Felix Magath Türkiye'ye Geliyor
Adı Türk takımlarıyla anılan ünlü Alman teknik adam Felix Magath, önümüzdeki günlerde Türkiye'ye geliyor. Tecrübeli teknik adamın, Beşiktaş, Kasımpaşa, Trabzonspor ve Galatasaray’ın maçlarını izleyeceği bildirildi.Adı Türkiye’deki birçok kulüple birlikte sürekli yazılan ve geçmişte Bayern Münih, Wolfsburg, Schalke ve Werder Bremen gibi takımları çalıştıran Felix Magath, önümüzdeki günlerde Türkiye’ye geliyor.Bayern Münih ve Wolfsburg’ta şampiyonluklar kazanan Alman teknik adamın, Türkiye’de bazı maçları seyredeceği öğrenilirken başta Kasımpaşa olmak üzere birkaç Süper Lig takımlarının yönetimleriyle bir araya geleceği iddia edildi. Bunun dışında geliş sebebiyle ilgili fazla bilgi vermeyen Felix Magath’ın, Beşiktaş, Kasımpaşa, Trabzonspor ve Galatasaray’ın maçlarını izleyeceği bildirildi.Eurosport
Çavuşoğlu: 'Esad'la Müzakere Edecek Ne Var?'
Kamboçya’yı ziyaret eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’li mevkidaşı John Kerry’nin 'Esad'la müzakere etmek zorundayız' açıklamasına tepki gösterdi; '200 binden fazla insan öldürmüş rejimle neyi müzakere edeceksiniz' dedi.Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin Esad rejimiyle müzakere edilmesi gerektiği açıklamasına tepki gösterdi.Kamboçya ziyaretinde konuşan Çavuşoğlu, “Esad'la müzakere edecek ne var? 200 binden fazla insan öldürmüş ve kimyasal silah kullanmış bir rejimle neyi müzakere edeceksiniz? Bugüne kadarki müzakerelerden hangi sonuç ortaya çıktı” dedi.Suriye'deki tüm sorunların Esad rejimine dayandığını belirten Çavuşoğlu, Suriye'de bir dönüşümün yaşanabilmesi için rejimin gitmesi ve herkesi kapsayan katılımcı bir yönetimin iş başına gelmesi gerektiğini söyledi.Bölgedeki terör örgütlerinin en büyük desteği Suriye rejiminden aldığını belirten Çavuşoğlu, bu örgütlere desteğin kesilmesiyle işin kolaylaşacağını düşünmenin de gerçekçi olmadığını ifade etti.Çavuşoğlu, Suriye'de çözülmesi gereken iki sorunun terör örgütlerini yok etmek ve siyasi dönüşümün sağlanması olduğunu söyledi.‘Sünniler de dahil olmalı’Musul’u kurtarma operasyonunda görev alacak Sünni güçlere Türkiye’nin eğitim vereceğini hatırlatan Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin bugüne kadar Irak'ta 1510'dan fazla peşmergeyi eğittiğini söyledi.Çavuşoğlu, Türkiye'nin hem Bağdat'a hem de Kuzey Irak'a yaptığı askeri yardımların da sürdüğünü belirtti.Irak’ta mücadeleyi Şii milislerin sürdürdüğünü söyleyen Çavuşoğlu, Sünnilerin de bu yapıya dahil olmaları gerektiğini, aksi halde Irak’ın yeni bir mezhep çatışmasını kaldıramayacağını ifade etti.‘Ülkeden çıkmadan tedbir alınmalı’Bakan Çavuşoğlu, IŞİD’e katılmak için Türkiye üzerinden Suriye’ye gitmek isterken havalimanında yakalanan üç gençle ilgili, ülkeler arası istihbarat paylaşımının önemine dikkat çekti.Örgüte katılmak isteyenlerin yaşadıkları ülkeden ayrılmadan gerekli tedbirlerin alınmasının, bu kişilerin engellenmesinde en iyi çözüm olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, 'Bu insanları ayrılırken durdurmak en ideali' dedi.İstihbarat paylaşımı konusunda durumun üç ay öncesine göre daha iyi olduğunu belirten Çavuşoğlu, zamanında bilgi paylaşımı olduğunda Türkiye'nin bu kişilerin ülkeye girişini engellediğini kaydetti.
Cem Uzan, İsviçre'yi Mahkemeye Verdi
Halen Fransa’da yaşayan Türk iş adamı Cem Uzan, tasarruflarını rızası olmadan Türkiye’ye iade eden İsviçre’yi mahkemeye verdi. Cem Uzan, İsviçre’den 300 milyon Euro’luk tazminat talep ediyor.Uzan birkaç yıl önce ailesinin altın ve diğer varlıklarını bloke ettiği ve sonrasında hepsini Türkiye’ye aktarmasından dolayı İsviçre’yi suçluyor. Uzan bu transferin hukuksuz ve mesnetsiz olduğunu iddia ederek, Türkiye ile İsviçre arasında yürürlükte olan yatırım koruması anlaşması çerçevesinde kendisinin yatırımcı olarak sahip olduğu hakların ihlal edildiğini ifade ediyor.DHA
Hemen Bugün Kamboçya'ya Yerleşmek İçin 20 Mantıklı Neden
Fotoğrafçı Özgür Çağdaş'ın kendi blogunda anlattığı Kamboçya izlenimlerinden yola çıkarak sizler için Kamboçya'da yaşamanın nasıl olabileceğini derledik. Gitmek isterseniz Özgür Çağdaş yardımcı olabileceğini de belirtmiş haberiniz olsun. http://www.dunyabirmasaldir.com/kambocyaya-yerlesmek-ve-aylik-400a-krala-komsu-yasamak/
'Çocuk Cezaevleri Suç ve Suçlu Üretiyor'
Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi’nin düzenlediği Çocuk Hapishanelerine Eleştirel Yaklaşım ve Alternatifler panelinde, Türkiye’deki sistemin çocukları mağdur ettiği, yeni bir çocuk adalet sistemi oluşturulması gerektiği dile getirildi.Çocuk Hapishanelerine Alternatif Yaklaşım ve Alternatifler panelinde çocuk cezaevlerinin genel durumu, çocuk mahpusların hakları, Türkiye’deki çocuk koruma sistemi ve çocuk adalet sistemine evrensel yaklaşımlar tartışıldı.Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi’nin İstanbul’da, 14 Mart’ta düzenlediği panelin kolaylaştırıcılığını Ebru Ergün yaptı, Avukat Selmin Cansu Demir, Yrd. Doç. Dr. Eylem Aksoy, Doç. Dr. Abdullah Karatay ve Prof. Dr. Uğur Tekin konuşmacı olarak katıldı.Çocuklar yetişkin ceza sistemindeTürkiye’deki cezaevlerinin genel durumu hakkında bilgi veren Avukat Selmin Cansu Demir, 2013 yılında yaklaşık 182 bin çocuğun adalet sistemiyle tanıştığına dikkat çekti.“Bugün cezaevlerinde tutulan yaklaşık 2057 çocuk var.  Bu çocuklar, son zamanlarda sıkça haberlerini duyduğumuz taciz ve tecavüzün yanı sıra çıplak arama, ters kelepçe gibi uygulamalara maruz kalıyorlar. Bu gibi olaylar hakkında soruşturma yapılmadığı gibi, sorumluları terfi ediliyor.“Türkiye’de yalnızca üç çocuk cezaevi olduğundan, bu çocukların büyük kısmı yetişkin cezaevlerinde tutuluyor.“Gerek yetişkin gerek çocuk cezaevlerinde çocukların ruhsal ve fiziksel gelişimlerine destek olacak sosyal çalışma uzmanlarının sayısı çok sınırlı.“Bunun yanında, yargılanan çocukların da yalnızca yarısı çocuk mahkemelerine çıkarıldığından, çocukların önemli bir kısmı yetişkin mahkemelerinde yargılanıyor.“Dolayısıyla bugün Türkiye’de çocukların, yetişkinler için oluşturulan ceza infaz sisteminde kapatıldığını söylemek mümkün. “Çocuklar ceza adalet sistemiyle tanışmamalıÇocukların cezasının cezaevinde değil toplum içerisinde infaz edilmesi gerektiğini ifade eden Eylem Aksoy, tüm bu sorunların esas çözümünün çocukların ceza adalet sistemiyle hiç tanıştırılmaması olduğunu anlattı.Böylesi bir değişim sağlanana kadar da çocukların cezaevlerindeki haklarının takipçisi olunması gerektiğini vurgulayan Aksoy, uluslararası düzenlemelere referansla, çocukların cezaevlerindeki haklarından ve karşılaştıkları hak ihlallerinden bahsetti.“Tutuklu ve hükümlü çocuklarla çalışacak sosyal çalışma uzman ve psikolog kadroları yetersiz olduğu gibi, çocuklarla en fazla muhatap olan infaz koruma memurları da yeterli eğitime sahip değil.“Türkiye’deki tutuklu ve hükümlü çocuklar uluslararası hukuki düzenlemelerin aksine,  aileleriyle görüşme hakkı, eğlenme ve eğitim alma hakkı, sağlık hizmetlerine erişim hakkı gibi alanlarda ciddi problemlerle karşılaşıyor ve kısıtlanıyorlar.” Devlet politika üretmeliHer yıl adalet sistemiyle tanışan çocuk sayısının yaklaşık 200 bin (2013 için çocuk sanık sayısı 182.308) olduğuna ve bugün cezaevinde bulunan çocuk sayısının 2057 olmasına dikkat çeken Abdullah Karatay, bu arada kalan çocuklar için yaygın koruyucu hizmetler örgütlenmesi gerektiğine, bunun için de yalnızca Adalet Bakanlığı’nın değil, sosyal hizmet alanından sorumlu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın politikalar geliştirmesi gerektiğini ifade etti.Sivil toplumun katkısıPanelin son konuşmacısı olan Uğur Tekin ise Türkiye’deki çocuk adalet sistemini evrensel yaklaşımlarla karşılaştırarak Türkiye’deki sistemin işlemediğini, cezaevlerinin suç ve suçlu ürettiğini dile getirdi.“Bu işleyişi sona erdirmenin en kesin yolu çocuk cezaevlerinin kapatılması.“Ancak bu başarılana kadar, sivil toplum örgütlerinin cezaevlerindeki hak ihlallerinin takipçisi olması gerekiyor.”Tekin mevcut sistemin yerine koyulacak yapının sivil toplumun katılımı ve yapacağı çalışmalarla belirlenmesi gerektiğinin ve dünyadaki farklı örneklerin incelenmesiyle ilerlenebileceğinin de altını çizdi.Kaynak:  Hazal Hürman ve  Yüce Yöney | Bianet
Esad'dan Kerry'e: 'Dışardan Gelen Açıklamalarla İlgilenmiyoruz'
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin, 'Eninde sonunda Esad'la müzakere etmek zorunda kalacağız' sözlerine Suriye'den yanıt geldi.İran televizyonuna konuşan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, 'Önce atılacak adımlara bakarız, sonra karar veririz. Suriye Devlet Başkanı'nın geleceğine dair yapılacak her tartışmayı Suriye halkı yapar, dışarıdan gelen açıklamalar bizi ilgilendirmez' dedi.ABD'deki CBS Televizyonu'na konuşan Dışişleri Bakanı Kerry, Washington yönetiminin 'eninde sonunda' Beşar Esad yönetimiyle müzakere etmek zorunda kalacağını söylemişti. 2012 yılında yapılan 1. Cenevre Konferansı'na değinen Kerry, 'Her zaman 1. Cenevre süreci bağlamında müzakereden yana olduk' dedi.ABD ve adını vermediği diğer ülkelerin Suriye'deki krizi bitirmek ve diplomatik süreci yeniden canlandırmak için yeni yollar aradıklarını belirten Kerry, ‘Bunun için Esad'ın üzerinde çeşitli yönlerden baskının artması gerekebileceğini' kaydetti.Kerry'in 'Eninde sonunda Esad'la görüşmek zorundayız' sözlerinin ardından açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcü yardımcısı Marie Harf ise  Kerry'nin Esad'in kendisini kastetmediğini ve ABD'nin Suriye politikasında bir değişiklik olmadığını söyledi.Sputnik News
