset dersidir. Herkesin bu tabloya bakıp gerekli dersi alması lazım. Kim ülkede özgürlük istiyor. Kim jandarmanın İçişlerine bağlanması suretiyle özgürlükleri, sivilleşmeyi teşvik ediyor, kim buna karşı çıkıyor? HDP ile MHP'nin birlikte buna karşı çıkmalarını izleyeceğiz ya da kim molotofkokteyli, 6-7 Ekim olayları dolayısıyla halkın hayatını karanlığa boğan o üç günü yaşadık. Bundan sonra herhalde sık sık bu görüntüleri belki de Meclis'te izletmek gerekir ki herkes buraya, bu iç güvenlik yasasına nasıl geldiğimizi görsün. O günlerde Kılıçdaroğlu'nun, Bahçeli'nin ne dediğini hatırlasın. Şimdi Demirtaş ile yan yana duracaklarsa seçime giderken herhalde bundan daha açıklayıcı bir tablo yok. Bunların karşısında özgürlükleri savunan, herkesin ismini istediği gibi değiştirme özgürlüğünü hayata geçiren bu yasayı hazırlayan AK Parti var. Halkın güvenliği söz konusu olduğunda molotofa da, bonzaiye de terör muamelesi yapan AK Parti var. Uyuşturucuların özgürlüğünü savunan HDP, CHP, MHP var. Uyuşturucu tacirlerine yönelik ya da Kobani olayları bahane edilerek halka o baskıyı yapanların karşısında bakalım nasıl birlikte olacaklar göreceğiz ama kim birlikte olursa olsun, bir kez daha söylüyorum, İç Güvenlik Reformuyla ilgili yapıcı bir teklifleri varsa getirsinler. Ancak, kilitlemek gibi Meclisle uyumlu olmayan bir dil kullanıp, yıkıcı bozguncu bir tavır sergileyeceklerse bunlara biz ne Meclisi kilitlettiririz ne de onların bu anlamda tehditlerine boyun eğeriz. O yasa ülkemizin ihtiyaçlarına hitap eden bir yasadır. 6-7 Ekim olaylarındaki sahneleri hatırlayan milletimiz eminim bu yasaya desteği verecektir. Onlar da birlikte ne yaparlar, birlikleri beraberlikleri hayırlı olsun diyeyim bu yeni bir sahne ama biz milletle birlikte olmaya devam edeceğiz.''Ev ödevi verme yetkisi yok'Davutoğlu, 'Devam niteliğinde silahsızlanmanın altını çizdiniz ama HDP Başkanı size bir soru yöneltti. Silahsızlanma çağrıları yapıyorlar ama hükümetin de bir on maddelik ev ödevi var. Başbakan bundan neden söz etmiyor?' sorusu üzerine, kimsenin hükümete ev ödevi veremeyeceğini belirterek, 'Kamu düzeni hepimizin ihtiyaç hissettiği bir husustur. Kamu düzeni söz konusuysa Demirtaş da TBMM'de görev yürüten bir milletvekili. TBMM'de bir partinin grup başkanı olarak hukuk kuralları içinde davranması lazım. Kimsenin kimseye ev ödevi verme diye bir yetkisi yok' diye konuştu.Kamu düzenini savunmanın herkesin menfaatine olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Fakat ülkede kamu düzenini savunmak hepimizin menfaati. Meşru otoriteyi kullananlar dışında silahlı bir gücün varlığı söz konusuysa o her zaman gayrimeşrudur. Bu konuda hiç kimse de benim talep ettiğim şey hukuk devleti içinde talep edilen husustur. Milletin talebidir. En fazla da son 6-7 Ekim olaylarında da büyük ıstırap çekmiş Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki Kürt vatandaşlarımızın talebidir.'Her şeyin konuşulabileceğini aktaran Davutoğlu ama bunun birinin diğerine ev ödevi verdiği veya şartları öne sürdüğü bir çerçeve olamayacağını belirtti.Yeni bir anayasanın hazırlanacağını, 7 Haziran'dan sonra Türkiye'de yeni bir siyasi tablo oluşacağını ifade eden Davutoğlu, yeni bir anayasaya hep beraber yürünebileceğini, pozitif bir dil kullanılması gerektiğini söyledi.Başbakan Davutoğlu, ''Demokratikleşmeyle ilgili şu hususları birlikte alalım' dendiğinde pozitif bir gündem oluşur ama pozitif gündemin yanına silah, tehdit, şiddet gibi unsurları koyarsanız inandırıcı olmazsınız. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti de bu dile herhangi bir şekilde prim vermez' dedi.'Eğit-donat önce başlamış bir süreç'Suriyeli muhaliflere yönelik 'eğit-donat programı'na yönelik soruyu da yanıtlayan Davutoğlu, 'Türkiye'nin güvenli bölge talebinin daha çok Türkiye'nin filli olarak böyle bir koalisyon içinde yer alması yani üsleri vesaire ile ilgili bir konudur. Eğit donat ise zaten bu tartışmalardan önce başlamış bir süreç belli ölçülerde yani yeni bir konu değil. Şimdi bir çerçeve oturtuluyor. Olumlu gelişmeler de var. Eğit donat bu anlamda bir dönemdir yürütülen bir faaliyet ama Türkiye'nin fiili bir askeri faaliyet içinde yer alması ise ayrı bir konudur orada bahsettiğimiz hususlar geçerlidir yani güvenli bölge vesaire özellikle mülteci akınını engellemek ve Suriye içinde tutmak için teklif ettiğimiz hususlar hala geçerliliğini korumaktadır' şeklinde konuştu.'