Anne Aysel Yayla: Katilleri Sakladılar, Oğlumu Öldürdüler
Oğlunun cenazesini almak için Adli Tıp Kurumu'na gelen Mehmet Şafak Yayla'nın annesi Aysel Yayla, 'Çok üzgünüm. Katilleri sakladılar. Oğlumu öldürdüler' dedi.Çağlayan Adliyesi'ne yapılan polis operasyonunda öldürülen DHKP-C militanları Mehmet Şafak Yayla ile Bahtiyar Doğruyol'un Adli Tıp Kurumu'nda otopsi işlemleri sürüyor.Adli Tıp Kurumu'na gelen Mehmet Şafak Yayla'nın annesi Aysel Yayla, “Çok üzgünüm. Katilleri sakladılar. Oğlumu öldürdüler' dedi. Cenazeler hakkında bilgi almak için gelen iki kişiyi yaka-paça gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler, slogan attı. Polis minibüsüne bildirilen şüpheliler sorgulanmak üzere Vatan Caddesi üzerindeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Cenazeleri almaya çok sayıda kişinin geleceği bilgisini alan polis, Adli Tıp Kurumu önündeki güvenlik önlemlerini artırdı.İbrahim AKTÜRK / DHA
Erdoğan: 'Yasaklar Gelmemiş Olsa Yayınlamaya Devam Edecekler'
Resmi ziyaret için Romanya'da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, akşamki programını iptal ederek, Türkiye'ye erken dönme kararı aldı. İstanbul Adalet Sarayı'na yönelik saldırıyla ilgili konuşan Erdoğan, 'Bakıyorsunuz daha ilk andan itibaren medya kuruluşları dahi bunlarla el ele vererek, oradaki görüntüleri yayınlamanın gayreti içerisine giriyorlar. Ne elde edeceksiniz, neyi kazanacaksınız? Anında yasaklar gelmemiş olsa yayınlamaya devam edecekler' dedi.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Sabah haber toplantımız için hazırlanırken en önemli haber büyüme rakamlarının yüzde 3’ün altında gelmesi ve dış borcun yüzde 70 kadarının özel sektöre ait olduğu bilgisiydi.Toplantıya otururken İstanbul’daki metro ve tren seferlerinin elektrik kesintisi nedeniyle durdurulduğu haberi gelince biz de sabahtan beri birkaç kez gelip giden elektrik kesintisinin düşündüğümüzden daha büyük olabileceğini fark ettik.Birazdan yalnızca yaklaşık 15 milyon nüfusuyla Avrupa’nın çoğu ülkesinden büyük İstanbul’un değil, ülkenin büyük kısmının elektriksiz kaldığı anlaşıldı.Bu Türkiye’nin 1999’da 17 bin kişinin canını alan büyük Marmara depreminden bu yana karşı karşıya kaldığı en büyük enerji kriziydi.
Bruno Alves: "Dünya'nın Fenerbahçe'yi Görmesi Gerekiyor"
Bruno, Fenerbahçe’deki ikinci sezonunun içindesin. Geçtiğimiz sezon kariyerindeki 7. şampiyonluğu göğüsledin. Kariyerindeki sarı lacivert dönemi bizim için değerlendirir misin?Bugüne kadar formasını giydiğim tüm takımlar, benim için özel. Mücadele edip o mücadeleyi şampiyonlukla taçlandırmak gibisi de yok! Fenerbahçe’deki ilk sezonumda bunu yaşamak harikaydı. Benim için çok özel günlerdi. Daha önce böylesine bir coşku ve peşi sıra gelen harika kutlamalar içinde olmamıştım. Tesislerden Kadıköy’e kadar gidişimiz, taraftarlarımızla beraber o kutlamaları, o büyük partiyi yaşamak çok güzeldi. Hayatım boyunca unutmayacağım günler yaşadım, yaşamaya da devam ediyorum.Sıradaki tüm maçlara galibiyet parolasıyla çıkıyorsunuz. Her açıdan bu zorlu dönem için nasıl hazırlanıyorsunuz?Herkes emin olsun ki en iyi şekilde hazırlanıyoruz. Belki şu anda lider konumda olmadığımız için farklı düşünenler olabilir ancak takımdaki herkes elinden gelenin en iyisi ortaya koymaya çalışıyor. Takımımızı layık olduğu yere getirmenin bizim elimizde olduğunun bilincindeyiz. Bizde şampiyon olmak için o hırs, o kalite ve o istek mevcut. İnanıyorum ki; bir aile gibi bir arada kalır, birbirimize destek olur ve birbirimize güvenirsek sahip olduğumuz kalitenin de yardımıyla sezon sonunda hedeflerimize ulaşacağız.Fenerbahçe Yönetimi ve İsmail Kartal Hoca, bu süreçte sizi nasıl motive ediyor?Motivasyona ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum çünkü Fenerbahçe’de oynamak başlı başına bir motivasyondur. Hepimizin motivasyonu Fenerbahçe’yi layık olduğu hedefe ulaştırmaktır.Bu hedefler, 4. yıldız ve peşi sıra özlem duyulan Avrupa maçları olsa gerek…Yıllardır futbolun içindeyim. Dünya’nın en büyük turnuvalarında defalarca yer aldım ve birçok ülkede futbol oynadım. Bu tecrübeme dayanarak söylüyorum ki; Fenerbahçe gerek oyuncu kalitesi gerekse içerideki rekabet ortamıyla, her zaman Avrupa’da da yer almalıdır. Biz de takım olarak taraftarımızın da desteğiyle Fenerbahçe’yi hak ettiği yere, Avrupa’ya taşımak istiyoruz. Bence, Dünya’nın bu takımı görmesi gerekiyor ve Fenerbahçe taraftarları da bunu fazlasıyla hak ediyor.Mevkini dopdolu oynayan bir oyuncusun. Ekstra çalışmalar yapıyor musun?Evet, kariyerim boyunca kendim için her zaman ekstra çalışmalar yaptım. Dönemsel olarak neye ihtiyacım olduğunu düşündüysem ona yönelik çalışmalar içinde oldum. Kendi pozisyonuma has çalışmalar yapmayı seviyorum ve büyük bir istekle çalışıyorum. Teknik olarak bazı şeyler çalışıp kendime bir şeyler katmaya çalışıyorum. Böyle çalışmaların çok faydalı olduğunu düşünüyorum.Savunma hattındaki diğer takım arkadaşlarını nasıl buluyorsun?Hepsi uluslararası düzeyde kendini ispatlamış çok değerli oyuncular ve hangisi oynarsa oynasın bu takıma faydalı oluyor. Takımın hedeflerine giden yolda çok fazla emekleri var. Tüm diğer oyuncuların olduğu gibi…Takımın şu ana kadarki performansıyla ilgili neler söylemek istersin?