onedio
Siirtli Gençler 10 Yaşındaki Abdullah'ın Bisiklet Hayalini Gerçekleştirdi
SİİRT (AA) - Siirt'te, Umut Sende Topluluğu üyeleri, bir çocuğun bisiklet hayalini gerçekleştirdi.Topluluk üyeleri, bisikleti olmayan 10 yaşındaki Abdullah Turhan'a sürpriz yaptı.Evinden alınan Abdullah'ı, daha önce süsledikleri bir parka götüren gençler, palyaço ve Mickey Mouse kostümü giyerek, aldıkları bisikleti hediye etti.Parkta süslenmiş bisikletle tur atan Abdullah'ın sevinci yüzüne yansıdı.Topluluk üyeleri, daha önce de bir simitçi çocuğun bisiklet hayalini gerçekleştirdiklerini belirterek, çocuklara umut olmayı sürdüreceklerini kaydetti.
Düzce'de Kablo Hırsızlığı Yaptıkları İddia Edilen 4 Kişi Tutuklandı
DÜZCE (AA) - Düzce'nin Beyköy beldesinde bulunan Organize Sanayi Bölgesi'ndeki iş yerlerinden bakır kabloları çaldıkları iddiasıyla gözaltına alınan 4 şüpheli tutuklandı. Alınan bilgiye göre, OSB'deki iş yerlerinden bakır kabloların çalındığı ihbarı üzerine jandarma ekiplerince soruşturma başlatıldı. Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı ve Beyköy Jandarma Komutanlığı Asayiş Timlerinden oluşturulan ekipler tarafından MOBESE, güvenlik kameraları ve Plaka Tanıma Sistemlerinin (PTS) kayıtları incelendi. İnceleme sonucunda hırsızlık olayını gerçekleştiren şüphelilerin Kocaeli'nin Gebze ilçesinden kiraladıkları araçlarla Beyköy OSB'ye gelerek iş yerlerinden bakır kablo hırsızlığı yaptıkları belirlendi. İş yerlerinden hırsızlık yaptığı esnada 4 şüpheli Beyköy Jandarma Komutanlığı ve JASAT tarafından yapılan operasyonla yakalandı. Şüpheliler B.S, Ö.Ö, F.İ. ve B.Ç. işlemlerinin ardından sevk edildikleri hakimlikçe tutuklandı.
Eylül Ayında 93 Merkezde Ekstrem Sıcaklık Rekoru Kırıldı
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Türkiye'de geçen ay sıcaklıklığın mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle 93 merkezde sıcaklık rekoru kırıldı.Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'de uzun yıllar eylül ayı ortalama sıcaklığı 20,5 derece olarak ölçüldü. Bu yıl havaların sıcak geçmesinden dolayı ortalama eylül ayı sıcaklığı 3,4 derece artarak 23,9 derece oldu.Eylül ayında Türkiye'nin birçok yerinde hava sıcaklığı mevsim normallerinin üzerinde kayıtlara geçti. Geçen ay Türkiye'nin 93 merkezinde sıcaklık uzun yıllar ortalamalarının üzerinden gerçekleşerek ekstrem değerlerine ulaştı.Geçen ay en çok ekstrem sıcaklık rekoru Yumurtalık, Boyabat, Osmaniye, Kozan ve İslahiye'de kırıldı.Eylül ayında ekstrem sıcaklık değerlerinden bazıları şu şekilde oluştu: Merkezler Uzun yıllar eylül maksimum sıcaklıklar (°C) 2020 maksimum sıcaklıklar (°C) Fark (°C) 1. Yumurtalık 39,4 45,4 6 2. Boyabat 38,9 43,1 4,2 3. Osmaniye 41,2 45,3 4,1 4. Kozan 43,4 47,1 3,7 5. İslahiye 40,5 44,1 3,6 6. Amasya 40,3 43,5 3,2 7. Beypazarı 38,2 41,3 3,1 8. Ceyhan 42,4 45,4 3 9. Karataş 39,5 42,4 2,9 10. Kırşehir 36,2 39 2,8 11. Kastamonu 36,5 39,3 2,8 12. Akşehir 35,9 38,7 2,8İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Duran Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel iklim değişikliğinin inkar edilemez olduğunu söyledi. Şahin, iklimin uzun yıllara dayalı bölgesel atmosferik normalleri, hava durumunun ise kısa süreli yaşanan atmosferik olayları ele aldığını anlattı. İklimi belirlemek için kabul edilen zaman aralığının yaklaşık otuz yıl olduğunu dile getiren Şahin, şöyle devam etti:'Otuz yıl içerisinde 360 ay bulunmaktadır ve bir aylık değişimleri iklim değişikliği kaynaklı ifade etmek doğru bir yaklaşım olmadığı gibi 1/360’da yani aylık büyüklükler de iklimin genel davranışını kısa vadede değiştirmeyecektir. Geçen birkaç ay süresince ülkemizde ciddi bir kuraklık süreci yaşanmıştır ve bu durumu doğrudan iklim değişikliğine bağlamak iklimi bilmemek anlamına gelmektedir. Kuraklık tarih boyunca gözlemlenmiş bir meteorolojik afet olmakla birlikte küresel iklim değişikliği sürecinde etkisinin artması beklenmektedir. Kuraklık sinsi bir felakettir fakat oluşmaya başladıktan sonra belirtileri ortaya çıktıkça bazı tedbirler alınabilir. Bu tedbirler sonucunda etkileri en aza indirgenebilir.' 'Eylül ayında yaşanan ekstrem sıcaklığı doğrudan iklim değişikliğine bağlamak eksik yaklaşım'Türkiye'yi geçen ağustos ve eylül aylarında etkileyen sistemlerin Kuzey Afrika ve Orta Doğu kaynaklı olduğunu aktaran Şahin, Kuzey Afrika ve Orta Doğu üzerinden etkili olan hava kütlelerinin doğaları gereği sıcak ve kurak olacağını dile getirdi.Şahin, eylül ayında yaşanan sıcaklığı iklim değişikliğine bağlamanın eksik bir düşünce olduğunu belirterek, şunları kaydetti:'Ağustos ve eylülde yaşanan meteorolojik kuraklık, ekstrem sıcaklıklarda rekorların kırılmasına ve aynı zamanda su kaynaklarının azalmasına yol açmış olmasına rağmen henüz tarımsal etkiden söz etmek için erkendir. Umarım kısa zamanda yağışlar başlar ve mevsim normallerine döneriz. Eylül 2020'deki ekstrem sıcaklık rekorları, Kuzey Afrika ve Orta Doğu kaynaklı sıcak hava kütlelerinden dolayı gerçekleşmiştir. Ama bu ekstrem sıcaklık doğrudan 'iklim değişikliği kaynaklıdır' demek eksik bir yaklaşımdır. Önümüzdeki yıllarda, bu tür sıcak hava dalgalarıyla birlikte iklim değişikliğinin etkilerinin daha derin olması da beklenmektedir. Yapılması önerilen, kısa ve orta zaman planlamasında kuraklıkla mücadele, orta ve uzun vade için de iklim değişikliğiyle mücadeledir.'
