onedio
Görüntülenme Sayısının Şarkının Kendisiyle Pek Alakalı Olmadığı 23 Seksi Klip
'Ya bu şarkı nasıl bu kadar dinlenmiş' diyoruz ya bazen görüntülenme sayısını gördüğümüzde. Oysa ki biz de daha önce dinlemiştik o şarkıyı lakin klibini izlememiştik. O kadar görüntüleme sayısına ulaşılacak kadar güzel değildi değil mi? Hala da öyle. Klipleri sayesinde normalden kat kat görüntülenme sayısına ulaşan, eski-yeni bazı seksi klipleri derledik. Keyifli dinlemeler ya da izlemeler.
Çocuk Hayranından Demirtaş'a: Lan Bi Dur
Selahattin Demirtaş’la yolda karşılaşan bir çocuk, ‘selfie’ çekiyor. Yoluna devam etmek isteyen Demirtaş’a çocuk hayranı, “Lan bi dur!” diyor. Demirtaş gülümsüyor ve Demirtaş’ın etrafındaki kalabalık kahkaha atıyor. Demirtaş duruyor ve çocuk, Demirtaşı’ın fotoğrafını çekiyor. Fotoğrafı çektikten sonra Demirtaş, çocuğun yanaklarını sıkıp, başını okşadıktan sonra yoluna devam ediyor.
CHP'nin Meşhur Kedisi Şero'nun Kapanacak Twitter Hesabından Geriye Kalacak 14 Miyav
Türkiye'nin en sosyal demokrat kedisi olarak tanıdık onu. Deniz Baykal'ın genel başkanlığı döneminde Tayyip Erdoğan'ın ''laikliğin güvencesi biziz'' sözüne karşılık ''bizim genel merkezdeki Şero'ya ciğeri emanet ederim de sana laikliği emanet etmem'' sözüyle literatüre girmiştir. Yeri geldi kum ve süt harcamaları Anayasa Mahkemesi tarafından usulsüz harcama sayıldı, çoğunlukla Chp'ye muhalefet etti ancak en nihayetinde tüm kedilerin birleştirici gücü oldu. 2013 yılında sosyal medyaya adım atan Şero, bugün itibariyle hesabını kapatacağını açıkladı. Biz de Şero'nun en güzel tepkilerini derledik.
Reklam
Fenerbahçe'den Milli Eğitim Bakanlığı'na Belgeli Yanıt
Fenerbahçe, Milli Eğitim Bakanlığı ile arasında kriz yaratan Kenan Evren Lisesi Arazi'si için belgeli bir açıklama yaptı.İŞTE FENERBAHÇE'NİN AÇIKLAMASI...'Başkanımız ve yönetim kurulu üyelerinin geçtiğimiz hafta içinde Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptığı ziyaretle ilgili son gelişmeler üzerine işbu açıklamanın yapılması zorunluluğu doğmuştur.Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi internet sitesi üzerinden, basın müşavirliği vasıtasıyla dün gece 22.27’de Kenan Evren Lisesi arazisi ile ilgili bir Basın Açıklaması yayınlanmıştır. Kulüp başkanımız ve yöneticilerimizin bakanlığı ziyaretinden yaklaşık 1 hafta geçtikten sonra, gece yarısına yakın bir saatte yapılan bu açıklamada kulübümüzün protokollere uymadığı iddia edilmektedir. Ayrıca Kenan Evren Lisesi arazisinin değerinin 345 milyon TL olduğu vurgulanarak, arazinin kulübümüze devrinin ciddi bir kamu desteği olacağı ifade edilmiştir.Öncelikle bilinmelidir ki yapılan protokoller gereği Fenerbahçe Spor Kulübü Kenan Evren Lisesi Arazisi’nin sahibi olmayacak, söz konusu araziyi sadece yap işlet devret yöntemiyle kiralayacaktır. Burada Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından yapılacak olan ticari işletmeden elde edilen gelirlerden de yine protokol gereği her yıl devlete yaklaşık yüzde 26’lık bir kar payı ödenecektir. Dolayısıyla devletimiz bu araziden hem her yıl ciddi bir gelir elde edecek hem de sözleşmenin sona ermesi ile