Reklam
"Töre ile Ön Anlaşma Yapacaklar"
Beşiktaş'ın sezon başında Rubin Kazan takımından tüm haklarıyla transfer ettiği Gökhan Töre, performansıyla pek çok Avrupa takımının ilgi odağı oldu.Beşiktaş'ın sezon başında Rubin Kazan takımından tüm haklarıyla transfer ettiği Gökhan Töre, performansıyla pek çok Avrupa takımının ilgi odağı oldu. Son olarak Club Brugge maçında İtalya'nın en büyük takımlarından bir tanesi milli futbolcuyu transfer etme kararı aldı.Konuyla ilgili olarak ise bir Türk menajerle toplantı yaptılar. Bu ünlü İtalyan takımıyla konuda toplantı yapan FIFA menajeri Saffet Balkan, önemli açıklamalar yaptı.İTALYANLAR FİYATI BİLE BELİRLEDİRadyospor'un canlı yayın konuğu olan Balkan, “İtalyanlarla bir toplantı yaptım. Gökhan Töre'yi izleyen bir çok takım var. Benden bilgi aldılar. Ama Beşiktaş'ın isteyeceği transfer ücretini çok az kulüp ödeyebilir. Bu nedenle izleyen bir çok takım devreden çıkmak zorunda kalacak. Gökhan gerçekten çok iyi bir maç çıkardı. İngiltere, İspanya ve İtalyan gibi ülkelerden bir tanesinde oynama zamanı geldiğini düşünüyorum. Çünkü artık olmuş bir futbolcu. Büyük ihtimalle yaz döneminde ülkemizi yurtdışında en iyi şekilde temsil edecektir. İtalya'nın 4 büyük takımından bir tanesinin kulüp menajeriyle bu konuyu bir toplantı yaparak, daha somut olarak, konuştuk. Ama bu kulübün ismini veremeyeceğim. Fiyatı öğrenmek istediler. Beşiktaş onu kolay kolay bırakmayacaktır. Beşiktaş'ın ne karar alacağını bilmiyoruz. Beşiktaş'la önümüzdeki günlerde görüşeceğiz. İtalyanlar'ın Gökhan transferi için belirledikleri bir rakam var. O rakam olursa, hemen ön anlaşma yapacaklar. Beşiktaş'ın isteyeceği parayı ödeyebilecek çok az takım var. Gökhan Töreni'nin isteyeceği ücret de önemli. Bence yüksek maliyeti rağmen İtalya'nın ilk dördünde, İspanya'nın ilk 4'ünde ve İngiltere'nin ilk 5 takımında oynayacak kapasitede” dedi.Gökhan Töre'yi İtalya'dan Juventus ve Inter Milan'ın istediği öğrenildi.Radyospor
Babası "Serbest Meslek" Sahibi Olan Çocuklarının Çok İyi Bildiği 12 Şey
Serbest meslek tanımının kapsamı çok geniştir. İlkokulda babası serbest meslek erbabı olan çocuklara çok imenirdik, öyle ya babası serbestti, istediği yere gidiyordu, akşama kadar geziyordu. Büyüyünce serbest meslek sahibi olmak istiyorduk, vs. Peki ya babası serbest meslek sahibi olan çocuklar neler düşünüyordu?
Reklam
Instagram'da En Çok Kullanılan Filtre Açıklandı
Popüler fotoğraf paylaşma sitesi Instagram’da en çok kullanılan fotoğraf filtresi istatistikler sayesinde ortaya çıktı.iOS platformuna 2010 yılında adımını atan Instagram uygulaması sunduğu filtre seçenekleri ile kısa sürede popüler olmuştu. Sosyal medya devi Facebook, Instagram’ın bu yükselişini değerlendirmek için firmayı geçtiğimiz 2012 yılında satın almıştı.Satın alınma işleminden sonra Instagram’a güncellemeler ile sürekli yeni filtre seçenekleri ekleniyor ve uygulamanın gelişimi devam ediyordu. 20’den fazla fotoğraf filtresini bünyesinde bulunduran Instagram’ın bugün istatistikleri açıklandı. Açıklanan istatistikler Instagram’da en çok kullanılan fotoğraf filtresini gözler önüne seriyor.Instagram’da en çok kullanılan filtre seçeneği %81.5’lik bir kullanım oranı ile “Normal” oluyor. Uygulamada çok güzel çeşitli filtreler varken, filtresiz seçeneğinin daha fazla kullanılmasına şaşırabilirsiniz. Ancak bu durumu şöyle yorumlayabiliriz.
Ibrahimovic Özür Diledi!
PSG'nin yıldızı Zlatan Ibrahimovic, yaptığı açıklamalar sebebiyle özür diledi.Fransa Birinci Futbol Ligi (Ligue 1) takımlarından Paris Saint Germain'de (PSG) forma giyen İsveçli Zlatan Ibrahimovic'in, deplasmanda 3-2 kaybedilen Bordeaux maçı sonrası Fransa hakkında söylediği hakaret içeren sözler tepki çekti.Maç sonrası görüntülenen Ibrahimovic küfürlü ifadeler kullanarak, '15 yıllık futbol kariyerimde böyle bir hakem görmedim. Böylesi bir ülke PSG'yi hak etmiyor' dedi. Görüntünün yayınlanması sonrası gelen tepkiler üzerine Ibrahimovic açıklama yapmak zorunda kaldı.