onedio
Analiz – Maraş'ın Yeniden Açılması Kararı Ve Stratejik Kazanımlar
İSTANBUL (AA) -HACI MEHMET BOYRAZ/BURAK ÖZDEMİR- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Gazimağusa şehrine bağlı turistik bir bölge olan Maraş (Rumca Varoşa), 1974 yılında gerçekleştirilen ikinci harekât sonrasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararınca yerleşime ve iskâna kapatılmıştı. Harekât sırasında bölgede bulunan EOKA militanlarının Maraş’ı terk etmesiyle bölge Türk kontrolüne girmiş ve 1974 öncesinde hukuka aykırı şekilde el konulan vakıf taşınmazlarının üzerine inşa edilen mülklerin koruma altına alınması için bölge kullanıma kapatılmıştı. Bölge hâlihazırda Kıbrıs adasında Türk ve Rum taraflarını ayıran BM Yeşil Hattı içinde bir tampon bölge olarak kabul ediliyor. Maraş askeri yasak bölge sınırları içinde yer alsa da içinde BM güçlerine ait bir bina ile yaklaşık 500 metre uzağında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir orduevi ve öğrenci yurdu bulunuyor. Bu nedenle içeriye Türk askeri yetkililer ve BM güçleri ile yurtta kalan öğrenciler dışında sivillerin girmesine izin verilmemekte. Maraş’ın kullanıma kapatılmasıyla, bölgenin kimin kontrolünde olacağı, içinde yer alan mal varlıklarının mülkiyetlerinin kime ait olduğu ve yeniden yerleşime açılmasına ilişkin tartışmalar 1974 yılından günümüze kadar devam etti ve hâlâ devam etmekte. Diğer taraftan, uzun zamandan beri kullanılmadığı için bünyesindeki gayrimenkullerin âtıl duruma düştüğü “hayalet şehir” Maraş, 2004 yılında oylanan Annan Planı kabul edilseydi Rum tarafının kontrolüne bırakılacaktı. Fakat Rumlar planı kabul etmediği için bu tasarı da gerçekleşmedi.Maraş’ın açılmasının hukuka uygunluğuYaklaşık 4 bin 500 dönümlük bir bölge olan Maraş’ın açılmasının önünde hukuki bir engel olup olmadığı sorusuna cevap vermeden önce, bölgenin büyük bir kısmının esasında Osmanlı döneminde Lala Mustafa Paşa Vakfı, Abdullah Paşa Vakfı ve Bilal Ağa Vakfı olmak üzere üç vakfa ait taşınmazlardan oluştuğunu belirtmek gerekiyor. Ancak adanın Osmanlı’dan sömürgeci İngilizlere devri sonrasında bu vakıf mallarına çeşitli şekillerde el konulmuştur. Buna karşın, bölgedeki vakıf malları hukuki statüleri gereği devredilemez ve satılamaz nitelikte olduğu için, bunlara el konulması hukuka aykırı bir durumdur. Bu nedenle, Türk tarafı iddia edilenin aksine, Maraş’ın Rum toprağı olmadığını ve hem 1974 öncesinde hem de 1974 sonrasında bölgenin gerçek sahibinin Türkler olduğunu savunmakla birlikte, bölgedeki eski mülk sahiplerinin haklarını koruma altına almaya çalışmaktadır.Maraş bölgesi ile sık sık gündeme bir diğer önemli husus ise BM’nin Maraş bölgesi ile ilgili kararıdır. BMGK 1984 yılında 550 numaralı kararıyla, Maraş’ın herhangi bir bölümüne, kendi sakini dışındaki insanların yerleştirilmesi çabalarının kabul edilemeyeceğini açıklamış ve bölgenin BM yönetimine devredilmesi için çağrıda bulunmuştur. Fakat yukarıda ifade edildiği gibi, öncelikle Maraş’ın büyük bir kısmının Osmanlı döneminden kalan vakıf taşınmazlarından oluştuğu düşünüldüğünde, daha da önemlisi bir senelik envanter çalışması sonrasında bölgenin büyük oranda 1974’ten önceki asıl sakinlerine veya varislerine iade edilecek olması, BM kararları ile herhangi bir tezat oluşturmuyor. Zira KKTC hükümeti, yapılan kapsamlı envanter çalışmaları neticesinde, bölgeyi esasen 1974 öncesi sakinlerine teslim ederek açmaya çalışıyor. Bir başka önemli husus ise Maraş’ın 8 Ekim’de kullanıma açılan kısmının kamusal alanlar ve sahil şeridinden oluşuyor olması. Dolayısıyla Maraş’ın yeniden kısmi olarak kullanıma açılması konusunda herhangi bir mülke el konulma durumu söz konusu olmadığı gibi, henüz iskân ve yerleşime de izin verilmemiştir. Ayrıca kritik bir husus olarak, bölge kademeli şekilde açılırken, KKTC Taşınmaz Mal Komisyonunun eski hak sahiplerine haklarının iade edilmesi ya da bunun yerine takas yapılması ve tazminat ödenmesi gibi kararlar verebileceğini de belirtmek gerekiyor. Buradan hareketle, Rum tarafının uluslararası kamuoyunu yanıltma çabalarının aksine, Maraş’ın açılmasından duyulan endişelerin son derece yersiz olduğu sonucuna varılabilir.Neden şimdi?Maraş 1974 yılında kapatıldıktan sonra, KKTC hükümeti tarafından zaman zaman açılmak istenmiştir. Buna karşın hem siyasi konjonktürün buna müsait olmaması hem de Rum tarafıyla yürütülen müzakerelere iyi niyet göstergesi olarak katkı sunmak istendiği için, bölge ne yazık ki uzun süre âtıl kalmıştır. Fakat hem geçen süre zarfında KKTC’nin tüm uzlaşı çabalarına Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) kayıtsız kalması ve çözümsüzlüğü çözüme tercih etmesi hem de son dönemde Doğu Akdeniz’de Türk tarafının haklarının GKRY ve Yunanistan tarafından hiçe sayılarak bölgedeki kaynaklardan tek taraflı yararlanılmak istenmesi, KKTC ve Türkiye açısından bardağı taşıran damlalar olmuştur. Bu nedenle 2019 Haziran ayında toplanan KKTC Bakanlar Kurulu, 1974 yılından beri kapalı olan bölgenin açılması yönünde karar almış ve bunu takiben kısa süre içerisinde uzman bir heyeti envanter çalışmaları için görevlendirmiştir.Bu doğrultuda bölgedeki envanter çalışmalarının yakın zamanda büyük oranda tamamlanmasıyla birlikte, Maraş’ın açılması yolunda herhangi bir engel kalmamıştır. Nitekim KKTC Başbakanı Ersin Tatar, 6 Ekim 2020 tarihinde Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrasında, 8 Ekim 2020 itibariyle Maraş’ın sahil hattından istifade edilmeye başlanılacağını ilan etti ve planlandığı gibi, perşembe günü sabah saatlerinde Tatar’ın Yeniden Doğuş Partisi (YDP) lideri Erhan Arıklı ile birlikte Maraş’a gitmesiyle, bölge yaklaşık yarım asır sonra yeniden açıldı. 