İstanbul, "Güvenli Turizm Sertifikasyonu"Nda Türkiye Lideri Oldu
İSTANBUL (AA) - SEFA MUTLU - İstanbul'da, belirlenen kriterleri yerine getiren 794 işletme 'Güvenli Turizm Sertifikasyonu' aldı.AA muhabirinin Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı verilerinden derlediği bilgilere göre, en çok turist çeken şehirlerin de arasında olduğu 30 büyükşehirde 'Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı' kapsamında yüzlerce işletme sertifikalandırıldı.Sertifikasyon çalışmaları kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli konaklama tesisleri, belediye belgeli konaklama tesisleri ile Bakanlık belgeli restoran ve kafe tesisleriyle belediye belgeli restoran ve kafe tesisleri gerekli şartları sağlayarak belgelerini aldı.Değerlendirilen 30 büyükşehir arasında İstanbul 794 işletmeyle en çok belge alan şehir olurken, Antalya 660 işletme, Muğla 334 işletme, Ankara 219 işletme, İzmir 166 işletme, Bursa 86 işletme, Aydın ise 74 işletmeyle en fazla belge alan şehirler olarak sıralandı.Konaklama, restoran ve kafe başlıklarında hem bakanlık hem de belediye belgeli işletmeleri bulunan şehirler ise İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, Hatay, İzmir, Manisa, Muğla, Şanlıurfa ve Trabzon oldu. Program çerçevesinde 30 büyükşehirde 'Güvenli Turizm Sertifikası' alan işletme sayısının kayıtlara yansıması aşağıdaki gibi gerçekleşti:ŞEHİRBAKANLIK BELGELİ KONAKLAMABELEDİYE BELGELİ KONAKLAMA BAKANLIK BELGELİ RESTORAN/KAFE BELEDİYE BELGELİ RESTORAN/KAFE TOPLAMADANA 234 - 26 53 ANKARA 9019 6104 219 ANTALYA408 178 3 71 660 AYDIN 3420 - 20 74 BALIKESİR 2719- 13 59 BURSA 3713 1 35 86 DENİZLİ 21 1 - 12 34 DİYARBAKIR 17 1- 12 30 ERZURUM 4- - 11 15 ESKİŞEHİR 1410 - 14 38 GAZİANTEP 28 1 - 18 47 HATAY 12 5 1 10 26 İSTANBUL271 60 8455794 İZMİR 85 25 2 54 166 K.MARAŞ 10 1 - 4 15 KAYSERİ 10 7 - 15 32 KOCAELİ 23 1 - 27 51 KONYA 21 5- 20 46 MALATYA 12 3 - 5 20 MANİSA 16 2 1 8 27 MARDİN 5 2 - 6 13 MERSİN 25 7 - 17 49 MUĞLA194117 2 21 334 ORDU 11 - - 6 17 SAKARYA 11 3 - 19 33 SAMSUN 13 3 - 14 30 ŞANLIURFA 9 1 1 7 18 TEKİRDAĞ 10 3 - 15 28 TRABZON 24 5 1 7 37 VAN 112 - 5 18 Güvenli Turizm Sertifikasyon ProgramıTürkiye'nin 'Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı', tatilini Türkiye'de geçirecek yerli ve yabancı ziyaretçilere ulaşımdan konaklamaya, tesis çalışanlarından yolcuların kendi sağlık durumuna uzanan geniş bir yelpazede alınması önerilen bir dizi tedbiri tanımlıyor. Oda sayısı 50 ve üzeri olan konaklama tesisleri için zorunlu, oda sayısı 50'den az olan konaklama tesisleri ve diğer alanlar için isteğe bağlı olan sertifikayı almak isteyen tesis işletmeleri, yetkili uluslararası akreditasyon kuruluşlarına başvuruda bulunabiliyor.Dünyada alanındaki ilk örneklerden olan program, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Sağlık, Ulaştırma ve Altyapı, İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarının katkıları ve tüm sektör paydaşlarının iş birliğiyle hazırlandı.Konaklama ve yeme-içme tesislerinin ayrı ayrı kriterler çerçevesinde uluslararası standartlarda denetlenerek, 'Güvenli Turizm Sertifikası'nı vermeye yetkili olan akreditasyon firmaları, hijyen ve sağlık denetimi ve uygunluk değerlendirmesi yaparak bunlara ilişkin raporlar düzenliyor. Başvuruda bulunan tesislere düzenli olarak denetçi gönderilirken, kriterlere uygun hizmet verilip verilmediği de denetleniyor.
Türk Eğitim-Sen Yüz Yüze Eğitimde Öğretmenlere Düzenli Kovid-19 Testi Yapılmasını Önerdi
ANKARA (AA) - Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle verilen aranın ardından, yüz yüze eğitimde bugün yeni bir aşamaya geçildiğini belirterek, sınıflarda öğrencilerle saatlerce birlikte olacak öğretmenlere Bilim Kurulunun belirleyeceği periyotlarda Kovid-19 testi yapılmasını, testi pozitif çıkanların 14 gün karantinaya alınmasını istedi. Geylan, yaptığı yazılı açıklamada, Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında ara verilen yüz yüze eğitimde, bugün kapsamın genişletildiğini hatırlatarak, bu süreçte tüm öğrencilere ve meslektaşlarına sağlık ve başarılar diledi.Salgının seyrini takip etmek ve süreci kontrol edebilmek için, milyonlarca öğrenci ile her gün muhatap olacak öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının düzenli olarak Kovid-19 testlerinin yapılmasını talep eden Geylan, 'Özellikle sınıf içerisinde öğrencilerle saatlerce birlikte olacak öğretmenlerimizin, Bilim Kurulunun belirleyeceği periyotlarda testlerinin düzenli yapılması, testi pozitif çıkan öğretmenlerimizin 14 gün karantinaya alınması sağlanmalıdır.' değerlendirmesinde bulundu. Her eğitim bölgesine bir mobil sağlık ekibi görevlendirilerek o bölgedeki okulların takibinin ve Kovid-19 testlerinin profesyonelce yapılabileceğini ifade eden Geylan, öğrencilere ve eğitim çalışanlarına eksiksiz olarak maske dağıtılmasını da istedi.Tüm öğrenci ve çalışanlara maske dağıtımı ve okulların ihtiyaç duyduğu dezenfektan ürünlerinin temini hususunda aksama yaşanmaması gerektiğini vurgulayan Geylan, 'Maalesef geride bıraktığımız haftalarda bu konuda eksiklerin olduğuna şahit olduk. Benzer bir durumun önümüzdeki süreçte de yaşanması muhtemeldir. Bunun için tedbirler alınmalıdır.' ifadelerini kullandı.
Milli Sörfçü Çağla Kubat'ın Çeşme'de Çalınan Tekne Motoru, Jandarma Ekiplerince Bulundu
İZMİR (AA) - Milli sörfçü Çağla Kubat'ın İzmir'in Çeşme ilçesinde teknesinden çalınan 70 bin lira değerindeki motor, jandarma ekiplerince bulundu.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Alaçatı Mahallesi Akçakaya mevkisindeki sörf okuluna bağlı teknenin 70 bin lira değerindeki motorunun çalındığı ihbarı üzerine çalışma başlattı. Alaçatı Jandarma ve JASAT ekipleri, çevredeki güvenlik kamerası ve MOBESE kayıtlarını incelemeye aldı. Yapılan çalışma sonucu, hırsızlık olayında kullanıldığı belirlenen otomobilin plakasına ulaşıldı. Otomobilin Balçova ilçesindeki bir akaryakıt istasyonundan yakıt alındığını belirleyen ekipler, şüphelilerin kimlik bilgilerine de ulaştı. Düzenlenen eş zamanlı operasyonda 5 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramada bir evin deposunda, Çağla Kubat'a ait olduğu tespit edilen tekne motoru bulundu. Zanlılar sorgulanmak üzere jandarmaya götürüldü. Sorgulamalarının ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden biri tutuklandı. Diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ele geçirilen tekne motoru Çağla Kubat'a teslim edildi.