İsveçli oyuncu PSG'nin internet sitesinden yaptığı açıklamada kullandığı ifadelerde Fransa'yı ve Fransızları hedef almadığını söyledi. Ibrahimovic özür dilediği açıklamasında, 'Ben başka bir şeyden değil sadece futboldan bahsettim. Maçı kaybettim ve bunu kabul ediyorum ancak hakemlerin kurallara uymamasını kabul edemem. İfadelerim amacını aştı' ifadelerine yer verdi.Ibrahimovic'e tepki gösterenler arasında Gençlik ve Spor Bakanı Patrick Kanner ve aşırı sağcı Ulusal Cephe Lideri Marine Le Pen de yer aldı. Kanner, Twitter üzerinden paylaştığı mesajda futbolcuyu özür dilemeye davet ederek 'Ibrahimovic'in üzüntüsünü dile getirmesi hakeme ve onu ağırlayan ülkesine hakaretlerini haklı gösteremez' ifadesini kullandı.Marine Le Pen ise sosyal medyada yayımladığı mesajda, 'Fransa'yı böyle değerlendiren insanlar ülkeyi terk etmeli' cümlesiyle tepkisini dile getirdi.Ibrahimovic hakkında maçın hakemi Lionel Jaffredo'nun rapor hazırlaması halinde Fransa Futbol Federasyonu'nun konuyla ilgili soruşturma başlatması bekleniyor.FRANSA IBRAHIMOVIC'İ KONUŞUYORParis Saint Germain'in (PSG) İsveçli yıldızı Zlatan Ibrahimovic'in, Bordeaux mağlubiyeti sonrası kullandığı ifadeler Fransa'da büyük tepki topladı.Fransa Ligue 1'de PSG, Bordeaux'ya 3-2 mağlup oldu ve şampiyonluk yolunda yara aldı. Maçın ardından soyunma odası koridorlarında karşılaştığı 4. hakeme tepki gösteren ve bu görüntüleri sosyal medyada hızla yayılan Ibrahimovic'in kullandığı ifadeler Fransa'da büyük tepkiye neden oldu. İsveçli yıldız 4. hakeme, 'Bu b...tan ülkedeki gibi başarısız bir hakemi 15 senelik futbolculuk kariyerimde görmedim. Bu ülke PSG'yi hak etmiyor. PSG bu ülkede dahi olmamalı. Biz bu ülke için çok iyiyiz' ifadelerini kullandı.Bu sözleri Fransa'da büyük tepki toplayan Ibrahimovic, daha sonra kulübün internet sitesinden yaptığı açıklama ile özür diledi.AA
Reklam
Anne ve Kızı Öldürüp Yol Kenarına Attılar
Adana'da 47 yaşındaki Semire B. ile kızı 22 yaşındaki Ayşe I.’nın, otoyol kenarında tabancayla öldürülmüş cesetleri bulundu. Anne ile kızının 'namus cinayeti'ne kurban gittiği ortaya çıktı. Polis, şimdi her yerde şüpheli baba ile oğlunu arıyor.Saat 06.30 sıralarında Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu batı çıkışı yakınlarında bir kamyon sürücüsü, Adana’da gişeleri geçtikten sonra yol kenarında hareketsiz yatan iki kadın görünce durumu polise bildirdi.Polis, otoyol kenarındaki drenaj kanalında yan yana 2 kadın cesedi buldu. Yöresel kıyafetli olan kadınların üzerinden kimlik belgesi çıkmadı. Olay Yeri İnceleme ekiplerinin yaptığı incelemede kadınların üzerindeki ziynet eşyalarının alınmadığı, birine ait ayakkabıların ise yan yana düzgün bir şekilde çıkartılmış olması dikkat çekti. Burada yapılan incelemenin ardından kadınların cesetleri otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu’na nakledildi.Cinayet Bürosu ekiplerinin yaptığı araştırmada cesetlerin Semire B. ile evli kızı Ayşe I.'ya ait olduğu belirlendi. Adana Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopside ise annenin sol göğsünde 2, yanak ve başında 2 ve bir de bacağında olmak üzere 5 kurşun bulunduğu, kızının ise göğüs ve kafasında 3 kurşun saptandı. Annenin Adana’nın merkez Çukurova İlçesi’nde lüks bir plazada, kızının ise Mersin’in Tarsus İlçesi’nde oturduğu anlaşıldıÇANTASINDA 2 BİN TL PARA ÇIKTIAnnenin çantasında 2 bin lira ile Mersin’in Erdemli ve Tarsus ilçelerinde yapılmış alışveriş ve yemek fişleri bulundu. Cinayet Bürosu ekipleri fişlerin kesildiği market ve işyerlerinin güvenlik kamerası kayıtlarını incelemek üzere harekete geçti. Ayrıca cep telefonlarıyla son 24 saat içerisinde yapılan görüşmelerin dökümü de inceleniyor.KARTVİZİTTEN KİMLİKLERİNE ULAŞILDIBu arada cinayetin sır perdesi de aralanmaya başladı. İki kadının üzerinden kimlik çıkmayınca polis ölen kadınların parmak izini aldı. Bu arada savcılık izniyle polis, kadınların üzerinde ve çantalarında arama yaptı. Yapılan aramada kadınlardan yaşlı olanın çantasından bir oto kiralama şirketine ait kartvizit çıktı. Oto kiralama şirketine giden polis, şirketin ortaklarından A.K'ye cesetleri gösterdi. A.K. cesetlerin iş ortağı Hüseyin B.'nin ayrıldığı eşi Semire B. (47) ile kızı Ayşe I.'ya (23) ait olduğunu söyledi. A.K, iş ortağının da 2 gündür oğlu Abdullah B. ile kayıp olduğunu söyledi.İŞADAMI EŞİNDEN 4 YIL ÖNCE BOŞANMIŞPolis bunun üzerine cinayeti çözmek için baba ve oğulun üzerine yoğunlaştı. Yapılan araştırmada Hüseyin B.'nin 4 yıl önce Semire B. ile boşandığını, kızı ile eşine de Mersin'in Erdemli ilçesinde bir ev alarak buraya yerleştirdiğini tespit etti. Ayrıca Hüseyin B.'nin Adana'da akaryakıt istasyonu olduğu, bir oto kiralama şirketine de ortak olduğu ve boşandığı eşi ile kızına da baktığını belirlendi.Polis aileyle ilgili araştırmayı derinleştirdiğinde Ayşe I.'nın annesiyle birlikte yaşarken Mersin'in Tarsus ilçesinde yaşayan Metin I. ile 2 yıl önce evlendiğini ancak kocanın genç kadına fuhuş yaptırdığını öğrendi. Polis bu durumu baba ve oğulun öğrendiğini, bu nedenle bu durumdan Semire B. ve Metin I.'yı sorumlu tutup onları öldürmeye karar verdiğini belirleyerek harekete geçtiğini tespit etti.Bu arada Metin I.'nın ise Sivas'a kaçarak hayatını kurtardığı, ancak baba ve oğlunun Metin I.'yı her yerde aradığı iddia edildi. Polis şimdi her yerde işadamı baba ve oğlunu bulmak için çalışma başlattı.Baba ve oğulun kaçabileceği yerlere şok baskınlar düzenleniyor. Anne ve kızının cenazeleri ise Adli Tıp Kurumu morgunda.Gökhan KESKİNCİ - Sam ÖZMEN/ADANA (DHA)