İlk yarıyı lider kapadık. Sonrasında iyi gittik ama puan kayıplarımız oldu. Kendi evimizde iki önemli derbiyi kazanmasını bildik. İstatistiklere baktığımızda kalemizde çok az gol görüyoruz ki bu benim inanışıma göre; işimizi çok kolaylaştıran bir takım becerisidir. Hücum ne kadar önemliyse savunma da bir sanattır. Takım olarak bu anlamda herkes üstüne düşen görevi yerine getiriyor. Sakatlıklara rağmen herkes forma için hazır ve mücadele etmeyi biliyoruz. Kolektif bir bilince sahibiz. Bundan sonrası için ise galibiyet serisi yakalayıp hedefimize ulaşacağız.Süper Lig’de en çok pres yapıp zorlandığını hissettiğin forvetler kimler?Bu noktada tek tek isim vermeyeceğim çünkü bireysel rakip olarak değil, takım bazında rakip olarak görüyorum durumu. Zaten her forvet oyuncusunun farklı bir karakteri ve her maçın kendi içinde farklı bir yapısı oluyor. İyi oynayıp kazandığımız sürece mutlu oluyorum.İlk yarıdaki Galatasaray maçına tekrar geri dönme şansın olsa, neler değişirdi?O akşamı tekrar yaşasaydık değiştireceğim tek şey; maçın skoru olurdu. Çünkü o maçta galibiyeti gerçekten çok istiyordum. Kesinlikle şuna inanıyorum; o kırmızı kart olmasaydı biz o maçı kesinlikle kaybetmezdik çünkü gerçekten çok iyi oynuyorduk ve hepimiz bu maçı kazanacağımızı hissediyorduk. Ancak futbolda böyle durumlar oluyor. Bazen olan şeylere açıklama bile bulamazsınız. Sadece şöyle bir açıklama yapılabilir; kazanmayı ve takımıma yardım etmeyi çok istiyordum ve gerçekten içimde çok büyük bir istek vardı.Önümüzdeki sezondan itibaren ligimizdeki takımların kadrolarında 14 yabancı oyuncu bulunabilecek ve bir takım isterse 11 yabancı oyuncuyla sahaya çıkabilecek. Bu kararın Türk futbolunu ve Türk oyuncuları nasıl etkileyeceğini düşünüyorsun?Aslında tam olarak ne getirir bilmiyorum. Bu işin iki yönü var. İlk tarafına bakarsak iyi, kaliteli, tecrübeli yabancı oyuncular getirmek her zaman futbolunuza katkı sağlayacaktır. Onların buraya getireceği imaj, kalite, kendilerinden verecekleri, öğretecekleri şeyler çok önemli. Üst düzey futbol oynamış, kaliteli, bu ülkeye bir şeyler katabilecek, isim yapmış yabancıları getirebilmek her zaman güzeldir. Bir de diğer yanıyla bakmak lazım. Bazen belli kurallar koymak gerekir diye düşünüyorum. Bu Türk futbolu için bir tecrübe olacaktır. İyi mi olacak, kötü mü olacak yaşayıp görmemiz lazım. Bir yandan da bu ülkenin yeteneklerine, bu ülkenin değerlerine yer ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Onların da kendilerini gösterebilmesi için onlara şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ülkenin kültürünü, bu ülkenin değerlerini göstermenin de bu ülkeye her zaman katkı sağlayacağını düşünüyorum, o nedenle de bu işin iki yönü var. Nasıl olur bilmiyorum. Bir derbi düşünün, hiç Türk oyuncu yok sahada. Bu kuraldan sonra sahada genç oyunculara yer olacak mı bilmiyorum. Genç oyuncular kendilerine böyle maçlarda yer bulamadıktan sonra daha ileriye gidebilir mi, emin değilim. Milli takım daha ileriye gidebilir mi? Türk futbolu kendine daha fazla şey katabilir mi? Bu ülkedeki futbol önderlerinin, bu kararları veren insanların iyi düşündüklerini varsayıyorum.Kontratın devam ediyor ancak ilerisi için kafanda bir plan var mı?Gerçekten burada geçirdiğim 2 seneden ve burada geçirdiğim tecrübelerden son derece mutluyum. Bu yıldan sonra 1 yıllık kontratım daha var takımımla. Önce sözleşmemi bitirmek istiyorum. Sözleşmem bittikten sonra da o sırada önüme çıkacak fırsatları değerlendirmek düşüncesindeyim. Burada gerçekten çok mutluyum, ailem de benim gibi son derece mutlu.Boş günlerini ailenle nasıl değerlendiriyorsunuz?Fırsat buldukça evde ailemle, çocuklarımla birlikte vakit geçirmekten büyük keyif alıyorum. Onlarla top oynuyorum, bahçemizde onlarla oyun oynuyorum. Aynı zamanda onlarla dışarı çıkıp birlikte yemek yemekten ve her türlü bu şehrin tadını çıkarmaktan da büyük mutluluk duyuyorum.1 Milyon Üyeli Fenerbahçe Spor Kulübü... 4-5 yıl içinde bu rakama ulaşıldığı takdirde, Fenerbahçe ve Türk sporuna olan etkileri hakkında yorum yapar mısın?Taraftarları Kulübe yaklaştıran, Kulübün işleyişini daha da ileriye taşıyacak ve en önemlisi bu çatı altında mücadele veren takımlardan alınan verimi arttıracak bir proje olduğunu düşünüyorum. Çok özel ve olumlu sonuçlar doğuracak çok güzel bir proje. Bence Fenerbahçe taraftarı hem nitelik hem de nicelik anlamında o kadar büyük ki; Başkanımızın bu projesine destek verip o hedefe ulaşmalarını sağlayacaklardır.Son olarak taraftarımıza ne mesaj vermek istersin?Bizi desteklesinler, bu takıma inansınlar, stada gelsinler ve bizim arkamızda olduklarını göstersinler. Onların varlığı çok fark yaratıyor statta. Onlar varken sanki arkamızda bir dev varmış gibi hissediyoruz. İyi günde, kötü günde onlar her zaman yanımızda olsun istiyoruz'Radyospor