Reklam
Mansur Yavaş, Ankara'nın Başkent Oluşunun 97. Yıl Dönümünü Kutladı:
ANKARA (AA) - Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 'Tarihsel ve kültürel sorumluluklarımızı hiç unutmadan, Ankara'yı 'başkent' hüviyetine yakışacak şekilde geleceğe taşıyacağız.' ifadesini kullandı.Yavaş, yayımladığı mesajda, Ankara'nın başkent oluşunun 97. yıl dönümünü en içten duygularla kutladığını belirtti.Başkentin tarihine dikkati çeken Yavaş, şu değerlendirmede bulundu:'Ankara, kökleri yüzyıllara dayanan bir medeniyet merkezi olma vasfını milli mücadelemizde düşman ordularına geçit verilmeyen son kale olmasıyla taçlandırmış, bu duruşu ve tarihsel tutumu sonucunda Cumhuriyet'imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde başkent ilan edilmesiyle hak ettiği konuma erişmiştir. Ankara sıradan bir başkent değildir, bir milletin tüm dünyaya bağımsızlık ve hürriyet sevdasını gösteren en önemli merkezlerin başında gelmektedir.'Yavaş, Ankara'nın, kısıtlı imkanlarla imkansızlıkları başarmanın en somut belgesi olduğunu belirterek, 'Bizler de bu bilinçle Ankara'nın sanayisinin, turizminin, kırsal kalkınmasının, sanatının ve kültürünün gelişmesi ve yeni nesillere aktarılması için çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceğiz. Tarihsel ve kültürel sorumluluklarımızı hiç unutmadan, Ankara'yı 'başkent' hüviyetine yakışacak şekilde geleceğe taşıyacağız.' ifadelerini kullandı.Mansur Yavaş, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Ankara'nın başkent olmasında emeği geçen devlet adamlarını, kurtuluş kahramanlarını ve aziz şehitleri rahmet ve minnetle andı.
Rusya'da Kovid-19 Vakası Sayısı 1 Milyon 312 Bini Aştı
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısı 1 milyon 312 bin 310'a, ölü sayısı 22 bin 722'ye yükseldi.Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 13 bin 592 kişi virüse yakalandı ve böylece şimdiye kadar Kovid-19 vakası sayısı 1 milyon 312 bin 310'a çıktı. Günlük vaka sayısı iki gündür 13 binin üzerinde seyrediyor.Ülkede son 24 saatte iyileşenlerin sayısı 3 bin 793 artarak 1 milyon 24 bin 235'e, yaşamını yitirenlerin sayısı ise 125 artışla 22 bin 722'e ulaştı.Rusya genelinde yeni vakaların yüzde 26,2'sinde hastalık belirtileri görünmezken, vaka sayısındaki günlük artış oranı yüzde 1,1’den yüzde 1’e indi.Toplam test sayısı 51 milyon 100 bini aştıBaşkent Moskova’da son 24 saatte Kovid-19 vakası sayısı 4 bin 395 artarak 334 bin 813'e, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 34 artışla 5 bin 629'a yükseldi.Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisi, son 24 saatte 409 bin Kovid-19 testinin yapıldığını ve toplam test sayısının 51 milyon 100 bini geçtiğini duyurdu.Rusya'da Kovid-19Rusya'da ilk Kovid-19 vakaları 31 Ocak'ta tespit edilmiş, ilk virüs kaynaklı ölüm ise 19 Mart'ta kaydedilmişti. Ülkede, dün 13 bin 634 vakanın görülmesiyle rekor yaşanmıştı.Rusya'da 1 Eylül'de yeni eğitim öğretim yılı başlamış, okullarda maske ve sosyal mesafe zorunluluğu getirilmemişti.
Reklam
Nevşehir'den Hatay'a Bir Tır Fidan Desteği
NEVŞEHİR (AA) - Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Hatay'a bir tır fidan göndereceklerini bildirdi. Arı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Hatay Valiliği ve Hatay Büyükşehir Belediyesini etiketleyerek şu ifadelere yer verdi:'Elbette devletimizin kurumları gerekeni yapacaktır ama biz de bir iyilik mayası çalalım istedik. Bu hafta itibarıyla ilk etapta bir tır yetişmiş fidanı Hatay'ımıza gönderiyoruz. Evet abiler, var mı artıran?'Arı'nın paylaşımı çok sayıda beğeni aldı.
Samsun'da 3 Aracın Karıştığı Trafik Kazasında Teğmen Yaralandı
SAMSUN (AA) - Samsun'un Tekkeköy ilçesinde biri tır 3 aracın karıştığı trafik kazasında bir kişi yaralandı.Ünal Şiş'in kullandığı 55 AOD 28 plakalı tır, Samsun Ordu kara yolu Gelemen mevkisinde aynı yönde seyir halindeki Oğuzhan Saraç (24) idaresindeki 55 SR 078 plakalı otomobil ve Celal Güven yönetimindeki 55 BBK 35 plakalı otomobille çarpıştı.Yaralanan sürücü Saraç'ın Diyarbakır 16'ncı Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında teğmen olduğu öğrenildi.Sağlık ekiplerince özel hastaneye kaldırılan Saraç'ın hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi.Bir süre trafiğe kapanan yol araçların kaldırılmasının ardından normale döndü.
ABD'de Etkili Olan Delta Kasırgası'nın Yol Açtığı Yangınlarda 2 Kişi Öldü
NEW ORLEANS (AA) - ABD'nin Louisiana eyaletinde etkili olan Delta Kasırgası'nın yol açtığı yangınlarda 2 kişi yaşamını yitirdi.Yetkililer, Louisiana'da şiddetli fırtınanın etkisiyle bazı bölgelerde yangın çıktığını bildirdi. Yangınlarda biri 70, diğeri 86 yaşında 2 kişi hayatını kaybetti.Louisiana eyaleti ve çevresinde cumartesi günü 500 bin civarında ev ve iş yerinde elektrik kesintisine sebep olan kasırganın, bölgede etkisini azaltarak ülkenin güneydoğu eyaletlerini tehdit etmeye başladığı açıklanmıştı.İlk olarak çarşamba günü Meksika'nın Yucatan bölgesini vuran ve ardından ABD'nin güney kıyısındaki Louisiana eyaletini etkisi altına alan Delta Kasırgası, bu yıl ABD'de karaya ulaşan 5'inci kasırga olma özelliğini taşıyor.
