onedio
Amazon’un Drone’ları Kanada’ya Emanet
Drone’larla teslimat hayalini gerçekleştirmek için canını dişine takan Amazon yılmamakta kararlı. ABD Federal Havacılık Kurulu’nun (FAA) katı kurallarından bunalan perakende devi, çareyi Kanada’ya sığınmakta buldu.Bildiğiniz üzere Amazon, geçtiğimiz yıl testlerine başladığı drone’larla kargo taşımacılığı fikrini ticari anlamda bir türlü hayata geçiremedi. FAA’nın bu konudaki sıkı denetim ve kuralları, Amazon’un şimdilik rakiplerini uzaktan izlemesine yol açtı. Bunda elbette sorumsuz drone kullanıcılarının da payı büyük. Ancak görünüşe bakılırsa hiçbir kural Amazon için engel teşkil etmiyor. Anavatanından beklediği desteği göremeyen perakende devi, biraz kuzeye, Kanada’ya “iltica” etmek suretiyle drone taşımacılığını geliştirmeye koyuldu.Amerika sınırının yaklaşık 600 metre uzaklığında, Kanada’nın batısındaki British Columbia bölgesinde test uçuşlarına başlayan Amazon, yakın zamanda Kanada’da ticari olarak da uçuşlara başlamayı planlıyor. Kanada’nın bu konudaki esnek kuralları Amazon için bulunmaz nimete benziyor.LOG
İş Hayatı Nedir?
Hazır mıyız arkadaşlar? Değiliz. Çünkü iş hayatına hazır olamazsınız. Yaşamayan bilmez, yaşanmadan anlatılmaz. Hele o köpürtmesi var ya... Anlayamazsınız...
Filenin Sultanları'nın Yeni Başantrenörü Ferhat Akbaş
Türkiye Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu, Massimo Barboli'den boşalan Bayan Milli Takımlar Başantrenörlüğü görevine Ferhat Akbaş'ı getirdi.Türkiye Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu, Bayan Milli Takımlar Başantrenörlüğü görevine Ferhat Akbaş’ı getirdi.Ferhat Akbaş kimdir?2012’den bu yana A Bayan Milli Takım’da yardımcı antrenör olarak görev yapan Ferhat Akbaş, Milli Takımımızla birlikte FIVB Dünya Şampiyonası, CEV Avrupa Şampiyonası, FIVB Grand Prix ve Akdeniz Oyunları’nda görev yaptı. Ferhat Akbaş 2014 CEV Bayanlar Avrupa Ligi’nde ise şampiyonluğa ulaşan A Bayan Milli Takımımızın başında yer aldı.Ferhat Akbaş kulüpler düzeyinde ise 1 Dünya Kulüpler Şampiyonası şampiyonluğu, 1 CEV Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, 2 Türkiye Bayanlar 1. Voleybol Ligi şampiyonluğu, 2 Türkiye Süper Kupası şampiyonluğu, 2 Türkiye Şampiyonlar Kupası şampiyonluğu, 1 Çin Ligi şampiyonluğu ve 1 CEV Şampiyonlar Ligi ikinciliği elde etti.Ferhat Akbaş, 2009-2012 yılları arasında ise A Erkek Milli Takımımızda yardımcı antrenör ve istatistik antrenörü olarak görev yapmıştı.Eurosport
HTC One M9 Türkiye'de Satışa Sunuldu
HTC'nin yeni amiral gemisi One M9 ülkemizde satışa sunuldu. İşte One M9’un Türkiye fiyatı ve ülkemize sunulan renk seçenekleri.HTC’nin MWC 15’te görücüye çıkan One M9 amiral gemisi modeli, sunduğu özellikler ve Premium hissi uyandıran kasası ile büyük beğeni toplamıştı. One M9’un ülkemizde ne zaman sunulacağı ve hangi fiyattan giriş yapacağı ise merak ediliyordu.Bugün resmi olarak One M9’un Türkiye satış fiyatı ve renk seçenekleri açıklandı. HTC One M9 KDV dâhil 2.799 TL fiyat etiketiyle mağazalardaki yerini almaya başladı. Ülkemizde One M9’un çift tonlu gümüş ve altın renk seçenekleri ile tek tonlu kurşun grisi renk seçeneği satışa sunuluyor.
Trabzon Medyasından Emre Belözoğlu Yorumu: Türk Futboluna Büyük Müjde
Milli Takım ve Fenerbahçe'nin kaptanı Emre Belözoğlu'nun, milli formayı bırakacağı yönündeki haberlere Trabzon'dan yayın yapan internet siteleri ilginç yorumlar getirdi.Bazı ulusal gazete ve internet sitelerinde yer alan haberde, Hollanda maçında protesto edilen Emre Belözoğlu'nun milli takım kariyerini sonlandırma kararı aldığı ileri sürüldü. Bu haberi Trabzon'dan yayın yapan internet siteleri de ilginç başlıklarla okuyucularına duyurdu. Trabzonajans.com sitesi, 'Türkiye'nin gözü aydın', Haber61.net sitesi ise, 'Türk futboluna büyük müjde' başlıklarını kullandı.Fenerbahçe Kaptanı Emre Belözoğlu, özellikle eski Trabzonsporlu futbolcu Didier Zokora ile yaşadığı ırkçılık polemiğiyle uzun süre Trabzon spor kamuoyunun gündeminde kalmıştı. Trabzonsporlu taraftarlar, hem Zokora'ya karşı ırkçı tutumu, hem de şike sürecindeki demeçleri nedeniyle Emre Belözoğlu'na Avni Aker'deki maçlarda son yıllarda büyük tepki gösteriyordu.Sampiy10
Spiegel: Yunanistan, Rusya'dan Maddi Yardım İsteyecek
Almanya'da yayın yapan Spiegel Online internet sitesi, Yunan hükümetinin Rusya'dan doğalgazda indirim ve bazı Yunan menşeili gıda ürünlerine yönelik ambargo muafiyeti isteyeceğini yazdı.Spiegel Online internet sitesinde yer alan habere göre Yunanistan, Rusya'dan maddi destek talebinde bulunmayı planlıyor. Yunan hükümetinin Moskova'dan doğalgaz fiyatında indirim ve yaş meyve-sebze gibi bazı Yunan menşeili gıda ürünlerine yönelik ambargo muafiyeti isteyeceği iddia edildi. Yunanistan Enerji Bakanı Panagiotis Lafazanis ve SYRIZA Partisi Parlamento Temsilcisi Tanasis Petrakos'un bu amaçla 30-31 Mart tarihlerinde Moskova'yı ziyaret edeceği belirtildi.Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi Başkanı Sergey Dankvert, daha önce yaptığı açıklamada, AB ülkelerine uygulanan gıda ambargosunun iptalinden sonra Rus pazarına ilk dönüş yapacak ürünler arasında Yunan menşeili gıda ürünleri olacağını belirtmişti.Rusya, Ukrayna krizi gerekçe gösterilerek kendisine yaptırım uygulayan ABD, AB ülkeleri, Kanada, Avustralya ve Norveç'ten 7 Ağustos 2014'den bu yana et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, balık eti, sebze ve meyve ithal etmiyor. Gıda ambargosu, Yunanistan gibi Rusya'nın önemli ticari ortaklarını olumsuz etkiliyor.Sputnik News
