Çakarlı Minibüsteki Dolandırıcılar Trafik Polislerine Yakalandı
İSTANBUL (AA) - Esenyurt'ta Avrupa'ya geçmek isteyen yabancı uyruklu kişileri dolandıran şüpheliler suçüstü yakalandı.Alınan bilgiye göre, bir suç örgütünün üyeleri, Avrupa'ya geçmek isteyen yabancı uyruklu 4 kişiyle kendilerini sınıra götürme karşılığında 1800'er TL karşılığında anlaştı.Fatih'te 4 kişiyi aracına alan şüphelilerden biri, sınıra gitmek üzere yola çıktı. Araç, TEM Ispartakule gişelerinde, polis yeleği giyimli, suç örgütünün diğer 3 üyesinin içinde bulunduğu çakarlı bir minibüs tarafından önü kesilerek durduruldu. Bu sırada olay yerinden geçen trafik polis ekibi, çakarlı minibüsü fark ederek durdu. Durumdan şüphelenen trafik ekipleri, Esenyurt İlçe Asayiş Büro Amirliğine haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler, polis olmadıklarını belirledikleri dört şüpheliyi gözaltına aldı. Yabancı uyruklu 4 kişi ise İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi. Çalışmalarını sürdüren Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 2 kişiyi daha gözaltına aldı. Şüphelilerin geçen hafta da Esenyurt'taki bir parkta kendilerini polis olarak tanıttıkları kişileri dolandırarak 6 bin dolar aldıkları tespit edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 1'i kadın 6 şüpheli, adliyeye sevk edildi.
Elleriyle Kazarak Köpek Yavrusunu Hayata Bağlayan İtfaiyeciler Duygularını Anlattı
ŞANLIURFA (AA) - MEHMET FATİH ASLAN - Şanlıurfa'da inşaat alanında meydana gelen çökme sonucu toprak ve kaya yığınının altında kalan köpek yavrusunu elleriyle kurtaran itfaiye erleri, vatandaşlardan takdir toplayan çalışmaları sırasında yaşadıklarını anlattı. Önceki gün merkez Eyyübiye ilçesi Yenice Mahallesi Yeni Hayvan Pazarı yakınlarındaki bir inşaat alanında çökme sonucu bir köpek yavrusu, toprak ve kaya yığınının altında kaldı.Köpeğin sesini duyan çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine gelen itfaiye ekibinde yar alan Mehmet Aslan ve Ahmet Yılmaz, elleriyle kaya yığını arasındaki toprağı eşerek yavruya ulaşmaya çalıştı.Hayvanın toprak altındaki yardım çığlığı karşısında zamanla yarışan itfaiye erleri, köpeği sağlıklı şekilde kurtarmanın mutluluğunu yaşadı.Yavruya önce su veren itfaiye erleri, daha sonra 'Boncuk' ismini verdikleri köpeği üzerindeki toprağı temizleyerek annesinin yanına bıraktı.Kurtarma anına ilişkin görüntülerin yayınlanması sonrası itfaiye erleri büyük takdir topladı. 'Ameliyata girer gibi bir hassasiyetle hareket ettik' Mehmet Aslan, AA muhabirine, ihbarda bulunan vatandaşların hayvan hassasiyetinin kendilerini çok memnun ettiğini söyledi.İhbarın bilgi merkezlerine düşmesiyle birlikte ekip arkadaşlarıyla harekete geçtiklerini belirten Aslan, şöyle devam etti:'Olay yerine gittiğimizde 5-6 yavru köpeğin çukurun başında beklediğini gördük. Annesini de duvar dibinde gördük. Sonra göçüğün yaşandığı bölgeye vardığımızda toprak ve kayaların altında köpek sesinin geldiğini duyduk ve hemen çalışmaya başladık. Özellikle büyük kaya parçalarının bulunması işimizi biraz zorlaştırdı ama buna rağmen iş makinesi talebinde bulunmadık. Çünkü iş makinesi, çalışması halinde hayvanı öldürebilirdi. Tamamen kendi imkanlarımızla adeta ameliyata girer gibi bir hassasiyetle hareket ederek ellerimizle o taşları, toprağı temizleyerek hayvana ulaşmaya çalıştık. Hayvanın yardım çığlıklarını duydukça Allah'a dua ettik ki sağ salim kurtaralım diye. Tabii o anın verdiği stres ve heyecanla zamanla yarışarak hayvana ulaşmaya çalıştık.''