Yemen'de Kanlı Cuma: Saldırıları IŞİD Üstlendi
Yemen’in başkenti Sana'da Şii Husilerin toplandığı iki camiye düzenlenen intihar saldırısında 137 kişi öldü, 345 kişi yaralandı. Saldırıyı dün de Tunus'taki müze katliamını üstlenen IŞİD'in düzenlediği ortaya çıktı.Saldırı başkent Sana'nın en büyük camilerinden olan Haşuş ve Bedir camilerinde, Cuma namazı için toplanıldığı sırada gerçekleşti. İntihar saldırılarında en az 137 kişi hayatını kaybederken, 345 kişi de yaralandı. Yerel kaynaklar, ölü sayısının arttığı belirtiyor.Görgü tanıkları, iki camide üç ayrı patlamanın meydana geldiğini aktardı. Reuters tarafından paylaşılan bilgiye göre saldırıyı IŞİD üstlendi.
Facebook'ta Sahte İntihar Mesajına Gözaltı
ABD'de, sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta sahte bir intihar mesajı yayınlayan Shane Tusch gözaltına alındı.Sitenin intiharı önleme programını test etmek istediğini söyleyen Shane Tusch üç gün boyunca bir kilinikte psikolojik tedavi görecek.Facebook ise 48 yaşındaki Tusch'un hesabını kilitledi.California eyaletinin San Mateo kentinde elektrikçilik yapan Tusch Facebook hesabında kendisini Golden Gate Köprüsü'nde asmak istediğini yazdı.Bunun üzerine Facebook kullanıcılarından biri polisi uyardı.Tusch da bunun üzerine gözaltına alındı.Amerikalı elektrikçi ise kendisine 'insanca davranılmamasından' ve tıbbi testlere tabi tutulmaktan şikayetçi.'Tehlikeleri gösteriyor'İki çocuk babası ve evli olan Tusch ise deneyiminin sosyal paylaşım sitesinin yaklaşımının tehlikelerini gözler önüne serdiğini söyledi.Tusch, kendisinin 'intiharı' konusunda sistemi harekete geçiren kişinin 'tamamen yabancı biri' olduğunu kaydetti.Amerikalı elektrikçi sahte intihar tehdidinden önce iki yıl boyunca Facebook'u kullanmamış.Facebook'tan ise henüz Tusch'la ilgili bir açıklama yapılmadı.
Selahattin Demirtaş: 'Eşit Bir Yaşamı Nasıl Kuracağımızı Tartışmalıyız'
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 'Şimdi artık geleceğimizi kardeşçe, adil, eşit bir yaşamı nasıl kuracağımızın tartışılacağı zamana geldik' dedi.VANHDP İl Başkanlığı'nca Van Kalesi arkasında bulunan alanda Nevruz Bayramı dolayısıyla program düzenlendi. Sabah saatlerinde başlayan karla karışık yağmura rağmen etkinliğe katılan vatandaşlar, polisler tarafından oluşturulan noktalarda üst araması yapıldıktan sonra alana alındı.Etkinliğe katılan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, halkın Nevruz Bayramı'nı kutlayarak başladığı konuşmasında, barış ve özgürlük açısından bereketli bir nevruzu karşıladıklarını söyledi.Kobani (Ayn el Arap), Filistin, Gazze, Mısır, Lübnan ve Libya'dakilerin de nevruzunu kutlayan Demirtaş, özgürlük ve barış mücadelesinde çok önemli ve zahmetli aşamaların geçildiğini belirtti.Demirtaş, yarın Diyarbakır'daki nevruz kutlamasında okunacak Öcalan'ın mesajını hatırlatarak, konuşmasına şöyle devam etti:'Şimdi artık geleceğimizi kardeşçe, adil, eşit bir yaşamı nasıl kuracağımızın tartışılacağı zamana geldik. Sizden ricam barışa hasret kalmış, barış, özgürlük ve demokrasi hasretiyle yanıp tutuşan bütün yüreklere, Türkiye'nin, bütün ezilenlerine düşen şey o mesaja sıkı sıkıya sahip çıkmak. O mesaj eminim ki Türkiye'de barış umutlarını bir kez daha güçlendirecektir. İnanıyorum ki silahların susması, inanıyorum ki bu ülkede demokratik siyasetin yapılması için hepimize büyük sorumluluklar yükleyecektir. Biz şimdiden o sorumluluğun altına giriyoruz, Şimdiden Van'eda ilan ediyoruz. Barış mesajı başımızın üstüne.''Tüm Türkiye'nin mesajı sahiplenmeli'Silahların bırakılmasının barış için yeterli olmadığını savunan Demirtaş, yarın okunacak mesaj sonrası tüm Türkiye'nin mesajı sahiplenmesi gerektiğini vurguladı.Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Bizim için barış demek sadece silahların susması, gömülmesi değil. Elbette bu da çok önemlidir. Akan kanın, anaların gözyaşının durması elbette önemlidir fakat bu tek başına barış değil. Silahların susması, devre dışı kalmasından sonra yapılacak çok iş var. Bu ülkenin bütün ezilenlerinin özgürlüğe, demokrasiye ihtiyacı var. Bunlar gerçekleşmeden, insanlar kendi inandığı şekliyle özgür olmadan, korkusuzca bu ülkede birinci sınıf yurttaş, birinci sınıf insan gibi yaşamadan barış geldi denemez. Yine barış tek başına silahların susması değil. Aynı zamanda iştir, ekmektir. Eğer insanlarımız yoksulsa işsizse açsa orada