Reklam
Fatih Terim: "Robben Yok Diye Arda'yı Oynatmadık"
Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, Lüksemburg maçı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı.İŞTE FATİH TERİM’İN AÇIKLAMALARI:“Açıkçası 10 maç oynayacağız. İlk yarı diye düşünürsek 5 maç oynadık. Bunları hatırlayacak olursak İzlanda maçında 60’ta 10 kişi kaldık. Çevirebilir miydik 11’e 11 olsa bilinmez. Çek Cumhuriyeti maçına gelelim. Arda’nın pozisyonu dünyanın her yerinde penaltıdır. Onu atsak 2-0 olacak. Bırakın 2-0’ı biz geriye düştük. Letonya maçı 7,8-0 bitecek maç 1-1 bitti. Kazakistan maçınd aBurak’ın atamadığı bir pozisyon var herkesin aklındadır. Gelelim Hollanda’ya… Son dakikada yedik ve 1-1 bitti. İnşallah bütün musibetler ilk maçlarda yaşanmıştır.”“ANCAK BÖYLE BİR GOL YERDİK”“Hollanda maçında ancak böyle bir gol yerdik. Ancak birine çarpacak ve kaleye girecek. Sneijder’in vuruşu Volkan’ın kucağına gidiyor. Huntelaar’ın kafasıyla gol oldu. Gökhan’ın Ozan’a veremediği, Burak’ın kaçırdığı pozisyonlar var. Galibiyeti kaçırdık. Şu bir gerçek ki, oyuncularda “Bir bu gruptan çıkacağız” düşüncesi hakim. Bakıldığı zaman bayağı gol pozisyonumuz var. Rakibe de pozisyon vermemişiz. Çünkü bunu öngörmüştük. Bu maç gösterdi ki Türk Futbolu her zaman yanlardan kötü değil. Yan toplarda iyi işler yaptık.”“ARAYAN ‘HEM GEÇMİŞ OLSUN, HEM TEBRİK EDERİM’ DEDİ”“Türkiye’den her arayan önce geçmiş olsun sonra tebrik ederim dedi. Futbolcularımızı gerek fizik, gerek mental ve sosyal olarak hazırlarken daha dikkatli davranmalıyız. onları bu baskı içerisinden çıkarmamız gerekir. Türkiye’deki kulüp yapılarımızı en üst seviyeye getirmemiz gerekir. Eğitimleri ve eğiticilerin eğitimini üst noktaya getirmeliyiz. Bir ya da birkaç maçın kaderimizi çizmesine izin vermemeliyiz. Futbolumuz öyle olmalı ki bir iki kayıpla hedefimizden çıkmamalıyız. Bu 10-15 yıllık planların önüne geçmemeli. Uzun vadeli planların içerisinde genç oyuncuların, eğiticilerin yetişmesini, gençlerin daha doğru yukarıya çıkması ve birbirimize daha toleranslı olmayı öğrenmeliyiz. Sonrasında her şey kendiliğinden gelecektir.”“HERKESİN A, B, C PLANI OLMALIDIR”“Hollanda Türkiye’yi yenip ilk 3’e, sonrasında ikiye bire doğru niyetindeydi. Bunu anlayışla karşılıyorum. İlk önce sağ tarafı denediler. O olmayınca nerden bulursanız göbeğe atın ve oradan oynayın dediler. Bizimkiler o bölgeyi de kapattı. Sonrasında karambol denediler. onda da başarılı olamadılar. Gol ortada. Kaleci yanıldı ve gol oldu. Hiddink’e bir şey diyemem. Herkesin a,b,c planı olmalıdır. Kenardan denersiniz, merkeze dönersiniz, uzun top atar sekeni kovalarsınız. Bunlar anlaşılabilir. Ekol de olsanız kazanmak için, puan almak için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Bizim orada bir hamle şansımız olsaydı oyunu 1-1 bitirtmezdik. Sakatlıktan dolayı mecburi değişiklik yaptık”“GİTTİM HAKEMİ TEBRİK ETTİM”“Maç sonrası gittim hakemi de tebrik ettim. Çok beğendiğim bir hakem. Hem 6 dakika uzatmada haklıdır. Hem de diğer kararlarında. Rizzoli, Brych ve Cüneyt hocamız. Hepsi iyi maçlar yönetti. Soyunma odasına gidip tebrik ettim.”“ROBBEN YOK, ADİL OLSUN DİYE ARDA’YI DA OYNATMADIK”“Maçın değerini anlayacağız ve bunun güveni ve moraliyle ileriye bakacağız. Belki bu kayıpla canımız yanıyor ama oyun içerisinde rahatlatacak duyguları kazandığımızı söyleyebilirim. Ben maçtan önce de rahattım. Olmadığım kadar rahattım. Muhteşem bir kamp geçirdik. Oyuncuları tanıdığınız için teknik adam olarak onu hissedebiliyorsunuz. Bence Robben’in olmayışı Hollanda için büyük bir kayıptır. Biz de adil olması için Arda’yı oynatmadık. Robben onlar için önemli, Arda da bizim için. Bazen öyle oyunlar vardır. Düşünebiliyor musunuz yensek ve durum 7-6 olsaydı. Sonraki iki maçımıza büyük avantajla gidecektik. Bazen deriz ya kazanamıyorsanız kaybetmeyin. İşte tam o maç.”“ÇEK MAÇINDA PENALTIMIZ VERİLSE…”“Çek Cumhuriyeti maçındaki penaltımız verilse 1 puan alacaktık. Hesaplar daha da karışırdı. Türk takımı böyle oynamaz şöyle oynamaz yargısını kırdık. Bizim evlatlarımız doğru şekilde yönlendirilip o şekilde sahaya çıkarsa her şeyi yapabilir. Basit goller yiyen, kolay goller yiyen takımı gördünüz.”“BENİM DE GÖNÜLDEN BAĞLI OLDUĞUM BİR TAKIM VAR”“Volkan ve Emre Belözoğlu bizim oyuncularımız. Yıllarca hizmet etmişler .Hem futbolcu hem de insan olarak. Milli futbolcu olması başka bir şey. Futbol içerisindeki paydaşlar için başka bir durum bu. Artık bu ağır söylemleri, belden aşağı söylemleri kimse istemiyor. Burada birbirimizin yüzüne bakan insanlarız. Kimse bunu hak etmiyor. Ağır küfürler, hakaretler… Herkesin tuttuğu bir takım var. Olmalı da zaten. Herkesin tuttuğu takıma saygı duyulmalı. Benim de gönülden bağlı olduğum bir takımım var. O takıma olmaktan gurur duyduğum bir duygum var. Ama buraya geldiğimiz zaman Kırmızı beyazdan başka bir şey düşünmüyorum. Herkes buraya başka takımlardan geliyor. Burada birbirine saygılı olmalı. Kulüpler arasındaki rekabete burada devam edersek yanlış. Dışarıdan onların üzerinden rekabet olduğu yansıtıldığı zaman hoş durmuyor. İçeride de rekabet olmalı. Olmazsa büyük takımlar olmaz. Büyümemizi birbirimize bocçluyuz. Rekabeti de seviyeli bir şekilde yapmalıyız. Diğerinin sırtına basarak yanlış şeyler söylemek doğru değil. Bu son günlerin olayı değil. Bu durumda devreye girmek zorundayız. Medya, oyuncular, seyirciler dahil herkes devreye girmek zorunda.”“EMRE VE VOLKAN’I OYNATAN BENİM”“Bir örfleri ananeleri olan bir ülkeyiz. Komşusuz yapamayız. Avrupa’da komşu önemli değil. Biz değerlerimize sıkı sıkı sarılmalıyız. Yoksa canımız yanıyor. Kötüye gidiyoruz. Mantıklı olan bir şeyi bir mantıksız şekilde karşılıyoruz. Sıksanız da bağırsanız da 3 takım düşecek bir takım şampiyon olacak. Şampiyon olan diğerlerine vuruyor. Düşen yandı. Her sene aynı şeyler oluyor. Kendisine yapılmasını istemeyen şeyi insanlar birbirine yapıyor. Hangi maçta hangi takımdan kime ihtiyacımız olursa alır oynatırız. Yaşı şu bu önemli değil. Onlar da böyle düşünüyor. Emre ve Volkan’ı Milli Takım’da oynatan benim. İyi ki de öyle yapmışım. onlar da böyle düşünüyor.”Açık Mert Korkusuz