Çığlıkları yüreğime çocuğumun çığlıkları gibi geldi'Aslan, zaman zaman küçük köpeğin sesinin kesildiğini ve o anlar korktuklarını anlatarak, şöyle konuştu:'Hayvanın yardım çığlıkları karşısında çok etkileniyorduk ve çığlıkları yüreğime çocuğumun çığlıkları gibi geldi. Cansiperane şekilde çalışarak çok şükür yavrumuzu oradan yara almadan çıkarmamız, verdiğimiz suyu güzel bir şekilde içerek bize sağlıklı olduğu mesajı vermesi karşısında çok mutlu olduk. O anki mutluluğumuzu tarif edebilecek kelime yok. Yavru köpeğin ikinci bir hayata başlamasına vesile olduğumuz için çok sevindik.'Her canlının hayatını kurtarmak için göreve hazır olduklarını vurgulayan Aslan, 'Her canlı bizim için bir evlattır, önemlidir. İtfaiye olarak bunun bilincindeyiz ve bunun eğitimini de sürekli almaktayız. Böyle kutsal bir mesleği yürüttüğümüz için de ayrıca çok mutluyum.' dedi. 'Kendi evladımız göçüğün altındaymış gibi bir çabayla çalıştık'Ahmet Yılmaz da bütün canlıların yardımına koşmak için görevlerinin başında olduklarını belirtti.Görevleri gereği zamana karşı yarış içerisinde olduklarına işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:'Olay yerine vardığımızda oradaki canlıyı sağ salim çıkarmak ilk hedefimizdi. Herhangi bir alet kullanmadan ellerimizle hayvanı kurtarmaya çalıştık. Kendi evladımız göçüğün altındaymış gibi bir çabayla çalışarak hayvanı kurtarmaya çalıştık. Onu kurtardığımız andaki duygularımız tarif edilemez, büyük mutluluk yaşadık gerçekten. Yavru köpeğin yaklaşık 1-2 saat toprağın altında kaldığını tahmin ediyoruz. Çıkardığımızda bitkin ve susamış haldeydi. Su verdikten sonra ailesiyle buluşturduk. Buluşma anında annesinin koşarak yanına gelip onu yalaması, sevgiyle temizlemesi duygulandırıcı ama bizim için gurur verici bir andı.'Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Ahmet Nur Asoğlu ise yardıma ihtiyacı olan her canlının bir telefon kadar yakınında olduklarını söyledi.Çok çeşitli görevler yürüttüklerine dikkati çeken Asoğlu, 'Evine akrep, yılan girdiğinde, suya düştüğünde, evi yandığında, araçta trafik kazasında sıkıştığında her vatandaşımızın, canlının yardımına koşuyoruz ve kendisine yardımcı oluyoruz. Yapmamız gereken vazifeyi yerine getiriyoruz. Yine böyle bir olayda, arkadaşlarımız göçük altında kalan yavru köpeği elleriyle toprağı kazarak, hayvana zarar vermeden kurtardılar. Canlıların tümüne yardım etmek çok güzel bir duygu.' ifadelerini kullandı.
Filyasyon Ekiplerinin Gece Mesaisi Görüntülendi
Türkiye'de koronavirüs ile mücadelede başarılı bir şekilde uygulanan filyasyon çalışması, gece de devam ediyor. Ankara'da filyasyon ekipleri, gece geç saatlere kadar kapı kapı gezip, testi pozitif çıkan hastalar ile onların temaslılarını bulup, izole edilmelerini sağlayarak salgının yayılmasının önüne geçiyor.