2020 cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığını koyan mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, mevcut Başbakan Ersin Tatar, ana muhalefet partisi lideri Tufan Erhürman, yakın zamanda koalisyon hükümetinden çekilen Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Demokrat Parti eski lideri Serdar Denktaş ve YDP lideri Erhan Arıklı gibi ülke siyasetinde ön plana çıkan tüm şahsiyetler, yöntem ve zamanlama açısından farklı düşünseler de, nihayetinde Maraş’ın açılmasına destek vermektedir. Bundan dolayı, KKTC’deki bazı kesimlerin iddialarının aksine, Maraş’ın yeniden açılma kararını, ülkede 11 Ekim’de gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değiştirmeye yönelik bir hamleden ziyade, GKRY’nin sınır tanımaz siyasi tutarsızlıklarına ve Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere uluslararası toplumun Kıbrıs Türk halkına yönelik sonu gelmez duyarsızlığına somut bir tepki şeklinde yorumlamak daha doğru olacaktır.Maraş’ın açılması her yönüyle stratejikKapalı Maraş’ın yeniden açılması siyasi ve ekonomik açılardan özel önem arz ediyor. Buna göre, öncelikle 2004 yılında kapalı Maraş’ın kendilerine bırakılmasını öngören Annan Planı’nı dahi reddettikten hemen sonra, Rumların tüm adayı temsilen AB’ye üye yapılmış olduğunu ve akabinde adadaki iki ayrı devletin de facto varlığına rağmen Yunan ve Rum lobilerinin etkisiyle KKTC’ye uluslararası toplum nezdinde siyasi ve ekonomik tecrit uygulandığını hatırlamak gerekiyor. Zira bu durum zaman içinde Rum tarafına içi boş bir özgüven yüklediği gibi, daha sonra taraflar arasında devam eden müzakere süreçlerinde haksız şekilde Rum tarafının elini güçlendirmiştir. Nitekim bu gerçekliklerden ötürü, Rum tarafı 2005 sonrasında gerçekleşen tüm müzakerelerde, Yunanistan’ın da desteğiyle, maksimalist taleplerinde ısrarcı olmuş ve Türk tarafına karşı herhangi bir taviz vermeye yanaşmamıştır. Yakın tarihe gelindiğinde, GKRY-Yunanistan ikilisi, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve KKTC’nin haklarını yok saymaya çalışarak bölgedeki doğal kaynaklardan tek başlarına istifade etmeye teşebbüs etmişse de, Türkiye’nin masadaki ve sahadaki kararlı duruşuyla bu teşebbüslerinde başarısız olmuşlardır. Bu minvalde, bölgede jeopolitik dengelerin değiştirilmeye çalışıldığı böylesi bir atmosferde, kapalı Maraş’ın yeniden açılması evvela adadaki çözümsüzlüğe ve Rum-Yunan tarafının Doğu Akdeniz’deki tek taraflı kazanç sağlamaya yönelik girişimlerine somut bir tepki olarak değerlendirilmelidir. Yine bu minvalde, bundan sonraki süreçte, Rum tarafıyla başlayacak olası müzakerelerde, KKTC’nin masaya siyasi ve ekonomik açıdan daha güçlü şekilde oturacağı da söylenebilir.Öte yandan Maraş’ın yeniden açılması KKTC ekonomisi için de büyük bir öneme sahiptir. Zira 45 yıl öncesine kadar “Akdeniz’in Las Vegas’ı” olarak bilinen bölge, yerleşime kapatılmadan önce bir kısmına yabancı yatırımcıların da ortak olduğu çeşitli özelliklerde yaklaşık 100 otele, 3 bin küçük ve büyük ölçekli işyerine, 150 eğlence, sanat ve spor merkezine ev sahipliği yapmaktaydı. Fakat geçen sürede sadece bu gayrimenkullerin âtıl kalması bile hem KKTC hem de bölge ekonomisi üzerinde ciddi manada olumsuz etki meydana getirmiştir. Haliyle Maraş’ın yeniden açılarak sadece bölgedeki âtıl gayrimenkullerin işlevsel hale getirilmesi durumunda bile ülke turizmi hareketlenecek ve bu da doğal olarak KKTC ekonomisine gözle görülür katkı sağlayacaktır. Bunun yanı sıra, Maraş’ın Gazimağusa limanına yakın bir konumda olması da dikkate alınırsa, yaklaşık 10 milyar dolarlık gerekli yatırımlar yapıldıktan sonra, bölge turizm dışı sektörlere de katkı sunabilecek potansiyele sahiptir. Aynı şekilde Maraş’ın yeniden açılması KKTC’ye gelen turist sayısını arttıracağı için, hükümetin bu kritik hamlesi, ülke ekonomisini uzun vadede kalkındırarak KKTC’nin daha fazla kendi ayakları üzerinde durmasına ve kendi kendine yetebilen bir aşamaya geçmesine de imkân sağlayacaktır. Ezcümle, tüm bu faktörler birlikte değerlendirildiğinde, Maraş’ın yeniden açılması bölgeyi “hayalet şehir” olmaktan çıkarıp “hayal şehre” dönüştürebilecek stratejik bir gelişmedir.Uluslararası toplumun tutumu ve bundan sonrası6 Ekim’de Ersin Tatar’ın kapalı Maraş’ın 8 Ekim itibariyle açılacağını ilan etmesi üzerine, meselenin muhataplarından GKRY ve Yunanistan’dan herhangi bir zemine dayanmayan tepkiler gelmiştir. Zira kararın hukuksuz olduğu iddiasında bulunan bu iki ülke, iddialarını destekleyebilecek somut bir argüman ortaya koyamamıştır. Esasında GKRY-Yunanistan ikilisi Ağustos ayından beri Maraş’ın açılmaması için uluslararası toplum nezdinde birtakım lobi faaliyetlerinde bulunmuşsa da tam manasıyla bir hayal kırıklığına uğramışlardır. Nitekim Tatar’ın 6 Ekim’de yaptığı açıklamadan sonra ABD ve İngiltere gibi küresel güçler karara yönelik herhangi bir yorumda bulunmamış, Rusya ise sadece karardan endişe duyduğuna yönelik açıklama yapmıştır. Bunların yanı sıra AB ve BM gibi uluslararası örgütler ise kararın “endişe verdiğine” dair klişe açıklamalarda bulunmuş, kararın gözden geçirilmesi gerektiğine dair cılız tepkiler vermiştir. Aslında bu tür zayıf tepkilerin hepsi, Türkiye’nin kararlılıkla arkasında durduğu KKTC hükümetinin Maraş’ın açılması konusunda ne kadar haklı olduğunu ve kararın hukuka uygun olduğunu ayan beyan ortaya koymaktadır. Ayrıca bu tepkilerin zaten halihazırda uluslararası toplum tarafından yok sayılan KKTC devleti ve onun meşru hükümeti üzerinde bir bağlayıcılığı olmadığını da vurgulamak gerekiyor.Son olarak, Maraş ile ilgili bundan sonra ne olacağına dair bir yorum yapmak gerekirse, öncelikle bölgenin sahile bakan bir kısmının artık resmen açıldığını ve önümüzdeki süreçte kalan kısımların da kademeli şekilde açılması yönünde somut bir siyasi iradenin bulunduğunu ifade etmek gerekiyor. Bu çerçevede, önümüzdeki süreçte KKTC Vakıflar İdaresi ile bölgenin eski sakinlerinin hakları korunarak bölgenin tamamen açılması bekleniyor. Bu süre zarfında GKRY yönetiminden tahrik edici bir hamlenin gelmesi durumunda ise bölgenin tamamen açılmasına giden sürecin daha da kısalacağını söyleyebiliriz. Daha de önemlisi, Ekim ayı içinde tamamlanacak KKTC cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları ve daha sonrasında kurulacak yeni hükümetin tutumu, sürecin hızlanması ya da yavaşlaması hususunda belirleyici olacaktır.[SETA Avrupa Araştırmaları Direktörlüğü’nde görev yapan Hacı Mehmet Boyraz Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora tez çalışmalarına devam etmektedir][Lisans eğitimini Türk-Alman Üniversitesi’nde tamamlamış olan Burak Özdemir hâlihazırda Milli Savunma Üniversitesi’nde güvenlik çalışmaları alanında lisansüstü çalışmalarına devam etmektedir]
Bae'den Gönderilen İlk Kargo Gemisi İsrail'e Ulaştı
KUDÜS (AA) - İlişkileri normalleştirme anlaşması imzalanmasının ardından Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) İsrail'e gönderilen ilk kargo gemisi Hayfa limanına geldi. Tel Aviv ile Abu Dabi arasında ilişkilerin normalleştirilmesiyle BAE'den yola çıkan MCS PARIS isimli kargo gemisinde, demir, yangın söndürme, temizlik ve elektronik malzemeleri yer alıyor. Anlaşma sonrası Tel Aviv ile ticareti geliştirmeyi amaçlayan BAE'den İsrail'e haftada bir kargo gemisinin gönderilmesi hedefleniyor. İsrail ile BAE, 15 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen törenle ilişkileri normalleştirme anlaşmasını imzalamıştı.