Reklam
İş Sağlığı ve Güvenliği Tasarısı 1 Nisan'da TBMM'de
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, 'İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tasarıyı, çarşamba günü TBMM Genel Kurulu'nda ele almayı düşünüyoruz' dedi.Çelik, Meclis'te, CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ve HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ile görüşerek, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tasarı için destek istedi.Tasarıyı komisyonda detaylıca ele aldıklarını ve Genel Kurul'a indirdiklerini belirten Çelik, Meclis'in tatile girmesine az bir süre kala, çok geniş kitleleri ilgilendiren bu yasanın geçmesi ve yasalaşması için grup başkanvekilleri ile yaptığı görüşmelerin olumlu geçtiğini söyledi.Çelik, 'Neler söylediler, destek verecekler mi?' sorusu üzerine, 'Bazı maddeler hakkında, 'ilgili komisyon üyeleri ile görüşelim, kendi aramızda yapacağımız görüşmede, yasada değişiklik istediğimiz hususlar varsa, onları sizinle paylaşalım' dediler. Muhalefetten gelen öneriler doğrultusunda, yapılması gereken değişiklikleri belki ortak önergelerle neticeye kavuşturup hızlı bir şekilde yasalaşması konusundaki irademize bir reddiyet yok. Ama onlardan gelen öneri ne ise o doğrultuda biz çalışmamızı yapacağız. Çarşamba günü Genel Kurul'da ele almayı düşünüyoruz' diye konuştu.'Tasarının Meclis kapanmadan yasalaşıp yasalaşmayacağı' ile ilgili soruya Çelik, şu yanıtı verdi: 'Bu tasarıda Ermenek'te hayatını kaybeden vatandaşların hak sahiplerinin sorunlarını çözen, onlara haklar veren düzenlemeler var. Asgari ücretli 3 çocuğu olandan vergi alınmamasını düzenleyen madde var. Zonguldak gibi Ceylanpınar'ın tapu sorununu çözen madde var. Mesleki Yeterlilik Kurumu gibi herkesin ittifak ettiği, meslek standartlarının artık Türkiye'de sertifikaya dönüşmesi ile ilgili düzenlemeler var. Bir milyon 300 bin Bağ-Kur'lunun prim borçlarının dondurulması var.Yani, borcunu ödeyemiyor ve sağlıktan yararlanamıyor, bu insanların büyük beklentileri var. İş sağlığı ve güvenliğinde cezalar var. Cezalar düşük diye, kapalı tehlikeli bir işyerini açıp, orada ölümlere sebebiyet verenlere hapis cezası getiren düzenlemeler var. Hem iş sağlığı açısından hem mesleki eğitim açısından ve sosyal kesimleri ilgilendiren önemli düzenlemeler içeren bir yasa bu. Belki buna ilave edilecek hususlar da olabilir. Bugün Sayın Başbakan'la yaptığımız toplantıdaki bazı hususlar gündeme gelebilir. Onun için bu yasanın geçmesi gerekiyor.'AA
Evde Beslenebilecek En Tatlı 10 Küçük Köpek Cinsi
etiket
Bugün çok minnoş bir içerikle karşınızdayım. Büyümeyen köpek cinsleri, küçük köpek cinsleri, tüy dökmeyen köpekler gibi pek çok farklı konuda soru işaretlerinizi gidereceğim. Ev köpekleri, evde beslenen köpekler ile ilgili bilgiler de arıyorsanız buyrun içeriğimize.
Ahmet Ümit: 'Batı'daki Erdoğan ve AKP Algısı, Saddam Algısına Dönüşmüş'
AKP’yi geriletmek, barajları yıkmak için HDP ile dayanışmaya” başlıklı bir çağrı metnine imza veren yazarlardan Ahmet Ümit’le buluştuk ve hem çağrıyı, hem de bir polisiyeci olarak siyaset cephesindeki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini konuştuk.Türkiye’nin geleceğini belirlemesi açısından 7 Haziran seçimleri oldukça önemli. 21 Mart’ta işte bu önemin altını çizen “AKP’yi geriletmek, barajları yıkmak için HDP ile dayanışmaya” başlıklı bir çağrı metni yayınlandı. Sanatçı, yazar, aydın ve akademisyenlerin imzacı olduğu destek çağrısı yeni katılımlarla büyürken, çağrıcılar, neler yapılabileceğini tartışmak üzere dün Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nde bir araya geldiler.HDP’ye destek çağrısına imza veren yazarlardan Ahmet Ümit’le buluştuk ve hem çağrıyı, hem de bir polisiyeci olarak siyaset cephesindeki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini konuştuk.Ümit’e göre, AKP oy kaybediyor ve bütün çaba oyların yüzde 40’ın altına düşmemesi için. Kürt meselesinde politika değişikliğine gidilmesinin nedeni de bu.AKP’nin tek başına iktidar kuramayacağını, dolayısıyla başkanlığın da hayal olduğunu söyleyen Ahmet Ümit, “Asıl meselemiz, bu olumsuzluğa yaratan yapıya karşı birlik oluşturma meselesi” diyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kürt sorunu yoktur’ sözleriyle başlayan AKP içindeki krizi siz nasıl okudunuz?Son bir haftadır görüntü olarak gün yüzüne çıkan şey, yani çözüm sürecine dair Cumhurbaşkanı’nın başka bir şey, hükümetin başka bir şey söylemesi, Cumhurbaşkanı’nın sürece itiraz etmesi, Hükümet Sözcüsü Arınç’ın Cumhurbaşkanı’nı eleştirmesi, sonra işe Melih Gökçek’in girmesi… Bütün bunlar Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmadan önce konuşulan AKP içindeki çatlağın su yüzüne çıkması, görünür hale gelmesiydi.