Sivas'ta "Sarı Tasmalı" Sokak Hayvanları İnsanlarla İç İçe Yaşıyor
SİVAS (AA) - GÖKSEL CÜNEYT İĞDE - Sivas'ta, sokak hayvanları bakım merkezinde aşılama, küpeleme ve kısırlaştırma gibi işlemlerle rehabilite edilerek sosyal yaşama uygun hale getirilen sahipsiz hayvanlar, boyunlarına 'Ben sahipsiz değilim' yazılı sarı tasmalar takıldıktan sonra tekrar sokaklara bırakılıyor.Sivas Belediyesi ile Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) İl Temsilciliği, 'sağlıklı ve güvenilir sahipsiz hayvan' anlayışıyla kentte hayvan sevgisini vatandaşlara aşılamak için farklı bir projeyi hayata geçirdi.Proje kapsamında, belediye bünyesindeki Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilite Merkezi'ne getirilen başıboş hayvanlar, aşılama, küpeleme ve kısırlaştırma çalışmalarıyla rehabilite ediliyor.Genel sağlık taramasından geçirilen ve hastalıkları merkezdeki veteriner hekimlerce tedavi edilen hayvanlar, sosyal yaşama uygunluğuna karar verildikten sonra, boyunlarına 'Ben sahipsiz değilim, sağlık kontrollerim Sivas Belediyesi tarafından yapılıyor' yazılı sarı tasmalar takılarak doğal yaşam alanına bırakılıyor.'Sarı tasmalar, sahipsiz hayvanların dili oluyor' Sivas Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Duman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu projeyle sahipsiz hayvanların insanlar üzerinde oluşturabileceği tehlikeleri ortadan kaldırdıklarını ve insanlarla iç içe, özgürce yaşamalarına imkan verdiklerini söyledi.Sarı tasmaların sahipsiz hayvanların adeta dili olduğunu vurgulayan Duman, 'Merkezimizde gerekli tedavileri, bakımları yapıldıktan sonra saldırgan olmadığını ve sosyal yaşama uygun olduğunu tespit ettiğimiz hayvanlara taktığımız sarı tasmalar, 'Biz sahipsiz, kimsesiz, saldırgan değiliz. Sağlıklıyız, insan sağlığına da zarar vermeyiz' ifadesini taşıyor.' dedi. Duman, insanların sarı tasmalı bu hayvanları gördükten sonra kontrollerinin yapıldığını ve saldırgan olmadıklarını gönül rahatlığıyla anlayabileceklerini belirterek 'Bu parkta siz de görüyorsunuz bir sürü çocuk var ve hayvanlarla ilgilenmekten gayet memnunlar. Yani bu tasmalar, ailelerin ve çocukların bu hayvanlardan korkmalarını gerektirecek bir şey olmadığının en açık göstergesidir.' diye konuştu. 'En çok çocuklar sevindi'HAYTAP Sivas Temsilcisi Özge Nihan Çubukçu da projeyle kentte yaşayan herkese hayvan sevgisini aşılamayı hedeflediklerini belirtti.Projenin özellikle çocukları sevindirdiğine dikkati çeken Çubukçu, 'Parkta çocuklar, hayvanlarla iç içeler ve hiçbir şekilde zarar görmüyorlar. Çünkü kısırlaştırdığımız, aşıladığımız ve saldırganlığı olmayan hayvanlara bu tasmaları takıyoruz. Halktan da ricamız, bu hayvanlarla yaşamayı öğrenelim. Onları doğal ortamlarından uzaklaştırırsak gerçekten en büyük kötülüğü yapmış oluruz.' ifadelerini kullandı.
Hatay'da Evden Hırsızlık Girişimine 3 Tutuklama
HATAY (AA) - Hatay'ın Samandağ ilçesinde, bir evdeki 1 milyon 600 bin lirayı çalmaya çalıştıkları belirlenen 3 zanlı tutuklandı.İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Değirmenbaşı Mahallesi'nde, kar maskesiyle girdiği evlerinde M.O. ve Z.O'yu eterli pamukla bayıltmaya çalışan ancak başarılı olmayan şüphelinin kaçtığı bilgisi üzerine araştırma başlattı.Ekipler, incelemelerinin ardından mağdurun komşusu S.K'yi gözaltına aldı.Şüpheli S.K. ifadesinde, olayı müştekinin gelini D.O. ve kardeşi M.A.U. ile planladıklarını, evdeki 1 milyon 600 bin lirayı almayı amaçladıklarını itiraf etti.Bunun üzerine D.O. ve kardeşi M.A.U. da gözaltına alındı.İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 zanlı çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Çevre Ve Şehircilik Bakanlığına Van'da Bazı Alanlarda Verilen İmar Yetkisi 1 Yıl Uzatıldı
ANKARA (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanlığına Van'da depremden sonra verilen, bazı alanlarda imar planları ile her türlü arazi ve arsa düzenlemeleri yapma, yaptırma ve onaylama yetkisi 1 yıl uzatıldı.Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Van'da 2011'de meydana gelen deprem nedeniyle güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir yeni yerleşim yerleri oluşturarak şehrin marka değerini artırmak, gelişmesine katkı sağlamak ve oluşturulacak yeni yerleşim yerinde kamu yatırımlarının gerçekleşmesini sağlamak amacıyla 2016/9301 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla şehirdeki bazı alanlarda yetkilendirilmişti. Bu kapsamda Bakanlığa verilen bazı alanlarda imar planları ile her türlü arazi ve arsa düzenlemeleri yapma, yaptırma ve onaylama yetkisi Cumhurbaşkanı Kararıyla 19 Ekim 2020'den itibaren 1 yıl süreyle uzatıldı.