Sodimer'den Öğrenci, Öğretmen Ve Velilere Okula Dönüş Önerileri
ANKARA (AA) - YILDIZ AKTAŞ - Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Derneği (SODİMER) öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik okula dönüş önerilerini içeren üç ayrı rapor hazırladı.SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle ara verilen yüz yüze eğitimin ikinci aşamasına bugün itibarıyla geçildiğini anımsattı. Uzun bir aranın ardından öğretmen ve öğrencilerin aşamalı olarak okula döndüğünü ifade eden Eraslan, bu süreçte, öğrenci, öğretmen ve velilerin dikkat etmesi gerekenleri içeren üç rapor hazırladıklarını belirtti. Araştırmacılar Aslı Ünal ve Hande Sıla Ergezer ile hazırladıkları çalışmalara SODİMER'in internet sayfasından ulaşılabileceğini kaydeden Eraslan, raporlarda öğrenci, öğretmen ve veliler için önerilerin yer aldığını dile getirdi. Öğrencilere yönelik raporda, kişisel temizlik ve hijyen ile öğretmen ve arkadaşlarla ilişkilerde sosyal mesafe kurallarına dikkat edilmesi gerektiğinin vurgulandığını aktaran Eraslan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Öneriler arasında, öğrencilerin dijital eğitim sürecinde anlamadığı ve eksik olduğunu düşündüğü konuları belirleyerek bu konularda öğretmenlerinden yardım almaları, psikolojik yardım almaktan çekinmemeleri yer alıyor. Yine öğrenciler dijital eğitim sürecinde yaşadığı deneyimleri akranları ve öğretmenleriyle paylaşmalı, dijital eğitim içeriklerine ulaşabilmek için cihazının EBA sistemi ile uyumlu olmasına dikkat etmeli, uzun zamandır evde vakit geçirdikleri için okulda olduğu süreçte sosyal ve fiziksel etkinliklere öncelik vermeli, okulda ve dijital eğitimde öğrendikleri bilgileri güncel tutmak ve pekiştirmek için dijital kütüphane, eğitici dijital oyun ve online eğitim etkinliklerini kullanmalı. Bu şekilde yapan öğrencilerimiz okula daha kısa sürede adapte olacaklardır. 'Öğretmenlere yönelik raporda da önemli uyarıların bulunduğuna işaret eden Eraslan, okullarda eğitime başlandığında ilk olarak Kovid-19'a karşı alınacak hijyen önlemlerinin belirlenmesi ve çeşitli yöntemlerle öğrencilere aktarılması gerektiğini vurguladı. 'Öğretmenler tarafından Kovid-19 belirtileri iyi tanımlanmalı'Önlemlerin, öğrenciler ve diğer personel tarafından uygulanmasının takibinin önemli olduğunu kaydeden Eraslan, öğretmenlere yönelik önerileri şöyle sıraladı:'Öğretmenler tarafından Kovid-19 belirtileri iyi tanımlanmalı ve belirti gösteren bir öğrenciyle karşılaşıldığında atılacak adımlar planlanmış olmalıdır. Öğrenme kayıpları ve öğrenme eksiklikleri belirlenmelidir. Bunun için her kurum 'neler hatırlıyorum değerlendirmesi'ni yapmalıdır. Yapılan değerlendirme sonucunda öğrencilerin eksik kaldığı noktalar belirlenmeli, öğretmenler bu konulara yönelik sınıf içi çalışmalar ve etkinlikler gerçekleştirmelidir.'Yemek ve ders etkinlikleri için mümkün olduğunca açık hava ortamlarının tercih edilmesi gerektiğini belirten Eraslan, öğrencilerin duygu ve ihtiyaçlarına daha fazla dikkat edilmesinin önemine işaret etti. Hijyen malzemelerinin doğru şekilde kullanılması gereğini dile getiren Eraslan, 'Sınıflar ve öğrenciler aynı öğrenme ihtiyaçlarına sahip öğrenme grupları özelinde tasarlanmalı, planlanmalı ve yürütülmelidir.' ifadelerini kullandı. Uzaktan eğitim döneminden sonra, öğrenci ve öğretmenlerin okula adaptasyon süreci yaşamasının normal olduğunu kaydeden Eraslan, 'Bu süreçte, öğretmenlere birçok görev düşmektedir. Öğretmenlerin öğrencilerine karşı daha anlayışlı ve sakin bir tutum sergilemesi oldukça önemlidir. Öğrencileri derse katılım için motive etmeye yönelik etkinlikler ve oyunlaştırma yönteminin derslere dahil edilmesi bu konuda etkili olacaktır.' diye konuştu. 'Aileler hijyen malzemeleri konusunda çocuklarını bilinçlendirmeli' Bu süreçte ailelere de önemli görevler düştüğüne dikkati çeken Eraslan, şu değerlendirmelerde bulundu:'Aileler maske, dezenfektan, eldiven gibi hijyen malzemelerinin kullanımı konusunda çocuklarını bilinçlendirmelidir. Çocuklara arkadaşlarıyla oynarken ya da yemek saatlerinde sosyal mesafe kurallarını ihlal etmemesi anlatılmalı, maske gibi kişisel eşyalarını diğer kişilerle paylaşmaması gerektiği uygun bir dille açıklanmalıdır. Yüz yüze eğitim sistemini tercih etmeyerek dijital eğitime devam edecek velilerin, eğitim konusunda öğretmenlerle iş birliği içinde olması oldukça önemlidir. Veliler okulla birlikte çocuğa en uygun öğrenme yöntemine karar vermeli, çocuğa özel programlar oluşturulmalı ve çocuğun bu programa bağlı kalmasına özen gösterilmelidir. 'Dijital eğitim sürecinde kullanılan tablet özelliklerinin EBA ile uyumlu olması gerektiğini anlatan Eraslan, velilerin, eğitim süreci boyunca öğretmenlerle iletişim halinde bulunmasının önemli olduğunu belirtti.'Veliler sabırlı ve destekleyici bir tutum sergilemeli'Öğretmen tarafından gönderilen ders sonrası pekiştirme etkinlikleri ve ödev gibi içerikler konusunda öğrencilerin teşvik ihtiyacı duyabileceğini ifade eden Eraslan, şunları kaydetti:'Çocuklar sürece uyum sağlarken veliler de sabırlı ve destekleyici bir tutum sergilemelidir. Uzun zamandır vaktinin büyük bir bölümünü evde geçiren ve eğitimine dijital ortamlarda devam eden öğrencilerin okula uyum sağlamakta çeşitli zorluklar yaşaması oldukça normaldir. Bu süreçte ise velilerin çocuklarına karşı anlayışlı, sabırlı ve destekleyici yaklaşımı çocukların psikolojik olarak okula hazırlanmasında oldukça önemlidir.Dijital eğitim devam ederken öğrencilerin teknolojik motivasyonları da yüksek tutulmalıdır. Tablet, televizyon, telefon ve bilgisayar gibi teknolojik cihazlar pandemi sürecine kadar bir eğlence aracı olarak benimsenirken, dijital eğitim sürecinde bir ders aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu sebeple öğrencilerin sürece uyum sağlama konusunda birtakım sıkıntılar yaşaması muhtemeldir. Bu süreçte aileler çocuklarının teknolojik motivasyonunu yüksek tutabilmek için çaba göstermelidir. Öğretmenler tarafından belirlenen öğrenme planına uygun davranılmalıdır.'
İzmir'de Bir Kişi Hastane Bahçesinde Ölü Bulundu
İZMİR (AA) - İzmir'de bir kişi, Ege Üniversitesi (EÜ) Hastanesi bahçesindeki bankta ölü bulundu.Alınan bilgiye göre, EÜ Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölümü önündeki bankta Mustafa Karaköse'nin (54) hareketsiz yattığını görenler, durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde Karaköse'nin yaşamını yitirdiği tespit edildi.Hastane morguna kaldırılan Karaköse'nin ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı.Ölüm haberi üzerine hastaneye gelen Mustafa Karaköse'nin kardeşi Ramazan Karaköse, ağabeyi ile yaklaşık 30 senedir görüşmediklerini ifade etti.