birlikte bu arazi üzerine yapılan tüm ticari üniteler arazi ile birlikte Maliye Bakanlığı’na devir edileceğinden, devletimize ait bir taşınmaz, değeri de artarak hazineye ait bir mal olarak bu özelliğini koruyacaktır.Ayrıca Fenerbahçe Spor Kulübü protokol, ek protokol, revize protokol ve ön izin sözleşmesi ile taahhüt edilen tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş olup, bu husus hem Maliye Bakanlığı’nın hem de İstanbul Defterdarlığı’nın ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün kabulündedir.Bu çerçevede;1.Okul Ataşehir Anadolu Lisesi adıyla Ataşehir Küçükbakkalköy’de 40 derslikli olarak 16.02.2010 tarihinde,2.Okul Yavuztürk İlköğretim Okulu adıyla 32 derslikli olarak Üsküdar Çengelköy’de 22.10.2010 tarihinde,4.Mevlana Kız Teknik ve Meslek Lisesi Spor Salonu ve İşlik derslikleri ise Ataşehir Mevlana’da 24.06.2013 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim edilmiştir ve tüm bu tesislerde eğitim faaliyetleri devam etmektedir.Kaldı ki kulübümüzün tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği bu süreç içinde Milli Eğitim Bakanlığında değişikliği yaşanmış ve yönetim kurulu üyelerimiz yeni bakan Sayın Nabi Avcı’ya 2013 yılında göreve geldikten kısa bir süre sonra ziyarette bulunmuş, kendilerine kulübümüzün konuyla ilgili talepleri ve beklentileri arz edilmiştir. Sayın Avcı da konuyu inceledikten sonra çözüm için gerekli talimatları vereceğini belirtmiştir. Aradan geçen 2 yılı aşkın bir sürede kulübümüze, protokoller tahtındaki taahhütlerine ilişkin bir eksiklik bulunduğu bildirilmemişken , uzun uğraşlar sonucu alınabilen randevu sonrası şimdi son derece zorlama bir şekilde böyle bir eksiklikten bahsedilmesi de manidardır.Unutulmamalıdır ki, Fenerbahçe Spor Kulübü kamu yararı statüsüne sahip bir dernektir. Yönetim kurulumuz bahsi geçen protokolü kulübün tüzel kişiliği adına yapmıştır ve fakat konu milyonlarca taraftarımızı ilgilendirmektedir. Kulübümüz hukuk bağlamında tamamen haklı olduğu bir konuda sadece haklarını savunmaktadır. Gelinen noktada tüm gelişmeler kulübümüzün bu ay içinde yapılacak olan Genel Kurulu’nda üyelerimize arz edilecek ve Genel Kurul’dan çıkacak karara göre hareket edilecektir.Diğer yandan bugün basında çıkan haberlerden Milli Eğitim Bakanlığı ziyareti sonrasında, bakanlık personelinin aralarında tanzim ve imza ettikleri tutanak ile başkanımız Sayın Aziz Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulunduğu öğrenilmiştir. Bilinmelidir ki başkanımız Aziz Yıldırım’ın Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptığı ziyaret sonrası söylediği iddia edilen sözler tamamen bir iftiradır. Ziyaret sırasında başkanımızla birlikte yöneticilerimiz Mahmut Uslu, Mithat Yenigün, Nihat Özbağı ve Şekip Mosturoğlu da hazır bulunmuştur ve tüm yöneticilerimiz de böyle bir söylemin olmadığına bizzat şahit olmuşlardır. Kaldı ki başkanımız konuyla ilgili her türlü şikayetlerini Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’ya bizzat makamında iletmiştir. Tutanak altına alındığı iddia edilen husus tamamen iftira olup, bu iftirayı atanlar hakkında hukuki ve cezai her türlü talep ve dava hakkımızı sonuna kadar kullanacağımızı belirtmek isteriz.Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Yüce Türk adaletinin hiçbir baskı altında kalmadan en doğru kararı vereceğine olan inancı tamdır.FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ'