"Sert Konuşurum, Lay Lay Lom Yapmam"
Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi, Genel Sekreter ve Basın Sözcüsü Mahmut Uslu, Fenerbahçe Dergisine röportaj verdi. Uslu, sert konuştuğunu ancak kimseye hakret etmediğini belirtti ve Kadıköy'deki Trabzonspor maçını örnek gösterdi. İşte Mahmut Uslu röportajından öne çıkan bölümler...Fenerbahçe Genel Sekreteri ve basın sözcüsü Mahmut Uslu, kulüp dergisine açıklamalarda bulundu. Mahmut Uslu sert konuştuğunu belirtirken, kimseye hakaret etmediğini '12 kişi defans yaptılar' cümlesi yüzünden ise 45 gün hak mahrumiyeti cezası aldığını söyledi.“SIRITMA” DEMEK KÜFÜR MÜ?Trajikomik tabii ki, onlar şunu istiyor, konuşmayın, susun oturun. Bu hale gelmemizi istiyorlar. Biz bu hale gelmeyiz. Ama önemli olan bu değil. Bizim konuşmamızda suç unsuru varsa ceza ver. Bakın geçen sene ben yönetime yeni geldim, adımımı attım, Sivas’ta bir maça gittik. Meşhur 2-1 yenildiğimiz maç. Sivas’ta adam resmen voleybolda smaç yapar gibi topa elle vurdu, penaltımız verilmedi. Diğer ikinci konuda adam bizim stadımızdaki maçta Gökhan Gönül’e faul yaptı, hakem oyunu durdurup faul vereceğine avantaj verdi. Birinci devre tam tersine avantaj vermesi gerekirken vermedi. O hakemin ismini vermeyeceğim. Ben de aşağıda bizim soyunma odasına inerken, solda hakemlerin sağda ise bizim soyunma odamız var. Kimseyi rencide etmek için gelmedik. Biz oraya kendi çocuklarımıza, “Rahat olun, hoca yanlış görmüştür ama bu işleri çözersiniz siz” demek için indik. Fakat hakem gülerek karşımıza çıktı. “Hem penaltıyı vermiyorsun hem de sırıtıyorsun” dedim. 30 gün ceza aldım. “Sırıtma” demek, küfür mü? Hakaret mi? Görmeme ihtimali olmayan penaltıyı vermiyorsun, hem kendisi hem de 5. hakem açısından. Sonunda ne olduğunu bilemem. Bir sene 3-5 ay onu öylesine onu dinlendirdiler falan. Çok da iyi insan olduğunu biliyorum hakemin. Penaltıyı vereceksin, veremiyorsan bir idareci de karşına çıkar takımının hakkını arar. Biz köle miyiz? Köle Isaura mı bizim adımız. Bizim adımız Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu.SERT KONUŞURUM, LAY LAY LOM YAPMAMGeçen Trabzonspor maçından sonraki demecimde “12 tane adam defans yaptı. Buna rağmen yenmemiz gerekirdi, çok gol kaçırdık” dedim ve 45 gün hak mahrumiyeti cezası aldım. Hiçbir hakaret yok. Evet, ben sert konuşurum. Gülerek mi, lay lay lom mu konuşayım. Berabere kalmışım tabii ki sert konuşacağım. Biz bir emek veriyoruz. Kötü oynadığımız da “Kötü oynadık” diyoruz. Gençlerbirliği maçında kötü oynadık. Ama burada hakkınız yeniyor. Galatasaray maçında Allah’tan yendik. Bu ne kadar hatadır, ne kadar ayıp şeylerdir bunlar. Şimdi bunları söylesem gazetede yine ceza verirler. Ama, rakiplerimizden birinin idarecisi maçtan sonra verdiği demeçte şunu söylüyor: “Hakemler bizi doğramaya gelmiş” yani gelecek demiyor, gelmiş diyor. Bu arkadaşa 20 gün ceza. Şimdi bu reva mı? Bu ayıp değil mi? Ben size 2 tane örnek veriyorum. Kardeşim penaltı vermiyorsun bir de sırıtıyorsun. Yaş olarak ondan büyüğüm, “Saygısızlık etme bana” diyorum. Ben de spor adamıyım. Hayatımızın 30-40 senesini antrenörlüğe, sporculuğa vermişiz. Milli takımlarda görev yapmışız, biz de sporcuyuz. Sende bana saygı göstereceksin, en azından sırıtmayacaksın.DEMOKRATİK BİR KULÜP OLDUKSorunuza gelirsek, Fenerbahçe Kongre üyeliğini ne kadar çok tabana yayabilirsek o kadar güçlü olacağımızı anladık. Bu proje 8-9 sene evvel ben yönetimdeyken konuşuluyordu. Bugün çıkmadı. 