yine barış yok demektir. Ekonomi, demokrasi, ikisi birlikte özgürce gelişmeden tam olarak barışı yakaladık demeyeceğiz.'Diğer parti temsilcileri ve partilileri düşman olarak görmediklerini vurgulayan Demirtaş, partililerden provokasyonlara gelmemelerini istedi.Batman'daki olaylı nevruz kutlamalarına değinen Demirtaş, İçişleri Bakanlığı'nın konuyu araştırması ve bir daha olay yaşanmaması için suçluların bulunması gerektiğini belirtti.Demirtaş, konuşmasının sonunda 7 Haziran'da yapılacak seçimlerden söz ederek, sözlerini şöyle tamamladı:'Siz evet derseniz olur. Barış anaların hayır duasındadır. Eğer onlar evet derse olur. Barış gelir, gerçekleşir. Bunun için yapılacak az şey kaldı. Çünkü zor olan yolu yürüdük. Daha fazla emek, bedel ödenmesi gereken aşamaları geçtik. Şimdi bütün Türkiye, herkes, HDP'nin bu kardeşlik, demokrasi, özgürlük, emek, barış sesine ses verirse 7 Haziran'da sandık başına giderken bu mesajlarımıza destek verirse Türkiye'nin özgür yeni yaşamında benim de tuzum olacak, benim de emeğim olacak diyenler, Karadeniz'den, Trakya'dan selamımıza selam verirse sesimize ses verirse o zaman barış çok daha iyi olacak.'Konuşmasının ardından Demirtaş alandan ayrılırken, katılımcılar sahne alan sanatçıların seslendirdiği Kürtçe ve Türkçe şarkılar eşliğinde halay çekip eğlendi.Muhabir: Sıtkı YldızAA
YGS Sonuçları Bir Kez Daha Gösterdi: Fen ve Matematik Öğretemiyoruz
YGS'de fen ve matematikteki başarısızlık tablosu değişmedi. 40 soruluk testlerde doğru cevap ortalaması matematikte 5,2; fen de ise 3,9. Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) 1 milyon 986 bin 995 adaydan, 207 bini iki yıllık üniversitelere girebilmek için gerekli olan 140 puan barajını aşamadı. 4 yıllık lisans programlarında okumak  ve ikinci sınava girebilmek için gerekli olan 180 puan barajını da tam 618 bin aday geçemedi. Testlerdeki en düşük doğru ortalamalarında ise tablo değişmedi. Yine fen ve matematik en düşük doğru cevap verilen dersler oldu.Matematik ve fendeki bu tablo uluslararası ölçektekinin yansımasına paralel. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2012 sonuçlarına  göre, 65 ülke arasında Türkiye’deki öğrenciler,matematikte 44,  fende ise 43. sırada.15 yaşındaki öğrencilerin katıldığı PISA’da, Türkiye, matematik ve fen puanlarını bir miktar yükseltse de, 2003 yılından bu yana bir üst ya da alt sıra dışında konumu değişmedi.Bu tablonun pek çok nedeni var. Al Jazeera Türk eğitim uzmanlarına fen ve matematikteki başarısızlığın nedenlerini sordu.Eğitim Reformu Girişimi Politika Analisti Işıl Oral,  tablonun eğitimdeki nitelik sorununu ortaya çıkardığı görüşünde. Oral, sadece fen ve matematik değil diğer testlerdeki sonuçların da parlak olmadığını söylüyor:Sebep: Öğretmen, müfredat, sınav baskısı 'Okullarda çocuklara gerekli becerileri kazandıramıyorsak performans gösterememeleri de normal. Pek çok sebebi var. Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerindeki eğitimde nitelik sorunu var. Bu öğretmenin niteliğine de yansıyor. Çok kalabalık sınıflarda okuyanlar yeterince iyi öğrenemiyor. Müfredatta diğer bir sebep. Sorgulatarak öğretemiyoruz. Çocukların matematik ve fen konusunda meraklarını uyandıracak bir eğitim genel olarak verilemiyor. Formül ezberliyor çocuklar. Soru tahtaya yazılıyor. Öğrencilerden çözen çözüyor, çözemeyen için konu geçmiş oluyor. Didaktik bir model  uygulanıyor genelde. Fen dersinin uygulamalı öğretilmesi gerekiyor. Bunu ne derece yapabiliyoruz ? Anadolu liselerinde bile uygulamalı gösterilmiyor. Bir de öğrencinin sınav stresi var. Öğrenci zevk alarak  yapmıyor, görev olarak görüyor bu dersleri.'Oral, Türkiye’nin hedeflerine ulaşmasının yolunun da eğitimden geçtiğini vurguluyor. Oral 'Ekonomik güç olmayı, yüksek teknolojiyi hedefleyen Türkiye’de bir gece yatacağız ertesi gün yüksek teknolojimizi olacak diye bir şey yok.  Bunun yolu eğitimden geçiyor. Güney Kore eğitimi akılcı yöntemlerle değiştirerek atağa kalktı' diyor.'Motivasyonda birinci başarıda gerideyiz 'New York ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Selçuk Şirin, uzun zamandır uluslararası öğrenci değerlendirme programlarının sonuçları ve Türkiye’deki durumla ilgili çalışmalar yapıyor. Şirin, Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması’na göre (TIMSS) Türkiye’deki öğrenciler matematik öğrenme motivasyonunda 44 ülke arasında birinci.