Öğretmenden Öğrenciye: ‘Bilek Kesmem Boğaz Keserim’
Öğretmen Onur Özbek (35), kız öğrenci B.N.Ç.’nin (12) boğazını maket bıçağıyla kesti. “Ben bilek kesmem boğaz keserim” dediği ileri sürülen öğretmenin daha önce öğrenci yaralamaktan ceza aldığı ortaya çıktı. Öğretmen, başka okula müdür yardımcısı oldu. Mahkeme, Özbek’i 5 aya mahkûm edip cezayı ertelemedi.HaberTürk’ten Cemal Doğan’ın haberine göre, Ankara’da Ülkü Ahmet Durusoy Ortaokulu’nda, Fen ve Teknoloji öğretmeni olan Onur Özbek (35), iddiaya göre, kantinde oturan 3 öğrencinin yanına giderek elindeki maket bıçağıyla kız öğrenci B.N.Ç’nin (12) boğazını çizdi. Öğrencinin babası Sedat Ç. şikâyetçi oldu. Etimesgut Cumhuriyet Savcısı Ali Dikici, öğretmen hakkında ‘kasten yaralama’dan dava açtı. Davada mağdur öğrencinin arkadaşları K.S. ve B.Y. de tanıklık yaptı. Tanık öğrenciler, kanlar içinde kalan B.N.Ç’ye pansuman yaparak kanın durmasını sağladıklarını söyledi.‘TIRNAĞIM GELDİ’Mağdur B.N.Ç. ifadesinde olayı şöyle anlattı: “Arkadaşlarımla kantinde oturuyordum. Bizim derslerimize girmeyen ancak tanıdığım öğretmen yanımıza gelip ‘Ben bilek kesmem, boğaz keserim’ dedikten sonra elindeki maket bıçağını boğazıma sürdü. Kestikten sonra gitti. Olaydan önce aramızda herhangi bir konuşma veya gerginlik olmamıştı.”Öğretmen Özbek ise ifadesinde, “Öğrencilerin üzerinde arama yaparken üstlerinde maket bıçağı buldum. Maket bıçağı cebimdeydi. Kantine gittiğimde hesabı ödemek üzere elimi cebime attım. Elime maket bıçağı geldi. Bunun öncesinde bazı öğrenciler derslerle ilgili bazı şeyler soruyorlardı. Onlara, ‘Yorgunum, cevap veremem’ gibi şeyler söyledim. Bu sırada tırnağım mağdurun boynuna geldi. Suçlamayı kabul etmiyorum” diye konuştu.BAŞKA OKULA MÜDÜR YARDIMCISI ATANDIYaşanan olaydan sonra öğretmenin Mamak’ta başka bir okula müdür yardımcısı olarak atandığı ortaya çıkarken, avukatı bu durumu mahkemede “Müvekkilim bu suçu işlemiş olsaydı, müdür yardımcısı yapmazlardı” diyerek müvekkilinin lehinde kullanmak istedi. Mahkemeye ulaşan sabıka kayıtlarına göre, sanık Onur Özbek’in, daha önce görev yaptığı Elbistan’da, bir öğrencisini kasten yaralamaktan ceza aldığı ve cezasının ertelendiği ortaya çıktı. Kararını açıklayan mahkeme, öğretmeni 5 ay hapse mahkûm etti ve cezayı ertelemedi. Okul Müdürü Aydemir F. de ‘kamu görevlisinin suçunu bildirmeme’ gerekçesiyle 5 ay hapse mahkûm oldu. Kararın temyiz edileceği öğrenildi. Öğretmenin Facebook sayfasıysa Kurtlar Vadisi hayranlığını ortaya çıkardı.
Avrupa'daki Alevi Derneklerinden HDP'ye Destek
Almanya'nın Frankfurt kentinde yapılan Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Temsilciler toplantısında 7 Haziran seçimlerinde HDP'yi destekleme kararı alındı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, CHP'nin pek çok konuda geri kaldığını ifade ederek, 'IŞİD terör örgütüne karşı kimin mücadale ettiği ortada' dedi.Almanya’nın Frankfurt kentinde yapılan toplantı sonrasında Avrupa Alevileri adına özel açıklamada bulunan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker toplantıda 269 temsilci delegenin katıldığı toplantıda 265 delegenin HDP’nin desteklenmesi yönünde karar çıktığını söyledi.
Reklam
Eğitimin En Pahalı Olduğu 15 Ülke
Business Insider sitesinin elde ettiği verilere göre, eğitimin en pahalı olduğu ülkeler belirlendi. Eğitime ait masraflar ve ortalama bir yaşam standardı için gereken masraflar göz önünde bulundurularak hazırlanan listede Türkiye de yer aldı.
Trabzonspor Bu Akşam Gaziantep'te Yalnız Kalacak
Trabzonspor hafta içinde PFDK'nın verdiği cezadan dolayı Gaziantepspor'a konuk olacağı maçta taraftarından yoksun kalacak.Trabzonspor, bugün Gaziantepspor deplasmanında taraftarından yoksun mücadele edecek.Trabzonspor'un resmi internet sitesinde yapılan açıklamada PFDK'nın haftaiçinde verdiği ceza hatırlatıldı. 'Taraftarımıza duyuru' başlığıyla verilen bilgide şu ifadelere yer verildi:PFDK, kulübümüze Mersin İdmanyurdu maçında taraftarlarımızın neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 4. kez gerçekleştirilmesinden dolayı tribün kapatma ve 30.000.-TL para cezası vermiştir.Bu nedenle bugün deplasmanda Gaziantepspor ile oynayacağımız karşılaşmanın misafir takım tribününe taraftarlarımız alınmayacaktır.Eurosport
Reklam
Özgecan'ın Katil Zanlıları Yalan İfadede Anlaşmış...