2000 TL olmasının nedeni de buydu. Yani insanların ekonomik gücü yok. Bugün çok insan işsiz. Türkiye’de çok problemler var. Problemsiz bir gün yaşamıyoruz. Dolayısı ile Kulüp üyeliğini 5’te 1’e indirelim, demokratik bir kulüp olduğumuzu da ispat edelim istedik. Normal nasıl delegasyon sistemi var. Onlar kendi aralarında yönetim kurullarını seçsinler, bu yönetim kuruluna girenler seçme ve seçilme haklarına sahip olsunlar istedik.TOPARLANMAYI AZİZ YILDIRIM YAPTIBunu da başlatan Aziz Yıldırım’dır. Başkanımız bu kulübü derleyen toplayan bir insandır. Tabiî ki daha evvelki başkanlarımız, rahmetli olanlar, şu anda sağ olanlar, hepsinden Allah razı olsun. Çok emek vermişlerdir, çok önemli işler yapmışlardır. Ama Aziz Yıldırım bütün bu yapılanların üzerine çok çok önemli katkılar sağlamış ve toparlamıştır. Yalnız tesisleşmeden bahsediliyor. Yalnız tesisleşme değil. Gerçekleştirdiği birlik ve beraberlik sayesinde camiamız Hedef 1Milyon Üye Projesi’ne müsaade etmiştir. Şu anda bütün kongre üyeleri, divan kongre üyeleri, % 99’u bu projeyi destekliyor. Çünkü insanlar anlamışlardır ki; Tabanda ne kadar çok bütünleşme sağlanırsa, o kadar güçlü oluruz. Önce manevi ve maddi olarak güçlü oluruz. Sportif başarılar ondan sonraki gelişmeler.Bizim önümüz çok acımasızca kesildi. Ben yönetimde değildim o dönem, dışarıdan bakan gözle çok rahat söylüyorum; çok muazzam bir takım kurulmuştu. Santoslu, Nianglı, Luganolu. Alex’le ilgili problem falan da yoktu. Stoperleri ile, sağ bek ve sol bek bunların hepsi hazır ve çok önemli bir takım oluşmuştu. Aziz Yıldırım bunu başarmıştı. Ondan 2 sene evvel biliyorsunuz Şampiyonlar Ligi’nde ilk 8’e girmiş bir takımdı. Bu takımın üzerine takviyeler yapılacak ve çok önemli yerlere gelebilecekti. Nerelere gelecekti? Belki ilk 4’e girecekti, belki final oynayacaktı, belki de şampiyon olacaktı. Ama bunlar da önemli değil. Mühim olan; Avrupa’da her zaman ilk 8’e, ilk 4’e girebilecek takımımızın olmasıydı. Bunu da yakalamıştık. 3 Temmuz bütün bu aşkı, bütün bu hayallerin hepsini bitirdi. Hani var ya kışlaları dağıttılar, silahın topunu aldılar, aynı o hale getirdiler Fenerbahçe’yi. Bazı oyuncular satıldı. Oyuncular gitmek istememelerine rağmen mecburen gittiler. Çünkü kapıda 400 milyon borç var ama onun karşılığında Şampiyonlar Ligi vs. gelecek gelirleri var. Bunların hepsi kesildi.BU KULÜP BAŞKANLIK SİSTEMİ İLE YÖNETİLİRFenerbahçe’de başkanlık yapmak çok zor, idarecilik kolaydır. Ben yönetime girmeden evvel de aynı şeyi söylüyordum. Fenerbahçe’de başkanlık sistemi vardır. Şimdi diyorlar ya başkanlık sistemi. Evet, bu kulüp başkanlık sistemiyle yönetilir. Başkanlık sisteminde demokrasi vardır. Yönetim kurulunda herkes fikrini açık açık söyler ama sonunda başkan ne derse o olur. Sistem budur. Çünkü başkanlık sisteminde genel kurul üyeleriniz başkanı seçiyor. Tabii ki yöneticiler, bizler çok önemliyiz. Tabii ki bizimde önemli fonksiyonlarımız var ama başkan önemlidir. Siz başkanı hapse atmışsınız. Kulüp ‘Tığ teber’ kalmış. Allah razı olsun o zamanki Nihat Özdemir gibi, Ali Koç gibi ve diğer yönetici arkadaşlarımız gibi bütün yönetim kurulu üyeleri darbe üzerine darbe yiyen kulübü ayağa kaldırmışlardır ve başkanın hapiste olmasına rağmen hiç olmazsa belli yerlere getirmişlerdir.KİMSEYE MUHTAÇ OLMAYAN BİR KULÜP OLACAĞIZBuradan tekrar Hedef 1 Milyon Üye Projesi’ne geliyorum, çok önemli bir proje. Biz yöneticiler olarak bunu çok önemsiyoruz. Biz tabiî ki şampiyon olmak için uğraşıyoruz. Bizim için 1 Milyon Üye hedefe ulaşırsa, biz bunları görürsek 5-6 yıl sonra en büyük mutluluğu biz paylaşacağız. Çünkü o zaman ne borcu, ne harcı olan. Yalnızca üyelerin aidatıyla 50 milyon gibi bir paraya sahip olan, amatörleri de hiç kimseye muhtaç olmadan yöneten bir kulüp haline gelecek burası ve nereden baksanız 8-10 tane şehirde kendi tesisleri olan, sosyal dayanışması olan bir sistem kurulacak. Yatırımlar yapılacak. Dolayısıyla bu kadar önemli bir olaydır…Fenerbahçe’nin 3 Temmuz olayında yaşadığı ağır travmaların yaraları sarılıyor. Onun için böyle günlük yenildik, yenilmedik, üzüldük gibi olaylarda kulüp dimdik ayakta. Fenerbahçe artık bunları bitirdi. Artık böyle şeyler yok. Eskiden 2 kötü sonuç olunca ortalık karışırdı, yönetimler giderdi. Bu tabii Genel Kurulun takdiri.DEVLETE, YÖNETENLERE SESLENİYORUMÖnerimiz şuydu; Dersiniz ki yıl sonu itibari ile ödeyeceğiniz vergiden Amatörlere harcadığınız parayı mahsup edin, gerisini ödeyin. Bu kadar basit. O zaman ben daha çok yatırım yapabilirim. Getirdiği şampiyonluklar nispetinde de branşlaştırır, her şehre, her kulübe bir görev verirsiniz. Birine güreş, ikisine yüzme. Başkasına kayak vs. Bu şekilde sporcu da yetiştirme imkanı yaratılacak. Peki bunu suistimal eden olmaz mı? Her teşvikte suistimal eden olabilir ama % 10 olur, % 5 olur. Fakat şunu düşüneceksiniz; bu spor kulüplerinden aldığın para çok büyük bir para mı? Türkiye’nin büyümüş bütçesinde çok az bir para.Sen bu aldığın parayı spora doğru dürüst yaratabiliyor musun? Yapmıyorsun. Yapsan zaten sporcu yetişir. Şu an yine sesleniyorum; Sporu seven Sayın Cumhurbaşkanına, Başbakan, Maliye bakanı, Spor bakanı kim varsa. Federasyon’dan sonra Fenerbahçe’ye geldiğimde, aynı şeyleri Aziz Yıldırım defalarca, ben defalarca anlattım. Çünkü ben amatör branşlardan, basketboldan gelen, milli takım seviyesinde antrenörlük yapmış, genç milli oyuncusu olan bir insan olarak bunları görüyorum. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi kulüplere bu imkanları sağlamalısın. Bakın bugün komünizm öldü. Komünizm döneminde devlet yoluyla oyuncu yetiştiriliyordu. Bugün Türkiye’de hala o zihniyet var. Bu zihniyetlerin değişmesi lazım. Bunları spor kulüplerine vermeniz lazım.BANA LAF YETİŞTİRME, DESTEK VERBakın hep anlatıyorlar; Belediye Spor A.Ş’den bir arkadaş “Fenerbahçe bizim spordan çekilmemizi istiyor” demiş. Senin çekilmeni kimse istemiyor. Sen Amerika’daki gibi, Avrupa’daki gibi spor yaptır. Mahallende yaptır, gençliğe yaptır. Belediye olarak senin görevin bu. Sen yarışmacı olma. Bizim anlattığımız o. Kanunda var. Yarışmacı olma sen. Yarışmacı olduğun zaman işin şekli değişiyor. Benim vergilerimle sen bana rakip oluyorsun. Bunu anlamıyorlar. Başkanımız Aziz Yıldırım’a oradan laf gönderiyor. Arkadaşlar, sizlerin yaşı kadar, babalarınızın, dedelerinizin yaşı kadar bu kulüp spora hizmet vermiş. Belediyeler yoktu o zaman. Sen gücünü kamu yararına kullan. Onlara mesaj veriyorum. Net. Bakın Amerika’da YMC’ler var. Bunlar belediyelerin spor kuruluşları. Salonları var. Git, bir tanesinin salonlarında seyirci yoktur, açık hava spor salonları vardır, futbol sahaları vardır. Amerikan futbol sahaları vardır, basketbol sahaları vardır. Belediye bu hizmeti verir, oraların bakımını yapar, temizliğini yapar ve vatandaşların mahalle aralarında, ilçeler arasında yarışmalarını sağlar. Profesyonel değil amatördür. İşte budur belediyenin spora hizmeti. Ama sen bana rakip oluyorsun destek olacağına, bir de “Kapatmayı düşünüyorlarmış” diye laf gönderiyorsun, buna hakkın yok senin. Sen kamu görevlisisin. Benim vergimle sen bunları yapıyorsun. Yarışmacı olamazsın.AZİZ YILDIRIM’IN KATKISI BÜYÜKYayın ihalesi gelirleri, 5 yıl evvel Başkanımız Aziz Yıldırım’ın Kulüpler Birliği Başkanı iken dile getirdiği ‘’Gelirler 400 milyon dolar’ olmalı sözünden sonra arttı ve nitekim başkanımızın girişimleri ile o dönemde gelirler 400 milyon dolara yükseldi. Şimdi Kulüpler Birliği “İhaleyi biz yapacağız’’ diyor, Federasyon destekliyor ama 2017’ye kadar sözleşmemiz var ve altı doldurulmalı şeklinde görüş bildiriyor. Yani bu projenin altını dolduracaklarmış, bunun altı 2-3 ayda doldurulur. 2017’ye kadar beklemeye ne gerek var. Digiturk biliyorsunuz artık devletin. TRT’den bir farkı yok. Ayrıca neyin altı dolu ki, mesela sen Passolig’i niye altını doldurmadan çıkarttın? Bin tane aksaklık var. Vatandaş ne ümit ediyordu Passolig’ten? O kameraları koyduk, orada küfür edenleri, terbiyesizlik yapanları tespit edecek. Onları alacak 6 ay, 3 ay ceza. Masuma bir şey olmayacak. 12 bin kişi arasında bin kişi, 300 kişi 500 kişi kaç kişiyse, babalar bakıyorlar; küfür var, kaç dakika. Tak yazıyorlar. Hepsine ceza. Üstelik bir dahaki maça da gelemiyor taraftar, oradaki 10 bin kişi. 9 bin kişi masum. Böyle adaletsizlik olmaz. Sonra benim locam var, kartlarım var, kombinelerim var. Ben sorumlu değilim, ben satın almışım kulübe hizmet vermek için. Adam “Kullanamazsın” diyor. Benim aldığım kombinelerin geçerli olması lazım. Kim alırsa alsın sorumluluğu da ona verilmesi lazım. Bunların yeniden tartışılıp düzeltilmesi lazım. Yönetmelik mi değişir ne yapılacaksa yapılması lazım. Şimdi stadı hizmete girdiği zaman Beşiktaş’ta aynı problemlerle karşılaşacak. Galatasaray’da aynı problem var. Her zaman seyirci azalacak. Bize günah değil mi? Bize karşı bunlar, sizin yolunuzu biz keseriz diye uğraşmaya çalışıyorlar. İşte bunun için de Hedef 1 Milyon Üye Projesi çok çok önemli.DHA
Halen Yanıt Bekleyen 4 Ciddi İddianın Gölgesinde Türkiye'nin Elektrik Kesintisiyle İmtihanı
Dün sabah saat 10:36'ya kadar ortada bir problem görünmüyordu. Ancak ne olduysa, o dakikadan sonra oldu. Ve bütün Türkiye`den elektrik kesintisi ihbarları ve haberleri yağmaya başladı. Elektrik dağıtım şirketlerinin çağrı merkezlerine telefonlar yağdı. Hatta şirket merkezlerinin santral telefonları kilitlendi. Anlaşıldı ki elektrikler bütün Türkiye`de kesilmişti. Dağıtım şirketlerinden gelen haberler, kesintilerin dağıtım bölgeleriyle ilgisi olmadığını, iletim şebekesinden kaynaklandığını söylüyordu.Evet, bunun adı literatürde sistem çökmesi, İngilizcesi ile Black Out durumuydu. Yukarıda belirttiğimiz gibi aslında enterkonnekte şebeke sistemde bu durumun yaşanmaması gerekiyordu. Ancak yine de çökmenin önüne geçilemedi. Galerimizde ülkemizde kullanılan enterkonnekte elektrik sistemini, kesintiyle ilgili olası iddiaları ve gerekçelerini irdeleyeceğiz...