Reklam
Arınç: 'Manisa'da Son Günlerde Bir Şeyler Oluyor'
Başbakan Yardımcısı Arınç'tan gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.NTV'de katıldığı televizyon programında soruları yanıtlayan Arınç'a, ilk olarak gündemin sıcak maddesi, Balyoz davası ve gerekçeli kararı soruldu.'Bu kararlar, Balyoz davasının sonuca ulaştığını gösteriyor' diyen Arınç, 'Deliller sahte ve üretilmiş ise mahkemenin verebileceği başka bir karar yok' diye konuştu.KIRMIZI KİTAPArınç, paralel yapı ile mücadelenin 'kırmızı kitap' olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'ne girmesine ilişkin soruya da yanıt verdi. Kırmızı Kitap'ta 'legal görünümlü illegal görünümlü yapılanmalar' ifadesinin kullanıldığını belirten Arınç, 'Fethullah Gülen ile ilgili olarak şu örgütün faaliyetleri veya buna karşı alınacak tedbirler şeklinde münhasıran bir tabir getirilmedi' dedi.Muhalefet partilerini de 'paralel yapı'yla mücadele üzerinden eleştiren Arınç, şunları söyledi:'Hükümetlere karşı ve devletlere karşı mücadele eden bir topluluk varsa bununla her hükümet mücadele eder. Bu sadece AK Parti'nin meselesi değil. Bu insanlarla geçmişte yakın ilişki içerisinde olmam bu düşüncemi değiştirmez. Her cemaatin bir dini topluluk olarak devlete talip olmaması gerektiğini düşünürüm. Bu devleti benim yönetmem lazım dedikleri anda buna bütün hükümetlerin karşı çıkması lazım. Bu nedenle bu bütün partilerin mücadele etmesi lazım. Ama onlar AK Parti'nin hedef alındığı dönemde onlarla işbirliği yapmayı da seçebilir.'MANİSA'DA PARALEL YAPI OPERASYONLARIBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Manisa'da bazı derneklere yapılan operasyonlara da tepki gösterdi. ''Manisa’da son günlerde bir şeyler oluyor'' diyen Arınç, ''Ben şimdi Manisa’ya oy verin diyeceğim, dedim de zaten. Bana demezler mi biz seni tanıyoruz, seviyoruz. Ama sen de bizim sevdiğimiz adamları basıyorsun. Örgütçü gibi emniyet müdürü şöyle yapıyor, böyle yapıyor dese ben ne diyeceğim? Ayıptır günahtır. Haklarında yeterli delil bulunmadıkça, makul şüphe bunların ötesine geçmek lazım'' ifadelerini kullandı.ÇÖZÜM SÜRECİÇözüm sürecinin masada olduğunu ve halen devam ettiğini söyleyen Arınç, 'Nevruz'da verilen sözler yerine getirilseydi, süreç çok iyi bir noktaya gelebilirdi. Bugünlerde de tahminen olmaz. Kandil'den yapılan açıklamalarda bunun mümkün olmadığı söyleniyor' ifadesini kullandı.Arınç, HDP'nin parlamentoya girememesinin çözüm sürecini etkilemeyeceğini ifade ederek, 'Çözüm sürecini başlatan zaten biziz. Bu süreci bugün HDP ile götürüyoruz. Olmazsa başka aktörlerle de, dışarıda olsun içeride olsun, bu süreci götürebiliriz' diye konuştu.'SİYASETİ BIRAKMAYI DÜŞÜNDÜM'Arınç, 27 Nisan 2007 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayınlanan ve kamuoyunda e-muhtıra olarak bilinen bildiriden sonra siyaseti bırakmayı düşündüğünü de söyledi.'Meclis Başkanı olarak Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı seçmeyi çok isterdim ama buna imkan vermediler' diyen Arınç, '27 Nisan bildirisine hükümetin verdiği o soylu, o cesur, o erdemli cevap benim için çok sevindirici olmuştu' dedi.Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'a yöneltilen sorular ve alınan yanıtlar şöyle:Balyoz davasının gerekçeli kararı açıklandı ve delillerin kesin olarak sahte olduğu yolunda kararlar var. Vatandaşın hukuka güveni için yapılacaklar var mı?Bu kararların verilmiş olması en azından Balyoz davasının sonuca ulaştığını gösteriyor. İçindeki isimler kamuoyunun çok yakından hatırladığı yüksek rütbeli subaylardan başlayarak devam eden bir davaydı. Bir gazetede yayınlanan ve adına belge denilen kağıtlar yazıldığı zaman bunların ciddiyeti üzerinde bir dava açıldı. Tutuklamalar oldu, dava uzun süre devam etti. Mahkumiyet kararları verildi ve bildiğim kadarıyla Yargıtay kararların büyük bir kısmını tasdik etti. O sırada anayasa mahkemesi bireysel başvurular yeniden yargılamalar ve sonunda beraat. Eğer deliller sahte ve üretilmişse veya üzerinde oynanmış ve elverişsiz hale gelmişse mahkemenin vereceği başka bir karar yok. Buna benzer Ergenekon davası var yine başka davalar var aynı ölçekte olmasa da. Yine eski emniyet müdürlerinden Hanefi Avcı için verilen karar vardı. O da 4 küsur yıl cezaevinde yatıktan sonda bir şekilde tahliye edilmişti. Onunla ilgili de Yargıtay bozma kararı vermişse yeniden yargılama sonunda esastan bozma olunca mutlaka o da beraata yönelecektir diye tahmin ediyorum. Bu davalar yargılanan kişiler bakımından, iddialar bakımından önemlidir . Üçüncüsü de yargının durumuna bakmamız gerekiyor. Aslında bu kararları veren mahkemeler önceden özel yetkili mahkemeler olarak biliniyordu. Savcıları özel yetkiliydi. Özel yetkili mahkemelerin yargılama usulleri de çok farklıydı. Daha sonraları bunlar kalktılar yetkileri ağır ceza mahkemelerine devredildi. Buradaki iddia bu hakimler ve savcıların emniyette hazırlana bir takım bilgi ve belgelerle hareket ettikleri, irade birliği içinde oldukları ve sonunda delil mahiyetinde sayılmaması gerekirken sanıkların aleyhlerinde kullanılan delil dururuma geldiği ve ağır cezalara müstahak oldukları. Yani bu kararları vermiş olan hakimleri, onlarla irade birliği içinde olan savcılar, zaman zaman tahliye kararlarının retleri, zaman zaman duruma dışındaki bazı tutum ve davranışlar böyle bir sonucu hazırlamışsa yani yargı makamlarının tarafsızlığından veya adaletsizliğinden şüphelenilebilecek ortaya çıkacak bir iddia varsa belki onların aleyhine de dönecek bir süreçten bahsedebiliriz. Geçtiğimiz günlerde bazı kişiler için adliyede yetkileri dahilinde olmamasında rağmen işlemler yapıldı. Son iki yıldan bu yana sulh ceza hakimlikleri var. Tutuklama tahliye gibi yani yargı dışında sadece o hakimin karar vermesi gereken durumlarda kim varsa onlar hakkında bir reddi hakim talebinde bulunuldu. Hakimlerin bilgisi dışında ve onların bir görüşü alınmaksızın. Asliye ceza hakimi bunların tamamını kabul etti ve sulh ceza hakimlerinin hepsini reddetti. Ondan