Özgecan Aslan cinayetinin ardından toplumda duyarlılık oluştu, kadına şiddet konusu tartışılıyor. Hükümetin önümüzdeki süreçte atacağı somut adımlar var mıdır?' sorusuna Davutoğlu, şu yanıtı verdi:'Burada aslında kritik psikolojik eşik anlamında önemli bir noktadayız. Özgecan kızımızın katledilmesi yüreğimize bir ateş düşürmüştür ama toplumda da bir duyarlılık oluşturmuştur. Bu önemli bir husus. Burada da bütün dolmuş şoförlerimizin sanki muhtemel bir suçlu gibi görülmesi de son derece yanlış ki onlar da bugün son derece anlamlı tavırlar sergilediler Özgecan'ın ailesiyle dayanışma anlamında. Bütün yolcuların namuslarının kendilerine emanet olduğunu ifade ettiler. Bu bizim kültürümüzde zaten var olan bir husus. Bu duyarlılığın uyanması çok önemli, özellikle Özgecan'ın babasının verdiği mesajlar kültürümüze, tarihimize güzel destansı ifade olarak geçmiştir. Cezasını bu katiller mutlaka bulacak, bu hunharca saldırıyı yapanlar ama bunlara karşı en erdemli cevabı Sayın Mehmet Arslan verdi. Bizim yapacağımız zaten var olan 2007'den 2012'ye 2012'den 2015'e yürütülen stratejinin iyi bir etki analizini yaparak nerelerde daha neler yapmak lazım, bunları tek tek tespit etmek. Sonrasında da inşallah önümüzdeki dönemde adımları ortaya koymak. Buton gibi pratik teklifler de olabilir ama eğitime dönük toplumsal duyarlılığı artırmaya dönük tedbirler de söz konusu olur, hukuki tedbirler de söz konusu olur.'Pakistan'ı ziyaret eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, akademik kariyeri sırasında asla siyasete girmeyi planlamadığını, yeni kitaplar yazmayı, yeni öğrenciler yetiştirmeyi ve yeni üniversiteler kurmayı planladığını söyledi.Davutoğlu, İslamabad'daki Serena Otel'de, Refah Üniversitesi tarafından düzenlenen konferansta yaptığı konuşmasına başlarken, 'bir başbakan olarak değil, bir profesör, bir ilim öğrencisi olarak' konferansta bulunduğunu ifade etti.Başbakan Davutoğlu, akademik kariyerinin ilk döneminde bazı yazılarında İslam dünyasının siyasi, ekonomik, askeri ve diğer bazı zorluklarla karşı karşıya olduğunu vurguladığını, öte yandan İslam dünyasının karşılaştığı temel zorluğun entelektüellik olduğunu, entelektüel zorlukları aşmadan, zihniyet sorunlarını ele almadan kurumsal, yapısal sorunları ele almanın mümkün olmadığını, zihniyeti değiştirmeden, dönüştürmeden tarihin akışına uygun bir cevap verilemeyeceğini ifade etti.Medeniyetlerin yüzyıllardır askeri başarılar veya ekonomik üstünlükleri nedeniyle değil, yeni bir dünya görüşü veya zihniyet üzerine ortaya çıktığını, siyaset ve ekonominin bu entelektüel dönüşümleri takip ettiğini dile getiren Davutoğlu, tarihe bakıldığında Miladi 5. Yüzyılın büyük bir dönüşüm asrı olduğunu, Yunan felsefesinden İran’daki Zerdüştlüğe, Hindistan’da Budizm, Çin’de Konfüçyanizme kadar tüm dünyanın entelektüel bir dönüşüm yaşadığını bildirdi.Davutoğlu bu dönüşümü, Büyük İskender’in askeri başarıları ve Çin'in Han hanedanlığı altında siyasi geleneğinin yükselişinin takip ettiğini, aynı şekilde, İslam medeniyetinin askeri başarılar nedeniyle değil, yeni bir vahiy, tevhid ve insanların eşitliğine dayalı bir anlayış üzerinde yükseldiğini, yeni bir dünya anlayışının İslam medeniyetinin ortaya çıkışının temeli olduğunu ifade ederek, 'Eğer bugün İslam medeniyetinden bahsediyorsak, temel referans noktası bir zihniyet, inanç ve dünya görüşü dönüşümüdür. Eğer bizim tarihimizde sadece sultanlarımız ya da büyük fatihlerimiz olsaydı, entelektüeller ve bilginlerimiz olmasaydı bir geleneğimiz de olmazdı. Biz bir geleneğe sahibiz çünkü Peygamber Efendimizi takip eden bilginlerimiz vardı ve bu gelenek bugüne kadar geldi' diye konuştu.Siyasi dönüşümün, entelektüel dönüşümün sonucu olduğunu, bugün ihtiyaç duyulan şeyin de, yeni bir entelektüel uyanış olduğunu vurgulayan Davutoğlu, 'Biz akıllarımızı yeniden inşa ediyoruz. Bu ilk adım. Gelenekler ve tarihi gerçekler referans alınmadan ve bir araya getirmeden tarihi değiştirmek imkansız. Şimdi iki tarafta da çalışıyorum. Akademisyen olarak teorik yanı ve şimdi siyasette uygulayıcı olarak karşılaştırma yapabiliyorum. Bilimsel bir çalışma ya da entelektüel bir çaba, tarihi bir anlayış ve siyaset mantığı olmadan o çalışma bir teori veya kitaplarda güzel bir paragraf olarak kalacaktır. Entelektüel kısmı, etik boyutu olmayan bir siyaset, değerleri olmayan yapı, mekanizma bir süre sonra tiranlık olur' dedi.Geçmişteki Müslüman medeniyetlerinin dini, bilimi ve bilgiyi dinleyen siyasi liderler, İbn-i Haldun gibi tarihin nereye gittiğini bilen entelektüeller sayesinde başarılı olduğunu dile getiren Davutoğlu, 'Bugün dünyamızda eksik olan şey entegrasyon. Gelenekten nasıl başarı hikayesi ortaya çıkarılacağına dair sentezimiz yok' diye konuştu.Davutoğlu ayrıca bugün özgüvene de ihtiyaç duyulduğunu, ancak bunun abartıdan uzak olmasını gerektiğini söyledi.