Reklam
Ağır Vasıta Usta Öğreticisi İki Çocuk Annesinin 10 Parmağında 10 Marifet
KAYSERİ (AA) - MURAT ASİL - Kayseri'de, tır, kamyon, otobüs, traktör, otomobil gibi çok sayıda aracı kullanabilen ve sürücü kursunda usta öğreticilik yapan iki çocuk annesi Özlem Borazan, katıldığı çok sayıda kurstan aldığı sertifikalar ve eğitim aşkıyla dikkati çekiyor. Otomobil kullanmayı babasını izleyerek öğrenen ve 1987 yılında ilk ehliyetini alan 51 yaşındaki Borazan, zaman içerisinde tırdan otobüse, traktörden kamyona birçok aracı kullanabilmek için gerekli olan ehliyet sınıflarına sahip oldu.Bir sürücü kursunda ağır vasıta usta öğreticiliği yapan Borazan, 1987'de ehliyet alırken kullandığı Murat 124 marka otomobilin maketini yaptırıp evinin en güzel yerine koydu.Araçlara olan tutkusunun yanı sıra eğitim aşkıyla da dikkati çeken Borazan, 42 yaşından sonra liseyi açıktan tamamlayarak üniversite eğitimine başladı.Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinde sosyal hizmetler önlisans ile kamu yönetimi lisans bölümlerinden mezun olan Borazan, aynı üniversitede Uluslararası İlişkiler bölümünde son sınıf öğrencisi olarak eğitim hayatına devam ediyor.İşaret dili tercümanlığından maket uçak yapımına, dikiş nakıştan diksiyona, el sanatlarından aşçılığa kadar yaklaşık 40 kursa katılarak çok sayıda sertifika alan Borazan, azmi, heyecanı ve marifetleriyle örnek oluyor.'Azmin elinden bir şey kurtulmuyor'Borazan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, otomobil kullanmayı babasını izleyerek öğrendiğini söyledi.Babasının, otomobil kullanabileceğine inanmadığını fakat ilk denemesinde bu işi başardığını belirten Borazan, o günden beri direksiyon başında olduğunu aktardı.Borazan, sürekli yeni sınıf ehliyetler aldığını, en sonunda da sürücü adaylarına usta öğretici olarak hizmet vermeye başladığını dile getirerek, şöyle konuştu: 'İlk ehliyetimi 1987'de aldım. Daha sonra diğer ehliyetlerimi tamamlamaya karar verdim. Önce otobüs, sonra kamyon, daha sonra da tır ehliyeti aldım. Bundan sonraki hedefim motosiklet ve iş makinesi ehliyeti almak. Araba sürmeyi seviyordum, usta öğretici olmaya karar verdim. Halk eğitim merkezinden usta öğreticilik belgesi aldım. Trafik ve ilk yardım belgesi aldım. Sürücü kursuna usta öğretici olarak girdim. Direksiyon usta öğreticisiyim, trafik, ilk yardım, motor dersleri de anlatıyorum. Adaylarla samimiyim, sağlam öğretirim ve dostluklarım da devam eder. Azmin elinden bir şey kurtulmuyor. Yaparım dersen her şeyi yaparsın.'-'Mezun olduğum zaman canım sıkılıyor'Tamamını erkek kursiyerlerin oluşturduğu kamyon, tır ve otobüs ehliyeti kurslarında kendisini eğitmen olarak görenlerin şaşırdıklarını anlatan Borazan, 'Sürücü adayları beni görünce önce şaşırıyorlar. Önce bakıyorlar, sonra bir daha bakıyorlar, tırda bayan var. Gülümsüyorlar, takdir ediyorlar. Kadınların yapamayacağı iş yok, yeter ki azmetsinler.' dedi.Borazan, üçüncü üniversitesini okuduğunu ve yenilerine de devam edeceğini belirterek, şöyle devam etti:'İlk ve ortaokuldan sonra ailem beni okutmadı. Benim de içimde ukde kaldı. Evlendim 2 çocuğum oldu. Halk eğitim merkezine yazılıp liseden mezun oldum. Daha sonra üniversite sınavına girdim, kazandım. Sosyal hizmetler ön lisans, kamu yönetimi lisans bölümlerinde okudum ve mezun oldum. Şu anda uluslararası ilişkiler okuyorum. Okumayı, öğrenmeyi, başarmayı seviyorum. Mezun olduğum zaman canım sıkılıyor. Çünkü kitaplarım elimden gidiyor. Elimden geldiğince okuyacağım. Bundan sonraki hedefim fotoğrafçılık bölümü okumak. Çünkü fotoğraf çekmeyi çok seviyorum.'
Antalya'da Konteyner Barakada Çıkan Yangında 6 Aylık Bebek Öldü
ANTALYA (AA) – Antalya'nın Serik ilçesinde tarım işçisi ailenin kaldığı konteyner barakada çıkan yangında Suriye uyruklu 6 aylık bebek hayatını kaybetti. Kozağacı Mahallesi'ndeki bir serada çalışan Suriyeli çift, uyuyan 6 aylık bebeklerini kaldıkları konteyner barakada bırakarak sabah erken saatlerde seraya gitti. Bir süre sonra barakada henüz belirlenemeyen nedende yangın çıktı. Yangını fark eden çevredekiler durumu itfaiyeye ve sağlık ekiplerine bildirdi. Suriyeli anne ve baba da sesleri duyarak barakanın yanına geldi. Alevlerin arasına giren baba, 6 aylık kızını dışarı çıkardı. Bebek, sağlık ekibinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Yangın itfaiye ekiplerince söndürüldü. Savcı polis ekiplerinin incelemesinin ardından bebeğin cenazesi otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi.
Reklam
Estetik Mağduru Genç Kadının Hayatı Kabusa Döndü: 'Cinsel Organımın Bir Kısmı Bacağıma Yapıştı'
İstanbul'da Kübra Boyraz isimli genç kadının güzellik merkezinde yaptırdığı dolgu sonrası hayatını kaybetmesi, estetik operasyonları nedeniyle yaşanan ağır mağduriyetleri de gündeme getirdi. Estetik mağdurlardan biri olan 36 yaşındaki C.K., 30 kilo verdikten sonra vücudunu daha estetik hale getirmek isterken tam anlamıyla kabus yaşadı. 1.5 yılda 6 ameliyat geçiren 'Ameliyat sonrası ne oturmak, ne yatmak mümkün' diyen genç kadın, sağ göğsünün göbeğine değecek kadar aşağı düştüğünü, bacak germe ameliyatında cinsel organının bir kısmının bacağına yapışık hale geldiğini, kalçasının pantolon giyemeyecek kadar orantısız şekle dönüştüğünü söyledi.
"Ömrünü Şiirin Hizmetine Sunan Şair: Cahit Sıtkı Tarancı"
İSTANBUL (AA) - MUSA ALCAN - Türk şiirinin unutulmazları arasına giren şair ve yazar Cahit Sıtkı Tarancı, vefatının 64. yılında anılıyor.Arife Hanım ile Diyarbakır'da ticaret ve ziraatle uğraşan Pirinççizadeler ailesinden Bekir Sıtkı Beyin ilk çocukları olarak 1910'un ekim ayında doğan Tarancı'ya ailesi tarafından ilk olarak 'Hüseyin Cahit' ismi verildi.Soyadı Kanunu çıktığı yıl akrabaları 'Pirinççioğlu' soyadını alsa da şairin babası, o dönem pirinç ekiminden çok zarara uğradığı için 'Pirinççioğlu' yerine 'çiftçi' anlamına gelen 'Tarancı' soyadını aldı.İlkokulu Diyarbakır'da okuyan, orta öğrenim için Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi'ne devam eden, lise yıllarında şiir yazmaya başlayan Tarancı, 1931'de Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu.İlk şiir kitabı 'Ömrümde Sükut' 1933'te yayımladıTarancı'nın ilk eserleri, Galatasaray Lisesi'nin çıkardığı 'Akademi' ile dönemin ünlü 'Servet-i Fünun' dergilerinde yayımlandı. Fransızcayı ilerleterek, Stephane Mallarme, Charles Baudelaire ve Arthur Rimbaud gibi Fransız şairlerin eserlerini okumaya başlayan şair, 'Garip' akımından etkilendi ve bu dönem serbest şiir denemeleri yaptı.Cumhuriyet döneminin önemli şair ve yazarlarından Ziya Osman Saba ile 1928'de tanışarak yakın dost olan Tarancı ile Saba arasında Türk edebiyatını etkileyen yazışmalar, Tarancı'nın vefatına dek sürdü.Cahit Sıtkı Tarancı, 1931'de girdiği Mülkiye Mektebi'nden ikinci senenin sonunda atılınca, eğitimine Yüksek Ticaret Okulu'nda devam etti ancak memuriyet sınavını kazanıp Sümerbank'ta çalışmaya başlayınca bu okuldan da ayrıldı.'Ömrümde Sükut' adlı ilk şiir kitabını 1933'te Mülkiye Mektebi'ndeyken yayımlayan Tarancı, Karabük'e atanınca Sümerbank'taki memuriyetten ayrıldı ve öykülerini yayımladığı Cumhuriyet gazetesinde çalışmalarını sürdürdü. Aynı yıllarda Peyami Safa ile tanışan usta şair, Cumhuriyet gazetesi sahipleri Nadir Nadi ve Doğan Nadi'nin desteğiyle üniversite öğrenimini tamamlamak üzere Paris'e gitti. Paris Radyosu'nda Türkçe yayınlar spikerliği de yapan Tarancı, 1938-1940'ta Sciences Politiques'te yüksek lisans yaptı ve Paris'teki yaşamı sırasında Oktay Rıfat ile tanıştı.'Otuz Beş Yaş' ile birinci olduİkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte Paris'ten bisikletle kaçan Tarancı, günlerce süren yolculuğun ardından Lyon üzerinden İsviçre'ye, oradan da trenle Türkiye'ye ulaştı.Tarancı, 1941-1943'te Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde yaptığı vatani görevi sırasında Türk şiirinin önemli örneklerinden biri olan 'Haydi Abbas' eserini kaleme aldı.Askerliğinin ardından İstanbul'a yerleşen ailesinin yanına gelen Tarancı, kısa bir süre babasının iş yerinde çalıştı. Cahit Sıtkı Tarancı, daha sonra Ankara'ya taşınarak, Anadolu Ajansı'nda ve Çalışma Bakanlığı'nda görev yaptı.Türk şiirinin klasikleri arasına giren 'Otuz Beş Yaş' şiiriyle 1946'da Cumhuriyet Halk Partisi'nin düzenlediği şiir yarışmasında birincilik elde eden şair, 1951'de Cavidan Tınaz ile evlendi.Cahit Sıtkı, şiir yazmanın hayatının en büyük amacı haline gelişini, 'Sanat, şiir benim için bir teselli vesilesi, bir kurtuluş kapısıdır... Ona dört elle sarılmaklığım tabii bir neticedir. Tutunduğum yegane dal...' sözleriyle anlatmıştı. Evlendikten sonra yazdığı şiirlerini 'Düşten Güzel' adlı kitapta bir araya getiren Tarancı, eşinden ayrıldığı 1954'te kalp rahatsızlığından dolayı kriz geçirince hastaneye kaldırıldı.Cahit Sıtkı, daha sonra sağ tarafından felç geçirerek konuşma yetisini kaybetti, İstanbul ve Ankara'da çeşitli hastanelerde tedavi gördü. Yaklaşık bir yıl kadar da Diyarbakır'daki baba evinde bakılan, tedavi için devlet tarafından 1956'da Avrupa'ya götürülen Cahit Sıtkı, zatülcenp olarak bilinen akciğer zarı iltihaplanması hastalığına yakalanarak 13 Ekim 1956'da Viyana'da vefat etti. Hayatını kaybettiğinde 'yolun yarısı' dediği 35 yaşını henüz 11 yıl geçirmiş olan şairin cenazesi Ankara'da Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi.Cahit Sıtkı Tarancı'nın ailesinin Diyarbakır'daki evi 1973'te 'Cahit Sıtkı Müze Evi' olarak da ziyarete açıldı.'Şiir yazmak için yer seçmezdi'Cahit Sıtkı, ailesinden ayrılmasıyla oluşan özlemi, yalnızlığı, çevresindeki insanlara sitemleri, sevgisi ve birçok duygusunu ifade ederek yaşadıklarını şiirine yansıttı.Fazıl Hüsnü Dağlarca, bulunduğu her ortamda şiir yazan Tarancı için 'Şiir yazmak için yer seçmezdi' derken, Haldun Taner ise şu ifadeleri kullanmıştı:'Kısa ömrü boyunca Türkçenin tadını çıkaran, akıllarda kalan güzel şiirler yazdı... Müstesna incelikte, bütünüyle kendini şiire adamış bir insandı. İnsan onun hesap yaptığına, günlük alelade şeyler konuştuğuna inanamazdı.'Şiirde samimiyete önem veren Tarancı'nın şiiri, çok sevdiği Ahmet Haşim, Yahya Kemal gibi isimler tarafından da takdir edilmişti.'Yüzü her zaman çok temiz ve güzeldi'Cahit Külebi'nin Tarancı hakkındaki görüşleri ise şu cümlelerine yansımıştı:'Cahit Sıtkı, dış görünüşüyle her zaman iyimser ve neşeli, dokunmayıcı biçimde şakacı ve herkes için iyilikseverdi. Ufak tefek, zayıftı. Bir Uzak Doğuluya benzeyen yüzü her zaman çok temiz ve güzeldi. Oldukça 'harabati' olan böyle birinin o denli temiz oluşuna gerçekten şaşardım.' Usta şair, 'Sanat için sanat' ilkesiyle yazdığı şiirlerinde, yaşama sevinci, aşk gibi konuların yanı sıra ölüm temasına fazlaca yer verirken yalnızlık ve çocukluğuna duyduğu özlemi de şiirlerinde ele aldı. 'Yaş 35' şiirinin yanı sıra edebiyat dünyasında ilgi uyandıran 'Memleket İsterim' adlı ünlü eserini de 1946'da kaleme alan usta şair, bu eserinde ise barış, sevgi ve huzur dolu bir memleket isteğini anlattı.'Varlık', 'Kültür Haftası', 'Yücel', 'İnsan', 'Ülkü' ve 'Pınar' dergilerinde eserleri yayımlanan ve şiirin kelimelerle güzel şekiller kurma sanatı olduğunu belirten Tarancı, edebiyat tarihçileri ve araştırmacıları tarafından Türk edebiyatında 'saf şiir' anlayışının önemli temsilcilerinden biri olarak görüldü.Kitaplarında yayınlanmayan eserler ve kendisi için yazılanlar 'Sonrası' adlı kitapta toplandıTarancı'nın, 'Şiir, ulaşmak istediğim esas mefkuredir. Şekilsizlik içinde güzellik avına çıkanlar, kendi kendilerini avutmaktan başka bir şey yapmazlar. Şiirdeki esas rol, kelimelerin istifidir.' açıklamaları uzun yıllar edebiyat dünyasında merak uyandırdı.Eserlerinde genellikle açık ve sade bir üslup kullandığı yaşamı boyunca birçok esere imza atan Tarancı, 1933'te 'Ömrümde Sükut', 1946'da 'Otuz Beş Yaş', 1952'de 'Düşten Güzel' adlı kitapları okuyucuyla buluşturdu.Tarancı'nın vefatından sonra, kitaplarında olmayan şiirler, şiir çevirileri ve kendisi için yazılanlar 'Sonrası' adlı kitapta toplanarak 1957'de yayımlandı. Arkadaşı Ziya Osman Saba'ya yazdığı mektuplar da aynı yıl, 'Ziya’ya Mektuplar' adlı kitapta toplandı. Gazetelerde çıkan 22 öyküsü ise Selahattin Öner tarafından 1976'da 'Cahit Sıtkı Tarancı'nın Hikayeciliği ve Hikayeleri' adlı eserde bir araya getirildi. Daha sonra usta şairin vefatının 50. yılında gazetelerde çıkan öykülerinin önemli bir kısmı Can Yayınları tarafından 'Gün Eksilmesin Penceremden' başlığıyla edebiyatseverlerin beğenisine sunuldu.Usta şairin yaşamı boyunca kaleme aldığı şiirlerden bazıları şöyle:'Abbas', 'Aşk Vakti', 'Batan Gemi', 'Ben Aşk Adamıyım', 'Bir Umut', 'Bir Kapı Açıp Gitsem', 'Bugün Hava Güzel', 'Can Yoldaşı', 'Çilingir Sonrası', 'Gidiyorum', 'Hatıralar', 'Hepimize Dair', 'İlk Aşklar', 'İki Ses', 'Gündüz', 'Her Günkü Ölüm' ve 'Gün Eksilmesin Penceremden.'