Özgecan Arslan'ın halen aranmakta olduğu ilk gün, jandarmanın şüphe üzerine gözaltına aldığı katil zanlılarının minibüsteki kan izleri ve o gün neler yaptıkları konusunda ortak yalan ifade vermek için anlaştıkları görüldü.Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre; Mersin Tarsus’ta katledilen Özgecan Arslan’ın üç katil zanlısından biri olan Fatih Gökçe’nin jandarmada yarım bırakıp savcılıkta tamamladığı ifadesi gün yüzüne çıktı. Jandarmada alınan ifadesinde asli fail Suphi Altındöken’in kendisinden benzin ve bıçak istediğini, yanına gittiğinde Özgecan’ın ölmüş olduğunu iddia eden Gökçe, savcılıkta ise “Suphi, ‘Cesedi halı gibi bir şeyin içine saralım, evde dursun’ dedi. Sonra vazgeçtiler. Suphi arabaya bindi ve babasından bıçak istedi. Çıktığında, elinde kesmiş olduğu maktule ait elleri gördüm. Babasından poşet istedi. Elleri poşete koydu” diye ifade verdi. Gökçe ayrıca cesedin yakılması konusunda iki kişiyle konuşmadığını savunarak, “Onlara yer göstermedim. O gün ben bende değildim. Çok korktum, ne olduğunu hatırlamıyorum” dedi. Üç saldırgan alınan ilk ifadelerinde, “Mangaldan dönüyorduk” diye ortak yalan beyanda bulundu.Fatih Gökçe, savcılıkta devam eden ifadesinde, Suphi Altındöken’in kendisini aradığını, “Başım belada” dediğini ve 5 TL’lik benzin getirmesini istediğini söyledi. Benzin almadan yola çıktığını ifade eden Gökçe, otobüse binip Altındöken’in yanına oturduğunu anlattı. Yola giderken konuştuklarını kaydeden Gökçe, “Suphi’nin elinin yüzünün yaralı olduğunu gördüm. ‘Hayırdır’ diye sordum. ‘Geminin oradan bir cono aldım, beni soymaya çalıştı, yüzüme biber gazı sıktı, ben de araç konsolunda bulunan bıçağı salladım, biraz boğuştuk, arkada yatıyor” dediğini anlattı. Otobüsün içerisi karanlık olduğu için arkasına baktığı halde cesedi göremediğini savunan Gökçe, “Araçta yoğun kan kokusu vardı. Suphi’ye ‘Hastaneye götürelim’ dedim. ‘Öldü, götürmemize gerek yok’ dedi” diye konuştu. Altundöken’in, “Birisini ara, benzin iste” dediğini, bunun üzerine arkadaşı Osman’ı arayarak, benzin getirmesini istediğini söyleyen Gökçe ifadesine şöyle devam etti:“Osman benzini getirdi. Ben Suphi’nin aracından inerek, Osman’ın aracına bindim. Suphi’ye ‘Eve gidiyorum, seni ararım’ dedim. Biz Osman’la hareket ettikten sonra Suphi de aracıyla ayrıldı. Eve geldim, peşimden Suphi geldi. Benden bıçak istedi. ‘Bıçak yok, sen git eve’ dedim. Saat 21.30 sıralarında Suphi’nin babası Necmettin Altındöken aradı ve beni evlerine çağırdı.”‘KIZA NE YAPALIM’ DİYE KONUŞMAYA BAŞLADILAR“Çağırmaları üzerine aracımla Suphi’nin babasının evine gittim. İkisi aynı evin içinde oturmaktadır. Gittiğimde otobüs kapının önünde duruyordu. Babası ve Suphi evden çıktı. Üçümüz konuşurken ‘Kıza ne yapalım?’ diye konuşmaya başladılar. Suphi, ‘Cesedi halı gibi bir şeyin içine saralım, evde dursun’ dedi. Sonra vazgeçtiler. Suphi arabaya bindi ve babasından bıçak istedi. Arabanın içine bindi. Çıktığında, elinde kesmiş olduğu maktüle ait elleri gördüm. Suphi babasından poşet istedi. Elleri poşete koydu. Bana 40 TL verdi, ‘Git benzin al’ dedi. ‘Bana bidon verin’ dedim. Beyaz renkli bidonu getirdi. ‘Sen benzin al, üniversitenin alt tarafından buluşuruz’ dedi. Ben aracımla T. Petrol’den 20 TL’lik benzin aldım. Suphi ve babası otobüsle bahse konu yere geldiler. Ben önden gitmiştim, sonra onlar geldi. Alman mezarlığına doğru geldiğimizde inişte sol tarafta eski yol var, orayı işaret ettim.”‘BEN BENDE DEĞİLDİM’Gökçe, “Ben cesedin yakılması konusunda daha önce bir görüşme yapmadım. Onlara da yer göstermedim. O gün ben bende değildim. Çok korktum, ne olduğunu hatırlamıyorum” derken baba ve oğul Altındöken’in ifadelerini reddetti.Bu arada jandarma, Fatih Gökçe’nin T. Petrol adlı şirketten benzin aldığı anın görüntülerine ulaştı. Tutanakta, Gökçe’nin saat 22.07’de petrol istasyonuna girdiği, 22.08’de pompaların bulunduğu bölgeye ağzında sigara ve elinde beyaz bidonla geldiği, bidonun kapağını açıp pompacıya verdiği, parasını nakit ödediği benzini alarak 22.09’da istasyondan ayrıldığı saptandı.İLK İFADELERİ ORTAK: YEMEKTEN DÖNÜYORDUKBu arada olaydan hemen sonra jandarmanın araçtaki kan lekeleri nedeniyle şüphelenerek gözaltına aldığı Necmettin ve Suphi Altındöken ile Fatih Gökçe’nin buradaki ilk ifadelerinde de ortak bir yalan ifade üzerinde anlaştıkları görüldü.Suphi Altındöken, cinayetten saatler sonra, 12 Şubat günü saat 03.00’te verdiği ilk ifadesinde, akşam sekiz yolcuyla birlikte hareket ettiğini, Huzurkent’i geçtiğinde şoför mahallinin yanındaki koltukta oturan kişinin “Beni neden indirmedin” dediğini ve başına vurduğunu söyledi. Aracı durdurup bu kişiye vurduğunu ve kafa attığını, yolcunun burnundan kan geldiğini anlattı. Altındöken, “Bu sırada yanında oturan kız arkadaşı yüzümü cırmaladı. Kızın yüzüne yumruk attım. Kız dengesini kaybederek düşünce üç dört kez tekmeledim. Daha sonra bu iki şahsı araçtan indirip devam ettim” dedi.Aynı anda araçta iki yolcunun daha olduğunu söyleyen Altındöken, yolcuları bıraktıktan sonra babası Necmettin’i ve arkadaşı Fatih Gökçe’yi aradığını söyledi. Üç kişi Gökçe’nin evine giderek tavuk yediklerini, ardından evden çıktıklarını söyledi. Çıkarken, Gökçe’nin evindeki benzin bidonunu “dönüş beleşe gelsin diye” yanına aldığını anlatan Altındöken, “Araçta bulunan çuvalları, tavuk almak için almıştım. Amaç, arabayı kirletmesin diye... Bidon da mazot bidonuydu, yakıt kattığım bidon. Paspastaki kan lekeleri de kavga ettiğim şahıslara aitti, ancak kim olduğunu bilmiyorum” dedi.Baba Altındöken ise saat 03.45’te alınan ifadesinde, o sabah oğlu Suphi’nin kendisini arayarak, “Arkadaşıma yemek yemeye gideceğim, gelir misin” dediğini, Alibey Mahallesi’ne gittiklerini, seyir halindeyken oğlunun, “Yolcuyla kavga ettim” dediğini belirtti. Altındöken, “Aracın arkasına baktığımda herhangi bir şey görmedim. Oğlum da bana bir şey söylemedi” dedi. Yolda jandarma tarafından durdurulduklarını belirten Altındöken, “Aracın arka kapısını açtık. Arka paspasın üzerinde kanlar vardı. Kan izlerini ilk defa o zaman gördüm. Kan izlerinin ne olduğunu sordular, oğlum Suphi yolcuya ait olduğunu söyledi. Kan izleriyle ilgili en ufak bir görgüm ve bilgim yoktur. Ben de jandarmayla birlikte gördüm. Oğlum da bana hiç bahsetmedi” dedi.Gökçe de Alibey Mahallesi’ndeki evinde mangal yaptıklarını, evden çıkarken Suphi Altındöken’e dört litre kadar benzin verdiğini söyledi. Bu arada Altındöken’in herhangi bir kavga olayından söz etmediğini anlatan Gökçe, iki araç halinde yola çıktıktan sonra jandarma tarafından durdurulduklarını belirtti.