Özgüvenin ardından entelektüel zorluklara da ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Davutoğlu, Malezya'da çalıştığı günlerde, birlikte çalıştığı iş arkadaşlarının tutkularının, umutlarının, hedeflerinin Müslüman dünyasında insanlığın vicdanı olacak, vizyon sahibi yeni bir nesil ortaya çıkarmak olduğunu söyledi. Davutoğlu, daha sonra çeşitli görevlere gelen o günlerdeki öğrencileriyle gurur duyduğunu belirtti.Başbakan Davutoğlu, DAEŞ ve El-Kaide'nin İslam için bütün siyasi ve ekonomik başarı hikayelerini engelleyen kötü bir imaj oluşturduğuna değinerek, bu örgütlerin barışın dini İslam'ın, sanki Müslümanlar sadece diğerlerine saldırmak için, diğer Müslümanlara veya gayrimüslimlere saldırmak için var olduğu şeklinde algı oluşturduğunu belirtti ve bu imaj ve psikolojiyle, sadece siyasi araçlarla değil üniversitelerle, entelektüel aktarımlarla mücadele edilebileceğini dile getirdi.İslam'ın tarih boyunca baskıya karşı çıktığını, özgürlük ve hür irade dini olduğunu vurgulayan Davutoğlu, İslam'ın belli bir ulusun, kabilenin ya da ırkın dini olmadığını, siyah ve beyazların, Afrikalıların ve Asyalıların, Avrupalıların ve Amerikalıların, kadınların ve erkeklerin, gençlerin ve yaşlıların, herkesin eşit olduğunu söyledi.'Bugün gördüğümüz şu ki, bugün İslam'ı temsil ettiklerini iddia edenler İslam'a, ona zarar vermek isteyenlerden daha fazla zarar veriyor' ifadesini kullanan Davutoğlu, çözümün ise düşünce sisteminde olduğunu vurguladı.Bir kültür ya da gelenek entelektüel bir prototip üretemiyorsa onların medeniyet olarak görülemeyeceğinin altını çizen Çavuşoğlu, Yunan filozofların, Brahmanların ve Müslüman alimlerin yeni entelektüel prototipler olduğunu söyledi. Şimdi ortak değerler üzerinden herkesi kucaklamak yerine başka şeyhleri ve başka insanları öldürmek için fetva veren din adamları olduğunu kaydeden Davutoğlu, psikolojik uyanışın özgüven, entelektüel uyanışın ise yeni bir düşünce sistemi oluşturmak, insanlığın özgürlüğünü ve onurunu temel alan yeni bir zihniyet yapısı olduğunu dile getirdi.Etiğin, siyasetin, ekonomik kaynakların canlanmasını birbirine bağlı olduğunu işaret eden Davutoğlu, zihniyet yapısının dönüştürülmeden ya da insanların kalbine ve aklına hitap etmeden ekonomik başarı hikayesinin de başarılamayacağını söyledi.Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:'Pratik hayatta öğrendiğim şu ki, neyi savunuyor, neyin propagandasını yapıyorsan insanlar onu önce sende görmeli. Senin kişiliğin istisna değil. Eğer belli tavırları övüyorsan, insanlar önce seni yürüyen bir ahlak olarak görmeliler. Sağlam hafızası olanlara yürüyen kütüphaneler diyoruz. Siyasiler de yürüyen ahlaklar olmalılar. Alimler yürüyen zihinler olmalılar.'İdeal ve gerçek arasındaki farkın Yunan filozoflarından bugüne kadar gelen bir problem olduğunu ifade eden Davutoğlu, 'Görevimiz bunları bir araya getirmektir' diye konuştu.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bosna Hersek, Kosova, Dağlık Karabağ gibi bölgesel gerilimlerin, jeopolitik değişimlerin ya da depremlerin var olmayı sürdürdüğünü belirterek, Ukrayna krizine de değindi.Sovyetler Birliği'nin çöküşü sonucu ortaya çıkan sorunların hala mevcut olduğunu, ikinci depremin 11 Eylül saldırılarında yaşandığını belirten Davutoğlu, '11 Eylül olayları bu dünyada kimsenin güvende olmadığını ortaya koymuştur. Ya hep birlikte güvende olacağız ya da kimse güvende olmayacak. Bu olay Irak ve Afganistan müdahalesini başlatan bir şok dalgası yarattı. Tekrar Müslüman dünyası bu depremin bir parçası oldu. Hala bu depremi hissetmeye devam ediyoruz' dedi.Konuşmasında Paris'te mizah dergisi Charlie Hebdo'ya düzenlenen silahlı saldırının ardından Fransa'nın başkentinde düzenlenen terörü protesto yürüyüşüne katıldığını hatırlatan Davutoğlu, aynı gün Paris'te Müslüman liderlerle görüştüğünü ve Berlin'deki ırkçılar tarafından yakılan camiyi ziyaret ettiğini dile getirdi ve 'Dünyadaki bütün Müslümanlar bir ikilemle veya bir sorunla karşı karşıya. ABD’de üç Müslüman öldürüldü ve buna yeterince cevap verilmedi, biz tüm dünya liderlerinden aynı cevabı beklerken, aynı sesi yükseltmelerini beklerken. İnsanlar buna karşı ortak bir tutum geliştirmeye başladılar. Müslümanlar hep olduğu gibi önceden, şimdi ve gelecekte de küresel bir toplum olmaya devam edecekler. Bu çerçevede Müslümanların bu sorunla yüzleşmeleri gerekiyor' ifadesini kullandı.Davutoğlu, üçüncü deprem olarak nitelendirdiği 2008'deki ekonomik krizde sadece dünya değil İslam aleminin sarsıldığını