Denizli'den Hatay'a 10 Bin Fidan Desteği
DENİZLİ (AA) - Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Hatay'a 10 bin fidan göndereceklerini bildirdi.Osman Zolan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Hatay'daki yangının herkesi derinden üzdüğünü belirtti. Zolan, 'Hatay'da gerçekleşen yangının yaralarını sarmak, cennet vatanımızın güzelliğine güzellik katmak için Denizli Büyükşehir Belediyesi olarak biz de 10 bin adet fidan bağışlıyoruz. Allah'ım birlik ve beraberliğimizi daim eylesin. Biz birlikte güçlüyüz.' ifadelerini kullandı. Zolan'ın paylaşımı çok sayıda beğeni aldı.
Kahramanmaraş'ta İnşaat Alanında Toprak Kayması Sonucu 2 İşçi Öldü
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ta inşaat alanında meydana gelen toprak kayması sonucu 2 işçi hayatını kaybetti. Merkez Dulkadiroğlu ilçesi Dulkadiroğlu Mahallesi Beyazıtlı Caddesi'nde bir inşaat alanında kazı yapılırken toprak kayması meydana geldi. Bu sırada kazılan bölgede çalışma yürüten 2 işçi toprak altında kaldı. Durumun bildirilmesi üzerine işçilerin kurtarılması için olay yerine itfaiye, AFAD ve UMKE ekipleri sevk edildi.Ekiplerce yürütülen yaklaşık 40 dakikalık çalışmanın ardından işçiler toprak altından çıkarıldı. Sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde işçiler Cengiz Yıldırım (28) ve Alaaddin Zevkli'nin (60) hayatını kaybettiği belirlendi. Çevredeki iki bina tahliye edilecek Dulkadiroğlu Kaymakamı Kadir Okatan da olay yerinde incelemelerde bulunup, yetkililerden bilgi aldı. Okatan, daha sonra gazetecilere, 2 işçinin ölü olarak toprak altından çıkartıldığını belirterek 'Şu anda toprak altında başka kişi yok. Çevre binalardaki durumu da arkadaşlarımız inceliyor. Tedbiren 2 apartmanda tahliye çalışması yapacağız ve bu şekilde vatandaşlarımızın herhangi bir risk altında olmasını önleyeceğiz.' dedi.Bu arada, olay yerine gelen işçilerin yakınları büyük üzüntü yaşadı.
Reklam
Yüz Yüze Eğitime Geçişte İkinci Aşama Başladı
ANTALYA (AA) - Milli Eğitim Bakanlığının yüz yüze eğitime geçiş planlamasının ikinci aşaması kapsamında, Antalya, Isparta, Burdur ve Muğla'da ilkokul 2, 3, 4. sınıflar, köy okulları, 8. ve 12. sınıflar ile özel gereksinimli öğrenciler, okul heyecanı yaşadı.Antalya'daki okullarda yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle sıkı tedbirler alındı. İl Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla okul öncesi eğitim kurumları ile kırsal kesimde birleştirilmiş sınıflarda haftanın 5 günü, ilkokulların tamamında ve ortaokulların 8. sınıflarında haftanın iki günü yüz yüze eğitim gerçekleştirilecek. Kent merkezindeki okulların yanı sıra kırsal kesimdeki 474 okulda 51 bin 725 öğrenci, haftanın 5 günü yüz yüze eğitime geçti. Sabah saatlerinde maske takarak velileriyle okula gelen öğrenciler, sosyal mesafe kuralına göre sınıflara alındı. Veliler ise Kovid-19 tedbirleri dolayısıyla içeri alınmadı. Öğretmenler, okul bahçesinin dışında bekleyen velilere sosyal mesafe kuralına uymaları konusunda uyarıda bulundu.MuğlaMuğla il genelinde 792 okulda, 80 bin 579 öğrenci, haftanın 5 günü yüz yüze eğitime başladı. Velilerin çoğunun çocuklarını okula gönderdikleri gözlemlendi. İlçelerdeki tüm okullara, Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde üretilen maske, yüzey temizleyicisi ve el dezenfektanlarından oluşan hijyen paketleri ulaştırıldı. İl genelinde okullarda toplam 200 bin maske, 35 ton el dezenfektanı, 10 ton yüzey temizleyicisi teslim edildi.Tüm okullarda İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, Muğla Büyükşehir ve ilçe belediyeleri iş birliğinde püskürtmeli hijyen uygulaması yapılarak sınıflar öğrencilere hazır hale getirildi.Burdur ve IspartaBurdur'da eğitime başlayan öğrenciler, sabah saatlerinde maske takarak ve sosyal mesafe kuralına dikkat edilerek sınıflara alındı. Ayrıca eğitime başlanan tüm okullarda ateş ölçer ve dezenfeksiyon malzemeleri hazır bulunduruldu.Kent merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı ile Türk Standartları Enstitüsü (TSE) arasında imzalanan Eğitim Kurumlarında Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi ve Enfeksiyonu Önleme İş Birliği Protokolü gereğince 'Okulum Temiz Belgesi'ni almaya hak kazanan okullara belgelerinin verildiği bildirildi. Isparta Milli Eğitim Müdürü Ömer Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, il genelindeki okullarda Kovid-19 tedbirlerine uyularak yüz yüze eğitimin ikinci aşamasının başladığını söyledi. Sınıfların tek oturma planına göre hazırlandığını belirten Yılmaz, 'İlkokul 1, 2, 3 ve 4'üncü sınıflar 8. ve 12. sınıfların tamamı, meslek liselerinin uygulama sınıfları ile özel eğitim okulları açıldı.' dedi.
Reklam
Çin, Tayvan'a Casusluk Yapan Çok Sayıda Kişinin Gözaltına Alındığını Açıkladı
TAİPEİ (AA) - Çin, Tayvan'a casusluk yapan çok sayıda kişiyi yakaladığını ve casusluk faaliyetlerini çökerttiğini bildirdi. Çin devlet televizyonunda ve diğer yayın kuruluşlarında dün çıkan haberlerde Tayvan için casusluk yapan çok sayıda zanlının gözaltına alındığı belirtildi. Çin Merkez Televizyonu CCTV, güvenlik güçlerinin, Gök Gürültüsü 2020 Operasyonu çerçevesinde 100'den fazla casusluk vakasını çözdüğünü duyurdu. CCTV'nin haberinde, zanlılardan Tayvanlı Li Mengju'nun, Hong Kong sınırında Şıncın kentinde paramilis kolluk kuvvetlerinin fotoğraflarını çektiği ifade edildi. Söyleşi yapılan bir polis memuru, ağustos ayında Şıncın sınırında gözaltına alınan Li için 'Çektiği videolar ve fotoğraflar, profesyonel casusluk kuruluşlarının analizi için yeterli. Tüm askerlerimizin sayısını ve donanım durumunu hesap etmeleri için yeterli.' ifadesini kullandı. Programda, Li'nin cezaevi kıyafetiyle yaptığı 'Çok üzgünüm. Geçmişte birçok kötü, yanlış şey yaptım. Belki ana vatana zarar verdim.' açıklamasına yer verildi. Tayvan Ana Kara İşleri Konseyi, casusluk suçlamalarını, Çin tarafının 'siyasi spekülasyonu' olarak nitelendirdi. Konsey açıklamasında, 'Çin, haksız yere insanlarımızı casuslukla suçluyor ve iki taraf arasındaki ilişkilere zarar veriyor.' ifadesi kullanıldı. Konsey ayrıca programda Li'nin konuşturulduğu bölümü 'hukuka aykırı' olduğu gerekçesiyle eleştirdi. İnsan hakları örgütleri ve Batılı ülkeler de geçmişte zanlıların yargılanmadan önce devlet televizyonunda suçlarını itiraf ettiği anların yayımlanması nedeniyle Çin'e sert tepki göstermişti. Tayvan lideri Tsai Ing-wen, Pekin yönetiminin, endişelerine kulak vermesi ve yaklaşımını değiştirmesi halinde Çin ile yaşanan gerilimin azalmasını umduğunu söylemişti.Tsai, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in BM 75. Genel Kurulu video mesajındaki sözlerine atıfta bulunan bir konuşma yapmıştı.Tayvan lideri, Şi'nin Çin'in asla hegemonya ve genişleme arayışında olmadığını dile getirdiği mesaj için 'Dünyada ve bölgedeki ülkeler, Çin'in büyüyen hegemonyasından endişe ettiğinden bunun gerçek değişimin başlangıcı olmasını ümit ediyoruz.' değerlendirmesinde bulunmuştu.Çin-Tayvan anlaşmazlığıÇin'de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından çıkan iç savaşta Mao Zıdong liderliğindeki Çin Komünist Partisinin (ÇKP) 1949'da iktidarı ele geçirmesi ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etmesi üzerine Çan Kayşek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi (Kuomintag) üyeleri, Tayvan'a yerleşip 1912'de kurulan 'Çin Cumhuriyeti' iktidarının Ada'da devam ettiğini ileri sürerek bağımsızlık ilan etmişti.Bu girişim Çin tarafından kabul edilmese de Tayvan temsilcileri, 1971 yılına kadar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda Çin'i temsil etmişti. 1950'ler ve 1960'larda çok sayıda ülkenin diplomatik ilişki tercihini Çin Cumhuriyeti'nden Çin Halk Cumhuriyeti'ne çevirmesinin ardından 1971'de BM Genel Kurulunda yapılan oylamada Pekin hükümetinin Çin'in tek meşru temsilcisi kabul edilmesiyle Tayvan'ın uluslararası örgütlerdeki konumu belirsiz hale gelmişti.Pekin yönetimi, 'Tek Çin' ilkesini benimseyerek Çin'i uluslararası toplumda sadece kendilerinin temsil ettiğini savunuyor ve Tayvan'ın dünya ülkeleriyle müstakilen diplomatik ilişkiler kurmasına, BM'de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.