Çatlak sizce ilk ne zaman başladı?Bence Gezi’de başlamıştı. Gezi’de Tayyip Erdoğan’ın şahsında, AKP için yaratılan algının dağılma süreci var. Gezi gerçekten büyük bir patlama, büyük bir haysiyeti savunma meselesiydi. Ardından 17-25 Aralık, zamanın Başbakanına uzanan, çok ciddi, üstü kapatılamayacak yolsuzlukları açığa çıkardı. Bu, AKP içinde ciddi bir rahatsızlık yarattı. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla beraber, partide bir rahatlama oldu aslında. Çünkü Davutoğlu ekibi, “Artık biz işbaşına geleceğiz” dediler. Fakat Cumhurbaşkanı sürekli, “Hayır, siz emir erlerisiniz, ben söyleyeceğim siz yapacaksınız” demeye devam ediyor.Davutoğlu ve ekibi, ‘Artık biz iş başına geleceğiz’e inandılar mı gerçekten? Çünkü Erdoğan ‘Farklı bir Cumhurbaşkanı’ olacağını seçimlerden önce zaten söylüyordu. Dolayısıyla Davutoğlu, ‘Ben söyleyeceğim, siz yapacaksınız’ın yaşanacağını biliyordu. Ne değişmiş olabilir?Şöyle bir durum var; Cumhurbaşkanı evet, bir takım talimatlar veriyor ama hiçbir sorumluluğu yok. Bütün sorumluluk hükümette... Örneğin Merkez Bankası ile girdiği kavga. “Faizleri düşüreceksin” diye müdahale ediyor, Merkez Bankası, “Faizi düşürürsek dolar yükselir başa çıkamayız” diyor, “Hayır, düşüreceksin” diye bastırıyor. Sonunda ikna oldu. Çünkü ekonomi patlıyor, başka çaresi yok. Dolayısıyla Davutoğlu ister istemez diyor ki, “Bütün sorumluluğu ben alıyorum, ben de söz sahibiyim.” Yani katlanılacak bir durum yok. Bir de ikbal meselesi var. Bazıları diyor ki “Cumhurbaşkanına yakın olalım, çünkü hala güç onda. O nedenle de hükümete, Arınç’a çakıyor. Böyle bir süreç yaşıyoruz.AKP’ye yakın yazar ve yorumcuların bir kısmına göre Arınç bu çıkışıyla, AKP’nin bir ‘dava’ ve ‘kadro hareketi’ olduğunu Erdoğan’a hatırlatmış oldu. Bir bölümü de, yine AKP’nin dava hareketi olduğundan hareketle, bu tür yarılma ve çatlakların AKP’yi etkilemeyeceğini söylüyor. Katılır mısınız?Katılmıyorum. Çünkü bu hareket, IŞİD gibi radikal İslami bir hareket değil. İslami referansları olmasına rağmen burjuva olmaya çalışan bir hareket. Bir zamanlar Erdoğan’a karşı olan, herhangi bir şekilde ne ideolojik, ne de inançsal bağı olmayacak insanlar bugün AKP ile beraber. Çıkar ilişkilerinin çok yoğun olduğunu görüyoruz. Patlamaya çok müsait bir dava. İş dağılmaya başladığında, yani oylar yüzde 40’ın altına düşmeye başladığında daha net göreceğiz. Bütün çaba buna yönelik. “Gemide hepimiz varız, ben batarsam siz de batarsınız” durumu da var. Çünkü 12 yıl boyunca yapılmış, yasaya aykırı çok iş var. Dolayısıyla yeni bir iktidar geldiğinde, kimin başına ne geleceği belli değil.AKP içindeki krizin kaynağı olarak çözüm süreci işaret edilmişti. Sonra buna başkanlık sistemi de eklendi. Başkanlığa ilişkin hem AKP’deki, hem de sistem değişikliğine karşı çıkan devlet içindeki başka aktörlerin itirazlarına dikkat çekiliyor. Sizce, başkanlık sistemi krizin neresinde duruyor?Erdoğan’ın başkanlık sistemi için temel argümanı şu; “Türkiye’yi kalkındıracağız. Bunun için de icracı bir yönetim olması lazım. Öyleydi böyleydi, bunlarla ben uğraşmam. Karar alırım ve yaparım. Bunun için istiyorum.” Şirket yönetimi dediği de o. Ama dünyada böyle bir yapı yok. Fransa’da, Amerika’da başkanlık sistemleri var ama bağımsız yargı, bağımsız parlamento gibi çok güçlü kurumlar var. Başkan her aşamada denetleniyor, böylece diktatörlük olması önleniyor. Erdoğan, “Yargı, yasama benim emrimde olacak, basın da sesini çıkarmayacak” diyor. Buradaki mesele niyet ne olursa olsun yöntem olarak diktatörlük. Niyetin de iyi olmadığını düşünüyorum, çünkü yolsuzluk gerçekten büyük bir mesele. IŞİD’le ilişkiler, Suriye meselesi çok büyük mesele. Roboski çözülmedi, Reyhanlı’daki patlamalar… Karanlık olaylar silsilesi var. Dolayısıyla başkanlık sistemiyle, bunlar da garanti altına alınmak isteniyor olabilir.O nedenle mi Türk tipi?Tabii. Türk tipi başkanlık diye bir şey yok ki. “Tarihimiz” göndermesi yapıyor ya Cumhurbaşkanı. Tarihimize baktığımız zaman ne var, padişahlar var. 1876’da Meşrutiyet ilan edilmiş, Meclis açılmış. Sonra Abdülhamit, Rus savaşını bahane ederek bunu ortadan kaldırmış ve 32 yıl boyunca tek başına yönetmiş. Başkanlık sistemi diye bunu kastediyorsa bilmiyorum. Ama Türk tipi başkanlık değil bunlar, padişahlık. Mustafa Kemal dönemine baktığımız zaman aynı şeyi yine görüyoruz. Güya partiler açılıyor fakat bütün partiler kapatılıyor. Eğer Türk tipi diye tek parti devletinden bahsediliyorsa bu.Deniyor ki, ‘Erdoğan tam da seçim üstü bu sözleri sarf ediyor, çünkü halkı başkanlık sistemine kazanmak istiyor.’ Bu strateji karşılık bulur mu?Zannetmiyorum. Artık başka bir mesele başladı; AKP oy kaybediyor. Kürt meselesinde politika değişikliğine gidilmesinin nedeni de bu. Çünkü barış meselesi AKP açısından çok büyük bir projeydi. 