vurgulayarak, dördüncü depremin de 2011'de yaşanan Arap Baharı olduğunu söyledi.'Biz bu bahardan yazın gelmesini umut ediyorduk. Ancak yaz değil kış geldi. Demokrasinin yerine Müslümanların önüne konulan iki seçenek çok acı vericiydi; Ya Suriye, Mısır veya başka bir yerde otoriter rejim geri dönecek ya da terör örgütü IŞİD. Birisini kabul edin dediler. Neden üçüncü bir seçenek verilmedi. Şia, Sünni, Türk, Arap, Kürt, İranlı, Pakistanlı bir arada yaşasaydı' diyen Davutoğlu, İslam'ın, özü şiddet olan bir din olsaydı çok kültürlü, çok dinli bir İslam tarihi var olamayacağını belirtti.Venedik’te 2006'da danışmanken katıldığı 'küresel kültür ilişkilerinin geleceği' hakkında bir konferansta birçok entelektüel, akademisyen ve siyasinin, sanki Müslümanlar çok kültürlülüğün kaynağı değilmiş gibi İslam toplumunu eleştirdiğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:'Sonunda onlara şu şekilde cevap verdim. Basit bir soru sordum. Burada hepimiz entelektüeliz. Şimdi buradan Hristiyan, Müslüman ve kutsal mekanların bir arada olduğu çok kültürlü bir şehre gitmeye kalksak nereye gideriz. Londra, Berlin veya Paris’e mi gideriz yoksa İstanbul’a, Şama, Kahire’ye, Fas’a mı? İslam tarihi çok kültürlülüğü çok dinliliği bünyesinde barındırır. İstanbul’da size aynı yerde bulunan onlarca cami, kilise ve Sinagog, onlarca örnek verebilirim. Size neden bu örneği veriyorum. İslam toplumunun bu çoğulcu yapısı günümüz küresel dünyasına geri getirilmeli. İslami şehir hayatı tekilci değil, İslam kültürü tekilci değildi.''İnsanlığı her zaman üç kısma ayırırım: Gelenek, çağdaşlık ve küresellik' diyen Başbakan Davutoğlu, küreselliği değerlerimiz çerçevesinde yorumlayabilecek yeni düşünürlere ihtiyaç olduğunu söyledi ve 'Değerlerimizi görmezden gelmek bizi yozlaşmanın kölesi yapar. Yozlaşmayı görmezden gelmek bizi ütopik düşünürler yapar. Önemli olan tüm bu değerleri öğrencilerimizin, akademisyenlerimizin zihinlerine yerleştirmektir. Bu ortak akıl oluştuğunda ya benim geçmişte olduğum gibi bir akademisyen olun ya bugün olduğum gibi bir siyasi hiçbir çatışma olmayacaktır. Geçmişte akademik hayatımda neyi savunmuşsam bugün de aynı değerleri savunuyorum' dedi.Ahmet Davutoğlu, krizler karşısında küresel alternatif oluşturabilmek için ilk olarak zihinlerin yeniden inşasının, yaklaşımların yeniden şekillendirilmesinin ve halka çalışmaya hazır olunmasının gerekliliğini vurgulayarak, insanlarla iletişim halinde olmadan bunun gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.Davutoğlu, 'Halkla birlikte başarıya ulaşabilirsiniz. Şayet başkentte oturursanız herhangi bir değişim ortaya koyamazsınız. Sizler halkın nabzını, ülkenin nabzını hissederseniz neler gerçekleştirebileceğinizi hissedersiniz' dedi.Refah Üniversitesi'nden ders verebilmiş olma arzusunu da dile getiren Davutoğlu, Pakistan'ın kendisi için ikinci değil birinci evi olduğunu söyledi.'Şundan eminim ki ve derinden hissediyorum ki Pakistan bizim kalbimiz, kaderleri kaderimiz' diyen Davutoğlu, 'Şayet buradan kötü bir haber gelirse bu haber bizim kalbimize dokunur. Herhangi bir çağrı olmaksızın Pakistan'a yardım kampanyası kendiliğinden başlar. Buradan iyi haberler almak istiyoruz' ifadesini kullandı.Pakistan'da geçen seçimde yaşanan iktidar değişiminin güzel bir örnek olduğuna değinen Davutoğlu, Pakistan halkının başarısının, çalışkanlığının ve çalışmaya hazır nüfusunun ve stratejik konumunun çok önemli değerler olduğunu kaydetti.Demokratik bir istikrara ihtiyaç söz konusu olduğunu dile getiren Davutoğlu, demokratik bir istikrar ve vizyoner bir yaklaşım, akademik ve sosyal hayattaki durumla birlikte Pakistan'ın yükselen bir yıldız, Refah Üniversitesi'nin de bunun merkezinde olacağını düşündüğünü sözlerine ekledi.AA
Türkiye'den Kamboçya'ya Giderek Aşevi Açan Süper Kahramanın İlham Veren Hikayesi
İnsanların yüzünü güldürmenin, bir fark yaratmanın aslında ne kadar kolay olduğunu anlatan, güzel bir öykünün kahramanı 'Aynebilim'... Şimdi sizleri, bu harika iyilik yolculuğu ile başbaşa bırakalım...Bir yazı okudu...Hayır hayır hepinizin sandığı o yazı değildi okuduğum. Evet onu da okudum ama kendi kıçımı kurtarmak için gitmedim Kamboçya’ya. Okuduğum yazıda çöp toplayarak hayatta kalmaya çalışan insanlar vardı. Benim bir ayda harcadığım parayla bir ay boyunca geçinmeye çalışan kocaman bir köy halkı vardı. Alışverişten yeni dönmüş, tek başına yaşayan biri için yine gereğinden fazla yiyecek satın almıştım. Sonra o yazıyı okudum ve dedim ki ‘ben ne yapıyorum?’ Onların bir aylık yemek parasını harcayıp gelmişim üstelik sadece kendim için. O an verdim kararımı.