sonra ortada sulh ceza hakimi kalmadığı için tahliye taleplerini bir başka asliye ceza hekimliğinde sonuçlandırdılar. Tam tahliye edilecekken bir başka sulh ceza hakimi bu yok hükmünde bir karardır, bizim olan işlemlerden haberimiz yok, tahliyeye ilişkin bir kararı biz vermeliydik veya en azından reddedileceksek geriye kalanlar bunu yapmalıydı dedi. HSYK el koydu, adalet bakanlığı el koydu, kararlar yok farz edildi ama o iki asliye hakimi hakkında önce HSYK’nın kendi dairesi görevden el çektirdi müfettiş raporlarıyla da kendileri mahkemeye sevk edilip tutuklandı. Bu gelişmeleri birlikte düşünmekte mümkün. Geçmişe yönelik hukukta bir adaletsizlikle ilgili en azından HSYK’nın yapacağı şeyler vardır ve bunlar suç teşkile diyorsa haklarında dava da açılabilir diye düşünüyorum.Son MGK’da yine paralel yapı diye tanımlanan oluşumla ilgili bazı bilgiler vardı açıklamada. Kırmızı kitaba yani devletin güvenlik belgesine bu tür oluşumların girip girmeyeceğiydi merak edilen. O ne aşamada efendim?MGK anayasamızda yer alan bir kuruluş. Oradaki görüşmeler ve kararlar tamamen gizli, sonradan yayınlanan bildiri hangi konuların görüşüldüğüne yönelik bir bilgi. Sadece alınmış olan MGK kararının herhangi birisi açıklanması veya bir merciden talep edilmesi halinde MGK’nın kendi içinde toplanıp buna da bir karar vermesi lazım. Benim bulunduğum süre içinde 28 Şubat veya başka bir şeyle ilgili kararı biz ilgili mahkemesine gönderdik. Şimdi bu kapsamda sayın cumhurbaşkanımızın belli yerlerde yaptığı konuşmalarda bazı açıklamaları var. Paralel devlet yapılanmasına ilişkin bir tehdit ve tehlikenin artık milli güvenlik siyaset belgesine girdiğine dair. Bu doğrudur. MGK Genel sekreterlik Kanunu’nun galiba ikinci maddesinde de MGK Milli Güvenlik Siyaseti Belgesini hazırlar ve onaylanmak ve tatbik edilmek üzere bakanlar kuruluna sevk eder diyor. Bakanlar kurulunun da alacağı karar kesindir. Şu anda alınan karar bakanlar kuruluna gönderilmiştir daha bakanlar kurulunda görüşülüp gereği yapılacaktır. Ancak burada Türkiye Cumhuriyetinin milli menfaatleri, milli hedefleri, savunma politikaları, komşularıyla ilişkileri, geleceğe yönelik perspektifleri ayrıntılarıyla yazılıdır. 0 ve 5’li yıllarda genellikle değişeme uğruyor. Legal görünümlü illegal yapılanmalar adıyla sadece bu cemaatten örgüte dönmüş paralel devlet yapılanması dediğimiz olguyla ilgili değil şu anda mevcudiyeti düşünülebilecek veya gelecekte de başka cemaatler olabilir, başka sosyolojik bikrimler, başka yapılanmalar olabilir, farklı düşüncelere sahip gruplaşmaların adeta devlete ikinci bir alternatif gibi yapılanması olabilir bir genel tarif içine sokuldu. Yoksa Fetullah Gülen’le ilgili olarak şu örgütün faaliyetleri veya buna karşı alınacak tedbirler şeklinde münhasıran bir tabir getirilmedi. Sadece böyle bir tehdit söz konusu değil bunun benzerleri bugün vardır bundan sonrada olabilecektir şeklinde bazı tabirler yapıldı. Bunlara karşı yapılacak mücadelenin hukuk çerçevesi içinde veya hukuk devleti ilkelerine uygun olarak yapılabileceği de büyük harflerle yazıldı. Yasal zeminde faaliyetleri yürüten herkes cemaat de