Jirki Kilimi Geleneği Şırnaklı Kadınların Elinde Yaşatılıyor
ŞIRNAK (AA) - MUSTAFA DEĞİRMENCİOĞLU - Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde, gelişen teknoloji ile unutulmaya yüz tutan Jirki kilimi kadınların elinde yaşatılıyor.Bölgede yıllarca terörün gölgesinde kalan kültürel zenginlikler ve geleneksel el sanatları, tesis edilen huzur ortamında yeniden adından söz ettirmeye başladı.Şırnak'ta en eski dokuma türlerinden, bölgede de önemli bir kültür mirası olan Jirki kilimi kadınların hünerli ellerinde kök boyası kullanılarak koyun yününden elde edilen iplikle ilmik ilmik dokunuyor. Bu önemli geleneği teknolojiye yenik düşmeden yaşatmak isteyen kadınlar GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığına bağlı Beytüşşebap Çok Amaçlı Toplum Merkezinde (ÇATOM) üretimi sürdürüyor.Kilimlerde çiçek, ağaç, hayvan figürlerinin yanı sıra kadınların duygu ve düşüncelerini yansıttıkları 'akrep', 'kurt ağzı', 'koç boynuzu', 'çengel', 'el', 'tarak', 'yıldız', 'muhabbet kuşu' ve 'göz' gibi motifler de yer alıyor. Yurt içinden ve yurt dışından ilgi gören, 'Bekik', 'Canbezar', 'Gülsariye', 'Gülhezar', 'Gülşivan', 'Jirkan', 'Lüleper', 'Kesneker', 'Sine' gibi çok sayıda ismi bulunan kilimleri dokuyan kadınlar aile bütçelerine de katkı sağlıyor.'Kilimlerin her birinin ayrı hikayesi, her motifin ayrı bir anlamı var'Beytüşşebap ÇATOM Müdürü Zehra Durmuş, AA muhabirine, merkezde el sanatları, iğne oyası, trikotaj, bağlama gibi 8-9 alanda kurs düzenlediklerini ancak en çok ilgi görenin kilim dokuma kursu olduğunu söyledi.Yöreye özgü Jirki kiliminin unutulmaması için kadınlara eğitim verdiklerini ifade eden Durmuş, 'Kilimlerimizin her birinin ayrı hikayesi, her motifin ayrı bir anlamı var. Yıllardan beri bu geleneği kadınlarımız yaşatıyor. Merkezimize gelen kadınlara bu konuda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Hem geleneğimizi sürdürüp hem de ev ekonomilerine katkıda bulunmalarına yardımcı oluyoruz.' dedi. El emeği göz nuru ile dokunan kilimlerin ilçe ve bölge için önemli olduğunu dile getiren Durmuş, kilimleri Beytüşşebap Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı işbirliği ile sattıklarını aktardı. 'Kadınlarımızın dokuduğu kilimleri Kaymakamlık alıyor. Dokuyucunun el emeğini veriyorlar.' diyen Durmuş, dokunan kilimlerin çok beğenildiğini belirtti.Durmuş, 'Sosyal medya üzerinden paylaştığımız örneklerle kilimlerimizin tanıtımını yapıyor, sipariş de alıyoruz. Kilimlerimiz yurt içinde de satılıyor, yurt dışına da gönderiyoruz. Buraya gelen misafirlerimize yöresel kilimlerimiz hediye de ediliyor. Hem vakıf hem de sosyal medya aracılığıyla satışını gerçekleştiriyoruz.' diye konuştu.'Bu geleneği gençlerimizle devam ettirmeye çalışıyoruz'ÇATOM'da eğitmen Seyran Adıyaman, bölgeye has kilimlerin unutulmaması için çalıştıklarını belirtti. Yöresel değer kilimlere üzerindeki motiflere göre değişik isimler verildiğini anlatan Adıyaman, 'Örneğin bu kilime Mimar Sinan'ın eserlerinden esinlenerek 'Sinani' ismini vermiş dokuyan kadınlarımız. Yıllar öncesinden günümüze gelen bu geleneği gençlerimizle devam ettirmeye çalışıyoruz.' ifadelerini kullandı.Kilim dokuyan kadınlardan 67 yaşındaki Nihari Ataman da ilçedeki hemen hemen her evde bu kilimlerden bulunduğunu aktararak her örneğin başka bir ismi olduğunu dile getirdi. Kilimlerde kök boya kullandıklarını ifade eden Ataman, her rengin farklı bir bitkiye ait olduğunu kaydetti.