Reklam
Özgecan, TBMM Genel Kurulu'nda Anıldı
TBMM Genel Kurulu'nda Partilerin grup başkanvekilleri ve milletvekilleri, Özgecan'ın ailesine başsağlığı diledi, cinayeti protesto etti.TBMMTBMM Genel Kurulu'nda, yerlerinden söz alan 4 siyasi partinin grup başkanvekili ile yaklaşık 70 milletvekili, vahşi bir cinayete kurban giden Özgecan Aslan'ın ailesine başsağlığı dileyerek, cinayeti protesto etti.CHP Tokat Milletvekili Orhan Düzgün, Özgecan'ın ailesine başsağlığı dileyerek, 'Maalesef, bu dönem Meclis ölü ağlayıcıları durumuna düştü. Hep rahmet diliyoruz ama bu ölümlerin önüne bir türlü geçemiyoruz. Evet, acılar üzerinden siyaset yapmamak lazım ama iktidarın da görevi bu ülkedeki acıları engellemek değil midir? Bu soruyu da sormadan geçemeyeceğim' dedi.CHP Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, kadına yapılan her türlü şiddeti nefretle kınadığını belirterek, '6 kızkardeşi ve 1 kızı olan milletvekili olarak Burdur halkı adına, cennetin annelerin ayakları altında olduğunu hatırlatmak isterim. Benim anacağım okuma yazma bilmezdi ama biz 2 oğluna şu öğüdü verirdi: 'kız kardeşlerinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkalarının kızlarına düşünmeyin.' Biz bu terbiyeyle büyüdük' diye konuştu.AK Parti Aydın Milletvekili Semiha Öyüş, Özgecan'ın hunharca öldürülmesine tepkisini, 'Bugün Özgecan'ın katlinin ardından yas tutmuyorum, isyan ediyorum ve olanlardan derin utanç duyuyorum. Özgecan benim de kız kardeşim, benim de yakınımın katli söz konusu. Bugün 'yapmayın' diyen kadınların çığlıklarından çok, 'olmaz, olamaz, olmamalı' diyen erkeklerin sesi daha çok ve gür şekilde duyulmalı. Erkeklere anneleri değil, babaları adam olmayı öğretmeli. Şiddetin her türlüsüne ve her şiddet uygulayan kesime karşı topyekun bir karşı duruşu, hepimiz bir hayat tarzı haline dönüştürebilmeliyiz. Herkesin vicdanındaki polis daima iş başında bulunmalı. Bu vesileyle tüm katilleri ve her türlü saldırganlığı, her türlü şiddeti lanetliyorum' sözleriyle dile getirdi.'İnsanlığımızı utandıran bu erkekliği bir kenara bırakmadan...'HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, 'Her gün onlarca kadın cinayeti ve kadına yönelik taciz, tecavüz ve şiddet olaylarının yaşandığı ülkemizde gerekli tedbirleri almayan, failleri cezasızlıkla adeta ödüllendiren tüm kurumlar bu cinayetten sorumludur. Aslında sorunun binlerce yıllık erkek egemen zihniyeti olduğunu ve bu zihniyetle yüzleşmeden insanlığımızı utandıran bu erkekliği bir kenara bırakmadan bu sorun çözülmez' dedi.Meclis'teki kadın milletvekillerine önemli görevler düştüğünü kaydeden Baluken, kadına yönelik bu insanlık dışı suçlara karşı, Meclis'teki bütün kadın milletvekillerinin siyasi parti ayırımı gözetmeksizin ortak tutum belirlemeleri ve toplumsal destekle beraber bu mücadeleyi üstlenmelerinin son derece önemli olduğunu vurguladı. Baluken, 'Bugüne kadar bu cinayet, taciz, tecavüz ve şiddet olaylarına karışmış olan erkek kılıklı tüm bu mahlukatları kınıyorum' diye konuştu.MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bu hunharca cinayeti kınadıklarını belirterek, 'MHP olarak bu konuda alınması gereken hangi tedbir varsa, ivedilikle bu konuda partiler arasında bir değerlendirme yapılarak gerekli adımların atılması gerektiğini belirtiyorum' dedi.Siyasi partilere çağrıda bulunan Vural, 'Gelin, hep beraber birlikte, kadına uzanan eller ve şiddet konusunda ortak bir bildiriyi kamuoyu ile paylaşalım. Bu konudaki irademizi ortaya koyalım' diye konuştu.CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Özgecan'ın hayatını kaybetmesinin ardından ulusca çok duygulu anlar yaşadıklarını ve üzüldüklerini söyledi.Herkesin büyük bir acı yaşadığını ifade eden Hamzaçebi, 'Sanki herkes kendi çocuğunu kaybetmiş gibi yüreği dağlandı. Böylesi bir acı karşısında bütün milletimiz birleşti. Keşke bu birleşmeyi böyle bir acı yaşamaksızın hayatın diğer alanlarında gösterebilseydik. Sayın Başbakan, bu acıdan hareketle kadına şiddet konusunda seferberlik başlatacağını söyledi. Elbette güzel bir şey. Ancak kadına şiddet konusunda bir seferberlik başlatırken öncelikle eğitim sisteminden başlamak gerekir. Toplumu kutuplaştırmak gibi politikalardan vazgeçmek gerekir. Siyasetçilerin bütün topluma huzur veren konuşmalar yapması gerekir. Bunları yaparsak toplum gerilimden kurtulur. Eğitim sistemini reforme edersek, ancak kadına karşı, insana karşı şiddeti, cinayet ve suçları önleyebiliriz' dedi.'Herkes aynaya bakmalıdır'CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, 'Özgecan kızımızın katlinde herkes bir aynaya bakmalıdır. Yani, 'tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur' diyenler, 'kadınları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz' diyenler, 'çocuk nikahlarının çoğu masumanedir' diyenler, 'kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak' diyenler, 'makyaj yapan kadının