Sağlık Çalışanları Yarın Grevde
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Antalya Şube Başkanı Mustafa Kılınç, sağlık çalışanlarının 13 Mart'ta çalışmayacaklarını belirtti.Sendika binasında basın toplantısı düzenleyen Mustafa Kılınç, hükümetin sağlık politikasını eleştirdi. Bugün ne halkın aldığı sağlık hizmetine güvenebildiğini ne de verdikleri hizmetten kendilerinin memnun olduğunu aktaran Kılınç, 'Sağlık hizmetini alan için de sunan için de 13 Mart'ta görevdeyiz' dedi.13 Mart Cuma günü sağlık meslek örgütleri ve tüm sağlık çalışanlarıyla dayanışma içinde grevde olacaklarını kaydeden Kılınç, 'Acil sağlık hizmetleri dışında sağlık hizmeti sunamayacağımızı kamuoyuna duyurmak istiyoruz. 14 Mart'ta aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinde sürdürdüğümüz fazla ve esnek çalışma dayatmasına karşı mücadelemizi sürdürecek, buralardaki nöbetlere gitmeyeceğiz. Güvenli ve güvenceli koşullarda çalışabilmek, demokratik bir ülkede insanca yaşayabilmek için birlikte mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Biliyoruz ki güvenli gelecek birleşik mücadele ile mümkündür' diye konuştu.Sağlık Bakanlığı'ndan 5 acil talepleri olduğunu vurgulayan Kılınç, talepleri şöyle sıraladı: 'Katkı katılım paylarıyla istisnai hizmet tanımıyla fark ücretleriyle 5 dakikalık randevu süreleriyle halkımızın nitelikli sağlık hizmetine erişimi kısıtlanmaktadır. Nitelikli sağlık hizmetine bütün yurttaşlarımızın ücretsiz ulaşabilmesini talep ediyoruz. İnsanüstü bir çabayla ihtiyaç molası dahi vermeden, performans/ciro baskısı altında, şiddet baskısı altında, sağlıksız koşullarda taşeron sistemiyle çalışıyoruz. Çalışma koşullarımızın acilen gözden geçirilerek düzeltilmesini istiyoruz. Çalışırken de emeklilikte insanca yaşabilmek güvenceli bir gelir istiyor, emekliliğe yansıyan temel ücretlerimizin artırılmasını talep ediyoruz. Yıllarca haftada 40 saatlik yasal sürelerin çok üzerinde ağır koşullarda çalıştığımız halde bugüne denk bir türlü verilemeyen fiili hizmet zammını talep ediyoruz. Sağlık alanındaki mesleki eğitimin niteliğinin giderek bozulduğunu bunun halkımızın geleceğini tehdit ettiğini görüyoruz. Sağlık eğitiminde melek örgütleriyle ve ilgili kuruluşlarla işbirliği yapılmasını, sayıyı değil niteliği önceleyen bir politikayı talep ediyoruz.'Kılınç, tüm sağlık çalışanlarını ve Antalya halkını yarın saat 13.30'da Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde buluşmaya davet etti.DHA
YGS'ye Girecekleri Böyle Alalım:  Türkçe Öğretmeninden 17 Püf Noktası
YGS’ye birkaç gün kala heyecanlı olduğunuzu biliyorum. Kiminiz belki 9. sınıftan beri, kiminiz on aydır, kiminiz belki birkaç haftadır  hayatınızı belirleyecek olan bu sınava hazırlanıyorsunuz. Ben de sizin için Türkçe bölümüne dair önemli tüyolar vermek isterim. Tüyoları az sonra okuyacaksınız ama unutmayın bu sadece bir sınav ve ne kadar soğukkanlı davranırsanız zamanı  o kadar iyi kullanacak ve başarılı bir sınav çıkaracaksınız.
Haftanın Hakemleri Belli Oldu
Spor Toto Süper Lig’in 24. haftasında görev alacak olan hakemler açıklandı.Bursaspor-Balıkesirspor: Ali PalabıyıkAkhisar Belediyespor-Karabükspor: Mustafa Kamil AbitoğluÇaykur Rizespor-Medicana Sivasspor: Fırat AydınusGalatasaray-Başakşehir: Bülent YıldırımEskişehirspor-Mersin İdmanyurdu: Hüseyin GöçekBeşiktaş-Kayseri Erciyesspor: Cüneyt ÇakırGençlerbirliği-Fenerbahçe: Halis ÖzkahyaGaziantepspor-Trabzonspor: Tolga ÖzkalfaAçık Mert Korkusuz
9 Milyon Kişinin Sosyal Güvencesi Yok
TÜİK verilerine göre, 2014'te çalışanların yüzde 35'i, yani 9 milyon kişi sosyal güvenceleri olmadan, kayıt dışı faaliyet gösterdi. Erkeklerin yaklaşık yüzde 30'u, kadınların yüzde 48'i sosyal güvencesiz çalıştı.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, geçen yıl esas işlerinden dolayı herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmayanların oranı yüzde 34,97’ydi. Yani çalışan 25 milyon 933 bin kişiden 9 milyon 69 bininin sosyal güvencesi yok. İstihdamda kayıt dışı yer alanların 3 milyon 348 bini ücretli veya yevmiyeli olarak çalışıyor.Ücretsiz aile işçisi (aileden birinin kurduğu işte ücret almadan çalışan birey) 2 milyon 816 bin kişi ve kendi işini yapan 2 milyon 731 bin kişi, kayıt dışılığın beraberinde getirdiği hak kayıplarıyla karşı karşıya bulunuyor. Ayrıca 173 bin işveren de sosyal güvenlik kuruluşlarına kayıt olmadan faaliyet gösteriyor.Kadınlarda durum daha kötüKayıt dışı çalışma sorunu kadınları daha fazla etkiliyor. Erkeklerin yüzde 29,29'u, kadınların yüzde 48,43'ü kayıt dışı istihdam ediliyor. Yani çalışan 18 milyon 244 bin erkekten 5 milyon 344 bininin, 7 milyon 689 bin kadından 3 milyon 724 bininin sosyal güvencesi yok.Kadınlarda en fazla kayıt dışı istihdam ücretsiz aile işçiliği oluşturuyor. Bu kategoride çalışan kadınların sayısı 2 milyon 87 bini buluyor.Ücretli ve yevmiyeli olarak çalışanlar arasında 1 milyon 15 bin, kendi hesabına çalışanlar arasında 611 bin, işverenler arasında 12 bin kadın kayıt dışı çalışıyor.Kayıt dışılık kısa vadede sağlık yardımından, analık sigortasından, hastalık sigortasından, iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından yararlanılmasını engelliyor. Uzun vadede ise yaşlılık, malullük ve ölüm sigortalarından yararlanılamamasını beraberinde getiriyor.AA
BBC, Ortaokul Öğrencilerine 1 Milyon Adet Programlanabilir Mini Bilgisayar Dağıtacak