Reklam
HDP’li Tuncel: 'Öcalan’ın Mesajını Değil, Kendisini İstiyoruz'
Adıyaman’da düzenlenen Nevruz kutlamasında konuşan HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Çözüm Süreci’nde gelinen noktada Öcalan’ın emeklerinin küçümsenemeyeceğini ileri sürdü. Tuncel, “Biz Kürtler, biz kadınlar, biz gençler artık buna yeter diyoruz. Kürt halkı, önderi Öcalan’ın mesajını değil, kendisini istiyor. Kendisini bu meydanlarda görmek istiyoruz” dedi.HDP Milletvekili Sabahat Tuncel, Mimar Sinan Mahallesi’nde düzenlenen Nevruz kutlamasına katıldı. Kutlamaya katılanlarla birlikte bir süre halay çeken Tuncel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı başkanlık sistemi üzerinden eleştirdi. Erdoğan’ın başkanlığı rüyasında bile göremeyeceğini savunan Tuncel, “Şimdi de başkan olacakmış. O yüzden herhalde muhtar olamadı ya durmadan muhtarlarla toplantı yapıyor, kendi iktidarını güçlendirmeye çalışıyor. Ama buradan bir kez daha şunun altını çizerim. Geçen Selahattin Demirtaş arkadaşımız çok kısaca ona cevap verdi. Ama ben de buradan ‘Kürt sorunu yoktur’ diyen Türkiye’yi şirket gibi yöneten Çözüm Süreci’ne karşı olan milliyetçilere, cinsiyetçilere dayanarak Türkiye halklarını bir birine kırdırmaya çalışan, her konuştuğunda toplumu gerginleştiren Tayyip Erdoğan seni başkan yapar mıyız? Sen o başkanlığı rüyanda bile göremezsin. Rüyanda görürsün demiyorum, rüyanda bile göremezsin” dedi.Ülkedeki sorunları birlikte çözeceklerini ifade eden Tuncel, şunları söyledi:“Kılıçdaroğlu’na soruyorlar, ne kadar hedefliyorsun? Diyor ki ‘Yüzde 35.’ Böyle bir ana muhalefete, böyle bir iktidar. Bunu duyan Tayyip Erdoğan’ında yüzünde gülücükler oluşuyor. Bu coğrafyada yaşayan haklarımıza şu çağrıyı yapıyoruz. Gelin yaşamı birlikte kuralım. Biz Aleviler adına siyaset yapmayacağız, Aleviler gelip bizim ile siyaset yapacak. Biz dindarlar adına siyaset yapmayacağız, dindarlar gelip bizim ile siyaset yapacak. Biz halklar adına siyaset yapmayacağız, hangi halktan olursa olsun kendileri gelip bizimle birlikte siyaset yapacak. Bu özgürlük ateşinin kalıcı hale gelmesi için devlete bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Özellikle Kürt halkı önderi Öcalan’ın barış sürecindeki çabalarında değinmiştim. Eğer bugün çatışmazsızlık varsa, eğer bugün barışı konuşabiliyorsak, eğer bugün özgürlükleri konuşabiliyorsak, Öcalan’ın emekleri küçümsenemez ama burada bir sorun var. Öcalan hala İmralı’da tutsaktır. Ama Öcalan’ın şahsında Türkiye hakları İmralı’da tutulmaktadır. Biz Kürtler, biz kadınlar, biz gençler artık buna yeter diyoruz. Kürt halkı, önderi Öcalan’ın mesajını değil, kendisini istiyoruz. Kendisini bu meydanlarda görmek istiyoruz.”DHA
Reklam
Uğur Kurt Davasında Sanık Polis: 'Benim Annem de Alevi'
Bir yakınının cenaze törenine katılmak için gittiği Okmeydanı Cemevi'nde, polisin silahından çıkan kurşunun başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Uğur Kurt'un ölümüyle ilgili ilk duruşma görüldü. Mahkeme Haci Bektaşi Veli Anadolu Alevi Kültür Vakfı'nın davaya katılım talebinin reddine,  görüntülerle ilgili yeniden rapor düzenlenmesine, sanık S.K.'nın tutuklanması yönündeki talebin reddine karar vererek 12 Haziran 09.30'a tarihine erteledi. Sanık Polis S.K. ise savunmasında, 'Cemevine yönelik kasıtlı ateş ettiğim yönündeki iddiayı kabul etmiyorum. Ben Malatya Arguvanlıyım, benim annem de Alevi'dir' dedi.İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, tutuksuz sanık polis memuru S.K. hazır bulundu. Ölen Uğur Kurt'un babası Kemal, annesi Gülnaz, eşi Narin ile 2 buçuk yaşındaki oğlu Kemal Kurt da müşteki olarak katıldı. Hacı Bektaşi Veli Anadolu Vakfı Genel Başkanı da olayın cemevi bahçesinde yaşanmasın nedeniyle, suçtan zarar gördükleri gerekçesiyle davaya katılma talebinde bulundu. Duruşmaya CHP milletvekilleri İlhan Cihaner, Mahmut Tanal, Umut Oran, Aykut Erdoğdu ve Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan da izleyici olarak katıldı. Kimlik tespitinin ardından Mahkeme başkanı, sanık polisten olay gününü anlatmasını istedi.'ATILAN MOLOTOF ARACIN MAZGALINDAN İÇERİ GİRDİ'S.K., '2460 kod nolu ekipte polis memuru olarak görev yapıyordum. O tarihte olan malum olaylar nedeniyle bize grubu uzaklaştırmamız yönünde talimat verildi. Ara sokaklarda bir süre kovalamaca yaşandı. Araçta toplam 4 kişi vardı. Şoför ve şoförün yanında ekip şefi Şahabettin, şoförün arkasında ise ben ve Burak oturuyordu. Caddeye çıkacağımız sırada nereden geldiğini görmediğim bir molotof kokteyli aracın ön mazgalından içeri girdi. Önde oturan şoför ve şef ateş içinde kaldı. Araç alev topuna döndü. Şoför kapıyı açamadı. Arka kapıyı açıp araçtan indim. Elimde yanma meydana gelmişti. Bu panikle araçtan aşağıya indim. Şoför de inmişti onun da eli yanmıştı. Araç yandığı halde bizim bulunduğumuz yere bir molotof kokteyli daha atıldı, hemen ayaklarımın altına isabet etti. O istikamete baktığımda bir şahsın elinde molotof kokteyli ile bize doğru geldiğini gördüm. Şefime baktım eli yanmıştı' dedi.'ELİNDE MOLOTOF OLAN ŞAHSIN AYAK HİZASINA DOĞRU ATEŞ ETTİM''Silahım belimi rahatsız ettiği için aracın içindeydi, tekrar araca binip silahımı aldım' diyen S.K., ' Bize doğru gelmekte olan şahsın ayak hizasını hedef alarak bir el ateş ettim . Silahımda 11-12 mermi vardı. Geri kalanları havaya sıktım. Ateş ettiğim sırada elinde molotof olan şahıs 25-30 metre uzaktaydı ve benim karşımdaydı. Olay sırasında ben ateş etmeden önce de silah sesleri duydum. Bu nedenle benden önce başka polisler tarafından da ateş edildiğini düşünüyorum. Bulunduğumuz yer düz alan değildi. Kot farkı vardı. Bu sebeple yaptığım atış şahsın üzerinden geçip gitmiş olabilir. Ateş etmem ya da etmemem yönünde kimseden bir talimat almadım' diye konuştu.'20 KİLOLUK BİR SİLAHLA YANAN ARAÇTAN İNMEM İMKANSIZDI'Mahkeme başkanının 'araçta başka bir silah var mıydı?' sorusuna sanık S.K., 'Araçta, FN isimli bir silahımız vardı. Boyalı top mermisi atan bir silahtı. Silah aracın ön kısmındaydı' yanıtını verdi.Mahkeme başkanı bunun üzerine 'o silahı neden kullanmadın' diye sordu. S.K., 'Normalde FN silahı aracın içinde monte edilmiş şekilde bulunur, ancak bizim araçta silah o an monte değildi. Araç yanıyordu, 20 kiloluk bir silahla yanan araçtan inmem imkansızdı' diye cevap verdi.Daha sonra Mahkeme başkanının 'Orada Cemevi olduğunu, cenazenin bulunduğunu biliyor muydun?' sorusuna sanık S.K., 2009'dan beri polis olduğunu, olaydan 4 ay önce TEM şubesinde göreve başladığını belirterek, 'O sokağa ilk defa girmiştim. Orada Cemevi olduğunu ve cenaze olduğunu bilmiyordum' diye cevap verdi.Sanık S.K, olayın ardından önce Cemal Kamacı Spor Kompleksi'ne gittiklerini, burada kendilerini yaklaşık 3-4 saat beklettiklerini sonra da hastaneye gittiklerini söyledi. Bunun üzerine Kurt ailesinin avukatı Turgut Kazan, S.K.'ya polis olan babasıyla birlikte olay yerinde inceleme yaptıkları yönünde soru sordu, S.K., babasının Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görevli olduğunu, olaydan sonra babasıyla birlikte olay yerine gitmelerinin mümkün olmadığını çünkü olayların devam ettiğini söyledi.'O KİŞİNİN ÖLECEĞİNİ BİLSEM KENDİMİN ÖLMESİNİ İSTERDİM'Polis memuru S.K. , 'Polis memuruyuz ama etten kemikten ibaretiz. Yanıyoruz. Bu olayın bir şekilde meydana geldiği için çok üzgünüm. Yanan bir araçtan iniyorsunuz ve sizin yandığınızı görüyorlar ve hala devam ediyorlar. Hayatım boyunca böyle bir olayın aklıma ve başıma gelmesini tahmin edemezdim. Bir eşi kocasız, bir çocuğu babasız bırakmayı hiç istemezdim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. Keşke o anı geri alabilsek ama mümkün değil. Yargılama sonunda vereceğiniz hertürlü cezaya razıyım. Ailesi acılarında haklı diyebileceğim tek şey bilerek isteyerek o kişinin ölmesini istemedim. Çok üzgünüm, o kişinin orada öleceğini tahmin etseydim, kendimin ölmesini isterdim' diye konuştu.