kaportası bozuktur' diyenler, 'örtüsüz kadın perdesiz eve benzer, perdesiz ev de ya satılıktır ya da kiralıktır' diyenler, 'kadın erkek eşitliğine inanmıyorum' diyenler, 'bir tane kız mıdır kadın mıdır?' diyenler, aynaya bakmalıdır' diye konuştu.AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, burada herkesin ortak bir şekilde taziye ifade ettiğini belirterek, millet olmanın temel vasıflarından birinin de kederlerde ortaklık olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:'Yas evlerinin kuralları bellidir, orada hesap kitap yapılmaz, acı karşısında sadece insanlar onurlu bir birliktelik sergiler. Hesap kitap görülecek zamanlar da olur, tartışmanın yapılacağı zamanlar da olur ama yas durumuna ilişkin o taziyeyi ifade ederken araya hesap kitap koymak uygun düşmez. Bu yaşanan cinayetin arkasında çok farklı dinamikler olduğunu, Meclisin içindeki vekiller iyi bilirler. Ama kimi arkadaşların, 'bu işin sorumlusu iktidardır' şeklinde bir hükümle bu yas ortamında böyle bir şey ifade etmesi maalesef bu müktesebatla çelişir; uygun da mantıklı da değildir, bilimsel de değildir. Dolayısıyla, taziyeye uygun bir şekilde hissiyatımızı ifade etmek, tartışmaları yapmaya da elbette başka mecralarda devam etmek gerekir.'AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, vahşi cinayete tepkisini şu sözlerle dile getirdi:'20 yıl boyunca binbir türlü emek ve fedakarlıkla yetiştirdiği, aylarca karnında taşıdığı, büyüttüğü, beslediği, gözünden sakındığı, hastalığında sağlığında yanından bir an olsun ayrılamadığı, güzeller güzeli kızına en acı şekilde veda etti, annesi Songül Aslan. Bizleri de derinden yaralayan bu elim hadiseyi elbette unutmayacağız. Hiçbir kadının şiddet görmek, öldürülmek, tecavüze uğramak kaderi değildir. Kadına Karşı Şiddet Araştırma Komisyonunda da çalışmalarımız devam etmekte. Köklü çözümlerle bu meseleyi ele almalı ve kalıcı olarak bu meseleyi halletmeliyiz. Çocuklarımıza, gençlerimize kadına yönelik şiddetin toplum vicdanında asla kabul görmeyeceğini, vicdan ve sorumluluk sahibi duyarlı bireyler olmaları gerektiğini öğretmeliyiz. Toplum olarak, birey olarak gereken ne varsa üzerimize düşeni yapmalıyız. Umuyorum ki böylelikle bir daha böylesine tarifsiz acılar yaşamayız.'AK Parti'li Ramazanoğlu fatiha okuduMHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Özgecan'ı vahşice katleden zihniyeti, kişiliği ve yapıyı kınadığını, lanetlediğini belirterek, '3 kız babası birisi olarak, bu cinayetin erkek olmaktan bizi utandırır hale getirdiğini de ifade etmek istiyorum. Bu konuda konuşmak, kınamak yetmez. Küçük çocuklarımıza, kızlarımıza ve kadınlarımıza yönelik şiddeti yok etmek bizim görevimiz olmalıdır. Bunun için yalnız yasa çıkarmak ve suçları ağırlaştırmak yeterli olmuyor. Bunun için soruna doğru teşhis koymak gerekir' dedi.İzmir Bağımsız Milletvekili Ertuğrul Günay, bu tür olaylardan sonra, cezaların ağırlaştırılması başta olmak üzere, çeşitli tartışmaların gündeme geldiğini belirterek, 'Öncelikle ele alınması gereken şey; eğitim, din ve siyaset adına konuşanların dillerini, söylemlerini gözden geçirmesi, kadını aşağılayan hastalıklı zihniyetten vazgeçmesidir. Bunun için de bütün medya bu kişilere ekranlarını kapatmalı, bizler de bu zihniyet sahiplerine söz veren ekran ve sayfaları karartmalıyız' dedi.AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Yıldırım Ramazanoğlu, konuşmasından sonra, Hz. Peygamber'in ve Özgecan'ın ruhuna fatiha okudu.CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, Özgecan'ın fotoğrafının yer aldığı tişörtü oturduğu sıranın üstüne koydu.Muhabir: Coşkun ErgülAA
Kar Yağışı İstanbul Trafiğini Felç Etti
Fatih Sultan Mehmet ve Boğaziçi Köprülerinde araçlar hareket edemiyor. İstanbul Deniz Otobüsleri de (İDO) kar yağışı nedeniyle bazı seferlerini iptal etti.İDO'dan alınan bilgiye göre, 18.30 Bandırma-Yenikapı Hızlı Feribot, 18.30 Bostancı-Yenikapı-Bandırma Deniz Otobüsü, 18.40 Kadıköy-Yenikapı-Bursa Deniz Otobüsü seferleri yapılamayacak.Çarşamba günü de 07.00 Yenikapı-Bandırma Hızlı Feribot, 07.30 Bandırma-Yenikapı-Bostancı Deniz Otobüsü, 08.00 Bursa-Armutlu-Armutlu Tatil Köyü- Yenikapı-Kadıköy Deniz Otobüsü, 18.30 Bostancı-Yenikapı-Bandırma Deniz Otobüsü iptal edildi.Olumsuz hava koşulları nedeniyle deniz otobüsü iç hat seferleri ile Sirkeci-Harem hattı araba vapuru seferlerinde aksamalar yaşanabildiği duyuruldu.Daha önce Beşiktaş-Üsküdar ve Kabataş-Adalar haricindeki seferleri iptal ettiğini açıklayan Şehir Hatları, tüm seferlerin normale döndüğünü duyurdu.
Reklam
İstanbul ve Birçok İlde Eğitime Ara Verildi
İstanbul Valiliği, öğrencilerin herhangi bir risk ve mağduriyetle karşılaşmamaları için anaokulu, ilkokul, ortaokul, liseler ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim ve öğretime yarın 1 gün ara verildiğini bildirdi.İstanbul Valisi Vasip Şahin haberi Twitter üzerinden duyurdu.