Reklam
Afyonkarahisar'ın Tarih Kokan Beldeleri Karavan Turizmiyle De Tanıtılacak
AFYONKARAHİSAR (AA) - CANAN TÜKELAY - Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, kentin tarihi yerlerini ve doğal güzelliklerini karavan turizmiyle tanıtmak için harekete geçti. İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Tanır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afyonkarahisar'ın turizm değerleri açısından oldukça zengin bir şehir olduğunu söyledi. 'Özellikle Frigya Vadisi'nde Hitit, Frig, Roma, Selçuklu, Osmanlı, Türk medeniyetinin burada yansımalarını görüyorsunuz.' diyen Tanır, güzide tarihi eserleri tanıtmak, ilin sadece termal yönünün olmadığını göstermek için alternatif turizm çeşitliliğini artırmayı hedeflediklerini belirtti. Bu çerçevede çalışmaları başlattıklarını kaydeden Tanır, şöyle konuştu:'Valimiz Gökmen Çiçek'in himayelerinde, Bir Tutkudur Kamp ve Karavan Derneği iş birliğinde çalışmaları başlattık ve turistleri davet ettik. Bu çalışmada şunu da ortaya koymak gerekiyor, insanların pandemi sürecinde evlerine kapanmaktan korktukları, turizm açısından birçok yere çıkmaya çekindikleri bir dönemde karavan turizmi ciddi anlamda farklı bir fırsatı sunuyordu. Bu da önemli bir boyuttu. Karavan turizmciliğini buraya da sokarak, insanların buraya gelmesini temin ederek turizmi de canlandırmak istedik.''Turistlerimizi burayı görmeleri için davet ediyoruz'Turistlere farklı bir imkan da sunma fırsatları olacağını dile getiren Tanır, dernek aracılığıyla karavancıları kente davet edeceklerini söyledi.Afyonkarahisar'ın tarihi ve doğal güzelliklerinin saymakla bitmeyeceğini anlatan Tanır, şunları kaydetti:'Etkileşimli tanıtımın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ayazini'nin içini gezdik. Kaya yerleşmelerini ve Türk köyünü, Osmanlı'nın son döneminde yapılan köyü gezme fırsatı oldu. Bayramaliler Kalesi, antik yol, çok daha önemlisi 1921-1922'de Milli Mücadele'nin yapıldığı Kolankaya Şehitliği'ni gördük. Burada yerinde inceleme yapma fırsatımız oldu. Sizi farklı tarih harmanına götürüyor. Her şey var burada. Turistlerimizi burayı görmeleri için davet ediyoruz.' 'Ayazini'yi doğal bir Ürgüp olarak Türkiye'ye tanıtacağız'Tur için Afyonkarahisar'a gelen Bir Tutkudur Kamp ve Karavan Derneği Başkanı Hayriye Yıldız da Frig Vadisi'nde güzel yerler gezdiklerini belirtti.Bundan sonra her zaman kente gelmek istediklerini vurgulayan Yıldız, 'Köyler çok güzel, Yılanlı Kaya'ya gittik, oralar da güzeldi. Şehitlikleri gezdiğimizde çok duygulandık.' dedi. Ayazini köyü muhtarı Bekir Yılmaz, projede emeği geçenlere teşekkür ederek, 'Ayazini köyü gelecekte turizmin başkentidir. İnşallah ileriki günlerde Ayazini'yi doğal bir Ürgüp olarak Türkiye'ye tanıtacağız.' ifadelerini kullandı.
İstanbul Havalimanlarından 9 Ayda 30 Milyonu Aşkın Yolcu Uçtu
İSTANBUL (AA) - İZZET TAŞKIRAN - Ocak-eylül döneminde 257 bin 69 seferin düzenlendiği İstanbul'daki havalimanlarında 30 milyon 443 bin 701 yolcu misafir edildi.AA muhabirinin Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgiye göre, Atatürk Havalimanı'nda yılın ilk dokuz ayında toplam 26 bin 934 geliş-gidiş seferi yapıldı.Bu dönemde düzenlenen seferlerin 7 bin 458'ü iç, 19 bin 476'ü dış hatta icra edildi.Sabiha Gökçen Havalimanı'nda ocak ile eylül arasındaki dönemde 90 bin 564 sefer yapıldı.İç hatta 59 bin 850, dış hatta 30 bin 714 uçuş bu havalimanından gerçekleştirildi. İstanbul Havalimanı'nda ocak-eylül döneminde 45 bin 911 iç hat, 93 bin 660 dış hat seferi icra edildi. Toplamda 139 bin 571 sefer bu dönemde düzenlendi. Yılın ilk dokuz aylık döneminde, İstanbul'daki havalimanlarından iç hatta 113 bin 219, dış hatta 143 bin 850 olmak üzere toplam 257 bin 69 uçuş icra edildi.Geçen senenin aynı döneminde İstanbul'daki havalimanlarından 530 bin 344sefer icra edilmişti.Ocak-ekim döneminde Türkiye'deki havalimanlarından icra edilen 629 bin 705 seferin yaklaşık yüzde 41'inin İstanbul'dan yapıldığı hesaplandı.Sabiha Gökçen Havalimanı 12 milyon yolcuyu aştıAtatürk Havalimanı'nda, geçen yılın nisan ayındaki büyük taşınmadan bu yana özel ve kargo uçuşları yapılıyor. Sabiha Gökçen Havalimanı, yılın ilk dokuz ayında toplam 12 milyon 385 bin 470 yolcu ağırladı.Bu dönemde seyahat eden yolcuların 8 milyon 489 bin 999'u iç, 3 milyon 895 bin 471'i dış hat noktalarına uçtu. Ocak-eylül döneminde İstanbul Havalimanı'ndan uçan yolcuların sayısı iç hatta 5 milyon 862 bin 150, dış hatta ise 12 milyon 196 bin 81 olarak belirlendi. Toplam 18 milyon 58 bin 231 yolcu bu dönemde havalimanından geliş-gidiş yaptı. Yılın ilk dokuz ayında İstanbul'daki havalimanlarından toplamda 30 milyon 443 bin 701 yolcu seyahat etti. Geçen yılın aynı döneminde 78 milyon 49 bin 532yolcu, İstanbul'daki havalimanlarını kullanmıştı.Yılın bu döneminde, Türkiye'deki tüm havalimanlarından seyahat eden 61 milyon 721 bin 290 yolcunun yüzde 49'u İstanbul'dan uçtu.