Kurtulmuş: 'Türkiye'de Medyaya Baskı Varmış Gibi Algı Operasyonu Yapılıyor'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ABD Senatosu'ndan 74 senatörün Türkiye’de medyaya baskıya dikkat çeken mektubunu değerlendirdi. Kurtulmuş, 'Maalesef Türkiye'de basın üzerinde büyük bir baskı varmış gibi bir propaganda, kara propaganda, bir algı operasyonu yapılıyor ve ister istemez bu dışarıdaki bazı çevreleri de etkiliyor.' dedi.Numan Kurtulmuş, Feshane'de düzenlenen Burdur Günleri programına katıldıktan sonra basın mensuplarının sorularını cevapladı. Hiçbir ülkenin senatosu ya da meclisinin Türkiye'ye herhangi bir uyarı yapma hakkı olmadığını savunan Kurtulmuş, 'Ya da biz dışarıdan gelen uyarı mahiyetinde anlaşılabilecek her hangi bir şeye itibar etmeyiz, ciddiye almayız. Ama iyi niyetle söylenmiş, eğer gerçekten bu anlamda katkısı da bulunabilecek olan her kim ne söz söylerse bunları da dinleriz o ayrı. Önce uyarı kısmını bu işin düzeltmemiz lazım. Böyle bir uyarı kimsenin hakkı ve haddi değildir.” şeklinde konuştu.“Türkiye'de uzun süredir bir algı operasyonu yürütülüyor. Sanki Türkiye'de basının üzerinde çok büyük bir baskı varmış ve basın mensupları cezaevlerine atılıyor ve susturuluyormuş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.” iddiasında bulunan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son güncel bilgilere baktım bu konuyla ilgili. Şu anda Türkiye'de sarı basın kartı olmayan ama gazeteci kimliği olan 7 kişi mahkemelerle muhataptır. Bunlardan birinin ceza infaz edilmiş ve çıkmıştır. Bunların tamamı da basın ile ilgili herhangi bir makale yazmış ve mahkemelere gitmiş değil. Mesela polis aracı kurşunlamış, bomba atmış, bir takım terör grupları ile. Sadece 6 kişi, onlar da terör suçlarıyla suçlanarak bir kısmı ceza almış, bir kısmı da mahkemeleri devam ediyor. Ama maalesef Türkiye'de basın üzerinde büyük bir baskı varmış gibi bir propaganda, kara propaganda, bir algı operasyonu yapılıyor ve bu ister istemez bu dışarıdaki bazı çevreleri etkiliyor. Bu algı operasyonuna dayalı olarak birilerinin mektup yazmış olması da Türkiye'deki realiteyi değiştirmez. Yani ne bu mektup yazıldı diye bu altı kişi bu sabah serbest bırakılır, ne de bu mektup yazılmasaydı başka insanlar basın mensubu oldukları için içeri alınacaklardı. Bu insanlar basın mensubu oldukları için değil, terör şüphelisi ya da terör faaliyeti iddiasıyla gözaltına alınmış veya cezalandırılmış olan insanlardır. Bunu bir kez daha net bir şekilde ortaya koymak lazım.'ÇÖZÜM SÜRECİÇözüm sürecine ilişkin değerlendirmeler de yapan Kurtulmuş, 'Çözüm süreci laf olsun diye ortaya çıkmış bir süreç değildir. Devlet zihniyetinde önemli bir değişim ortaya çıktı. Devlet inkar ve asimilasyonu bir tarafa bırakarak Türkiye'deki vatandaşlarımızın her birinin eşit yurttaşlar olması konusunda önemli adımlar atıldı. Anadilde savunma hakkından yer isimlerine kadar, insanların kendi dillerinde TV yayını yapabilmelerine kadar. 30 yıl içinde Türkiye'de 50 bin insan öldü. Bizim hesaplamalarımıza göre Türkiye en az 1.2 trilyon dolar maliyetle karşı karşıya kaldı. Artık bu ülkenin insanlarının ölmesini istemiyoruz. Kanaatimce çözüm sürecinde büyük mesafeler alınmıştır. İşin yüzde 80'i bitmiştir. Ama azgın bir nehirde karşıdan karşıya geçiyoruz. Artık kimse geriye dönelim diyemez. Yüzde 20 lık kısım için adımlarımızı atacağız. Zor bir kısım kalmıştır, farkındayım, el birliği ile kol kola gireceğiz ve akıntıya kapılmadan karşıya geçeceğiz. Bir daha bu memlekette silahlar kıyamete kadar susacak... Çözüm sürecine bu topraklardaki 77 milyonun sahiplendiğine inanıyorum. Bu proje başarı ile bitirilirse sadece Türkiye'nin değil bütün bölgenin başarısı, coğrafyamızın başarısı olacaktır. Ben bu nevruzun önemli bir başlangıç, daha doğrusu yeni adımlardan birisi olduğunu düşünüyorum. Ümit ederim seçim öncesi nevruzdaki bu gelişme ile birlikte milletin büyük çoğunluğunun da bu iş artık bitiyor, sonuca yaklaşıyoruz galiba diyeceği bir noktaya geleceğimizi düşünüyorum.' diye konuştu.CİHAN
Pınar Karşıyaka'nın Rakibi Türkiye'ye Gelmek İstemiyor