Reklam
SoL Gazetesi Müdürüne Erdoğan'a Hakaretten Hapis Cezası
Son günlerde art arda gelen 'Erdoğan'a hakaret' cezalarına bir yenisi daha eklendi. soL gazetesi Sorumlu Müdürü Hafize Kazcı'ya 'Erdoğan'a hakaret ettiği' iddiasıyla 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.Erdoğan'ın ODTÜ'lü öğrencileri hedef alan 'bunlar terörist, bunlar ateist' sözlerine yanıt olarak FKF tarafından yapılan açıklamanın haberleştirilmesi üzerine açılan davanın karar duruşması bugün İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.ERDOĞAN'A HAKARET İDDİASI1 Mart 2014 tarihinde soL gazetesinin 1. ve 5. sayfasında yer alan 'Biz solcuyuz, sen hırsız' başlıklı haberde dönemin Başbakan'ı Erdoğan'a hakaret edildiği iddia edilmişti.Davanın karar duruşmasında soL gazetesi Sorumlu Müdürü Hafize Kazcı'ya 'Erdoğan'a hakaret ettiği' iddiasıyla 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.Mahkeme cezanın ertelenmesine hükmederken 1 yıllık denetim süresi kararı verdiğini açıkladı.Karar temyiz edilecek.Sol
İtalya'da 'Müslümanları Korumak İçin' Başörtüsü Yasağı
İtalya'nın kuzeyindeki Firuili-Venezia Giulia bölgesinde bir okul, Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün eylemleri sonrasında Müslümanlara yönelik öfkenin arttığı gerekçesiyle okulda başörtüsü takılmasını yasakladı.Lise seviyesinde eğitim veren Malignani teknik okullarının müdürü Aldo Duri, yasak duyurusunda 'Laik ve öğrencilerinin inançlarına karışmayan bir İtalyan okulu olarak, dini inançların sembollerinin teşhir edilmesine müsaade etmeyeceğiz. Çünkü bu bir provokasyon olarak algılanabilir ve dışlanma, aşağılanma ve reddedilme reaksiyonlarına yol açabilir. Müslüman kızların başlarını ve bazen de yüzlerini kapattıkları örtüler gibi...' dedi.Başörtüsü yasağı, bölgedeki 6 Malignani okulunda da uygulanacak. Müdür Aldo Duri, öğrencilerin okul dışında istedikleri gibi giyinebileceklerini, ancak sınıflarda başlarını örtmelerine izin verilmeyeceğini belirtti.Duri, yerel Messaggero Veneto gazetesine yaptığı açıklamada, yasak kararında IŞİD'in eylemleri sonrası Müslümanlara duyulan tepkinin etkili olduğunu söyledi. Duri, 'IŞİD'in cihatçıları Batı'ya karşı topyekun savaşa girdiğinden beri öğrencilerimiz arasında Müslümanlara ve özellikle de Araplara karşı düşmanca hisler yayılmaya başladı. Okullarımızda önemli sayıda Arap öğrenci öğrenim görmekte.' dedi.Irkçı davranışlara 'sıfır tolerans'Yasak kararının, bir Mısırlı öğrencinin İtalyan sınıf arkadaşı tarafından dövülmesinin ardından alınması da dikkat çekti. İtalyan öğrenci tarafından ırkçı hakaretlere maruz kalan ve tekme ve yumruklarla dövülen Mısırlı öğrenci hastaneye kaldırılmış ve 7 gün rapor almıştı. Disipline verilen İtalyan öğrencinin okuldan atılması gündemde.Müdür Duri, böyle bir olayın bir daha yaşanmasını engellemek için başörtüsü gibi dini sembolleri yasaklama kararı aldığını belirtti. Müdür ayrıca, cehaletten doğduğunu vurguladığı ırkçı davranışlara 'sıfır tolerans' gösterileceğini bildirdi.Duri, İtalyan yasalarının okullarda başörtüsünü yasaklamaması nedeniyle kendi yönetimindeki Malignani okullarında yasağı 'diyalog' yoluyla uygulayacağını söyledi.Müdür Aldo Duri, İtalya genelinde okullarda tüm dinlerin sembollerinin yasaklanması için yasa çıkarılması çağrısında da bulundu.
Çipras'ın Cumhurbaşkanı Adayı Sağcı Pavlopoulos
Sosyalist Syriza'nın lideri Aleksis Çipras, Yunanistan'da cumhurbaşkanı adayı olarak hükümet ortağı merkez sağ partisi Yeni Demokrasi'nden İçişleri Bakanı Prokopis Pavlopoulos'u gösterdi. Radikal Sol Koalisyon Partisi'nin (Syriza) parlamento grubunda konuşan Başbakan Çipras, görev süresi 12 Martta sona erecek Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas'ın yerine eski İçişleri Bakanı Prokopis Pavlopoulos'u aday gösterdiklerini söyledi.Hükümetin küçük ortağı Bağımsız Yunanlılar Partisi (ANEL) lideri Panos Kammenos ise partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, milli birlik adına Syriza'nın göstereceği adayı destekleyeceğini belirterek, ülkenin istikrara ihtiyacı olduğunu ve kreditörlerle yapılan müzakerelere karşı güçlü olması gerektiğini kaydetti.Pavlopoulos'un yarın mecliste yapılacak cumhurbaşkanlığı oylamasında, Çipras başbakanlığındaki koalisyon hükümeti, ana muhalefetteki Yeni Demokrasi Partisi (YDP) ve PASOK Partisi'nin oylarıyla seçilmesi bekleniyor. 300 sandalyelik parlamentoda koalisyon hükümetinin 162, YDP'nin 72 ve PASOK Partisi'nin ise 13 milletvekili bulunuyor.Anayasa'ya göre cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda adayların seçilebilmesi için en az 180 oy alması gerekiyor. Cumhurbaşkanı ilk turda seçilemezse 5 gün sonra yapılacak ikinci tur oylamada 151 oy alan aday, cumhurbaşkanı olabiliyor. Eğer ikinci tur oylamada da sonuç sağlanamazsa, 5 gün sonra yapılan oylamada en yüksek oyu alan iki aday arasında en fazla oyu alan Cumhurbaşkanı oluyor.Mora Yarımadası'nın Kalamata kentinde 10 Temmuz 1950 yılında doğan Pavlopoulos, Atina Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra Paris Üniversitesinde yüksek lisans ve doktora yaptı. Pavlopoulos, 2000 yılından bu yana YDP çatısı altında milletvekli ve İçişleri Bakanı olarak görev yaptı.Sputniknews
Reklam
THY 123 Seferini İptal Etti