Birleşik Krallık’ın yazılım geliştirme ve bilgisayar bilimleri eğitimlerini ilk ve orta öğretime düzeyine kadar indireceği ve ders müfredatlarında yer vereceğini resmi olarak açıklamasının ardından BBC bu alanda hükümetle birlikte çalışmalar yapacağını açıklamıştı.Bu çalışmalara bugün bir yenisi daha eklendi ve BBC ülke genelindeki orta öğretim öğrencilerine 1 milyon adet programlanabilir mini bilgisayarı “BBC Micro” projesi kapsamında gelecek sonbaharda dağıtacağını duyurdu. Dağıtılacak mini bilgisayar çok basit özelliklere sahip olacak. Çocukların verilen mini bilgisayarı, kişisel bilgisayarlarına bağlayarak üzerinde çalışmaları hedefleniyor. Böylelikle bilgisayar bilimleri ve yazılım geliştirme alanında ki bilinç ve ilgi düzeyinin olabildiğince küçük yaşlardan başlaması isteniyor.Dağıtılacak mini bilgisayarın üzerinde  LED ışıklar da bulunuyor. Cihazın taşınabilir ve hafif olmasına ise ayrıca özen gösterilmiş. Bu sayede öğrencilerin cihazı kolayca yanlarında taşıyabilmeleri ve istedikleri an üzerinde çalışabilmeleri sağlanmış. BBC ise bu cihazın giriş seviyesinde olduğunu ve Raspberry Pi ya da Kano kits ile karşılaştırılmaması gerektiğinide ayrıca eklemiş.BBC daha öncesinde İngiliz hükümetiyle işbirliği yaparak çocukların ve gençlerin yazılım geliştirme ve bilgisayar bilimleri alanlarıyla ilgili temel bilgileri alması ve ilgilerini çekmek amacıyla BBC üzerinden özel bir bölüm ile yayınlar başlatmıştı. Bu hamle ile eğitimin hem öğretici hem de eğlenceli kılınması amaçlıyordu. Bunlara ek olarak BBC, televizyon kanalı üzerinden “Girls Can Code” isminde bir yetenek yarışması başlatacağını ve bu alanda çalışmaya devam edeceğini de belirtti.Webrazzi
Reklam
'Kozmik Oda' Soruşturmasında İhbarcı Tespit Edilememiş...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 'Kozmik Oda' soruşturmasına ilişkin takipsizlik kararında, ihbarı yapan kişinin tespit edilemediği vurgulandı.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, kamuoyunda 'Kozmik Oda' soruşturması olarak anılan ve bazı Seferberlik Tetkik Kurulu Personelinin adının karıştığı soruşturmaya ilişkin takipsizlik kararında, soruşturmanın Ankara Emniyet Müdürlüğüne gelen ihbar telefonu üzerine başlatıldığı, ihbarın Keçiören'deki bir telekom bayisinden yapıldığı, iş yerinde kamera bulunmadığı ve ihbarcının tespit edilemediği belirtildi.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın 'mağdur' olarak yer aldığı kararda, 38 kişi 'şüpheli' olarak gösterildi ve soruşturmanın, 'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs' suçlarından yürütüldüğü bildirildi.Kararda, 19 Aralık 2009 saat 14.50 sıralarında, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne ait telefonu arayan erkek bir şahsın 'Çukurambar'da Bülent Arınç’ın evine geliş gidişlerinde, civarda 06 BH ... ve 06 LJY ... plakalı araçları gördüğünü, araçlardan, içindekilerden ve Arınç'a yönelik saldırıda bulunabileceklerinden şüphelendiğini' belirterek, telefonu kapattığı anlatıldı ve bunun bildirilmesi üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinin soruşturma başlattığı aktarıldı.İhbar konusu olayın araştırılması için nöbetçi savcının, 'Günün önemine binaen ihbarda geçen araçların ve şahısların tespit edilmesine yönelik çalışma yapılması, tespit edilmesi halinde şahısların etkisiz hale getirilerek yakalanması, üst ve araçlarının titizlikle aranması' talimatı verdiği ifade edilen kararda, şunlar kaydedildi:'Kolluk görevlilerince telefon ihbarında belirtilen bölge civarında yapılan çalışmalarda saat 17.00 sıralarında Çukurambar Mahallesi 1425. Cadde No: 22 adresinde ihbarda geçen 06 BH ... plakalı aracın park halinde görüldüğü ve bir süre beklenildiği, saat 17.10'da park halinde bulunan aracın yanına ihbarda geçen ikinci araç olan 06 LJY ... plakalı araç ile şüpheliler E.Y.B. ve İ.G.'nin geldikleri, daha sonra da araçtan inip park halinde bulunan 06 BH ... plakalı aracın yanına geldiklerinin görüldüğü, kolluk görevlilerince her iki şahsa kimlik ibraz edildikten sonra şahıslar etkisiz hale getirilmek istendiği, şahısların askeri personel olduklarını beyan ettikleri, yapılan kimlik kontrolünde şüpheli E.Y.B'nin albay, şüpheli İ.G'nin binbaşı rütbesinde askeri personel oldukları belirlenmiştir.Yakalanan şahısların askeri personel olduklarının anlaşılması ve nöbetçi Cumhuriyet Savcısı'nın 'Merkez Komutanlığı ile irtibata geçilmesi, Merkez Komutanlığı personeliyle birlikte şüphelilerin üst ve araçlarının aranması' talimatı üzerine Ankara Merkez Komutanlığı yetkilileri haberdar edilmiş ve şüphelilerin kabaca üst aramaları yapılmıştır.'Kararda, Merkez Komutanlığı personelinin gelmesi beklenirken şüpheli E.Y.B'nin 'su içmek istediği sırada sağ avucunun içerisindeki bir kağıdı yutmaya çalıştığı', zorla alınan kağıtta '1424. Cd. ... A' ibaresinin bulunduğuna dair Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince tutanak tutulduğu, ancak şüphelilerin, tutanağı imzalamadıkları bildirildi.Şüphelilerin üzerlerinde, ikametlerinde ve araçlarda yapılan aramalarda el konulan not, bilgisayar, hafıza kartı, cep telefonu, kartvizit, ajanda, CD, DVD gibi eşya ve dokümanların sıralandığı kararda, şüphelilerin, arama işlemlerinin ardından, ifadeleri alınmadan serbest bırakıldıkları aktarıldı.