Arnavutköy'de Yangın Çıkan Evde Uyuşturucu Bulundu
İSTANBUL (AA) - Arnavutköy'de bir evde çıkan yangına müdahale eden itfaiye ve polis ekipleri bodrum katta 203 kök Hint keneviri buldu.Alınan bilgiye göre, dün Bolluca Mahallesi'ndeki bir evin bodrum katında çıkan yangına müdahale için itfaiye ekipleri ile birlikte jeneratör odasına giren polis, evde Hint keneviri yetiştirildiğini gördü.Yapılan incelemede ayrı ayrı saksılar içerisinde 203 kök Hint Keneviri, aydınlatma sistemi, ısıtma ve sulama sistemi ele geçirildi.Bodrum katı kiraya verdiği tespit edilen Süleyman Mutlu Ö. gözaltına alındı. Daireyi kiralayan şüpheliyi yakalamak için çalışmanın sürdüğü bildirildi.Gözaltına alınan şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.
"Tüm Öğretmen Adayları Üstün Zekalılara Yönelik Eğitimler Almalı"
İSTANBUL (AA) - SEFA MUTLU - İstanbul Üniversitesi–Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Özel Yetenekliler Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Marilena Zinovia Leana Taşcılar, özel eğitim öğretmenlerinin yanı sıra diğer öğretmenlik dallarında okuyan öğretmen adaylarının lisans öğrenimlerinde üstün zekalıların eğitimlerine yönelik derslerin olması gerektiğini belirtti.AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Taşcılar, üstün zekalı bireylerin ve 'eğitimcilerin eğitimi' konularında değerlendirmelerde bulundu.Taşcılar, üstün zekalı ve yetenekli çocukların eğitiminin hem dünyada hem de Türkiye'de çeşitli modellere dayandırılarak yapıldığını anlatarak, 'Bununla birlikte bu çocukların eğitimi söz konusu olduğunda alınması gereken bazı eğitimsel önlemler de vardır. Bunlar kısaca zenginleştirme, hızlandırma ve gruplandırmadır. Zenginleştirme, halihazırdaki eğitim programının daha derin ve ayrıntılı bir şekilde işlenmesidir. Hızlandırma, daha erken yaşta okula başlama, sınıf atlatma ya da üst sınıflardan ders almalarını sağlayan bir sistemdir. Böylelikle eğitimleri kronolojik yaşlarına göre değil zihinsel yaşlarına göre şekillenerek esneklik sağlanır. Gruplandırma ise benzer zihinsel kapasitedeki çocukların birlikte özel gruplar şeklinde eğitim almalarını sağlamaktır.' diye konuştu.Türkiye'de en çok uygulanan stratejilerden birinin gruplama olduğu bilgisini veren Taşcılar, şöyle devam etti:'Gruplama homojen - heterojen ve tam zamanlı - yarım zamanlı sınıflardan oluşmaktadır. Özel okulların üstün yetenekli öğrenciler için oluşturdukları özel sınıflar, sadece üstün yeteneklilere yönelik okullar, okullarda bu öğrencilere yönelik oluşturulan destek eğitim odaları ve örgün eğitimin dışında yer alan Bilim Sanat Merkezleri (BİLSEM) uygulamaları gruplamaya örnek olarak verilebilir. Zenginleştirme de bu okulların ya da sınıfların içinde uygulanmaktadır. Hızlandırma ise okula erken başlama ve birinci sınıfta sınıf atlama olarak uygulanmaktadır. Tüm bu uygulamaların yanı sıra başta Anadolu Üniversitesi'nin yürütmekte olduğu Üstün Yetenekliler Eğitim Programları (ÜYEP) ve çeşitli üniversitelerin 'Çocuk Üniversiteleri' programları kapsamında üstün yetenekli öğrencilere yönelik okul dışı çalışmaların olduğunu görmekteyiz.'