21 Mart günü Diyarbakır’da büyük Newroz kutlaması yapılırken, Davutoğlu İstanbul’daki kapalı salon toplantısında, “Kardeşler, seçim çalışmamızı başlatıyoruz, barış geliyor, bunu da biz sağlıyoruz” diyecekti. Tayyip Erdoğan buna engel oldu. Süreci patlattı.Zaten geçtiğimiz haftanın yanıtı en çok aranan sorularından biri de buydu. Yani, ‘Gerekirse baldıran zehiri içerim’ diyen Erdoğan, neden ‘Kürt sorunu yoktur, Dolmabahçe’ye de karşıyım’ dedi?Tayyip Erdoğan seçim kaybetmenin kendisi için yaşamsal olduğunu düşünüyor. Bunu bir ölüm kalım meselesi olarak görüyorlar. Kaybedecekleri o kadar çok şey var ki, o nedenle anketlere baktı ve AKP’nin eridiğini, oyların MHP’ye gittiğini gördü. Yani bir tarafta Kürt hareketi güçleniyor ve HDP barajı aşıyor, diğer tarafta MHP özellikle İç Anadolu’daki oylarını eritiyor. HDP yüzde 12’lerde olursa, MHP yüzde 19’lara ulaşırsa, AKP tek başına iktidar kuramıyor. Dolayısıyla başkanlık da hayal.MHP’nin yükselişi, çözüm sürecine destek azalıyor şeklinde okunabilir mi?Hiç sanmıyorum. Tam tersine, artıyor diye düşünüyorum. İnsanlar çatışma olmamasından, çocukların ölmemesinden çok hoşlanıyor. İnkar politikasının sokakta iflas etmeye başladığını görüyoruz. Ama çatışma yeniden kamplaşmayı yaratabilir. Ve dikkat edelim, hep bu kamplaşmadan oy almaya çalışıyorlar. Buna izin vermemek lazım.Süreç toplumsal desteğini yitirmiyorsa, AKP neden oyların MHP’ye gitmesini çözüm süreci üzerinden önlemeye çalışıyor?Ekonomideki gidişattan yolsuzluklara bir sürü alanda çok ciddi sorunlar yaşanıyor. İktidarını kaybediyor. Dolayısıyla oy kaybını milliyetçilik üzerinden korumaya çalışıyor. Çünkü iki puan bile o kadar önemli ki. Sadece hükümet olma değil kafasındaki, var olma-yok olma meselesi olarak görüyor… İki ay önce Berlin, Frankfurt ve Paris’teydim. Batıdaki Tayyip Erdoğan ve AKP algısı, Saddam Hüseyin algısına dönüşmüş. Dünya liderliğinden, “Oyum bana yeter”e geldik. Değerli yalnızlık deniyor... “Evimde tek başıma otururum, komşularla konuşmam” diye bir dünya yok. Su alamazsın, ekmek alamazsın, çocukların dışlanır. Yaratılan algılar patır patır dökülüyor. Abdülkadir Selvi’nin “Büyü bozuluyor” dediği işte bu. Ki, bu adam en yandaş adamlardan biri. O cephede de bir çatışma var. İki farklı eğilim görüyoruz. Yeni Şafak başka bir tavır alıyor, Sabah gazetesi başka. Dindar kökenli kesimlerle, dindar kökenli olmayıp bu işten rant sağlayan kesimler arasındaki çatışma gibi gözüküyor bana.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Cumhurbaşkanımızın sözleri bizim için talimattır” dedi. Öte yandan, sürecin seçimlere kadar dondurulacağına ilişkin yorumlar da var. Sizce, çözüm süreci bu gelişmelerden nasıl etkilenir?Bence bu seçime kadar böyle gidecek. Benim büyük korkum, bir çatışma ortamı yaratılması ve HDP’nin yeniden marjinalliğe doğru itilmesi.Böyle bir strateji mi var?Bence var. Böylece AKP, kendi milliyetçi oylarına yeniden kavuşacak. Ne kadar gözü kara davranabilirler, onu bilmiyorum.İTTİHATÇI YÖNTEMLER BUGÜN DE KULLANILIYORÜlkenin edebiyat, kültür sanat iklimi cephesinde nasıl bir fotoğraf var? Gelişmeler bu alana nasıl yansıyor?Özellikle tiyatro, sinema alanında olumsuz örnekler söz konusu. Edebiyatta bunu çok görmüyoruz çünkü oturuyoruz, kitabımızı yazıyoruz. Ve böyle dönemlerde daha iyi romanlar üretilir! Direniş romanları, baktığımızda dünyada hep böyle olmuştur. Sorun bence sanatçının boyun eğmemesi, bağımsız olması. Bu dönem eğer sanatçının ahlakından söz edeceksek, bunun adı iktidardan bağımsız olmaktır. Sözünü korkmadan söylemesidir. Bu ülkede bir zulüm varsa, bu ülkede yanlış giden bir şey varsa bir sanatçı olarak bunun karşısında durmak hem gündelik hayatta, hem politik hayatta, hem de elbette yazdıklarımla karşısında olmak benim vicdani ve ahlaki sorumluluğum. Kimseye “bunu niye yapmıyorsunuz” deme hakkına sahip değilim ama kendi adıma bunu yapmazsam bir şeylerin eksik kalacağına inanıyorum.“Bir polisiyeci olarak iki ‘derin’den etkileniyorum. Bir tanesi ülkenin derin tarihi ve kültürü, diğeri de ülkenin derin devleti” diyorsunuz. Son romanınızın bahsettiğiniz ikinci “derin”e; İttihat ve Terakki üzerine olduğunu biliyoruz. Neden İttihat Terakki? Güncele de değdiği için mi?Evet, bugüne inanılmaz benziyor. İttihat ve Terakki bir özgürlük hareketi olarak doğup, giderek despotik bir yapıya dönüştü. Dolayısıyla bazı açılardan bugüne çok benziyor. AKP’liler diyorlar ki “biz ittihatçı değiliz!” Ama şu an bence tam da ittihatçı yöntemler kullanılıyor. Bir yandan İttihat ve Terakki’nin bütün bir tarihini vermek istiyorum ama başarabilirsem romanda şunu anlatmak istiyorum; bu ülkede her zaman devlet kutsal sayılıyor. Devlet kutsal sayıldığı için de, devlet için insan öldürmek, devlet için ölmek kutsal sayılıyor. Hayır, devlet kutsal değil, insan kutsal. Bundan kurtulmak lazım. Derin devletin kökü buralara kadar uzanıyor. Bu roman böyle bir hesaplaşma romanı.Okurlarla ne zaman buluşacak?Sonbaharda.ASIL MESELE BİRLİK OLUŞTURMA MESELESİİmzacılarından olduğunuz çağrı metninde, ‘Bu desteğin açıkça görülen kimi kararsızlıkların giderilmesine olumlu bir katkısı olacağını düşünüyoruz. Böylesi bir zemin, seçim sonrasında kurulacak, geliştirilecek ilişkiler açısından da önemlidir’ deniyor. Bu bağlamda Birleşik Haziran Hareketi’nin (BHH) kararını nasıl değerlendirdiniz?BHH pek çok siyasi partiden oluşuyor, genel eğilim de aslında bunu deklere etmemelerine rağmen HDP’yi destekleme yönünde. Ama o hareketin içindeki bazı gruplar HDP ile işbirliği içine girilmesini, destek verilmesini doğru bulmuyor. Bunu da anlayışla karşılamak lazım, Kendileri bilir, diyecek bir şey yok.