Şüphelilerin kullandıkları 06 LJY ... plakalı araçtaki aramada elde edilen 'Tekerlekli Araç Günlük Görev ve Koruyucu Bakım' formuna göre, aracın birlik komutanlığının Ankara Seferberlik Belge Başkanlığı olduğu belirtilen kararda, bunun üzerine aracın görevlendirme ve sevk işlemlerinde imzası bulunan ve şüphelilerle 'ilişki ve irtibatlı oldukları değerlendirilen' M.A, O.D, A.B, Y.A, S.A ve S.T'nin de şüpheli sıfatıyla soruşturmaya dahil edildiği bildirildi.İhbarcıya ulaşılamadıAraştırmalar sonucunda, ihbarın, Keçiören'deki bir telekom bayisinden yapıldığı, iş yerinde kamera bulunmadığı ve ihbarı yapanın tespit edilemediğine yer verilen kararda, ihbara konu araçlardan birinin Genelkurmay Başkanlığına, diğerininse araç kiralama şirketine ait olduğu ve şüpheli E.Y.B'nin 19 Aralık 2009'da kiralandığının belirlendiği anlatıldı.Tanıklığına başvurulan oto kiralama şirketi işletmecisi A.D'nin, otomobili E.Y.B'nin 2 günlüğüne kiraladığını bildirdiği, onunla birlikte arkadaşları O.D, İ.G, M.A'nın da birlikte veya tek gelerek araba kiraladıklarını, bu kişilerin Genelkurmay Başkanlığında çalıştıklarını bildiğini ancak tam görev yerlerini bilmediğini, bu şahısların arkadaşı olan A.B'nin de kendisinden araç kiraladığını, O.D'nin kendisini hafta içi arayarak araç kiralamak istediklerini söylediğini, aracı almaya kendisinin veya ismini saydığı diğer arkadaşlarından birinin geldiğini, genellikle araçların hafta sonu kullanılmak üzere kiralandığını beyan ettiği kaydedildi.Araç kiralama firmasından elde edilen orijinal kiralama sözleşmelerinin birer nüshalarının 26 Aralık 2009'da Genelkurmay Başkanlığı Seferberlik Bölge Başkanlığında, şüpheli Y.A'nın kullandığı odadaki aramada ele geçirildiği belirtilen kararda, şüphelilerin kullandıkları cep telefonlarının HTS kayıtları sıralandı ve 'bunların incelenmesinde, çeşitli tarihlerde Çukurambar mevkisinde CELL bilgisi verdikleri, özellikle son iki ayda buradan CELL bilgilerinin yoğunlaştığı' ifade edildi.Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerinin E.Y.B'den 'yutmak üzereyken elde edildiği belirtilen' kağıttaki adreste Başbakan Yardımcısı Arınç'ın yanı sıra milletvekilleri, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan, emekli ve esnaf kişilerin ikamet ettiği ve apartman girişinde kamera sisteminin bulunmadığı anlatılan kararda, bu şüphelinin üst aramasında elde edilen adresin ise Dikmen'deki Milli Savunma Bakanlığı Lojmanlarına ait olduğu ve burada bir askeri personelin ikamet ettiğine dikkat çekildi.E.Y.B'nin ikametinde ele geçirilen ajandada yazılan ve 'Abdullah Gül' ibaresiyle başlayan yazı içeriğinde, ağırlıklı olarak eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, eski cumhurbaşkanları Ahmet Necdet Sezer ve Süleyman Demirel gibi birçok kişi hakkında gerçeği yansıtmayan ibarelerin bulunduğu ifade edilen kararda, bu araştırma ve işlemlerden sonra 25 Aralık 2009'da Ankara Merkez Komutanlığına müzekkere yazılarak, 8 şüphelinin gözaltına alınması ve istendiğinde savcılıkta hazır edilmesinin istendiği aktarıldı.Kararda, soruşturmanın başlamasının ardından Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinden 'şüphelilerin iş yeri olan Genelkurmay Başkanlığı Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında bölge başkanı odasında, subay ve astsubay odalarında, muhabere ve brifing odasında, çalışma odalarında, arşivlerde, nöbetçi subay odalarında, özel işlem odalarında, idari işler subay ve astsubay odalarında ve tüm binada, gerektiğinde şifreli ve çelik kapılı tüm odalarda arama yapılmasını'' talep ettiği, mahkemenin 25 Aralık 2009'daki kararına istinaden de burada cumhuriyet savcılarının katılımıyla arama yapıldığı hatırlatıldı.Şüphelilerin odalarında yapılan aramalarda ele geçirilen, dosya, ajanda, not kağıtları, el yazıları gibi belgelerin sıralandığı kararda, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliğinin kararı ile bu şüphelilerin ve bunlarla 'irtibatlı oldukları değerlendirilen' diğer şüphelilerin iletişimlerinin ve kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin takibe ve kayda alındığı belirtildi.'Şüphelilerin haklarında CMK'nun 135. maddesi gereğince yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması işlemlerine defalarca alınan mahkeme kararlarıyla devam edildiği' ifade edilen kararda, soruşturma sürecinde, Aralık 2009'da basında çıkan ve 'Arınç’ın evinin yakınlarında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan iki subayın ekibinde yer aldığı iddia edilen er S.T, teknik takibe takıldı, babası ile yaptığı telefon konuşmasında Seferberlik Tetkik Kurulu binasında çok sayıda evrak yaktıklarını anlattı' iddiasının bulunduğu haber aktarıldı.Ancak şüpheli S.T'nin, bu şekilde konuşma yaptığına dair ses kayıt çözüm tutanağının dosya içerisinde bulunmadığı, kaldı ki CMK uyarınca, şüpheli ile tanıklıktan çekinebilecek kişilerden olan babası ile arasındaki iletişiminin kayda alınamayacağı, kayda alma gerçekleşmişse bunun anlaşılması halinde alınan kayıtların derhal yok edilmesi gerektiği, şüphelinin babası ile konuşmasının hiçbir şekilde dosya kapsamında delil olarak kullanılamayacağı hatırlatıldı.Savcılığın, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında arama talep ederken 'haklarında teknik takip yapılan şüphelilerin telefon konuşmalarında Seferberlik Tetkik Kurulu binasında çok sayıda evrak yaktıklarına'' ilişkin gerekçe de gösterilmediğine dikkat çekilen kararda, CMK'nın 135. maddesi uyarınca hakkında tedbir uygulanan şüpheli Y.A'nın, avukatı Süleyman Ayhan ile yaptığı, suç unsuru niteliği de taşımayan telefon görüşmelerinin