olsa özgürdür. Ama bu varoluşlarını devleti ele geçirmek hükümete paralel bir yapı kurmak ve devletin bütün kurumlarını kendi emir ve talimatları doğrultusunda yönetebilmek için bir oluşum meydana gelmişse onun korkması lazım.Yine de bu tür bir karar böylesine bir ifade karşısında istihbarat teşkilatının, emniyetin veya diğer devlet organlarının bazı refleksleri olur diye bir takım değerlendirmeler var.Bu tür yapılanmalar gücünü mutlaka medyadan alabilir, ticari kuruluşlardan alabilir, yurtiçi yurtdışı bağlantılardan alabilir, kendilerine eleman temin etmek üzere okul dershane benzeri yapılanmalardan olabilir. Çünkü adanmışlık ruhu içinde bir yapılanmada siz görev aldığınızı ve size talimat veren kişinin de bürokratik yapılanma içindeki amiriniz veya daha üstünüzdeki kişiler değil de kendi yapılanmanızın içindeki yargı ile ilgili olmayan kişilerse bunların bir tehlike olduğunu üşünmeniz lazım. Benim şuna imza atma yetkim yok ama öyle bir numara yapayım ki buna imza atayım ve buradan bir sonuç çıksın. Buna birisi talimat veriyor. O kişi kim? Sen şunu şöyle yapacaksın, şu dosyaya şöyle karar vereceksin diyor. Bunu söyleyen herhangi bir yerdeki birisi. O kendi planlamasını yapmış. Kendi ideali kendi hedefi için bir proje yapmış. Bu projede o hakimi, o savcıyı, o emniyet mensubunu, o valiyi, o kaymakamı, o polisi kullanabiliyorsa bu bir illegal yapılanmadır. Bugün bunlar Gülen cemaati üzerinden gidiyor derseniz emin olun o cemaate benzer başka topluluklarda vardır. Ama onlar bu güne kadar siyasete, devlete, hükümete talip olmadılar. Bundan sonra onlarında iştahları kabarır böyle bir şey yapmaya kalkarlarsa bu böyle olabilir. Hiç dini veya hizmet eksenli bir toplulukta olmayabilir. Her şeyi planlamışlardır ve devleti ele geçirmek için ne yapmak gerekir onu başka bir bazda da harekete geçirmek isteyenler olabilir. Maddi güçleri olmalıdır diyelim ki bankaları, medyası güçlü olmalıdır, bürokraside gülü olmalıdır oralara kilit noktalara insanlar yetiştirmelidir. Bunları düşünenler bu kapsam içinde değerlendirilecek. Biz bu olayı habersiz yaşasaydık belki ileride çok daha büyük tehlike haline gelecekti.Eğer farkına varmasaydık dediniz, ne olurdu?Hükümetler yıkılırdı, siyaset çökerdi, TBMM güçsüzleşirdi, yargı elden çıkmış olsaydı zaten şuanda da yüzde 20’ler seviyesinde yargıya güven. İnsanların adalete olan duygusu çok zayıfladı. Hukuk kendi kendine restore etmeli. Bir çok insan kötü örneklere bakarak gittikçe ümitsizleşiyor. Yargının kendi içinde bir ahlak reformunu adalet reformunu geliştirmesi lazım. Adalet ortadan kalkardı, siyaset itibar kaybederdi. Bir bakan, bir milletvekili bir başbakan hakkında tutuklama kararının çıkması, bir yüksek bürokrat diyelim MİT müsteşarına savcı gel bakalım senin ifadeni alacağım diyor. O zamanki yaşanan şartlarda biz anlamını çok iyi biliyoruz gel seni içeri atacağım demektir bu. Kanun var diyorsun gelsin ifadeni alayım diyor. Hiç yetkisi olmadığı halde tahliye kararına imza atan hakim bir bakan hakkında bir başbakan hakkında tutuklama kararı çıkarsa al bunu infaz et diye birisine verse altında hakimin imzası mührü var ben bunu uygulamak zorundayım diyecekler. Halbuki diyemezler. Bir bakanın yargılanması için meclis soruşturmasından geçmesi lazım. Bir bürokratında soruşturma izni verilip ondan sonra yargılanması lazım. 