Reklam
Reklam
Japonya ile Nükleer Santral İşbirliği Anlaşması Kabul Edildi
TBMM Genel Kurulu'nda Japonya tarafından Sinop'ta nükleer santral yapımını öngören uluslararası anlaşma kabul edildi.Genel Kurul'da, Türkiye ile Japonya arasında nükleer santral yapımı ve işbirliğine ilişkin anlaşmayı uygun bulan kanun tasarının görüşmelerine devam edildi.CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, nükleer santralin fay hattına yapılacağını belirterek, Japonya'daki Fukuşima faciasından ders alınması gerektiğini söyledi.Fukuşima'daki nükleer santral faciası nedeniyle Japonya'nın yüzde 8'lik alanının radyoaktif zarar gördüğünü anlatan Atıcı, Japonya'nın 50'nin üzerindeki nükleer santrallerini susturmaya başladığını belirtti. Atıcı, nükleer santralin barındırdığı riskler ve ekonomik açıdan doğru olmadığını savunarak, yenilenebilir enerji potansiyelinin Türkiye'nin ihtiyacının iki katı olduğunu dile getirdi.Daha sonra Türkiye ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Arasında Üçüncü Taraf Maliyet Paylaşımı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.Yasa uyarınca, İstanbul'un BM Kalkınma Programı Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölgesel Merkezi olması dolayısıyla Türkiye 5 yıl süreyle yılda 3 milyon dolar katkı sağlayacak.Uluslararası anlaşmaların kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.AA
Google 'Parmak Bilgisayar' Üretecek
Google, USB bellek büyüklüğünde bir bilgisayar üretmeyi hedefliyor. Söz konusu mini bilgisayar her büyüklükte monitöre bağlanarak bilgisayar işlevi görebilecek.Google, salı günü blogu aracılığyla yaptığı açıklamada, Asus şirketi ile ortaklaşa üretilecek “Chromebit” adındaki mini bilgisayarın yaz aylarında piyasaya sürülmesinin hedeflendiğini açıkladı. Mini bilgisayarın fiyatının 100 dolar dolayında olması bekleniyor.Açıklamada bilgisayarın “parmak çikolatadan küçük fakat normal boyutlardaki bir bilgisayar kadar değerli” olacağı açıklandı. Chromebit'in HDMI girişi sayesinde her tür monitöre bağlanabileceği belirtildi. Söz konusu mini bilgisayarın ofis için ideal olacağı, ancak okul ve şirketlerde pek kullanışlı olmayacağına dikkat çekildi. Bir Google sözcüsü, bluetooth fonksiyonu sayesinde bilgisayarın klavye ve televizyona bağlanabileceğini ifade etti.Deutsche Welle 
Sosyal Medyada Elektrik Kesintisine Dair 11 Komplo Teorisi
Dün Türkiye'nin dört bir yanında meydana gelen elektrik kesintilerinin nedeni hakkında, üzerinden 24 saat geçmesine rağmen hala net bir açıklama yok. Hal böyle olunca hakikat yerini komplo teorilerine bıraktı. Belirsizlik sosyal medyada türlü komplo teorilerinin üretilmesine sebep oldu.İşte o komplo teorilerinden sizin için seçtiğimiz 11 tanesi...
Reklam
Hızlı ve Öfkeli 7'nin Kamera Arkası Görüntüleri
Aksiyon dolu filmin gişe gösterimi yaklaşırken kamera arkası görüntülerine bir yenisi daha eklendi. Dublörler kullanılarak çekilen ve onlarca aracın hurdaya çıkarıldığı o müthiş sahnelerin nasıl çekildiğine yakında tanıklık ediyoruz.