kayda alınarak ses kayıt tutanağı olarak düzenlenip dosyaya konduğu bildirildi.Tapede, Ayhan'ın avukat olduğunun belirtildiğine işaret edilen ve CMK uyarınca şüphelinin müdafii ile telefon görüşmelerinin hiçbir şekilde kayda alınamayacağı ve ses kayıt çözüm tutanağı haline getirilemeyeceği vurgulanan kararda, Y.A'nın, avukatı Ayhan ile yaptığı suç unsuru niteliği taşımayan 8 telefon görüşmesine ilişkin 20 sayfa tapenin, soruşturma savcısı odasında kağıt biçme makinesinde imha edildiğine yer verildi.Kararda, olayda sorumluluğu bulunan iki TEM personeli hakkında soruşturma açıldığı belirtildi.Suç unsuru tespit edilememiştirŞüpheliler hakkında CMK'nun 135. ve 140. maddeleri uyarınca verilen tedbir kararlarında başlangıçta suç ibaresi bölümünde 'terör', sonradan ise 'silahlı örgüt ve cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' yazıldığına işaret edilen kararda, 'CMK'nun 135 ve 140. maddeleri uyarınca şüpheliler hakkında yaklaşık 4 yıl süresince uygulanan 'İletişimin denetlenmesi' ve 'Teknik araçlarla izleme' tedbirleri sırasında isnat edilen suçlar ile ilgili herhangi bir bulgu, suç unsuru teşkil edecek herhangi bir konuşma, söz, eylem ve davranışları tespit edilememiştir' bilgisine yer verildi.Kararda, Aralık 2009 ve Ocak 2010'da, Genelkurmay Seferberlik Ankara Bölge Başkanlığında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimince yapılan arama sürecine, Genelkurmay Başkanlığınca 'devlet sırrı' gerekçesiyle aramaya yapılan itiraza ve bu itirazın reddine ilişkin bilgiler aktarıldıktan sonra, başkanlıktaki fiziki çalışma sonucunda, 'suçun açıklığa kavuşturulmasında ve delillerin tartışılmasında faydalı olacağı değerlendirilen evrak ve belgelere el konularak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği' ifade edildi.Devlet sırrı içeren belgeler, dava açılan mahkeme hakimi veya heyetince incelenebilirTakipsizlik kararında, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliğinin, 'Kozmik Oda'da arama yapılmasına ilişkin kararları değerlendirilirken, CMK'nın 47/1. maddesinde, ''Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması, devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler devlet sırrı sayılır'' denildiğine; 125/2. maddesinde ise devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgelerin ancak mahkeme hakimi veya heyeti tarafından incelenebileceğinin düzenlendiğine işaret edildi.Kararda, şöyle denildi:'CMK'nın hükümleri dikkate alındığında; devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler ancak dava açılan mahkeme hakimi veya heyeti tarafından incelenebilir. İnceleme sırasında cumhuriyet savcısı, zabıt katibi, taraflar veya avukatlar hazır olamaz. Devlet sırrı niteliğindeki belgelerde suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte bilgiler, hakim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa geçirilir. Hakimin soruşturma evresinde delil araştırması yapması hukukumuz tarafından kabul edilmediği de dikkate alındığında, soruşturma safhasında (ya da dava açılmadığı takdirde) devlet sırrı niteliğindeki belgelerin hakim ya da cumhuriyet savcısı tarafından incelenmesi mümkün değildir.Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliğinin 26 Aralık 2009 tarih ve 2009/1066 değişik iş sayılı kararı doğrultusunda, Genelkurmay Başkanlığı Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığına ait 11 ve 16 nolu odalarda nöbetçi hakim tarafından CMK'nun 116. maddesi uyarınca arama ve inceleme işlemi yapıldığı, arama ve inceleme işlemleri sırasında dijital belgelerde yer alan içeriklerin 1,5 terabaytlık sabit diske alındığı, 'devlet sırrı' niteliğinde bilgi ve veriler içerdiği kabul edilen bu verilerin dava açıldığı takdirde mahkemeye sunulması, dava açılmadığı takdirde ilgili kuruma iade edilmesine karar verildiği belirlenmiştir.Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2 Ocak 2010 tarih ve 2010/1 sayılı kararında da CMK'nun 125. maddesi kapsamındaki devlet sırrı niteliğindeki belgelerin soruşturma safhasında hakimlikçe incelenmesinin mümkün olmadığına, hakimlikçe yapılan işlemlerin ise CMK'nın 116 ve 119. maddesi uyarınca yapılan arama ve inceleme işlemi olduğuna karar verildiği belirlenmiştir.Mahkemenin kararlarında belirtildiği üzere, devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve verilerin ancak dava açıldığı takdirde mahkemeye sunulmasının, dava açılmadığı takdirde ise ilgili kuruma teslim edilmesinin gerektiği, bu belge ve verilerin soruşturma safhasında cumhuriyet savcısı ya da hakim tarafından incelenemeyeceği değerlendirilmiş ve 1,5 terabaytlık sabit diske alınan imaj ve içerikleri devlet sırrı niteliğinde kabul edilerek cumhuriyet savcılığımızca incelenmemiştir.Bu tespitlerin haricinde Genelkurmay Başkanlığı Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığına ait 11 ve 16 nolu odalarda 26 Aralık 2009 - 20 Ocak 2010 arasında arama ve inceleme işlemi yapan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimliğinin, cumhuriyet başsavcılığına gönderdiği bilgi ve belgelerin şüpheliler isnat edilen soruşturma konusu olay ve eylemler ile irtibatı tespit edilememiştir.Hakimlik tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının askeri kadro görevleri ile ilgili bilgi, belge ve yönergeler (istihbarat çalışmaları, etütler v.s) olduğu, belge içeriklerinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eylemleri ile ilgili herhangi bir bulgu, içerik, plan, kroki, görevlendirme ve iş bölümü bulunmadığı anlaşılmıştır.'Barış Kılıç, Durmuş Koçak, AA