13 Yaşında Tecavüzcüsüyle Evlenen Kız Çocuğu 1 Ay Sonra Öldürüldü
Niğde Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu tarafından erken yaştaki evliliklerin değerlendirilmesi için geliştirilen ’Güçlü Kadınlar’ projesi kapsamında il genelinde evlilik yaşının 15-16 olduğu hatta bazı köylerde evlilik yaşının 12’ye kadar düştüğü belirlenen Niğde’de, bir çocuk gelin dramı daha ortaya çıktı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın Türkiye genelinde yaptığı erken yaşta annelik araştırmasında 19 yaş altı doğurganlıkta Türkiye birincisi çıkan Niğde’de daha 13’ünde nikahsız evlendirilen H.Ü'nün evliliğinin üzerinden 1 ay geçtikten sonra 21 Ekim 2014’te odasında göğsünden tabancayla vurulmuş halde bulundu. Daha 13 yaşında sevdiği adamın tecavüzüne uğradığı ortaya çıkan bu nedenle de babasından utandığı için evlenmek zorunda kaldığı belirtilen H.Ü'nün cenazesi otopsinin ardından İçmeler Köyü’nde toprağa verildi.SAVCI ŞÜPHELENDİOlayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı, intihar iddiasından şüphelenince soruşturmasını derinleştirerek sürdürdü. H.Ü'nün geçen yaz Facebook’ta komşu köyde oturan fırın işçisi İ.A. ile tanışıp görüşmeye başladıkları, ardından da kaçarak nikahsız evlendikleri belirlendi. Cumhuriyet Savcısı’nın hazırladığı iddianamede, küçük gelinin tecavüze uğradığı, ardından da kaçmak zorunda kaldığı vurgulandı.TECAVÜZ UTANCIİddianameye göre, 1 aylık nikahsız kocasını aldattığı iddiasıyla H.Ü'yü ölüme götüren olay ise şöyle yaşandı:'İ.A., Eylül ayında H.Ü'ye tecavüz etti. Küçük kız daha sonra teyzesini arayarak, ’İ.A. bana tecavüz etti. Babamın yüzüne bakamam, evden kaçacağım’ dedikten sonra telefonu kapattı. Bunun üzerine teyzesi, H.Ü annesini arayarak durumu anlattı. Anne, kızı H.Ü'ye ’Teyzen sana tecavüz edildiğini söyledi, ben buna inanmadım. Yarın doktora gidelim’ dedi. H.Ü ise, teyzesinin anlattıklarının doğru olduğunu ve evden kaçacağını belirtip aynı gece İ.A. birlikte kaçtı. Daha sonra A.’nın babası Rahmi A., kızın babasını arayarak ’Düğün yapacağız’ dedi. Babanın bunu kabul etmesinin ardından aileler arasında yapılan düğün töreniyle İ.A. ile H.Ü nikahsız birlikte yaşamaya başladı.'’GELİN KENDİNİ VURDU’Gençlerin düğünün üzerinden yaklaşık 1 ay geçtikten sonra İ.A.’nın annesi 57 yaşındaki Aysel, 21 Ekim 2014’te karayoluna çıkarak yoldan geçen araçlardan yardım istedi. O sırada devriyede olan jandarma ekibi Aysel A.’ın yanına gitti. A.’nın ’Gelin kendini vurdu, yardım edin’ demesi üzerine jandarma eve gittiğinde balkonda ağlayan Rahmi A. ile karşılaştı. Rahmi A. da jandarmaya ’Gelin kendini vurdu’ dedi. Odaya giren ekipler, H.Ü'nün cesediyle karşılaştı. Yapılan ilk incelemede H.Ü'nün göğsüne isabet eden tek kurşunla öldüğü belirlendi. O sırada evde olmaya İ.A. ise yaklaşık 1 saat sonra eve geldi.’HİÇ OLMAZSA BİRİ YATSIN’Olayın ardından Rahmi A., Aysel A. ve İ.A.’nın Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadeleri alındı. Ağlayarak jandarmaya ’Gelin kendini vurdu’ diyen Rahmi A. ve eşi Aysel A., savcılıkta çelişkili ifadeler verdi. Rahmi A., silah sesi üzerine odanın kapısını açıp içeri girdiğinde H.Ü'yü sırt üstü yerde yatarken bulduğunu ve cesedi çevirmediğini söyledi. Aysel A. ise ses üzerine odaya girdiğinde H.Ü'nün dizlerinin üzerindeyken eşi Rahmi’nin gelinine sarıldığını söyledi. İ.A. ise, H.Ü ile kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini söyledi. İfadelerin ardından 3 şüpheliyi serbest bırakılırken, çelişkili ifadeleri nedeniyle H.Ü'nün cinayete kurban gitmiş olabileceğini değerlendirilerek 3’ünün telefonu dinelemeye alındı. Teknik takip sonucunda Rahmi A., olaydan sonra görüştüğü K.G.’ye, 'Kendini vurdu, vuruldu' dedi. Aynı K.G., telefonda Aysel A.’ya, 'İ.A. veya biri suçu üzerine alsın, ’Kazaen ben yaptım’ desin. Hiç olmazsa biri yatsın' dedi. Aysel A. ise 'Ya olmaz, sonradan ifade döner mi?’ diye cevap verdi.’İNTİHAR OLMASI MÜMKÜN DEĞİL’Soruşturma devam ederken ifadesi alınan Halil’in kız arkadaşı R.K., H.Ü İ.A. ile evliyken telefonda kendisiyle ’Aşkım, canım’ diyerek görüştüğünü söyledi. Bir diğer tanık P.B. ise, H.Ü'nün öldükten İ.A.’nın kendisine Facebook’tan ’Seni seviyorum’ diye mesaj yazdığını, ’H.Ü'yü sevmiyor muydun?’ diye sorması üzerine ise İ.A.’nın, 'Ben, H.Ü'yü mecbur kaldığım için kaçırdım. Çünkü H.Ü ile cinsel ilişkiye girdik' şeklinde cevap verdiğini söyledi. Soruşturma sırasında savcılığa jandarmanın olay yeri inceleme raporu da ulaştı. Raporda H.