Reklam
Selfie Çekebileceğiniz Ayakkabı: Selfie Shoes
Selfie çubuklarına alışmakta zorlanan kullanıcılar için yepyeni bir ürünle karşı karşıyayız. Tasarım açısından oldukça sıkıntılı ve kullanışsız olan selfie çubuklarının yerine geçebilecek farklı bir tasarım ürünü yapılmış.Bu ürünün selfie çubuklarına göre ne kadar kullanışlı olduğu tartışılır. Ayrıca tasarım açısından da görebileceğiniz en garip ürünlerden bir tanesi diyebiliriz. Ürünün adı Selfie Shoes ( Selfie ayakkabısı ). Selfie çılgınlığı her geçen gün artıyor derken artık manyaklık düzeyine geldi. Selfie Shoes da bu manyaklığın bir sonucu olarak üretilmiş bir ayakkabı olarak karşımıza çıkıyor.Miz Mooz isimli şirketin yapmış olduğu tasarımda, ayakkabının önünde geniş bir açıklık var. Bu açıklığa telefonumuzu zamanlayarak koyabiliyoruz. Daha sonrada ayağımızı kafamıza kadar çıkarıp (!) selfie'mizi çekebiliyoruz. Aslında anlatınca çok kolaymış gibi geliyor ama ayağımızı o seviye kaldırmak, bazı kullanıcılar için zor olabilir.Kaynak : Mashable
Reklam
Bursaspor UEFA'ya Başvurusunu Tamamladı
Avrupa kupalarından 1 yıl men cezası alan Timsah, UEFA Lisans başvurusunu Türkiye Futbol Federasyonu'na (TFF) teslim etti.Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Bursaspor Kulübü Avrupa kupalarından 1 yıl men cezası almasına rağmen 4 klasörden oluşan UEFA Lisans başvurusunu dün İstanbul’da Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) teslim etti.Timsah Arena’nın gelirlerinin mevcut borçlara karşılık olarak gösterildiği başvuruda Büyükşehir Belediyesi ile yapılan protokol de TFF’ye sunuldu. Nisan ayında kulüplerin başvuruları değerlendirilecek ve en geç mayıs ayının 10. gününde de UEFA Ulusal Lisans kararları açıklanacak. Kulüp Lisans ve Mali Fair Play Talimatı’nda belirtilen tarihler kapsamında Ulusal Kulüp Lisans başvurusunu geç yapan kulüpler veya Ulusal Kulüp Lisans sistemine başvurmayan kulüplere talimatta belirtilen yaptırımlar uygulanacak. Ayrıca, kendilerine verilen süre içinde eksikleri tamamlamayanlara, kulübün bulunduğu lige ve yerine getirilmeyen kritere göre çeşitli cezalar verilecek.Eurosport
Savcı Kiraz'in Son Evrakı: Göz Çıkaran Polisin Fotoğrafı Netleştirilsin
Şehit savcı Mehmet Selim Kiraz'ın son işlemini, Gezi Parkı'nda biber gazı fişeğiyle gözünü kaybeden Okan Özçelik'e ilişkin yaptı. Savcı Kiraz, Özçelik'in vurulmasına ilişkin görüntüleri 'üzerinde iyileştirme yapılarak biber gazı silahı kullanan polisin teşhise yarar fotoğraflandırılmasının yapılması için' 18 Mart 2015'te Jandarma Kriminal Laboratuarı Amirliği'ne gönderdi.İstanbul Adliyesi’nde rehine eyleminde şehit olan savcı Mehmet Selim Kiraz’ın, en son işlemlerinden birini, Gezi Parkı eyleminde biber gazı fişeğiyle gözünü kaybeden Okan Özçelik’e ilişkin dosyada yaptığı ortaya çıktı. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre, Savcı Kiraz, Özçelik’in vurulmasına ilişkin görüntüleri “üzerinde iyileştirme yapılarak ZET (biber gazı) silahı kullanan polis memurunun teşhise yarar fotoğraflandırılmasının” yapılması amacıyla 18 Mart 2015’te Jandarma Kriminal Laboratuarı Amirliği’ne gönderdiği belirlendi. Savcı Kiraz’ın, bu dosyayla birlikte Berkin Elvan’ın vurulmasına ilişkin görüntüleri de Jandarma Kriminal’e gönderdiği anlaşıldı. Savcı Kiraz’ın baktığı ve işlem yaptığı Gezi Parkı dosyalarında gelinen aşama şöyleydi:OKAN ÖZÇELİK Savcı Kiraz, 1 Haziran 2013’te Gezi Parkı’nda sol gözünü kaybeden Özçelik’in vurulmasına ilişkin görüntüleri Ulusal Kriminal Büro’ya gönderdi. Bilirkişi raporunda polisin, “Gaz fişeğini havaya doğru 45 derece ile atmadığı, tam karşısını hedef alarak attığı” saptandı. Atış yapan polisin bağlı olduğu grubun ‘B13-03’ kodlu lacivert kasklı, ‘12-091’ ve B-02-120 kodlu beyaz kasklı, 560 yelek kodlu polis memurlarının olduğu belirtildi. Rapor üzerine Kiraz, daha önce bildirdiği ‘B-02-127’, ‘B-02-133’ ve ‘B-02-120’ kask numaralı ve 560 yelek numaralı görevlilerin yanı sıra raporda geçen ‘B13-03’ ve ‘12-091’ kask numaralı polislerin kimliklerinin belirtilmesini istedi. İstanbul Emniyeti’nden 5 Mart’ta gönderilen yanıtta, Çevik Kuvvet Şubesi’nde çelik yeleklerle ilgili bir numaralandırma olmadığından 560 ibareli yeleği hangi personelin kullandığının tespit edilmediği, şubede turuncu yelek uygulaması olmadığından bu kişinin de kimliğinin saptanamadığı ifade edildi. Kask numaraları belirtilen beş polisin dört farklı birimde çalıştığı, ikisinin Çevik Kuvvet’te olduğu ve kendilerine tebligatta bulunulduğu vurgulandı. Üç polisin ise Koruma ve Asayiş şubeleri ile Bahçelievler İlçe Emniyeti’nde çalıştığı ifade edilmişti. Kasksız ve kalkansız iki polisin de komiser yardımcısı olduğu ve tebligatta bulunulduğu kaydedildi. Bunun üzerine Kiraz, Özçelik’in vurulmasına ilişkin görüntüleri “üzerinde iyileştirme