28 Şubat’ta bunu gördük biz. Sayın Tayip Erdoğan hakkında AK Parti’yi kurduğumuz günlerde biliyorum Rize’de 10 sene evvel yaptığı konuşmanın bandını bulmuşlar Ankara Cumhuriyet savcısı seni ifadeye çağırıyor dediler. Tayyip bey bizi topladı böyle bir şey var beni çağırıyorlar ne dersiniz dedi. Biz yıllarca avukatlık yapmış insanlarız ve başımıza da geldiği için efendim zaman aşımı var, aflar var siz burada bir suçta işlememişsiniz merak etmeyin. Nuh Mete Yüksek ifade alacak Ankara Cumhuriyet Adliyesi’ne geldik. Biz dışarı bekliyoruz 10 dakika sonra çıkacak diye. 2 saat sonra bir haber geldi mahkemeye sevk ediliyor tutuklama talebiyle. 146/1’den mahkemeye sevk etti tutuklama talebiyle. Bereket akıllı ve vicdanlı bir hakime denk geldik adam güldü geçti serbest bırakılmasına diye karar verdi. Bunları yaşayan insan böyle hakimlerin savcıların olduğunu bildiğimizden bir de böyle bir darbenin arkasında hükümet ne hale gelebilecekti düşünmek lazım. Çok şükür bir badire yaşamadan Türkiye bazı şeylerin farkına vardı .Haber Türk
Bakan Nabi Avcı: "Fenerbahçe 18 Milyon Harcamış, 374 Milyonluk Yeri İstiyor"
'18 milyon lira harcamışlar okullara, 374 milyon liralık arazi istiyorlar'Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 'Fenerbahçe'nin yaptığı 3 okul ve bir spor salonu. Onların toplam tutarı 18 milyon lira. Diyorlar ki 60 milyon lira harcadık. Peki 60 milyon olsun. Karşılığında ne istiyor biliyor musun? Karşılığında 374 milyon liralık arazi istiyorlar' dedi.Eskişehir'in Mihalıççık ilçesindeki Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası etkinliklerine katılan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Sivrihisar ilçesine geçerek burada esnaf ziyaretinde bulundu. Bakan Avcı, gezisi sırasında yolda karşılaştığı 58 yaşındaki Ahmet Akaoğlu ile bir süre sohbet etti. İşçi emeklisi olan Ahmet Akaoğlu kendisinin koyu bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu belirterek Bakan Avcı'ya 'Kendim için bir şey istersem namerdim. 3 çocuğum da öğretmen, onlar için de bir şey istemiyorum. Şu Kenan Evren Lisesi'ni lütfen yani. Galatasaray'a bedava stat yaptınız. 3 tane okul yaptık, bir tane de spor salonu verdik. Ben hasta Fenerbahçeliyim. Başkanım için hapis de yatmaya hazırım' dedi.Bakan Nabi Avcı da Milli Eğitim Bakanlığı ile Fenerbahçe Spor Kulübü arasında daha önceden yapılmış olan protokoller olduğunu söyledi. Avcı, şöyle konuştu:'Fenerbahçe'nin yaptığı 3 okul ve bir spor salonu. Onların toplamı tutarı 18 milyon lira. 18 milyon lira harcamışlar o okullara. Diyorlar ki 60 milyon lira harcadık. Peki 60 milyon olsun. Karşılığında ne istiyor biliyor musun? Karşılığında 374 milyon liralık arazi istiyorlar. Ben diyorum ki Fenerbahçelilere burayı satalım. 81 vilayete, hadi senin hatırın için bir tane de Sivrihisar'a yüzme havuzu, kapalı spor salonu olan birer Fenerbahçe Spor Lisesi açalım. Var mısın? Bak 81 vilayete o parayla açılacak, bir düşün bunu. Galatasaray'a bedava vermedik. Orası eğitim sahası değildi.'Bakan Nabi Avcı, esnaf gezisinin ardından Sivrihisar Belediye Başkanı Ak Partili Hamid Yüzügüllü'yü makamında ziyaret etti.DHA