Ü'nün ’Uzak atış’ ile öldüğü, Rahmi A.’nın gömleğinde, Aysel A.’nın hırkasında ve olay sırasında ’Kapalı’ olduğunu söyledikleri kapıda atış artığının bulunduğu ve bu nedenle de olayın intihar olmasının mümkün olmadığı belirtildi. İddianamede; ifadeler, raporlar ve teknik takip sonucunda elde edilen deliller sonucunda olayla ilgili, 'Şüpheli Rahmi savunmasında, oturma odasının kapısının kapalı olduğunu beyan etmiş ise de kapıdan çıkan atış artıklarının kapının açık olduğunu ve muhtemelen Rahmi’nin kapı aralığından atış yaptığını gösterdiği, ifadesi alınan tanığın maktulün kendisine telefonda ’Aşkım, canım’ diye hitap ettiğini beyan ettiği, bu nedenle maktulün başka erkeklerle konuştuğu için Rahmi A. tarafından namus nedeniyle öldürülmüş olabileceği, Aysel’in ise olay esnasında eşinin yanında bulunduğu, çünkü el, yüz ve giysilerinde atış artığı tespit edildiği, eşine söz ve davranışlarıyla engel olmayarak destek vermek suretiyle eşinin kasten adam öldürme suçuna yardım eden olarak katıldığı kanaatine varıldığı' denildi.DAVA AÇILDIElde edilen deliller nedeniyle Rahmi A., eşi Aysel ile birlikte gözaltına alındı. Suçlamaları kabul etmeyen Rahmi A. 16 Aralık’ta katil zanlısı olarak tutuklanırken, eşi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.Soruşturma sonunda iddianamesini tamamlayan Cumhuriyet Savcısı, Rahmi A. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu, Aysel A. hakkında ’Öldürmeye yardım ve cinsel istismara yardım etmek’ suçlarından 36 yıla kadar hapis istemiyle Niğde Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı.Savcı, kızı kaçıran İ.A. hakkında başlattığı soruşturma sonunda Niğde Ağır Ceza Mahkemesi’nde açtığı ayrı bir davada ’çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçlarından 25 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Sanıklar, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.Uğur MART- Adnan ÇELEBİ/NİĞDE, (DHA)
WhatsApp Sesli Arama Özelliği iOS’ta Beta Aşamasında
Bir süredir Android ekosisteminde WhatsApp sesli arama rüzgarı esiyor. Android kullanıcılarından sonra söz konusu özelliği denemek için gün sayan iOS kullanıcıları, görünüşe bakılırsa kısa süre sonra istediklerine kavuşacak.Hindistan’da ortaya çıkan ekran görüntüleri, WhatsApp sesli arama özelliğinin iOS’ta beta aşamasına geldiğini gösteriyor. Bu da özelliğin çok yakında tüm kullanıcılara sunulacağı anlamına geliyor. Sesli arama özelliğinin Android platformundaki gibi davetiye yoluyla mı elde edileceği şimdilik bilinmiyor. Android kullanıcıları için hatırlatmak gerekirse; sesli aramaya kavuşmak için öncelikle Play Store’dan WhatsApp’ın son sürümünü indirmeniz gerekiyor. Sesli aramayı aktifleştirmek içinse bu özelliği kullanan başka bir kullanıcının aramasına cevap vermeniz yeterli.
Kütahya Çinisi 'UNESCO' Yolunda
Osmanlı döneminde 16'ncı yüzyılda zirvesine ulaşan Türk çiniciliğinin en önemli merkezlerinden Kütahya'daki bu mirasın uluslararası alana taşınması için çalışma başlatıldı.Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kütahya Çiniciler Odası iş birliğinde, geleneksel el sanatları arasında yer alan ve yaklaşık 600 yıldır cami, saray, kervansaray gibi mekanları süsleyen Kütahya çinilerinin Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine alınması amacıyla müracaat edildi.Kütahya Çiniciler Odası Başkanı Sadık Erilbaylı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile iki yıldır yürüttükleri çalışmada önemli bir aşamaya geldiklerini söyledi.Bakanlık ile UNESCO'ya başvurduklarını anlatan Erilbaylı, 'İnşallah gelecek yıl Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine Kütahya çiniciliği de eklenecek. Kütahya'da 600 yıllık bir el sanatını yaşatmanın gururunu hep birlikte yaşıyoruz' dedi.Erilbaylı Kütahya'da, bakanlıkça onaylanan 417 çini atölyesi ile bu alanda 53 sanatçı, 826 usta bulunduğu bilgisini verdi. Evlerinde uğraşanlarla yaklaşık 6 bin kişinin çinicilik sektöründe çalıştığını dile getiren Erilbaylı, şöyle konuştu:'Bütün dünyanın camilerini, mabetlerini ve saraylarını süslemeye devam ediyoruz. Bunların yanı sıra bazı sorunlarımız da bulunuyor. Ürettiğimiz çinileri gerçek değerinde satamıyoruz, bunları bir çatı altında toplayamıyoruz. Bununla ilgili de çalışmalarımız sürüyor. Ayrıca enerji ve istihdam desteğinin verilmesini istiyoruz. Avrupa Birliği ülkelerinde el sanatlarında katma değer vergisi oranı yüzde 1, bizde ise yüzde 18. Bunun yüzde 5'e çekilmesiyle ilgili olarak Maliye Bakanlığımıza da müracaatımızı yaptık, son aşamasına kadar geldik. Allah'ın izniyle bundan da sonuç alacağımıza inanıyoruz.'Çin malı çini ürünlerinin Türkiye pazarında yoğun olarak görüldüğünü vurgulayan Erilbaylı, Kütahya çinisi satın almak isteyenlerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini belirtti.Kütahya çiniciliğinin 'yaşayan insan hazinesi'UNESCO'nun 2009 yılında 'yaşayan insan hazinesi' seçtiği çini sanatçısı Mehmet Gürsoy ise 40 yıldır bu işin içinde olduğunu bildirdi.Bu sanata, 16'ncı yüzyılda zirvede olan Türk çiniciliğinin 17'nci asrın başlarında devletin taleplerinin azalması gerekçesiyle gerilemeye başlamasından dolayı adım attığına değinen Gürsoy, 'Dünyada bütün müze, saray ve camileri eski ustaların yaptıkları eserler süslüyor. Maalesef günümüzde bu canım eserler üretilemiyordu. İşte bunların unutulmaması için bu sanata başladım. 2009 yılında da UNESCO ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, çalışmalarımın değerlendirilmesi sonucu beni miras taşıyıcı olarak kabul etti' ifadesini kullandı.AA
Reklam