Üstün zekalıların örgün eğitime katılımlarıTaşcılar, üstün zekalıların örgün eğitimdeki durumları hakkında da bilgiler vererek, bu gruptaki bireyler için çeşitli model uygulamaları olduğunu söyledi.Bunların bazılarının örgün eğitim kapsamında ele alındığını aktaran Taşcılar, bazılarının da örgün eğitimin dışında yer aldığını ifade etti.Taşcılar, burada önemli olanın öğrencilerin ihtiyaçlarına, ilgi alanlarına ve yetenek alanlarına yönelik eğitimlerin sunulması olduğuna dikkati çekerek, şunları belirtti:'Onları anlayan, ihtiyaçlarını önemseyen eğitimciler ile bir arada olmalarıdır. Hem üstün zekalı çocuklara hem de normal düzeydeki çocuklara aynı anda eğitim veren uygulamalar da mevcuttur, sadece üstün zekalı öğrencilere uygulanan programlar da. Burada öğrenme hızı ve zorlanma düzeyi her öğrenciye göre şekillendirilebiliyorsa bu öğrencilerin aynı ortamda eğitim görmeleri mümkündür. Bununla birlikte sadece örgün eğitim ilgi ya da yetenek alanlarına yönelik ihtiyaçlarını karşılayamayabilir. Dolayısıyla ÜYEP, BİLSEM, Çocuk Üniversiteleri ya da özel kurumların hafta sonu programları bu anlamda eğitimlerini ve gelişimlerini destekleyici nitelikte olmaktadır.'Eğitimcilerin eğitimiDoç. Dr. Taşcılar, bu kadar özel bir grubun eğitiminin üstlenilmesinin de kolay bir süreç olmadığını belirterek, öğretimsel stratejilerin bilinmesi gerektiğine vurgu yaptı. Üstün zekalı ve yetenekli bir öğrenciye öğretmenlik yapabilmek için üstün zekalı olmanın gerekmediğini dile getiren Taşcılar, 'Mutlaka sahip bulunması gereken bazı temel özellikler vardır. Öncelikle üstün zekalı çocuklara öğretmenlik yapmak isteyen bir kişinin bu çocukların özelliklerini tanıyabileceği özel bir eğitim alması gerekir. Bu çocuklarla çalışmayı hedefleyen öğretmenlerin esnek, yaratıcı, araştırmacı ve yeniliğe açık olması gerekir. Her ilişkide olduğu gibi öğrenci–öğretmen ilişkisinde de sağlıklı bir bağın oluşması için güven çok önemlidir. Öğretmen bir konuda bilgi sahibi olmadığında bunu açık yüreklilikle söyleyebilmelidir, aksi halde üstün zekalı ve yetenekli çocuğun öğretmenine güveni sarsılabilir ve öğretmenin otoritesini sarsıcı davranışlar sergilemeye başlayabilir. Bu öğretmenlerin sahip olması gereken bir diğer özellik de adalet anlayışıdır. Eğitim ortamında adalet herkese eşit davranmak değil, herkese ihtiyaçları doğrultusunda davranmaktır. Çünkü yeri geldiğinde farklı özellikteki öğrencilere ilgilerine ve ihtiyaçlarına, daha da önemlisi hazır olma düzeylerine göre etkinlikler hazırlanması gerekir. Aslında bu özelliklerin tüm öğretmenlerde bulunması gerekir. Yine de bu özellikleri burada tekrar vurgulama gereği, ülkemizde sınıf öğretmenliği bölümlerinin eğitim programlarında yaratıcılık, eleştirel düşünme ya da üstün zekalı ve yetenekli bireylerin özelliklerini öğrenme gibi derslere yer verilmemesinden ileri geliyor.'Taşcılar, en idealinin bu çocukların eğitiminin bu alanda uzmanlaşmış öğretmenler tarafından yapılması olduğunu aktararak, Türkiye'de 2002'de ilk kez Prof. Dr. Ümit Davaslıgil tarafından İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi'nde