Reklam
Domuz Gribi Aramızda
İstanbul'da hizmet veren Gelişim Tıp Laboratuvarları Ocak, Şubat ve Mart ayında grip şikayetiyle kendilerine gelen 164 hastadan 13'ünde domuz gribi virüsü tespit etti. Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Paşa Göktaş, domuz gribinin salgın boyutta olmadığını ancak giderek artığını söylüyor.Radikal'den İdris Emen'in haberine göre Gelişim Tıp Laboratuvarları, İstanbul 'da son üç ayda çeşitli şikayetlerle kendilerine başvuran 13 hastada domuz gribi virüsüne rastlandığını açıkladı. Laboratuvarın verilerine göre 2015 yılı Ocak ayında çeşitli testlere tabi tutulan 76 hastanın 2’sinde domuz gribi virüsüne rastlandı. Şubat ayında teste tabi tutulan 51 hastanın 5’inde, Mart ayında ise test edilen 37 hastanın 6’sında domuz gribi virüsü tespit edildi. Yani 2015 yılının ilk üç ayında 13 hastada domuz gribi virüsüne rastlandı. Kış ve bahar aylarında domuz gribi vakalarının arttığını söyleyen enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Paşa Göktaş sözlerine şu şekilde devam etti:“Ocak 2015 tarihine kadar domuz gribi virüsüne rastlamadık. Ancak Kış ve bahar aylarına denk gelen Ocak, Şubat ve Mart aylarında domuz gribi virüsünde bir artış yaşandı. Bu üç aylık sürede laboratuvarlarımızda 164 hastanın 13’ünde domuz gribi virüsüne rastladık. Bu rakamlar dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor. Ancak domuz gribinin şu anda salgın bir boyutta olmadığını ve kontrol altında olduğunu belirtmekte fayda var.”Domuz gribi belirtileri nelerdir?Halk arasında ‘domuz gribi’ olarak da adlandırılan, H1N1’in belirtileri arasında boğaz ağrısı, baş ağrısı, yaygın vücut ağrısı, burun akıntısı, öksürük, solunum güçlüğü, kusma, ishal ve yüksek ateş şikayetleri bulunuyor. Uzmanlar 38 dereceyi aşan yüksek ateşli hastalarda bu belirtilerden en az bir tanesinin görülmesi durumunda hastanın domuz gribine yakalanmış olabileceğini, dolayısıyla hastanın mutlaka doktora başvurması gerektiğini belirtiyor.Kimler domuz gribi tehdidiyle karşı karşıya?Hamileler, iki yaş altındaki çocuklar, kronik karaciğeri hastalığı olanlar, kalp -damar hastalığı olanlar, aşırı kiloya sahip olanlar, 18 yaş altı sürekli Aspirin kullananlar ve 65 yaş üstü olanlar domuz gribi risk grubunda bulunuyor. Domuz gribinden korunmanın en önemli yolunun hijyen olduğunu belirten uzmanlar, özellikle ellerin sabun ve bol suyla yıkanmasını tavsiye ediyor.
Hacıosmanoğlu'ndan Aziz Yıldırım'a Dava
Fenerbahçe Spor Külübü Başkanı Aziz Yıldırım'a, Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'na 'Hakaret' ettiği gerekçesiyle 2 yıl 8 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün resmi internet sitesinde 2013 yılının Temmuz ayında 'Zorunlu açıklama' başlığı altında Trabzonspor Kulübü Başkanı Hacıosmanoğlu'na hakaret edildiği belirtildi. Konuya ilişkin Yıldırım'ın alınan ifadesinde, Hacıosmanoğlu'nun 'Basın Tribünü' adlı programda ve Kulüpler Birliği Vakfı toplantısında kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını söylediği belirtildi. İddianamede, Hacıosmanoğlu'nun beyanları üzerine kulübün internet sitesinde kamuoyunu bilgilendirme amaçlı açıklama yapıldığını ifade eden Yıldırım'ın suçlamaları kabul etmediği belirtildi.'KARŞILIKLI HAKARET EYLEMİ'İddianamede, Hacıosmanoğlu'nun 2013 yılındaki 'Basın Tribünü' adlı programda ve Kulüpler Birliği Vakfı toplantısında verdiği demeçler sonrası yargılandığı ve bunun üzerine Yıldırım'ın 'Zorunlu açıklama' başlığı altında Trabzonspor Kulübü Başkanı Hacıosmanoğlu'na hakaret ettiği ifade edildi. Savcılık hazırladığı iddianameyi 'karşılıklı hakaret eylemi' olarak değerlendirerek olaylar arasında bağlantı olduğu gerekçesiyle Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdi.DHA - Arzu Kaya
Reklam
TSK'dan ‘İntihar’ Önlemi
Genelkurmay Başkanlığı, son dönemde art arda yaşanan asker intiharları ve şüpheli ölümler için askerin kendini vurmasını engelleyecek yeni tetik mekanizması hazırladı.Son yıllarda ardı arkası kesilmeyen ‘asker intiharları’ için Türk Silahlı Kuvvetleri devreye girdi. Her geçen gün kışladaki şüpheli ölümlerin artmasının önüne geçmek için Mehmetçiğe yeni tetik mekanizması hazırlandı.
Ünlü Girişimciler Kaç Yaşında Şirketlerini Kurdular?
Başarmak için bir yaş sınırı var mıdır? Cevap evetse bu hangi yaş aralığında olmalı? Funders and Founder’ın derlediği verilere göre başarmak için asla geç değil.Forbes 100’e baktığınızda, şirketler kurulduğunda kurucuların çoğunlukla 35 yaş civarında olduğunu görürsünüz. Ancak Facebook gibi bir devin de Mark Zuckerberg henüz 19 yaşındayken kurulduğunu belirtmekte fayda var. IBM kurulduğunda Charles Flint 61 yaşındaydı. Bank of America kurulduğunda ise Amadeo Giannini 60.Verilere göre en genç kurucu Michael Dell. Dell kuruluğunda kurucusu yalnızca 18 yaşındaydı. Yoğunluğun ise 35 – 45 yaş aralığında dağıldığını görüyoruz.  Bu da bizi şu sonuca götürüyor: Başarmak için asla geç veya asla erken değildir. Dünyanın en büyük şirketleri çok çeşitli yaş gruplarına sahip girişimciler tarafından kurulmuş. Tam listeye aşağıdaki infografiğe tıklayarak erişebilir ve link aracılığıyla büyük halini görüntüleyebilirsiniz.Özellikle 25 yaş krizi ve 35 yaş (orta yaş) krizi döneminde başarılı olmuş insanlara dikkat edin. Başarmak için hiçbir zaman geç olmadığını unutmayın.