Ülkemiz aydınlarının memleket meseleleriyle olan ilişkilerinde baskıların da kaynaklık ettiği bir mesafeden söz edilirdi. Sizce bu mesafe daralmaya başladı mı?Evet, itirazlar yükseliyor. Türkiye’de yaşanan otoriterleşme ve giderek yaşam hakkının gasbedilmesi ve bir yaşam tarzının dayatılıyor olması, özellikle de sanatçıysanız, bilim insanıysanız sıkıntı yaratıyor. Çünkü artık “Ben oyumu veririm ve kendi üretimimi yaparım arkadaş” durumu yok. Kendi üretimini de yapamaz duruma geliyorsun, artık herkes bunu hissediyor. Dolayısıyla insanlar seslerini duyurmaya başlıyor. Baskıya rağmen, daha etkin ve giderek daha cesur bir biçimde ve çok değişik kesimlerden karşı çıkılıyor.Bence burada asıl meselemiz, bu olumsuzluğu yaratan yapıya karşı birlik oluşturma meselesi. Ben o açıdan İç Güvenlik Yasası’na karşı parlamentoda HDP, CHP ve MHP’nin ortak bir tavır almasını çok değerli buldum. Dolayısıyla haklısınız, giderek daha cesur oluyoruz ama yeterli değil daha fazla cesaret lazım. Mesela HDP’ye desteğin altına çok daha fazla ismin imza atması lazım, keşke kendisini Kemalist diye tanımlayan insanlar da burada olabilselerdi. Çünkü bu hepimizin yararına...AKP-ORDU YAKINLAŞMASI ÇOK TEHLİKELİBir çatışma ortamı yaratılmasından kaygı duyduğunuzu söylediniz. Son dönemde AKP yanlısı medyada bu kaygınızı besleyen “seçim öncesi provokasyon olacak” yönünde haberler yapılıyor. Provokasyon söyleminin iktidar tarafından bu kadar dillendirilmesini siz nasıl okuyorsunuz?Bunlar olabilir ve beni korkutan o açıkçası. Geçtiğimiz hafta Adımlar Dergisi’nde bombanın patlaması da manidar. Saldırıyı yeni bir örgüt sahiplendi, kimdir bilmiyorum. Bu tür şeyler olabilir maalesef. Sorun buna meydan vermemek. Sadece Kürt hareketi değil, Türkiye’deki demokratik kamuoyunun buna meydan vermemesi gerek. Ne olur bilemem ama böyle bir süreç -AKP’nin tümüyle bu süreç içinde yer alacağını da açıkçası düşünmüyorum-, seçim öncesinde böyle bir karanlık dönem çok korkunç olabilir.Tam da burada, asker-AKP/Erdoğan ilişkisini soralım. Zira, Erdoğan’ın Harp Akademilerinde yaptığı konuşmada Balyoz ve Ergenekon davaları için “kandırıldık” demesi, ardından Genel Kurmay Başkanı’nın, Öcalan’ın Newroz mesajındaki “Eşme ruhu” vurgusuna yönelik sert açıklaması ve Dağlıca’daki çatışma gibi arka arkaya gelen gelişmeler dikkat çekici. AKP’nin askerle ittifak içine girdiği yorumlarına katılıyor musunuz?Evet, yıllardır “ordunun vesayetini kaldırdık, orduyu siyasetten uzaklaştırdık” diyen Sayın Cumhurbaşkanı, orduya yakınlaşma çabası içinde. Bu çok tehlikeli çünkü bu Türkiye demokrasisi açısından özlenen bir şey değil açıkçası. Kürt hareketinin şu noktada çok çok dikkat etmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü dediğim gibi, öyle bir ortam yaratılmak isteniyor.CHP ULUSALCI OYLARI KAYBETMEK İSTEMİYORSizce Demirtaş’ın gerek grup toplantısında, gerek daha sonra İstanbul Newrozu’ndaki vurgusu, ‘AKP-HDP işbirliği yapıyor’ propagandasını kırdı mı?Kırıldığını düşünüyorum. Bunu yine kullananlar olacaktır ama çok kullanamayacaklar. AKP içindeki çatışmanın da bir olumlu tarafı varsa, bence budur. AKP sürekli “İmralı ile Kandil arasında çatlak var” diyordu. Ama ortaya çıkıyor ki, orda çatlak yok, tek ses var. Hatta Demirtaş, “Heyetten de vazgeçiyoruz, yeter ki süreç bozulmasın” dedi. Bu çok değerli ve doğru bir hamle... Ne oldu? AKP tutarsızlığa düştü. Ben Demirtaş’ın şahsiyetine güveniyor ve inanıyorum. Ve işbirliği olabileceğine ihtimal vermiyorum, o yüzden de destek veriyorum zaten.Demirtaş vurgunuz öne çıkıyor. Neden Demirtaş?Çünkü şeffaf, gördüğüm, bildiğim bir insan. Abdullah Öcalan cezaevinde. Bir müzakere yürütüyor, ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Siyasi partilerin bilgilendirilmemesi çok yanlış. Şeffaf olması lazım. Bir yere kadar olabilir ama ondan sonra “Şu şu konuları görüştük, şöyle kararlar aldık” denmesi lazım. Dolmabahçe’de açıklanan 10 maddenin altına imzamı atarım. Türkiye’deki her demokrat insan da bunun altına imza atar. Adam ne özerklik diyor, ne bağımsız Kürdistan diyor, ne silahlı mücadele diyor. Demokratik Türkiye’den bahsediyor. Buna MHP’nin de imza atması gerekiyor, çünkü eşit vatandaşlık ve demokratik anayasa temelinde güçlü bir ülkemiz olacak.MHP’nin de imza atmasını beklediğiniz gerek 10 madde, gerekse genel olarak çözüm süreci karşısındaki CHP’nin pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Bir sosyal demokrat parti olarak bu meseleye asıl sahip çıkması gereken onlardı. Fakat ne yazık ki, bir dönem CHP’de ulusalcıların etkin olması... Bugün CHP yönetiminin ulusalcı olduğunu zannetmiyorum ama ulusalcı oyları kaybetmeme gibi bir kaygıları olduğunu düşünüyorum. O yüzden çok net bir tavır içine giremiyorlar. Ben “beyaz Türk” diye bilinen pek çok CHP’li ile konuşuyorum, “HDP’ye oy vereceğiz” diyorlar. Diyeceksiniz ki, “Bunun halkta ne kadar karşılığı vardır?” Onu bilemiyorum ama yine de önemli bir veri olduğunu düşünüyorum. Burada etkili olan bir, PKK’nın silahlı mücadeleyi/çatışmayı bırakmış ve insanların ölmemiş olması; iki, Demirtaş’ta somutlanan HDP’nin Türkiye partisi olması, talepleri geniş çerçevede ele alması. HDP laik bir parti ve kadınlara en fazla kontenjan sağlayan parti. Kobani’ye baktığımızda Kürt kadın savaşçılarını görüyoruz. Bu seküler sistem savunmasında önemli bir simge. Bana göre de Kürt meselesinin çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesinden ayrı bir çözüm değil. Hem coğrafi olarak değil, hem bölgesel olarak değil. Kürt hareketine düşen, bütün kışkırtmalara rağmen asla bir çatışma ortamına girmemesi, hakikaten samimiyetle barış istediğini bir kere daha insanlara göstermesi, kafalardaki ön yargıları paramparça etmesi. Bu şekilde, HDP ilerde Türkiye’nin ana muhalefet partisi olabilir.BAĞCILAR’DAN ALINAN OY, KADIKÖY’DEN ALINACAK OYDAN DAHA DEĞERLİYapılan anketlerin birçoğuna göre HDP barajı aşıyor. HDP’yi yüzde 12 bandında gösterenler de oldu. Sizce bu bir algı operasyonu olabilir mi?Bence buradan çıkan asıl mesaj, HDP ve HDP’yi