yapılarak ZET (biber gazı) silahı kullanan polis memurunun teşhise yarar fotoğraflandırılmasının” yapılması amacıyla 18 Mart 2015’te Jandarma Kriminal Laboratuarı Amirliği’ne gönderdi.BERKİN ELVAN Savcı Kiraz, 15 Haziran 2013’te biber gazı fişeğiyle vurularak hayatını kaybeden 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin en son Emniyet Müdürlüğü’nden daha önce eşkâlleri belirlenen üç polisin açık kimliklerinin belirlenmesi amacıyla olay günü o bölgede görevli 21 polisin kimliklerini almıştı. Ulusal Kriminal Büro’ya gönderilen kamera görüntüleri üzerinden şüpheli polislerin kimlik tespiti yapılamayınca kayıtlar, Kiraz tarafından geçen günlerde Jandarma Kriminal’e gönderilmişti.VOLKAN KESANBİLİCİ İstanbul’da kırtasiyecilik yapan 38 yaşındaki Volkan Kesanbilici, 31 Mayıs 2013’te Gezi Parkı gösterilerine destek için gittiği Tarlabaşı Bulvarı’nda sol gözüne isabet eden plastik mermiyle yaralandı. Bir gözü görme yetisini yitiren Kesanbilici’nin gözünden plastik mermiye ait bilyeler çıkarıldı. Savcı Kiraz, mermi parçasını Ulusal Kriminal Büro’ya göndererek, rapor hazırlanması istedi. Raporda, FN303 adlı silahla atılan plastik mermilerin ‘Biraz öldürücü’ nitelikte olduğu, tüfek kutusu üzerinde yazılı notta, “Yanlış kullanım ölüme sebep olabilir. Yüze ve kafaya nişan almayınız” uyarısının bulunduğu vurgulandı. Raporda, “Masum değildir. Diğer gaz fişeği ve benzeri mühimmat atan tüfeklerden yüzde 50 daha hızlı, daha güçlüdür” denildi. ABD’de 2004 yılında bir gencin bu merminin gözüne isabet etmesi sonucu öldüğü vurgulanarak, “İnsan vücuduna atılması amacıyla yapılmış olup göze hedef alınarak atış yapıldığında, Volkan Kesanbilici’deki gibi harabiyet yaratabilmektedir” denildi.ERDAL SARIKAYA İstanbul’da 11-12 Haziran’da polisin attığı gaz fişeğiyle gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın yaralanmasına ilişkin görüntüler de Ulusal Kriminal Büro’ya gönderilmişti. Büro, ZET silahı kullanan A-027 ve A-131-1 kask numaralı iki polisin olay yerinde olduklarını fakat İstanbul Emniyeti tarafından savcılığa bildirilen listede yer almadıklarını saptadı. Olaydan bilgisi olan kişinin, “görüntülerde resmi sıfatıyla resmi görülen tek yıldızlı emniyet müdürünün olduğunun düşünüldüğü” vurgulandı. T-176 kask numaralı polis E.T.’nin, görüntülerde, bu müdürün refakat polisi gibi görüldüğü ve bu nedenle “olaydan sorumlu olan ZET’çileri mutlaka tanıdığı” ifade edildi. Olayın, B-12-063 kask numaralı ‘Robokop’çu M.K.’nin de içinde bulunduğu beş kişilik ZET timi tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği vurgulanarak, “Olay yerindeki 4-5 ZET’çinin, kendi ekibinde olması nedeniyle tüm ZET’çileri en iyi ve en yakın bilmesi gereken polisin M.K. olduğu” anlatıldı.
3 İlde DHKP-C Operasyonu: 32 Gözaltı
Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın öldürülmesinin ardından Antalya, İzmir ve Eskişehir'de düzenlenen operasyonlarda DHKP-C ile bağlantılı olduğu ileri sürülen toplam 32 kişi gözaltına alındı.İSTANBUL'da savcı Mehmet Selim Kiraz'ın öldürülmesinin ardından Antalya'da operasyona başlayan polis, hakkında gözaltı kararı bulunan 23 DHKP-C üyesinden 22'sini sabaha karşı gözaltına aldı.DHA'nın verdiği bilgiye göre, Antalya'da da benzer eylemler olabileceği istihbaratını alan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, eşzamanlı operasyon için düğmeye bastı ve DHKP-C üyesi 23 kişi hakkında gözaltı kararı çıkartıldı.Sabaha karşı 23 ayrı adreste çevik kuvvet, özel harekat ve terörle mücadele ekipleri tarafından operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında çoğunluğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi 22 kişi gözaltına alındı. Doktor kontrolünden geçirilen şüpheliler, sorgulanmak üzere Çallı'da bululan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne getirildi. 1 şüphelinin ise aranmasına devam ediliyor.Gözaltı kararıyla ilgili açıklama yapan avukat Hakan Evcin, eylem iddialarının asılsız olduğu belirterek, 'Grup yalnızca bugün akşam saat 19.00'da basın açıklaması yapacaktı' dedi.ESKİŞEHİR'DE BİRİ ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ 5 GÖZALTIEskişehir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri sabah erken saatlerde DHKP-C örgütüne yönelik operasyon başlattı. Operasyon kapsamında örgütle ilişkisi oldukları bildirilen 5 kişinin evlerine baskın düzenlendi.Ekipler gözaltına aldıkları 5 kişinin evlerinde arama yaptı. Gözaltına alınanlardan birinin üniversitede araştırma görevlisi olduğu öğrenildi.İZMİR’ DE 5 GÖZALTI Sabaha karşı İzmir Polisi ikisi dernek 11 adrese DHKP-C'ye yönelik baskın yaptı. Çevik Kuvvet ekiplerinin de katıldığı operasyonda 5 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Polis bu adreslerde arama da yaptı, bazı bilgisayar ve belgelere el koydu. DHA
Reklam