Sağlık Çalışanlarının Nöbet Ücretine Yüzde 50 Zam
Başbakan Ahmet Davutoğlu, sağlık çalışanlarının fazla mesai ücretlerine yüzde 50 ila yüzde 75 zam yapılacağını açıkladı. Ayrıca isteyen doktorlar 70 yaşına kadar çalışabilecek.Başbakan Davutoğlu, Ankara'da, Sağlık Bakanlığı'nın 'Şifa Veren Ele Vefa' adlı etkinliğinde bir konuşma yaptı. Davutoğlu fazla mesai ücretlerine zam, daha yüksek emekli maaşı ve erken emeklilik gibi bir dizi yeni imkan ve hak getirileceğini söyledi:'Evvelki gece sağlık bakanımız ile konuştuk. Tıp bayramı münasebetiyle sağlık çalışanlarımızın nöbet ücretlerinde yüzde 50 zam yapıyoruz. Acil servislerde ve riskli noktalarda çalışanların mesai ücretlerine yüzde 75 zam yapıyoruz. Sabit döner sermayeden gelen gelirlerse isterseler daha fazla kesinti yapıp daha fazla emekli maaşı almaları sağlanacak. Hekim sayımızdaki açık var. Çalışmak isteyen hekimlere 70 yaşına kadar çalışma imkânı getireceğiz. Mali sorumluluk tazminatında 400 bin TL’lik limit 600 ila 800 bin TL’ye çıkarılacak. Ayda belli saat nöbet tutan hekimlerimize kademeli olarak emeklilikte fiili yıpranma hakkı verilecek.''Sağlık çalışanlarını anlamalıyız''En güzel hastaneleri kurabiliriz ama insan faktörü olmadan ne araçlar, ne kanunlar işe yarar' diyen Davutoğlu, sağlıkta gelişimin doktorlara bağlı olduğunu söyledi. Başbakan, 'Devletin saadeti insanın sıhhatine bağlıdır' dedi ve şöyle devam etti:'Hastanedeki her ortamda, o telaşlı koşuşturma içinde, belki zihninde beş hastayı aynı anda taşıyarak, oradan oraya koşturan doktorların, hemşirelerin, hasta bakıcıların haletiruhiyesini anlamadan, yaşadığı küçük bir sorun dolayısıyla, onlara saldırma cüreti, küstahlığı gösteren kişilerin merhamet yoksunu olduğuna inanıyorum.''Kadına şiddet alkol ve uyuşturucu bağımlılarından geliyor'Davutoğlu sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önüne geçilmesi için çağrı yaparken, kadına yönelik şiddete de dikkat çekti. Başbakan, 'Kadına şiddet özellikle alkol ve uyuşturucu bağımlısı kesimden geliyor. Buna da dikkat etmemiz lazım' dedi.Başbakan iç güvenlik paketinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle mücade bir düzenleme getirileceğini belirtip, 'Hem şifa veren sağlık çalışanına saldırcaksın hem de arka kapıdan çıkacaksın. Bir hesap vereceksin. Vaka adli makamlara tevdi edilecek.' diye konuştu.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Sosyal Merkezde Çocuğa Cinsel İstismar
Elazığ’da yurttan kaçan 4 kızın ifadeleri dehşete düşürdü. 6 yıl boyunca istismara uğradıklarını söyleyen kızlar, yaşadıklarını anlatmalarına rağmen işlem yapılmadığını savundu. Yurdun müdür yardımcısı ve psikoloğunun da tacizleri raporladığı ama yetkililerin ‘sessiz’ kaldığı ortaya çıktı. Türkiye'yi dehşete düşüren haber üzerine üç müfettiş görevlendirildi. Harput Bakım, Sosyal ve Rehabilitasyon Merkezindeki cinsel istismar soruşturması kapsamında personelin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından açığa alındığı açıklandı.ELAZIĞ’daki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Harput Bakım, Sosyal ve Rehabilitasyon Merkezi’nden kaçıp jandarma tarafından bulunan S.E., B.E., E.K ve E.A. adlı 4 kız çocuğu, ifadelerinde merkezde cinsel taciz ve şiddete maruz kaldıkları için kaçtıklarını söyledi. Hürriyet'ten Fevzi Kızılkoyun'un haberine göre, iddia üzerine inceleme başlatan jandarma, merkeze rehabilite amacıyla getirilen kız çocuklarının, 2007-2013 yıllarında cinsel istismar, taciz ve şiddete maruz kaldığı bilgisine ulaştı.Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2014/3637 dosya numarasıyla başlattığı soruşturmayla ilgili jandarmanın hazırladığı fezlekede, yurtta kalan diğer kızların da ifadesi yer aldı. Fezlekede, kızların, defalarca bazı görevlilerin cinsel tacizlerine maruz kaldıkları, 2 kızın intihara kalkıştığı, birinin akıl hastanesinde bir süre tedavi gördüğü, durumu yöneticilere anlatmalarına rağmen işlem yapılmadığı belirtildi.ŞÜPHELİLER BAŞKA MERKEZDESavcılık, cinsel istismar, taciz ve şiddet uyguladıkları iddia edilen şüphelilerden A.S., N.Y., S.D., C.Ç., İ.D. ve H.A.’nın ifadesini aldı. Kızlarla ‘gönül ilişkisi’ yaşadıklarını doğrulayan N.Y. ve S.D., diğer suçlamaları reddetti. Merkezin müdürü Ş.C. de taciz ve cinsel istismara şahit olmadığını belirterek “Bu tür şikâyetler üzerine idari soruşturmalar açıldı. Ancak delil ve kanıt olmayınca işlem yapılmadı. Eğer varsa böyle bir durum suçlular gerekli cezayı alsınlar” dedi. Müdür Ş.C. Hürriyet gazetesine soruşturmanın devam etmesi nedeniyle konuşamayacağını söyleyerek “Eski bir mevzu. Adı geçen kızlar ve biri hariç suçlanan personel de artık merkezde kalmıyor” dedi.‘TACİZİ GÖZLERİMLE GÖRDÜM’Merkezin müdür yardımcısı Z.K. ise tacizlere şahit olduğunu anlattı: “Çalışanlardan A.S.’nin, kız çocuğu E.K.’ye cinsel tacizlerde bulunduğunu gözlerimle gördüm. Merkez personeli N.Y. ile şirket personeli S.D.’nin kurumun banyosunda kızlarla cinsel birliktelik yaşadıkları, yakalanmamaları için birbirlerine gözcülük yaptıklarını da takiple tespit ettim. Durumu müdür Ş.C. ile Sosyal Hizmetler İl Müdürü Z.A.K.’ya ilettim. Kurum müdürü, ‘Bana yakın olduklarını düşündüğün personeli kurumdan uzaklaştırmak istiyorsun’ diyerek konuyu geçiştirdi. Şirket elemanı olarak merkezde çalışan C.Ç.’nin de kızları taciz ettiğini tespit ettim. Yine Y.B. isimli kız çocuğu cam parçası ile kendisine zarar vermeye çalıştı. Kız çocuğu, kurumda çalışan C.Ç.’nin tacizlerine dayanacak gücü kalmadığı için kendisine zarar verdiğini söyleyince C.