Basketbol Kulübü Gran Canaria, 25 Mart’ta Karşıyaka Arena'da oynanacak rövanş maçı öncesi Twitter’dan yapılan IŞİD tehdidi sonrası resmi sitesinden oldukça çarpıcı bir açıklama yayınladı.EUROCUP’a şikayette bulunan kulüp, Twitter hesaplarından oyuncularına yöneltilen IŞİD tehdidine karşı önlem alınmasını istedi.Türkiye’ye seyahatleri sırasında tam güvenlik isteyen kulüp, 48 saat içinde yeterli teminat almadıkları takdirde seyahati iptal edeceklerini duyurdu.‘GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINMASA…’Eurocup’ta Pınar Karşıyaka ile deplasmanda karşılaşacak olan Gran Canaria kulübü, gereken güvenlik önlemleri alınmazsa Türkiye’ye gelmeyeceklerini açıkladı.Eurocup çeyrek finalinde İspanya’nın Gran Canaria takımı ile eşleşen Pınar Karşıyaka, İspanya’daki ilk maçtan 76-66 yenik ayrılmıştı. Rövanş öncesinde Twitter üzerinden Gran Canarialı oyunculara yöneltilen tehditler, İspanyol kulübünü tedirgin etti. Eurocup’a resmi bir şikayette bulunan Gran Canaria, polisten ve İspanyol Büyükelçiliği’nden de gerekli güvenlik önlemlerinin alınması yönünde istekte bulundu.Gran Canaria oyuncuları ve teknik heyeti, önümüzdeki 48 saat içinde güvence verilememesi halinde Türkiye’ye seyahat etmemeyi düşünüyor. Çeşitli oyuncuları hedef alan tweet’lerde terör örgütü IŞİD’in yaptığı eylemlerden bir görüntüye yer verilirken, oyunculara maçı kaybetmemeleri halinde ailelerinin öldürüleceği tehditinde bulunuldu.Hürriyet
Reklam
Albayrak: "Şampiyon Olacağız"
Galatasaray 2. Başkanı Abdurrahim Albayrak , Kasımpaşa maçı öncesi son antrenman sonrasında GS TV mikrofonlarına açıklamalarda bulundu.Mücadelenin önemini vurgulayan Albayrak, 'Bütün futbolcularımız çok hırslı ve maça hazırız. Takımın morali iyi artık puan kaybetmek istemiyoruz. Şampiyon olacaksak bu maçları almalıyız. Şampiyonluk için en büyük gücümüz taraftarımız olacak. 3 puan için yarın onlara ihtiyacımız var. Onlara güvenimiz sonsuz.' ifadelerini kullandı.Sezon sonunda şampiyonluğa ulaşacaklarını söyleyen idareci, 'Taraftarlarımıza ne kadar teşekkür etsem azdır. Kar demiyorlar kış demiyorlar takımımızın yanında oluyorlar. Ben inanıyorum ki yarın Kasımpaşa Stadı'nda %80 taraftarlarımızla dolu olacak. Ben inanıyorum ki yarın kazanacağız ve inşallah şampiyon olacağız. Yarın akşam bir olacağız, birlik olacağız ve inşallah şampiyon olacağız .' diye konuştu.Sporx
Reklam
Deniz Baykal'dan CHP'ye Sert Eleştiri
Deniz Baykal, yaklaşan seçimler öncesinde parti genel merkezini sert bir dille eleştirerek, 'Sen CHP’nin tabanından korkarsan CHP’yi milletin desteklediği parti haline nasıl getireceksin' dedi.Seçim çalışmaları çerçevesinde Antalya’da vatandaşlarla bir araya gelen Deniz Baykal, aday adaylığı sürecini anlatarak başladığı konuşmasında, Genel Merkeze adayların ön seçimle belirlenmesi teklifini kendisinin götürdüğünü yineledi ve Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun kendisi için birinci sıra kontenjan teklifini neden geri çevirdiğini detaylarıyla anlattı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine, 'Sizi listenin başına koyalım birinci sıradan kontenjan olarak girin, uğraşmayın, orada yerinizi alın diğerlerini de örgütten soralım örgüt ayarlasın' dediğini söyleyen Baykal, 'Kendisine teşekkür ettim bu düşüncesine ama bunu kabul etmem mümkün değil dedim. Ben Antalya’da ön seçim istiyorum, kendim için de istiyorum herkes için istiyorum. Böyle olursa Antalya ayağa kalkar, yoksa kendini kurtaran kurtaracak kurtaramayan hadi onlar girsin ön seçime ya da delege ayarlasın. Yargıç gözetiminde bütün üyelerin katıldığı gerçek bir ön seçim olmalıdır ve ben bunu ön seçime katılmaktan şeref duyarım onur duyarım. Merkez yoklamasıyla milletvekili olmaktansa böyle bir ön seçime girip seçimi kaybetmeyi tercih ederim' dedi.GENEL MERKEZE SERT ELEŞTİRİKonuşmasında partinin merkez uygulamasını da sert bir dille eleştiren Deniz Baykal, 'Daha neler göreceğiz. Ankara’da bir ölçü insan kendi arasında kapanmış ’yetki bende’, ’sen şuradan ol ben buradan’ diyor. Öyle bir şey kardeşim, kazan da gel kazan da. Milletten oy istiyorsun, milletin bir parçası Cumhuriyet Halk Partisi. Sen CHP’nin tabanından korkarsan CHP’yi milletin desteklediği parti haline nasıl getireceksin' şeklinde konuştu.ERGENEKON VE BALYOZ DAVALARIKonuşmasında Ergenekon ve Balyoz davalarına da değinen Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da eleştirdi. 