Hattat Hasan Çelebi'nin Eserini Grafitiyle Yorumlayacak
İSTANBUL (AA) - SALİH ŞEREF - Hat sanatının yaşayan en büyük ustası Hasan Çelebi'nin bir eseri, Muhammed Emin Türkmen (MET) tarafından grafiti sanatıyla yeniden yorumlanacak. Türkmen, Dünyada Reis-ül Hattatin yani 'Hattatların Reisi' kabul edilen Çelebi'nin, Neml suresi 40'ıncı ayetinin 'Bu Rabbimin lütuf ve ihsanıdır' anlamındaki kısmını yazdığı hattını Trabzon'da yüksek boyutlarda bir duvara işleyecek.Geleneksel hat sanatının yaşayan en büyük temsilcisiyle grafiti sanatının Türkiye'deki en önemli temsilcilerinden biri olan Muhammed Emin Türkmen'i bir araya getiren proje, Trabzon Büyükşehir Belediyesi'nin himayesinde gerçekleştirilecek.Yeryüzünün dört bir yanındaki mabetlerde imzası bulunan 83 yaşındaki Hattat Hasan Çelebi'yi Çamlıca'daki atölyesinde ziyarete eden Türkmen, proje üzerine yaptığı çalışmalarını anlattı.Çelebi, hat sanatının inceliklerini ve eserin duvara işlenme tekniği hakkında detaylı bilgiler verirken, projenin eskizlerini göstererek kendisinden müsaade alan Türkmen'in çalışmasında dikkat etmesi gereken hususlara değindi.'Bu kültürün muhafazası böyle olur'Hasan Çelebi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin kendisini sevindirdiğini ifade ederek, 'Bizim başladığımız yıllarda geleneksel sanatlara böyle bir ilgi yoktu. 'Yasaklanmış olan bir şeyi neden çalışıyorsun?' diye çok ısrar edenler oluyordu.' dedi.Hat sanatına bugün duyulan ilginin de memnuniyet verici olduğunu anlatan Çelebi, bu projedeki gibi vesilelerin gençlerin de geleneksel sanatları tanıması bakımından faydalı olduğunu dile getirdi.Çelebi, benzer şekilde Trabzon'a yapılacak eserin, oradan geçen insanları heveslendirip bu işe merak salmalarına sebep olabileceğini belirterek, şunları dile getirdi:'Bu kültürün muhafazası böyle olur. Tabii eskiden böyle örnekler yapılmamış, büyük binaların girişlerinde kitabe denilen şeyler yapılmış, onlara ehemmiyet vermişler, mabedlerin içerisinde itinayla çalışılmış fakat böyle büyük formlarda meydanlara yapılmamış. Bu yönüyle de yeni bir çalışma olacaktır. Eskiden tabii hattatlığın bir itibarı ve değeri vardı. O dönemin insanları camiye gittikleri zaman rahlenin üzerinde o Kur'an-ı Kerim'i açıp okumuş. Yani o insanlar bu sanata doymuşlar ve kültürün değerini biliyorlardı. Bu bakımdan günümüzde Muhammed Emin'in yaptığı gibi geleneksel hat sanatı kültürüne ilgi uyandıran çalışmalar bizi sevindiriyor. Ben 50 senedir talebelerle uğraşıyorum, hiçbir zaman maddi bir şey düşünmedim. Tek gayem, bu sanatın küllenmiş ateşini bir yerinden kıvılcım bulup da tekrar alevlendirmek. Bunun için uğraştım ve bugün elhamdulillah bu hale geldi.''Hasan Hoca her şeyi milimetrik görüyor'Muhammed Emin Türkmen de hat sanatını grafitiyle birleştirerek duvara işleme fikrinin Trabzon Büyükşehir Belediyesi için yürüttüğü bir proje esnasında ortaya çıktığını anlattı.Projenin detaylarından bahseden Türkmen, şöyle devam etti:'Çalışma yaptığımız duvarlardan bir tanesi caminin yanında yer alıyordu ve pandemi döneminde insanların sosyal mesafe gereği dışarıdaki meydanda namaz kıldıklarına şahit oldum. Bu sebeple buraya bir suret çizmenin çok doğru olmayacağını düşündüm ve bu düşüncemi Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Danışmanı Emre Gülsever'e söyledim, onlar da bana hak verdiler. Öyle olunca o an aklıma bir hat çalışmasını yorumlamak geldi. Projeyi birlikte yürüttüğümüz belediye tarafından da aynı heyecanı görünce iş bu noktaya gelmiş oldu.'Türkmen, amaçlarından birisinin de hat sanatını bir şekilde gençlerle temas ettirmek olduğunu ifade ederek, Hasan Çelebi'nin bu yaklaşımı duyduğunda memnun olduğunu ve olumlu karşıladığını söyledi.Hasan Çelebi gibi büyük bir üstat ile görüşmeden önce biraz gergin olduğunu itiraf eden Türkmen, 'Hem bu sanata hem de üsluba biraz uzak olduğum için dikkatli olmaya çalıştım. Yapacağım çalışmayı gösterirken de biraz gerildim açıkçası, 'Acaba beğenecek mi? Çok fazla hata bulup eleştirecek mi?' diye düşündüm. Benim gözle fark etmediğim hatalarımı gösterdi ve bazı tavsiyelerde bulundu. Hasan Hoca harf konusunda çok hassas ve her şeyi milimetrik görüyor. Bu tip detayları hat sanatının disiplininden uzak olduğum için fark etmem çok zor oluyor.' ifadelerini kullandı.'Maksat, hat sanatının günümüz sanatıyla da icra edilebileceğini göstermek'Muhammed Emin Türkmen, böyle bir proje gerçekleştiriyor olmaktan ötürü onur duyduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:'Benim derdim grafiti sanatıyla hat sanatını birleştirerek bir şey yapabilmek. Hasan Hocaya da bunu anlatmaya çalıştım. Belki hat sanatının çizgisinden biraz uzaklaşıp onu grafitinin serbest çizgisine yaklaştırmaya çalışacağım. Bu yüzden kendisinden müsaade ve izin istedim, sağ olsun beni çok rahatlattı, çalışmaya olumlu baktı ve izin verdi. Tabii duvara projenin taslağını çizdikten sonra sürekli olarak onun onayıyla çalışmaya devam edeceğim. Dünyaca ünlü bir hattatın eserini bana emanet etmesi ve bunu büyük boyutlarda bir duvara işlemem için müsaade etmesi onur verici bir his, inşallah hakkını verebilirim diye düşünüyorum. Hasan Çelebi Hocayı Trabzon'a kadar yormayacağız ama torunu Hasan Çelebi kardeşim vekil olarak bizimle birlikte olacak inşallah.'Hattat Hasan Çelebi'nin oğlu, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Dr. Öğr. Üyesi ve müzehhip Mustafa Çelebi ise Muhammed Emin Türkmen'i böyle bir proje gerçekleştirmesinden ötürü tebrik ederek, 'Genç kuşaktan bir sanatçı arkadaşımızın hat sanatını görünür hale getirmesi ve kamuya açık bir alanda tasarım haline getirerek çalışma planlaması takdire şayan bir şey.' değerlendirmesinde bulundu.Mustafa Çelebi, 'Muhammed'in, çalışmasını mümkün olduğu kadar hat örneğinin kurallarına, ölçülerine sadık kalarak yapacağını düşünüyorum. Burada maksat, hat sanatının günümüz sanatıyla da icra edilebileceğini göstermek ve gençlere bir örnek sunmaktır.' dedi.Yaklaşık 3 günde tamamlanması hedeflenen proje Trabzon'da yarın başlayacak.