Analiz – Azerbaycan'ın Kazanımları Ermenistan'ın Stratejisini Bozdu
İSTANBUL (AA) -ALİ MASKAN- On dokuzuncu yüzyılın ilk çeyreğinde Gülistan Anlaşmasıyla Karabağ bölgesine yerleşen Rusya, 1828 yılında İran ile yaptığı Türkmençay Anlaşması ile bölge devletlerinden getirdiği Ermenileri buraya yerleştirmek suretiyle Ermenistan devletinin temellerini atmış oldu. Kudüs gibi sonradan gelen yerleşimcilerle doldurulan Dağlık Karabağ, 200 yıllık bir sorun olarak uluslararası gündemdeki çözümsüzlüğünü korumakta. Ermenilerce işgal edilen Dağlık Karabağ Azeriler tarafından hukuki, Ermeniler tarafından ise siyasi bir sorun olarak telakki edilmekte. Kendisine ait bir toprağın Ermeniler tarafından işgal edilmiş olmasına vurgu yapan Azerbaycan, savunmasını uluslararası hukuk gereği bu toprakların işgal öncesi durumuna döndürülmesi gerektiği tezi üzerinden sürdürüyor. Ermeniler ise Türkmençay Anlaşması’na kadar giden bu fiili durumu dikkate alarak, konunun siyasi ve tarihi bir gerçeklik olarak ele alınmasını istiyor.Hukuki boyutBirleşmiş Milletlerin (BM) 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararlarında Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgal ettiği kabul edilmekte. Lakin BM ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu usul olarak, her iki ülkenin bakış açısını uzlaştırmak gibi bir imkânsızlığı benimsedikleri için, bu zamana kadar çözüme yönelik kayda değer hiçbir girişimde bulunamadılar. Bu fiili durumun şimdiye kadar Ermenistan’ın yaklaşımını destekler mahiyette geliştiğini söyleyebiliriz.BM, sorunu net bir şekilde tanımlamasına rağmen, uluslararası hukuka göre işgalci bir devlet olan Ermenistan’a uygulanacak hukuki yaptırımlara yönelik hiçbir girişimi bu zamana kadar gündeme getirmedi. Hâlbuki BM şartnamesinin 41 ve 42. maddeleri silahsız ve silahlı kuvvetleri kullanmak suretiyle alınacak önlemleri açıkça belirtmekte. BM böyle bir uygulamaya girmediği gibi 51. maddede belirtilen “meşru müdafaa” hakkının Azerbaycan tarafından kullanılmasına da müsaade edilmedi.Eşbaşkanlığını ABD, Rusya ve Fransa’nın yaptığı Minsk Grubu ise olaya tamamen siyasi boyuttan yaklaşıp, sorunun diplomatik ve barışçıl yollardan çözümü için iyi niyetlerini beyan etmekten öteye geçen bir girişimde bulunmadı. Belki de en önemli girişim 29 Kasım 2007’de İspanya’da yapılan toplantıda “Madrid İlkeleri” başlıklı bir süreçle başlatıldı. Ermenistan’ın işgal ettiği yedi bölgeyi boşaltması temeline dayanan bu girişim, Ermenistan tarafından kabul edilmedi. 2008’de imzalanan “Moskova Deklarasyonu” da bir sonuca varılmasına vesile olamadı.Siyasi boyutPeki, mevcut hukuki çözümsüzlük ve siyasi oyalamalar gölgesinde Ermenistan neye ve kime güvenerek Azerbaycan’a karşı silahlı bir saldırıda bulundu? Otuz yılı aşkındır uluslararası hukuka konu olmayan bu sorunun periyodik olarak çatışmaya dönmesi elbette ki sadece Ermenistan’ın takdirinde olan bir husus değil. Rusya ve Batılı ülkeleri ilgilendiren bu konunun siyasi boyutunun daha güncel hale gelmesi, sadece bölgede çıkarları olan ülkeler için değil, statükoyu sağlamlaştıracağı düşüncesiyle Ermenistan’ı da ziyadesiyle mutlu etmektedir. Lakin bu sefer ABD ve Rusya diplomasisi arasında sıkışan Ermenistan beklediği siyasi desteği bulamadı.Ermenistan’da 2018 yılında yapılan seçimlerde Batı yanlısı Nikol Paşinyan’ın liderlik ettiği “Benim Adımım” ittifakı yüzde yetmişlere varan oy alırken, Rus yanlısı eski Başbakan Serj Sarkisyan'ın Cumhuriyetçi Partisi barajı dahi geçemedi. Ülke içindeki bu radikal siyasi değişimden en büyük rahatsızlığı doğal olarak Rusya hissetti.Ermenistan devletinin tarihsel tasarımcısı olan Rusya’nın, bu ülkeyle 1995 tarihli “Kolektif Güvenlik Anlaşması” başta olmak üzere birçok askeri ve ekonomik anlaşması bulunuyor. Rusya Ermenistan’da bulunan askeri güçleri ve savunma yardımlarıyla burayı Kafkasya’daki bir üssü olarak telakki ediyor. Bununla birlikte, ülkede meydana gelen eksen kaymasının telafisi mümkün olmayan sonuçları beraberinde getirebileceği düşüncesi Rusya’yı yeni politik oyunlara yöneltmiş durumda.Çatışma ve ateşkes süreciEsasında Ermenistan’ın yapacağı saldırı bölge ve Minsk Grubu ülkeleri tarafından beklenmekteydi. Satrançtaki maharetine güvenen Ruslar hamleleri tasarlamak suretiyle başlattığı oyun sayesinde hem Ermenilere bir ders verecek hem de Azerbaycan ile olan ilişkilerinde bir güven tazelemeye gidecekti.Azerbaycan’ın donanımlı ve düzenli askeri birliklerinin işgal edilmiş bölgelerdeki başarılı operasyonlarına karşı, uluslararası camianın itidali koruyarak barış görüşmelerini tavsiye eden açıklamaları, Ermenileri ziyadesiyle şaşırttı. Bu temkinli açıklamalar Azerbaycanlılara siyasi bir güç verirken Ermenistan’ın şaşkın yalnızlığını ortaya çıkardı ve Paşinyan ateşkes için masaya oturabileceğini açıklamak zorunda kaldı.Azerbaycan’ın tahammül edilebilir askeri üstünlüğü sağlamasını müteakip, Ruslar devreye girerek olağan istikrarlı çözümsüzlük sürecinin bir yenisini başlattı. Zira Azerbaycan ordularının işgal edilmiş bölgelerin tamamını ele geçirmesi sadece Rusya’nın değil Minsk grubu üyesi ülkelerin de arzu ettiği bir durum değildi. Petrol ve doğalgaz boru hatlarının güvenliği, bölgedeki güç unsurlarının teyidi, başka bölgelerdeki pazarlık unsurları bu çatışmaları uluslararası bir niteliğe dönüştürmekteydi. Sorun her ne kadar Azerbaycanlıları ve Ermenistanlıları ilgilendirse de burada yaşananları Libya’dan, Suriye’den, Doğu Akdeniz’den, Belarus ve Kırgızistan’daki olaylardan bağımsız değerlendirmek mümkün değil.Bakiyesi olarak gördüğü ülkelerde yaşadığı ardışık sorunların, Rusya’nın tahammül sınırlarını aşmaması için, Azerbaycan-Ermenistan sorununda aktif arabulucu olarak kabul görmesi doğal karşılanmalı. Bir gün bu tahammül sınırlarının zorlanması da beklenebilir ama en azından bugün değil. Rusya’nın, dışişleri bakanı seviyesinde yürüttüğü bu ateşkes süreci, beklenildiği üzere mutlak bir kabulle devam etmese de uluslararası camianın mutabık kaldığı bir seviyeye gelindiğine şüphe yok.Ateşkese yönelik beyanların ifade edildiği toplantı akabinde, Minsk Grubu eş başkanlarının arabuluculuğuyla çözüm odaklı barışçıl müzakereler başlatılacağı ifade edildi. Soruna hiçbir zaman uluslararası hukuk boyutundan yaklaşmayan Minsk Grubu’nun diplomatik bir yaklaşımla sorunları “öteleyici” ve çatışmayı “önleyici” girişimleri devam edeceğe benziyor. Bu şekliyle ateşkesin, sorunun çözümüne yönelik girişimleri başlatacağını düşünmek gerçekçi olmayacaktır. Halihazırda Ermenistan’ın ateşkese uymadığı dikkate alınırsa, detayları önümüzdeki günlerde masada şekillenecek olan görüşmelerde, yeni sınırların kabulünün asgari şart olarak sunulması Azerbaycan açısından bir başarı olarak düşünülebilir.Peki, bu ateşkes görüşmesi taraflar