destekleyenlerin “barajı geçtik” diye bir düşünce içinde olmaması lazım. Her oy değerlidir, her oya ihtiyacımız var. Seçim sandıklarını korumak önemlidir. Seçim propagandaları doğru bir şekilde yürütülmelidir. Çünkü bizde şöyle bir şey var, kendi festivalimiz, kendi yarattığımız gürültü bizim gözümüzü boyayabilir. Buna aldanmamak lazım, o nedenle daha çok oy getirecek adımlar atılması lazım.O oy nasıl elde edilir? Türkiye partisi olma iddiasının altı sizce nasıl doldurulmalı?Birincisi, gerçekten Türkiye’nin sorunlarını içermesi. İkincisi, oy getirecek insanları bulmak lazım.Adaylar için mi söylüyorsunuz?Tabii, mesela Mir Dengir Fırat, Celal Doğan gibi. Başkalarını bilmiyorum ama bu insanlar ezber bozan insanlar. Bu insanlara gitmek lazım. Kim varsa onlarla konuşmak lazım. Geleneksel oy toplama yöntemlerini kullanmakta bir sakınca görmüyorum. Yapacağımız büyük mitingler önemli ama oy için miting yeterli değil. ÖDP’yi düşünün, “aşkın ve devrimin partisi, bakın özgürlük rüzgarı esiyor, herkes bayılıyor.” Ne oldu? Hayır, herkes bayılmıyor. Çok küçük bir kesim, yüzde 1’lik, yüzde 2’lik küçük bir kesim. Aldatmaca, yanılsama dediğimiz şey bence burada gizli. Evet, sosyalistler oy oranları düşük olmasına rağmen çok aktifler. Hayatın her alanında mobilize oluyorlar, doğru eylemler yapıyorlar, fedakarlar, bunu yapabiliyoruz ama buna aldanmamak lazım. Bu, kendi eylemimizde sarhoş olmak, kendimizi kandırmaktır. Bu da çok değerli, yani sosyalistlerin propaganda çalışması sırasındaki akıllıca eylemleri çok değerli. Ama asıl değerli olan yüzde 10 barajını aşmak ve halkın oylarını almak. Bunun için de Bağcılardan, Sultanbeyli’den alınan oy, Beşiktaş’tan veya Kadıköy’den alınan oydan daha değerli.Neden daha değerli?Çünkü buralardan oy zaten gelir. Yani CHP’nin bir kesiminden gelir. Bu kolay. Onlar kendiliğinden verir zaten. Konuştuğum, yıllardır CHP’ye oy veren arkadaşlarım oyunu iki sebepten HDP’ye vereceğini söylüyor. Bir, HDP’nin barajı aşması AKP’yi geriletecek; iki, CHP’ye de bir ders vermek istiyorum. Çünkü HDP güçlenirse CHP daha çok sola gider. Yani son derece mantıklı insanlar, görüyorlar. Ama bu insanların sayısı belli. O yüzden asıl yoksul insanlara gitmek gerek. Sadece AKP’ye veren Kürtlere değil, Türklere de.Serpil İLGÜN / Evrensel
Reklam
ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'na Saldırı Girişimi: 1 Ölü
ABD Ulusal Güvenlik Güvenlik Ajansı'nın (NSA), başkent Washington yakınlarında bulunan Fort Meade'daki merkezine bir saldırı düzenlendi. Polis kaynakları, saldırganlardan birinin öldüğünü bildirdi.Tesislerin girişine bir araçla çarpmaya çalışan iki kişiye NSA görevlilerince ateş açıldı. Polisin verdiği bilgiye göre açılan ateş sonucu saldırganlardan biri öldürüldü, diğeri ağır yaralandı. Saldırıda iki kişinin daha yaralandığı belirtiliyor.
Beşiktaş'tan Transfer Açıklaması
Beşiktaş, basında yer alan Petr Cech, Beto, Van der Vaart, Serdar Taşçı haberleri hakkında açıklamada bulundu...İşte Beşiktaş'tan yapılan açııklama;Son iki gündür yazılı basın kuruluşları tarafından transfer gündemimizde: Petr Cech, Beto, Van der Vaart, Serdar Taşçı gibi isimlerin yer aldığı yazılmaktadır. Bu futbolcuların hiçbirisi kulübümüzün gündeminde değildir.Menajerler tarafından kurgulanan ve bazı basın kuruluşlarına servis edilen bu haberlerin gazetelerde çıktığını görmek bizleri derinden üzüyor.Tamamen kişilerin çıkarları doğrultusunda yapılan bu haberlere taraftarlarımızın itibar etmemesini rica ediyor, ligin son 9 haftasında tamamen maçlarımıza konsantre olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.Saygılarımızla,Beşiktaş JK Futbol ŞubesiAjansspor
Almeida'nın Beşiktaş Pişmanlığı
Rusya'nın, Krasnodar takımında oynayan ve sezon sonu başka bir takıma gidecek olan Portekizli oyuncunun, Galatasaray Yönetimi'ne güvendiği için Beşiktaş ile yeni sözleşme imzalamadığı ortaya çıktı.Dünya Kupası'na gittiği için hem Beşiktaş'ın hem de Galatasaray'ın tekliflerini turnuva sonrasına bırakan, Almeida'nın, tam Galasaray ile sözleşme imzalamak üzereyken Prandelli tarafından veto edildiği bildirildi. Prandelli'nin menajerlerinin Pandev'i önermesi nedeniyle transferin son gününde boşta kalarak mecburen İtalya'nın Cesena takımına giden oradan ise Krasnodar'a geçen Almeida'nın, yakın çevresine 'Beşiktaş beni çağırsa koşa koşa giderim. Futbol hayatımdaki en büyük pişmanlığım İstanbul'dan ayrılmam olmuştur' diye konuştuğu ortaya çıktı.Skorer
Reklam
Özbekistan'da Kerimov Yine Kazandı
Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov ilk sonuçlara göre oyların yüzde 90’ını alarak seçimleri kazandı.Henüz kesin olmayan sonuçlara göre 77 yaşındaki devlet başkanı Kerimov'un oy oranı yüzde 90'ı aştı. Seçim Komisyonu seçimlere katılım oranını yüzde 91 olarak açıkladı. Ülkede yaklaşık 20 milyon kayıtlı seçmen bulunuyordu.Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gözlemcileri pazar günü yapılan seçimlerde siyasi rekabetin eksik olmasını eleştirdi. Seçimlerde Kerimov dışında rejime sadık olan üç aday daha yarışmıştı. AGİT gözlemcileri yaptıkları açıklamada 'Görevdeki devlet başkanının siyaseti ve başarıları diğer adaylar tarafından sorgulanmadı' ifadelerine yer verdi.Eski bir Sovyet cumhuriyeti olan Özbekistan'da 1991 yılından beri devlet başkanlığı görevinde bulunan İslam Kerimov, seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından 7 yıl daha görev yapacak.Seçim sonuçlarının kamuoyuna açıklanmasından birkaç dakika sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İslam Kerimov'u tebrik etti.©Deutsche Welle Türkçe