Muğla'da Uyuşturucu Ticareti Yaptıkları İddia Edilen 8 Zanlı  Tutuklama
MUĞLA (AA) - Muğla'da uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 8 zanlı tutuklandı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, uyuşturucu ticareti yaptıkları tespit edilen şüphelilere yönelik çalışma başlatıldı. Toplanan delillerin ardından hareket geçen ekipler, belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda 1 kilo 459 gram esrar ve değişik miktarlarda çeşitli uyuşturucu maddeler ile uyuşturucu yapımında kullanılan malzemeler ele geçirdi. Operasyonda 8 şüpheli gözaltına alındı.Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar, çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Soruşturma kapsamında 34 şüpheli hakkında ise 'uyuşturucu madde kullanmak ve bulundurmak', 'uyuşturucu madde kullanılmasını özendirmek veya kolaylaştırmak' suçlarından işlem yapıldığı belirtildi.
Reklam
Dev Petrol Gemisi İstanbul Boğazı'ndan Geçti
İSTANBUL (AA) - Liberia bandıralı 'NS Africa' adlı dev petrol gemisi İstanbul Boğazı'ndan geçti.

 Hırvatistan'ın Omisalj Limanı'ndan Rusya'nın Novorossiysk Limanı'na giden 250 metre uzunluğunda, 44 metre genişliğindeki 62 bin 433 grostonluk geminin geçişine, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne ait bir gemi de refakat etti.
Geminin geçişi sırasında İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği güvenlik amacıyla kontrollü şekilde gerçekleştirildi.
Endonezya, Astrazeneca'dan 100 Milyon Doz Kovid-19 Aşısı Alacak
CAKARTA (AA) - Endonezya, İngiliz-İsveç ilaç şirketi AstraZeneca’nın geliştirdiği potansiyel yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının alımı için anlaştı.Ekonomi İşleri Koordinasyon Bakanı Airlangga Hartarto, yaptığı açıklamada, ülkede salgınla mücadele kapsamında AstraZeneca ile 100 milyon doz Kovid-19 aşısının satın alımı konusunda anlaştıklarını belirtti.Hartarto, anlaşma çerçevesinde AstraZeneca ve Oxford Üniversitesinin ortak geliştirdiği aşı adayı için ay sonuna kadar yüzde 50 peşinat olarak yaklaşık 250 milyon dolar ödeme yapılacağını ifade etti.Daha önce Çinli ilaç şirketi Sinovoc Biotech ile yıl sonuna kadar 30 milyon doz aşı alımı için iş birliği yapan Endonezya’nın, aşı çalışmaları süren diğer Çinli ilaç şirketi Sinopharm’dan aşı temini konusunda da görüşmeleri devam ediyor.Bu arada Endonezya, devlete ait ilaç şirketi Bio Farma ortaklığında 11 Ağustos’ta, yaklaşık 2 bin gönüllüyle Sinovoc Biotech’in 'CoronaVac' adıyla geliştirdiği Kovid-19 aşı adayının üçüncü aşama klinik çalışmalarına başlamıştı.Aralık ya da ocak başında toplu aşılamanın başlamasını ümit eden hükümet, 2021 sonuna kadar da ülkede 180 milyona yakın kişinin aşılanmasını amaçlıyor.
"Halikarnas Balıkçısı: Cevat Şakir Kabaağaçlı"
İSTANBUL (AA) - FATİH TÜRKYILMAZ - 'Halikarnas Balıkçısı' mahlaslı gazeteci, yazar, şair, ressam Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın vefatının üzerinden 47 yıl geçti.Kabaağaçlı, Ferik Mehmed Şakir Paşa ile Sare İsmet Hanım'ın çocukları olarak 7 Nisan 1890'da Girit'te dünyaya geldi. Çocukluğu, babasının görevli olduğu Atina ve Büyükada'da geçen yazar, yazı yazmaya Robert Kolejde okurken başladı.Oxford Üniversitesinde 'Yakınçağ Tarihi' eğitimi gören Kabaağaçlı, 1913'te İtalyan bir kadınla evlenerek bir müddet İtalya'da yaşadı. 1914'te Türkiye'ye dönen ve babasının Afyon'daki çiftliğine yerleşen yazar, babasının çiftlikte bir tartışma anında Cevat Şakir'in silahından çıkan kurşunla vurularak ölmesi üzerine cinayet iddiasıyla yargılandı ve 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı.Sürgün edildiği Bodrum'u çok sevdi ve Bodrum'la özdeşleştiCezasının 7 yılını tamamladıktan sonra verem hastalığına yakalanan Kabaağaçlı, serbest bırakıldı. Serbest kalınca İstanbul'a dönen yazar basın dünyasına girdi ve 'Güleryüz', 'Yeni İnci', 'Resimli Gazete', 'Resimli Hafta', 'Zümrüd-i Anka', 'Resimli Ay' gibi dergilerde yazılar yazdı, karikatürler çizdi, kapak resimleri ve desenler yaptı.Resimli Hafta dergisinin 13 Nisan 1925 tarihli sayısında yayımlanan 'Hapishanede idama mahkum olanlar bile bile asılmaya nasıl giderler.' başlıklı yazısı yüzünden İstanbul İstiklal Mahkemesi tarafından yargılanan yazar, 'Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak'tan suçlu bulundu. Yıllar sonra Bodrum'a olan aşkıyla tanınacak yazarın Bodrum'a ilk gelişi, İstiklal Mahkemesi'ni kendisini üç yıl kalebentlik cezası alarak Bodrum'a sürgün etmesiyle oldu.Kabaağaçlı, cezasını tamamladığı 1928'de kendi arzusuyla tekrar Bodrum'a dönerek, 1947'ye kadar burada yaşadı. Bu dönemden sonra kentin antik dönemlerdeki adı Halikarnassos'tan dolayı 'Halikarnas Balıkçısı' takma adıyla eserlerini yazmaya başlayan yazar, yurt dışından tohum ve fidan getirerek Bodrum'un güzelleşmesi için büyük bir çaba harcadı.İkinci evliliğini dayısının kızı Hamdiye Hanım'la yapan yazar, sürgün yıllarında Hamdiye Hanım'dan boşanarak, Giritli bir ailenin kızı olan Hatice Hanım ile evlendi. Yazarın bu üç evliliğinden ise 5 çocuğu dünyaya geldi.Eserlerinin konusunu tabiat, deniz, balıkçılar, balıklar ve kuşlar oluşturdu'Cevat Şakir Kabaağaçlı, 1928'e kadar daha çok karikatür, kapak resimleri ve desenler yaparken, bu tarihten sonra giderek ressamlıktan uzaklaştı ve kendisini tamamen yazarlığa verdi. Bodrum ve çevresindeki hayat, tabiat, deniz, denizciler, sünger avcıları, balıkçılar, balıklar, kuşlar roman ve hikayelerinin konusunu oluşturdu. Bodrum'a sürgün edildiği 1926'dan sonra yazdığı deniz hikayeleriyle tanınan Halikarnas Balıkçısı'na, Kültür ve Turizm Bakanlığınca 1971 yılında 'Devlet Kültür Armağanı' verildi.Türk edebiyatının Bodrum'la özdeşleşmiş öykü, deneme ve roman yazarı Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum için yazdığı bir şiirde şu dizelere yer veriyor: 'Bodrum'da/ Yokuş başına geldiğinde/ Bodrum'u göreceksin/ Sanma ki sen/ Geldiğin gibi gideceksin/ Senden öncekiler de/ Böyleydiler/ Akıllarını hep Bodrum'da/ Bırakıp gittiler…'İkinci Dünya Savaşı'nın sıkıntılı ve zor yılları Halikarnas Balıkçısı'nı Bodrum'dan ayrılmak zorunda bıraktı. Kabaağaçlı, 'Yatağan' isimli teknesini ve evini satarak, 1947'de İzmir'e yerleşti. Buraya yerleştikten