Özel Eğitim Bölümü bünyesinde yer alan Üstün Zekalıların Eğitimi anabilim dalının kurulduğunu anımsattı.Bu anabilim dalını başka üniversitelerin de zaman içinde kendi bünyelerinde açtığını ve öğretmen yetiştirdiğini belirten Taşcılar, '2016-2017 eğitim öğretim döneminden itibaren özel eğitim bölümündeki tüm anabilim dalları (zihin engelliler eğitimi, özel yeteneklilerin eğitimi, görme/işitme engellilerin eğitimi) YÖK kararı ile tek bir program altında yani Özel Eğitim Öğretmenliği Programı adı altında birleştirilmiştir. Şu anda bu alanda okuyan öğretmen adaylarından her özel eğitim alt alanına hakim olmaları beklenmekte ve seçmeli derslerle daha çok ilgi duydukları alanlarda dersler seçmelerine imkan sunulmaktadır.' dedi.Taşcılar, pratikte pek çok öğretmen adayının zihin engelliler eğitimi alanını tercih ettiğini ve üstün zekalıların eğitimine yönelik alabilecekleri seçmeli derslerin de çok sınırlı olduğunu söyledi.Var olan koşullarda Özel Eğitim Öğretmenliği bölümünden mezun olacak öğretmen adaylarının üstün zekalı çocuklara öğretmenlik yapma konusunda yeterli donanımla mezun olamayacaklarının düşünüldüğünü anlatan Taşcılar, şunları kaydetti:'Diğer öğretmenlik dallarında okuyan öğretmen adaylarının da (sınıf öğretmenliği, fen bilgisi öğretmenliği, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, okul öncesi öğretmenliği gibi) lisans programlarında üstün zekalı çocukların eğitimlerine yönelik derslerin olmaması büyük bir eksikliktir. Şu an halihazırda görev yapan ve üstün zekalı çocukların eğitimine ilgi duyan öğretmenlerin katılabileceği hizmet içi eğitimlerin ya da sertifika programlarının yaygınlaştırılması bu çocukların eğitiminin sağlıklı bir şekilde ele alınabilmesi için önemlidir. Zira okullarda tanılanmış öğrenciler için destek eğitim odalarının açılması öngörülmekte ama orada eğitim verebilecek öğretmenlerin hem sayıca yeterli olmadığı hem de yeterli donanıma sahip olmadıkları görülmektedir.'
Facebook, Aşı Karşıtı Reklamları Yasaklıyor
OAKLAND (AA) - Sosyal paylaşım sitesi Facebook, aşı karşıtı reklamlara yasak getireceğini duyurdu.Facebook'tan yapılan açıklamada, aşıları güvenli olmayan veya faydasız olarak gösteren reklamlara artık izin verilmeyeceği belirtildi.Facebook'un Sağlık Girişimleri Müdürü Kang Şing Cin, şirketin blogundan yaptığı açıklamada, aşıların koruyuculuğu ve etkinliğiyle ilgili paylaşımların geniş bir kitleye ulaşmasına yardımcı olmak istediklerini vurguladı.Halk sağlığı çabalarına zarar verebilecek yanlış bilgiler içeren reklamları yasaklamayı amaçladıklarına işaret eden Cin, 'Bu tip reklamları platformumuzda istemiyoruz.' ifadesini kullandı.
Osmaniye'de Refüjdeki Ağaca Çarpan Otomobil Devrildi: 2 Yaralı
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde, refüjdeki ağaca çarparak devrilen otomobildeki 2 kişi yaralandı.Mustafa E'nin kullandığı 80 GN 230 plakalı otomobil, Kamil Kara Bulvarı'nda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüjdeki ağaca çarparak devrildi. Kazada yaralanan sürücü ile araçtaki Erkan D, olay yerine sevk edilen ambulansla hastaneye kaldırıldı.