Altan Tan: 'Konuşulan Adaylar Fazla Sosyalist'
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, TBMM’de basın toplantısı düzenledi.Yemen’in tümünün ırk olarak Arap olmasına rağmen, inanç olarak Müslümanlığın Zeydi ve Sünni mezhebinden olduğunu söyleyen Altan Tan, Zeydiliğin de Şiiliğin ana kollarından birisi olduğunu ifade etti.Tan, “Yemen’de iç savaş çıktı, niye bizim gündemimize geldi? Ortadoğu’da şu an fiilen Suudi Arabistan, Türkiye ve İran çarpışıyor. Suriye de Irak da hatta Kürdistan da maalesef bunun bir parçası ama esas çatışan Türkiye, İran ve Suudi Arabistan. Bizim hariciyecimiz başlangıçta bütün Ortadoğu’yu yöneteceğini zannetti. İran, şu an fiilen Yemen’e de el koymuş oldu. İran, Lübnan’a Hizbullah vasıtasıyla el koydu. Suriye’de Beşar Esad rejimiyle, Irak’ta Şii iktidarla, Kürdistan’da Talabani hareketiyle, en sonda da Yemen’de Husiler vasıtasıyla, Ortadoğu’da ne kadar etkili ve güçlü olduğunu gösterdi. Bizimkiler de maalesef 37 kilometre ötedeki türbeye bile sahip olamadı ve getirmek zorunda kaldı. Dış politikanın sefaleti ortada” diye konuştu.İran’ın Türkiye’ye nota verdiğini ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, “İran’a gelme” dediğini kaydeden Tan, “Kanlı bıçaklı olmadığı bir İran kalmıştı, onunla da böyle bir durum ortaya çıktı” dedi.“ERDOĞAN BİZE DE KARIŞSIN”Altan Tan, “Başbakan, başkanlık sisteminin de olduğu seçim beyannamesini kendisinin yazdığını, Cumhurbaşkanı da beyannamenin kendisine okutulduğu belirtti. Bunu, Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığı açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:“Keşke Ahmet Davutoğlu yazmasaydı, kendisi yazsaydı ama maalesef yazı yazamıyor. Yazı yazma yeteneği çok zayıf ama konuşma çok iyi. Ben Cumhurbaşkanı’nın bugüne kadar yazdığı bir tek makaleyi bile okumadım, bırakın kitabı. Keşke kendisi yazsaydı, bence bizim parti ile ilgili de görüşlerini belirtsin, yazı yazsın göndersin; her şeye karışsın. Bizle ilgili yazdıklarının tersini yaparsak doğruyu buluruz. Hızını alamazsın bence, Yemen’deki Mısır’daki partiler için de bir şeyler yazsın. Bu işin suyu çıktı. ‘Cumhurbaşkanı’nın yetkisi var mı, yok mu?’ Cumhurbaşkanı’nın her şeye yetkisi var ve karışmalı. Yediğimize, içtiğimize, giydiğimize, konuşmamıza… Meclis’in yemek mönüsü de çok iyi değil; mesela çiğ köfte yok, ciğer kebap yok, ben cidden şikayet ediyorum. Bunlara da karışsın, yemek mönüsü de yazsın, çok iyi olur.”HDP’Yİ ELEŞTİRDİHDP’li Tan, “HDP’nin milletvekili aday listeleri ile ilgili” soru üzerine, “Ben bilmiyorum. Abdülkadir Selvi ve Hüseyin Yayman olmasa, süreçle ilgili bilgi alamıyoruz. Kendi partimizle ilgili bilgileri basından alıyoruz. Ben basında çıkan listeleri olumlu bulmuyorum, çok sosyalist, Marksist bir çizgide görüyorum. Bunun da çok fayda getirmeyeceğini düşünüyorum. Kendimle ilgili de bilgim yok ama kuşların söylediğine göre büyük ihtimalle Diyarbakır’da evimden aday olacağım, birinci sıra, tabi hanım verirse” dedi.“Çözüm sürecinden çıkarıldığınız gibi adaylıktan da mı çıkarıldınız?” sorusuna Tan, “Bunu beraber göreceğiz” yanıtını verdi.Meclis Haber
Reklam
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önseçime girdiği İzmir 2. Bölge'de 32 bin 941 oyla birinci oldu, ikinci Mustafa Balbay 16 bin 237 oy aldı. Antalya'da Deniz Baykal ikinci sırada kalırken, eski genel başkan yardımcısı Adnan Keskin Denizli'de listeye giremedi.
Benzine 4 Kuruşluk Yeni Zam
Kurşunsuz benzin fiyatlarına yarından geçerli olmak üzere 4 kuruş zam geldi.Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) 19 Şubat 2015'te aldığı tavan fiyatı kararı çerçevesince 31 Mart'tan itibaren il bazında uygulanacak kurşunsuz benzin tavan fiyatlarını açıkladı.Kurşunsuz benzinin litre tavan fiyatı, yarından itibaren İstanbul'da 4,42 TL'den 4,46 TL'ya çıkarıldı.Reuters
Seçmenden CHP'ye Melda Onur Çağrısı
Doğa ve hayvan hakları savunucuları, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) vekili Melda Onur’un 7 Haziran seçimlerinde tekrar milletvekili adayı olması için change.org’da imza kampanyası başlattı.Melda Onur, İstanbul 2. Bölge’den milletvekili aday adayı olmuş ancak partinin önseçimlerinde 9. sırada seçildi. Bu bölgede 1, 3, 5 ve 7. sıralar kontenjan adaylarına ayrıldığı için 9. sırada seçilen Onur, listelerde 13′üncü sıradan aday gösterilecek.Hayvan hakları savunucuları, çalışmaları kent, ekoloji ve hayvan hakları konusunda öne çıkan Onur’un CHP Merkez Yönetim Kurulu’nun belirleyeceği kontenjan adayları arasından milletvekili adayı gösterilmesi için kampanya başlattı.CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP MYK’sına hitaben başlatılan kampanyada “Hayvan hakkı savunucuları olarak bizler, milletvekili kimliğinin yanı sıra mücadelemizde daima yan yana durduğumuz dava arkadaşımız Melda Onur'suz bir CHP'yi reddediyoruz” denildi.Bianet
Thug Life Fenomeninin Nereden Geldiğini Duyunca Çok Şaşıracaksınız!
Amerikalı rap sanatçısı 2PAC tarafından; hayata  hiçbir şeye sahip olmadan başlamış fakat yıllar içinde her şeye sahip olmuş olanların felsefesi olarak tanıtılmıştır. Fakat thug kelimesinin kökenine inince karşımıza bambaşka bir mekan bambaşka bir hikaye çıkmaktadır. Bilinen Thug Life felsefesine göre başarıya giden her yol mübahtır. Fakat ilk Thug Life felsefesini benimseyenlerin bu durumu oldukça abarttıkları su götürmez bir gerçektir.
Reklam