Ç.’nin kurumdan uzaklaştırılması için resmi yazıyla gerekli yerlere ilettim.”TACİZLERİ GÜNLÜĞE YAZMIŞLARSORUŞTURMADA bir kız çocuğunun incelenen günlüğünde, “S. denilen şahıs benden faydalandı. Bana sigara getirdi, telefonunu getirdi. Keşke hiçbirisi olmasaydı” diye yazdığı, başka bir kızın ise “N. diye biri var. Gözlerime aşık olmuş. Çok sapık biri” diye bir yazıyı kaleme aldığı belirlendi.MAĞDURLAR ANLATIYORSadece Elazığ değilMağdur kızlardan E.K. başka yurtlarda da benzer şeyler yaşadıklarını söyledi: “Diyarbakır’da yurtta bulunduğum sırada (11-12 yaşlarındayken) da spor hocası H.A. ile 2009-2010 yıllarında ilişkiye girdik.”Mağdurlardan S.E. de şu iddialarda bulundu: “Muş’ta yurtta kaldığım dönemde görevli İ.D., cinsel tacizlerde bulunup şiddet uyguladı. Müdüre bildirmeme rağmen işlem yapılmadı. Sonra Elazığ’a geldim. Burada baskı nedeniyle G.Ö. adlı kız kurumdan kaçtı. Tacizlerle ilgili müdüre dilekçe verdim, ancak işlem yapılmadı. Görevli C.Ç. yurttaki kızlara sarkıntılık yapıyordu. Bu konuyu da müdür duydu ve bu kişi başka kuruma gönderildi. Önceden tanıdığım bir hastanenin başhekim yardımcısından yardım istedim, yardım edeceğini söyleyerek beni götürdüğü öğrenci evinde zorla ilişkiye girdi.”PSİKOLOĞUN RAPORUNDAN‘9 yaşından beri tacize uğruyormuş’HARPUT’taki merkezin psikoloğu S.E.’nin fezlekede yer alan raporunda da şunlar kaydedildi: “Çocuklardan E.K., kurumda çalışan N.Y., A.S. ve U.’nun kendisine 9 yaşından itibaren tacizde bulunduğunu söyledi. Çocuklardan Y.B. ve M.E. de kurum çalışanı C.Ç.’nin, tacizde bulunduğunu, Y.B.’nin, bundan usandığını, kurtulmak için kollarını kestiğini, Elazığ Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi’ne götürüldüğünü de anlattı. Yaşananları il müdürü Z.A.K.’ya bildirdim. Soruşturma açıldı.”
AKM'ye 7 Yılda Ne Oldu?
AKM'deyiz İnisiyatifi, 2008 yılından beri kapalı olan AKM'nin derhal güçlendirme ve iyileştirme çalışmalarının başlamasını talep ediyor. Peki yedi yılda AKM'de neler oldu?AKM'deyiz İnisiyatifi, 2008 yılından beri kapalı olan Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) derhal güçlendirme ve iyileştirme çalışmalarının başlamasını talep ediyor.2008'de tadilat nedeniyle kapanan ancak yılan hikayesine dönen süreçte bir türlü tadilatına başlanmayan AKM, Gezi olaylarının ardından adeta polis karargahına dönmüştü.8 Haziran 2013'te dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'AKM'ye barok tarzında opera yapalım' önerisi, binanın tadilat yerine yıkılacağı endişesi yaratmıştı.Yıllar içinde bakımsızlıktan adeta çürümeye bırakılan binanın içindeki ses sistemlerinin hurdacılara satıldığı iddia edilmişti
Reklam
Fakülte Sekreteri Tiziano Tablosunu Açık Saçık Buldu: 'Sansür Mansür Bir Şey Yapın'
İstanbul Üniversitesi Sanat tarihi Kulübü öğrencilerinin panel hazırlığı, afiş için seçtikleri İtalyan ressam Tiziano’nun tablosu yönetim tarafından açık saçık bulununca durum sosyal medyalık oldu.İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Kulübü “Sanat Tarihi Merceğinden Güzellik Tarihi” başlıklı bir panel düzenledi. Paneli duyurmak amacıyla hazırlanan afişte, 16’ncı yüzyılın önemli sanatçılarından Tiziano Vecellio’nun Amor sacro e Amor profano (Kutsal aşk ve beşeri aşk) adlı resmi kullanıldı.Hürriyet Kampüs'te yer alan habere göre; İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Kolektifi’nin açıklamasına göre afiş fakülte genel sekreteri Aliye Yücel’e götürüldü. Öğrencilerin aldığı yanıt “Ay bu ne? Şuna sansür mansür bir şey yapın!” oldu. Görüşüne başvurduğumuz Yücel, Hürriyet Kampüs’e “Bu haber kullanılmamalı, ben onlarla konuşurum” dedi ve konuyla ilgili başka bir açıklama yapmayacağını söyledi.Sansür tasarımıSanat Tarihi Kolektifi, durumu üniversitede kullanılmak istenen afişle okulda duyurdu ve “Sansür tasarımı yapıyoruz” diyerek, öneriler istedi.Çağrıda şöyle denildi: “Bildiğiniz gibi Sanat Tarihi Kulübü olarak çeşitli etkinlikler yapmaya çalışıyoruz. Bu etkinlikleri yapmadan önce kendi aramızda fikirlerimizi birleştirirken hocalarımızdan da destek alarak hem kendimize hem okuduğumuz bölüme hem de bilim etiğine faydalı olmaya çalışıyoruz. Yapılan her etkinlikte elbette karşımıza çıkan zorluklar oluyor. Amfi ya da salon bulamamak gibi. Ancak son zamanlarda bölüm hocamızdan rica ettiğimiz bir seminerimizin afişine yapılmak istenen bir sansür ile karşılaştık. Afişimizi değiştirmememiz halinde ya da diğer bir tabirle “sansür uygulamadığımız” takdirde afişin sekreterlik tarafından onaylanmayacağı cevabını aldık. Sekreterlik tarafından sergilenen bu tutuma karşı bizde, sanat tarihi bölümü öğrencileri olarak etkinliğimizin afişine yapılması istenilen sansürle ilgili tartışmak için hocalarımızın da katılımıyla toplanıp, sansür tasarımı yapıyoruz. Hepinizi fikirlerinizle bekliyoruz.”Roma’da koleksiyondaTiziano’nun kutsal aşkı ve beşeri aşkı anlatan tablosu 118×279 santimetre boyutunda. Tual üzerine yağlı boya tablo İtalya’nın başkenti Roma’da Galleria Borghese koleksiyonunda.Sanat tarihçileri 1515 tarihli eserin, Giorgione’nin gizemli hayal ürünü resimleriyle bağlantılı olduğunu düşünüyor. Kabartmalı küçük bir mermer havuzun sol tarafında, dönemin kıyafetleri içerisinde kutsal aşkı sembolize eden kadın figürünü, sağ tarafında ise beşeri aşkı sembolize eden çıplak kadın figürünü görü görülüyor. Arkalarında geniş bir manzara yer alıyor. Kompozisyon, dönemin aşk üzerine yoğunlaşan entelektüel ilgisiyle bağlantılı olduğu kadar dinsel ve beşeri, göksel ve dünyevi olan arasındaki karşıtlıkları gözler önüne seriyor.Tiziano Vecellio (1488/90-1576)16.yüzyılın önemli sanatçılarından Tiziano Vecellio Venedikli, 1488 ya da 1490’da doğduğu sanılıyor. Bir mozaik ustasına, 9 yaşındayken çırak olan Tiziano, daha sonra Belliniler’in atölyesinde Giovanni Bellini’nin yanında çalıştı. İlk eserlerinde Bellini’nin yanı sıra birlikte çalıştığı ve Giorgione’nin de etkileri görülen sanatçı yaşadığı dönemde büyük ün kazanmıştır. Tiziano, yaptığı çok sayıda portre, dinsel ve mitolojik konulu resimlerle tanınıyor. Erken çalışmalarındaki Giorgione etkisine rağmen daha sonra kendi özgün üslubunu geliştirmiştir. Erken çalışmaları arasında mitolojik konular ağırlıktadır.