Türk Hava Yolları (THY), İstanbul'da dün akşam saatlerinden itibaren başlayan olumsuz hava koşulları nedeniyle Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan bugün ve yarın için yapılması planlanan 123 seferini iptal edildi.Atatürk Havalimanı'nda karın tipi şeklinde yağdığı anlarda aprondaki uçakların görülmesi bile zorlaştı. Yoğun kar yağışı sırasında görüş mesafesi düşerken Atatürk Havalimanı'nda iniş ve kalkışlar sorunsuz olarak devam ediyor. Uçaklar kalkış öncesi buzlanmaya karşı anti-icing adı verilen işlemle alkol ve glikoz karışımı sıvıyla yıkanıyor .Bu arada apronda biriken kar sularını DHMİ araçları temizliyor.DHA
Beşiktaş'a Bartzokas'tan Kötü Haber
Yeni antrenör arayışlarını sürdüren Beşiktaş Integral Forex’e Georgios Bartzokas’tan olumsuz yanıt geldi.Ahmet Kandemir’in istifasının ardından Olympiakos ile Euroleague şampiyonluğu yaşamış Yunan coach ile görüşmelere başlayan Siyah Beyazlıların teklifi kabul olmadı. Bartzokas, sezon ortasında takım devralmak istemediğini ileterek teklifi geri çevirdi.İsmail Şenol’un aktardığı bilgiye göre; Yeni adaylara yönelen Beşiktaş Integral Forex sezonun geri kalanını idare edebilecek ve orta vadeli bir planlama ile yola çıkacak bir koç arıyor.Eurohoops’un haberine göre ise; Siyah Beyazlılar Astana takımından ayrılan Aleksander Trifunovic ismini gündemine aldı. Daha önce Kızılyıldız, Panionios, Lietuvos Rytas ile Zalgiris Kaunas takımlarını da çalıştıran Sırp coach, Beşiktaş yönetiminin listesinde yer alıyor.Ajans Basketbol
Reklam
Güzelliğin, Dünyanın Her Yerinde Olduğunu Gösteren 34 Fotoğraf
29 yaşındaki Romanyalı fotoğrafçı Mihaela Noroc, bir günişinden istifa edip dünyayı gezmeye karar verir. “The Atlas of Beauty” adındabir proje başlatır. Kamerasını ve çantasını sırtlanıp yola koyulur ve gittiğiher yerde kendi doğal kültürlerini yansıtan yüzlerce kadını fotoğraflar.Şimdiye kadar 37 ülke gezmiş olan Mihaela; “güzellik her yerdedir ve kozmetikleveya ölçülerle değil, kendiniz olmanızla ilgilidir” diyor. Aynı zamanda küreselmoda akımlarının bizleri aynı ve tekdüzeleştirmeye çalıştığını, ama insanlarınasıl birbirinden farklı olduğu için güzel olduğunu da söylüyor. İşte The Atlas ofBeauty’den alınmış bazı örnek fotoğraflar. Daha fazlası için Mihaela Noroc'un şuradaki adreslerine ulaşabilirsiniz: http://theatlasofbeauty.tumblr.com/  https://www.facebook.com/MihaelaNorocPhoto?fref=ts
Galaxy S6 Kablosuz Şarj Özelliğiyle Geliyor
Tanıtılmasına iki haftadan daha az bir süre kalan Galaxy S6 hakkında önemli detaylar gelmeye devam ediyor. Daha önce iddia halinde dolaşan Galaxy S6’nın kablosuz şarj özelliği, bu kez resmi ağızdan onaylanmış durumda.Samsung tarafından paylaşılan blog yazısında ortaya çıkan bilgiler, Galaxy S6’nın kablosuz şarj özelliğiyle geleceğini açığa çıkarıyor. Kablosuz şarj teknolojisinin faydalarından bahsedilen blog yazısında “Yeni Galaxy telefonlar sayesinde kullanıcıların daha önce yaşamadıkları bir kablosuz teknoloji deneyimine sahip olacakları” belirtiliyor.Bu noktada, tamamen metal bir gövdeyle geleceği söylenen Galaxy S6’nın kablosuz şarj aparatıyla “uyumsuzluğu” gibi bir durum söz konusu. Zira metal malzemenin, bu tip cihazlarda bulunan manyetik endüksiyonla pek uyumlu çalıştığı söylenemez. Dolayısıyla Samsung’un buna nasıl bir çözüm getireceğini merakla bekliyoruz. Galaxy S6’nın, 1 Mart’taki Unpacked etkinliğinde tanıtılacağını hatırlatalım.Log
Başbakan Davutoğlu: 'Çözüm Süreci Kritik Aşamada'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Pakistan'da düzenlediği basın toplantısında 'Çözüm süreci kritik bir aşamada. Herkesin bugün daha fazla dikkatli olması lazım' mesajını verdi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Pakistan ziyaretinin ilk gününde basın toplantısı düzenledi. Davutoğlu, çözüm süreciyle ilgili önemli mesajlar verirken, 'Çözüm süreci kritik bir aşamada. Herkesin bugün daha fazla dikkatli olması lazım' dedi. Başbakan, 'Çözüm süreci samimiyet ister. Cesaret ister. En önemlisi iyi niyet ister. Her gün “Çözüm süreci” dememiz yetmez gerekli adımların atılması gerekir' çağrısı yaptı.'Türkiye’de her şeyin amacı demokrasidir, fikir özgürlüğüdür. Eğer bir ülkede demokrasi varsa o zaman silahlara ne ihtiyaç var' diye soran Başbakan şunları söyledi:Türkiye’yi Suriye, Irak şartlarında dönüştürmek varsa buna teslim olmak mümkün değil. Bu anlamda biz de çözüm sürecinin kritik bir aşamada olduğunu söylüyoruz. Hükümetimiz çözüm süreci konusunda tereddütte değildir. 2013 Martı’nda verilen silahsızlanma sözü beklemek hepimizin hakkı''Kimse ev ödevi veremez'Demirtaş'ın 'silahsızlanma için hükümetin ödevleri yapması gerekiyor' açıklaması hatırlatılınca da 'Hükümete kimse ev ödevi veremez. Kamu düzeni söz konusuysa TBMM’de görev yürüten bir milletvekili olarak her şeyden önce hukuk kuralları içerinde konuşması lazım. Ülkede kamu düzenini sağlamak hepimizin görevi. Her şey konuşulur bu ülkede ama birinin diğerine ev ödevi verdiği bir çerçeve oluşmaz. Yeni bir anayasaya hep beraber yürüyelim. Neden pozitif bir dil kullanmıyorlar' diye sordu.Başbakan Meclis'e gelen iç güvenlik paketiyle ilgili soruya da 'İç güvenlik paketinde bürokrasiyi aşan özgürleştirici bir tavır var. Bir yanda halkın güvenliği söz konusu olduğunda molotofa bonzaiye terör mumelesi yapan AKP var, diğer yanda uyuşturucuların özgürlüğünü savunan HDP,MHP,CHP var. Bozguncu bir tavır sergileyecekse ne meclisi kilitletiriz ne de isteklerine boyun eğeriz' yanıtını verdi.Kaynak: Al Jazeera
Reklam