'Erdoğan, ’Ergenekon davasında Balyoz davasında bizi aldatmışlar, aldatılmışım’ diyor' diyen Baykal, 'Yani ben ne biliyim iyi niyetle diyor. Saf acemi yumurtadan yeni çıkmış bir masum şimdi. Değerli arkadaşlarım inanmış bunlara sonra tutuklama olunca üzülmüş. Çünkü birlikte çalıştığı insanlar, tutuklama olmasın demiş, CD’leri belgeleri getirmişler kıpırdayamamış. Hukuka saygısı, adalete saygısı var, o nedenle bir şey diyememiş, sürüklenmiş. Ne zamana kadar; 17 -25 Aralık krizi çıkıncaya kadar' dedi.Türkiye’nin yalanla idare edildiğini ileri süren Baykal, yaşanılan süreçlerin altında büyük yalanların bulunduğunu ve bunun da onlardan birisi olduğunu iddia etti. Baykal, 'Sayın Cumhurbaşkanı o zaman Başbakandı, sayın Abdullah Gül de Culmhurbaşkanıydı. Onlar değil miydi bize bir savcı lazım diyenler, her iş böyle başlamadı mı yani niye savcı arıyor, bütün bu işleri kurtaracak gözü kara savcı arıyor. O arayışın sonunda çıktı o meşhur savcı. Daha sonra kullanma süresi bitti, ondan sonra miadı doldu, ondan sonra atıldı bir kenara. Sen ’bu işin savcısı benim’ dediğinde ’ben de o davanın avukatım’ diyen Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı değil miydi. Kim seni savcı yaptı, sana savcılığı kim verdi' şeklinde konuştu.'BÜYÜK DRAMLAR YAŞANDI'O süreçte büyük acılar ve dramlar yaşandığını, pek çok ailenin çöktüğünü, intiharlar olduğunu, bu işin kasası olmakla suçlanan insanların cezaevinde kanserden öldüğünü söyleyen Baykal, 'Bütün bunlar o zamanın Başbakanı şimdinin Cumhurbaşkanı’nın ’ben bir savcı arıyorum’ diye çıktığı yolda oldu. Bütün bunları kullandığı belgeler ne, kim çıkardı bu belgeleri, birisi, şimdi o da tutuklandı. Bavulla kim geldi, yani bavulla gitmiş adliyeye teslim etmiş, ne yapsın hukuk saygısından dolayı sesini çıkarmamış, o aslında hukuka saygılı bir savcı arıyormuş o savcı da tesadüfen gelivermiş ve sonra bu olay böyle işlemiş ne zamana; kadar 17-25 Aralık’a kadar. Paralar pullar, para sayma makineleri ortaya çıkıncaya kadar. Yeter artık arkadaşlar, Türkiye adına yeter artık. Olmaz böyle bir şey, buna bir dur demek lazım, diyeceğiz. Ben yeni bir heyecanla söylüyorum, bu işin sonuna geldik' dedi.İZLEME KOMİTESİ TARTIŞMALARIÇözüm süreci izleme komitesiyle ilgili görüşlerini de paylaşan Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı işaret ederek şöyle konuştu: 'Bu izleme komitesi de nereden çıktı diyor, izleme komitesi 6 tane 16 tane konuşuyorlar ’ya bu nereden çıktı, benim onayım yok’ diyor, ’ben zaten kabul etmemiştim’ diyor. Şimdi cevap verecek olan biz miyiz. Bu ne manzara arkadaşlar, olmaz olmaz dış politika olmaz, yolsuzluk olmaz adalet ve hukuk konusunda içine girdiğimiz tablo olmaz, yoksulluk, esnaf, kadın, genç olmaz. Oluyor, olur gibi oluyor bir noktaya kadar, sonra olmaz olduğu ortaya çıkıverir.'İHA
Facebook Video Gösterimleri Hızla Artmaya Devam Ediyor
Geçtiğimiz sene video konusunda büyük bir çıkış yakalayan Facebook, 2015 yılında da büyümeye devam edecek gibi görünüyor.İlk olarak 2013'ün Eylül ayında mobil cihazlar için testlerine başlanan otomatik video oynatma özelliği, kısa bir süre sonra uygulamaya konulmuştu. Haliyle birçok kişinin istemeden de olsa bu videoları izlemesi (izlemese de izlemiş olarak sayılması) Facebook'un bir sene sonra günde 1 milyar video gösterim sayısına ulaşmasını sağlamıştı. Ardından ALS hastalığı için başlatılan Ice Bucket Challenge kampanyası da video etkileşimlerinin artmasında oldukça etkili olmuştu. Dolayısıyla 2014 yılı Facebook için video konusunda oldukça önemli bir yıl oldu. Son olarak paylaşılan video istatistikleri ise, 2015 yılında da Facebook'un katlanarak büyümeye devam edeceğini gösteriyor.2015 itibariyle günde 3 milyar video gösterim sayısına ulaşan Facebook, bu içerik türünün meyvelerini toplamaya hızla devam ediyor. Bir önceki yıla göre 2014 yılında kullanıcı başına paylaşılan video sayısında %75 artış yakalayan sosyal medya devi, 2015 itibariyle bazı ülkelerde daha fazla etkisini gösteriyor. Facebook tarafından paylaşılan istatistikler, bir önceki yıla göre video paylaşımlarında Birleşik Arap Emirlikleri'nde %138, Fransa'da %93, İtalya'da %90, Birleşik Krallık'ta ise %88 artış yaşandığını gösteriyor. Kanada %56, Hong Kong %53, Avustralya %52 ve Güney Kore'nin de %36 oranında artış gösterdiği belirtiliyor.