sonra 'Demokrat İzmir' gazetesinde gazeteciliğe ve yazı hayatına devam eden yazar, bir süre turist rehberliği de yaptı ve İzmir'den Bodrum'a kadar Ege kıyılarını 'Mavi Yolculuk' adını verdiği rotayla gezdirdi.Cevat Şakir Kabaağaçlı, 13 Ekim 1973'te İzmir'in Hatay semtinde bulunan Merhaba Apartmanı'nda 83 yaşında kemik kanserinden dolayı hayata veda etti. Vasiyeti üzerine Bodrum'da bulunan Türbe Tepesi'ne gömülen yazarın mezarı, Halikarnas Balıkçısı Müzesi adı altında bulunuyor.'Denizi ruhumda yaşatıyor gönül gözüyle görüyorum'Halikarnas Balıkçısı'nın manevi oğlu Şadan Gökovalı, yazarın kendisine vasiyetini ise şöyle anlattı:'Yazacağım bunları ama belki yazamadan giderim. Sana şimdiden söylemiş olayım. Bodrum'a gömülmek istiyorum. Bittabi orayı çok sevdim. Hayli hizmetim de geçti. Belediyeye de yazmak istiyorum ama sana söyleyeyim daha iyi. Mindos kapısı tarafında bir yere gömsünler beni, yanımda Hatice'ye de (son eşi) bir yer ayırsınlar. Sakın mermer, beton filan istemem ha... Bir taş bulun, uzunca bir taş, yazısız. Onu dikin mezarımın başına. Falanca oğlu filancaymış şu tarihte doğup şu tarihte ölmüşüm. Katiyen yazı istemiyorum, basit bir taş.Eh bizim tekne su almaya başladı. Şatafatı da sevmem, tepelere, deniz gören yerlere gömülmem şart değil. Nasıl olsa yattığım yerden denizi seyredemem, denizi ruhumda yaşatıyor gönül gözüyle her zaman görüyorum. Suat (oğlu) sık sık ziyaret edebilmeleri için İzmir'e gömmek istediklerini söylüyor. İstemem yahu. Bodrum'u severim bilirsin. Beni ziyaret için çocuklar ara sıra da olsa gezmiş, hava almış olurlar. Zaten ben saygı duruşu isteyecek değilim ya. Balıkçı'ya bir 'Merhaba' yaraşır.'EserleriYazarın yarım asırdan fazladır kaleme aldığı eserler ise şöyle:Hikaye: 'Ege Kıyılarından', 'Merhaba Akdeniz', 'Ege'nin Dibi', 'Yaşasın Deniz', 'Gülen Ada', 'Ege'den', 'Gençlik Denizlerinde', 'Parmak Damgası', 'Dalgıçlar', 'Çiçeklerin Düğünü', 'Ege'den Denize Bırakılmış Bir Çiçek', 'Mavi Zamanlar', 'Gülen Ada'Roman: 'Aganta Burina Burinata', 'Ötelerin Çocukları', 'Uluç Reis', 'Turgut Reis', 'Deniz Gurbetçileri', 'Bulamaç'Anı: 'Mavi Sürgün'Deneme: 'Anadolu Efsaneleri', 'Anadolu Tanrıları', 'Anadolu'nun Sesi', 'Hey Koca Yurt', 'Merhaba Anadolu', 'Düşün Yazıları', 'Altıncı Kıta Akdeniz', 'Sonsuzluk Sessiz Büyür', 'Arşipel'Çocuk kitabı: 'Yol Ver Deniz', 'Denizin Çağrısı', 'İmbat Serinliği', 'Nasrettin Hoca', 'Gündüzünü Kaybeden Kuş', 'Deniz Gurbetçileri', 'Define Adası', 'Tünek Ahmet'Çeviri: 'Hortlak Rikşav - Rudyard Kipling', 'Uykulu Kuytu Menkıbesi - Washington Irving'.
Reklam
Dışişleri Bakanlığı: Türkiye, Tacikistan Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Huzur Ve Sükunet İçinde Tamamlanmasından Memnun
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin, Tacikistan'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin huzur ve sükunet ortamı içerisinde tamamlanmasından dolayı memnuniyet duyduğunu açıkladı.Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, 'Tacikistan Cumhuriyeti’nde 11 Ekim'de düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucunun dost Tacik halkı için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.' ifadesi kullanıldı.Açıklamada şunlar kaydedildi:'Seçimlerin huzur ve sükunet ortamı içinde başarıyla tamamlanmasından memnuniyet duyuyoruz. Türkiye ile Tacikistan arasındaki ilişkileri tüm alanlarda ortak çabalarımızla önümüzdeki dönemde daha da geliştireceğimize inanıyoruz.'Cumhurbaşkanının 7 yıl süreyle seçildiği Tacikistan'da dün yapılan cumhurbaşkanı seçiminin resmi olmayan sonuçlarına göre, İmamali Rahman oyların yüzde 90,92’sini alarak açık farkla galip olmuş ve 5'inci kez cumhurbaşkanı seçilmişti.Tacikistan Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Bahtiyar Hudayarzade, düzenlediği basın toplantısında 4 milyon 221 bin seçmenin oy kullandığı seçimde katılım oranının yüzde 85,39 olduğunu açıklamıştı.
Reklam
Yeni Zigana Tüneli'nin Havalandırma Sistemi Avrupa'da İlk Olacak
TRABZON (AA) - HAKAN BURAK ALTUNÖZ - Trabzon-Gümüşhane kara yolunda yapımı devam eden Yeni Zigana Tüneli Projesi'nin havalandırma sistemleri, kara yolu tünellerinde uygulanan yöntemlerin aksine, Türkiye'de ve Avrupa'da ilk kez dikey şaft yapılarıyla inşa edilecek.Doğu Karadeniz'i Orta Doğu, Kafkaslar ve İran'a bağlayan tarihi İpek Yolu'nda Gümüşhane yönünde Nisan 2016'da, Trabzon yönünde ise Ağustos 2016'da yapımına başlanan projede, yerin yaklaşık 700 metre altında 24 saat esasına göre çalışılıyor.Mevcut güzergahı 8 kilometre kısaltması ve Trabzon ile Gümüşhane arasındaki ulaşım süresini 40 dakikaya düşürmesi beklenen tünelin, ulusal ve uluslararası ticaretin daha hızlı ve güvenilir yapılmasına büyük katkı sağlayacağı öngörülüyor.Tamamlandığında çift tüp 29 kilometre uzunluğunda olacak ve bölgede yatırım yapacak girişimciler açısından da lojistik maliyetlerini azaltacak yeni Zigana Tüneli'nde uygulanacak havalandırma sistemi de arazi koşullarına göre tasarlandı. AA muhabirinin Karayolları Genel Müdürlüğü ve yüklenici firma yetkililerinden aldığı bilgiye göre, kazı ve destekleme imalatı olarak her bir tüpte yüzde 74,5'lik, kaplama betonu imalatı olarak da her bir tüpte yüzde 50'lik kısım tamamlandı.Tünelin havalandırma sistemleri, kara yolları tünellerinde Türkiye'de ve Avrupa'da ilk defa uygulanacak dikey şaft yapılarıyla oluşturulacak. Coğrafi yapıya göre tasarlanan sistem ile güzergah boyunca üç farklı lokasyonda kirli ve temiz hava olmak üzere, 6 dikey havalandırma şaftı yapılacak.Tasarlanan üç havalandırma istasyonu ile tünel dört eşit parçaya bölünecek ve işletme maliyetleri açısından da daha faydalı bir havalandırma sisteminin hayata geçirilmesi sağlanacak.Hava değişim istasyonları için yüzeydeki arazi koşullarının ve mevcut kara yolu ulaşımının en uygun olduğu bölgeleri belirleyen yetkililer, klasik delme ve patlatma yönteminin zor ve zaman alıcı olmasından dolayı yapım hızı ve iş güvenliği daha üst düzeyde olan yükselerek delen şaft makinesinin RBM (Raise Boring Machine) kullanılmasını kararlaştırdı.Uygulanacak bu yöntemle Gümüşhane ve Trabzon yönünden yapılacak havalandırma istasyonları kirli hava şaftları için 513 metre şaft kazısı gerçekleştirildi.