OnePlus'ın Yeni Telefonu 6 Ay İçinde Piyasada
2014’ün en iyi telefonlarından biri olarak gösterilen OnePlus One, davetiyeyle satılmasına rağmen yüksek satış rakamlarını yakalamayı başarmıştı. İncelemelerden de yüksek puanlar alan OnePlus One sektöre hızlı bir giriş gerçekleştirmişti. Bu başarıların ardından uzun zamandır yeni OnePlus Two ile ilgili açıklama yapması beklenen OnePlus, nihayet beklenen açıklamayı yaptı.İddialara göre yeni OnePlus modelinde 5,5 inç boyutunda qHD ekran yer alacak. Snapdragon 810 ‘u kullanması beklenen cihazda 4 GB RAM olacağı söyleniyor. Bu özelliklerin şu an iddia aşamasında olduğunu belirtelim. OnePlus CEO’su Carl Pei , yeni cihazla ilgili herhangi bir bilgi vermekten kaçınsa da çıkış tarihiyle ilgili önemli bir bilgi verdi. Hayranların biraz daha beklemesi gerektiğini belirten Pei, yeni One Plus’ın 6 ay içerisinde piyasadaki yerini alacağını belirtti. Bu tarihe bakılırsa yeni One Plus en geç eylül ayında bizlerle olacak. Cihazın detaylı teknik özelliklerinin ise bu tarihten daha önce açıklanması bekleniyor.LOG
Zihnimize ve Dilimize Yerleşmiş, Düşünmeden Kullandığımız 23 Ayrımcı Deyiş
Türkçedeki kimi deyim, deyiş ve atasözleri hem bireyleri hem de toplumun tamamını yaralayıcı niteliktedir. Ayrımcılık yüklü anlamlarıyla sağlıklı bir toplum olmamızın önünde de engel teşkil ederler. Dahası, ayrımcılık insan haklarını meydana getiren temel değerlere topyekün yapılmış bir saldırıdır. Aşağıda örneklerini verdiğimiz deyim, deyiş ve atasözlerine de bu gözle bakmak gerekir.Yakın bir gelecekte bu deyim, deyiş ve atasözlerinin önce zihinlerimizden sonra da dilimizden silinmesi dileğimizle:
‘Atatürk'ün Vasiyeti En Özel Koşullarda Gerektiği Gibi Korunuyor’
Devlet Arşivleri Genel Müdürü Ünal, 'Atatürk'ün 5 Eylül 1938 tarihli Dolmabahçe'de kaleme aldığı vasiyeti, en özel koşullarda gerektiği gibi korunuyor' dedi.Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürü Doç. Dr. Uğur Ünal, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 5 Eylül 1938 tarihli Dolmabahçe'de kaleme aldığı vasiyeti, Genel Müdürlüğümüze intikal ettiği günden bu yana en özel koşullarda gerektiği gibi korunuyor' dedi.Devlet Arşivleri Genel Müdürü Ünal, bazı basın yayın organlarında yer alan 'Atatürk'ün vasiyetinin kaybolduğu' yönündeki iddiaların ardından, Atatürk'ün Dolmabahçe'de 5 Eylül 1938'de kendi el yazısıyla kaleme aldığı ve ancak özel izinle açılabilen, ısı ve nem koşullarının uygun olduğu bir kasada muhafaza edilen vasiyetnamenin orijinalini AA muhabiriyle paylaştı.Ünal, 1989 yılında kendilerine teslim edilen vasiyetnamenin kurumda titizlikle muhafaza edildiğini ancak bu belgenin Atatürk Orman Çiftliği ile ilgili herhangi bir madde ihtiva etmediğini belirtti.Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne intikal eden her arşiv belgesinin, titizlikle kayıt altına alındığını ve bu belgelerin herhangi bir şekilde kaybolması veya tahrifinin söz konusu olamayacağını vurgulayan Ünal, şöyle konuştu:'Atatürk'ün 5 Eylül 1938 tarihli Dolmabahçe'deki vasiyeti, Başbakanlık Bakanlar Kurulu Sekreterliği tarafından Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne 17 Mart 1989'da teslim edilmiştir. Devlet Arşivleri Genel Müdürü tarafından teslim alınan bu belgeler; ilgili başkanlığa teslim edilerek kurum arşivi çelik kasalarında günümüze kadar güvence altında saklanmıştır. Atatürk'ün vasiyeti; Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün Cumhuriyet Arşivi Kataloglarında: fon no: 30 10 0 0 ve yer numarası: 269, dosya gömleği no:808, sıra no:1 olarak araştırmaya açıktır'.Kurumda bulunan vasiyetnamede, mahkeme tarafından talep edilen ve davaya konu olan Atatürk Orman Çiftliği'ne ilişkin herhangi bir ifadenin yer almadığını kaydeden Ünal, 'Haberlerde zikredilen ve Genel Müdürlüğümüze 1989 yılında teslim edilmiş Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün mirası, bize intikal ettiği günden bu yana en özel koşullarda gerektiği gibi korunuyor' ifadesini kullandı.VasiyetnameCumhuriyet Arşivi'nde yer alan 5 Eylül 1938'de Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazısıyla kaleme aldığı vasiyetnamenin içeriği ise şöyle:'Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. Her seneki nemadan, bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir. Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir. Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır. İsmet İnönü'nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır. Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir.'Şenay Ünal, AA
Reklam