Reklam
'2015’te 50 Milyondan Fazla Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge Satılacak'
Samsung’un bu ayın başında duyurduğu ancak henüz satışa sunmadığı yeni amiral gemileri hakkında ilk satış tahminleri gelmeye başladı. Analistlere göre Samsung 2015 yılı içinde 55 milyona yakın Galaxy S6 ve Galaxy S6 edge satacak.Galaxy S6 ve Galaxy S6 edge’in duyurulduğu hafta, Samsung’un bu modellerden yaklaşık 40 milyon adet satacağı öngörülmüştü. Ancak yeni analizler, bu sayının bile aşılacağına işaret ediyor. Tayvan merkezli pazar araştırmaları şirketi DRAMeXchange’e göre; nisan ve haziran ayları arasında 22 milyon, temmuz-eylül arası 16 milyon ve yılın son çeyreği ekim-aralık arasında 12 milyon Galaxy S6 ve Galaxy S6 edge satılacak.Samsung amiral gemisi modellerini henüz satışa sunmamış olsa da bazı ülkelerde ön sipariş alımlarına başladı. 10 Nisan’da raflardaki yerini almaya başlayacak olan Galaxy S6 ve Galaxy S6 edge’in beklenen ilgiyi görüp görmeyeceğini, yıl sonu raporlarından sonra öğreneceğiz.LOG
Romanya'da Yakalanan İki Polis İçin İade Kararı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, başbakanlığı döneminde çalışma ofisine dinleme cihazı konulmasıyla ilgili Romanya'da yakalanan iki polisin Türkiye'ye iadelerine hükmedildi.ANKARACumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, başbakanlığı döneminde çalışma ofisine dinleme cihazı konulmasıyla ilgili Romanya'da yakalanan iki polisle ilgili Romanya mahkemesi Türkiye'ye iadelerine hükmetti.Hala Romanya'da tutuklu bulunan polislerin avukatlarının, Bükreş'te bulunan üst mahkemeye iade kararının temyizi için başvuracakları, kararın 20 güne kadar çıkabileceği bildirildi.Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisine 'böcek' tabir edilen dinleme cihazı konulmasıyla ilgili yürütülen 'Paralel yapı' operasyonu kapsamında aranırken yurt dışına çıkan eski Emniyet Müdürü Sedat Zavar ve polis memuru İlker Usta, Emniyet Genel Müdürlüğünün de destek verdiği operasyonla Romanya'da gözaltına alınmıştı.Bunun üzerine Romanya'ya iltica talebinde bulunan iki polisle ilgili ülkedeki yerel mahkemeler, eski Emniyet Müdürü Zavar ve polis memuru Usta'nın iltica taleplerini reddetmişti.Halen Romanya'da tutuklu bulunan zanlıların Romanya mahkemesi tarafından bugün Türkiye'ye iade edilmesine ilişkin duruşma görüldü. Yerel mahkeme sanıkların Türkiye'ye iadelerine hükmetti.Sanık avukatlarının karara itiraz için Bükreş'te bulunan bir üst mahkemeye başvuracakları, temyiz sonucuna göre polislerin iade işlemlerinin sonuçlanacağı bildirildi.Muhabir: Fatih ÇakmakAA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'ABD Böyle Bir Katilin Arkasında Durmaz'
ABD'nin son günlerde Suriye'deki Esed rejimine yönelik mesajlarını değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Böyle bir katilin arkasında duracaklarına ihtimal vermiyorum' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Ukrayna ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve CIA Başkanı John Brennan'ın Suriye reimi lideri Beşşar Esed'le görüşülmesi gerektiğine dair sözleri soruldu.Erdoğan şu yanıtı verdi:'Geçen hafta bu yönde açıklamalar geldi ama daha sonra Kerry’nin ofisinden bunun yalanlandığını gördük. Bizim de bu arada yaptığımız anlaşmalara bakarsak eğit-donatla ilgili Esed rejimine karşı bazı tespitler var. Öyle sanıyorum ki liderler seviyesinde yapacağımız görüşmelerde bu ifadelerin en doğru halini anlamış olacağız. Esed’in başında olduğu bir Suriye’nin huzura refaha varması mümkün değildir. ABD’nin de böyle bir katilin arkasında yer alacağına ihtimal vermiyorum.'Suriye'de 220 binden fazla insanın öldüğü iç savaş beşinci yılına girerken Dışişleri Bakanı Kerry, Washington yönetiminin 'eninde sonunda' Beşşar Esed yönetimiyle müzakere etmek zorunda kalacağını söylemişti. Kerry öncelikli tehdidin IŞİD olduğunu vurgulamıştı.Rejimin yıkılması endişesiCIA Başkanı John Brennan da, Washington yönetiminin Suriye'de IŞİD gibi örgütlerin hakim olması tehlikesi nedeniyle rejimin yıkılmasını istemediğini söylemişti.Brennan, New York Dış İlişkiler Konseyi'nde yaptığı konuşmada, ABD yönetiminin rejimin çökmesi halinde yerini kimin alacağına dair endişeleri olduğunu belirterek 'Bence bu meşru bir endişe' demişti.Suriye'nin bazı bölgelerinde IŞİD ve El Kaide gibi 'radikal unsurların egemen olduğuna' dikkat çeken Brennan, 'İstediğimiz son şey Şam'a yürümelerine izin vermektir. Hiçbirimiz, Rusya, ABD, koalisyon, bölge ülkeleri Şam'daki siyasi kurumların ve hükümetin çöküşünü istemiyor' ifadelerini kullanmıştı.Almanya'nın görüşü de aynıAlmanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier de 18 Mart'taki demecinde Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’le diplomatik görüşmelere açık olunması gerektiğini ve gerekirse Esed ile konuşulabileceğini söylemişti.Kaynak: Al Jazeera
Reklam