Siirtli Gençler 10 Yaşındaki Abdullah'ın Bisiklet Hayalini Gerçekleştirdi
SİİRT (AA) - Siirt'te, Umut Sende Topluluğu üyeleri, bir çocuğun bisiklet hayalini gerçekleştirdi.Topluluk üyeleri, bisikleti olmayan 10 yaşındaki Abdullah Turhan'a sürpriz yaptı.Evinden alınan Abdullah'ı, daha önce süsledikleri bir parka götüren gençler, palyaço ve Mickey Mouse kostümü giyerek, aldıkları bisikleti hediye etti.Parkta süslenmiş bisikletle tur atan Abdullah'ın sevinci yüzüne yansıdı.Topluluk üyeleri, daha önce de bir simitçi çocuğun bisiklet hayalini gerçekleştirdiklerini belirterek, çocuklara umut olmayı sürdüreceklerini kaydetti.
Düzce'de Kablo Hırsızlığı Yaptıkları İddia Edilen 4 Kişi Tutuklandı
DÜZCE (AA) - Düzce'nin Beyköy beldesinde bulunan Organize Sanayi Bölgesi'ndeki iş yerlerinden bakır kabloları çaldıkları iddiasıyla gözaltına alınan 4 şüpheli tutuklandı. Alınan bilgiye göre, OSB'deki iş yerlerinden bakır kabloların çalındığı ihbarı üzerine jandarma ekiplerince soruşturma başlatıldı. Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı ve Beyköy Jandarma Komutanlığı Asayiş Timlerinden oluşturulan ekipler tarafından MOBESE, güvenlik kameraları ve Plaka Tanıma Sistemlerinin (PTS) kayıtları incelendi. İnceleme sonucunda hırsızlık olayını gerçekleştiren şüphelilerin Kocaeli'nin Gebze ilçesinden kiraladıkları araçlarla Beyköy OSB'ye gelerek iş yerlerinden bakır kablo hırsızlığı yaptıkları belirlendi. İş yerlerinden hırsızlık yaptığı esnada 4 şüpheli Beyköy Jandarma Komutanlığı ve JASAT tarafından yapılan operasyonla yakalandı. Şüpheliler B.S, Ö.Ö, F.İ. ve B.Ç. işlemlerinin ardından sevk edildikleri hakimlikçe tutuklandı.
Eylül Ayında 93 Merkezde Ekstrem Sıcaklık Rekoru Kırıldı
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Türkiye'de geçen ay sıcaklıklığın mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle 93 merkezde sıcaklık rekoru kırıldı.Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'de uzun yıllar eylül ayı ortalama sıcaklığı 20,5 derece olarak ölçüldü. Bu yıl havaların sıcak geçmesinden dolayı ortalama eylül ayı sıcaklığı 3,4 derece artarak 23,9 derece oldu.Eylül ayında Türkiye'nin birçok yerinde hava sıcaklığı mevsim normallerinin üzerinde kayıtlara geçti. Geçen ay Türkiye'nin 93 merkezinde sıcaklık uzun yıllar ortalamalarının üzerinden gerçekleşerek ekstrem değerlerine ulaştı.Geçen ay en çok ekstrem sıcaklık rekoru Yumurtalık, Boyabat, Osmaniye, Kozan ve İslahiye'de kırıldı.Eylül ayında ekstrem sıcaklık değerlerinden bazıları şu şekilde oluştu: Merkezler Uzun yıllar eylül maksimum sıcaklıklar (°C) 2020 maksimum sıcaklıklar (°C) Fark (°C) 1. Yumurtalık 39,4 45,4 6 2. Boyabat 38,9 43,1 4,2 3. Osmaniye 41,2 45,3 4,1 4. Kozan 43,4 47,1 3,7 5. İslahiye 40,5 44,1 3,6 6. Amasya 40,3 43,5 3,2 7. Beypazarı 38,2 41,3 3,1 8. Ceyhan 42,4 45,4 3 9. Karataş 39,5 42,4 2,9 10. Kırşehir 36,2 39 2,8 11. Kastamonu 36,5 39,3 2,8 12. Akşehir 35,9 38,7 2,8İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Duran Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel iklim değişikliğinin inkar edilemez olduğunu söyledi. Şahin, iklimin uzun yıllara dayalı bölgesel atmosferik normalleri, hava durumunun ise kısa süreli yaşanan atmosferik olayları ele aldığını anlattı. İklimi belirlemek için kabul edilen zaman aralığının yaklaşık otuz yıl olduğunu dile getiren Şahin, şöyle devam etti:'Otuz yıl içerisinde 360 ay bulunmaktadır ve bir aylık değişimleri iklim değişikliği kaynaklı ifade etmek doğru bir yaklaşım olmadığı gibi 1/360’da yani aylık büyüklükler de iklimin genel davranışını kısa vadede değiştirmeyecektir. Geçen birkaç ay süresince ülkemizde ciddi bir kuraklık süreci yaşanmıştır ve bu durumu doğrudan iklim değişikliğine bağlamak iklimi bilmemek anlamına gelmektedir. Kuraklık tarih boyunca gözlemlenmiş bir meteorolojik afet olmakla birlikte küresel iklim değişikliği sürecinde etkisinin artması beklenmektedir. Kuraklık sinsi bir felakettir fakat oluşmaya başladıktan sonra belirtileri ortaya çıktıkça bazı tedbirler alınabilir. Bu tedbirler sonucunda etkileri en aza indirgenebilir.' 'Eylül ayında yaşanan ekstrem sıcaklığı doğrudan iklim değişikliğine bağlamak eksik yaklaşım'Türkiye'yi geçen ağustos ve eylül aylarında etkileyen sistemlerin Kuzey Afrika ve Orta Doğu kaynaklı olduğunu aktaran Şahin, Kuzey Afrika ve Orta Doğu üzerinden etkili olan hava kütlelerinin doğaları gereği sıcak ve kurak olacağını dile getirdi.Şahin, eylül ayında yaşanan sıcaklığı iklim değişikliğine bağlamanın eksik bir düşünce olduğunu belirterek, şunları kaydetti:'Ağustos ve eylülde yaşanan meteorolojik kuraklık, ekstrem sıcaklıklarda rekorların kırılmasına ve aynı zamanda su kaynaklarının azalmasına yol açmış olmasına rağmen henüz tarımsal etkiden söz etmek için erkendir. Umarım kısa zamanda yağışlar başlar ve mevsim normallerine döneriz. Eylül 2020'deki ekstrem sıcaklık rekorları, Kuzey Afrika ve Orta Doğu kaynaklı sıcak hava kütlelerinden dolayı gerçekleşmiştir. Ama bu ekstrem sıcaklık doğrudan 'iklim değişikliği kaynaklıdır' demek eksik bir yaklaşımdır. Önümüzdeki yıllarda, bu tür sıcak hava dalgalarıyla birlikte iklim değişikliğinin etkilerinin daha derin olması da beklenmektedir. Yapılması önerilen, kısa ve orta zaman planlamasında kuraklıkla mücadele, orta ve uzun vade için de iklim değişikliğiyle mücadeledir.'
Reklam