ABD Askerlerinin Başına Çuval Geçiren TGB Üyeleri Hakim Karşısında
İstanbul Fatih'te iki ABD askerinin başına çuval geçiren Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyesi 13 sanığın 10 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına devam edildi. Eylemin meşru olduğunu savunan sanıklar, 'Fiziksel olarak kimse yaralanmamıştır ancak Amerikan emperyalizmi bu protestodan yara almıştır' dedi.İstanbul 73. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ikinci duruşmaya, TGB Başkanı Çağdaş Cengiz'in de aralarında bulunduğu 12 sanık katıldı. Şikayetçi ABD askerleri Mark Antony ve Henry Francesko'yu avukat Abdullah Kaya temsil etti.Duruşmada, dosyanın gönderildiği bilirkişilerce hazırlanan raporun mahkemeye ulaştırıldığı tutanağa geçirildi.
Reklam
Kocaeli'de Domuz Gribinden Ölüm
Kocaeli'de 42 yaşında bir kadın domuz gribi nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.Kocaeli'de, H1N1 virüsü taşıyan bir kadın, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. İl Halk Sağlığı Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Yalova'da rahatsızlanan 42 yaşındaki bir kadının, 1 Nisan'da Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurduğu belirtildi.Göğüs hastalıkları servisine, virüse bağlı zatürre ön tanısıyla yatırılan hastanın, durumu ağırlaşınca yoğun bakıma alındığı ve 4 Mayıs'ta H1N1 virüsü (domuz gribi) nedeniyle hayatını kaybettiği ifade edildi.Hastanın, aynı zamanda kronik akciğer ve kalp kapaklarından rahatsız olduğu kaydedildi.AA
20’li Yaşlar Bitmeden Giyilmesi Gereken 8 Kıyafet
Pek çok hatayı ‘Bir daha mı geleceğiz dünyaya?’ cümlesinin verdiği gazla yapmış olsak da, inanın bu bir hata olmayacak! Çünkü gerçekten dünyaya bir defa geliyoruz ve bir daha asla 20’li yaşlarda olmayacağız. O halde modanın sınırlarını sonuna kadar zorlama hakkımızın olduğu bu yaşın hakkını verebilmek için listeye bir göz gezdirelim ki, gelecekte pişman olmayalım!
Reklam
Reklam
Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanının 'Tarafsızlığını' İnceliyor
CHP’den Kart’ın Anayasa Mahkemesi’ne Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, “devlet nüfuzunu kullanarak hak ihlaline yol açtığı” gerekçesiyle yaptığı bireysel başvuru, raportörlerin incelemesinde. Kart, kararın seçim öncesi çıkması için ikinci bir başvuru daha yaptı.Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Konya Milletvekili Atilla Kart, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, “devlet nüfuzunu ve kamu yetkisini kullanarak hak ihlaline yol açtığı” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvurunun akıbetini Bianet'ten Ayça Söylemez'e t’e anlattı.
Facebook`tan 'Anonim Login' Uygulaması
Eğer sizde başka sitelere Facebook hesabınızla 'login' olanlardansınız bunun karşılığında bazı bilgilerinizi o sitenin görebildiğini de bilmeniz gerekiyor. Facebook bunu istemeyen kullanıcıları için yeni bir sistemi test ediyor.
Reklam