için ne anlam ifade ediyor? Ermenistan, sorunun siyasi çözümsüzlüğünden beslenen bir ülke olarak, her defasında statükonun korunması yönünde bir gayret içinde olmuştu. Ancak bu defa Ermenistan'ın, Azerbaycan tarafından ele geçirilen toprakları kaybetme pahasına bir statükoya razı olması, izahı zor bir kabullenme olacak.Azerbaycan ise uluslararası müdahale olmadığı takdirde, işgal edilmiş topraklarını ele geçirme hususundaki askeri yeterliliğini göstermiş oldu. Hukuki alandaki haklılığını, askeri alanda elde ettiği başarılarla diplomasi masasına taşıyabilirse, gelecek günlerde daha rahat olacağı şüphesiz. Azerbaycan bundan sonraki süreçte Minsk Grubu eş başkanlığına Türkiye’nin de dâhil edilmesini, sorunun tarafsız uluslararası hukuk uzmanlarınca BM şartnamesi ve ilgili uluslararası hukuk mevzuatları çerçevesinde değerlendirilmesini talep edebilir. Ayrıca Azerbaycan’ın ele geçireceği bölgeleri Türkiye’nin askeri desteği ile tahkim etmesi bölgedeki bütün dengeleri değiştirecektir. Ayrıca bu süreçte Azerbaycan’ın uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkını, uluslararası hukuka ve insan haklarına saygı çerçevesinde kullanması takdire şayan bir başarı olmuştur.Rusya baştaki sessizliği ve akabindeki sorun çözücü aktif pozisyonuyla bir taraftan Ermenistan’a gözdağı verirken diğer taraftan Azerbaycan’ın haklı taleplerine göz yummak suretiyle en azından sürecin kısmen de olsa farklı bir boyuttan değerlendirilebileceğini ortaya koydu. Yeni haritada güvenliği sağlamak amacıyla askeri varlığında bir düzenleme yapmak, Rusları bölgede biraz daha güçlendirecektir.ABD, yakında yapılacak seçimlerinde Ermenileri memnun edecek girişimlerde bulunmayı arzu etse de bölgede Rusya’dan bağımsız enerji politikalarının izlenmesi ve Kafkasya’da yeni dengelerin kurulmasına katkı sağlayacak girişimler her zaman önceliği olacaktır. Diğer taraftan bu ateşkes süreci, ABD’nin Ermenistan toplumu üzerindeki mahfuz siyasi kazanımlarında da bir kayba yol açmayacaktır.Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kadim dostluk her zamankinden daha güçlü hale gelmiş ve bu tek millet aklı bölgenin stratejik yapılanmasına yeni bir boyut kazandırmıştır.SonuçSonuç olarak, iki yüz yıldır kangren olmuş tarihsel bir gerçekliğin sihirli bir sopayla çözülmesi mümkün değil. Kaldı ki sorun sadece iki ülkeyi değil, bölgede menfaati olan birçok ülkeyi içine almıştır. Uluslararası hukuku kendi lehine işletemeyen Azerbaycan’ın, bu çatışmadaki üstünlüğü ve Türkiye ile işbirliği Rusya, ABD, Fransa ve İran’ı bazı hususları yeniden düşünmeye sevk edecektir. Azerbaycan uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkını kullanmak suretiyle elde ettiği başarıyı, artık sorunun nedenlerini izah etme yerine, sonuçlarını müzakere etmeye dönüştürmek suretiyle Ermenistan'ın elindeki savunma stratejisini bozdu. Bu çatışma ve ateşkes Azerbaycan’a “nedenleri” ve “sonuçları” aynı anda müzakere gücü verdi. Ermeniler ateşkese riayet etmese de gelinen bu aşama Azeriler için önemli bir kazanım olmuştur.“Kafkasların Kudüs’ü”nde çözümsüzlüğü temel alan uzlaşma girişimlerinin, esasında yeni bir çatışmanın da temellerini attığını aklımızın bir köşesinde tutalım.[“Korsanlıktan Siyasal İslam'a: Cezayir'de Sosyal ve Toplumsal Değişim” ve “Kalanlara Gurbet Gidenlere Memleket Rumeli (Makedonya Türkleri)” kitaplarının yazarı olan Ali Maskan çalışmalarını sömürgecilik ve Afrika ile Balkanlar alanlarında sürdürmektedir]
Yanan Orman Alanlarında Yeşile Yolculuk Başladı
İZMİR (AA) - HALİL ŞAHİN - Yaz aylarında çıkan orman yangınları nedeniyle zarar gören alanların yeniden yeşile bürünmesi için çalışmalara başlandı.Alevlerde zarar gören ormanlık alanlar her yıl olduğu gibi dikilecek yeni fidanlar için hazırlanıyor. İzmir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri de sorumluluk alanı olan İzmir ve Manisa'da, bu seneki yangınlarda zarar gören alanlarda yoğun bir çalışma yürütüyor.Bu kapsamda ilk olarak ormanda kesilmesi gereken ağaçların, doğal denge göz önünde bulundurularak düzenlenmesi yapıldı. Ardından kesilmesi gereken ağaçlar ile alevlerden az zararla kurtularak yaşamlarını sürdürebilecek ağaçlar tespit edildi. Kadastro ekipleri, yanan alan ölçümünün ardından sahanın yol şebekesi ve alevlerin atlamasını önlemek için yapılan yangın emniyet yollarının planlamasını gerçekleştirdi. Şimdilerde ise sahada çalışmayı sürdüren işçiler kesilmesi gereken ağaçların kesimini yapıyor. Kabukları soyularak tomruk haline getirilen ağaçlar, traktörlere yüklenerek belirli alanlara diziliyor. Kesimin tamamlanmasının ardından ağaçlar Orman Bölge Müdürlüğünün depolarına taşınacak ve satışa çıkartılacak. Ekipler, ağaçların ekonomik değerinin düşmemesi için ağaç kesimini, zararlı böcekler ağaca ulaşmadan tamamlama konusunda özel çaba sarf ediyor.Ağaç kesimi tamamlanan bölgelerde toprak üstü temizlenerek, toprak, dikim için hazırlanmaya başlanıyor. Dozerlerle örtü temizleme yapılıyor, ardından dikim terasları oluşturuluyor. Bu teraslara fidan dikim sezonunun başlangıcı olan kasım ayında ilk fidanlar dikilecek. Fidan dikimi 5 ay boyunca yapılabiliyor.6 milyon fidan yeşerecekİzmir Orman Bölge Müdürü Zafer Derince, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl siyaha bürünen alanlara 6 milyon fidan dikileceğini belirtti.İlk fidanların kasım ayında toprakla buluşacağını kaydeden Derince, yeni fidanlarla, yanan alanların yıllar içinde tekrar yeşile bürünmesi ve ormana dönüşmesinin hedeflendiğini söyledi.Derince, fidan dikiminin bir plan çerçevesinde gerçekleştirileceğine dikkati çekerek, sahanın geneline, asli tür olan kızılçam fidanı dikileceğini aktardı. Yol ve yangın emniyet şeritlerinin olası yangınlar dikkate alınarak ağaçlandırılacağını ifade eden Derince, bu güzergahların da dayanıklı ağaç türleri olan servi, akasya, ahlat, zakkum gibi türlerle ağaçlandırılacağını kaydetti.Yanan her ormanlık alanın yeniden ağaçlandırıldığını vurgulayan Derince, 'Yanan alanları ağaçlandırmak, yeniden orman haline getirmek bizim görevimiz. Yanan sahada yapılaşma söz konusu olamaz. Bir karış orman toprağı yapılaşmaya açılmaz.' ifadelerini kullandı.İzmir ve Manisa'da 261 orman yangınına müdahale edildiÖte yandan, bu yıl 1 Ocak-11 Ekim tarihlerinde, İzmir ve Manisa'da 261 orman yangını meydana geldi. Bu yangınlarda 4 bin 103 hektar alan zarar gördü.Yanan alan açısından yılın büyük yangını Manisa'nın Ahmetli ilçesinde yaşandı. 1 Ağustos günü saat 16.00 civarında başlayan yangın, 4 Ağustos günü saat 13.00 sularında kontrol altına alınabildi. Yangında 864 hektar ormanlık alan zarar gördü. İzmir'in Menderes ilçesine bağlı Çile Mahallesi'nde, 2 Ağustos'ta başlayan ve 22 saat sonra kontrol altına alınabilen yangın da 430 hektar alanda etkili oldu.
Reklam